Sınıf Gündemi - Ekim - Sayı 25


Sermaye Devleti


2.10.2018 - 'İdlib'den çekilen radikal cihatçı gruplar Kayseri ve Konya'ya mı yerleştirilecek?' Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, İdlib'den çekilen cihatçı gruplarla ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Hakverdi soru önergesinde, "İdlib’ten gelen bu grupların Kayseri ve Konya’ya yerleştirileceği iddiaları doğru mudur?" diye sordu. CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, İdlib'den çekilecek cihatçıların Türkiye'ye giriş yapacağı tartışmaları ile ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Hakverdi soru önergesinde, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Putin ile imzaladıkları mutabakat gereği “radikal gruplar”ın İdlib’den çıkmaya başladığını söylemişti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak için gittiği New York’ta Reuters ve Foreign Policy dergisine açıklamalarda bulunan AKP Lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, silahlı radikal grupların İdlib’den çıkışının başladığını ifade etti. 3.5 milyon sivilin yaşadığı İdlib’de operasyonsuz çözümü öngören Soçi mutabakatı sonrası çıkışların başladığını kaydeden Erdoğan, bu grupların nereye gittikleri konusunda ise bir açıklamada bulunmadı" ifadelerini kullandı. http://bit.ly/SG25-169


3.10.2018 - ‘İleri demokrasi’de Meclis: Bürokratları çağırıp bilgi alma yetkisi kalkıyor AKP’nin hazırlayıp diğer partilerin görüşüne sunduğu yeni TBMM içtüzüğü tasarısında, Meclis araştırma komisyonlarının bürokratları çağırıp bilgi isteme yetkisi kaldırıldı. Cumhurbaşkanı ve bakanlar hakkındaki soruşturmalarda milletvekillerinin partiden bağımsız irade koyabilmesi için emniyet sübabı olarak işlev gören ‘grup kararı almama’ şartı da yeni içtüzükte bulunmuyor. Cumhuriyet’ten Emine Kaplan’ın haberine göre içtüzük taslağı uyarınca hakkında soruşturma açılacak cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bakanları Yüce Divan’a gönderme konusunda parti grupları görüşme yapabilecek ve karar alabilecek. Mevcut içtüzük ise siyasi parti gruplarında başbakan ve bakanlarla ilgili Meclis soruşturmasıyla ilgili görüşme yapılamayacağı ve karar alınamayacağını düzenliyor. Milletvekillerinin ‘Yüce Divan’ oylamasında bağımsız davranabilmesi, partilerin baskı yapmasını engellemeyi amaçlayan bu hüküm, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın önerisinde kaldırılıyor. http://bit.ly/SG25-1


9.10.2018 - 11 ilde 158 gözaltı: HDP il eş başkanı ve gazeteciler de var 11 ilde düzenlenen operasyonda aralarında HDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Mehmet Şerif Çamçı, gazeteciler Abdurrahman Gök, Kibriye Evren ve Semiha Alankuş’un da bulunduğu 158 kişi gözaltına alındı. Evrensel’in haberine göre, zırhlı araçlar eşliğinde 100’ü aşkın eve baskın yapan polis, birçok evin kapısını kırarak içeri girdi. Gazeteci Gök’ün evine uzun namlulu silahlarla baskın düzenleyen polisin, Gök ve ev arkadaşını yüzükoyun yere yatırdıktan sonra evde uzun süre arama yaptığı belirtildi. Gözaltına alınanlar Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. İstanbul’da da aynı operasyon kapsamında gazeteci Semiha Alankuş dahil gözaltına alınanlar var. Alankuş’un Diyarbakır’a götürüleceği belirtildi. HDP Diyarbakır il binası önünde de zırhlı ve TOMA araçları bekliyor. İçişleri Bakanlığı şu ana kadar 158 kişinin gözaltına alındığını duyururken, operasyonların süreceğini açıkladı. http://bit.ly/SG25-2


12.10.2018 - Güvenlik korucusu ile emekli koruculara silah ruhsatı Güvenlik korucuları (eski adıyla geçici köy korucusu) ile emekli güvenlik korucularına talepleri halinde silah taşıma ruhsatı verilebilmesine ilişkin düzenleme Resmi Gazete'de yayımlandı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yer alan 'Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik' kapsamında, güvenlik korucusu olanlar ile emekli güvenlik korucularına 'can güvenliği nedeniyle' talepleri halinde silah taşıma ruhsatı verilebilecek. Söz konusu yönetmelik değişikliği 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükümleri gereğince yapıldı. http://bit.ly/SG25-3


12.10.2018 - Çorlu’daki tren kazasında ‘asıl kusurlu’ bulunan dört görevliye tutuklama yok Tekirdağ’da 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasının ardından ‘asıl kusurlu’ bulunarak gözaltına alınan dört kişi adli kontrolle serbest bırakıldı. Çorlu ilçesinde 8 Temmuz’da menfezin altındaki toprağın aşırı yağmur nedeniyle kayması sonucu tren raydan çıkmış, 25 kişi hayatını kaybederken 340 kişi de yaralanmıştı. http://bit.ly/SG25-4


12.10.2018 - Adana Hapishanesi’nde özel işkence timi Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde yaklaşık 20 kişilik özel, işkence timi oluşturulduğu ve tutsakların saldırıya uğradığı bildirildi. Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde tutulan ağır müebbet hükümlüsü Fikret Kara’nın annesi Naime Kara, oğlu ve Hakan İnci’nin işkence timinin saldırısına uğradığını belirtti. Görüş yasağı olduğu için Naime Kara ve Hakan İnci’nin annesi bu bilgiyi çocuklarıyla yaptığı telefon görüşmesinde aldı. Anneler kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunuyor. http://bit.ly/SG25-5


15.10.2018 - 259 muhtar görevden alındı: Gerekçe ‘terör ve milli güvenliğe aykırı yapılarla bağlantı’ Milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapılarla bağlantılı oldukları gerekçesiyle 259 muhtarı görevden alındı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, işleme gerekçe olarak muhtarların ‘terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatının olması’ bazılarının da ‘görevin niteliğiyle bağdaşmayan eylemlerde‘ bulunması gösterildi. http://bit.ly/SG2-6


15.10.2018 - İzmir'de 17-25 Aralık eylemine 4 yıl sonra dava İzmir'de 17 -25 Aralık Operasyonları sonrasında yapılan 'hükümet istifa' eylemine yaklaşık 4 yıl sonra dava açıldı. Dava açılanlar arasında eylemleri takip eden muhabirimiz Eda Aktaş da bulunuyor. Soruşturmayı yürüten dönemin emniyet müdürü ise şu anda FETÖ suçlaması ile tutuklu. Kamuoyunda 17-25 Aralık Operasyonların ardından ülke genelinde emek ve demokrasi güçleri sokağa çıkmış ve hükümeti istifa etmeye çağırmıştı. İzmir'de de Taksim Gezi Parkı Mücadelesi sonrasında oluşturulan halk forumlarının çağrısıyla çeşitli eylemler yapıldı. 26 Şubat 2014 tarihinde Alsancak'ta akşam saatlerinde başlayan eylemde Basmane Meydanı'ndaki AKP Konak İlçe Binası'na yürümek isteyen kitleye Lozan Meydanı'nda müdahale edilmiş, 4'ü çocuk yaşta olmak üzere 19 kişi gözaltına alınmış ve eyleme katılanlar hakkında da soruşturma başlatılmıştı. Eylemin üzerinden 4 yıl geçmesine bir kaç 4 ay kala soruşturma sonlandı ve hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Eyleme katılan toplamda 38 kişi hakkında Tüm şüphelilerin izinsiz olarak toplantı ve gösteri yapmak suretiyle 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet, çevrede bulunan işyerlerine ve kamuya ait mallara zarar verme,müdahalede bulunan polis memurlarına direnerek görevi yapmalarına engel olma suçlamaları ile dava açıldı. http://bit.ly/SG25-7


16.10.2018 - Ankara’da 5 Halkevi’ne baskın Ankara’da Halkevi’nin 5 şubesine baskın yapan polisler, 4 şube başkanını da evlerinde yapılan aramanın ardından gözaltına aldı. Tuzluçayır, Keçiören, Eryaman, İlker ve daha önce “izinsiz eğitim-öğretim faaliyeti yürütmek” bahanesiyle mühürlenen Mutlu Halkevi şubelerine baskın yapan polisler buralarda arama yaptı. Aramalar sırasında Halkevleri Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin katılmasına ise izin verilmedi. Polis Mutlu, Tuzluçayır, Keçiören ve Eryaman Halkevi şube başkanlarının da evlerinde arama yaparak 4 şube başkanını da gözaltına aldı. http://bit.ly/SG25-8


17.10.2018 - İstanbul'da 16 bin polis ve bekçiye komando eğitimi verildi İstanbul'da ani gelişen olaylara müdahale edebilmesi için yaklaşık 16 bin polis ve bekçiye komando eğitimi verildi. İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan'ın talimatı doğrultusunda Eğitim Şube Müdürlüğü'nün koordine ettiği eğitime il genelinde görev yapan amir, polis ve 'gece kartalları' olarak bilinen bekçiler katıldı. DHA'nın aktardığı habere göre, eğitime katılan kursiyer polislere tabanca ve uzun namlulu silahlarla 'Operasyonel atış teknikleri', 'Hareketli hedefe atış', 'Tek elle atış', 'Şüpheli kişi ve araç durdurma', ‘Arama ve güvenli müdahale', ‘Bina içi arama', ‘Şahıs ve araç arama teknikleri' ile ‘Yakın alan çatışma eğitimi', ‘Şüpheli paketlere karşı güvenlik tedbirleri', ‘El yapımı patlayıcılara karşı harekat tarzı', ‘Pusudan kurtulma', ‘Ani gelişen olaylara karşı harekat tarzı', ‘Terörizme karşı önemli tesislerin korunması' gibi pek çok eğitim verildi.

http://bit.ly/SG25-9


24.10.2018 - Yürüyüş dergisine polis baskını Bu sabah İstanbul’da Yürüyüş dergisinin bürosuna polis baskını düzenlendi. Sultangazi ilçesindeki büroya düzenlenen baskında özel harekat ve çevik kuvvet polislerinin yanı sıra itfaiye ekipleri yer aldı. Baskında polis helikopteri de kullanıldı. Bürodaki bazı malzemelere el konulan operasyon sırasında büroda bulunan Yürüyüş çalışanları gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar sağlık kontrollerinin ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. http://bit.ly/SG25-10


25.10.2018 - Tekirdağ Hapishanesi’nde tutsaklar darp edildi Hapishanelerde siyasi tutsaklara yönelik keyfi yasaklar ve saldırılar hız kesmeden sürüyor. Tutsakların direnişleri sonucu birçok hapishanede kitap ve dergiler verilirken, Tekirdağ Hapishanesi’nde keyfi uygulamalar devam ediyor. Tekirdağ Hapishanesi içinde aynı yerleşkede bulunan F1, T1 hapishanelerinde kitap ve gazeteler alınırken F2 Hapishanesi’nde alınmıyor. İdarenin “yayın yasağı kalktı” demesine rağmen uzun bir süre yayınlar verilmezken yakın zamanda 20 kitap uygulaması devreye sokuldu. Hücredeki kitapları almayı amaçlayan uygulama TKİP ve DHKP/C dava tutsakları tarafından kabul edilmedi. Bununla birlikte keyfi uygulamaların had safhada olduğunu belirten tutsaklar, bu baskı ve tecrite karşı TKİP ve DHKP/C olarak görüş sonrasında oturma eylemi gerçekleştiriyor. En son görüş sonrasında da tutsaklar eylem sırasında darp edilerek yerlerde sürüklendi. Saldırıda tutsaklardan Hüseyin Kütük’ün ciddi yaralar aldığı bildirildi. Tutsakların, keyfi uygulamalara ve baskılara asla boyun eğmeyeceklerini, sonuna kadar direneceklerini ifade ettiği vurgulandı. http://bit.ly/SG25-11


26.10.2018 - Gözaltındaki 6 ÖDP’linin tutuklanması istendi Geçtiğimiz haziran ayında Bursa’da toprağa verilen ÖDP üyesi Nuri Salman'ın cenaze töreninde “terör örgütü propagandası” yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan ÖDP Bursa İl Örgütü üyesi 6 kişi Bursa Adliyesi’ne çıkarıldı. 6 ÖDP'li savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Haziran ayında yaşamını yitiren Nuri Salman’ın cenaze törenine katıldıkları için 24 Ekim’de sabaha karşı yapılan ev baskınlarıyla Bursa’dan 4, Edirne’den ve Ankara’dan 1'er kişi gözaltına alınmıştı. Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Bursa İl Örgütü üyesi 6 kişi “Örgüt propagandası” yaptıkları iddiasıyla 3 gün gözaltında tutulduktan sonra bugün Bursa Adliyesi’ne sevk edildi. http://bit.ly/SG25-12


28.10.2018 - İçişleri, 11.1 milyon kişiyi tek tek fişleyecek İçişleri Bakanlığı’na; milyonlarca kişinin hangi derneğe üye olduğuna dair bilgileri toplama yetkisi verildi. 114 bin 218 dernekle hemen iletişime geçen İçişleri Bakanlığı; 11.1 milyon dernek üyesinin ad, soyad, T.C. kimlik numarası, meslek, öğrenim durumu, derneğe üyelik tarihi gibi kişisel bilgilerin tamamının “ivedilikle” bildirilmesini istedi. Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, İçişleri Bakanlığı; 2005 tarihli Dernekler Yönetmeliği’nde, 1 Ekim’de değişiklik yaptı. Değişiklikle “Beyanname Verme Yükümlülüğü”nü düzenleyen 83. maddeye yeni bir düzenleme eklendi. Dernekler Yönetmeliği’ne göre; dernek yönetim kurulu başkanları, her yılın ilk 4 ayı içinde, bir önceki yıla ait “ Dernek Beyannameleri”ni mülki idare amirliğine vermekle yükümlüydü. Eski yönetmeliğe göre bu yükümlülüğün gereği olarak dernekler; asıl ve onursal üyelerinin sadece sayısını bildiriyordu. Toplam sayıyı kadın ve erkek olarak ayrı ayrı iletiyordu. http://bit.ly/SG25-13


29.10.2018 - Sosyal medya gerekçesiyle 23 gözaltı Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 28 eve düzenlenen baskınlarda 23 kişi gözaltına alınırken evinde bulunamayan 5 kişinin ise arandığı belirtiliyor. Sosyal medya paylaşımları ve cenaze törenlerine katılmak gerekçesiyle gözaltına alınanlar ilçe emniyet müdürlüklerine götürüldü. http://bit.ly/SG25-14


Türkiye Gündemi


3.10.2018 - Financial Times yazarına konuşan AK Partili: Bu bölünmüşlüğün altından kalkamayız BBC Türkçe'nin aktardığına göre, Türkiye ekonomisindeki ve dış politikasındaki son gelişmelerin değerlendirildiği yazıda David Gardner, Erdoğan'ın ABD'nin tehditleri ve Rusya'nın taleplerine nasıl cevap vereceğini kararlaştırması gerektiğini belirtiyor. Gardner'a göre birkaç hafta içindeki verilecek bu kararlar, Türkiye'nin ekonomik istikrarına ve güvenliğine gerçek tehditlerin yöneldiği bu dönemde "jeopolitik olarak nereye oturduğuna" karar vermesine yardımcı olacak. Gardner'ın yazısından öne çıkan satırlar şöyle: — Türk Lirası'nın yıl başından bu yana ABD Doları karşısında yüzde 40 değer kaybetmesine ve şirketlerin dış borcunun artmasına neden olan kur krizi şimdilik duruldu. Ancak, NATO üyesi Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşmasına, İran'a yönelik yaptırımları kırmasına ve ABD'li papaz Andrew Brunson'u terör suçlamasıyla hapis tutmasına kızan ABD, Türk bakanlara ve Türkiye'den ithalata yönelik cezalandırıcı adımlar attı ve Türk ekonomisinin en kırılgan olduğu dönemde yeni adımlar atmaya da hazırlanıyor.

http://bit.ly/SG25-15


4.10.2018 - Bilgisayar Mühendisleri Odası: 24 Haziran sonuçlarında 2 bin sandıkta hata tespit edildi Bilgisayar Mühendisleri Odası'nın 'Seçsis çalışma grubu' tarafından yayınlanan raporunda, seçim sonuçlarının aday ve partiler kaydırılarak yazılması, farklı sandıklarda birbirinin aynı sonuçlar, aynı sandığın tutanak ve cetvellerdeki oy farklılıkları gibi pek çok hata ve tutarsızlık bulunduğu ifade edildi. Sözcü'nün aktardığı habere göre raporda, "Çalışma grubumuzun geliştirdiği bir yazılımla YSK'nın Sandık Sonuçları Paylaşım Sisteminde (SSPS'de) yayımladığı tüm sandık verileri üzerinde temel istatistik teknikleri uygulanarak sandık bazında olası tutarsızlıklar belirlenmiş, ardından bu sandıkların verileri SSPS'den elde edilen sandık sonuç tutanakları ve sayım döküm cetvelleriyle gözle karşılaştırılarak bir önceki adımda belirlenen tutarsızlıkların doğrulanması ve nedenlerinin anlaşılması sağlanmıştır. Veri analizi çalışması sonucunda başlıcaları aşağıda sıralanan çok ciddi veri tutarsızlıkları ve belirgin hatalar saptanmıştır" denildi. https://tr.sputniknews.com/turkiye/201810041035516859-bilgisayar-muhendisleri-odasi-haziran-secim-sonuclari-hata/


5.10.2018 - CHP'de seçim için 'Burhan Pazarlama' taktikleri: Sürekli sırıtma, enseyi kaşıma, yutkunma, dudakları ısırma, kravatı düzeltme CHP yerel seçimlere sağcı aday arayışını hızlandırdı ve milletvekillerine “halkla iletişim teknikleri” öğretmeye başladı. “Sağın diliyle konuşmalıyız” stratejisi uyarınca Ankara’da Mansur Yavaş ve İstanbul’da Ümit Boyner’i aday göstermeye hazırlanan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Mustafa Sarıgül’ü de Eyüp’ten aday göstereceği söyleniyor. Bu arayışlar sürerken Prof. Dr. Can Bilgili ve Kamil Sönmez, CHP'li milletvekillerine “etkili iletişim teknikleri” dersi veriyor. Milletvekillerine, yıllarca İstanbul vapurlarında satış yapan ve “Burhan Pazarlama” olarak ünlenen seyyar satıcı Burhan Demircan örnek gösterildi. http://haber.sol.org.tr/turkiye/chpde-secim-icin-burhan-pazarlama-taktikleri-surekli-siritma-enseyi-kasima-yutkunma


5.10.2018 - HDP faşist meral ablanın insani ve siyasi haklarını savunuyor HDP, MHP'li bir grubun İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in toplanmasına tepki gösterdi. HDP Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, "Sayın Akşener’in evinin önünde gösteri yapılması ne insani açıdan ne siyasi açıdan kabul edilebilir. Ahlaken de kabul edilemez" dedi. http://m.t24.com.tr/haber/hdp-aksenerin-evinin-onunde-gosteri-yapilmasi-ne-insani-acidan-ne-siyasi-acidan-kabul-edilebilir,716651

 

11.10.2018 - AKP ve MHP arasında 'af tartışması' büyüyor Recep Tayyip Erdoğan'ın, MHP'nin TBMM'ye sunduğu yasa teklifine, "Yapılabilecek bir şey varsa değerlendirelim ama cezaevlerini boşaltmak için af çıkarılmaz. Bu konudaki çalışmalarımızı sağlam zemine oturtmak suretiyle yapılır. Anlık, ayak üstü düzenlemelerle değil. Adaletin tesisi farklıdır" sözleri MHP kanadında "kırgınlığa" yol açmış görünüyor. Her ne kadar Erdoğan, tüm çekincelerine rağmen, Adalet Bakanlığı'nın bu konuda çalışma yaptığını açıklasa da, af teklifine yönelik açıklamalarına MHP'den yanıt gecikmedi. MHP'nin yasa teklifini hazırlama görevi verdiği Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, hazırladıklarının bir "af" olmadığını, şartlı ceza indirimi olduğunu vurguluyor. Feti Yıldız, Erdoğan'ın af gibi önemli bir konuda "ayaküstü düzenlemeler yapılamayacağı" yönündeki sözlerine kırıldığını vurgularken, hazırladıkları teklif konusunda Erdoğan'a doğru bilgi gitmediği görüşünde. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-45821921

 

18.10.2018 - ‘İpek Yolu ülkelerinin ilişkilerini pekiştirmeyi amaçlayan' BRICA Zirvesi İstanbul'da gerçekleşiyor Çin hükümetinin 2013 yılında açıkladığı Kuşak ve Yol girişiminin iş dünyası ayağı olan Kuşak ve Yol Sanayi ve Ticaret Birliği (BRICA) Zirvesi 17-18 Ekim tarihlerinde İstanbul'da gerçekleşiyor. Etkinliğin açılış konuşmalarını, CFIE Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreter ve BRICA Genel Sekreteri Xiong Meng, TÜSİAD Çin Network Grubu Başkanı Korhan Kurdoğlu, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Başkanı Suma Chakrabarti, TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Yu Hongyang, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak yaptı. http://bit.ly/SG25-16


20.10.2018 - MHP ile AKP arasında ‘andımız’ kavgası https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/mhp-ile-akp-arasinda-andimiz-kavgasi-2692316/


25.10.2018 - CHP’li Erbay: EYT mağdurları önce AKP’ye sonra da MHP’ye takıldı! Emeklikte Yaşa Takılanlar için verilen araştırma önergesinin MHP'nin çekimser kalması sonucunda AKP oylarıyla reddedilmesi üzerine bir açıklama yapan CHP Muğla Milletvekili ve AB Uyum Komisyonu üyesi Av. Burak Erbay, “Emeklilikte Yaşa Takılanlar AKP'nin hukuksuzluğuna takılmıştı ama şimdi de MHP'nin tutarsızlığına takıldı. EYT için verilen araştırma önergesi CHP, İYİ PARTİ, HDP ve MHP Milletvekillerinin oyları ile kabul edildi. Ancak önce kabul oyu veren MHP aradan birkaç saat geçmeden çekimser kalarak yıllardır hakları gasp edilen, emeklilik hayali kuran insanları hayal kırıklığına uğratmıştır” dedi. “MHP BİRKAÇ SAAT İÇİNDE ÇARK ETTİ” Siyasetin ilkeli ve tutarlı yapılması gerektiğini söyleyen CHP'li Erbay, “MHP gerek seçim beyannamesinde gerekse seçim meydanlarında EYT sorununu çözeceğini söylemişti. Hatta MHP'li Milletvekilleri EYT için kanun teklifi dahi verdiler. Dün de TBMM gündemine gelen EYT ile ilgili araştırma önergesine önce evet oyu verdiler. Böylece araştırma yapılmasına dair önerge kabul edildi. Ancak iki saat önce evet yönünde oy kullanan grup başkanvekili Erhan Usta görevden alındı ve sonra MHP grubu araştırma komisyonu kurulması için yapılan oylamada çekimser kaldı. Böylece EYT araştırma önergesi AKP oylarıyla reddedildi. Düne kadar EYT sorununu çözeceğini söyleyen MHP birkaç saat içinde çark ederek EYT mağduru binlerce insanımızı mağdur etmiştir. Bu kadar kısa sürede ne değişmiştir çok merak ediyoruz. Nelerin pazarlığı yapıldı da bir anda grup başkanvekili görevden alındı ve binlerce EYT mağduru ortada bırakıldı?” şeklinde konuştu. https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/chpli-erbay-eyt-magdurlari-once-akpnin-hukuksuzluguna-simdi-de-mhpnin-tutarsizligina-takildi-2701904/


18.10.2018 - Times: Erdoğan, Kaşıkçı krizini Sünnilerin lideri olduğu iddiasını pekiştirmek için kullanıyor İngiliz Times gazetesi, Cemal Kaşıkçı krizi sonrası Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izlediği politikayı yorumladı. Gazeteye göre Erdoğan krizi, "Sünnilerin lideri olduğu" iddiasını pekiştirmek için kullanıyor. Gazetenin iç sayfalarındaki analiz, Times'ın Orta Doğu muhabiri Richard Spencer'ın imzasını taşıyor. Spencer, "Sızdırılan haberler acımasız" diyerek başladığı analizinde önce, Türkiye'deki gazetelerde, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdiği 2 Ekim'den bu yana kayıp olan gazeteci Cemal Kaşıkçı hakkında yayımlanan çeşitli haberleri aktarıyor. Sızdırılan haberlerin Kaşıkçı'nın nasıl öldürüldüğüne yönelik olduğunu belirten Spencer, emniyet yetkililerinden ise bu konuda resmi hiçbir açıklama yapılmadığına dikkat çekiyor. 'Haberleri, Erdoğan'ın danışmanları sızdırıyor' Yazara göre haberleri sızdıranların, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanları olduğu açık. "Erdoğan'ın Suudi bir muhalifin Türk topraklarında öldürülmesne öfkesi anlaşılabilir bir durum. Daha az net olan ise dünyayı neden bu şekilde gelişmelerden haberdar ettiği" diyen Spencer'a göre Cumhurbaşkanı, neler yaşandığına dair bilgileri günler önce kamuoyuyla paylaşabilirdi ama bunu yapmadı. 'Erdoğan, Suudi Arabistan'la anlaşma yapabilir' Times yazarı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu yöntemle Suudi Arabistan'a acı çektirdiği ve Riyad'ın da küçük düştüğü görüşünde. Analiz, şöyle noktalanıyor: "Sayın Erdoğan'ın elindeki tüm kartları ya da onları nasıl kullanmak istediğini hala bilmiyoruz. Stratejisinin iki muhtemel avantajı var; Birincisi, Suudi Arabistan'ı içine düştüğü sefil durumdan çıkarmak için bu ülkeyle bir anlaşma yapabilir. Türkiye soruşturmanın tüm detaylarını gizli tutarak ve sadece Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın olayla ilgisi olmadığını gösterecek düzeyde kanıtı paylaşarak karşılığında Riyad'dan taviz vermesini talep edebilir. Bu belki, Ankara'nın müttefiki Katar ile Suudi Arabistan arasındaki soruna yönelik bir talep olur. Sadece yatırım talebi de olabilir. "İkinci avantaj ise daha geniş kapsamlı. Sayın Erdoğan, kendisini Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçısı, Türkiye'yi de Sünni dünyanın doğal lideri olarak görüyor. Son yüzyılda bu rol, kendisini 'iki kutsal kent Mekke ve Medine'nin koruyucusu' olarak nitelendiren Suudi Arabistan Kralı'nındı. Şimdi ise bu ahlaki otorite lekelenmişe benziyor. Sayın Erdoğan da bunun üzerine gidiyor. Yine de Müslümanların çoğu, ülkelerinin, krizlerin siyasi kazanç için istismar edilmediği modern bir dünyanın parçası olmasını istiyor." https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45897911


19.10.2018 - "Fındık teklifi Meclis'e gelmeyen muhalefet milletvekilleri yüzünden AKP'liler tarafından reddedildi" Sözcü yazarı Çiğdem Toker Meclis'te görüşülen, fındık üreticisini ilgilendiren önergenin reddedilmesiyle ilgili olarak değerlendirmede bulundu. Muhalefet milletvekillerinin yeterli sayıda katılmadığı Genel Kurul'da bir ilk yaşanabileceğini kaydeden Toker, "Sorun, ilk kez muhalefet partilerinin tümünün bir araya geldiği bir araştırma önergesinin reddedilmesi. Sırf, o anda Genel Kurul salonunda yeterli sayıda muhalefet partisi milletvekili olmadığı için" diye yazdı. http://m.t24.com.tr/haber/findik-teklifi-meclise-gelmeyen-muhalefet-milletvekilleri-yuzunden-akpliler-tarafindan-reddedildi,726879


19.10.2018 - "Erdoğan emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili düzenlemeye karşı çıkıyor ama kendisi 'çift dikiş" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, emeklilikle yaşa takılanlarla ilgili düzenlemeye karşı çıkarken, gerekçelerinden birini de “Erken emekli olacak, çalışmaya devam edecek. Yani çift dikiş” diye açıkladı. Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde sosyal güvenlikle ilgili yasalarda düzenleme yapılırken özel sektör dışında kamuda emekli olanların çift maaş alarak çalışamayacağı, kamuda çalışması durumunda emekli maaşının kesileceği hükmü getirdi. Ancak tek istisna tutulan kesim milletvekilleri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisinin de yer aldığı emekli milletvekilleri, kamuda da üniversitelerde çalışsa da emekli maaşını almaya devam edebiliyor. Cumhuriyet'te yer alan habere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, başbakanlığı döneminde 2008 yılında sosyal güvenlik yasalarında değişikliğe gidilerek emeklilik yaşı 65’e çıkarıldı. Aynı düzenlemeler kapsamında kamuda çalışanlar için ‘tek maaş’ alma kriteri getirildi. Yani bir kamu çalışanın hem emekli maaşı hem de diğer maaşı alması önlendi. Özel sektör için ise ‘destek primi’ ödemeleri koşuluyla çifte maaş almaları sağlandı. Kamuda ‘tek maaş’ kriterinde tek istisna ise milletvekilleri oldu. Milletvekillerinin emekliğe hak kazanmaları durumunda hem emekli maaşı almaları hem de vekilliği devam ediyorsa da maaş almaları yönünde düzenleme yapıldı. İlerleyen yıllarda yapılan değişikliklerle ‘çifte maaş’ alacakların kapsamı, bu kez seçilemeyip üniversitelere dönen ya da bakan yardımcılığına atanan eski milletvekilleri için genişletildi. http://m.t24.com.tr/haber/erdogan-emeklilikte-yasa-takilanlarla-ilgili-duzenlemeye-karsi-cikiyor-ama-kendisi-cift-dikis,726863


19.10.2018 - Devletin gözü 'Bir Kuşak Bir Yol'da: Ticaret tarihinin seyri değişecek Çin’in Kuşak ve Yol girişiminin iş dünyası ayağı olan BRICA Zirvesi dün İstanbul’da başladı. Açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, Kuşak ve Yol Sanayi ve Ticaret Birliği’nin (BRICA) sadece dünyanın ticari seyrini değil; ticaret tarihinin de seyrini değiştirecek güce sahip olduğunu söyledi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin modern İpek Yolu’nu inşaa için başlattığı Kuşak ve Yol girişiminin iş dünyası ayağı olan Kuşak ve Yol Sanayi ve Ticaret Birliği Zirvesi, 17-18 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlendi. Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ile Çin Sanayi Ekonomileri Federasyonu (CFIE) işbirliğinde düzenlenen BRICA Zirvesi’ne Türkiye ve Çin’in yanı sıra farklı kıtalardan iş dünyası, akademi ve sivil toplumun önde gelen temsilcileri katıldı. Etkinliğin açılış konuşmalarını ise BRICA Genel Sekreteri Xiong Meng, TÜSİAD Çin Network Grubu Başkanı Korhan Kurdoğlu, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Başkanı Suma Chakrabarti, TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Yu Hongyang, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak yaptı. Etkinliğe yazarımız Şule Perinçek’te katıldı. https://www.google.com/url?q=https://www.aydinlik.com.tr/devletin-gozu-bir-kusak-bir-yol-da-ticaret-tarihinin-seyri-degisecek-ekonomi-ekim-2018-1&source=gmail&ust=1541162620095000&usg=AFQjCNG4nQizJPgXmJ9U0ExSYXbzM6qzGA


23.10.2018 - Erdoğan, Siemens, Mercedes, BMW, Bosch gibi Alman firmaların CEO'larıyla görüşecek Erdoğan, 90'a yakın büyük Alman şirketinin yöneticisiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde perşembe günü bir araya gelecek. Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier'in de yer alacağı buluşmaya aralarında Siemens, Mercedes, Bosch, SAP, EON'un bulunduğu şirketlerin temsilcisi katılacak. Kabulde, Alman iş adamlarıyla Türkiye'deki yeni yatırım ve işbirliği fırsatları, teşvikler ele alınacak. Erdoğan, Alman iş adamlarıyla görüşmesinde "Türkiye'ye yatırım yapan kazanır" mesajı vererek yatırım çağrısı yapacak. Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier, 5 yıl önce kurulması kararlaştırılan Türkiye-Almanya Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi'nin ilk toplantısı için bu hafta Alman iş adamları heyetiyle Türkiye'ye gelecek. http://bit.ly/SG25-17


24.10.2018 - Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu da 'kırmızı çizgi'sini açıkladı (Bu açıklamaları bir sol parti değil, Saadet Partisi yapıyor) AKP ve MHP arasında yaşanan "kırmızı çizgi" tartışmasına Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da katıldı. Karamollaoğlu kırmızı çizgilerinin "Adalet arayan mağdurlar, borç mağduru milyonlar" olduğunu açıkladı. AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ifadelerine yönelik olarak sarf ettiği "Cumhurbaşkanımıza gösterilen saygı kırmızı çizgimizdir" söylemine MHP cephesinden "Bizim de kırmızı çizgimiz Devlet Bahçeli'dir" açıklamasıyla yanıt gelmişti. Yerel seçim ittifakındaki pürüz ve ‘andımız’ çatlağı sonrası MHP ile AKP arasında af tartışması yaşanmıştı. Erdoğan’ın "Uyuşturucu tacirlerini affeden iktidar olmayız" sözlerine sert karşılık veren Bahçeli “İtibarsız isnat siyasi ahlâka sığmaz” demişti. AKP Sözcüsü Çelik bu sözlere, "Siyasi nezakete uygun değil. Cumhurbaşkanımıza saygı kırmızı çizgimiz" diye yanıt vermişti. MHP’den Çelik'in sözlerine genel başkan yardımcılığı görevinde bulunan Semih Yalçın'dan yanıt gelmişti. Yalçın kendileri için de kırmızı çizginin genel başkanları Devlet Bahçeli olduğunu belirterek “Kimse Genel Başkanımıza nezaket dersi vermeye kalkamaz” ifadelerini kullanmıştı. Karamollaoğlu'ndan da kırmızı çizgi açıklaması Karamollaoğlu AKP-MHP arasında yaşanan kırmızı çizgi tartışmasına hak ihlalleri üzerinden katıldı. SP lideri "Şimdi bir kırmız çizgi açıklama yarışı aldı başını gidiyor. Elbette herkesin kırmızı çizgileri var. Bu konuda bizimde bir takım kırmızı çizgilerimiz var" diyerek şu açıklamayı yaptı: Bizim kırmızı çizgimiz; - Adalet arayan mağdurlardır. - Fitre parasına muhtaç hale getirilmiş asgari ücretlilerdir. - Şeker fabrikası işçileri ve mahsulü para etmeyen çiftçilerimizdir. - Borç mağduru milyonlardır. - Atanamayan öğretmenler, iflas eden esnaf ve tücarlardır. - Oğluna okul pantolonunu alamayan babalardır. Velhasılı kelam bizim kırmızı çizgimiz bu memleketin selameti ve insanlarımızın huzurudur. http://t24.com.tr/haber/saadet-partisi-lideri-karamollaoglu-da-kirmizi-cizgisini-acikladi,731073

24.10.2018 - Erdoğan'ın Bahçeli tarafından köşeye sıkıştırıldığını gören Meral Abla Erdoğan’a can simidi atıyor: İyi Partili Ağıralioğlu: Erdoğan kaybetsin de ne olursa olsun demiyoruz İyi Parti Grup Başkanvekili, İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu, yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceklerini söyledi. CHP tabanının HDP'den rahatsız olduğunu söyleyen Ağıralioğlu, HDP ile kurulacak doğrudan ya da dolaylı ittifaktan imtina ettiklerini belirterek “Türk milletini yönetebilme kabiliyetimizi iddiamızı gölgeleyebileceği” düşüncesiyle olumlu bakmadıklarını ifade etti. Siyasi partilerin İstanbul hedefleri ve Kürt seçmen kozuyla ilgili soruya ise Ağıralioğlu, “Sayın Erdoğan kaybetsin de ne olursa olsun demiyoruz, biz ilkelerimizle siyaset yapacağız” yanıtı verdi. http://m.t24.com.tr/haber/iyi-partili-agiralioglu-erdogan-kaybetsin-de-ne-olursa-olsun-demiyoruz,731229

 

