Metrobüste kendisine mikrofon uzatılan çalışan (ya da çalışmaya çalışan) bir genç kadın burjuvazinin "kadınlar günü" demagojisini iki dakikada çürütüyor:

"Kesinlikle kutlanacak bir durum yok, kadınların sorunları bir günle sınırlı değil... büyük markalar bir yandan kadınlar günü diye reklamlar yapıyorlar, diğer tarafta işe alırken "çocuk yapmayı düşünüyor musun?" diye sorup "düşünüyorum" cevabı veren kadınları işe almıyorlar... Reklamla, mesajla, gülle, çiçekle kadınlar gününü kutlamayın, bir şey yapacaksanız özel sektörde ve kamuda işe alırken kadınlara ayrımcılık yapmaktan vazgeçin, çalışan kadınlara belirli zamanlarda prim verin, doğum izni verin, çocuğu hasta olduğunda izin verin ve haklarını verin!"

Yine aynı metrobüste saçları beyazlamış bir ev kadını çalışan kadınların sorunlarını, onların maruz kaldıkları fiziksel ve sözlü şiddeti vb. dillendirmesi üzerine mikrofonu uzatanın "siz çalışıyor musunuz/çalıştınız mı" sorusuyla karşılaşıyor. Kadının cevabı: "çalışmadım ama çok isterdim, çalışmadığım için çok pişmanım" oluyor.

Maalesef bizim küçük-burjuva sosyalistleri, "komünist"leri, "marksist"leri de her 8 Mart'ta aynı yarım yamalak ezberlerini geveleyip duruyorlar, kimileri de bunlara feminizmden çalıntı replikleri de ekleyerek büyük bir ilerleme kaydettiklerini sanıyor. Bunlar bir türlü kadının kurtuluşuna giden yolun modern üretime girmekten ve orada sınıf kardeşleriyle birlikte mücadele etmekten geçtiğini görmek istemiyorlar. Dalga dalga feminizmden çaldıkları sloganlar ve repliklerle en keskin kadıncılık adına kadınları eve kapatmaya dönük projeler üretmekte burjuvazinin en gerici kesimleriyle yarışıyorlar. Bunlar kendilerini işçilerin, emekçilerin "öncüsü" yerine koyuyorlar. Oysa "sıradan" denilen "sokaktaki", "metrobüsteki" emekçi insanlarımızın pek çoğu hepsinin fersah fersah ilerisinde. Bizim her şeyi bildiğini sanan çakma "komünist"lerin onların somut yaşam deneyimlerinden hiç bir şey öğrenmeye ne istekleri ne de yetenekleri vardır.

Böyle çakma "komünist"lerin kendilerinden çok daha fazla şeyi çok daha iyi anlamış ya da en azından sezmiş olan olan her yaştan işçi ve emekçi kadınlarımıza, sorunlarının hak yoksunluğundan da ibaret olmadığını, erkeklerle eşit haklardan yoksunluğun bir neden değil üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu anlatmalarını beklemek boş iştir. Aslında bu sözde "komünist/sosyalist" özde feminist baylar ve bayanlar da bilerek veya bilmeyerek iki yüzlü şekilde "kadınlar günü" kutlayan tekelci burjuvazinin işçi ve emekçi yığınlar içindeki birer uzantısı rolünü oynamaktadırlar. Dolayısıyla görev bu alanda da bir avuç gerçek kadın ve erkek komünistin omuzlarına düşüyor.

İşçi ve emekçi kadınlardan öğrenelim, onlarla birlikte 8 Mart'ı tekelci burjuvaziden ve uzantılarından geri alalım!