Kürdistan’da Sömürgecilik ve Direniş


2.10.2018 - Çavuşoğlu: "Münbiç'ten YPG'lilerin tamamen çıkarılmasının zamanı geldi" Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsviçre'deki temasları kapsamında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri ve ABD unsurlarının Münbiç'teki ortak devriye görevine ilişkin Çavuşoğlu, "Takvimde biraz gecikme var ama şu ana kadar Münbiç bölgesinde ayrı ayrı yaptığımız tatbikatlar ve kolluk görevlilerin orada yaptığı çalışmalar önemliydi." açıklamasında bulundu. Çavuşoğlu, "Artık Münbiç'ten YPG'lilerin tamamen çıkartılması ve Münbiç'in yerel insanlarına bırakılması, yönetim bakımından da güvenlik birimleri bakımından da bırakılmasının zamanı geçmiştir." ifadelerini kullandı. Bakan Çavuşoğlu, söz konusu mutabakatın ABD ile harfi harfine uygulanması gerektiğinin altını çizerek, "Onlardan kaynaklanan bir gecikme oldu ama tamamen kötü işliyor ya da hiç işlemiyor diyemeyiz." diye konuştu. http://bit.ly/SG25-168


2.10.2018 - ABD’li bakan duyurdu: Menbiç’te Türkiye’yle ortak devriye için eğitim başladı ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, ABD ve Türkiye’nin Menbiç’te yakında başlatmayı planladığı ortak devriye görevi öncesinde birlikte eğitime başladığını açıkladı. NATO müttefiki iki ülke halen, geçen haziranda vardıkları yol haritası kapsamında Suriye’nin kuzeyindeki Menbiç’te koordineli ancak birbirinden bağımsız devriyeler yürütüyor. Yol haritasında eğitim safhasının tamamlanmasının ardından devriyelerin başlaması öngörülüyor. BBC Türkçe’nin haberine göre Mattis, Amerikan ordusunun Türk eğitmenlerle çalışmalarını sürdürdüğünü, bir sonraki aşamada Türk askerleriyle birlikte birkaç hafta sürecek bir eğitim yapılacağını, Türkiye’deki eğitim süreci bitince ortak devriyenin başlamasını beklediklerini söyledi. Ortak devriyenin ay sonunda başlaması öngörülüyor. http://bit.ly/SG25-18


2.10.2018 - ‘Malatya'daki tüm cenazelerin sağ bilekleri kırılmış’ Bölgede farklı tarihlerde yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren birçok HPG’linin cenazesi halen, kimlik tespiti için götürüldüğü Malatya Adli Tıp Kurumu (ATK) Morgu’nda bekletiliyor. Yakınlarına teslim edilmesi beklenilen cenazelerin birçoğu, aileler tarafından teşhis edilmesine rağmen DNA eşleşmesi geciktiği için önce kimsesizler mezarlığına defnediliyor. Çocuklarının cenazelerini teşhis için giden aileler ayrıca, ATK morgunda bekletilen cenazelere de tek tek bakmak zorunda kalıyor. Morgda cenaze torbaları içinde yere serilen cenazeler arasından yakınlarını teşhis etmeye çalışan ailelerden bazıları, vücut bütünlüğü olmayanları teşhis etmekte zorlanıyor. Ağustos ayında yaşanan bir hava saldırısında kardeşini kaybeden A.A. da bunlardan biri. Emniyet tarafından cenazeyi alabileceklerinin söylenmesi üzerine Malatya’ya giden A.A., morgda karşılaştıkları hakkında şunları aktardı: “Cenazeyi teşhis etmek için morga girdik. Yerde 30 kadar cenaze vardı. 3 tanesi kadın cenazesiydi. Bizim cenazemizle birlikte 7 cenaze, ayrı yerlerden getirilmişti. 4’ü ailelerine teslim edilmiş, 3’ü kalmıştı. Ancak onları da 30 cenaze ile bir araya koydukları için hepsine tek tek bakmak zorunda kaldık. Ama cenazemizi teşhis edemedik. 30 cenazeye de baktım, 7’si dışında teşhis edilebilecek cenaze yoktu.” “Bütün cenazelerin durumu çok kötüydü” diyen A.A., tüm cenazelerin parçalandığını ve bir tanesinin sadece sağ koldan ibaret olduğunu kaydetti. http://bit.ly/SG25-167


3.10.2018 - Erdoğan: ‘Yine kayyım atarız’ Basına kapalı yapılan görüşmede, ağırlıklı olarak Mart 2019’da yapılacak yerel seçim, belediye başkan adaylarının belirlenmesi, HDP’li adayların kazanacağı belediyelerin durumu değerlendirildi. “Seçilip yine aynı şeyi yaparsa yine görevden alırız. Ben kayyım işini çok önceden söyledim. 6-7 yıldır arkadaşlarıma bunu anlatamadım. 2-3 yıldır beni anladılar da kayyımlar tayin ettik, şimdi hizmetleri görüyorsunuz” görüşünü dile getirdi.” http://bit.ly/SG25-166l

 5.10.2018 - Diyarbakır’da 65 köy ve mezrada yasak Diyarbakır’ın Lice ve Hani ilçelerine bağlı 65 köy ve mezrada sokağa çıkma yasağı ilan edildi. “Askeri operasyon yapılacağı” gerekçesiyle yasak kararı alan Diyarbakır Valiliği; Hani ilçesine bağlı Kaledibi, Akçayurt, Topçular, Y.Turalı, Kalaba, Uzunlar, Serenköy, Kırım köyleri ile Başaklı, Güzelce, Taşburun, Karapilyari, Mezartarlası, Sıraevler, Horsel, Çay, Damlatepe, Uysal, A.Turalı, Gürbulak, Veziri, Aka, Karmen, Mazılı, Çağıl mezraları ile, Lice ilçesine bağlı Şenlik, Birlik, Abalı, Erginköy, Tuzlaköy, Çeper, Daralan, Duruköy, Güçlü, Örtülü, Saydamlı, Bayırlı, Yamaçlı, Kıralan, Dernek köyleri ile Elmadere, Ağılçık, Akçapınar, Ayaz, Şakan, Boyluca, Dahlık, Alikahya, Hacımusabey, Kutlamış, Vilu, Arpacık, Karadere, Sivritepe, Körtan, Körha, Seyrek, Silkito, Sumaklı, Zıraht, Acımeşe, Mengüsi, Puneyn, Çalıbükü, Kijikbadem mezralarında yasak ilan edildiğini açıkladı. Bugün saat 06.00’dan itibaren başlayan yasağın ikinci bir duyuruya kadar süreceği belirtildi. http://bit.ly/SG25-19


6.10.2018 - Suriye'nin İran'a teslim ettiği YPG'lilere ceza Suriyeli yetkililer tarafından tedavi gördükleri Halep hastanesinden alınarak İran'a teslim edilen yaralı iki İranlı Kürde ayrı ayrı verilen 11 yıllık ceza, İran Devrim Muhafızları Mahkemesi tarafından Afrin harekâtı sırasında Rojava'daki YPG'li güçlere destek vermek amacıyla sınırı 'yasa dışı' yollarla geçtikleri gerekçesiyle 1 yıl artırılarak 12 yıla çıkarıldı. Irak Kürdistanı'nın başkenti Erbil merkezli Kürdistan 24'ün (K24) Rahim Mahmoudi Azar ve Mustafa Ghader Zeinab isimli iki YPG'linin yakınlarının verdiği bilgiye dayanarak yaptığı habere göre, Zeinab ve Azar’ın Afrin harekâtı sırasında yaralandıkları ve tedavi gördükleri hastanede uyruklarının anlaşılması üzerine Suriyeli yetkililerin iki YPG'liyi İran'a teslim ettikleri belirtildi. İki YPG'linin İran'a teslim edilmesi sonrasında yargılanarak 11 yıl ceza aldıkları, ancak bu cezanın sonradan 'yasa dışı sınır ihlali' gerekçesiyle 1 yıl daha artırılarak 12 yıla çıkarıldığı ifade edildi. https://www.artigercek.com/haberler/suriye-ypg-lileri-iran-a-teslim-etti?t


8.10.2018 - Sur raporu: Çocuklar üzerindeki etkiler halen çok canlı Diyarbakır Barosu avukatları ve psikologlar tarafından, tarihi Sur ilçesinde yaşanan çatışmalar sonrasında yerinden edilen ailelerin durumunu ve çocuklara yönelik hak ihlallerini saptamak için yüz yüze yapılan görüşmeler yoluyla alan araştırması yapıldı. Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Melek Göregenli, 561 aile ile görüştüklerini aktardı. Göregenli, çalışmanın amacını "Sur'daki çatışmalı sürecin çocukların hayatında yarattığı etkilerin anlaşılmasını ortaya koymaktı” şeklinde özetledi. Çatışmalı sürecin çocukların psikolojisi üzerinde bıraktığı etkinin canlı olduğunu kaydeden Göregenli, “Yaşanan olaylar üzerinden oldukça uzun zaman geçmiş olmasına karşın, o dönemde çocuk olan şimdi bir kısmı genç yetişkinler olan kişilerin, psikolojik olarak yaşadıkları olumsuz sonuçların anlamlı oranlarda halen devam ettiği tüm açıklığıyla ortada. Sur’daki çatışmalı süreç sonrasında ortaya çıkan sağlık, eğitim, barınma yaşam çevresindeki yoksunluklar ve hak ihlalleri halen devam ediyor. Surluların çok ciddi desteğe ihtiyacı var. Çocuklar üzerinde bıraktığı etkiler halen çok canlı. Çocukların büyük bir bölümü sık sık bu olayları düşünüyor ve ani gürültülerden rahatsız oluyorlar, psikolojik sonuçlar diyebileceğimiz pek çok şey halen taze” dedi. https://www.artigercek.com/haberler/cocuklarin-buyuk-bir-bolumu-sik-sik-bu-olaylari-dusunuyor-srlu-cocuklar-ani-gurultulerden-rahatsiz-o?t


18.10.2018 - Nusaybin’de çocuklara işkencenin kayıtları silinmiş Mardin Nusaybin’de sokağa çıkma yasağı sonrasında 26 Mayıs 2016 tarihinde yerleşim yeri tahliye edildikten sonra 17’si çocuk, 70 kişi tutuklanmıştı. Gözaltına alınanların işkence şikayeti üzerine Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma başlattı. Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu’nun 21 Haziran 2016 tarihinde Nusaybin Emniyet Müdürlüğü'ne yazdığı talimat ile işkence gören 12 çocuğun tutulduğu nezarethane kayıtlarını isteyen yazısına verilen olumsuz yanıtta şu bahene ortaya atıldı: "Çocuk Şube Müdürlüğümüzde kurulu kayıt sistemi otomatik kayıt yapmakta ve içerisinde yüklü hafızanın dolması halinde kendisini otomatik olarak resetlemekte olduğundan bugün itibariyle yapılan kontrolde en son tarih olarak 30.06.2016 gününden önceki kayıtların sistemin kendisini resetlemesi sebebiyle silindiği ve tarih itibariyle sistemimizde istenilen güne ait kamera kayıtlarının bulunmadığı...” http://bit.ly/SG25-20


25.10.2018 - Efrîn’de 868 sivil alıkonularak işkenceye uğradı Jinnews’te yer alan habere göre, Efrîn’de yedi ayda en az 868 sivilin gözaltına alındığı, gözaltına alınanların bir kısmının fidye karşılığı serbest bırakıldığı, bir kısmının da tutuklandığı öğrenildi. Gözaltına alınan ve işkence görenlerin 139’unun kadın olduğu öğrenilirken, 21’i kadın olan 428 tutuklunun nerede tutuldukları ve 9 kişinin akıbeti ise bilinmiyor. Yerel kaynaklar ise 2 bin 350 kişinin çeteler tarafından kaçırıldığını ve 850 kişinin akıbetinin bilinmediğini aktardı. Gözaltına alınanlardan 211 kişi, toplamda 62 milyon 350 bin Suriye parası ve 749 bin dolar fidye karşılığında serbest bırakıldı. Tutuklananlar Mare, Azaz, Rai ve Efrîn merkezde tutulurken, bazılarını Türkiye’ye getirildiği belirtiliyor. Bunun dışında kimin nerede tutulduğu konusunda bilgi yok. http://bit.ly/SG25-21


28.10.2018 - AA: TSK, Fırat'ın doğusunda YPG kontrolündeki bölgeyi bombaladı Zor Mağar bölgesi, Suriye’nin kuzeyinde Fırat Nehri'nin doğu kıyısında bulunuyor. AA’nın yerel kaynaklara dayandırdığını haberinde, TSK’nin Zor Mağar tepesinde YPG’ye ait siper ve mevzileri hedef aldığı belirtildi.Erdoğan, 26 Ekim’de AKP İl Başkanları toplantısında “Sırada Fırat'ın doğusu var” demişti. Erdoğan, “Sırada Fırat'ın doğusundaki terör yuvalarının ortadan kaldırılması ve buraların Suriyeli kardeşlerimizin hayat yeri haline getirilmesi vardır. ABD, Mümbiç mutabakatını bizi oyalama aleti haline dönüştürmüştür. Şu anda devriye güçlerinin Gaziantep'te bizim askerlerle ABD'li askerlerin birlikte çalışma yaptıklarını biliyorsunuz. Artık Münbiç'te oyalanmak yerine, dikkatimizi Fırat'ın doğusuna çevirmekte kararlıyız” ifadelerini kullanmıştı.http://bit.ly/SG25-170


31.10.2018 - TSK, Tel Abyad’ı vurdu Önceki gün Kobanê’yi hedef alan saldırıların ardından TSK salı akşamı da Akçakale’nin karşısındaki Tel Abyad’ı (Gre Spi) vurdu. PYD’ye yakın bir yayın çizgisi izleyen ANHA’nın haberine göre saldırılarda bir Öz Savunma Güçleri (Erka Xwe Parastin) üyesi yaşamını yitirirken biri de yaralandı. Süleyman Soylu, 28 Ekim’de Akçakale-Tel Abyad sınırındaki birlikleri ziyaret etmişti. Tel Abyad uzun süre IŞİD’in elinde kaldıktan sonra 2015’te YPG tarafından kurtarılmış, bu durum AKP ve medyası tarafından tepkiyle karşılanmıştı.

http://bit.ly/SG25-171


Halk İçin Ekonomi


1.10.2018 - Türkiye hızla yaşlanıyor Türkiye nüfusunun hızla yaşlandığı bildirildi İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halis Yunus Ersöz, üniversite bünyesindeki ‘Yaşlılık Atölyesi’ programında yaptığı konuşmada Türkiye’nin yaşlanmasıyla ilgili verileri ‘şaşırtıcı’ diye niteledi. Ersöz’ün Türkiye İstatistik Kurumu’unun verilerinden aktardığına göre 2017’de Türkiye nüfusu 80 milyonu aştı. Yıllık nüfus artış hızı 2016’da binde 13,5 iken 2017’de 12,4’e geriledi. Nüfusun ortanca yaşı 2016’da 31,4 iken 2017’de 31,7’ye çıktı. 2012’de 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 7’lerdeyken, bu oran 2023’te yüzde 10’lara, 2050’de yüzde 20’lere, 2075’de ise yüzde 27’lere çıkacak. Ersoz, “Bu oranlar ülkemizde yaşlı nüfusun önemli boyutlara ulaşacağını çok çarpıcı şekilde göstermektedir” dedi. Genç nüfusun övünç kaynağı olmakla birlikte şaşırtıcı bir şekilde de hızla yaşlandığına dikkat çeken rektör yardımcısı şöyle devam etti: “Demografik veriler Türkiye’nin hızla yaşlandığını, mutlak yaşlı sayısının ve ortanca yaşın giderek yükseldiğini söylemektedir. Şaşırtıcı bir başka veri de Dünya Sağlık Örgütü 2050’de Türkiye nüfusunun 100 milyona ulaşacağını ve bunun yüzde 30’unu, 60 ve üzeri yaş grubunun oluşturacağını ifade etmektedir” diye konuştu. http://bit.ly/SG25-22


2.10.2018 - Doğalgaza konutta yüzde 9, sanayide yüzde 18.5 zam Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin (BOTAŞ) doğalgaza bugünden itibaren geçerli olmak üzere konutta yüzde 9, sanayide yüzde 18.5 zam yaptığı bildirildi. http://bit.ly/SG25-23


2.10.2018 - Fitch 20 bankanın kredi notunu düşürdü Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, 20 Türk bankasının kredi notunu düşürürken not görünümünü de negatif olarak belirledi. Fitch, not indirimlerine gerekçe olarak bankaların varlık kaliteleri, performans riskleri, likidite ve fonlama gibi konularda yapılan değerlendirmeleri gösterdi. Bankaların kredi faizlerinin belirlenmesinde Fitch gibi kuruluşların verdiği notlar etkili oluyor. Son dönemde Türk bankalarının, uluslararası finans piyasalarından ‘sendikasyon‘ olarak adlandırılan yöntemle borç alırken geçmişe göre çok daha yüksek oranda faiz yükümlülüğü altına girdiği çekiyordu. Dolar bazında ‘libor+3’e yaklaşan faiz oranlarının altına imza atan bankalar, sendikasyon sözleşmelerine kredi notlarının düşmesi durumunda ek faiz ödemeyi de taahhüt ediyordu. Bu not indirimi, bankaların para kaynağının maliyetinin artması, kredi verirken de bu maliyetin yatırımcının alacağı krediye yansıması anlamına geliyor. Ficth Ratings, 13 Temmuz’da Türkiye ekonomisinin kredi notunu BB+’dan BB’ye düşürmüş, görünümü ise ‘durağan‘dan ‘negatif’e çevirmişti. http://bit.ly/SG25-24


2.10.2018 - Bu yıl elektriğe yapılan toplam zam 43 lirayı buldu İzmir Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) hesabına göre yeni elektrik zamlarının ardından, son 10 ayda faturadaki artış 43 lirayı buldu. EMO’nun yazılı açıklamasında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) zamları üç aylık dilimler halinde ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarının başlarında yaptığı belirtildi. EPDK’nın 24 Haziran seçiminden sonra fiyata değişikliklerinde takvimi baz almadığı aktarılan açıklamada, son değişiklikle, elektriğe konutta yüzde 9 zam geldiği kaydedildi. EMO’nun hesabına göre dört kişilik bir aile, ortalama 230 kilovat saatlik (kWh) elektrik kullanırsa, ekimde 137 lira 36 kuruş fatura ödeyecek. Bu da önceki aydan 11 lira 34 kuruş daha fazla. Açıklamaya göre Aralık 2017’de 94 lira 75 kuruş olan fatura, zamlarla birlikte aynı tüketim için bugün 42 lira 61 kuruş daha arttı. http://bit.ly/SG25-25


2.10.2018 - Birleşik Kamu-İş: Gıda fiyatlarında enflasyon yüzde 50'yi geçti Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu AR-GE biriminin açıkladığı "Halkın Enflasyonu" araştırması sonuçlarına göre gıda fiyatlarındaki yıllık enflasyon yüzde 50'yi geçti. Gıda fiyatları eylül ayında yüzde 12,56 artarken Ocak-Eylül döneminde yüzde 41,35 arttı. Son bir yılda ise yüzde 51,75 artış gerçekleşti. Birleşik Kamu-İş açıklamasında şu vurgular yapıldı: - Türkiye ekonomisinde yaşanan ve giderek derinleşen ekonomik kriz, özellikle gıda fiyatları yoluyla dar gelirli ve yoksul vatandaşları vuruyor. Eylülde bir önceki aya göre yüzde 12,56 olan gıda fiyatlarındaki yıllık enflasyon son bir yılda yüzde 50’yi geçti. - Tüketim harcamaları araştırmaları, en yoksul yüzde 10’luk kesimin harcadığı her 100 liranın 31 lirasını gıda için yaptığını, en zengin yüzde 10’luk kesimin 100 liralık harcaması içerisinde gıdanın aldığı payın ise 13 lirada kaldığını gösteriyor. Dolayısıyla gıda fiyatlarında yaşanan artış ve azalışlar yoksulların bütçesini zenginlere göre çok daha derinden etkiliyor. - Türkiye’deki aileler gıda için harcadıkları her 100 liranın 17,9 lirasını pirinç, ekmek, bulgur, buğday unu, makarna ve şehriye gibi ürünlere harcıyor. Diğer ülkelere göre miktar olarak çok az tüketilmesine rağmen, dünyanın belki de en yüksek fiyatlarının geçerli olması nedeniyle et ve balık için yapılan harcamalar ise gıda harcamalarının yüzde 22,4’ünü oluşturuyor. Süt, peynir, tereyağı ve diğer süt ürünleri ile yumurtanın gıda harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 13,4’ü buluyor. Türkiye’de gıda için harcanan her 100 liranın 5,5 lirası tereyağı dışındaki yağlara,10,8 lirası meyveye, 15,1 lirası sebzeye, 6,1 lirası şeker, reçel, bal gibi gıda ürünlerine, 3,1 lirası çay ve kahveye, 3,6 lirası alkolsüz içeceklere, 2,2 lirası ise diğer gıda maddelerine ayrılıyor. http://bit.ly/SG25-165


2.10.2018 - TMSF: 15 Temmuz’dan bu yana 1022 şirkete kayyum atandı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal, Koza Altın İşletmeleri'nin finansal verilerinin her geçen gün iyiye gittiğini, yılın ilk yarısında geçen yıla göre cironun yüzde 31, karlılığın yüzde 85 arttığını ifade etti. Bergama ilçesinde bulunan Koza Altın İşletmeleri tesisinde basın toplantısı düzenleyen Gülal, burada yaptığı konuşmada, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen bin 22 şirketin TMSF kayyumunda yönetildiğini söyledi. Bu şirketlerin öz kaynak büyüklüklerinin 19,9 milyar lira, aktiflerinin ise 52,9 milyar lira seviyesinde bulunduğunu, 46 bin 160 çalışanın bulunduğunu anlatan Gülal, Koza Altın İşletmeleri'nin de bu şirketler arasında önemli bir yere sahip olduğuna işaret etti. http://bit.ly/SG25-164


2.10.2018 - Bankalar krizi fırsata çevirdi: Tarihin en yüksek Ağustos karı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre bankalar 4 milyar 492 milyon liralık net karla en yüksek ağustos ayı rakamını elde etti. Bankaların faiz gelirleri de yüzde 41,6 arttı. Tüm sektörlerde mali zorlukla karşılaşan firmalar konkordato ilan ederken, bankaların net karı tavan yaptı. Bankaların kaynakları içinde, en büyük fon kaynağı durumundaki mevduat ağustosta geçen yılın sonuna göre yüzde 30,1 artarak 2 trilyon 225 milyar 998 milyon liraya çıktı. 2017 sonuna göre öz kaynak toplamı yüzde 10,2 artarak 395 milyar 727 milyon liraya ulaştı. 2018’in ilk sekiz ayında bankaların karı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 14,3 artarak 33 milyar 280 milyon liradan 38 milyar 46 milyon liraya yükseldi. Verilere göre bankaların ocak-ağustos döneminde elde ettiği toplam faiz gelirleri de 2017’nin aynı dönemine göre yüzde 41,6 arttı. Geçen yılın sekiz ayında 156,6 milyar lira olan bankaların faiz gelirleri, bu yılın aynı döneminde 221,8 milyar liraya çıktı. http://bit.ly/SG25-163


3.10.2018 - 2017 rakamları: ‘Ak Saray’ın günlük harcaması 1.8 milyon Sayıştay raporu, ‘Ak Saray’da günde 1.8 milyonu aşkın harcama yapıldığını ortaya koydu. Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre cumhurbaşkanlığında 2017 yılı için yapılan harcama miktarı 658 milyon 240 bin 289 lira. Bu da ayda yaklaşık 54 milyon, günde de 1.8 milyona tekabül ediyor. Sarayın ‘gizli hizmet gideri’ adı altındaki örtülü ödenek harcaması da Sayıştay raporunda yer almadı. Aynı bilgi 2015 ve 2016’da da rapora yansımamıştı. Cumhurbaşkanlığına ait örtülü ödenek 2015’te yapılan yasal düzenleme ile gizlenmişti. Reklam Cumhurbaşkanlığı personeline yapılan yıllık harcama ise 106 milyon 813 bin 327 lira. http://bit.ly/SG25-26


3.10.2018 - Domatesin fiyatı yüzde 35 arttı! Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, fiyat artışında domatesi, yüzde 31,82 ile sivri biber, yüzde 31,36 ile bilgisayar izledi. Eylülde fiyatı en çok artış gösteren diğer ürünler arasında yüzde 29,12 ile salça, yüzde 25,45 ile yazım ve çizim kağıtları, yüzde 24,89 ile fırınlı ocaklar, yüzde 24,38 ile ütü, yüzde 23,95 ile patlıcan, yüzde 22,33 ile hazır perde (takmatik), yüzde 20,24 ile bulaşık makinesi yer aldı. Geçen ay en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 28,53 ile limonda gerçekleşti. Bunu, yüzde 13,46 ile balık, yüzde 11,37 ile havuç, yüzde 10,58 ile elma, yüzde 8,47 ile kuru soğan, yüzde 8,15 ile patates, yüzde 7,04 ile nohut, yüzde 7,02 ile araba kiralama ücreti izledi. http://bit.ly/SG25-129


4.10.2018 - Diyanet'in faiz geliri: 256 bin 806 TL Sözcü'den Ali Ekber Ertürk'ün haberine göre, Diyanet'in gelirleri arasında 'faiz' de yer alıyor. 2015'te 197 bin TL faiz alan Diyanet, 2016'da bu gelir kalemini 255 bin 881 lira 37 kuruşa çıkardı. 2017'de ise faiz geliri 256 bin 806 lira 46 kuruş oldu. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş 1 Haziran 2018 günü Ankara'daki Ahmet Hamdi Akseki Camii'nde "Faiz Haramdır" konulu hutbe okuyup, cuma namazı kıldırmıştı. Açıklaması ise şöyle olmuştu: — Faiz, kul hakkını hiçe sayarak, insanları kolaylıkla aldatmanın yolunu açar. Kazanıyorum zannederken aslında kaybeden bireyi ve birbirine güvenini yitiren toplumu felakete sürükler. Faiz yalnızca malın değil, hayatın da bereketini kaçırır. Nice iflaslar, intiharlar, dağılan aileler, heba olan ömürler faizin birer neticesidir. ("... Resmî İngiliz Kilisesi, 39 kuralın 38'ine karşı yapılan saldırıyı, gelirinin 1/39'una yapılan saldırıdan daha kolay bağışlar. Bugün bizzat tanrıtanımazlık, mevcut mülkiyet ilişkilerinin eleştirisi ile karşılaştırılırsa, culpa levis [küçük günah]'tir." (Marx, Kapital, Almanca Birinci Baskıya Önsözden)


4.10.2018 - Yıllık enflasyon oranı 24.52 oldu TÜFE yüzde 3.50 dolayında tahmin ediliyordu, gerçekleşme yüzde 6.30’u buldu. Böylece dokuz aylık artış yüzde 19.37’ye, yıllık artış yüzde 24.52’ye ulaştı. (Dünya Gazetesi)


4.10.2018 - Ulaştırma Bakanlığı bir projeye maliyetinin üç katı ödeme yaptı Sayıştay, Ulaştırma Bakanlığı’nın bir işe maliyetinin üç katı ödeme yaptığını ortaya koydu. Hürriyet’ten Hacer Boyacıoğlu’nun haberine göre Sayıştay denetçileri, bakanlığın 213 milyon liralık imalat için 658 milyon liralık ödeme yaptığını tespit etti. Tek bir yapım işi için fazladan 426 milyonu aşkın harcama yapıldığını belirtilen Sayıştay raporunda, “İdarenin, ihalenin yapılması ve işin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almaması nedeniyle sadece bu yapım işinde maliyetinin 426 milyon 658 bin 816.37 TL üzerinde ödeme yapılmasına neden olunmuştur” dendi.

http://bit.ly/SG25-27


4.10.2018 - Sayıştay tescilli Digiturk skandalı: Senetsiz borca karşılık 158 milyon dolar fazla ödeme Sayıştay denetçileri Digiturk’ün satışı sırasında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF), “Çukurova Grubu’ndan 1 milyar 200 milyon liralık alacağım var” diye beyanda bulunan ama karşılığında tek bir senet bile göstermeyen Providence adlı fona 158 milyon dolar fazla ödeme yaptığını ortaya çıkardı. Sayıştay’ın 2017 yılı TMSF denetim raporuyla, 3.5 milyon abonesiyle Türkiye’nin en büyük dijital platformu Digiturk’ün satışıyla ilgili sırlar aydınlanmaya başladı. TMSF, hakim hisseleri Çukurova Grubu’na ait Digiturk’e grubun borçlarını ödeyememesi nedeniyle 2013’te el koymuştu. Digiturk’ün Çukurova Grubu’nun borçlarından mahsup edilmek üzere satıldığı 3 Haziran 2016’da kamuoyuna açıklanmıştı. Satışın 2015 yılında imzalanan sözleşme uyarınca ihalesiz olarak yapılması de tartışma konusu olmuştu. Satış rakamı tam olarak öğrenilemezken, ‘işlemlerin yaklaşık 1 milyar 200 milyon dolarlık toplam hisse değeri üzerinden yapıldığı’ bilgisi kamuoyuna yansımıştı. Sözcü’den İsmail Şahin’in haberine göre Sayıştay raporunda satışla ilgili tespitler şöyle: Reklam Digiturk markasının ana bileşeni Krea İçerik Hizmetleri AŞ isimli şirketin hisseleri yüzde 99,99 oranında Hollanda’da kurulmuş DP Acquisitions BV (DPA) isimli bir şirkete aitti. Çukurova Grubu’nun da DPA isimli şirketteki hisselerinin oranı yüzde 53,3 seviyesindeydi. Kalan yüzde 46.7’lik DPA hissesi Providence Equity Partners (Providence) adlı bir fonundu.  http://bit.ly/SG25-28


4.10.2018 - Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 9 ayda yüzde 26 daraldı Otomotiv Distribütörleri Derneği'nden (ODD) yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç satışları, Ocak-Eylül 2018'de geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 26,12 azalarak 463 bin 456 düzeyinde gerçekleşti. Toplam pazarda geçen yılın 9 ayında 627 bin 343 satış yapılmıştı. Bu yılın 9 ayında 2017'nin aynı dönemine göre otomobil satışları yüzde 23,95 azalarak 362 bin 465, hafif ticari araç satışları ise yüzde 33 gerileyerek 100 bin 991 olarak gerçekleşti. Toplam pazarda eylül ayında ise 23 bin 28 araç satıldı. Bu rakam geçen yılın eylül ayında 71 bin 352 düzeyinde bulunurken, bu da otomobil ve hafif ticari araç pazarının yüzde 67,73 küçüldüğünü ortaya koydu. Eylülde bir önceki yılın aynı ayına göre otomobil satışları yüzde 67,06 azalarak 17 bin 595'e, hafif ticari araç satışları da yüzde 69,7 gerileyerek 5 bin 433'e düştü. http://bit.ly/SG25-162


4.10.2018 - Cumhurbaşkanlığı para aktarıldığını itiraf etti Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, piyasalarda yakından takip edilen İşsizlik Sigortası Fonu’na ait 11 milyar TL’nin üç kamu bankasına aktarılmasına ilişkin süreci “kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması” olarak tanımladı. Kalın dün kabine toplantısının ardından gazetecilerin üç kamu bankasına İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 11 milyar lira aktarılmasına yönelik soruya şöyle yanıt verdi: “Kamu fonları devletin içerisinde zaman zaman farklı yerlerde kullanılmıştır. Geçmişte de bu oldu. Özal döneminden beri bu tür uygulamalar yapılmıştır, AK Parti dönemlerinde de yapılmıştır. Geçen sene de buna benzer bir takım kaydırmalar yapılmıştır. Burada herhangi bir risk, tehlike söz konusu değil.” “Yani kamu kendi içindeki kaynakları farklı birimlerde kullanacak şekilde birtakım tedbirler, tasarruflar alabilmektedir. Bu uygulama da ondan farklı bir şey değil. Buradan daha farklı anlamlar çıkartılması doğru olmaz. Tam tersine, aslında bu kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması anlamında atılmış bir adım. Burada herhangi bir kayıp, risk söz konusu değil.” Söz konusu işlemin Halkbank, Vakıfbank ve Eximbank’ın tahvil ihraçlarında gerçekleştiği iddia edilmişti. İşsizlik Sigortası Fonu Ağustos sonu itibarıyla yaklaşık 124.3 milyar TL büyüklüğünde ve fonun maddi ve mali varlığının; yüzde 89.05’i tahvil yüzde 10.95’i ise mevduattan oluşuyor.

http://bit.ly/SG25-161


4.10.2018 - IMF'den açıklama: Dünya ekonomisi yeni bir mali kriz riski altında Küresel ekonomiye dair açıklama yapan IMF, borç seviyesinin 2008 krizindekine benzer olduğunu duyurarak uyarılarda bulundu. The Guardian'ın aktardığına göre IMF açıklamasında "mali sistemin denetlenmeyen bölümlerinin küresel panik başlatabileceği" söylendi. Açıklamada 10 yılda mali sektörün daha çok kontrol edilmesi için adımlar atıldığı, ancak "şu anki gibi iyi zamanlarda risklerin artma eğiliminde olduğu" belirtildi.IMF, "Çin'deki gölge bankaların verdiği kredilerin arttığını", trilyonlarca dolarlık fon yöneten "sigorta şirketleri ve varlık yöneticilerine sıkı sınırlamalar getirilemediğini" belirterek, bunların "kaygı sebebi" olduğunu açıkladı. Açıklama JP Morgan ve Çin Endüstri ve Ticaret Bankası (ICBC) gibi bankaların 2008'de "batmak için çok büyük" denilen bankalardan da daha büyük ölçekte olduğuna işaret edilerek, bunun da korku yarattığı ifade ediliyor. http://haber.sol.org.tr/dunya/imfden-aciklama-dunya-ekonomisi-yeni-bir-mali-kriz-riski-altinda-248624


5.10.2018 - ‘Sağlıklı beslenme’nin maliyeti 15 yılda günlük 50 lira arttı DİSK’in araştırmasına göre son 15 yılda dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmek için yapması gereken harcama 48 lira 10 kuruş arttı.


5.10.2018 - Elektrik zamları şirketleri nasıl kurtardı Elektrik fiyatlarına yılbaşından bu yana yapılan yüzde 45'lik devasa zam vatandaşın ocağını söndürürken, elektrik üreten şirketler için adeta hayat öpücüğü oldu. Birbiri ardına yapılan zamlarla elektrik şirketlerinin kasaları dolarken, devlet de bütçe açığını bir nebze de olsun düşürecek. AKP iktidarı seçim kaygısıyla ve enflasyonu azdırmamak için yıllardır elektrik fiyatlarına yüklü zam yapmamaya çalışıyordu. Ancak bu yıl döviz kuru yükselince, büyük bölümü hâlâ ithal doğalgaz ve ithal kömürle üretilen elektrik fiyatlarına katmerli zam yapıldı. Yaklaşık yüzde 30'u son 3 ayda olmak üzere yılbaşından bu yana elektriğe yapılan zam oranı yüzde 45'i buldu. Türkiye'de elektriğin yaklaşık 4'te 1'ini kamu, yani Elektrik Üretim AŞ üretiyor. Geriye kalan 4'te 3'ü ise özel şirketlerin özelleştirme yoluyla devletten aldığı ya da yurtdışından getirdikleri krediyle kendilerinin yaptığı santrallerde üretiliyor. Dolayısıyla zamlar yüzünden vatandaşın cebinden çıkacak paraların yaklaşık yüzde 25'i kamu kurumuna, geri kalan asıl büyük kısım olan yüzde 75'lik pay ise sayıları 300'e yaklaşan özel sektöre ait elektrik şirketlerinin kasasına girecek. Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre; zammı savunan elektrik şirketleri, elektrik fiyatlarına yıllardır yeterli zam yapılmadığı için zarar etmeye başladıklarını, yapılan bu zamlarla ancak maliyet ve satış fiyatı yönünden başabaş noktasına geldiklerini savundular. Ancak yapılan zamlar tamamen ithal girdiyle elektrik üreten şirketlere daha düşük kazanç sağlarken, girdisi ithal olmayan şirketler için olağanüstü kâr anlamına geliyor. Yerli ve milli enerji söylemlerine rağmen enerjide dışa bağımlılık bir türlü azaltılamadı. 2017 yılı sonu itibarıyla elektriğin yüzde 37.7'si ithal doğalgazdan, yüzde 17.3'ü de ithal kömürden olmak üzere yüzde 55'i hâlâ ithal kaynaklarla üretiliyor. Buna karşılık barajlardan üretilen elektriğin payı yüzde 14.2'lere kadar düşmüş durumda. Enerjinin ithal kaynaklarla üretilmesi dövize ve doğalgaza gelen her zammın elektrik fiyatlarına yansımasına yol açıyor. Zamların bir diğer nedeni, elektrik dağıtımının özelleştirilmiş olmasından kaynaklanıyor. Özelleştirme elektrikteki kayıp kaçağın azaltılacağı iddiasıyla yapılmıştı. Ancak hâlâ ortalama kayıp-kaçak oranı yüzde 15-16 gibi çok yüksek seviyelerde bulunuyor. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bu oran yüzde 70'lere kadar çıkıyor. Özelleştirme kayıp-kaçakları hedeflendiği düzeyde azaltmadığı gibi bir de vatandaşın sırtına şirketlere ödenen hizmet bedelleri binmiş oldu. https://odatv.com/elektrik-zamlari-sirketleri-nasil-kurtardi-05101807.html


5.10.2018 - Devletten STK’lara bir yılda 3.7 milyar lira: 151 kurumun kime yardım ettiği meçhul Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre Sayıştay 2017 yılı denetimlerinde devletin kesesinden dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık gibi kurumlara yapılan yardımlara büyük bir soru işareti koydu. Yardım yapılanlara ilişkin bilgilerin saklandığını belirten Sayıştay, raporunda yardım alanların da faaliyetlerine ilişkin bilgi verilmediğini tespit etti. Sayıştay’ın Genel Değerlendirme Raporu’nda konuyla ilgili şu rakamlar verildi: “Yapılan inceleme neticesinde 151 kamu idaresinin yardım yapılan birlik, kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgilere idare faaliyet raporunda yer vermediği görülmüştür. Bu idarelerden 10’u genel bütçeli idare, 39’u üniversite, 6’sı diğer özel bütçeli idare, 88’i belediye ve 8’i il özel idaresidir.” Kamu idarelerinin Sayıştay raporlarında yer alan ‘kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler’ kaleminde, dernek, birlik, vakıf üniversiteleri, kamu işveren sendikaları, memurların öğle yemeği, sosyal amaçlı fonla, Türk kültür varlığının korunması ve tanıtımı, bağımsız spor federasyonları, Türkiye Maarif Vakfı’na yapılan bağışlara işaret ediliyor. http://bit.ly/SG25-29

 

6.10.2018 - TÜİK Başkan Yardımcısı görevden alındı: Enflasyon rakamı hükümetin beklentisinin üstünde çıkmıştı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkan Yardımcısı Enver Taştı görevden alındı. TÜİK, 3 Ekim’de enflasyon rakamlarını açıklamıştı. Buna göre eylül ayı enflasyonu yüzde 6.3, yıllık enflasyon yüzde 24.52 seviyesinde kayıtlara geçmişti. Hükümetin açıkladığı Yeni Ekonomi Programı’ndaki (YEP) enflasyon beklentisi ise yüzde 20.8’di. Mevcut rakamlarla birlikte, enflasyon hükümet beklentisinin üstünde çıkmıştı. Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre görevden alınan Enver Taştı’nın yerine Yinal Yağan getirildi. Yağan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Enerji Bakanlığı döneminde birlikte çalıştığı isimlerden. Haberde, “Kulislerde TÜİK’teki bu ani görev değişikliğinin, yüksek çıkan enflasyon rakamından kaynaklandığı konuşuluyor” ifadeleri kullanıldı. Taştı, enflasyon rakamlarını açıklayan birimin başında bulunuyordu. http://haber.sol.org.tr/turkiye/tuik-baskan-yardimcisi-gorevden-alindi-enflasyon-rakami-hukumetin-beklentisinin-ustunde


15.10.2018 - Erdoğan'dan adrese teslim atama: Artık kendi şirketine iş verecek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) Genel Müdürlüğü’ne atadığı İzzet Alagöz’ün, EÜAŞ’ın işlerini yapan TEMSAN’la ortak şirketi olduğu ortaya çıktı. EÜAŞ Genel Müdürlüğü’ne atanan Alagöz’ün sahibi olduğu NİCE Mühendislik Enerji Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. devlete ait olan TEMSAN A.Ş. ile 2016 yılında ortak bir şirket kurdu. Söz konusu şirketin kuruluşu Sayıştay raporlarında da yer alırken, şirketin ortaklık yapısı özel sektör payı yüzde 60, kamu payı yüzde 40 olarak belirlendi. “TEMSAN Enerji ve Otomasyon Sistemleri A.Ş. adıyla kurulan şirkette Alagöz, yönetim kurulu üyesi olurken, şirketin iş yaptığı referanslarının başında EÜAŞ geliyor. Cumhuriyet'ten Mahmut Lıcalı'nın haberine göre, CHP Parti Meclisi üyesi ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Alagöz’ün EÜAŞ’ye atanmasının “skandal olduğunu” belirterek, “Alagöz, EÜAŞ’nin genel müdürü olarak bundan sonra EÜAŞ’nin işlerini kendi özel şirketine mi verecek? Bu nasıl bir mantıktır? Resmen EÜAŞ, genel müdüre peşkeş çekilmiş, kuzu kurda teslim edilmiştir. Bu atama insanların aklıyla dalga geçmektir. Eğer Cumhurbaşkanı, bu ilişki ağını bilmiyorsa kendisini yanıltıyorlar. Ama bilerek bu atamayı yaptıysa daha da vahim bir durumdur” dedi. Öztunç, “Bir yandan özel bir firmanın sahibi olacaksınız, öbür yandan EÜAŞ’ye atanacaksınız. Bu durumu Enerji Bakanı sindirebiliyorsa burada daha büyük bir sorun var demektir” diye konuştu. http://haber.sol.org.tr/turkiye/erdogandan-adrese-teslim-atama-artik-kendi-sirketine-verecek-249121

 

11.10.2018 - 2019 bütçesinde 'aslan payı' sermaye kurtarma operasyonunun merkezindeki Hazine ve Maliye Bakanlığı'na Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan, önceki hafta kamuoyuna sunulan Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında hazırlanan Orta Vadeli Mali Plan (2019-2021) yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanlığı'nın konu ile ilgili kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Plan'ın eklerinde "Genel bütçeli kamu idareleri 2019 yılı bütçesi ödenek teklif tavanları" da yer aldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bütçeden alacağı pay 388 milyar 945 milyon lira oldu. (Geçtiğimiz yıl Maliye Bakanlığı 177 milyar, Hazine Müsteşarlığı ise 97 milyar pay almıştı.) Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesindeki olağanüstü artışın, döviz bazındaki kamu borçları başta olmak üzere kur artışının etkilerinin yanısıra 'Finansal Borçların Yeniden Yapılandırması' düzenlemesi başta olmak üzere 'sermayeyi kurtarma operasyonu'nun merkezinde durmasından kaynaklandığı görülüyor. Bütçe artışında aynı zamanda vergiler başta olmak üzere emekçilerden sermayeye aktarmak üzere "kaynak yaratma" hedeflerinin de etkisi bulunuyor. http://haber.sol.org.tr/turkiye/2019-butcesinde-aslan-payi-sermaye-kurtarma-operasyonunun-merkezindeki-hazine-ve-maliye


15.10.2018 - Ulaştırma Bakanlığı verilerinden: Temsil ve törenlere iki yılda 572 bin 673 lira harcandı CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, bakan Mehmet Cahit Turan'ın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi. Önergede, 2016-2018 yıllarında, bakanlığın temsil, ağırlama ve tören harcamalarının ne kadar olduğu soruldu. Bakanlığın verdiği yanıta göre bu kalemlere iki yılda 572 bin 673 lira harcandı. http://bit.ly/SG25-30


16.10.2018 - İşsizlik oranı son dokuz yılın en yüksek rakamlarına ulaştı “TÜİK’in dün yaptığı açıklamaya göre temmuz ayındaki işsizlik oranı yüzde 10.8 oldu. Temmuz ayının, haziran, temmuz ve ağustosun ortalamasını gösterdiğini belirtelim. İşsizlik oranı geçen yıl temmuzda yüzde 10.7 düzeyinde bulunuyordu. Bu yılın temmuzunda yüzde 10.8 olarak ölçülen işsizlik oranı, son dokuz yılın en yüksek temmuz oranı olarak kayıtlara geçti. Temmuz ayında bunda önceki en yüksek oran yüzde 12.6 ile 2009 yılında görülmüştü. Ama biliyoruz ki 2009’un özel bir durumu var. Söz konusu yılda bir küresel kriz yaşanıyordu ve Türkiye de bu krizden nasibini almış, ekonomide ciddi bir dalgalanma olmuş ve işsizlik oranı o yıl hiçbir ay tek haneye indirilemediği gibi, yılın ilk aylarında yüzde 14’ü bile aşmıştı.” (Dünya Gazetesi, Alaattin Aktaş)


16.10.2018 - 'İstanbul'un bazı ilçelerinde son 1 ay içerisinde 50 fırın kapandı' Un, elektrik, maya ve işçi maliyetlerini karşılayamadığından dolayı İstanbul'da 30 gün içerisinde 50 fırının kapandığını söyleyen İstanbul Fırıncılar Esnaf Odası Başkanı Erdoğan Çetin, sozcu.com.tr'ye yaptığı açıklamada, "Ekmek fiyatına zam yaptırmıyorlar. Beni günde yüzlerce fırıncı arıyor ve ‘un alamıyoruz' diyor. Emin olun İstanbul'da çok sayıda fırıncı artık ekmek çıkaramaz duruma geldi. 30 gün içerisinde 50 fırın kapandı. Bunların ruhsatları var ve çoğunluğu da Eyüp, Gaziosmanpaşa, Esenyurt civarlarında yer alıyor" dedi. Dolar fiyatının düştüğüne de dikkat çeken İstanbul Fırıncılar Esnaf Odası Başkanı Erdoğan Çetin, "Döviz fiyatı düştü. Ancak un satan firmalar bu konuda bir indirim yapmadı. Uncular indirim yapmayınca biz de ekmeğe zam yapamayınca belimiz bükülüyor. Uncular milli kahraman oldular, biz günah keçisi olduk. Güncel ekmek fiyatları maliyetlerimizi karşılamıyor" dedi. Yaklaşık tüm kalem ürünlerde yüzde 40 oranında bir fiyat artışı olduğunu belirten Çetin, "Un, tuz, maya, katkı maddeleri, doğalgaz ve elektrik fiyatları mayıs haziran ayı fiyatlarına çekilsin biz o zaman zam yapmayalım. Böyle olunca iflas ediyoruz, zarar ediyoruz, dükkanları kapatıyoruz" dedi. http://bit.ly/SG25-31


16.10.2018 - Erdoğan’a göre erken emeklilik ‘bataklık’: Böyle bir şey olamaz, buna hak denmez Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, erken emekliliği tasvip etmediğini, devlete çok masraf çıkaracağını söyledi. Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, mevcut sistemde emekli olabilmek için üç hususa bakıldığını belirterek, “Erken emekliliği sosyal güvenlik sistemimizde tasvip etmiyoruz ama siyasette bu yol her zaman için açıktır” dedi. ürkiye’deki ortalama yaş ömrünün 78 olduğunu, emeklilik yaşının ortalama 52 olduğunu kaydeden Erdoğan, erken emekliliğin uygulanması halinde bunun maliyetinin ne olacağını şöyle açıkladı: “Bir emekli tüm çalışma hayatı boyunca ödediği primi altı yılda emekli maaşı olarak geri almaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hesabına göre, emeklilikte yaşa takılan denilen gruba 6,2 milyon kişi giriyor. Bunun yıllık maliyeti 26 milyar liradır. Toplamda bu rakam 750 milyar lirayı buluyor. Biz böyle bir yükü milletimizin sırtına bindirmek gibi bir hakkımız var mı, milletimize soruyorum.”


17.10.2018 - McKinsey'den Avrupalılara 'Türkiye'de üretin' çağrısı: 'Çin'den daha ucuz' ABD'li danışmanlık şirketi McKinsey'in Almanya bölümünün katılımı ile yapılan bir araştırma, Almanya'ya ithal edilen tekstilin Türkiye'de üretilmesinin daha ucuza mal olduğunu ortaya koydu. McKinsey ile birlikte Ren-Vestfalya Teknik Yüksek Okulu ve Aachen Dijital Yararlılık Merkezi tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Salı günü Düsseldorf kentinde yayınlanan bir basın bildirisi ile duyuruldu. DW Türkçe'nin haberine göre araştırma sonucunda, Almanya'daki tekstil ürünlerinin önemli bir bölümünün Çin ve Bangladeş gibi ülkelerde üretildiği ancak üretimin giderek Avrupa'ya kaydığına dikkat çekildi. Çin ve Güneydoğu Asya ülkelerinde çalışanlara düşük ücretler ödenmesi nedeniyle tekstil sektöründe rakipsiz bir hale geldikleri, fakat bu eğilimin artık değişmeye başladığı belirtildi. http://bit.ly/SG25-32


17.10.2018 - Zeytin üreticileri zor durumda “Üreticiler, geçen yıl olduğu gibi sızma zeytinyağının litresinin toptan 15-16 liradan alıcı bulduğunu, sofralık zeytinin ise kalibresine göre kilosunun 2 lira ile 6 lira arasında değiştiğini söylüyor. Geçen yıldan bu yana üretim maliyetleri yüzde 50'nin üzerinde artarken ürün fiyatının artmaması üretici açısından büyük zarar demektir. Bu zararın devlet tarafından destekleme primi ile karşılanması bekleniyor. Ancak yıllardan beri sektör sözbirliği içinde sadece zeytinyağına değil, zeytinin danesine de prim verilmesini talep ediyor. Fakat, Ankara bu talebe kulağını tıkamış duymamazlıktan geliyor.” (Dünya Gazetesi, Ali Ekber Yıldırım)

 

18.10.2018 - Son otuz yılda özel sektörün toplam dış borçtaki oranı yükseliyor, kısa vadeli borçların oranı artıyor “Özel sektörün dış borcu otuz yıl önce, yani 1989 yılında yok denecek kadar az; yalnızca 6.6 milyar dolar. O yıldaki toplam dış borçta özel sektörün payı yalnızca yüzde 15. Yine aynı yıl toplam dış borcun yalnızca yüzde 13’ü kısa vadeli, kalan yüzde 87’si uzun vadeli. Yine aynı yıl toplam dış borcun yalnızca yüzde 13’ü kısa vadeli, kalan yüzde 87’si uzun vadeli. (...) 2001-2002 yılları... Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. 2002 sayılarını aktaralım. 1989’da 6.6 milyar dolar olan özel sektörün dış borcu 43.1 milyara tırmanmış, kamunun dış borcu ise 37.3 milyardan 86.5 milyara. 1989’da yüzde 85’e 15 olan kamu-özel payı, 2002’de yüzde 54’e 46 olarak adeta dengelenmiş. 1989’da yüzde 13-87 olan kısa vade-uzun vade oranları 2002’ye gelindiğinde aynı düzeyde kalmış. (...) Dış borçta bu yıla ilişkin son veri ikinci çeyrek sonuna ilişkin. Türkiye’nin dış borcu toplam 457 milyar dolar. İkinci çeyrekteki 466.7 milyara göre bir azalma olduğunu vurgulayalım. Kamu sektörü-özel sektör ve kısa vade-uzun vade dengeleri ise çok değişmiş durumda. Hani hep diyoruz ya, kamunun dış borcu az, diye. Evet, kamunun dış borçtaki payı ne 1989’un, ne 2002’nin düzeyinde, artık çok düşük. Kamunun payı yüzde 31’e inmiş. Bir başka ifadeyle özel sektörün payı yüzde 69’a ulaşmış. Vadedeki denge de bozulmuş; artık dış borcun yüzde 13’ü değil, tam yüzde 26’sı kısa vadeli.” (Dünya Gazetesi, Alaattin Aktaş)

 

19.10.2018 - Bütçe Meclis’te: ÖTV geliri beyaz eşyada yüzde 47.6, içkide 23.9, otoda 15.4 artırılacak Cumhurbaşkanlığının Meclis’e sunduğu 2019 bütçe tasarısına göre devletin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gelirinin beyaz eşyada yüzde 47.6, içkide yüzde 23.9, motorlu taşıtlarda yüzde 15.4, sigarada yüzde 2.8, artırılması hedefleniyor. Hürriyet’ten Neşe Karanfil’in haberine göre bazı düzenlemeler şöyle: – Devletin akaryakıt ürünlerinden elde edilen ÖTV geliri, 2019 yılında yüzde 20.2 artırılacak. 2019’da akaryakıt ürünlerinden alınacak ÖTV geliri 68.7 milyar lira olarak öngörüldü. – Bütçe yasa teklifinin B cetveline göre motorlu taşıtlar üzerinden elde edilen ÖTV geliri yüzde 15.4 artırılacak. 2019 yılında ise motorlu taşıtlar üzerinden alınan ÖTV’den 24 milyar lira gelir elde edileceği tahmin ediliyor. – Beyaz eşyadan elde edilen ÖTV geliri, 2019’da yüzde 47.6 artırılacak. Bu yılın sonunda 6.3 milyar lira olacağı öngörülen dayanıklı tüketim üzerinden alınan ÖTV’nin gelecek yıl 8.3 milyar lira olması bekleniyor. – Bu yıl 23.6 milyar lira olarak gerçekleşmesi öngörülen harçlar yıl sonunda 22.2 milyar olarak gerçekleşecek. Gelecek yıl ise harç gelirleri yüzde 27.6 artırılarak, toplam gelir 28.3 milyar liraya çıkacak. -Damga vergisinin gelecek yıl yüzde 18.1 oranında artarak 21.5 milyar lira olması öngörülüyor. – İçkide ÖTV geliri yüzde 23.9 artırılacak. İçkide bu yılın başında 10.5 milyar lira öngörülen gelir yıl sonunda 12.3 milyar lira olacak. Böylece alkollü içkilerden 2.3 milyar lira daha fazla vergi elde edilmiş olacak. – Enflasyon sepetinde etkili olan sigara üzerinden alınan ÖTV 2019 yılında yüzde 2.8 oranında artırılacak. Bu yılın başında 37.7 milyar lira olarak öngörülen sigara üzerinden alınan ÖTV yıl sonunda 44.4 milyar lirayı bulacak. Sigaradan alınan ÖTV gelirleri yılın başında tahmin edilenden 6.9 milyar lira daha fazla gelir getirecek.


19.10.2018 - Hazine'den 5 partiye 772,3 milyon lira ödenecek Sözcü'den Erdoğan Süzer'in haberine göre, dün TBMM'ye sunulan bütçe tasarısı ile birlikte siyasi partilerin önümüzdeki yıl alacağı devlet yardımı miktarı da netleşti. Bütçeden partilere aktarılacak 772,3 milyon liralık desteğin 335 milyon lirası AKP'ye gidiyor. 2019 yılında bütçeden AKP'nin kasasına 335 milyon 526 bin lira aktarılacak. CHP'ye 178 milyon 564 bin lira, HDP'ye 92 milyon 238 bin lira, MHP'ye 87 milyon 508 bin lira İYİ Parti'ye de 78 milyon 520 bin lira verilecek. http://bit.ly/SG25-33


19.10.2018 - Konfederasyon başkanı: 100 bin müteahhit batabilir, 700 bin kişi işsiz kalabilir İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu Başkanı (İMKON) Tahir Tellioğlu, önlem alınmadığı takdirde 100 bin müteahhitin batabileceğini ve 700 bin kişinin işsiz kalabileceği uyarısında bulundu. Tellioğlu, sektöre müdahale etmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundu. AKP’nin ekonomik büyümede büyük rol atfettiği inşaat sektörü uçurumun kenarında. Peş peşe konkordato ilan eden firmalar her ne kadar kısa sürede borçlarını ödeyecekleri iddiasında bulunsa da alarm sektörün içinden geldi. Sözcü’nün haberine göre İMKON başkanı son beş yıldır Türkiye’de müteahhitlik sektörünün sürdürülebilir olmaktan çıktığını söylerken piyasanın durağanlaştığına ve döviz kurlarındaki aşırı artışın inşaat malzemesi fiyatlarındaki yükselişi tetiklediğini belirterek inşaat sektörünün kilitlendiğine dikkat çekti. Şimdiye kadar sektörde faaliyet gösteren müteahhitlerin yaklaşık yüzde 20’sinin iflas bayrağını çektiğini ifade eden İMKON başkanına göre devamı gelebilir: “Yıl sonunu bulmadan, sektörün yüzde 30’nunun daha batma riskiyle karşı karşıya kalacağının ayak seslerini duymaktayız.” Son dönemde konkordato ilan eden şirket sayısını ‘3 bine yakın’ diye ifade eden Tellioğlu, yüzde 75’inin inşaat ve inşaatla ilişkili işler yaptığını söyledi. Konkordato ilanlarına daha sıkı şartlar getirilmesini de istedi. Müteahhitlerin yüzde 70’lere yakın fiyat artışlarını sübvanse etmesinin mümkün olmadığını, sektörün sürdürülebilirliği açısından kontrollü bir küçülmeye ihtiyaç olduğunu işaret eden İMKON başkanı, “Bunun yolu otobüsü devirmeden, Müteahhitler Odası altında mesleğe giriş ve işleyiş çerçevesini oluşturmak ve ülkemizde fazlalık olarak biriken müteahhitlik enerjisini daha profesyonel ve elenmiş bir şekilde yurtdışına taşımaktır” dedi. http://bit.ly/SG25-34


22.10.2018 - Konut satışlarında önemli bir düşüş görülüyor “Eylül ayındaki toplam konut satışı geçen yılın yüzde 9 altında... Eylül ayındaki ipotekli konut satışı ise geçen yılın tam yüzde 72 altında... Sorun yalnızca eylülle sınırlı olsa iyi, hatta önemsiz bile denilebilir. Ama değil ki... İlk dokuz aydaki toplam konut satışı geçen yıldan yüzde 2.7 daha az. İlk dokuz aydaki ipotekli konut satışı ise geçen yılda yüzde 29.4 daha az. İpotekli konut satışı bu yıl geçen yılın yalnızca haziran ayında üstüne çıktı. Diğer sekiz ayda ise geçen yıldan daha az ipotekli satış gerçekleşti. İpotekli satışta geçen yılın ocakta yüzde 20, şubatta yüzde 28, martta yüzde 35, nisanda yüzde 36, mayısta yüzde 12 altında kalındı. Haziranda yüzde 35’lik bir artış sağlandı, sonra yine düşüş başladı. Temmuzda geçen yıla göre ipotekli olarak yüzde 21 daha az konut satıldı. Son iki aydaki durum ise tam anlamıyla vahim. İpotekli konut satışı ağustosta geçen yılın yüzde 67, eylülde ise tam yüzde 72 altında kaldı.” (Dünya Gazetesi, Alaattin Aktaş)


23.10.2018 - Esnaf iflasları artıyor “Yılın 2. çeyreğinde kurulan her 100 yeni şirkete karşılık 9 şirket kapanmışken, 3. çeyrekte bu sayı 17’ye yaklaşmış. Hızlı artışa rağmen bu rakam eski dönemlere yakın bir düzeyde. Kapanan şirket oranının en yüksek olduğu sektörler enerji ve tarım. Ancak esas olarak esnaf kesimini yansıtan gerçek kişi ticaret işletmelerinde 2. çeyrekte yeni kurulan her 100 şirkete karşılık 35 şirket kapanırken, bu sayı 3. çeyrekte 84’e fırlıyor. Daha önceleri 40-50 arasında olan bu rakam, eskiye göre de çok yüksek bir noktaya çıkmış.” (Dünya Gazetesi, İsmet Özkul)


23.10.2018 - Batık krediler 10 ayda 18.2 milyar lira arttı: 80 milyarı aşkın borç ödenemiyor Bankacılık istatistikleri, 2018’in başından bu yana batık kredi miktarının 18.2 milyar lira artışla 82.2 milyar liraya ulaştığını gösterdi. Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın haberine göre ekonomik krizle beraber, bankacılık sektöründe kredi hacmi düşerken batık kredi miktarı ise hızla artıyor. Buna göre, yılbaşından ağustosa kadar bankalarda oluşan batık kredi hacmi 15.4 milyar lira artarak 80 milyar liraya dayandı. Geçen yıl ağustos ayında ise takipteki kredi oranı kredi oranı 62.911 milyar dolar civarındaydı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) aylık verilerine göre ağustostaki 79 milyar 392 milyon liralık batık kredide en büyük pay 14.2 milyar lirayla toptan ve perakende ticaret, motorlu araçlar servis hizmetlerine aitken, ikinci sıradaysa 12.6 milyar lirayla imalat sanayi bulunuyor. Üçüncü sırada ise 7 milyar liralık takipteki kredi miktarıyla inşaat yer alıyor. 2018’in sekiz ayında bankaların verdiği toplam kredi miktarıysa 2.7 trilyon lira. http://bit.ly/SG25-35

 

25.10.2018 - Kredi hacmindeki düşüş daha büyük bir daralmanın habercisi “Son haftalarda kredi hacminde görülen belirgin daralmanın ekonomik büyümeyi ne ölçüde zayıflatacağı ile ilgili kredi hacmi ve milli hasıla zaman serilerine bakarak kaba bir sonuç çıkarabiliriz. Örneğin milli hasılanın yüzde 4.9 daraldığı 2009 yılında toplam TL kredi hacmi artışı da yüzde 8.7’e gerilemişti. O yıl TÜFE’nin yüzde 6.5 olduğunu dikkate aldığımızda, her şeye rağmen TL kredilerin az da olsa reel bir artış gösterdiği görülmekte. Ancak bu senenin 3. çeyreğinde yıllık TL kredi artışı yüzde 13.3 olmasına karşın enflasyon yüzde 25’lerde. Diğer bir ifadeyle, yüksek oranlı bir reel kredi hacmi azalması söz konusu. Bu durumun devam etmesi halinde milli hasılada da ciddi bir daralma görmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.” (Dünya Gazetesi, Tuğrul Belli)


25.10.2018 - Açlık sınırı bin 919, yoksulluk sınırı 6 bin 252 lira oldu Türk-İş'in araştırmasına göre, ekim ayında 4 kişilik ailenin açlık sınırı bin 919, yoksulluk sınırı 6 bin 252 lira olarak hesaplandı. http://bit.ly/SG25-36


25.10.2018 - Kapasite kullanım oranında düşüş devam ediyor İmalat sanayisi genelinde kapasite kullanım oranı, ekimde bir önceki aya göre 0,8 puan azalarak yüzde 75,4 seviyesine geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan (TCMB) yapılan açıklamaya göre, ekim ayında imalat sanayisinde faaliyet gösteren 2 bin 607 iş yerine "İktisadi Yönelim Anketi" formu gönderilirken, 2 bin 108 katılımcıdan yanıt alındı. Tüm katılımcıların yanıtları ağırlıklı olarak toplulaştırıldı. Buna göre, ekimde imalat sanayisi genelinde kapasite kullanım oranı, bir önceki aya göre 0,8 puan azalarak yüzde 75,4 seviyesinde gerçekleşti. Böylece kapasite kullanım oranı 2015 yılı Mart ayından bu yana en düşük seviyeye gerilemiş oldu. http://bit.ly/SG25-37


26.10.2018 - Geçiş garantileri vardı: Üçüncü köprü, Osman Gazi ve Avrasya’nın verileri ‘sır’ Ocak-eylül döneminde köprü ve otoyollardan elde edilen geliri açıklayan Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), yap-işlet-devret modeliyle yapılan Osman Gazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli’ne ilişkin istatistikleri paylaşmadı. KGM’nin açıkladığı verilere göre söz konusu dönemde köprü ve otoyollardan elde edilen gelir 1 milyar 340 milyon 825 bin lira. Genel istatistiğin dışında, 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden yılın dokuz ayında geçen 87 milyon 805 bin 534 araçtan 352 milyon 46 bin lira ücret alındığını aktaran KGM, yap-işlet-devret projelerine dair verileri açıklamadı. Bu projelerde işletici firmalarla yapılan sözleşmelerde günlük veya yıllık olmak üzere çeşitli araç geçişi taahhütleri bulunuyor. Şayet geçiş taahhütleri tutturulamazsa devlet aradaki fark için işletici firmaya ödemede bulunuyor. Ödemelerse, geçiş ücretleri dövize endeksli olduğu için döviz bazında yapılıyor. http://bit.ly/SG25-38


26.10.2018 - Zenginlerin serveti 2017’de tarihte görülmemiş oranda arttı İsviçre bankası UBS’nin raporuna göre 2017 yılında dünya çapında milyarderler servetlerini yüzde 20 oranında artırdı. 1,4 trilyon dolarlık bu rakam şimdiye dek tarihin kaydetmediği bir servet artışına işaret ediyor. Yeryüzünün zenginliğini elinde bulunduranların toplam varlığı geçen yılki bu artışla birlikte 8,9 trilyon dolara ulaştı. Bugünün ultra zenginlerinin servetleri, 20. yüzyılın başlarında Rothschild, Rockefeller ve Vanderbilt’ler gibilerinin servetlerinden çok daha fazla artmış bulunuyor. Rapora göre yeni bir ultra zengin ve güç sahibi aileler kuşağı da yaratıldı. Buna göre son 30 yılda geçen yüzyıla göre çok büyük oranda artan zenginlik, sayıları binlerle ifade edilen bu ailelerde toplandı. Buna göre 2017 yılında dünyanın 2 bin 158 milyarderi servetlerini 1,4 trilyon dolar artırdı. Geçen yıl milyarder olan 179 kişiden 40’ı miras yoluyla zenginleşti. Rapora göre halihazırda 701 milyarderin 70 yaşının üzerinde olduğu gözönünde bulundurulursa miras yoluyla servet transferi önümüzdeki 20 yılda daha da artacak. 70 yaşının üzerindeki ultra-zenginlerin serveti 1 trilyon doların üzerinde bulunuyor. http://haber.sol.org.tr/dunya/zenginlerin-serveti-2017de-tarihte-gorulmemis-oranda-artti-249703


27.10.2018 - Toplam 9 trilyon dolar: Milyarderlerin servetinde yüzde 19’luk tarihi artış Dünyada milyarderlerin toplam serveti 2017’de yüzde 19 arttı. En çok yeni milyarder çıkaran Çin, bir yılda haftada iki milyarder yarattı. DW Türkçe’nin haberine göre, dünya genelinde milyarderlerin toplam servetinin tarihi bir artış göstererek 8,9 trilyon dolara ulaştığı açıklandı. İsviçre Bankası USB ve denetim şirketi PwC tarafından hazırlanan rapora göre geçen yıl 199 kişi milyarderler sınıfına girerken, toplam milyarder sayısı 2 bin 158’e yükseldi. Milyarder sayısının 2017 yılında 318’den 373’e yükseldiği Çin’de milyarderlerin sahip olduğu toplam servet yüzde 39 artış göstererek 1,12 trilyon dolara ulaştı. Milyarderlerin çoğunluğu teknoloji ve perakende satış sektöründe faaliyet gösteriyor. Asya’nın, özellikle Çin’in Şenzen bölgesinden çıkan yeni milyarderleri Amerika’nın teknoloji alanındaki ağırlığına meydan okuyor. Rapora göre 2017’de Çin start-up’lara ayrılan girişim sermayesi fonunu ABD seviyesine çıkardı. Yapay zekaya ilişkin patent başvuruları Amerika kıtasındakinin dört katına çıkarken, blockchain ve kripto ile ilgili patent başvuruları ise üç kat daha fazla oldu. http://bit.ly/SG25-39


30.10.2018 - Türkiye'de yoksul sayısı artarken dünya milyarderler listesine Türkiye'den yedi kişi daha girdi İsviçre bankası ve denetim şirketi PwC'nin hazırladığı ‘Billionaire Insights 2018' raporuna göre, 2017 yılı itibarıyla Türkiye'de varlığı 1 milyar dolar ve üstünde olan 36 milyarder bulunuyor.Türkiye, böylece 40 milyardere sahip Fransa'dan sonra 14'üncü sıraya yerleşti. Türkiye'deki milyarder sayısı 2017'de bir önceki yıla göre 7 kişi artarken toplam servetleri ise 16.2 milyar dolar arttı. Böylece, serveti 1 milyar dolar ve üstünde olan 36 kişinin toplam serveti 64.7 milyar dolara ulaştı.Diğer yandan Türkiye'nin 2017'de servetini 1 milyar doların altına düşüren de olmadığı gibi, milyarderlerin yüzde 58'inin servetlerini miras yoluyla değil doğrudan sömürü şeklinde elde ettiği ortaya çıkıyor.Türkiye İstatistik Kurumu Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2017 yılı sonuçlarına göre, en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 47.4. En düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay isesadece yüzde 6.3 oldu.

http://bit.ly/SG25-40


İşçi Yaşamından


1.10.2018 - Patron, önlemi işçiye aldı: “Tuvalet kağıdını az kullan, kat kat giyin, gün ışığıyla yetin” Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın haberine göre şirketler çalışanlarına tasarruf tedbirlerini yazılı olarak göndererek, birtakım önlemler almalarını talep etti. Bu talepler arasında tuvalet kağıdı ve temizlik malzemelerinin daha tasarruflu kullanılması, ısınmak amacıyla kat kat kıyafet giyilmesi ve hava sıcaklığına uygun kıyafet tercih edilmesinin bulunması dikkat çekti. Fiyatı son iki ayda ikiye katlanan kırtasiye ve kağıt ürünlerinin dikkatli kullanılması istenen listelerde, gündüz vakti ışık kullanımına sınırlama getirilirken, dışarıdan gelen gün ışığıyla kullanılması istendi. Özellikle üretim yapan fabrikalarda işçilerin kullandığı çalışma kıyafetlerinin daha az yaptırılacağı, kıyafet stoğuna izin verilmeyeceği ve kıyafetini kaybedenin maaşından kesileceği de işçilere bildirildi. Bunların yanısıra ucuz otellerin tercih edilmesi, bakım onarımın sınırlanması, kargo ve internet planlaması yapılması da şirketlerin aldığı önlemler arasında. http://bit.ly/SG25-41


1.1.2018 - "Vergi dairesi müdürü: Vergiyi fakirler öder!” Vergilerin yaklaşık yüzde 70'ini dar ve orta gelirli vatandaşlar ödüyor" Sözcü gazetesi başyazarı ve Tokmak sütunu yazarı Rahmi Turan, bir vatandaş tarafından ortaya atılan vergi dairesi müdürünün kendisine 'Türkiye'de vergiyi fakirler öder' dediği iddiasını köşesine taşıdı. Gelir vergisinin tam ve âdil olarak uygulanamadığını savunan Turan "Ülkemizde ne yazık ki, dolaylı ve dolaysız vergilerin yaklaşık yüzde 70'ini dar ve orta gelirli vatandaşlar ödüyor. Zengin kesime ise yapılandırma, erteleme filan derken sonunda vergi affı çıkıyor!" diye yazdı. http://bit.ly/SG25-60


1.10.2018 - "Radyoloji teknisyenleri kanser başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya" Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (TÜMRAD-DER) Genel Başkanı Heybet Aslanoğlu, Tomografi, Emar (MR-Manyetik Rezonans), röntgen gibi görüntülemeler sırasında radyasyon koruyucu olarak kullanılan kurşun önlük ve boyunlukların merdiven altı koşullarda standartlara uygun üretilmediğini iddia etti. Tomografi, Emar (MR-Manyetik Rezonans), röntgen gibi görüntülemeler sırasında radyasyon koruyucu olarak kurşun önlük ve boyunluk kullanılması, bunların da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan standartlara uygun olması gerekiyor. Cumhuriyet'ten Sibel Bahçetepe'nin haberine göre Aslanoğlu, “Koruyucu olan bu önlük ve boyunluklar kurşun geçirmez. Bunlar Türkiye Atom Enerji Kurumu’ndan (TAEK) onaylı ve CE belgeli olmalı. Ancak çoğu buna uygun değil. Merdiven altı olarak üretilen ürünler ne yazık ki hastanelere veriliyor. Radyoloji teknisyenleri kanser başta olmak üzere ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya. Standarta uygun olmayan tespit ettiğimiz firmalar oldu. Buradaki en önemli sorun denetimler ve verilen cezaların caydırıcı olmaması” diyor.


1.10.2018 - İşçilere tehdit: Hepinizin kökünü kurutacağız Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde üç farklı fabrikası (Renta, Doruk ve Bulaşık Makinesi Fabrikası) bulunan İtalyan beyaz eşya firması Candy Hoover Grup, geçtiğimiz hafta içinde sahip olduğu tüm üretim tesislerini Haier Grup’a satmıştı. Emekçilerin isteği dışında gerçekleşen fazla mesailer bu dönemde olağan hale gelirken, sendika ve patronlar arasında yapılan görüşmeler sonucunda satış sürecine ve öncesine denk gelen süreçte fazla mesailer durduruldu. 9 Ekim günü sendika ve patronlar arasında fazla mesailer konusunda bir görüşme daha yapılacaktı. Ancak satışın gerçekleşmesinden hemen sonra 9 Ekim yapılacak görüşme öncesi fabrika yönetimi işçi çıkarma yoluna başvurdu. 150 sözleşmeli emekçiden, grup bünyesindeki Doruk fabrikasından 16 kişi işten çıkarıldı. Bunun üzerine Eskişehir Organize Sanayi bölgesinde bulunan Doruk, Renta ve Bulaşık Makinesi Fabrikasında 1000’e yakın emekçi iş durdurma kararı aldı. Emekçilerin, arkadaşlarının işe geri alınması için başlatmış olduğu iş durdurma eylemi, talep gerçekleştirilmezse devam ettirilecek. Firma yetkilisinin işçilerin bu eylemi sonrası eyleme destek veren herkesi hedef alarak “Hepinizin kökünü kurutacağız” tehdidinde bulunduğu öğrenildi. http://bit.ly/SG25-59


2.10.2018 - Soma Kömürleri’nde işçi kıyımı: 60 işçi kapı önüne kondu Soma Kömürleri A.Ş ‘ye ait Işıklar Ocağının yanında bulunan Kömür yıkama tesislerinde çalışan 60 işçi işten çıkarıldı. Gerekçenin ise iş potansiyelinin düşmesi olarak açıklandığı belirtildi. Kömür yıkama tesisinin bir vardiyaya düşürülmesi ile işten çıkarmaların yaşandığı ocakta, TKİ’nin de işçi sayısının azaltılması yönünde bir talebinin olduğu öğrenildi. CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, kriz sebebiyle işten çıkarılan ve ücretlerini alamayan çalışanlar hakkında yazılı bir soru önergesi verdi. Raflara yansıyan zamlardan sonra, şimdi de kriz sebebiyle işten çıkartmalar ve ücret kesintilerinin başladığını ifade eden Durmaz, birçok işyerinin çalışanlarının ücretlerini ödemediğini, bazılarının eksik ödediğini ve işten çıkartmalar yoluna gidildiğini belirtti.

http://bit.ly/SG25-160


2.10.2018 - AKP'nin 'tasarruf' dediği: Tasarrufa stajyerlerin yemeğinden başladılar! İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden sonra Ankara'da da çeşitli hastanelerde stajyer olarak görev yapan sağlık meslek liseli öğrenciler, 1 Ekim 2018 Pazartesi günü öğle yemeği için yemekhaneye gittiklerinde "Staj yapan öğrencilere yemek verilemeyecektir" yazısıyla karşılaştı. Kazan Şehit Lokman Biçinci Sağlık Meslek Lisesi, Beypazarı Tolunay Sağlık Meslek Lisesi, Sincan Nefise Andiçen Sağlık Meslek Lisesi, Eryaman Mustafa Kemal Sağlık Lisesi 12'nci sınıf öğrencileri Ankara'nın çeşitli hastanelerde üç hafta önce zorunlu stajlarını yapmaya başladılar. Görev yaptıkları hastanelerde haftanın üç günü çalışan ve diğer personelle birlikte öğle yemeği yiyebilen öğrenciler, dün yemekhane kapısında "kendilerine öğle yemeği verilemeyeceği" uyarısıyla karşılaştılar. Staja başladıkları zaman kendilerine yemek kartı dağıtılan, yemekhaneye girerken bu kartı okutan öğrencilerin de kartlarının iptal edildiği görüldü. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Etimesgut Şehit Sait Ertürk Devlet Hastanesi'nde stajyer olarak çalışan liseli öğrencilere yemek verilmemesi uygulamasının, Sağlık Bakanlığı'nın tasarruf politikalarıyla ilgili olduğu anlaşıldı. http://bit.ly/SG25-61


4.10.2018 - Türkiye’de günde üç kişi uyuşturucu kurbanı: 2017’de 564 bonzai ölümü Türkiye’de uyuşturucu maddeye bağlı olarak geçen yıl meydana gelen 941 ölümden, 564’ünde bonzai rol oynadı. Bu rakamlar Türkiye’de her gün yaklaşık üç kişinin uyuşturucudan öldüğü, bunların yüzde 60’ının da bonzai kaynaklı olduğu anlamına geliyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı bünyesindeki Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) 2017 verilerini kullanarak, ‘Türkiye 2018 Uyuşturucu Raporu’nu hazırladı. Milliyet’te yer alan habere göre, raporda yer alan tespitlerden bazıları şöyle: – 2017’de narkotik madde bağlantılı ölümlerde yüzde 2,3’lük artışla 941 oldu. Son 5 yılın en düşük artış yüzdesi 2017’de gerçekleşti. Düşüşe neden olan faktörlerden biri de arzla mücadele çalışmalarının yoğunluğu ve etkinliği. – Ölenlerin yüzde 96.6’sı (909) erkek, yüzde 3.4’ü (32) kadın. – 2017’de madde bağlantılı ölümlerin yaşları incelendiğinde, en yaşlı ölümün 78 yaşında ve (1) kişi olduğu görüldü. En genç ölüm vakası, 14 yaşında üç kişide uçucu madde kaynaklı gerçekleşti. – Ölümlerin yaş ortalaması 31.98 olarak tespit edildi. En yoğun ölüm gerçekleşen yaş grubu 25-34 yaş (yüzde 36.5) aralığı. – Ölümlerin 12’si 15-64 yaş aralığının dışında. – 2017’de 941 madde bağlantılı ölüm olayının yüzde 60’ında (564) sentetik kannabinoid (bonzai) mevcut. – 2017’de meydana gelen MBÖ vakalarının yüzde 61.1’i (575) çoklu madde kullanımından kaynaklandı. 2016’da ise bu oran yüzde 46.3 (426) oldu.


4.10.2018 - Kur inmeden hastanelik olma! Sargı bezinden kalp piline kadar sıkıntı var Kamu hastanelerinin tıbbi malzeme alımında fiyat stratejisini belirleyen Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), 10 yıldır güncel kurun altında kalınca, dövizdeki kur artışı sonrası üretici ve ithalatçılar zora girdi. Sektör temsilcilerine göre sargı bezinden enjektöre, protezden kalp piline kadar birçok üründe sıkıntı başladı. Hürriyet’ten Mesude Erşan’ın haberine göre dövizdeki kur artışı sağlık sektörünü de etkilemeye başladı. Kamu hastanelerinin satın aldığı tıbbi malzeme ve cihazların fiyatlarını belirleyen SUT’un tebliğinde yer alan fiyatlar uzun süredir güncellenmedi. SUT gerekli düzenlemeleri yapmazsa durum vahim. Zira birçok hastanede en basit tıbbi malzemelerin yanısıra diz, kalça protezleri, pediatrik beyin cerrahisinde kullanılan malzemeler, yoğun bakımlarda kullanılan diyaliz makineleri ve daha pek çok üründe sıkıntılar yaşanmaya başladı bile. Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED) Başkanı Umut Gökalp’a göre durum ciddi. Gökalp, SUT 2007-2008 yıllarında fiyatları oluştururken dolar kurunun 1.32 olduğunu dikkat çekerek neredeyse tamamı ithalata dayalı tıbbi cihaz sektörü nedeniyle maliyetlerin aşırı derece arttığını söyledi. ARTED başkanına göre enjektör, gazlı bez, sargı bezi, eldiven, kalp pili ve kapağı, ortopedi ameliyatlarında kullanılan malzemeler, pediatrik beyin cerrahisi ve obezite cerrahisi malzemelerinde sıkıntı yaşanıyor. Hastanelerin ödeme vadelerinin giderek uzamasının kronikleşen bir soruna dönüştüğünü de söyleyen Gökalp şöyle devam etti: “Kamu hastanelerinde tıbbi cihaz ödemeleri diğer tüm alacaklılara ödemeler yapıldıktan sonra gerçekleştiriliyor. Son aylardaki nakit sıkışıklığı ve yan hizmetler için satın alınan ürünlerdeki fiyat artışları sebebiyle neredeyse tüm hastaneler ödemelerini daha da geciktirdi. Kredi faizleri de yüzde 40’lara dayandı. Satış fiyatımız artmazken maliyetlerimiz artıyor. Paramızı tahsil edemediğimiz için bankadan borçlanıyoruz ve borçlanma için ödediğimiz faiz her geçen gün tırmanıyor. Sektörde şu an tam bir kusursuz fırtına senaryosu yaşanıyor. Durum bu haliyle maalesef hasta sağlığını olumsuz etkileyecek boyutlara ulaşmak üzere. SUT fiyatlarında güncelleme yapılmalı ve kamu hastanelerinin ödeme sürelerini makul vadelere çekilmeli.”

http://bit.ly/SG25-42


4.10.2018 - Yapı Kredi’den ahlaksız teklif: Arkadaşını ihbar et Geçtiğimiz aylarda “Etik ilkeler" adı altında çalışanlara siyaset yasağı getirmeye çalışan Yapı Kredi Bankası yönetimi tehditlerini sürdürmeye devam ediyor. Koç Holding ve Unicredit Italiano ortaklığı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. çalışanları arkadaşlarını ihbar etmeye teşvik eden skandal bir uygulamayı devreye soktu. soL'un edindiği bilgiye göre Yapı Kredi’de çalışanlara yapılan duyuruda, “Soruşturma Bildirim Giriş” isimli uygulamanın başlatıldığı belirtildi. Uygulamanın içeriğini oluşturan ihbar hattının amacı hakkında “Yapı Kredi’nin veya çalışanlarının misyonu ya da itibarı için zararlı olabilecek, iç yönetmelik, politika, sirküler, yönerge ve düzenlemelerde ele alınmış konuların ihlallerin bildirimi konusunda ifade özgürlüğü yaratmaktır” ifadelerine yer verildi. Emekçilerin birbirini ihbar etmesi için kurulan Yeni İhbar ve Bildirim Kanalı’nın asıl amacının mobbing, performans baskısı ve uzun çalışma saati dayatmasına karşı ses çıkaran finans emekçilerine yönelik bir göz dağı olduğu tahmin ediliyor. http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/yapi-krediden-ahlaksiz-teklif-arkadasini-ihbar-et-248625


4.10.2018 - Ankara’nın görünmeyen yüzü İskitler Oto Sanayi Sitesi zamanla tamamen boşaltılınca, geri kalan metruk dükkânlar zorunlu göç mağduru Kürtlerin ve Suriyeli mültecilerin yaşam alanı haline geldi… https://odatv.com/ankaranin-gorunmeyen-yuzu-04101824.html


6.10.2018 - İSİG'den çarpıcı gıda raporu: 9 ayda en az 11 bin kişi zehirlendi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin bugün "Beslenirken ölmeyelim" isimli raporunda çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. 9 ayda en az 11 bin 649 gıda zehirlenmesi vakası görüldü. Bu vakaların 8 binini işyerinde yemek yiyen işçiler oluşturuyor. Zehirlenme vakalarının yüzde 70’i işyerinde gerçekleşirken vakaların yüzde 15’i kamu kurumlarında meydana gelmiştir.Bu yılın ilk 9 ayında yurtta kalan ya da üniversite yerleşkelerinde yemek yiyen öğrencilerden 706'sı gıda zehirlenmesi nedeniyle hastanede tedavi altına alındı.

 

http://bit.ly/SG25-87


6.10.2018 - Yumurtaya rekor zam İstanbul Yumurta Üreticileri Toptancıları ve İş Adamları Derneği (İSTYUMDER) Başkanı Necati Yıldırım bir açıklama yaparak, ithal girdilerden dolayı ambalaj maliyetlerinin artması dolayısıyla fiyatlara ciddi oranda zam yapılabileceğini söyledi. 1 Temmuz’dan bu yana zaten yüzde 30'dan fazla zamlanmış olan yumurtaya daha ne kadar zam yapılabileceği anlaşılamazken, bu kez de Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUMBİR) Başkanı İbrahim Afyon'dan açıklama geldi. Yıldırım'ın açıklamasını yalanlayan Afyon, ambalaj maliyetlerinin "devede kulak" olduğunu, esas sorunun ise üretici fiyatı 45 kuruş olan yumurtanın perakende fiyatının 85-90 kuruşa çıkması olduğunu ifade etti.Ne var ki, Afyon'un açıklamasının devamında ifade ettiği fiyatlar, durumun ne denli vahim olduğunu gösteriyor. Afyon’un aktardığına göre, yılbaşında üretici fiyatı 25 kuruş olan büyük boy yumurtanın üretici fiyatı şu an 45 kuruşa yükselmiş durumda. Bu, yüzde 80 fiyat artışı anlamına geliyor. http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/tavuk-yumurtadan-peki-yumurta-kimden-248716


11.10.2018 - Şeker-İş Sendikası Başkanı, 1 milyon TL'ye makam aracı aldı Şeker-İş Sendikası’nın Başkanı İsa Gök, kendisine piyasada değeri 1 milyon TL’yi bulan bir makam aracı aldı. Gök, “Araba arızalandı, mecbur kaldık aldık. Uzun yola gidiyoruz” dedi. Hürriyet’ten Hacer Boyacıoğlu’nun haberine göre; Şeker işçilerinin örgütlendiği Şeker-İş Sendikası Başkanı İsa Gök’ün makam aracı tartışma yarattı. Piyasa değeri 1 milyon lira olduğu belirtilen lüks bir otomobil alındı. Gök için alınan Audi marka A6 Sedan 3.0 Quattro marka aracın donanımsız fiyatı 138 bin 192 avro düzeyinde bulunuyor. Bu rakam TL bazında 970 bin 318 liraya karşılık geliyor. Donanım eklendikçe otomobilin fiyatı yükseliyor. http://bit.ly/SG25-43


9.10.2018 - Ekonomik krizin sağlık üzerine etkileri "... Kriz dönemlerinde alt sosyoekonomik grupların beslenme durumlarının hızla kötüleştiği görülmektedir. Diyette görece daha ucuz olan karbonhidratlar ve kalitesiz yağlar artarken, daha pahalı olan et, sütlü ürünler, baklagiller, sebzeler ve meyveler azalmaktadır. Sonuçta gereksinim duyduğu besinleri sağlayamayan bedenler, hastalıklar karşısında daha savunmasız hale gelmektedir. Kimilerine paradoksal görünse de, kriz dönemlerinde alt sosyoekonomik grupların tütün ve alkol tüketiminin de “arttığı” gözlenmektedir." (Akif Akalın) https://web.archive.org/web/20181009171327/http://haber.sol.org.tr/blog/sinifin-sagligi/akif-akalin/ekonomik-krizin-saglik-uzerine-etkileri-248860


10.10.2018 - İzmir’de göçmenleri taşıyan tekne battı: 9 ölü 9 Ekim akşam saatlerinde Karaburun açıklarında bulunan ve göçmenleri taşıyan tekne su alarak battı. Denizde sürüklenerek Kuyucak Plajı’ndan kıyıya çıkan Iraklı bir kadın göçmenin jandarmaya haber vermesi üzerine bölgede çalışmalara başlandı. Arama-kurtarma çalışmalarında ulaşılan ilk belirlemelere göre, 2’si kara 2’si de denizde olmak üzere 4 göçmenin cansız bedenine ulaşıldı. Sonraki çalışmalarla birlikte ölü sayısı 9’a çıkarken, 25 göçmene ulaşmak için çalışmaların sürdüğü bildirildi. http://bit.ly/SG25-44


11.10.2018 - Oxford araştırması: Gezegenin dengesi bozulmadan 10 milyar insan beslenebilir Yeni bir araştırmaya göre 2050 yılına dek gezegenin dengesi bozulmadan 10 milyar insanın gıda ihtiyacını karşılamak mümkün. Uluslararası bilim dergisi Nature’da küresel gıda ve iklim değişikliği hakkında Oxford Üniversitesi’nin yürüttüğü araştırmanın sonuçları yayınlandı. ‘Gıda sistemini çevresel sınırlar içinde tutmak için seçenekler’ başlıklı araştırma, 2050 yılında 10 milyar insanı sürdürülebilir şekilde beslemenin ancak daha sağlıklı ve bitkisel temelli beslenme, gıda atıklarının yarıya indirilmesi ve çiftçilik tekniklerinin ve pratiklerinin iyileştirilmesini içeren küresel dönüşümle mümkün olabileceğini ortaya koydu. http://bit.ly/SG25-45


12.10.2018 - Kapitalizm hasta ediyor Psikiyatri, halk sağlığı ve nörobilim alanında 28 küresel uzman ile hastalar ve savunucu grupları tarafından hazırlanan Lancet Komisyonu raporunda, ruh sağlığı konusunda dünya çapında büyüyen krizin “İnsanlar, toplumlar ve ekonomiler üzerinde kalıcı zararlara yol açabileceği” vurgulandı. “Sputnik News”te yer alan habere göre, söz konusu raporda “Son 25 yılda ruhsal bozuklukların sayısında çarpıcı bir artış olduğu” bulgusuna yer verildi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan tahminlerde, dünya çapında yaklaşık 300 milyon insanın depresyon, 50 milyon insanın bunama yaşadığı, 23 milyon insanın şizofren ve 60 milyonun da bipolar bozukluğu rahatsızlığından etkilendiği kaydedildi. Aktarılan sayıların, buz dağının sadece görünen yüzü olduğunu söylemek ise yanlış olmaz. Çok önceleri, kapitalizm çağının hastalığı olarak tanımlanmış “Nevrotik kişilik” sorununun toplumlarda çok yaygın olduğu bilinen bir gerçeklik. https://www.yasanacakdunya.org/kapitalizm-hasta-ediyor/


12.10.2018 - Gıda mühendisi Bülent Şık: İçecekteki şekeri bir litre suya koyun, içemezsiniz "... Öncelikle kitlesel gıda üretimi devasa şirketler eliyle yapılıyor. Büyük şirket demek malzeme ve enerji kullanımı ve atıklar açısından büyük sorunlar demek; insan sağlığının ve doğal hayatın devamlılığının tehlikeye girmesi demek. Örneğin, Dünya genelinde gıda perakende sektörünün üçte birini beş firma kontrol ediyor. Oysa bu firmaların ürettiği gıdaların büyük bir çoğunluğu yüksek düzeyde şeker içeren besin öğesi ve lif açısından çok fakir ıvır zıvır gıdalar. Bu gıdalar insan sağlığı açısından çok problemli. Beslenme ihtiyacını karşılamayan, üretim-tüketim sürecinde aşırı bir enerji ve malzeme kullanımına ve büyük miktarda atık çıkmasına neden olan gıdalar. Üretilmemeleri hiçbir eksiklik doğurmayacak bu gıdalar beslenme amacına değil arzuların tatminine hitap eder. Bu gıdaların üretim tüketim süreci iklim krizine neden olan sera gazlarının önemli bir kaynağı." http://www.diken.com.tr/gida-muhendisi-bulent-sik-icecekteki-sekeri-bir-litre-suya-koyun-icemezsiniz/


14.10.2018 - Meyve suyu “meyveli içecek” oldu Geçtiğimiz aylarda, ekmeğin gramajının düşürülerek aynı fiyata satılmaya başlanması gibi, meyve suyunun da içindeki meyve miktarının düşürülmesi, öyle ki, meyve sularının “meyveli içecek” kategorisine düşmesi yaşandı. Fiyat artışları nedeniyle meyve suyu satışlarının zorlaşacağından hareketle, meyve suyu firmalarının içecek içerisindeki meyve nektarı oranını yüzde 10’a kadar düşürdüğü ifade edildi. İçecekler içerisindeki meyve nektarı oranının yüzde 10-24 arası olması durumunda, meyve suyu değil “meyveli içecek” sınıfına girdiği belirtildi. http://bit.ly/SG25-46

 

13.10.2018 - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi yarı yarıya kırpıldı, Diyanet'e ek 5 milyar bütçe verildi! Diyanet İşleri’nin 2019 bütçesi 7.7 milyar liradan 12.5 milyar liraya çıkarılarak MİT bütçesini 5’e, yatırımcı bakanlıkların bütçesini de 4’e katladı. Bütçede Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi yüzde 56 oranında azaltıldı. Sözcü'de yer alan habere göre, Orta Vadeli Mali Plan'a (OVMP) göre, gelecek yıl Türkiye'deki tüm bakanlık ve kurumların bütçeleri ortalama yüzde 16 oranında artarken Diyanet'e verilecek bütçedeki artış bunun iki katının da üzerine çıkarak yüzde 34.36'ya ulaşacak. Bütçe verilerine göre, önümüzdeki yıl Diyanet'in ödeneklerinde en yüksek artış personel harcamalarında olacak. Büyük bölümünü memur maaşlarının oluşturduğu genel bütçedeki personel giderleri 2019'da sadece yüzde 17 artarken, Diyanet'in personel ödeneği yüzde 36.5 artarak 6.2 milyar liradan 8.5 milyar liraya çıkacak. Artışın böylesine yüksek belirlenmesi, Diyanet'in önümüzdeki yıl çok sayıda yeni personel alacağını gösteriyor. Başkanlık, önümüzdeki yıl mal ve hizmet alımıyla inşaatlarda bir miktar tasarruf yapmaya çalışacak. Rekor artışla bütçe ödeneği olağanüstü boyutlara çıkarılan Diyanet İşleri, devasa bütçesiyle hem istihbarat gibi kritik görev üstlenen kurumları hem de ülkenin en büyük yatırımcı bakanlıklarını katladı. Diyanet, 10.4 milyar lirayı aşan 2019 yılı bütçesiyle, önümüzdeki yıl yüzde 7.6 kesinti yapılarak 2.3 milyar liradan 2.1 milyar liraya düşecek MİT bütçesini 5'e katlamış oldu. Ancak 5 katlık fark sadece MİT'le sınırlı kalmadı. Diyanet'in bütçesi, ülkenin enerji politikalarını belirleyen, enerji yatırımlarını yapan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı bütçesinin de 5 kat üzerine çıkmış oldu. Enerji bütçesi 2019'da bu yıla göre yüzde 14.3 oranında düşürülerek 2 milyar 44 milyon liraya indirildi. http://m.t24.com.tr/haber/bilim-sanayi-ve-teknoloji-bakanligi-butcesi-yari-yariya-kirpildi-diyanete-ek-5-milyar-butce-verildi,722281


14.10.2018 - Göçmenleri taşıyan kamyon devrildi: 22 kişi yaşamını yitirdi İzmir’de göçmenleri taşıyan kamyon devrildi. Sabah saatlerinde, kasasında çok sayıda göçmenle seyir halinde bulunan kamyon, Menderes kavşağında Değirmençay’a devrildi. Kaza yerine ambulans ve arama-kurtarma ekipleri sevk edilirken, ilk belirlemelere göre kazada 22 kişi yaşamını yitirdi, 13 kişi de yaralandı. Yaşamını yitirenlerin arasında çocukların da olduğu belirtildi. Göçmenlerin, Samos Adası’na geçmek üzere taşındığı, Menderes ilçesi sahilinden tekneye binecekleri iddia edildi. http://bit.ly/SG25-47


15.10.2018 - Macaristan’da sokakta yaşayan 'evsizlere' sosyal hizmet veya hapis cezası! Aşırı sağcı Viktor Orban'ın başbakanlık yaptığı Macaristan'da radikal bir karar geldi. Özellikle metrolarda battaniyelerle gruplar halinde yaşayan ya da ara sokaklarda tek başlarına yaşayan evsizler Macaristan'da son derece doğal kabul edilen bir durum. Ancak artık bu durum son buluyor. Sokakta yaşamaya sosyal hizmette görevlendirme veya hapis cezası uygulaması geldi. Artık Macaristan'da yürürlüğe giren kanuna göre sokakta yaşamak suç haline geldi. Eski yasaya göre olan 3 uyarıdan sonra gelen para cezası değişti. Macaristan Ulusal Meclisinde 20 Haziran'da kabul edilen ve bugün itibarıyla yürürlüğe konulan kanun kapsamında evsizlerin sokakta yaşaması yasaklandı. İlk uyarıdan sonra sosyal hizmet cezası reddedilmesi durumda hapis cezası gelecek. https://www.abcgazetesi.com/dunya/macaristanda-sokakta-yasayan-evsizlere-sosyal-hizmet-veya-hapis-cezasi/haber-108734


19.10.2018 - Her iki Suriyeli göçmenden biri ülkesine dönmek istiyor; yüzde 60’ı çalışmıyor Türkiye’deki her iki Suriyeli göçmenden birinin ülkesine dönmek istediği, her beşinden üçünün de çalışmadığı ortaya kondu. Rakamlar Gaziantep Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nün kent genelinde Suriyeli göçmenlerle yaptığı araştırmaya dayanıyor. Araştırma kapsamında Gaziantep’te 190 mahallede yer alan 129 hanedeki 1824 Suriyeli göçmenle yüz yüze görüşülerek, kendilerine 79 soru yöneltildi. Araştırmadan ortaya çıkan rakamlar şöyle: * Suriyeli göçmenlerin yüzde 56’sı uygun şartlar oluştuğu takdirde ülkesine dönmek isterken, yüzde 13’ü başka bir ülkeye gitmek istiyor. * Yüzde 3.6 Türkiye vatandaşlığı almış, yüzde 9’un başvuru süreci devam ediyor. Ancak Suriyeli göçmenlerin yüzde 35.9’u kesinlikle vatandaşlık başvurusu yapmak istemiyor. * Gaziantep’te yaşayan Suriyeli göçmenlerin yüzde 83.5’i 50 yaşın altında. Ortalama yaş ise 36.4. * Suriyeli göçmen ailelerin yüzde 18.1’i üç çocuklu. Ortalama çocuk sayısı 4.2. 10 ve üzeri çocuk sahibi aileler yüzde 3.7 oranında. * Her bir hanede ortalama 6.6 kişi yaşıyor. Yüzde 30’dan fazlasında ise birden fazla aile bir arada yaşıyor. * Suriyeli göçmenlerin yüzde 97.8’i kirada oturuyor. Ailelerin yüzde 99’u bin liradan az kira ödüyor. * Gaziantep’te yaşayan Suriyeli göçmenlerin yüzde 60’ı çalışmıyor. * Çalışanların yüzde 62’si sürekli işlerde, yüzde 37.9’u geçici/mevsimlik işlerde istihdam ediliyor. Kendi işini kurup çalışanların oranı yüzde 8.8. * Çalışanların yüzde 77.8’i özel sektörde istihdam ediliyor. * Suriyeli göçmenlerin yüzde 6.73’ünün geliri bin 400 liranın altında, yüzde 17’si bin 400 ile 2 bin lira arasında gelir elde ediyor. Yüzde 10.9’un geliri iki ila üç bin lira iken, yüzde 3.6’nın geliri ise 3 ila 4 bin lira arasında. * Okuma yazma bilmeyen Suriyeli göçmenlerin oranı yüzde 26.4. * Yaklaşık yüzde 29 ilkokul, yüzde 26 orta öğretim, yüzde 11 lisans, yüzde 1 de yüksek lisans eğitim derecesine sahip. * Yüzde 9.2’nin otomobili, yüzde 3’ün minibüsü var. Yüzde 89.1’in ise aracı yok. http://bit.ly/SG25-48


20.10.2018 - Hacettepe’de temizlik işçileri baskılardan şikayetçi Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'ndeki öğrenci yurdunda çalışan temizlik işçisi kadınlar, temizledikleri yerlerin “Adam gibi temizleyin” denilerek tekrar temizletildiğini anlatırken, işçilerden biri de kat sorumlusuyla tartıştığı sırada kafasına su şişesi fırlatıldığını iddia etti. Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'nde çalışan işçiler, her yönetim değişikliğinde çeşitli baskılara maruz kaldığını anlattı. Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kadın Öğrenci Yurdu'nda çalışan temizlik işçisi kadınlar, sadece yaptıkları işin değil yönetimin de keyfi uygulamalarının altında ezildiklerini söylediler. Taşerondan kadroya geçtiklerinde de herhangi bir değişiklik olmadığını belirten kadınlar, yaşanan sorunlara şahit olan kadın öğrencilerin de tepki gösterdiğini belirtiyor. http://bit.ly/SG25-49


22.10.2018 - Aygün Alüminyum işçileri: Baskılara karşı mücadelemiz sürecek Aygün Alüminyum fabrikasında Türk Metal’e üye oldukları için işten atılan 12 işçinin fabrika önündeki direniş baskılara rağmen sürüyor. Direnişin 111. gününde fabrika bahçesinin duvar ve tellerine asılı duran pankart, sendika flaması ve Türk bayrakları gece yarısı parçalanıp atıldı. Türk Metal yetkilileri jandarmaya suç duyurusunda bulunurken işçiler ise “Baskılar bizi vazgeçiremez. Mücadelemiz devam edecek” diyor. Direnişleri boyunca birçok baskı ile karşılaştıklarını belirten, atılan işçilerden Kemal Çiftçi, “Kapının önünde sürdürdüğümüz direnişten rahatsız oluyorlar. Bizi buradan çıkarmak için defalarca şikayet ettiler. Hatta çay yapmak için yaktığımız ateşi bahane ederek yangın çıkarmak istiyorlar diye şikayette dahi bulundu. Bunların hiçbiri bizi mücadelemizden vazgeçiremez, kazanana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi. http://bit.ly/SG25-50


22.10.2018 - Makro Market işçileri tazminatlarını istiyor Samsun'da, Makro market zincirinin başka firmaya devredilmesiyle işten atılan işçiler, tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle 6'ncı kez protesto yürüyüşü gerçekleştirdi. Tez-Koop-İş Sendikası Samsun Şubesi'nde toplanan işçiler, market zincirinin başka firmaya devredilmesiyle işten çıkarılmalarının ardından tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle Gazi Caddesi'ndeki markete yürüdü. İşçiler, ellerinde ‘Tazminatlarımız gasp edilemez’, ‘Alın terimiz ve emeğimiz için eylemdeyiz’ ve ‘Köle değil, işçiyiz hakkımızı isteriz’ yazılı dövizler taşıdı. Yürüyüş sonunda açıklama yapan Hasan Kaya, “Her zaman söyledik yine söylüyoruz. Siyaset meydanı, er meydanı burası. Milletvekili dediğimiz insanların bizim temsilcimiz olması gerekiyor. Hiçbir siyasi parti temsilcisi şu an burada değil. Siyasi partilerden beklentimiz, buraya gelerek, mallara el koyması değil; hakkımız olanı alma mücadelemize katılmalarıdır” dedi. İşçiler, açıklamanın ardından dağılırken, protestolarını her pazar yapacaklarını da duyurdu. http://bit.ly/SG25-51


22.10.2018 - Türkiye’de satılan 16 farklı marka sofra tuzunda mikroplastik bulundu Türkiye’de satılan 16 farklı marka sofra tuzunda mikroplastik (5 mm’den küçük plastik parçacığı) bulundu. Yeşil Gazete’den Ayşe Bereket’in haberine göre Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Dr. Sedat Gündoğdu’nun araştırmasında, Türkiye’nin başlıca tuz üretim merkezlerinde üretilen 16 farklı markada sofra tuzu, şubat-mart 2017 tarihleri arasında piyasadan satın alınıp incelendi. Araştırmadaki beşi deniz tuzu, altısı göl tuzu ve beşi kaya tuzu olmak üzere 16 sofra tuzu örneği Çamaltı, Tuz Gölü, Palas Gölü, Seyfe Gölü, Acıgöl, Çankırı, Cihanbeyli ve Aksaray’da üretilmiş. İncelemeler sonucunda en yüksek mikroplastik partikül sayısına deniz tuzunda rastlanırken, mikroplastik partikül sayısı deniz tuzunda 16-84/kg, göl tuzunda 8-102/kg ve kaya tuzunda 9-16/kg olarak belirlendi. Örneklerde polietilen (PE), polietilen tereftalat (PET), poliüretan (PU), polipropilen (PP), polimetil-metakrilat (PMMA), poliamid-6 (PA-6) ve polivinilklorit (PVC) olmak üzere birçok plastik türüne rastlandığı açıklandı. En sık rastlanan plastik türü ise dayanıklı ambalaj malzemelerinde tercih edilen polietilen (Yüzde 22,9) ve polipropilen (Yüzde 19,2). Haberde markaların hangileri olduğuna dair bir bilgi yer almadı. Türkiye’de bir kişinin günlük tuz kullanım miktarı 14,8 ila 18,01 gram. Buna göre bir yetişkin bir yıl içinde deniz tuzu tüketiyorsa 248 ila 302 adet , göl tuzuyla 202 ila 246 adet ve kaya tuzuyla 63 ila 77 adet mikroplastik parçacığı yutuyor.  http://bit.ly/SG25-52


22.10.2018 - Adana'da 65 işçi gıda zehirlenmesi şüphesiyle tedaviye alındı Adana'nın Seyhan ilçesindeki bir narenciye paketleme tesisinde çalışan 65 işçi, gıda zehirlenmesi şüphesiyle Mersin'in Tarsus ilçesindeki hastanelere kaldırılarak, tedavi altına alındı. Tarsus'un Yenice Mahallesi yakınlarında bulunan narenciye paketleme tesisinde çalışan 65 işçi, iş yerinde yedikleri çorba, turşu, nohutlu ve etli pirinç pilavından oluşan akşam yemeğinden sonra rahatsızlandı. Mide bulantısı şikayetinde bulunan işçiler, çağrılan ambulanslarla Tarsus'taki hastanelere kaldırıldı. İşçiler, yapılan tetkiklerin ardından gıda zehirlenmesi ön tanısıyla çoğunluğu ayakta olmak üzere tedavi altına alındı. Tarsus Devlet Hastanesi'ne oluşan yoğunluk nedeniyle bazı işçiler, koridorlarda oturarak kollarına bağlanan serumların bitmesini bekledi. İşçilerin sağlık durumunun iyi olduğu gözlenirken, konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi. http://bit.ly/SG25-53


22.10.2018 - TEMSA, işçileri ücretsiz izne gönderiyor TEMSA'da fatura işçiye çıkarıldı. İşçilerin tamamı Aralık'ta 6 hafta ücretsiz izne gönderiliyor. Bayramın ardından yüzlerce işçiyi kapı önüne koyan TEMSA, ekonomik krizin faturasını işçiye çıkarmaya devam ediyor. Adana'da kurulu bulunan Sabancı Holding bünyesinde otobüs üretiminin yapıldığı TEMSA, 25 Aralık itibariyle 6 hafta boyunca üretimi durduracak ve işçiler 6 hafta boyunca ücretsiz izne gönderilecek. Evrensel'e ulaşan işçiler, gerekçenin sipariş alınamaması olmasına karşın patronun bu günleri hesap ederek önceden stok yaptığını belirtti ve krizin yükünün kendilerine yüklenmesine tepki gösterdi. Çalışanların hepsinin borcu olduğunu belirten işçiler, "Haberi geçen hafta verdiler. Çocuğu okuyan var, ev kredisi ödeyen var, kredi kartı borcu olan var. Şimdi biz ailemizin, çocuklarımızın ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağız?" diye konuştu. Sorunun kaynağının yönetimin yanlış kararları ve kriz olduğunu ifade eden bir işçi "Başkalarının hatalarının sonuçları bize ödetilmek isteniyor" dedi. Krizin yükünü çekmek istemediklerini söyleyen işçi, fabrikada örgütlü olan Çelik İş sendikasına da tepki göstererek "Sendikanın işten çıkarmalara karşı dirayetli olması gerekir. Üretim ve kâr rekorları kırılırken bize yansıtılmadı. Ama her krizde bedelini biz ödüyoruz. Fabrikanın devletten destek almaya çalıştığı da söyleniyor" dedi. http://bit.ly/SG25-54


23.10.2018 - Tatil günü makineleri kaçıran tekstil patronu işçileri ortada bıraktı Bursa'nın Orhangazi ilçesinde 3 ay önce faaliyete başlayan tekstil atölyesinde çalışan ve 2 aydır ücret alamadıklarını ileri süren işçiler, sabah iş yerinin sahipleri tarafından boşaltıldığını görünce polise başvurdu. Muradiye Mahallesi'nde faaliyet gösteren tekstil atölyesinde çalışanlar, geçen hafta iş yeri sahipleriyle görüşüp 2 aydır alamadıkları ücretlerinin ödenmesini istedi. Çalışanlar, ücretlerini alamamaları durumunda şikayette bulunacaklarını belirtti. 4 ortağı bulunan ve 40 işçinin çalıştığı iş yerinin sahipleri de iddiaya göre, 22 Ekim pazartesi günü ödemelerin yapılacağı sözü vererek işçileri ikna etti. Maaşlarını da alma umuduyla dün atölyeye giden işçiler, iş yerinin kilitli olduğunu gördü. İşçiler, hafta sonunda makineler ve diğer malzemelerin kamyonlara yüklenip atölyenin tahliye edildiğini öğrenince şaşkına döndü. Polise başvuran işçiler şikayette bulundu. http://bit.ly/SG25-55


24.10.2018 - PTT’den 41 taşeron işçi işten atıldı İstanbul’daki PTT Posta Dağıtım Merkezlerinde işten atmalar devam ediyor. PTT Başakşehir Posta Dağıtım Merkezi’nde 39, Fatih Posta Dağıtım Merkezi’nde de 2 olmak üzere 41 taşeron işçi işten atıldı. Mobbing ve baskının da arttığını söyleyen işçiler tepkili.PTT-Avrupa Yakası Posta İşleme Merkezi’nde 3 ay önce kayıtsız postanın kurumun bahçesindeki servis aracında unutulmuş olması nedeniyle Atçı isimli taşeron firmada çalışan 14 işçinin işten atılmasıyla başlayan süreç güvenlik soruşturması gerekçesiyle 4 işçi işçinin işten atılması ile devam etmişti. En son atılan 41 işçi ile birlikte bugüne kadar atılan işçi sayısı 59’u yükseldi.  http://bit.ly/SG25-56


24.10.2018 - MÜLTECİNİN KADERİ PATRONUN İKİ DUDAĞI ARASINDA Bakanlığın mülteci işçilere dağıttığı kitapçık “Çalışma Hayatına Dair Referans Bilgiler” adını taşıyor. Kitapçığın içinde, mevcut iş kanununda yer alan ve her T.C vatandaşı işçiyi bağlayan maddeler var. Bu maddeler; ücret, izin, iş güvencesi, iş uyuşmazlıkları, tazminat, işsizlik ödeneği, sendika üyeliği, grev, işçi sağlığı ve iş güvenliği vb şeklinde sıralanmış. Böylece Suriyeli işçilere “Artık sizin de bu haklarınız var” mesajı verilmiş. İş kanunundan alıntılanan “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep vb sebeplere dayalı ayrım yapılamaz” maddesi de bu mesajı güçlendirir nitelikte. Ama işin aslı pek böyle değil.Zira aynı kitapçığın “Çalışma İzni Alma Yükümlülüğü” ve “Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Çalışması” bölümlerinde Suriyeli işçileri bağlayan hükümler başka şeyler söylüyor. Maddeler halinde bakılacak olursa:


1- Bir işyerinde çalışmak isteyen mülteci işçiye en fazla 1 yıl çalışma izni verilebiliyor. 1 yıllık süre dolunca işçinin patrondan ikinci kez onay alması gerekiyor ve bu durumda ‘geçici koruma altındaki’ işçiye en fazla 2, daha sonra da 3 yıl daha çalışma izni verilebiliyor. Süresiz çalışma hakkı ise ancak bir işyerinde 8 yıl dolduğunda geçerli oluyor. Peki bu ne demek? Bu, mülteci işçinin 8 yıl dolana kadar el pençe divan durması veya herhangi bir haksızlığa ses çıkarması durumunda çalışma iznini kaybetmesi demek.


2- İlgili kanunda mevsimlik tarım ve hayvancılık işlerinde çalışacak mülteci işçiler çalışma izninden muaf tutulmuş! Tarlada çalıştırılacak ‘yabancı işçiler’ için alınacak “çalışma izni muafiyet belgesi” için de valilikler adres gösterilmiş. Göçle birlikte Türkiye’ye gelen yüz binlerce Suriyelinin daha çok vasıfsız ya da kır kökenli olduğu düşünüldüğünde; yarım milyona yakın mülteci devlet onayı ile tarlalarda kayıtdışı çalışacak ya da temel haklardan yoksun kalacak.

3- Suriyeli işçilere çalışma izni çıkmış olmakla birlikte, adı geçen kanunda, bugüne kadar Türkiye’de kayıt dışı çalıştırılmış mülteci işçilerin “müktesep” haklarının ne olacağına hiç değinilmemiş! Müktesep haklar, işçinin geriye dönük kazanılmış haklarını tanımlıyor. Ve mülteci işçilerin, daha önce kayıt dışı çalıştırılmış da olsa, tanık olması durumunda müktesep haklarından (tıpkı Türkiyeli işçiler gibi) yararlanması gerekiyor.

Bakanlığın dağıttığı kitapçıklarda Puma, NB, Adidas, CA, PVH, Asos, İnditex, Tesco gibi firmaların sponsor armaları olması da pek manidar! Zira bunlar arasında uzak Asya’da çocuk emeği sömürme, Türkiye’de fasonlar aracılığıyla kayıt dışı mülteci çalıştırma haberlerine konu olan firmalar var. (Suriyeli işçilere çalışma izni: Sendikalar uyuyor, patronlar iştahlı - Ercüment Akdeniz)


25.10.2018 - Kanser hastalarına ilaç bulunamıyor İstanbul Tabip Odası, kanser hastalığının tedavisinde çok önemli yeri olduğunu bilinen çok sayıda ilacın uzun zamandır bulunamadığını belirterek Sağlık Bakanlığı’nı sorunu acilen çözmeye çağırdı. İstanbul Tabip Odası açıklamasında “Bütün dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında olan kanserin çok önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu ve kanser hastalarının tedavisinde ilaçlar çok önemli yer tuttuğu” hatırlatılırken, “Ne var ki, kanser hastalarının tedavisinde kullanılan sisplatin, metotreksat, vinblastin ve gemsitabin gibi en önemli ilaçlar uzun zamandır hem serbest eczanelerde, hem de birçok kamu ve özel hastane eczanelerinde bulunmamaktadır. Oysa özellikle hayati önemi haiz olan bu ilaçlar birçok kanser çeşidinde kullanılmaktadır. Bu ilaçlar ülkemize hammaddesi yurt dışından gelmekte ve tek bir firma tarafından üretilmektedir.” denildi. http://gazetemanifesto.com/2018/kanser-hastalarina-ilac-bulunamiyor-doktorlardan-acil-cagri-214757/


27.10.2018 - Şova nasıl hazırlandılar: 16 saat silahların gölgesinde çalışma “12 Eylül sürecini şu an havalimanında yaşıyoruz. Askeriyenin, polisin, silahların gölgesinde çalışma koşulları sürdürüyor arkadaşlarımız. Maalesef çalışma alanlarının her yerinde polis asker 7/24 orada.” - “3. havalimanının Firavun’un kölelere yaptırdığı Mısır piramitlerinden bir farkı yok. Köle gibi bizim sırtımızdan yaptıkları bir tarihi eser var. Bu halka hizmet değil. Bir eser bırakmak için insanları köle gibi çalıştırdıkları bir yapı. Ben işimden oldum ve neden işimden olduğumu da bilmiyorum. İşime son verildi ve hiçbir açıklama da yapılmadı. Telefonla arayıp işine son verdik dediler." “Sabahlara kadar çalışıp, sabah da yine işbaşı yapan çok sayıda işçi biliyorum. Zaten bu yüzden iş kazaları ölüme sonuçlanıyor. Bir ara düzene girmiş gibi oldu ama 15 gündür her şey aynısı, değişen hiçbir şey yok. Hatta şimdi eskisinden daha kötü. Herhangi bir iş güvenliği zaten yok. Yani seni ölüme bırakıyorlar. İşçilerin ücretleri yine bir kısmı bankadan bir kısmı elden verilmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günler eylem yapan arkadaşlarımızı da görmüşsünüzdür. Bir kısmı bankaya yattı ama elden verilen kısım halen verilmiş değil." - "İşçinin sesini jandarmayla, polisle kıstılar. https://ilerihaber.org/icerik/sova-nasil-hazirlandilar-16-saat-silahlarin-golgesinde-calisma-91119.html


27.10.2018 - İşçi intiharları 5 yılda yüzde 300 arttı CHP’nin hazırladığı çalışırken intihar eden emekçilere ilişkin rapora göre işçi intiharları son 5 yılda yüzde 300 arttı. Borç, iş yerinde psikolojik taciz (mobbing), işsiz kalma kaygısı intiharların nedeni olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda hazırlanan raporla bu intiharların iş cinayetleri kapsamında ele alınması istendi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Koordinatörü Veli Ağbaba, borçlarını ödeyemeyen, yoğun iş temposu altında ezilen, işsiz kalma kaygısıyla yaşayan emekçilerin intihar ettiklerini kaydetti. Ağbaba, “İntiharlar sadece mavi yakalılarda değil, beyaz yakalılarda da hızla artıyor. Sadece 2017 yılında üçü hekim, 53’ü hemşire, 66’sı diğer personelden oluşan 122 sağlık çalışanının intihar ederek yaşamına son vermesi bunun kanıtıdır” dedi. Dünya genelinde literatüre Karojisatsu Vakası olarak geçen ve işçilerin aşırı çalışma ve işyerinde hak ihlalleri neticesinde yaşamına son vermesi sonucunda Japonya’da işçi intiharlarının iş kazaları kapsamına alındığını belirten Ağbaba, benzer uygulamanın Türkiye’de hayata geçmesi gerektiğini kaydetti. http://t24.com.tr/haber/isci-intiharlari-5-yilda-yuzde-300-artti,733384


30.10.2018 - Arçelik’te ‘akıllı’ sömürü devri Koç Holding’e ait Arçelik, İstanbul Beylikdüzü’de kurulu fabrikasını Çerkezköy’de 500 milyon dolarlık yatırımla kurduğu akıllı televizyon fabrikasına taşıdı. Çerkezköy’de 182 bin metrekare alana kurulan Arçelik Elektronik Fabrikasında dijital ve robotik teknolojilerle üretim yapılacak. Günlük televizyon üretim kapasitesi 12 bin, yıllık üretim kapasitesi ise 3.2 milyon adet olarak planlanıyor. Şu anda tüm zorlamalara rağmen tek vardiyada yapılan üretimin ancak 1500 civarı olduğunu belirten işçiler, “Hedeflenen sayıların çok daha fazla çalışma, çok daha fazla sömürü anlamına geldiğine” işaret ediyor.Bantlar daha oturmadığı için sürekli fazla mesaiye kalındığını belirten bir işçi, “Birkaç haftadır üç gün bir grup, üç gün başka bir grup günde 16 saat çalışıyor. Ama şu anda hedeflenen sayının yarısı bile üretilmiyor” dedi. Sistemin yeni olması nedeniyle hata verdiğini belirten bir işçi, şunları anlattı: “Sistemi henüz tam oturtamadılar. Benzer sistem Kore’de bulunan LG fabrikasında da var ve günde 12 bin yılda 3 milyon 200 bin televizyon üretme kapasitesine sahip. İleride sistem oturunca hedeflenen sayıyı çıkarırlar muhtemelen. Dört bant var, üçü çalışıyor sayılır şu an. Dördüncüsü de çalışıyor ama tam randımanlı değil. Bant tam kapasite çalışamadığı için bazı yerlerde yığılma oluyor şu an. Eskiden 2 kişinin çalıştığı yerde şimdi 4-5 kişi çalışıyor. Tabi o kadar işçiyi orada boşuna tutmuyorlar. Şimdi işçi fazlalığı görünüyor ama tempo istenilen düzeye çıktığında işçiler mecburen daha yoğun çalışacaklar. Şu an henüz alıştırma aşamasındalar.”Üretim sayısının sürekli arttığını belirten bir başka işçi de, “Yaklaşık 7 saatte 1500’e yakın televizyon ÇIKARDILAR. Beylikdüzü’de iken 6 bant vardı, 1250- 1300 televizyon üretiliyordu. Burada bant daha seri, bandın akışını hiç kesmiyorlar. Mesela eskiden 6 vida atıyorsa şimdi 3 vida atıyor ama bant hiç durmadığı için sürekli çalışıyor. Öte yandan işin gerginliği arttı. Mühendisidir, yöneticisidir çok fazla ortalıkta dolaşıyor” diye konuştu.Planlama aşamasından itibaren en son teknolojiyle üretim gerçekleştirecek şekilde tasarlanarak inşa edilen fabrikanın, malzeme girişinden ürün çıkışına kadar tüm üretim operasyonu tek bir hat üzerinde tamamlanacak şekilde kurgulandı. Üretim süreçleri yazılım tabanlı tam otomatik sistemlerle kontrol edilecek. Ürünlerin yüzde 65’i 48 farklı ülkeye ihraç edilecek. http://bit.ly/SG25-57


31.10.2018 - Mezarda emeklilik gerçek oldu Rapora göre 2018'in ilk dokuz ayında emeklilik çağında olduğu halde çalışmak zorunda kalan en az 228 kişi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporun satır başları şöyle: Ölenlerin 4’ü kadın işçi, 224’ü erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım ve konaklama işkollarında gerçekleşti… Ölenlerin 206’sı 51-64 yaş aralığındayken, 22’si ise 65 yaş ve üzerinde. 65 yaşının üzerinde bile çalışırken ölenler emeklilik çağında çalışan işçilerin yüzde 10’u gibi yüksek bir orana sahip. 65 yaş ve üzeri ölen işçiler tarım, ticaret, metal, inşaat, taşımacılık, konaklama ve genel işler işkollarında çalışıyordu. Ölenlerin 4’ü (yüzde 1,75) sendikalı işçi, 224 işçi ise (yüzde 98,25) sendikasız işçi.

http://bit.ly/SG25-172


İşçi Mücadeleleri


8.10.2018 - Real Market işçileri mağaza önü eylemlerine devam ediyor Real Marketler zincirinin hileli iflas iddiasıyla kapatılmasından sonra işsiz kalan ve tazminatları gasbedilen işçiler, haklarını almak için eylemlerini sürdürüyor. İşçiler, yarın (9 Ekim Salı) Beylükdüzü ve Hadımköy'deki mağaza önleride eylem gerçekleştirecek. DİSK'e bağlı Nakliyat-İş sendikası tarafından verilen bilgiye göre Real Market işçileri yarın Marmara Park AVM içindeki Media Markt ve Hadımköy Metro mağazaları önünde eylem gerçekleştirecek. Sendika tarafından yapılan açıklamada "Gerçekleştirilecek eyleme Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, sendika yöneticileri ve Uyum/Makro Market Direnişçileri ve işçilerin aileleri katılacaklardır. Bütün halk örgütlerini ve basın emekçilerini basın açıklamasına davet ediyoruz" denildi. http://bit.ly/SG25-62


9.10.2018 - Asansör kulesinde eylem yapan madencilerin talepleri kabul edildi Bartın'ın Amasra ilçesinde, Hattat Holding’e bağlı Hema maden şirketinin işlerine son verdiği 2 işçi, asansör kulesinde cuma günü başlattıkları eylemlerini 5'inci günde sona erdirdi. Eylem yapan 2 işçinin tüm alacakları banka hesaplarına yatarken eyleme destek veren diğer işçilerin de hesaplarına 2 bin TL para yatırıldı. 5 Eylül Cuma günü sabah saatlerinde maden ocağında işçiler eyleme başladı. İşçilerden Serdar Aslan ve Bülent Çevik, şirkete ait 80 metre yükseklikteki asansör kulesine çıkarak eylem başlattı. Genel Maden İşçileri Sendikasının (GMİS) şirket yöneticileri ile yaptığı görüşmeler sonucu şirket, akşam saatlerinde kulede eylem yapan 2 işçinin bütün alacaklarını hesap numaralarına yatırırken aşağıda eylem yapan arkadaşlarına da 51 günlük maaşın 2 bin TL'sini hesaplarına yatırarak geri kalan paraların ise 25 gün içinde ödeneceğini taahhüt etti. http://bit.ly/SG25-63


11.10.2018 - 6 işyerinde sendikal mücadele sürüyor Sendika hakkı anayasal güvence altında olsa da 6 işyerinde sendikalaştıkları için işten atılan işçilerin direnişi devam ediyor. Babacanlar Kargo, Cargill, Flormar, Aydın Belediyesi, Muğla Taşıt Muayene istasyonları ve BBS Metal'de işçilerin sendikalaşma mücadelesi sürüyor. Antep'te TÜMTİS Sendikasında örgütlenen işçilerden 9'unu işten atan Babacanlar kargo önündeki direniş 381. gününde. http://bit.ly/SG25-64


11.10.2018 - Ücretleri ödenmeyen inşaat işçileri 16 gündür eylemde İstanbul Bostancı’da Köroğlu Grup İnşaat ve Rising İnşaat Mimarlık ve Restorasyon tarafından yapılan bir apartman inşaatında çalışan 15 işçi, ücretlerini alamaması üzerine inşaatın önünde eylem başlattı. 16 gündür iş durdurarak oturma eylemi yapan işçiler, haklarını alana kadar eylemlerine devam etmekte kararlı. Melike Ceyhan'ın haberine göre 20 yıldır inşaat işçisi olarak çalışan Raif Yılmaz, 11 ay önce Köroğlu Yapı’da işe başladıklarını belirti. 14 arkadaşıyla birlikte apartmanın temellerini attıklarını anlatan Yılmaz, “Patron senet vererek, zamanı geldiğinde gidip alabileceğimizi söyledi. Senetler karşılıksız çıktı. Bizi kandırıyor, oyalıyorlar. Bu işi tamamen bitirip kaçacaklar. 16 gündür direnişteyiz. Çalıştık, emeğimiz var. Emeğimizi almadan buradan ayrılmayacağız” diye konuştu. http://bit.ly/SG25-65


15.10.2018 - Direnişteki TÜVTÜRK işçileri: Herkesi dayanışmaya çağırıyoruz Muğla’da bulunan TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonunda çalışan ve DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikasına üye oldukları için işten atılan işçilerin işe iade mücadelesi devam ediyor. TÜVTÜRK’te çalışma koşullarının çok ağır olduğunu ve patron yetkililerini defalarca bu konuda uyardıklarını belirten İşyeri Temsilcisi Zeki Çerçi, “Sabah 8.30’da başlayıp akşam 20.00’de işten çıkıyorduk. Çalışan işçi sayısının azlığı iş yükünü doğal olarak arttırıyordu. Defalarca görüştük işveren yetkilileri ile ama her defasında bizleri duymazlıktan geldiler. Günde 150-160 araç bakıyorduk istasyonda. Bu TÜVTÜRK’ün diğer şubelerine göre çok fazla bir rakam, iş yükünün ağırlığından dolayı yıllık izinlerimizi bile kullanamadık. Benim içeride 50 günden fazla yıllık iznim var, aynı durum çalışan diğer arkadaşlar içinde geçerli” dedi. Çalıştıkları süre boyunca işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin çok yetersiz olduğunu belirten Çerçi, “Muayene istasyonunda egzoz emisyon işi ile uğraştığımız için sürekli zehirlenme tehdidi altında çalışıyorduk. İşverenin buna çözümü sadece ayran vermek oluyordu. Havalandırmanın yetersiz olduğu ile ilgili defalarca görüştük fakat ondan da bir sonuç alamadık. Aydınlatma eksik olduğu için, ciddi bir iş kazası geçirdim” dedi. Çerçi aldıkları ücretin ise 1800 lira olduğunu söyledi. http://bit.ly/SG25-66


15.10.2018 - Karayolu işçileri 4 aylık ücret alacaklarının ödenmesini istiyor Bolu'da, karayollarında taşeron bir firmada çalışan işçiler, 4 aydır ücret alamadıkları için oturma eylemi yaptı. Abant karayolu üzerindeki şantiye girişinde bir araya gelen işçiler adına konuşan Sabahattin Güleç, çalıştıkları şantiyede işlerin durduğu gerekçesiyle 40 kişinin ücretlerini 4 aydır alamadığını, bazılarının işten çıkarıldığını ifade etti. Güleç, konuyla ilgili muhatap da bulamadıklarını söyledi. Açıklamaların ardından işçiler bir süre oturma eylemi yaptı. http://bit.ly/SG25-67


15.10.2018 - Döktaş işçileri, kıyıma karşı üretimi durdurdu Manisa’da Türk Metal’in örgütlü olduğu Döktaş fabrikasında çalışan işçiler, sendikalı işçilerin işten atılması üzerine iş durdurdu. Fabrikanın Güriş bünyesine geçmesinin ardından sendikalı işçilere yönelik baskı başladığını anlatan işçiler, atılan işçilerin geri alınmasını istiyor. Çelik fabrikası Döktaş’ın Güriş’e satılmasının ardından yaşanan baskıları ve nisan ayından bu yana ekonomik kriz öne sürülerek istifa etmeyen işçilerin işten atıldığını anlatan işçiler, “Ancak esas neden sendikayı istememeleri. 'Fabrika yüzde 30 küçülüyor' diyorlar ama sebep bu değil. İşçi çıkarmalar da devam edecek” dedi. Fabrikanın satılmasının ardından güvenlik görevlilerinin değiştiğini, yeni gelenlerin ‘Türk Metal Sendikası ile çalışmayacak bu fabrika’ diyerek baskı yaptığını anlatan işçiler, şöyle devam etti: “Biz de Türk Metal’e üye işçiler olarak üretimi durdurduk. Şu anda fabrika önünde direniş devam ediyor.” http://bit.ly/SG25-68


18.10.2018 - 400 işçinin çıkarıldığı Taze Market'te işçiler haklarını istiyor Kayseri’de 20’nin üzerinde marketi ve 500’ün üzerinde çalışanı olan Makro Market konkordato ilan ederek yaklaşık dört ay önce yola Taze Market olarak devam edeceğini açıkladı. Makro Market olarak çalışan işçilere tüm haklarıyla birlikte Taze Market’e geçirildiği bilgisi verildi. Taze Market ise yaklaşık 400 civarında işçiyi haklarını vermeden kapı önüne koydu. Yetkililerin kendilerine “Gidin hakkınızı nerede arıyorsanız, orada arayın” dediğini söyleyen işçilerin Taze Market önündeki bekleyişi sürüyor. Kıdem ve ihbar tazminatlarını, yıllık izin ve 45 günlük ücret alacaklarının verilmediğini söyleyen işçiler, Taze Market önünde bir açıklama yaptı. İşçileri adına konuşan Fatih Edebalı, “2008 yılından itibaren Kayseri’de faaliyet gösteren Makro Market çalışanlarıyız. Ekim ayında mali krize girdiğini söyleyen şirket, konkordato ilan etmiştir. Çalışanlar olarak emeğimizi esirgemeden, gece gündüz bu krizden kurtulması için çalıştık. Aylık ücretlerimizi aldığımız durumlarda bile işyerimize sahip çıktık. Sonumuz işten atılma oldu. Emeğimizin karşılığı bu muydu?” dedi. http://bit.ly/SG25-69


18.10.2018 - Fırın işçileri sokağa çıktı, çalışma koşullarını protesto etti İzmir Fırın İşçileri Derneği, Konak'ta basın açıklaması düzenledi. Fırın işçileri, haftanın her günü fazla mesai ücreti almadan, primleri tam yatırılmadan ve herhangi bir sosyal hakkı olmadan çalıştıklarını dile getirdiler ve çözülmesi için dernekleştiklerini ifade ettiler. Açıklamada işçiler, 'Kayıt Dışı İşçiye Hayır', 'Fırınlarda Anayasal Suç İşleniyor', 'Sigorta Primlerim Tam Olarak Ödensin' ve 'Yasal Haklara Saygı Yoksa İş Barışı Da Yok' yazan dövizler taşırken 'İşveren Şaşırma Sabrımızı Taşırma', 'Birleşe Birleşe Kazanacağız' sloganlarını attılar. Basın metnini okuyan Dernek Başkanı Mehmet Deniz, zor ve olumsuz koşullarda çalıştıklarını belirterek "Ekmeğin hergün üretilmesi gerekiyor ve bu nedenle sistem, biz fırın işçilerinin hergün çalışması gerektiğini dayatmaktadır. Bu sistemde pazar günleri, bayramlar bizler için diğer günlerden farklı değil. Hiçbir izin ve tatil hakkı olmadan çalışmak zorundayız. Çocuğumuz hastalandı, bir yakınımız vefat etti… Bütün bu durumlarda bile eğer yerimize başka bir arkadaş ayarlayamazsak çalışmaya devam etmek zorundayız. Üstelik bu ağır ve zor çalışma koşullarında çalışırken ek mesai ücreti, SGK priminin tam yatırılması ve diğer sosyal haklar çoğumuz için hayal. Günlük ortalama 12 saatlik çalışma sürelerimizin sonlarına doğru ciddi fiziksel problemler yaşıyoruz. Kısaca ortada bir zulüm vardır ve bizler bu zulüm altında eziliyoruz. Fırın işçileri olarak sadece devletimizin biz çalışanlara verdiği hakları talep ediyoruz" dedi. http://bit.ly/SG25-69


24.10.2018 - Anlaşma sağlanamayan Mahle'de grev kararı asıldı İzmir Gaziemir'deki Ege Serbest Bölge (ESBAŞ)'ta kurulu bulunan Alman menşeli piston üreticisi Mahle Fabrikası yönetimi ile ile işyerinde örgütlü DİSK'e bağlı Birleşik Metal İş İzmir Şubesi'nin arasında süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamayınca grev kararı alındı. Son olarak arabulucu sürecinde de ilerleme kaydedilemedi. 550 işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinde sendika maaş ve sosyal haklarda yüzde 30 zam ve yılda 3 defa gıda talep etmesine rağmen Mahle yöneticileri yüzde 23 zam önerisinde bulundu ve gıda yardımı talebini de kabul etmedi. Grev kararı sabah vardiya girişinde yapılan eylemle asıldı. Fabrika içinde yürüyüş yapan Mahle işçileri taşıdıkları Türkçe ve Almanca pankartla insanca yaşama yetecek bir ücret talep ettiklerini dile getirdiler. Fabrika içinde yapılan eylemde işçiler "Mahle işçisi direnişin simgesi", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz", "Zafer direnen emekçinin olacak" ve 'Asla teslim olmayacağız" sloganlarını attı. http://bit.ly/SG25-70


26.10.2018 - Babacanlar Kargo işçileri 426 gündür eylemde Antep’te Babacanlar Kargo'da sendikaya üye oldukları için işten atılan 9 işçi 426 gündür fabrika önünde direnişini sürdürüyor. Antep İş Mahkemesi'ne açtıkları işe iade davalarını kazanmasına rağmen işçiler, patronun yerel mahkemenin kararını istinafa taşımasından dolayı işyerinin önünde bekleyişlerini sürdürüyor. MA'da aktardığına göre yargı sürecinin ağır ilerleyişinin patronun lehine olduğunu söyleyen işçi Ramazan Akınal, açtıkları davaların yasalara göre 2 ayda bitmesi gerekirken 15 aydır devam ettiğini dile getirerek, “Hakkımız ve emeğimiz için gerekirse bir 426 gün daha bekleyebiliriz” dedi. http://bit.ly/SG25-71


26.10.2018 - Yapı Kredi önünde açıklama: Bu işyerinde mobbing var! Plaza Eylem Platformu, Yapı Kredi önünde eylem yaparak, "Bu işyerinde mobbing var!" dedi. Açıklamada "Daha çok satışın bedelini sağlığımızla, canımızla ödemeyeceğiz. Şirketlerde mobbingin kurumsallaşmasına izin vermeyeceğiz. Yalnız kalmayacağız, birbirimizi yalnız bırakmayacağız. Arkadaşımızın davası bizim de davamızdır, takipçisi olacağız" ifadeleri kullanıldı. http://haber.sol.org.tr/turkiye/yapi-kredi-onunde-aciklama-bu-isyerinde-mobbing-var-249717


Dünyadan Mücadeleler


2.10.2018 - 500 grevci Yamaha işçisi gözaltına alındı, akşam saatlerinde bırakıldı Hindistan’ın Tamil Nadu eyaletinde ‘Chennai’ şehrinde bulunan „Yamaha Motor“ fabrikası işçilerinin bugün (Salı) otobüs terminalinde yaptıkları eyleme polis saldırdı. 500 işçi gözaltına alındı. İşçiler akşam saatlerinde serbest bırakıldılar. İşçiler, sendikalı oldukları için çıkarılan 2 öncü işçinin geri alınması talebiyle 21 Eylül Cuma gününden beri grevdeler. İşçiler „Hindistan Sendikalar Merkezi“ CITU’ya bağlı olan sendikada örgütlüler. https://www.yasanacakdunya.org/500-grevci-yamaha-iscisi-gozaltina-alindi-aksam-saatlerinde-birakildi/


3.10.2018 - Münih’te ‘polis yasası’na ve sınırdışı edilmelere karşı 40 bin kişi yürüdü 3 Ekim “Almanya’nın yeniden birleşmesi günü”nde neonaziler Berlin’e çıkarma yapmak istedi. Doğu Almanya kentlerinden gelenlerle birlikte 600-1000 arasında kişi toplayabilen neonaziler, ancak polis korumasında yürüyebildiler. Bir çok noktada toplanan ve çok daha kalabalık olan antifaşistler ise karşı-gösteriler örgütlediler. Faşistlerin eylemine müdahale etme girişimleri polis tarafından engellendi. Ama, toplandıkları yerde bir binanın üst katından aşağıya, faşistlerin üstüne su boca edilmesini (aşağıdaki videoda görüldüğü üzere) engelleyemediler! Bavyera eyaletinde geçtiğimiz aylarda çıkarılan “Yeni Polis Yasası”na ve iltica başvuruları reddedilen mültecilerin sınırdışı edilmelerine karşı bugün Münih’te 40 bin kişi yürüdü. Daha önce de polis yasasına karşı yapılan gösterilere onbinlerce kişi katılmıştı.

https://www.yasanacakdunya.org/munihte-polis-yasasina-ve-sinirdisi-edilmelere-karsi-40-bin-kisi-yurudu/


10.10.2018 - Fransa’da bir kez daha yüzbinler sokağa çıktı Başta Paris olmak üzere 100’den fazla kentte 400 bin emekçi dün sokakta, grevde, eylemdeydi.Macron ve hükümeti iktidara geldiğinden bu yana emekçiler defalarca sokağa çıktılar. Özellikle mayıs ve haziranda ülke genelinde düzenlenen grev ve gösterilere milyonlarca emekçi katıldı. Uygulanmak istenen yeni yasalar çalışmada esnekliği getiriyor; küçük ve orta boy şirket patronlarına, sektörel toplu sözleşmelere tabi olmaktan ziyade “Doğrudan çalışanlarıyla müzakere etme özgürlüğü” veriyor.

http://bit.ly/SG25-159


11.10.2018 - Kolombiya: Onbinlerce öğrenci sokağa çıktı Kolombiya’da, eğitimin özelleştirilmesine karşı çıkan üniversite öğrencileri ve onları destekleyen akademisyenler, “Kamu eğitim bütçesi”nin artırılması talebiyle ülke çapında sokağa çıktılar. 32 devlet üniversitesinden onbinlerce öğrenci, Bogota, Medellin, Bucaramanga, Cali, Barranquilla ve daha pek çok şehirde dün (Çarşamba günü) yürüyüşler düzenlediler. Devlet üniversitelerine giden öğrenci sayısında büyük artış olmasına karşın, üstelik yüksek enflasyon koşullarında eğtim bütçesinde kayda değer artışlar yapılmamasını protesto eden eylemciler, eğitime daha fazla bütçe ayrılmasını, öğrencilere faizsiz krediler sağlanmasını, eğitimde özelleştirmenin durdurulmasını istediler. Yerel basının bildirdiğine göre, devlet üniversitesi sistemindeki öğrenci sayısı 1993 ile 2016 yılları arasında yüzde 284 artarak 159.218 öğrenciden 611.800’e yükseldi. Aynı dönem içerisinde, hükümetlerin izlediği özelleştirme yanlısı politikaların da etkisiyle üniversiteye kayıt ödemeleri ikiye üçe katlandı.Ülkede 50 bin öğrencinin kredileri ödeyemediği tahmin edilmekte. http://bit.ly/SG25-158


11.10.2018 - Irak’ta 6 aydır ücret alamayan işçiler iş bıraktı Irak'ta faaliyet yürüten Universal Acarsan Şirketi’nin hastane şantiyesinde çalışan işçiler 6 aydır ücretlerini alamadıkları için iş bıraktı. Evrensel’e konuşan işçiler, “Ödemelerimiz yapılmadan çalışmayacağız. Tek istediğimiz maaşlarımızın ödenmesi” dedi. Yapımını Acarsan Holding’in üstlendiği şantiyede çalışan işçiler, ücretlerini alana kadar iş bırakma eylemini sürdüreceklerini ifade etti. İşçilerin verdiği bilgilere göre şirketin Basra, Kerbela ve Amara şehirlerindeki inşaatlarında ise işçi kıyımlarının yaşanıyor. İşçiler, şantiyede başta Pakistan, Suriye, İran, Azerbaycan ve Türkiye olmak üzere birçok ülkeden gelen işçilerin çalıştığını belirtti. İşçiler şantiyenin tam bir ucuz işçi cennetine dönüştüğünü aktararak, son olarak 9 arkadaşlarının da işten çıkarıldığını ifade etti. Konuştuğumuz bir işçi, “İşten çıkarıldıkları işçilerin maaşlarını vermiyorlar. 10 bin dolar alacağı varsa 2 bin dolar verip susturmaya çalışıyorlar. Bir de peşin istersek parayı, alacağımızdan yüzde 25 kesiyorlar. Bunun sebebini sorduğumuzda hiçbir açıklama yapmadılar, sebepsiz keyfi bir kesinti. Hakkınızı istemeyin diyorlar” dedi. http://bit.ly/SG25-72


15.10.2018 - İsviçre’de inşaat işçileri greve çıktı İsviçre’nin “Ticino” kantonunda 3 binin üzerinde inşaat işçisi greve çıktı.İşçiler, ücretlerin düşürülmesinin ve emeklilik yaşının 60’tan 62’ye yükseltilmesinin yanı sıra emeklilik ödentilerinin yüzde 30 azaltılması dayatmalarına karşı mücadele ediyorlar. 2018 yılı sonunda bitecek olan inşaat sektörü sözleşmesi için Unia sendikası ve sektör patronları arasında yapılan görüşmelerden sonuç çıkmadı. Yürürlükteki sözleşmenin budanmasını isteyen patronlar, haftalık çalışma süresinin 50 saate, emeklilik yaşının 62’ye yükseltilmesini dayatırken, ücretlerin de düşürülmesini istiyor. Dayatmalar karşısında Haziran ayında yaklaşık 20 bin işçi ülkenin her tarafından gelerek Zürih’te protesto gösterisi yapmışlardı. İşçilere diğer sektörlerden işçiler de destek vermişti.

http://bit.ly/SG25-157


16.10.2018 - Kadınlar 'eşit işe eşit ücret' grevinde İskoçya'da Glasgow Şehir Meclisine bağlı çalışan 8 bin kadın, 'eşit işe eşit ücret' hakları için iki gün sürecek bir greve çıkıyor. Şehrin temizlik, bakım ve yemek işleri iki gün boyunca yapılmayacak. Binlerce işçi kadının katılacağı "eşit işe eşit ücret" grevi, 15-16 Ekim'de İskoçya'nın Glasgow kentinde yaşamı durma noktasına getirecek. Glasgow Şehir Meclisi çalışanı 8 binden fazla bakım işçisi kadın, grev kapsamında iki gün boyunca ev, okul, kreş ve şehrin genel temizlik ve yemek işlerini yapmayacak. http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/kadinlar-esit-ise-esit-ucret-grevinde-249143


23.10.2018 - Bangladeş’te maaşlarını alamayan tekstil işçileri isyan etti Bangladeş’te maaşlarını alamayan konfeksiyon işçileri isyan etti, polisle çıkan arbedede 50 işçi ve 5 polis yaralandı. Dhaka Tribune’nün haberine göre, farklı fabrikalardan aylardır maaşlarını alamayan yüzlerce işçi, Narayanganj şehrinin Adamjee bölgesinde yer alan Serbest Üretim Bölgesi’nin (EPZ) önünde toplanarak gösteri düzenledi. Adamjee-Narayanganj yolunu trafiğe kapatarak yürüyen işçiler, bir kamyonu ateşe verdi. Polisin gösteriye saldırısı sonucu işçilerle polisler arasında çıkan arbede 5’i polis 55 kişi yaralandı. Yetkililerin devreye girerek, konunun çözümü için gerekli adımları atma taahhüdünde bulunmasının ardından işçiler eylemlerine son verdi. http://bit.ly/SG25-73


25.10.2018 - Hindistan: Binlerce işçinin yürüyüşüne saldırı Hindistan’ın Tamil Nadu eyaletinde bulunan ‘Yamaha Motor’, ‘Royal Enfield’ ve ‘Myoung Shin’ fabrikalarından işçilerin önceki gün düzenledikleri yürüyüşe polis saldırdı. Sabah saat 11 sularında başlayan eyleme yönelik saldırıda yaklaşık 2 bin 500 işçi gözaltına alındı.‘Chennai’ kent merkezinde eylem yapan işçiler, sendikalı oldukları için işten atılan iki işçinin geri alınması talebiyle 21 Eylül’den beri grevdeler.Fabrika yönetiminin, hiç bir gerekçe göstermeksizin 120 „Stajyer“ işçinin işten atmasıyla 24 Eylül’den beri iş bırakan işçiler Nisan ayında kurdukları sendikalarının tanınmasını, ücret, tazminat ve diğer sosyal haklarının buna uygun düzenlenmesini talep ediyorlar.Yine Tamil Nadu eyaletinde bulunan, Hyundai Motor’un tedarikçisi “Myoung Shin Automotive India Private Limited” şirketine ait fabrikada çalışan işçiler ücretlerine zam yapılması talebiyle 20 gündür grevdeler. http://bit.ly/SG25-156


26.10.2018 - Sri Lanka: Öğretmenler çay işçileriyle dayanışma grevine çıktı Sri Lanka’da, ülkenin ‘Çay endüstrisi’ merkezi olarak bilinen Hatton bölgesinde eğitimciler, ‘Yaşanabilir asgari ücret’ için mücadele eden çay toplayıcı işçilerle dayanışma grevine çıktı. “Lankanewsweb.net” de yer alan habere göre, grev yapan eğitimciler bu sabah “Öğretmen eğtitim merkezi” önünde eylem yaptılar. Hükümete çağrı yapan eğitim emekçileri, çay işçilerinin insanca yaşayabilmeleri için günlük asgari ücretin artırılmasını istediler. https://www.yasanacakdunya.org/sri-lanka-ogretmenler-cay-iscileriyle-dayanisma-grevine-cikti/


28.10.2018 - Norveç’te NATO protestoları NATO’nun “Soğuk Savaş”tan bu yana en büyük askeri tatbikatı olan “Trident Juncture 18″in sürdüğü Norveç’in çeşitli şehirlerinde dün (Cumartesi) protesto eylemleri yapıldı. Bir çok şehire yapılan eylemlerde “Norveç NATO’dan çık çık” “NATO’ya hayır, savaşa hayır” sloganları öne çıkarken, Oslo’daki protesto gösterisine binin üzerinde kişinin katıldığı bildirildi. Ülkede, geçtiğimiz hafta da protesto eylemleri yapılmıştı. Adı geçmiyorsa da aslında Rusya’ya karşı olası bir çarpışmaya hazırlık ve göz dağı verme özelliği taşıyan “Trident Juncture 18” tatbikatı 25 Ekim’de başladı 7 Kasım’da son bulacak. Tatbikata 50 bin asker, 250 uçak, 65 gemi ve 10 bin araç katılıyor. https://www.yasanacakdunya.org/norvecte-nato-protestolari/


29.10.2018 - Hindistan’da 14 bin ulaşım işçisi greve çıktı Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de Delhi Taşımacılık Kurumu (DTC) bünyesinde çalışan yaklaşık 15 bin kişi bugün (29 Ekim) greve çıktı. DTC yönetiminin sözleşmeli çalışan işçilerin maaşında yüzde 25 kesintiye gitmesine karşı gerçekleştirilen greve 12 binden fazla sözleşmeli, 2 bini aşkın da kadrolu çalışan katıldı. DTC bünyesindeki otobüs şöförleri her gün 03.00’te uyanıp otobüsü devralmak için iki saatlik yol kat ettiklerini ve aileleriyle zaman geçiremediklerini belirtiyorlar. Ayrıca sürekli olarak 4-6 saat arasında yapılan fazla mesai ücretlerini alamadıklarını da söylüyorlar. Tüm Hindistan Merkez Sendikalar Birliği (AICCTU) genel sekreteri, DTC’de 30 yıl sonra gerçekleştirilen bu ilk grev öncesinde sabah erken saatlerde birkaç sendika yöneticisinin gözaltına alındığını belirtti.

http://bit.ly/SG25-155


Emperyalist Rekabet


2.10.2018 - ABD'den tehdit: Gerekirse yasaklı Rus savaş başlıklarını imha ederiz ABD Savunma Bakanı James Mattis'in de katılacağı Brüksel'deki NATO Savunma Bakanları Toplantısı öncesi basına açıklamalarda bulunan Hutchison, Rusya'nın nükleer savaş başlıkları taşıyabilecek yeni füzeler geliştirmeye son vermesi gerektiğini söyledi. Washington'un soruna diplomatik çözüm bulunmasına bağlı olduğunu ancak Rusya'nın orta menzilli sistemi geliştirmeye devam etmesi halinde askeri saldırı düzenleme seçeneğini değerlendirmeye hazır olduklarını kaydeden Hutchison, "Bu noktada, ülkelerimizden herhangi birini vurabilecek bir Rus füzesini imha etme imkanını gözden geçirebiliriz" ifadelerini kullandı. http://bit.ly/SG25-74


2.10.2018 - Almanya’dan Suudi Arabistan’a silah satışı Daha önce Yemen savaşına doğrudan dahil olan ülkelere silah satmadığını iddia eden Almanya, Yemen’deki insani yıkımın birinci dereceden sorumlusu olan Suudi Arabistan’a 294 milyon dolarlık silah sattı. Daha önce Merkel’in partisi ile SPD’nin silah satmama kararı almasına karşılık olarak Suudi Arabistan Ekonomi Bakan Yardımcısı Muhammed el-Tuvaycri de yeni silah alma talebinde bulunmayacakları yönünde cevap vermişti. http://bit.ly/SG25-154


2.10.2018 - 'Rusya, uydusavar füze sistemi test ediyor olabilir' Aviation Week & Space Technology (AW&ST) dergisi, Rusya’nın, düşmana ait uyduları vurma veya yörüngeye mini uydular gönderme kapasitesine sahip bir uydusavar füze sistemini test etmekte olabileceğini belirtti. Eylül ayı ortasında Moskova Bölgesi'nde görülen '79M6' füzesiyle donatılmış MiG-31 uçağından yola çıkan AW&ST, bu füzenin 1984 yılında geliştirilmeye başlanan 'Kontakt' uydusavar sistemine ait olduğunu yazdı. "Bu sistemde '79M6' füzesiyle donatılan MiG-31'ler kullanıldı. 4.5 ton ağırlığındaki füze, 2.2 Mach hıza çıkabiliyor ve 22 kilometre irtifadaki hedefleri vurabiliyor" diye devam eden AW&ST, Sovyetler Birliği'nin dağılması yüzünden projenin rafa kaldırıldığını kaydetti. Dergi, bugün Rusya'nın 'Kontakt' uydusavar sistemi projesini hayata geçirmek istediğinin altını çizdi. http://bit.ly/SG25-75


2.10.2018 - ABD, OPEC'i dava edecek yasa hazırlamayı düşünüyor PETROL Üretmeyen ve İhraç Etmeyen Karteller Yasası (NOPEC) adlı mevzuat, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü üyelerine ABD yasalarından muafiyet tanıyan ayrıcalık hakkını iptal edebilir. Senato'nun bir alt komitesinde Çarşamba günü ele alınacak olan taslak, ABD anti-tröst yasasını değiştirerek OPEC üreticilerinin danışıklı davranmaktan dolayı dava edilmesine imkan sağlayacak. Böylece petrol ve doğalgaz üretimini kısıtlamak ya da fiyatlarını belirlemek yasaklanmış olacak. Bu durumda, ABD mahkemelerinin yasanın şimdiki haliyle geçerli kabul ettiği egemen muafiyet ortadan kalkacak. Daha önceki Amerikan başkanları NOPEC tasarısına karşı çıkmışlardı. Ancak bu mevzuatın kabulü ihtimali, Başkan Donald Trump'ın OPEC'e karşı tekrarladığı eleştirileri cesaretlendiriyor olabilir. Bazı çevreler, uluslararası gösterge olan Brent ham petrol fiyatının yakın zamanda varil başına 100 dolara çıkabileceği görüşündeler. Hedgeye Potomac Research kurumundan üst düzey enerji politikası analisti Joe McMonigle, "OPEC (Trump'ı) en çok kızdıran şey. NOPEC'i rahatlıkla destekleyeceğini düşünen çok kişi var" dedi. Konuya yakın kaynaklar, Suudi Arabistan'ın yasayı engellemek için ABD'de kulis yaptığını söylediler. Başka ülkelerin böyle bir yasaya misillemeyle karşılık verebileceğini söyleyen ABD iş çevreleri ve petrol şirketleri de NOPEC'e karşı. OPEC, üretim hedefleri belirleyerek üyelerinin üretimini denetleyebiliyor. OPEC'in 2016 yılı sonunda aldığı üretimi kısma kararından sonra petrol fiyatları yüzde 82 yükseldi. Fiyatlar Pazartesi günü varil başına 84 doları gördü. Amerikalı Kongre üyeleri, OPEC'e yönelik öfkeli ifadelerde, kartelin tüketicileri cezalandırdığını ve serbest piyasalara müdahaleye örnek olduğunu söylüyorlar. McMonigle, Çarşamba günü anti-tröst, rekabet politikası ve tüketici hakları alt komisyonunda yapılacak görüşmenin, yönetimin tavrı hakkında bir fikir vereceğini söyledi. Daha farklı bir NOPEC metni 2007 yılında Kongre'nin iki kanadında da kabul edilmiş ancak Başkan George W. Bush'un yasayı veto edeceğini söylemesi üzerine rafa kaldırılmıştı. Temsilciler Meclisi bu yılın geri kalanında sadece 16 oturum yapacak. Ancak çok gerekli mevzuatın görüşülmesine zaman ayrılacağı için NOPEC'in bu yıl geçme ihtimali zayıf. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan, NOPEC'ten de, daha önce ABD'de kabul edilen ve 11 Eylül saldırılarının kurbanlarına Riyad yönetimini dava etme hakkı veren yasaya benzer bir sonuç çıkmasını istemiyor. ABD'de 1 trilyon dolarlık yatırımı olan Suudi Arabistan, NOPEC yasasından büyük zarar görebilir. ABD'nin Mayıs ayında İran'a karşı yeni yaptırımlar getirmesi üzerine Suudi Arabistan ve bazı başka ülkeler petrol üretimlerini artırmaya karar verdiler. Ancak petrol fiyatlarındaki tırmanma henüz durdurulabilmiş değil.

http://bit.ly/SG25-76


2.10.2018 - 'Ticaret savaşı' alev aldı; ABD ve Çin gemileri karşı karşıya geldi! ABD'nin, Çin'e uyguladığı yaptırımların ardından iki ülke Çin Denizi'nde karşı karşıya geldi. Çin'in 12 mil kadar kara sularına giren ABD destoyerini, Çin savaş gemileri önledi. ABD medyası, Çin savaş gemilerinin ABD destoyerine 15 metreye kadar yaklaştığını ileri sürdü. Öte yandan ABD Savunma Bakanı Mattis'in ekim ayındaki ziyaretini iptal ettiği ortaya çıktı. Çin'e ait savaş gemilerinin, Güney Çin Denizi'ndeki ihtilaflı adaların kara sularına giren ABD destroyeri "USS Decatur"a önleme yaptığı bildirildi. İsmini vermek istemeyen bir ABD’li bir yetkili, önleme sırasında Çin gemilerinin ABD gemisine "güvenli olmayan" mesafeye kadar yaklaştığını belirtti. ABD medyası da Çin savaş gemilerinin ABD destroyerine 15 metreye kadar yaklaştığını iddia etti. ABD gemisinin ihtilaflı Spartly Adaları'nın uluslararası hukuka göre 12 deniz mili olan kara sularına girmesi üzerine Çin savaş gemilerince önleme yapıldığı belirtiliyor. ABD Donanması, "USS Decatur"un pazar günü bölgedeki ülkeler arasında anlaşmazlık konusu olan Spartly Adaları'nın 12 millik kara sularına girdiğini açıklamıştı. http://bit.ly/SG25-77


3.10.2018 - Trump, Suudi kraldan ‘haraç’ istedi: Biz olmasak iki hafta kalamazsın, ödeme yap ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz El Suud’dan iktidarını korumaya devam edebilmesi için ABD’ye ödeme yapması gerektiğini kamuya açık biçimde dile getirdi. Trump, Mississippi eyaletindeki Southhaven’da düzenlediği mitingde Kral Selman’a hitaben açıklamalarda bulundu. Reklam Sputnik’in aktardığına göre Trump konuşmasında “Suudi Arabistan’ı koruyoruz. Onlar zengin diyebilirsiniz. Ve Kral Selman’ı seviyorum. Ama ona dedim ki ‘Seni koruyoruz, biz olmasak orada iki hafta bile duramazsın. Odun için ödeme yapmalısın’” ifadelerini kullandı. ABD lideri, cumartesi günü Selman’la telefon görüşmesi yaptıktan sonra Batı Virginia’da yaptığı mitingde de, “Suudi Arabistan’ı seviyorum. Onlar harika. Kral Selman. Bu sabah onunla konuştum. Dedim ki ‘Kral, trilyonlarca doların var. Biz olmasak ne olacağını kim bilir…’ Bizimleyken tamamen güvendeler. Ancak biz almamız gerekenleri alamıyoruz” demişti. http://bit.ly/SG25-78


3.10.2018 - ABD: Çin, silah yapımında kullanılan malzemeleri ucuza satıyor ABD Başkanı Donald Trump tarafından, hazırlanması için Temmuz 2017'de görevlendirilen ve uzun gecikmelerden sonra yayınlanması beklenen çalışma, iki isimsiz kaynak tarafından Foreign Policy'ye açıklandı. Buna göre ABD, Çin'i, ABD'nin ulusal güvenliğini incitmeyi amaçlayan 'gizli ticari uygulamalarda bulunmakla' suçlayacak. Örneğin, roket yapımında kullanılan bir bileşen olan amonyum perklorat maddesi için ABD yalnızca bir adet tedarikçiye sahipken Çin, söz konusu maddede kaynakların çoğuna sahip. Araştırmaya göre Çin, söz konusu maddeyi düşük fiyatlarda sattığı için bu durum ABD şirketlerinin sektörde kalmasını zorlaştırıyor. Öte yandan, Çin'in gelişmiş ABD silah sistemlerinde kullanılan elektronik bileşenlerin üretiminde gerekli olan işlenmiş nadir toprak metallerinin ticaretinde hakim konumda olması da ABD'nin endişeleri arasında yer alıyor. http://bit.ly/SG25-79


3.10.2018 - ABD, İran'la 1955 tarihli dostluk anlaşmasını da iptal etti ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Washington'ın Tahran'la 1955'te imzaladığı 'Dostluk, Ekonomik Münasebetler ve Konsolosluk Hukuku' anlaşmasını iptal ettiğini açıkladı. Açıklama, Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilip yaptırımları yürürlüğe sokmasıyla ilgili Tahran'ın yaptığı başvuru hakkında Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Lahey Uluslararası Adalet Divanı'nın kararını vermesinin hemen ardından geldi. http://bit.ly/SG25-80


3.10.2018 - Liberman: S-300'lere rağmen Suriye'de operasyon düzenlemekten vazgeçemeyiz İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, Rusya'nın Suriye'ye S-300 hava savunma sistemleri sevk etmesine rağmen İsrail'in Suriye'de operasyon düzenlemekten vazgeçemeyeceğini söyledi. Kan-REKA radyosuna demeç veren Liberman, "S-300'lerin varlığından memnun olduğumuzu söyleyemem. Suriye'de daha gelişmiş nitelikteki S-400 füze savunma sistemleri de mevcut. İsrail, S-300'leri kimin ve nasıl idare edeceğini merak ediyor" dedi. İsrail'in başka ülkelere ait toprakları ele geçirmeye, İran, Lübnan veya Suriye'yi yok etmeye çalışmadığını belirten Liberman, şöyle konuştu: "Yıllardır Suriye krizine müdahale etmeyi planlamadığımızın altını çiziyoruz. Yalnızca İran'ın Suriye'yi İsrail'e karşı ileri karakola dönüştürmesini veya Suriye topraklarını İran'dan Hizbullah'a özel etkili silahların transferine yönelik lojistik merkezi olarak kullanmasını engellemeye çalışıyoruz." Liberman, İsrail'in ulusal çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceğini de vurguladı.

http://bit.ly/SG25-81


3.10.2018 - ABD, Çin’e petrol sevkiyatını tamamen durdurdu Reuters'in haberine göre uluslararası taşımacılık hizmetleri veren Hong Kong merkezli China Merchants Energy Shipping (CMES) Başkanı Xie Chunlin, iki ülke arasındaki ticaret savaşı ortamında ABD'den Çin'e petrol sevkiyatlarının tamamen durdurulduğunu söyledi. Hong Kong'da düzenlenen denizcilik zirvesine katılan Chunlin, "Biz ABD'den Çin'e petrol sevkiyatını yapan başlıca taşımacılardan biriyiz. Ticaret çatışmasından önce bu iyi bir işti, fakat şu anda tamamen durdurulmuş durumda" diye konuştu. CMES başkanının sözleri, gemi takip uygulaması Refinitiv Eikon'un verileriyle de doğrulanıyor. Washington'un Pekin'e petrol sevkiyatlarının başlangıcı 2 yıl geriye dayanıyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin verilerine göre Amerikan petrolünün Çin'e geçen yılki ihracatı, ABD petrolünü ithal eden ülkelerin arasında 3. olan İngiltere ve 4. olan Hollanda'ya yapılan toplam petrol sevkiyatını aştı. Kanada'dan sonra listede 2'nci sıraya yerleşen Çin'e, ABD'nin toplam ihracatının yüzde 20'si düşüyordu. Diğer yandan ABD petrolünün Çin'e yapılan petrol sevkiyatları, Pekin için toplam petrol ithalatının yüzde 3'ünü oluşturuyor.


3.10.2018 - NATO Savunma Bakanları, Rusya’nın Karadeniz’deki varlığını tartışacak NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Brüksel'de 3-4 Ekim’de gerçekleşecek NATO Savunma Bakanları Toplantısı çerçevesinde NATO-Gürcistan komisyonu toplantısının da düzenleneceğini, ele alınacak konulardan bir tanesinin Rusya’nın Karadeniz’deki askeri varlığı olduğunu bildirdi. "Gürcistan en yakın ortaklarımızdan biri ve NATO üyeliği için çaba harcayan bir ülke. Ortak güvenliğimize büyük bir katkı sağlıyor. Karadeniz güvenliği konularında sıkı işbirliği yapıyoruz. Bu konu NATO ve Gürcistan için bir öncelik" diyen Stoltenberg, sözlerini şöyle sürdürdü: "Karadeniz'de karşılaştığımız meydan okumaları da ele açacağız. Özellikle Kırım'da olmak üzere Rus askeri varlığında önemli bir atış görüyoruz". Stoltenebrg, Gürcistan'ın örgüte üyelik yolundaki reformlarına NATO'nun destek vermeye devam edeceğini de sözlerine ekledi. Gürcistan ve NATO arasındaki kurumsal işbirliği, ülkenin ‘Barış İçin Ortaklık' programına katılmasıyla başlamış, ‘Gül Devrimi' olarak bilinen yönetim değişiminden sonraysa 2004'te bu işbirliği daha yoğun bir şekilde devam etmişti. Nisan 2008'de Bükreş'te gerçekleşen NATO zirvesinde, Gürcistan'ın standartlarını yerine getirmesi koşuluyla gelecekte ittifakın bir üyesi olabileceği doğrulanmıştı. 2014'te Galler'de yapılan NATO zirvesindeyse, Gürcistan'a ittifaka üyelik çabalarında yardımcı olacak bir tedbir paketi kabul edilmişti. Söz konusu tedbir paketi kapsamında, Gürcistan'da düzenli olarak askeri tatbikatlar düzenleniyor. http://bit.ly/SG25-88


4.10.2018 - ABD basını: Washington S-300’lerin teslimine yanıt olarak Suriye’de F-22’leri kullanacak ABD merkezli The Drive dergisi, Washington’un Şam’a Rus S-300 hava savunma sistemlerinin teslim edilmesine yanıt olarak Suriye’de F-22 ‘hayalet’ avcı uçaklarını ve F-16CJ anti-radar uçaklarını yeniden kullanmaya başlayabileceğini yazdı. Söz konusu uçakların karşı tarafın hava savunmasını bastırmak ve yok etmek için tasarlandığı belirtilen haberde, Suriye'deki savaşın ilk başlarında ABD Hava Kuvvetleri'nin, Suriye ordusunun karşı adımlarının belirsiz olduğu dönemde F-22'leri ve F-16CJ'leri kullanmış olduğuna dikkat çekti. Şimdi ABD'nin muhtemelen ilk başta izlediği taktiği yeniden kullanmak durumunda olacağını kaydeden The Drive, aynı zamanda şu anda F-22 avcı uçaklarının Amerikalılar tarafından Suriye hükümet güçlerinin kontrolünde olan bölgelere düzenlenen hava operasyonları sırasında kullanıldığını ifade etti. Suriye'ye S-300 sistemi gönderilmesi kararı, İsrail uçakları tarafından harekete geçirilmesi yüzünden Suriye hava savunma sistemlerinin yanlışlıkla Rus İl-20 uçağının düşürmesi izlemişti. http://bit.ly/SG25-82


4.10.2018 - Apple ve Amazon'un donanımlarında 'casus çip' iddiası Apple ve Amazon tarafından kullanılan donanımlarda Çin'de üretilen casus çiplerin bulunduğu ve bu çipler sayesinde Çin'in pek çok şirketin ağını izlediği iddia edildi. Bloomberg BusinessWeek haberine göre, Amazon Web Hizmetleri ve Apple'ın veri merkezlerine, donanımlarında bulunan "casus çipler" sayesinde Çin hükümeti tarafından erişilmiş olabilir. ABD hükümetinin 2015'te başlattığı çok gizli soruşturma sonucunda bulunduğu ve ABD'li şirketlerin fikri mülkiyet ve ticaret sırlarını çalmak için kullanıldığı iddia edilen casus çiplerin, Super Micro adlı Çinli hizmet sağlayıcı (server) üreticisi tarafından yerleştirildiği öne sürüldü. http://haber.sol.org.tr/dunya/apple-ve-amazonun-donanimlarinda-casus-cip-iddiasi-248650


4.10.2018 - Bloomberg: Doların hegemonyası çöküyor ABD'nin yaptırım politikası nedeniyle birçok ülke dolara karşı cephe almaya devam ederken Bloomberg, yayımladığı analizde onlarca yıldır uluslararası ekonomide hüküm süren doların tiranlığının sona yaklaştığını yazdı. "Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker Avrupalıların dolarla alışveriş yapmasını saçmalık olarak nitelerken Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, ABD'den tamamen bağımsız finans araçlarına sahip olmak istediğini açıkça dile getirmişti" hatırlatmasında bulunan Bloomberg, Rusya'nın artan riskler nedeniyle uluslararası hesaplardaki dolar bazlı aktiflerini azalttığını, Çin'in de küresel enerji piyasalarında yuan üzerinden anlaşmalar yaparak doların hakimiyetine meydan okuduğunu vurguladı. Sputnik'in aktardığına göre, dengelerin bu şekilde değişmesini ABD için kötü haber olarak niteleyen Bloomberg yazarı Peter Coy, ABD'nin müttefikleri de dahil çeşitli ülkelere uyguladığı yaptırımların dolar için doğrudan risk oluşturduğunu kaydetti. "AB'li liderler, ekonomik egemenliklerine yönelik dayatmaya yanıt olarak, Avrupalı şirketlerin ABD'nin karşı önlemler alma riskine maruz kalmadan yaptırım altındaki ülkelerle iş yapmasına imkan sunan bir ödeme sistemi üzerinde aleni çalışma yürütüyor" diye devam eden Coy, şu ifadeleri kullandı: "Avrupa, ABD'nin yaptırımlarının etrafından dolaşma konusuna çözüm bulamasa dahi, Avrupa'nın bu eğilimini doların hakimiyetinden duyulan ve giderek artan büyük bir memnuniyetsizlik olarak okumak gerekiyor." http://haber.sol.org.tr/dunya/bloomberg-dolarin-hegemonyasi-cokuyor-248645


5.10.2018 - Trump yönetimi, ABD’yi uluslararası yargıya taşıyabilecek tüm anlaşmalardan çekilebilir ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, dün düzenlediği basın toplantısında, Washington’un uluslararası diplomatik ilişkileri düzenleyen 1961 tarihli Viyana Konvansiyonu’nun “ihtiyari protokolü”nden çıkacağını ve ABD’yi uluslararası yargıya taşıyan tüm anlaşmaların da yeniden gözden geçirileceğini söyledi. Bolton bu kararın ABD’nin İsrail Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasına karşı Filistin tarafından Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan davayla bağlantılı olduğunu belirtti. Ancak Bolton’un açıklaması, dün Uluslararası Adalet Divanı’nın İran’a bazı yaptırımları iptal etme kararının hemen ardından geldi. http://haber.sol.org.tr/dunya/abdden-aciklama-geldi-abd-artik-uluslararasi-hukuku-yok-sayacak-248630


6.10.2018 - Hindistan ABD yaptırımlarına karşın İran’dan petrol alacak ABD’nin İran’dan petrol alan ülkelere 4 Kasım’dan itibaren yaptırım uygulaması beklenirken, Hindistan’ın İran’dan petrol satın almaya devam edeceğini açıklandı. Reuters’ın petrol sanayisi kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, dünyanın üçüncü büyük petrol ithalatçısı konumundaki Hindistan Kasım ayında İran’dan 9 milyon varil petrol satın alacak. Buna göre İran’dan Hindistan Petrol A.Ş. tarafından 6 milyon, Mangalore Rafineri ve Petrokimyasalları Ltd. tarafından 3 milyon varil petrol alımı yapılacak.


9.10.2018 - İngilizler’den şok iddia: Putin’in yeni Suriye’si olacak İngiliz basını, Rusya lideri Putin’in Suriye’nin ardından Libya’ya da asker ve mühimmat yığmaya başladığını yazdı. Kaddafi’nin devrilmesinin ardından büyük güç kazanan General Khalifa Haftar’la işbirliği yapıldığı belirtilirken, ülkede 2 yeni Rus üssünün açıldığı öne sürüldü. İngiliz istihbarat servislerinin raporunda Bingazi ve Tobruk’ta olduğu ifade edilen üslerin faaliyete geçtiği, Wagner Group adlı özel askeri şirket tarafından Kalibr kruz füzeleri ve S-300’lerle donatıldığı vurgulandı. https://www.sozcu.com.tr/2018/dunya/ingilizlerden-sok-iddia-putinin-yeni-suriyesi-olacak-2669956/

10.10.2018 - FBI: Çin karşı karşıya kaldığımız en karmaşık karşı istihbarat tehdidi ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Christopher Wray, "Çin, birçok bakımdan karşı karşıya kaldığımız en geniş, en karmaşık ve en uzun dönemli karşı istihbarat tehdididir" dedi.ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Christopher Wray, "Çin, birçok bakımdan karşı karşıya kaldığımız en geniş, en karmaşık ve en uzun dönemli karşı istihbarat tehdididir" dedi. Wray, ABD İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen ve Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktör Vekili Russel Traverse ile Senato İç Güvenlik Komitesi'nde, 'ABD'ye yönelik tehditler' konulu bir oturumda konuştu. ABD'nin devletler ve devlet dışı birçok aktör tarafından tehdit edildiğini savunan FBI Direktörü Wray, Çin'in ABD'nin ticari, inovasyon ve fikri mülkiyet gibi pek çok alanda devlet sırlarına ulaşmaya çalıştığını ifade etti. Wray, Çin'i kastederek "Onlar amaçlarına ulaşmak için siber müdahale, yabancı yatırım, şirket alımları ve tedarik zincirini tehdit etmek gibi giderek büyüyen bir dizi geleneksel olmayan yöntem kullanıyorlar" yorumunu yaptı. http://bit.ly/SG25-83


10.10.2018 - Trump, Hindistan’ın S-400 alımıyla ilgili konuştu: “Görecekler, çok hızlı yanıt vereceğiz” ABD Başkanı Donald Trump, Hindistan’ın Rus hava savunma sistemi S-400 alımıyla ilgili olarak bu ülkeye yakın zamanda yanıt verileceğini söyledi. Trump, gazetecilerin Hindistan'ın Rus hava savunma sistemi S-400'leri alması durumunda tutumlarının ne olacağı sorusuna "Hindistan görecek. Siz de sandığınızdan daha erken göreceksiniz" yanıtını verdi. Hindistan Kara Kuvvetleri Komutanı Bipin Rawat, New Indian Express'e verdiği demecinde, Hindistan hükümetinin S-400 anlaşması nedeniyle ABD'nin yaptırım uygulayabileceğinin farkında olduğunu ancak Yeni Delhi'nin bağımsız bir politika izlediğini ifade etmişti. Geçtiğimiz hafta Rusya ile Hindistan Yeni Delhi'ye S-400 sistemlerinin tedariki için sözleşme imzaladı. 5.4 milyar dolar değerinde olduğu belirtilen anlaşma, Hindistan'a 5 adet S-400 bataryası gönderilmesini öngörüyor. http://bit.ly/SG25-84


10.10.2018 - Rusya: ABD'nin, Romanya ve Polonya’ya MK-41 konuşlandırması INF Anlaşması’na aykırı Rusya Dışişleri Bakanlığı Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme ve Kontrolü Dairesi Başkanı Vladimir Yermakov, ABD’nin Romanya ve Polonya’ya MK-41 dikey füze rampası konuşlandırmasının Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’na (INF) aykırı olduğunu söyledi. ABD, Haziran ayında Avrupa'ya Aegish Ashore füze savunma sistemlerinin yanı sıra MK-41 dikey fırlatma rampaları konuşlandırdı. Konuyla ilgili New York'taki BMGK toplantısında konuşan Yermakov "ABD'li meslektaşlarımızın Romanya ve Polonya'ya MK-41 rampaları konuşlandırması gibi INF anlaşmasına aykırı eylemleriyle ilgili çok ciddi soru işaretleri var" dedi. Yermakov, ABD'nin bu alanda idari kararlar alıp bütçe belgeleri kabul ettiğini, askeri, siyasi ve ekonomik rezerv oluşturulduğunu, ulusal ve uluslararası kamuoyu oluşturmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Rusya'nın 50 yıldır nükleer silahsızlanma süreci konusunda sorumlu davranıp bu alanda ciddi katkılar sunduğunu belirten Yermakov, 5 Şubat 2018'de Soğuk Savaş dönemine kıyasla, anlaşma çerçevesinde nükleer mühimmatın yüzde 85'ten fazla bir oranda azaltıldığını ifade etti. ABD Başkanı Donald Trump, mayısta Rusya'yı INF Anlaşması'nı ihlal etmekle suçlamış ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya konuyla ilgili Rusya'ya yeni yaptırımlar hazırlama teklifinde bulunma talimatı vermişti. INF Anlaşması, Sovyetler Birliği ve ABD arasında 1987'de imzalanmıştı. Anlaşma uyarınca taraflardan 500 ilâ 5.500 kilometre menzilli nükleer ve konvensiyonel füzelerin yanı sıra fırlatma rampalarının da ortadan kaldırılması öngörülüyor. http://bit.ly/SG25-85


12.10.2018 - ABD en yüksek silah satışını, Trump'ın askeri harcama yapmamakla suçladığı Avrupa ülkelerine gerçekleştirdi ABD Savunma Bakanlığına bağlı Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı'ndan (SGIA) yapılan açıklamada, ABD'nin askeri ekipman ihracatının yüzde 33 oranında artışla 55,66 milyar dolar olarak gerçekleştiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu miktarın 3,52 milyar dolarının Dışişleri Bakanlığının Dış Askeri Finansman Programı kapsamında silah satın alan ülkelere kredi sağlayarak karşılandığı, 4,42 milyar dolarının ise ABD Savunma Bakanlığı tarafından silah alan ülkelere sağlandığı bilgisi dikkati çekti. ABD makamları, hangi ülkelere finansman sağlandığını açıklamazken, silah satışının tamamlandığı ülkeler raporu bir yıl geriden yayımlanıyor. Ancak Anadolu Ajansı'nın SGIA tarafından Kongre'ye onay için gönderilen tebligatlardan derlediği bilgilere göre en çok silah satışı Batı ve Doğu Avrupa ülkelerine yapıldı. ABD Başkanı Donald Trump'ın savunma harcamaları konusunda Avrupa ülkelerine yüklenmesine rağmen en çok satışın Avrupa'ya yapılmış olması Washington'un "tehdit siyaseti" ile silah satışının paralellik arz ettiğini ortaya koydu.

http://bit.ly/SG25-86


13.10.2018 - Avrupa NATO Kuvvetleri Komutanı, Rus ordusunun güçlendiği konusunda uyarıda bulundu ABD Avrupa Kuvvetleri ve NATO Müttefik Kuvvetler Harekat Komutanı Orgeneral Curtis Scaparrotti Sky News'e verdiği röportajda, Rus ordusunun giderek güçlendiğinin unutulmaması gerektiğini belirterek "Rusya varlığını güçlendirme konusunda oldukça kararlı, silahlı kuvvetlerini modernleştiriyor" ifadelerini kullandı. Orgeneral Scaparotti Rus ordusunun güçlenmesiyle ilgili olarak "Elbette bu bizim için sürpriz değil, ancak buna dikkat etmeliyiz. Askeri konuda liderlik yapabilmek için imkanlarımızı ve eğitimlerimizi arttırmalıyız" dedi. NATO, Ekim ayı sonlarında Trident Juncture-2018 adını verdiği geniş kapsamlı bir tatbikat düzenleyecek. Tatbikat senaryosu: Norveç 'büyük bir ülkenin' saldırısına maruz kalıyor ve saldırı ittifakın tüm üyelerinin çabaları ile kolektif bir şekilde püskürtülüyor. NATO tatbikatlarının açık ve şeffaf olduğunu iddia ederek, Rusya ve müttefiklerini ise tatbikatlarına yeteri kadar erişim sağlamamakla suçluyor. http://bit.ly/SG25-89


14.102018 - Hollanda: Rusya ile siber savaş halindeyiz Ekim başında Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'ne (OPCW) siber saldırı düzenlediğinden şüphelenilen 4 Rus vatandaşının sınır dışı edildiğini açıklayan Bijleveld, bugün Hollanda televizyonu NPO'ya verdiği demeçte Rusya ile siber savaş halinde olduklarını ileri sürdü. 4 Rus'un OPCW'ye yönelik siber saldırısını 'çok tehlikeli' olarak niteleyen Bijleveld, Rusya ve Hollanda arasındaki mevcut durumun siber savaş olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı sorusuna, "Evet, durum bu" yanıtını verdi. "İnsanlar, sürekli olarak çeşitli yollardan hayatımıza müdahale etmeye, demokrasimize nüfuz etmeye çalışıyor. Bu konudaki saflığımıza son vererek önlemler almalıyız" diye devam eden Bijleveld, yaşananları görebilmek ve gerektiğinde önlem alabilmek adına istihbarat kurumlarına daha fazla yatırım yaptıklarını vurguladı. http://bit.ly/SG25-90


14.10.2018 - 'AB ve Merkel'e savaş açan İtalya, AB'yi parçalayabilir' İtalya'daki koalisyon hükümetinin İtalya'nın borcunun yeniden yapılandırılması konusunda Almanya, Fransa ve Avrupa Komisyonu'na baskı yapma niyetinde olduğu ve bunun AB'nin parçalanmasına yol açabileceği belirtildi. Avusturya'da yayınlanan Contra Magazin dergisi, Roma'nın Almanya Başbakanı Angela Merkel ve AB'ye fiilen savaş ilan ettiğini yazdı. Habere göre Brüksel'den bağımsız hareket etme konusunda ısrarcı olan 'Beş Yıldız' hareketinden İtalya Başbakan Yardımcısı ve Ekonomik Kalkınma Bakanı Luigi Di Maio ile 'Kuzey Ligi'nden İçişleri Bakanı Matteo Salvini, vergi gelirinin ve evrensel gelirin AB'de izin verilen yüzde 2.4'lük bütçe açığı seviyesini aştığı bir bütçe tasarısı hazırladı. Maliye Bakanı Giovanni Tria'nın bütçe tasarısı için Brüksel'in onayını almak istemese de daha Avrupa yanlısı bir tutum sergileyeceğini belirten dergi, Di Maio ve Salvini'nin elinde 3 önemli koz bulunduğuna dikkat çekti: 2 trilyon euro üzerindeki borç, Target2 sistemi kapsamında yaklaşık 1 trilyon euroluk yükümlülükler ve çöküş içindeki bankacılık sistemi. http://bit.ly/SG25-91


14.10.2018 - İran Devrim Muhafızları: Verimli ve faydalı olduğu sürece Suriye'deki askeri varlığımız sürecek İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Ramazan Şerif, Şam'ın talepleri doğrultusunda verimli ve faydalı gördükleri sürece İran'ın Suriye'deki askeri danışman varlığını sürdüreceklerini söyledi. Sputnik Türkiye'de yer alan habere göre, İran haber ajansı Press TV'ye demeç veren Şerif, Tahran'ın Suriye krizinin başından beri Şam'a destek verirken uluslararası normlara bağlı kaldığını belirtti. "Bu 'fabrikasyon' kriz, Suriye'de güvensizliği yaymak ve İsrail rejimi için bir güvenlik alanı oluşturmak amacıyla yurtdışından yönetildi" diye devam eden Şerif, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı devirme girişiminde başarısız olan İsrail için krizin sonucunu büyük bir kayıp olarak niteledi. http://m.t24.com.tr/haber/iran-devrim-muhafizlari-verimli-ve-faydali-oldugu-surece-suriyedeki-askeri-varligimiz-surecek,723174


15.10.2018 - Trump: Bize AB kadar kötü muamele eden yok Temmuz ayında Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'le Beyaz Saray'da yaptığı görüşmede AB ile ticaret gerilimini düşürmeye razı gelen Trump, CBS kanalına verdiği röportajda Avrupalı müttefiklere yeniden yaylım ateşine geçti. "AB ticarette bizden istifade etmek için kurulmuştur ve bugüne dek yaptıkları tam da budur" iddiasında bulunan Trump, AB'ye karşı acımasız taktiklerinin ABD'nin müttefiklerine karşı düşmanlık anlamına gelmediğini savundu. "Düşmanca nedir bilir misin? Onların bize yönelik muamelesidir. Biz düşmanca davranmıyoruz" diyen Trump, seçim kampanyasından beri hedef aldığı ve başkan seçildikten sonra ABD'yi çekme tehdidinde bulunduğu NATO içinse 'artık ittifakı sevdiği, zira müttefiklere savunma harcamalarını artırmayı kabul ettirdiği' yorumunu yaptı. ABD Başkanı şöyle konuştu: "Artık NATO hoşuma gidiyor, NATO iyi hoş. Ama ne biliyor musun? Avrupa'yı korumak için NATO'nun masraflarının neredeyse tamamını biz ödememeliyiz. Bu yetmezmiş gibi, üstüne bir de ticarette bizden istifade ediyorlar. Ama artık bunu yapamayacaklar. Yapamayacaklarını anlıyorlar." http://bit.ly/SG25-92


15.10.2018 - Japonya'da militarizm güçleniyor: 'Halkın yüzde 90'ı orduya güveniyor' Japonya Başbakanı Şinzo Abe, rekor askeri harcamalarla genişletilen Japonya Ordusu’na halkın yüzde 90’ının güven duyduğunu öne sürdü. Saitama Eyaletinde bulunan bir askeri eğitim merkezin 4 bin askere seslenen Abe, “Halkın güvenini kendi ellerinizle kazandınız” dedi. Abe, ordunun görevini “gururla yerine getirebilmesi” için gerekli ortamın siyasetçiler tarafından oluşturulduğuna dikkat çekti. Abe, Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'nda yaptıkları sebebiyle özür dilemek istemezken, açıklamasında pasifist olarak nitelediği anayasayı 2020 yılında değiştireceğini ifade etti. Donanım açısından dünyanın en gelişmiş orduları arasında yer alan Japonya Ordusu, devasa bütçesi ile en büyük sekizinci ordu konumunda. Japonya Başbakanı Şinzo Abe, geçtiğimiz ay parti içi liderlik seçimlerini kazanarak 2021'e kadar görevde kalmayı güvence altına aldı. Abe, ülkenin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uygulamaya konan pasifist anayasasına karşı olmasıyla biliniyor. Japon militarizminin canlanmasına yol açması sebebiyle eleştirilen Abe döneminde, ülkenin askeri harcamaları rekor seviyeye ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Japonya’nın otomotiv ihracatına yönelik tehditlerinin ardından Japonya Savunma Bakanlığı Ağustos ayında savunma harcamalarının yüzde 2,1 arttırılarak 48 milyar dolara çıkarmıştı. Yeni bütçe ile onaylanan silahların büyük bir kısmının ABD’den satın alınacağı dikkat çekmişti. http://haber.sol.org.tr/dunya/japonyada-militarizm-gucleniyor-halkin-yuzde-90i-orduya-guveniyor-249112


16.10.2018 - Hollanda’dan Rusya’ya, NATO güçlerine karşı provokasyon suçlaması The Telegraph'ın aktardığına göre, Hollandalı General Jeff Mac Mootry, Rus savaş uçakları ve gemilerinin Arktik bölgesinde tatbikat yapan İngiliz ve Hollanda donanma güçlerini provoke etmeye çalıştığını iddia etti. Gazeteye konuşan Mootry "Rus donanma araçlarının biz tatbikat yaparken ilgisinin arttığını görüyoruz. Balistik savunma programımız çerçevesinde fırlatma işlemleri yaptığımızda Rus gemilerinin son yıllarda gördüğümüzden daha fazla olduklarını ve daha yakına geldiklerini görüyoruz. Açıkla orada oldukları görünsün istiyorlar" dedi. Mootry ayrıca Rus uçaklarının da daha yakından hareket ettiğini ve bu eylemlerin ‘provokatif' olduğunu ileri sürdü. İngiltere Kraliyet Donanması'nın 45 Komando Müfrezesi'nden 400 bahriyeli Amfibik Görev Gücü kapsamında Hollanda Deniz Piyade Müfrezesi ile Norveç'te tatbikatta. NATO Trident Juncture tatbikatı Norveç'te 25 Ekim'de başlayıp 7 Kasım'a kadar sürecek.Tatbikatta NATO üyesi ve müttefiki 30 ülkeden yaklaşık 50 bin asker yer alacak. Bu tatbikat son yıllarda Rusya sınırları yakınlarında yapılan en büyük tatbikat olacak. http://bit.ly/SG25-93


18.10.2018 - 'ABD'li askerlerin yarısı, çok yakında büyük bir savaşa gireceklerinden emin' Military Times'ın ABD ordusundaki muvazzaf askerlerle yaptığı ankete göre ABD'li askerlerin neredeyse yakını ABD'nin yakın gelecekte ABD'nin büyük bir savaşa gireceğine inanırken askerler, en olası rakipleriyse Rusya ve Çin olarak görüyor. Araştırmanın sonuçlarına göre ABD'li askerlerin yüzde 46'sı ABD'nin önümüzdeki yıl bir savaşa gireceğini düşünüyor. Geçen yılki araştırmada yüzde 5'ti. ABD'nin savaşta karşı karşıya geleceği muhtemel rakipler ise yüzde 71'le Rusya ve yüzde 69'la Çin. 2017'de bu oranlar sırasıyla yüzde 53 ve 45'ti. Bu arada ABD'li askerler, ülkelerine yönelik en büyük tehdit olarak siber terörü görüyor. Bu yönde görüş belirtilen yüzde 89'luk kesim, ABD ordusunun siber saldırılara karşı kötü bir hazırlık yaptığını ifade etti.

http://bit.ly/SG25-94


18.10.2018 - ABD, Irak'ın 15 milyar dolarlık enerji ihalesine müdahale etmiş Amerikan medyasında yer alan ve adı açıklanmayan üst düzey yetkililere dayandırılan haberlerde, Donald Trump yönetiminin Irak'ın enerji ihalesine son anda müdahale ettiği belirtildi. Alman Siemens şirketi, gelecek 4 yılda Irak'ta 11 gigavatlık elektrik depolama kapasitesi için elektrik santralleri inşa etmek üzere Bağdat yönetimiyle yürüttüğü görüşmeleri eylül ayında sonuçlandırmak üzereydi. Bu görüşmelerden haberdar olan Donald Trump yönetiminin son anda müdahalede bulunarak, 15 milyar dolar değerindeki ihalenin Siemens'e verilmemesi konusunda Irak hükümetini ikna ettiği ve Bağdat yönetiminin Amerikan General Electric ile anlaşma yapması için baskı uyguladığı ileri sürüldü. Söz konusu haberlerde ABD'li yetkililer, "Siemens ile anlaşma yapması durumunda ABD-Irak ilişkilerinin riske gireceği" konusunda Irak Başbakanı Haydar el-İbadi'ye uyarıda bulunulduğunu, bunun üzerine Irak'ın pazartesi günü General Electric ile mutabakat imzaladığını ifade etti. Ayrıca, enerji alanında Irak'ı İran'a bağımlı olmaktan kurtarmak için ABD ile Irak arasında "Irak enerji sektörünün inşaası" konusunda da bir mutabakat imzalandığı kaydedildi. Alman teknoloji şirketi Siemens AG Başkanı ve Üst Yöneticisi Joe Kaeser, geçen ay Bağdat'ta İbadi ile görüşmüş ve Irak yönetimiyle iyi niyet mutabakatı imzalamıştı. http://bit.ly/SG25-95


19.10.2018 - ABD’den Avrupa’ya: Kuzey Akım-2’ye desteğini çek Washington'daki Atlantik Konseyi toplantısında konuşan Mitchell, "ABD, Batı Avrupa ülkelerini Rusya'ya karşı korurken onlar gidip Rusya'ya enerji bağımlılığını derinleştiremezler ya da Avrupa'yı tehdit eden balistik füze geliştiren İran sayesinde zenginleşemezler. Kuzey Akım-2 gibi projeleri desteklemek, ABD'nin Orta Avrupa'daki müttefikleri için kabul edilemez" dedi. Kuzey Akımı 2 projesi, Rusya'dan Almanya'ya kadar Baltık Denizi boyunca toplam 55 milyar metreküp kapasite ile iki hatlı bir boru hattının döşenmesini kapsıyor. Yeni boru hattı Rusya, Finlandiya, İsveç, Danimarka'nın bölgesel veya münhasır ekonomik bölgeleri üzerinden Almanya'ya geçecek.

http://bit.ly/SG25-96


19.10.2018 - Çin'de ticaret savaşı etkileri: Ekonominin büyüme hızı yavaşladı Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun verilerine göre Çin ekonomisi ikinci çeyrekte yüzde 6.7 oranında büyüdükten sonra üçüncü çeyrekte yavaşlayarak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6.5 büyüdü. Reuters anketine katılan analistler, ekonominin üçüncü çeyrekte yüzde 6.6 oranında büyümesini bekliyorlardı. Çin ekonomisi böylece küresel mali krizin en şiddetli seviyede olduğu 2009 yılının ilk çeyreğinden bu yana yıllık bazda en zayıf çeyrek dönem büyümesini kaydetti.

http://bit.ly/SG25-97


19.10.2018 - ABD’nin uçak gemisi 30 yıl sonra ilk kez Arktik bölgeye girdi ABD donanmasına ait USS Harry S. Truman nükleer uçak gemisinin neredeyse 30 yıl sonra ilk kez Kuzey Kutup Dairesi’ni geçerek Arktik bölgeye giriş yaptığı öğrenildi. ABD Deniz Kuvvetleri'nden yapılan açıklamada, USS Harry S. Truman uçak gemisinin 8. taarruz grubunda yer alan savaş gemilerinin eşliğinde Norveç'in kıyı bölgesini takip ederek kuzey yönünde ilerlediği kaydedildi. USS Harry S. Truman, NATO'nun Norveç'te düzenlediği ve Soğuk Savaş yıllarından bu yana NATO'nun en büyük tatbikatı olması beklenen Trident Juncture 2018 tatbikatına katılmak için Norveç kıyılarına ulaştı. http://bit.ly/SG25-98


19.10.2018 - Ankara İran yaptırımlarına meyletti; TÜPRAŞ muafiyet için ABD ile temasta Ankara, katılmak istemediğini açıkladığı İran’a yönelik ABD yaptırımlarına uymaya çaba gösteriyor ancak üç dört aylık bir erteleme istiyor. Tüpraş ise petrol ithalatını sürdürebilmek için ABD’lilerle bizzat temasta. Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni sıkıntı noktasını oluşturması beklenen İran’a yönelik yaptırımlar konusu kasım başı itibarıyla gündemde yer tutmaya başlayacak. Yıllık 26 milyon tonluk petrol ihtiyacının yüzde 45’ini, doğalgaz ihtiyacının yüzde 15’ini İran’dan karşılayan Türkiye, Tahran’a yönelik yaptırımlara uymasının mümkün olmayacağını açıkça söylüyor. ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook da geçen hafta ABD’nin İran’la ticarette özel durumu olan ülkelere imtiyaz tanıyabileceği yönünde sinyal vermişti. İran’a yönelik yaptırımlara Ankara da katılırsa, bundan en fazla etkilenecek kurum benzin ve jet yakıtında yüzde 100’e yakın, motorinde yüzde 40’ın üzerinde pazar payıyla Türkiye’nin en büyük petrol rafinerisi konumundaki Tüpraş olacak. Reuters’in petrol endüstrisi kulislerine dayandırarak geçtiği son haber, Tüpraş’ın başının çaresine bakabilmek için kendi inisiyatifini oluşturmaya çalıştığını gösteriyor. Ajansın dün geçtiği yalanlanmayan habere göre, Tüpraş 5 Kasım’da yürürlüğe girecek İran yaptırımları sonrasında da petrol ithalatını sürdürmek için ABD’li yetkililerle görüşmeler yürütüyor.


21.10.2018 - Almanya: ABD, INF’den çekilme planının sonuçlarını gözden geçirmeli Almanya Başbakanı Heiko Maas, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı, Avrupa’da nükleer savaş riskini azaltmaya yönelik Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) çekilme planının sonuçlarının gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Maas "Anlaşma 30 yıldır Avrupa'nın güvenlik yapısının önemli bir ayağı oldu. Rusya'ya anlaşmayı ihlal ettiğine yönelik ciddi suçlamalarla ilgilenmesi gerektiği çağrısı yapmıştık. Şimdi de ABD'ye çekilme planının olası sonuçlarını değerlendirme çağrısı yapıyoruz" ifadelerini kullandı. http://bit.ly/SG25-99


22.10.2018 - Çin: ABD, INF'den çekilme kararı üzerinde iki kere düşünmeli Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, ABD'nin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'ndan (INF) çekilme kararı üzerinde iki kere düşünmesi gerektiğini belirtti. ABD Başkanı Donald Trump'ın INF'den çekilme kararı hakkında açıklamalarda bulunan Hua, Washington'a Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile imzaladığı anlaşmadan çekilme kararı üzerinde iki kere düşünme çağrısı yaptı. Hua, anlaşmadan çekilme hakkında konuşurken Çin'den bahsetmenin tamamen yanlış olduğunun altının çizilmesi gerektiğini vurguladı. INF'nin silahsızlanma sürecinde ilerleme kaydedilmesinde ve stratejik dengeyi ve küresel istikrarı sağlamada önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Hua, tek taraflı çekilmenin çok sayıda olumsuz sonucu olacağının altını çizdi. ABD Başkanı Donald Trump, Washington'un 1987'de Sovyetler Birliği ile imzalanan INF'den çekileceğini açıklamıştı. http://bit.ly/SG25-100


23.10.2018 - ABD, gemilerini Tayvan Boğazı'ndan geçirdi ABD'nin USS Curtis Wilbur ve USS Antietam savaş gemilerini Tayvan Boğazı'ndan geçirdiği bildirildi. Konuyla ilgili açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Albay Rob Manning, "USS Curtis Wilbur ve USS Antietam uluslararası hukuka uygun, rutin bir Tatvan Boğazı geçişi gerçekleştirdi. Gemiler Tayvan Boğazı'ndan geçerek ABD'nin serbest ve açık bir İndo-Pasifik bölgesi konusuna bağlılığını gösterdi" ifadesini kullandı. ABD savaş gemilerinin Çin'e karşı güç gösterisi olarak değerlendirilen geçişleri sırasında Çin gemileri tarafından takip edildiği belirtildi. İndo-Pasifik Kuvvetleri Komutanlığı sözcüsü Yarbay Christopher Logan, konuya ilişkin bir soruya Çin gemileriyle güvenli olmayan bir etkileşim yaşanmadığı yanıtını verdi. Bu adımın, Pekin ile Washington arasındaki ipleri daha da gerdiği yorumları yapılıyor. ABD'ye ait iki savaş gemisi temmuz ayında da Tayvan Boğazı'ndan geçmişti. http://bit.ly/SG25-101


24.10.2018 - PTT, Suriye'nin kuzeyinde şube açtı Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) Gaziantep Başmüdürlüğü, Suriye'nin kuzeyinde 'Fırat Kalkanı' ve 'Zeytin Dalı' harekatlarıyla kontrol altına alınan bölgelerde yaşayanlara hizmet verebilmek için şubeler açmaya hazırlanıyor. Gaziantep Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, 2017'den bu yana Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde banka, kargo ve lojistik alanlarında hizmet veren Gaziantep PTT Başmüdürlüğünün, Cerablus, El Bab, Çobanbey, Azez, Mare şubelerinin ardından Afrin ve Cinderesi'nde de şube açacağı belirtildi. Açıklamada, Racu ve Bülbül beldelerinde PTT şubesi açmak için fizibilite çalışmalarını sürdüren kurumun, söz konusu bölgelerde verdiği banka ve kargo hizmetlerine ilişkin şu bilgiler verildi: "Suriye uyruklu müşterilere PTT Bank hesabı açılabiliyor. Açılan PTT Bank hesabından istediği PTT Bank hesabına dolar, avro ve Türk lirası para birimlerinden (Türkiye Cumhuriyeti uyruklu müşteriler dahil) para gönderme ve alma işlemi yapılabiliyor. PTT Bank hesabından diğer banka hesaplarına Türk lirası cinsinden para gönderimi ve alımı yapılabilmektedir. PTT Bank hesabı üzerinden diğer banka hesaplarına döviz transferi için gerekli çalışmalar yapılmakta olup en kısa sürede faaliyete geçirilmesi planlanmaktadır. Geçici kimliği bulunan veya Türk vatandaşlığına geçmiş Suriye uyruklu müşteriler için, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerindeki şubelerden, Türkiye genelindeki herhangi bir şubeye istediğiniz isime anında havale gönderilebilmektedir. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerindeki şubelerinden Türkiye içine veya diğer ülkelere, Türkiye içinden söz konusu iş yerlerine posta, evrak, APS gönderimi yapılabiliyor". http://bit.ly/SG25-102


24.10.2018 - Putin: Rusya, ABD’nin Avrupa’ya yeni füzeler getirmesine aynı şekilde yanıt vermek zorunda kalacak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'da İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın konferansında ABD'nin Orta Menzilli Nükleer Füzeler Antlaşması'ndan (INF) çekilme olasılığı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Putin, "Avrupa'ya gelince, tabii ki en önemli konu, ABD'nin INF'den çekilmesi durumunda sonradan üretilecek olan füzelerle neler yapacağı sorusu" dedi ve şöyle devam etti: "Eğer bu füzeler Avrupa'ya yollanırsa elbette ki biz buna aynı şekilde yanıt vermek durumunda olacağız. Eğer böyle bir gelişme söz konusu olursa bunu kabul edecek olan Avrupa ülkeleri, kendi topraklarını olası bir misilleme saldırısı riski altına soktuklarını anlamalı. Bunlar açıkça ortada olan konular". http://bit.ly/SG25-103


25.10.2018 - ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili: ‘Türkiye’nin S-400 alması, ABD ile savunma anlaşmalarını etkiler’ Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın S-400'lerin kurulum çalışmalarına Ekim 2019'da başlanacağı açıklamasını değerlendiren ABD'li yetkili, Rus medyasına açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "ABD kendini, Türkiye'nin güvenliğine ve Türkiye'nin kendini koruma imkanına sahip olmasına adadı. Uzun zaman boyunca, füze ve hava savunma konusunda Türkiye'yle birlikte çalışmak istediğimizi anlatmaya çalıştık. ABD, Türkiye'nin Rus S-400 hava savunma sistemlerinin alımını hayata geçirme planlarıyla ilgili ciddi endişeler duyduğunu net bir şekilde ortaya koydu". "Daha önce de söylediğimiz gibi, NATO ülkelerinin, NATO sistemleriyle uyumlu askeri teçhizat almaları önemli" diyen yetkili, "Rus sistemi bu kritere uymuyor" diye ekledi. ABD Dışişleri Bakanlığı temsilcisi, "Ayrıca S-400 alımı, potansiyel olarak CAATSA (ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme) yasası kapsamındaki eylemlere yol açabilir ve ABD'nin Türkiye'yle askeri ve teknik işbirliğini sürdürme imkânını ciddi biçimde etkileyebilir" dedi. http://bit.ly/SG25-104


25.10.2018 - ABD’li general: Önümüzdeki 15 yıl içinde Çin’le savaş olasılığı çok yüksek Emekli Korgeneral Ben Hodges, Polonya'nın başkenti Varşova'da düzenlenen Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada ABD'nin Pasifik bölgesine ve ‘Çin tehdidine' odaklanması gerektiğini belirterek, Avrupa'ya kendi güvenliği için daha çok çaba göstermesi çağrısında bulundu. Hodges, "ABD'nin Avrupa'da çok sağlam bir dayanağa ihtiyacı var. Kaçınılmaz olmamakla birlikte 15 yıl sonra ABD'nin Çin'le savaş halinde olması olasılığının çok yüksek olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. http://bit.ly/SG25-105


25.10.2018 - NATO'nun en büyük askeri tatbikatı başladı NATO'nun 29 müttefiki ve bazı ortaklarıyla düzenlediği "Trident Juncture 18" tatbikatı Norveç'te başladı. Soğuk Savaş'tan bu yana ittifakın en büyük ve kapsamlı askeri tatbikatı olan "Trident Juncture 18" 25 Ekim-7 Kasım arasında yapılacak. Tatbikata 50 bin asker, 250 uçak, 65 gemi ve 10 bin araç katılıyor. Kuzey Amerika ve Avrupa'nın farklı yerlerinden ağustos ayında harekete geçen tüm askeri personel ve araçlar halihazırda Norveç'e ulaşmış durumda. Tatbikat, NATO'nun Napoli'deki Müşterek Kuvvet Komutanlığı Komutanı Oramiral James G. Foggo tarafından yürütülüyor. http://bit.ly/SG25-106


25.10.2018 - Rusya: Suriye’deki üsse atılan cihatçı İHA’larını ABD uzaydan yönlendirdi Rusya, Suriye’nin Lazkiye kenti yakınlarındaki hava üssü Hmeymim’e saldırı girişiminde bulunan insansız hava araçlarının (İHA), ABD’nin Poseidon-8 tipi keşif uçağı tarafından yönlendirildiğini öne sürdü. Suriye’nin İdlib vilayetine yönelik Türkiye, Rusya ve İran arasında varılan ateşkes anlaşması öncesindeki aylarda cihatçı grupların bulunduğu bölgelerden kalkan çok sayıda İHA Rusya’nın kullandığı Hmeymim hava üssü yakınlarında düşürülmüştü. Rusya’nın İdlib’e yönelik operasyonun bir an önce başlamasındaki ısrarında, üsse yönelik İHA tehdidi de gerekçe olarak ortaya konmuştu.Sputnik’in aktardığına göre Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Aleksander Fomin söz konusu saldırılarla ilgili şunları söyledi: “13 insansız hava aracı (İHA) ortak düzen içinde hareket edip yine ortak bir komuta merkezi tarafından yönetiliyorlardı. Bunlar olurken Amerikan keşif uçağı Poseidon-8 Akdeniz’de devriye geziyordu” dedi. http://bit.ly/SG25-107


30.10.2018 - Çin de savaş hazırlığına yoğunlaşıyor Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler’de Rusya temsilcisinin “ABD savaşı hazırlıyor, biz ise savaşa hazırlanıyoruz” ifadeleriyle gözler önüne serilen savaş tehdidi bu kez de Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in çağrısıyla tekrar su yüzüne çıktı. Şi Jinping, ABD ile aralarındaki gerginlik konuları içerisinde yer alan Güney Çin Denizi’nde bulunan birliklerine savaşa hazırlanma çağrısı yaptı. Geçen hafta bölgedeki askeri birlikleri ziyaret eden Jinping, komutanları modern savaş tekniklerine göre savaş hazırlığına yoğunlaşmaya çağırdı. Jinping’in, her türlü durumu göz önünde bulundurmak ve buna göre acil eylem planı yapmak gerektiğine işaret ettiği bildirildi. Geçtiğimiz haftalarda, bölgede bulunan ABD savaş gemisi, Çin destroyeriyle çarpışma tehlikesi yaşamıştı.

http://bit.ly/SG25-153


Emperyalizm ve Halklar


3.10.2018 - Brezilya'nın en güçlü başkan adayının övdüğü askeri diktatörlükte tarikat-kontgerilla ilişkisi belgelendi Brezilya'da bu ayki başkanlık seçiminin favori adayı olan aşırı sağcı Bolsonaro'nun övgüler düzdüğü askeri diktatörlük dönemiyle ilgili yeni belgeler yayımlandı. Uzaylılarla görüştüğünü söyleyen bir tarikat lideri kontrgerillanın başına geçip askeri diktatörlüğü güçlendirmeye yönelik saldırılar düzenlemiş. Başkanlık seçiminin favorisi Bolsonaro, 1964-85 arasındaki askeri diktatörlük dönemine 'altın çağ' diye övgüler düzerken bağımsız haber ajansı Publica, mesihlik iddiasındaki bir tarikat liderinin yönetimindeki aşırı sağcı bir grubun, askeri diktatörlüğün zulmünü haklı göstermek amacıyla terörist saldırılar düzenlediğini ortaya çıkardı. Publica'nın yeni bulunan arşiv belgelerine dayanarak yürüttüğü araştırmaya göre, askeri diktatörlük, kontgerilla komplosu üzerinden baskı ve zulüm kampanyasını daha da ağırlaştırdı. http://bit.ly/SG25-108


4.10.2018 - Bankaların büyük yolsuzluğu LIBOR’un sonunu getirdi 2012 yılındaki büyük skandalın ardından tasfiyesine karar verilen LIBOR’da alternatif arayışları sürüyor. Dünyanın en büyük bankalarının yaptığı yolsuzluk LIBOR’un sonunu getirmişti. Alternatif arayışlarında “güvenilir” ve kapsayıcı yeni bir sistem oluşturmakta güçlük yaşandığı görülüyor. LIBOR, hem çöküşünü hazırlayan skandal hem de yerini doldurmakta yaşanan güçlükle uluslararası sermayenin iç çekişmeleri ve tıkanıklıklarının da iyi göstergelerinden biri durumunda. Bankalar arasında kısa vadeli borçlanmada uygulanan referans faiz oranı LIBOR (London Interbank Offered Rate) 2021 yılında uygulamadan kalkıyor. 2012 yılında LIBOR’un belirlenmesinde bankaların faiz oranlarıyla oynadıkları, yanlış beyanlarda bulundukları ve bu şekilde çıkar elde ettikleri ortaya çıkmıştı. Bu ilk skandalın ardından LIBOR’u oluşturan banka koalisyonunda yer alan Barclays, Bank of America, Bank of Tokyo-Mitsubishi UFJ, CITI, Credit Suisse, Deuthsche Bank, Lloyds, HSBC, HBOS, JPMorgan, Rabobank, RBS, RBC, UBS, West LB, Norinchuckin olmak üzere 16 banka hakkında soruşturma açılmıştı. Soruşturma sonucunda Barclays, UBS ve RBS bankaları zarara uğramış ve 2,6 milyar dolar ceza almıştı. 2017 yılında da Citi Group, Deutsche Bank ve HSBC, ABD’de vadeli piyasa işlemlerinde LIBOR gösterge faiz oranlarının manipülasyonu davasında 132 milyon dolar ödemeyi kabul etti. Bankalar arası borçlanmada referans oranı olan LIBOR, bankaların verdikleri tüm kredilerin de temelini oluşturuyor. Ticari kredilerden tüketici kredilerine faiz oranlarının oluşumunda en önemli belirleyen LIBOR ve benzeri diğer referans oranlar. LIBOR’daki çöküşü ortaya çıkartan skandal ve yerini doldurmaya yönelik arayışlar, uluslararası sermayenin iç gerilimleri ve uluslararası sistemdeki tıkanıkların da iyi göstergelerinden biri durumunda. http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/bankalarin-buyuk-yolsuzlugu-liborun-sonunu-getirdi-248628


4.10.2018 - Donald Trump nasıl zengin oldu? ABD Başkanı Donald Trump, kendisine bir "iş imparatorluğu" kurduğunu ve "kendi çabasıyla milyarder olduğunu" öne sürüyor. Buna karşın yapılan araştırma bunun doğru olmadığını gösterdi. New York Times'ın incelemesine göre Trump, babası Fred C. Trump'ın kendisine neredeyse hiç mali yardımda bulunmadığını öne sürüyor. Ancak araştırmaya göre Trump, babasından bugünün parasıyla toplamda 413 milyon dolar aldı. Fred Trump'ın, vergi ödememek için çocuklarına toplamda 1 milyar dolarlık servet aktardığı biliniyor. Habere göre o dönemde yüzde 55 vergi oranıyla, bu para için 550 milyon dolarlık vergi ödenmesi gerekiyordu. Ancak Fred Trump, yasal boşlukları kullanıp 52,2 milyon dolar vergi vererek yalnızca yüzde 5 vergi ödedi. Trump ailesi bu durumun yasal olduğunu öne sürse de, Donald Trump geçmişte de ödediği vergilere dair detayları açıklamaktan kaçınmıştı. Trump'ın yıllık gelirinin, henüz kendisi 3 yaşındayken 200 bin doları bulduğu aktarılıyor. Donald Trump, babasının kendisine aktardığı servetiyle sekiz yaşına geldiğinde dolar milyoneri olmuştu. Trump, 40'lı ve 50'li yaşlarında babasından yılda 5 milyon doların üzerinde para alıyordu. Trump'ın pahalı projelere başladığı dönemlerde babasından aldığı desteğin de arttığı, babasının Trump'ın Manhattan'daki otel projesini ve Atlantic City kumarhanelerini finanse etmek için planlar geliştirdiği belirtiliyor. http://haber.sol.org.tr/dunya/donald-trump-nasil-zengin-oldu-248593


(Sınıf Gündemi’nin yorumu: Yukarıdaki liborla ilgili haberi ve Trump'la ilgili bu haberi okursanız yolsuzluğun, "ahbap çavuş kapitalizmi"nin hiç de Türkiye'ye özgü olmadığını, kapitalizmin, özellikle de tekelci kapitalizmin olduğu her yerde bunların kaçınılmaz olduğunu, daha gelişmiş kapitalist ülkelerde bunların çok daha büyük boyutlarda görüldüğünü anlayabilir…)


7.10.2018 - Danimarka, NATO'ya eleştiriyi suç kapsamına alıyor Danimarka Adalet Bakanlığı, NATO'yu eleştirmeyi suç haline getirecek bir yasa taslağı hazırladı. Taslağa göre, "NATO'ya dair genel algıya zarar veren" eleştirel haberler ya da yazılar paylaşan kişilere ceza verilebilecek. Arbejderen'in haberine göre cezanın koşulu olarak NATO karşıtı paylaşımın "yabancı istihbarat servisi kaynaklı" olması gösteriliyor. Ceza unsurunun nasıl tespit edileceği ise netlik kazanmış durumda değil. Danimarka hükümeti, "Rusya tehdidi" sebebiyle "dış tehdidin arttığını" öne sürerek, bunu NATO'nun eleştirilmesine karşı gerekçe olarak gösteriyor. Ceza unsurunun tespitindeki ve kapsamındaki boşlukların uygulamada sorunlara yol açabileceği belirtiliyor. Kopenhag Üniversitesi'nden hukuk profesörü Jørn Vesteergard, yasanın adalete güvensizlik yaratacağını ve uygulanmasında zorluklar olacağını belirterek yasaya karşı çıkıyor. Taslak yasa Facebook ve Twitter da dahil olmak üzere sosyal medyada NATO'nun eleştirilmesini engellemeyi amaçlıyor. http://bit.ly/SG25-109


11.10.2018 - Yunan Savunma Bakanı Kammenos'tan ABD'ye daha fazla askeri güç daveti Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini'nin haberine göre, önceki gün ABD'nin başkenti Washington'a giden Yunan Dışişleri Bakanı Kammenos, ABD'li mevkidaşı James Mattis'le Pentagon'da yaptığı görüşmede bu öneriyi yaptı. Kammenos'un görüşme sırasında "Yunanistan'ın kendisini ABD'nin stratejik ortağı ve müttefiki olarak, hatta tek stratejik ortak ve müttefik olarak, gördüğünü söylemek isterim. ABD'nin yalnızca Suda Körfezi'nde değil, Larissa, Volos ve Aleksandrapolis'te (Dedeağaç) daha kalıcı bir şekilde askeri güç konuşlandırması Yunanistan için önemli" dediği aktarıldı. ABD'nin şu anda Girit Adası'ndaki Suda Körfezi donanma üssünün yanı sıra Larissa'daki hava üssünde İnsansız Hava Aracı (İHA) birimleri bulunuyor. Dedeağaç kenti Edirne'deki İpsala sınır kapısından sadece 40 km uzaklıkta bulunuyor. Pentagon'dan yapılan açıklamaya göre Matttis de Suda Körfezi'ndeki ABD üssüne verdiği destek nedeniyle Kammenos'a teşekkür etti. Mattis ayrıca Yunanistan'ın F-16'ların güncellenmesi için 1.5 milyar dolarlık, savunma harcamalarına da yüzde 2'lik bütçe ayırmasını memnuniyetle karşıladı. http://bit.ly/SG25-110


12.10.2018 - İsrail'den 31 yeni yerleşim birimi planı İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, Batı Şeria'nın El-Halil kentinde 31 yeni Yahudi yerleşim birimi inşası planını pazar günü hükümete sunacağını duyurdu. Liberman, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, pazar günü hükümete sunacağı planın kentte yeni Yahudi yurdu kurulması yolunda atılmış bir adım olduğunu belirtti. İnşaat ve planlama kurumlarınca onaylanan planın evler, parklar ve kamusal alanlardan oluştuğunu aktaran Liberman, Batı Şeria'da iskan projesini sadece sözle değil fiille desteklemeyi sürdürdüklerini kaydetti. http://bit.ly/SG25-111


13.10.2018 - İsrail askerleri, 'Büyük Dönüş Yürüyüşü'ne ateş açtı: 7 ölü, 154 yaralı Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra yaptığı yazılı açıklamada, İsrail askerlerinin Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde açtığı ateş sonucu 7 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. Gösterilerde yaralanan 21 yaşındaki Muhammed İsam Abbas'ın da kurtarılamadığını ifade eden Kudra, hayatını kaybeden diğer kişilerin isimlerinin Ahmed İbrahim et-Tavil (27), Muhammed Abdulhafız İsmail (29), Ahmed Ahmed Ebu Naim (17), Abdullah Berhem ed-Dağme (25), Tamir İyad Ebu Armane (22) ve Afifi Mahmud Ata Afifi (18) olduğunun tespit edildiği bilgisini verdi. Gazze sınırındaki çeşitli bölgelerde 5'i ağır 154 Filistinlinin gerçek mermiyle yaralandığını aktaran Kudra, yaralananlardan 50'sinin çocuk, 10'unun kadın olduğuna işaret etti.

http://bit.ly/SG25-112


14.10.2018 - İsrail ordusu, Gazze'nin kuzeyine hava saldırısı düzenledi Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçağı, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun beldesinin doğu sınırı yakınlarında "yanan uçurtma ve balon taşıdığı" iddia edilen Filistinlilerin bulunduğu bölgeyi bombaladı. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, saldırıda ölen ya da yaralanan olup olmadığına dair henüz bir açıklama yapmadı. Filistinliler, 30 Mart'tan bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi'nin İsrail sınırında "Büyük Dönüş Yürüyüşü" adıyla barışçıl eylemler düzenliyor. İsrail askerleri, "sürgün edildikleri topraklarına geri dönmeyi ve 2006'dan beri Gazze'ye uygulanan hukuksuz ablukanın kaldırılmasını" talep eden sivillerin üzerine gerçek mermilerle ateş açıyor. İsrail askerlerinin 30 Mart'tan bu yana devam eden barışçıl gösterilere müdahalesinde 200'den fazla Filistinli öldü. http://bit.ly/SG25-113


15.10.2018 - İtalya'da sığınmacı dostu köy boşaltılacak: Köyde 200 sığınmacı yaşıyor İtalya'nın aşırı sağcı İçişleri Bakanı Matteo Salvini, 2 bin 300 nüfuslu, yüzlerce sığınmacıyı kabul ederek uluslararası üne kavuşan Riace ilçesine dair planlarını açıkladı. İçişleri Bakanı bu ilçede yaşayan sığınmacıların başka yerlere yerleştirileceğini duyurdu. İçişleri Bakanı Salvini yaptığı açıklamada, uluslararası alanda 'entegrasyon ve hoşgörünün sembolü' haline gelen ilçedeki sığınmacıların önümüzdeki haftadan itibaren başka yerlerdeki sığınmacı yurt ve barınaklarına gönderileceğini söyledi. İlçenin tutuklu Belediye Başkanı Domenico Lucano'yu kastederek, "Kim hata yaptıysa, bunun bedelini ödemek zorundadır" diyen İtalya İçişleri Bakanı, "Kamuya ait paranın kullanılmasında hata yapılmasına müsamaha gösterilemez. Bu paraların sığınmacılara harcanmış olması da özür olamaz" dedi. İçişleri Bakanı Salvini göç ve mülteci karşıtı politikalarıyla tanınıyor. http://bit.ly/SG25-114


15.10.2018 - Irak'ta içme suyu krizi büyüyor: Zehirlenenlerin sayısı 111 bine ulaştı Irak'ın güneyindeki Basra kentinde gerçekleşen zehirlenme olaylarında, okulların açılmasıyla birlikte birçok sayıda öğrencinin de zehirlendiğini belirten yetkililer, merkez ve yerel hükümeti bu konuda ciddi adımlar atmaya çağırdı. Açıklamada, söz konusu krizin aylardır devam etmesine rağmen henüz çözüm üretilmediğine dikkat çekilirken, bazı semtlere ulaşan suların kanalizasyon suyu gibi olduğunu söyledi. Aylardır sağlıklı içme suyunun bulunamaması, elektrik kesintileri ve kamu hizmetlerindeki yetersizliği nedeniyle şiddetli gösterilere sahne olan Basra kentinde meydana gelen protesto gösterilerinde yaklaşık 30 kişi hayatını kaybederken 700'den fazla kişi de yaralandı. İnsan hakları örgütleri kentte on binlerce kişinin kirli içme suyu nedeniyle zehirlendiği ileri sürerken, Irak Sağlık Bakanlığı zehirlenme vakasının geçen aya göre büyük ölçüde azaldığını iddia ediyor. http://bit.ly/SG25-115


15.10.2018 - Yemen'de '13 milyon kişi birkaç ayda açlıktan ölebilir' Yemen’de Husilere karşı Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun saldırıları ve ülkenin ana limanı Hudeyde’deki deniz kuşatması sürerken, milyonlarca Yemenli açlıkla boğuşuyor. Para birimindeki değer kaybının ardından son bir ayda gıda fiyatlarının iki katına çıktığı Yemen’de yüzyılın en büyük açlık vakası birkaç ay içinde 13 milyon kişinin ölümüne yol açabilir. Salgın hastalıkların da başgösterdiği ülkede, haftada 10 binden fazla kişiye kolera teşhisi konuluyor. Birleşmiş Milletler yetkilisi Lise Grande, Yemen’deki durumun birkaç ay içinde, daha önce Etiyopya’da, Bengal’de ve Nazi kuşatması döneminde Sovyetler'dekine benzer bir kıtlığa düşeceğine işaret ederek “Utanmalıyız” dedi. BBC muhabiri Orla Guerin, Yemen’in başkenti Sana’da bir hastaneye girerek yetersiz beslenme nedeniyle tedavi altına alınan ve Suudi Arabistan’ın hava saldırılarında yaralanan çocukları görüntüledi. https://www.abcgazetesi.com/dunya/13-milyon-kisi-birkac-ayda-acliktan-olebilir/haber-108762

(Suudi Arabistan Kaşıkçı'yı öldürünce kıyamet kopuyor ama milyonlarca Yemenli çocuğu öldürmesinde sorun yok hükümetimiz açısından.)


16.10.2018 - Yetersiz beslenenlerin sayısı 821 milyona ulaştı Geçen yıl itibarıyla yetersiz beslenenlerin sayısının 821 milyona ulaştığı dünyada her 9 kişiden biri açlık çekiyor. AA muhabirinin Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Gıda Programı (WFP), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) iş birliğinde hazırlanan "Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu 2017" başlıklı rapordan derlediği bilgilere göre, dünyada açlık çekenlerin sayısı arttı. Geçen yıl yetersiz beslenenlerin sayısı 821 milyona ulaşırken, bu rakam her 9 kişiden birine tekabül ediyor. Kadınlarda kansızlık ve erişkinlerdeki obezite de küresel düzeyde artış gösterdi. Üreme çağındaki her 3 kadından biri kansızlıkla mücadele ederken, bu durum hem kadınlar hem de çocukları için ciddi sağlık ve gelişim sorunlarına yol açıyor. Afrika ve Asya'da üreme çağında kansızlık sorunu yaşayan kadın sayısı Kuzey Amerika'ya göre yaklaşık 3 kat daha fazla.

http://bit.ly/SG25-116


16.10.2018 - Denizlili esnaftan 'İran, Suriye, Afgan müşteri bu dükkana giremez' afişi Denizli Merkezefendi ilçesi Çınar mevkiine yakın bir tostçu, dükkanının camına "İran, Suriye, Afgan müşteri bu işyerine giremez, alışveriş yapamaz, girerse bu mekanda dayak yer" yazılı afişler astı. Evrensel'in haberine göre söz konusu fotoğraf, Denizli'de yaşayan bir göçmen sayesinde kamuoyuna yansıdı. İsmi açıklanmayan kişi, 'ırkçılığın ve ırkçı eylemlerin Denizli'de yükselişe geçtiğini' belirterek, Sarayköy, Karşıyaka, Kale ilçesi ve şehir merkezinde de benzer görüntülere rastladığını söyledi. Geçen cuma da Denizli'nin Kale ilçesinde bir çocuğun cinsel istismara maruz bırakılmasıyla başlayan tepkiler tüm Suriyeli mültecilerin hedef alındığı saldırı girişimine dönüşmüştü. Valilik 100 mülteciyi ilçe dışına çıkarmıştı.


17.10.2018 - ABD'li Tuğamiral: Guantanamo hapishanesi en az 25 yıl daha açık kalacak Küba'nın Guantanamo Körfezi'ndeki Amerikan donanma üssünde yer alan Guantanamo kampının en az 25 yıl daha açık kalacağı öne sürüldü. Guantanamo Ortak Görev Gücü Komutanı Tuğamiral John Ring ise gazetecilere yaptığı açıklamada ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) kendilerine 'tesisin en az 25 yıl daha açık kalması konusunda bir bilgi notu gönderdiğini' söyledi. Kamptaki esirlere iyi davranıldığını gazetecilere gösterme amacıyla yapılan etkinlikte Ring "Bize burada 25 yıl ya da daha fazla kalacağımızı söylediler" dedi. Askeri hapishane 11 Eylül saldırısının ve bunu takiben ABD'nin Afganistan'ı işgalinin ardından açılmış ve buradaki esirlere uygulanan işkencelerin ortaya çıkması sonrası dünya genelinde tepkilerin hedefi olmuştu. http://bit.ly/SG25-117


18.10.2018 - 'Trump'ın ekonomi politikaları halkına fayda sağlamadı' Newsweek dergisi, ABD halkının büyük bir kısmının, Donald Trump yönetiminin ekonomide izlediği rotanın hayatlarının her alanında sert bir kötüleşme sürecine neden olmasından şikayet ettiğini yazdı. Derginin haberinde, Trump'ın iktidara gelişinden sonra küresel borsada patlama yaşandığı, ancak bu yükselişin ABD Başkanı'nın başlattığı ticaret savaşlarından dolayı giderek daha istikrarsız hale gelmeye başladığı, değerli kâğıtların yüzde 80'inin en zengin Amerikalıların yüzde 10'unun elinde olduğu fakat bunun ABD halkına herhangi bir fayda sağlamadığı belirtildi. Trump'ın politikasının fabrikalarda çalışan işçileri de olumsuz etkilediği kaydedilen makalede, örneğin çeliğe getirilen ek gümrük vergilerinin Ford şirketini 1 milyar dolarlık zarara uğrattığı ve bu şirketin birçok çalışanını ücretsiz izne yollamak zorunda kaldığı ifade edildi. ABD Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre ülkedeki ekonomik büyümenin bu yılın 2. çeyreğinde yüzde 4.2 oranında gerçekleştiğini belirten Newsweek, ancak sıradan Amerikalıların bunu bir türlü hissetmediklerini, enflasyon da dikkate alındığında çalışanların maaşlarının 40 yıl önceki maaşlarla neredeyse aynı seviyede kaldıklarını vurguladı. Makalede, işsizlik oranının yüzde 2.7'ye gerilediği yönündeki açıklamalara rağmen iş yerlerinin çoğunun güvenli olmaktan çıktığı, zira sözleşmeli olarak çalışan her 5. Amerikalının sigorta güvencesi ve işsizlik ödeneği, asgari ücret ve tazminat alma hakkına sahip olmadığı kaydedildi. Haberde, "Bu arada konut fiyatları hızlı bir şekilde artıyor ve halkın büyük bir kısmı maaşının 3'te birini kirasını ödemek ya da ipotek borçlarını kapatmak için harcamak zorunda kalıyor. Beyaz Saray'sa bu duruma, ucuz konut sayısında kısıtlamaya giderek karşılık veriyor, ABD İskân ve Kentsel Gelişim Bakanı'ysa belediyeye ait konutlarda yaşayan yoksul ailelerin ödediği kira tutarının yükseltilmesini talep ediyor. Bunun yanı sıra sağlık giderleri de hızlı bir artış sergiliyor ve Trump, buna ek olarak Hasta Koruma ve Ekonomik Bakım Yasası'nın temellerini zayıflatıyor; bu nedenle şimdiye kadar yaklaşık 4 milyon Amerikalı sağlık sigortasından yoksun kaldı" ifadelerine yer verildi.

http://bit.ly/SG25-118


19.10.2018 - Fişleme belgelerini basına sızdıran eski FBI ajanına 4 yıl hapis Minnesota eyaletinde görevliyken, Adalet Bakanlığı tarafından hakkında FBI'ya ait ulusal savunmaya ilişkin gizli belgeleri tutma ve bu belgeleri basınla paylaşma suçlaması ile dava açılan eski ajan Allbury'nin yargılaması tamamlandı. Savcılık makamı, Allbury'nin "50'si gizli olmak üzere 70 FBI belgesini online yayın yapan bir medya organı ile paylaştığını ve bu belgelerden birinin FBI'ın gizli muhbirlerini nasıl değerlendirdiğine dair bilgiler içerdiğini" kaydetti. Minnesota Bölge Yargıcı Wilhelmina Wright, Allbury'nin FBI'daki konumunu ve gizli bilgilere erişim iznini kötüye kullandığına hükmetti ve eski ajanı 4 yıl hapse mahkum etti. Eski FBI ajanının avukatları ise sanığın, vatanseverlik hissiyle hareket ettiğini ve FBI'ın terörle mücadele politikalarının ırklar üzerinden fişleme yapmaya kadar vardığını savundu. http://bit.ly/SG25-119


19.10.2018 - Eski İsrail Başbakanı Barak, mevcut hükümeti 'eleştirdi': Biz daha fazla öldürüyorduk Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, "Ben savunma bakanıyken 3.5 dakikada 300'den fazla 'Hamas üyesini' öldürmüştük" diyerek mevcut hükümetin abluka altındaki Gazze Şeridinin kontrolünü elinde tutan Hamas'a yönelik politikasını eleştirdi. Filistinli sağlık kaynakları, Barak'ın 27 Aralık 2008'de Gazze'deki polis merkezine düzenlenen, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 225 Filistinlinin hayatını kaybettiği saldırıyı kastettiği değerlendirmesinde bulundu. Eski Başbakan Ehud Barak, 2007-2013 yılları arasında savunma bakanı olarak görev yapmıştı. http://bit.ly/SG25-120


19.10.2018 - Yemenliler yaprak yiyerek hayatta kalmaya çalışıyor İngiliz Sky News haber kanalının yayınladığı görüntüler, Yemenlilerin gıda bulamadıkları için yaprak yiyerek hayatta kalmaya çalıştıklarını gözler önüne serdi. Ülkenin kuzeyindeki Aslam bölgesinde kaydedilen görüntülerde, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bir grup Yemenli yaşadıkları zorlukları anlattı. Kendilerine kimsenin yardım etmediğini ifade eden Yemenliler, hayatta kalabilmek için ağaçlardaki yaprakları kaynatıp yemek ve çocuklarına yedirmek zorunda kaldıklarını söyledi. Görüntülerde, yaprak yiyen çocuklar ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan doku kaybı nedeniyle vücudu deforme olmuş bir adam yer alıyor. Sky News muhabirine değerlendirmelerde bulunan Yemenli çocuk doktoru Fatum Muhammed El Maktari, "Dünyanın bu savaşı durdurmasını istiyorum. En azından Yemen halkına gıda yardımı sağlanmalı. Bu yapılmazsa insanlar ölür ve Yemen halkı diye bir şey kalmaz" dedi. Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) Yemen temsilcisi Mertixell Relano, "Bu kesinlikle tamamen önlenebilir bir durum. Bu 'kıtlığa yakın' ya da 'kıtlık öncesi' durumun sebebi elbette devam eden savaş. Çatışma sürdüğü müddetçe, ülke giderek daha fazla uçuruma sürüklenecek" ifadelerini kullandı. Yemen'de 4 yıldır devam eden savaş ülkeyi insani bir krizin eşiğine getirmiş durumda. Birleşmiş Milletler (BM), ülkede 400 bin çocuğun açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin kuşatma altına aldığı Husilerin kontrolündeki Hüdeyde şehrinin düşmesi ve limanının kapanmasıyla ülkenin kuzey bölgelerine gıda yardımı ulaştırılamıyor. http://bit.ly/SG25-121


22.10.2018 - 7 bini aşkın Honduraslı göçmen ABD’ye yürüyor 'Suçlu değil, uluslararası işçileriz!' diyerek yola binlerce Honduraslı, ABD'ye yürüyor. Göçmenler engellenmelere rağmen Meksika'ya ulaştı. Solcu hükümetin 2009 yılında ABD destekli askeri darbeyle devrildiği Güney Amerika’nın yoksul ülkesi Honduras’ta küçük bir grup tarafından geçtiğimiz cuma günü başlatılan kuzeye göç hareketi katlanarak büyüyor. Birleşmiş Milletler ABD'ye ulaşmak için yola çıkan göçmenlerin yürüyüşüne 7 binden fazla kişinin katıldığını bildirdi. Yoldaki katılımlarla giderek artan göçmen kervanı, Meksika sınırında polis engeline rağmen ilerleyişini sürdürdü. Meksika sınırına dayanan göçmenlerden yaklaşık 2 bini, iki ülkeyi ayıran Suchiate nehrini yüzerek veya salla aşarak Meksika tarafına geçmeyi başardı. Meksikalı yetkililerin ülkeye girişlerine izin vermemek için gösterdiği ‘çabaya’ rağmen binlerce Honduraslı ABD’ye gitmek üzere yola koyuldu. http://bit.ly/SG25-122


24.10.2018 - İspanya, Suudi Arabistan'a silah satışını savundu İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bazı partilerin talebi üzerine Riyad'a silah satışı konusunda hükümetinin politikasına ilişkin parlamentoyu bilgilendirdi. "Korkunç" olarak tanımladığı Cemal Kaşıkçı cinayetini kınayan Sanchez, olayın araştırılması ve sorumluların "kanunların ağırlığını hissetmesi" gerektiğini söylese de Suudi yönetimini doğrudan suçlamaktan kaçındı. Ancak bunun, ülkenin çıkarı için hükümetinin sorumlu bir şekilde hareket etmesini önleyemeyeceğini söyleyen Sanchez, "Eğer bana nerede olmam gerektiğini soruyorsanız, İspanya'nın ve stratejik sektörlerin çıkarlarını savunan bir durumdayım" dedi. Sanchez, insan haklarını ekonomik çıkarlarının önüne koymasını isteyenlere de Suudi Arabistan'ın siparişini verdiği 2 milyar dolarlık savaş gemisinin yapımında çalışanların endişelerini hatırlattı. (http://bit.ly/SG25-123/) (Sınıf Gündemi’nin notu: Suudi Arabistan’ın Yemen’de yaptığı soykırımı umursamayan İspanyol silah tüccarlarının sadık uşağı bu sözde “sosyalist” Başbakan’ın bir kişinin ölümüne tepki duyup satıştan vazgeçmesi düşünülemezdi.)

 

25.10.2018 - Suudi Arabistan'ın boykot edilen 'Çöl Davos'unda toplam 60 milyar doların üzerinde anlaşma imzalandı Suudi Arabistan’ın Riyad’da 23-25 Ekim tarihlerinde düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi (FII) Konferansı’nda ortaklarıyla toplam tutarı 60 milyar doları aşan anlaşmalara imza attığı, etkinliğe katılanların sayısının 3 bin 500 kişiyi geçtiği bildirildi. Etkinliğin organizatörleri tarafından yapılan açıklamada, "FII'nin devam ettiği 3 gün boyunca toplam tutarı 60 milyar doların (225 milyar Suudi Arabistan riyali) üzerinde olan anlaşmaların imzalandığı duyuruldu" dendi. Etkinliğin son gününde Suudi Arabistan Yatırımlar Genel İdaresi'nin (SAGIA), konut inşaatları da dâhil olmak üzere inşaat alanında toplam 3.7 milyar dolar tutarında bir dizi mutabakat belgesinin imzalandığını duyurduğu kaydedilen açıklamada, "Bu yıl FII 88 ülkeden 3 bin 500'ün üzerinde katılımcıyı topladı, katılımcıların arasında 8 ülke lideri ve 20'nin üzerinde bakan bulunuyor" ifadeleri kullanıldı. http://bit.ly/SG25-124


27.10.2018 - İşte Suudilere silah yığan ülkeler Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) 2015-2017 yılları arasında Suudi Arabistan'a ithal edilen silahların toplam üretim maliyetlerini açıkladı. Listenin en başında 6 milyar 980 milyon dolarlık toplam üretim maliyeti ile ABD yer aldı. Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinin ardından Riyad yönetimine tepkiler devam ederken Almanya Başbakanı Angela Merkel'den bir açıklama geldi. "Dehşet verici bu olayın açıklığa kavuşması önemli" önemli diyen Merkel, Kaşıkçı cinayetinin perde arkası aydınlatılana kadar Suudi Arabistan'a silah vermeyeceklerini açıkladı. Bu açıklama akıllara "Suudi Arabistan'a başka kimler silah ihraç ediyor" sorusunu da akıllara getirdi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) tarafından paylaşılan verilere göre, 2015-2017 yılları arasında Suudi Arabistan'a ithal edilen silahların toplam üretim maliyetleri ülkelere göre şu şekilde sıralandı: Amerika Birleşik Devletleri - 6 milyar 980 milyon dolar Birleşik Krallık - 2 milyar 29 milyon dolar Fransa - 291 milyon dolar İspanya - 254 milyon dolar İtalya - 226 milyon dolar İsviçre - 186 milyon dolar Kanada - 129 milyon dolar Almanya - 120 milyon dolar Türkiye - 104 milyon dolar Çin - 28 milyon dolar http://haber.sol.org.tr/turkiye/yapi-kredi-onunde-aciklama-bu-isyerinde-mobbing-var-249717


("demokratik ve uygar" batılı kapitalistler kaşıkçı'nın öldürülmesi nedeniyle Suudi Arabistan'ı çok kınıyorlar ama milyonlarca insanı öldürebilecek silahı şu anda Yemen'de açık bir soykırım yürüten barbar Suudi rejimine satmakla "uygarlık"larına hiç halel gelmiyor nasıl oluyorsa…)


29.10.2018 - Brezilya seçimlerini faşist aday kazandı Brezilya seçimlerini Sosyal Liberal Parti’nin adayı faşist Jair Bolsonaro yüzde 56 oy alarak kazandı. Oyların geri kalanını İşçi Partisi’nin adayı Fernando Hadda aldı. Faşist Bolsonaro’nun yaptığı konuşmalardaki açık katliam çağrıları ve Ortaçağ zihniyeti ise dikkat çekici. Seçildiği takdirde “solcuları temizleme” sözü veren Bolsonaro “Bu kızıl haydutlar vatanımızdan kovulacak. Brezilya tarihinde hiç görülmemiş bir temizlik olacak. Çoğunluk biziz. Brezilya bizim. Brezilya halkıyla birlikte yeni bir ulus inşa edeceğiz. Bizler özgürlüğün sesiyiz. Sosyalizm istemiyoruz” demişti. Bolsonaro daha önce de faşist diktatörlüklere, işkence ve katliamlara desteğini ifade etmişti. Diktatörlük döneminin hatasının “işkence edip öldürmemek” olduğunu söyleyen Bolsonaro “Diktatörlük döneminde daha fazla insan öldürülmüş olsaydı ülke bugün çok daha iyi bir yerde olurdu”, “Pinochet daha fazla kişiyi öldürmeliydi”, “İşçi Partisi destekçilerini vuracağız" gibi ifadeler kullanmıştı. http://bit.ly/SG25-125


30.10.2018 - ABD askerleri göçmen kafilesini engelleme hazırlığında Orta Amerika’dan ABD’ye doğru yürüyen göçmen kafilesinin ABD’ye girişini engellemek için 5200 askerin Meksika sınırına doğru ilerlediği bildirildi.ABD başkanı Trump da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada göçmenleri hedef göstermiş, “Bizim güney sınırımıza doğru gelen kervana çok sayıda çete üyesi ve bazı kötü insanlar karışıyor” iddiasında bulunmuştu. Bu arada, ABD’ye doğru yol alan yaklaşık 2 bin 300 kişilik Honduraslı göçmen grubuna Meksika polisinin saldırması nedeniyle 1 göçmen yaşamını yitirdi.http://bit.ly/SG25-152


Türk Sermayesinin Emperyalist Açılımları


2.10.2018 - Roketsan: 'Dünyada ilk 100'deyiz' Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) şirketleri arasında yer alan ROKETSAN, son 3 ayda, ilk defa 3 ayrı yeni ülkeyle, silah sistemleri ihracatı anlaşması imzaladı. İhraç edilen bir füzenin kilogram fiyatı ise yaklaşık olarak 2 bin dolar. ROKETSAN Genel Müdürü Selçuk Yaşar, şu anda 30'a yakın ürünleri olduğunu belirterek, hızla yeni ürünleri geliştirdiklerini, geçmiş 30 yılda çıkardıkları silah sistemlerinin uzun süren projeler sonrasında başarıya ulaştığını söyledi. Bir ürün geliştirmenin 4-5-6 yıl, bazen daha uzun süre aldığını ifade eden Yaşar, kazandıkları tecrübe ve yükselen personel kalitesiyle gelecek yıllarda çok daha hızlı bir şekilde yeni ürünlerinin ortaya çıkacağına dikkat çekti. ROKETSAN Genel Müdürü Selçuk Yaşar ile yaptığım görüşmenin çok daha fazla ayrıntıları söz konusu. http://bit.ly/SG25-126


3.10.2018 - Sınır ötesi harekat yetkisi bir yıl uzatıldı Hükümetin sınır ötesi harekat yetkisinin uzatılmasını öngören tezkerenin süresi bir yıl uzatıldı. Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM başkanlığına 20 Eylül’de sunulmuştu. Eski tezkerenin süresi 30 Ekim’de doluyor. Bu yüzden yeni tezkerenin ekim ayında görüşülmesi bekleniyordu. http://bit.ly/SG25-127


3.10.2018 - ASELSAN büyümede rekor kırdı ASELSAN lira bazında 2017 cirosundaki yüzde 42,3 artışla dünyada 100 havacılık ve savunma sanayi şirketi arasında birinci sırada yer aldı. ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, Deloitte 2018 Küresel Havacılık ve Savunma Sanayi Finansal Performans Çalışması'na göre dünyadaki en büyük 100 şirketin yer aldığı listedeki tek Türk şirketi ASELSAN, ciroya göre sıralamada 63. oldu. ASELSAN, lira bazında 2017 cirosunda ve kişi başı cirosunda yüzde 42,3 artışla birinci sırada yer alırken, yüzde 12,7 aktif karlılığıyla dördüncü sırada, yüzde 22,2 faaliyet karlılığına göre beşinci sırada, 65 bin 145 dolarlık kişi başı faaliyet karına göre sekizinci sırada yer aldı. Söz konusu çalışmada cirosu 500 milyon doların üzerinde olan 100 şirketin verileri baz alındı. Ciro, ciro büyümesi, faaliyet gelirleri, faaliyet karı, aktif karlılığı, serbest nakit akışı, sipariş-satış oranı, bakiye siparişler, siparişlerdeki artış, iş gücü verimliliği göstergeleri gibi 19 finansal gösterge üzerinden performans hesaplaması yapıldı. Çalışma kapsamında 100 şirketin, havacılık ve savunma sanayisi gelirlerinin yüzde 2,7 artarak 685,6 milyar dolara ulaştığı görüldü. İlk 20 şirketin ciroları, toplamın yüzde 73,6'sını (504,6 milyar dolar) oluşturdu. Dünyada savunma sanayi gelirleri ise yüzde 3,9 artış kaydederek 361,5 milyar dolara yükseldi. http://bit.ly/SG25-128

4.10.2018 - ASELSAN'dan Katar'da yeni şirket ASELSAN, yurt dışı işbirliklerinin geliştirilmesi amacıyla Katar’da yeni bir ortaklığı hayata geçirdi. Şirketin 14'üncü iştirakinin kuruluşuna ilişkin duyuru, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlandı. Duyuruda, komuta ve kontrol sistemleri, termal ve gece görüş kamerası, kripto, uzaktan komutalı silah sistemlerinin üretim, satış ve pazarlaması ile ilgili faaliyet göstermek amacıyla yüzde 51'i Barzan Holding, yüzde 48'i ASELSAN , yüzde 1'i SSTEK AŞ'ye ait olmak üzere "Şimşek" anlamına gelen BARQ QSTP LLC unvanlı şirket kurulduğu bildirildi. Şirketin sermayesinin ise 1 milyon Katar riyali olduğu belirtildi. Bir süre önce Katar 'da proje ofisi açan şirket, bu ülkenin de yer aldığı Ortadoğu coğrafyasındaki varlığını uzun soluklu iş birliklerine dönüştürmek için girişimlerde bulunuyor. ASELSAN , son olarak Katar'da Barzan Holding ile bazı savunma sanayisi ürünlerinin üretimine yönelik teknoloji transferini de içeren bir ortaklık kurmak üzere mart ayındaki Doha Uluslararası Deniz Savunma Fuarı ve Konferansı'nda (DIMDEX 2018) mutabakat metni imzalamıştı. Fuarda, BARQ bünyesinde geliştirilmesi ve üretilmesi planlanan bazı ürünler de sergilenmişti. Şirket, komuta ve kontrol sistemleri, termal ve gece görüş kamerası, kripto, uzaktan komutalı silah sistemlerinin üretiminin yanı sıra Katar Silahlı Kuvvetlerinin gelecekteki ihtiyaçları doğrultusunda yeni alanlarda faaliyet gösterebilecek. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/1102699/ASELSAN_dan_Katar_da_yeni_sirket.html


5.10.2018 - Türkiye'den Kıbrıs'a tepki: Akdeniz'de arama faaliyetlerine fırsat verilmeyecek Dışişleri Bakanlığından, Türkiye'nin hiçbir yabancı ülke, şirket veya geminin Doğu Akdeniz'deki yetki alanlarında izinsiz hidrokarbon arama faaliyetlerinde bulunmasına fırsat vermeyeceği bildirildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Güney Kıbrıs Yönetimi'nin, Kıbrıs Türkü'nün haklarını göz ardı ederek, tek taraflı olarak sınırlandırdığı 7 numaralı sözde ruhsat sahası için uluslararası şirketlere davette bulunma kararı almış olmasını endişe ile karşılıyoruz" ifadesi yer aldı. Kıbrıs yönetiminin, adadaki tüm insanların ayrılmaz hak ve çıkarlarını hiçe sayan tutumunu sürdürdüğünün kanıtı olduğu belirtilen açıklamada, "Esasen Rum tarafı, bu şekilde hareket ederek Temmuz 2017'de Kıbrıs Konferansı'nın sonuçsuz bir şekilde kapanmasına neden olan, Kıbrıs Türk tarafının siyasi eşitliğini ve Ada'nın ortak sahibi olduğu gerçeğini hiçe sayan tutumundan vazgeçmediğini bir kez daha ortaya koymaktadır" denildi. Açıklamada, söz konusu kararın, Türkiye'nin bölgedeki kıta sahanlığında uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını ihlal ettiği belirtilerek, karara konu 7 numaralı sözde ruhsat sahasının önemli bir bölümünün, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığının BM nezdinde de kayda geçirilen dış sınırlarının içinde yer aldığı kaydedildi. Türkiye'nin 2 Mart 2004 ve 12 Mart 2013 tarihli notalarında belirtildiği üzere, BM'ye dış sınırları bildirilen kıta sahanlığında doğal kaynak arama amacıyla yapılacak her türlü faaliyetin, Türkiye'nin iznine tabi olarak yürütülmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, "Tarafımızca vurgulana geldiği üzere, ülkemiz, hiçbir yabancı ülke, şirket veya geminin deniz yetki alanlarımızda izinsiz olarak hidrokarbon arama faaliyetlerinde bulunmasına, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da hiçbir şekilde fırsat vermeyecektir" uyarısı yapıldı.

http://bit.ly/SG25-130


6.10.2018 - Batı Balkanlar'da ekonomik rekabet kızışıyor Türkiye’nin Sırbistan’nın dış ticaretindeki payı sadece yüzde 3,5 olsa da neredeyse hiç fark ettirmeden ülkenin en fazla ticaret yaptığı ilk 10 ülkenin içerisine girmeyi başardı. Örneğin, Türk inşaat şirketleri Sırbistan’da 20 adet elektrik santrali inşa ediyor ve inşalarının ardından bu santralleri işletecek. Türkiye Kosova’nın ticaret yaptığı ülkeler sıralamasında da ilk üçte yer alıyor. Gelişmekte olan Türk-Sırp ekonomik ilişkilerinin odak noktasının enerji, özellikle de Rus enerji devi Gazprom tarafından yürütülen Türk Akımı projesi olması bekleniyor. Türkiye’nin Batı Balkan ülkeleriyle yürüttüğü ticaret, Avrupa Birliği (AB) ile olan 145 milyar euroluk (165 milyar dolar) ticaret hacmi karşısında dış ticaretinin sadece küçük bir kısmını teşkil ediyor. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sırbistan'a 2017'de yaklaşık iki milyar dolar olan Türk yatırımlarının uzun vadede beş milyar dolara ulaştırılması hedefini açıkladı. https://m.dw.com/tr/bat%C4%B1-balkanlarda-ekonomik-rekabet-k%C4%B1z%C4%B1%C5%9F%C4%B1yor/a-45764375


13.10.2018 - Türkiye'den 'Yunanistan-Mısır-Güney Kıbrıs Ortak Bildirisi'ne tepki Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan-Mısır-Güney Kıbrıs Üçlü Zirvesi Ortak Bildirisine dair yaptığı açıklamada, "Kıbrıs sorununun, Türkiye’nin 1960 Garanti Antlaşması’nın verdiği hakka dayanarak 1974 yılında gerçekleştirdiği Barış Harekatı’na bağlanmaya çalışılması kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunanistan-Mısır-Güney Kıbrıs Üçlü Zirvesi Ortak Bildirisi hakkındaki bir soruya yazılı cevap verdi. Yunanistan’ın Girit Adası’nın Elunda kentinde 10 Ekim 2018 tarihinde düzenlenen toplantının sonunda yayımlanan ortak bildiride Türkiye’ye yapılan temelsiz atıfların esefle karşılandığını belirten Aksoy, “Kıbrıs Adası’nda 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Rum tarafınca Kıbrıs Türk halkına uygulanan mezalimin unutularak, Kıbrıs sorununun, Türkiye’nin 1960 Garanti Antlaşması’nın verdiği hakka dayanarak 1974 yılında gerçekleştirdiği Barış Harekatı’na bağlanmaya çalışılması kabul edilemez” ifadelerini kullandı. http://bit.ly/SG25-131


15.10.2018 - Irak, Türkiye'yle güvenlik protokolünü onayladı Yeni hükümet kurulana kadar görevine devam eden Başbakan Haydar İbadi'nin ofisinden yapılan açıklamada, Bakanlar Kurulunda, Irak ve Türkiye İçişleri bakanlıkları arasındaki güvenlik iş birliği protokolünün onaylandığı belirtildi. Açıklamada, söz konusu iş birliği protokolünün detaylarına ilişkin ise bilgi verilmedi. Öte yandan, İçişleri Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre protokol, sınır güvenliğine ilişkin iki ülke arasında güvenlik koordinasyonunu hedefliyor. Söz konusu kaynak, halihazırda sınır güvenliğinin Irak İçişleri Bakanlığına bağlı olarak sınır muhafız güçleri tarafından korunduğunu belirtti. Açıklamada, Irak'ın kendi topraklarından Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir saldırının gerçekleşmemesi için üst düzey bir koordinasyon için çalışıldığı ve iki ülkenin egemenliğine saygı duyulduğu aktarıldı. İbadi, geçen ay Türkiye ile sınır bölgesinin güvenliği için silahlı güçlerin yerleştirilmesi talimatını vermişti. http://bit.ly/SG25-132


18.10.2018 - Erdoğan, Gagavuzya'da: İki tane TOMA getirdik (Yurtta TOMA, cihanda TOMA!) Moldova'nın başkenti Kişinev'deki temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı Igor Dodon ile Gagavuzya Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti Komrat'a geldi. Ortak görüşmenin ardından basın toplantısı yapıldı. "İki tane içişlerinde güvenlik noktasında TOMA'yı buraya getirmiş olduk" açıklamasını yapan Erdoğan, "Bugüne kadar hiçbir ayrım yapmadan sizlerin yanında olduk. Moldova'nın tüm bölgeleriyle kalkınması için elimizden gelen katkıyı yaptık. İnşallah bundan sonra da Moldova halkının ve Gagavuz Türklerinin yanında olmayı sürdüreceğiz" diye konuştu. Erdoğan, "Gagavuz soydaşlarımız, Moldova ile aramızdaki kan bağını oluşturuyor. Gagavuzcanın varlığı Türkiye-Moldova ilişkilerini daha da özerk kılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı'nın ve hükümetin desteği ve sayın Başkan ve Gagavuz yetkilileri kararlılığıyla özerkliğin layığıyla işlemesi için somut adımlar atılması konusunda mutabık kaldık. Moldova'nın toprak bütünlüğü bizim için hayati öneme sahiptir" dedi. http://bit.ly/SG25-133


22.10.2018 - Hulusi Akar: Ege'de Türkiye'nin yer almadığı bir projenin yaşama şansı yok Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Kıbrıs'ta, Ege'de ve Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye rağmen atılacak hiçbir adıma ve oldubittiye asla müsaade edilmeyecektir. Ege ve Akdeniz'de Türkiye ve KKTC'nin yer almadığı bir projenin yaşama şansı olmadığını herkes bilmeli ve bölgeyi tehlikeye atacak provokasyondan herkes vazgeçmeli, kaçınmalıdır" dedi. Akar, Polatlı'daki Ateş Serbest 2018 faaliyetinin 'seçkin gözlemci gününün' tamamlanmasının ardından yaptığı konuşmada, etkileyici ve başarılı bir faaliyetin gerçekleştirildiğini belirtti. Hem siyasi ve ekonomik hem de teknolojik ve askeri bakımdan çok çeşitli gelişmelerin, yeniliklerin, değişimlerin yaşandığı bir dönemden geçildiğini kaydeden Akar, "Bu durum küresel ve bölgesel güvenlik ve istikrar sorununu da maalesef beraberinde getirmektedir. Belirsizlik, risk ve tehditlerle dolu böyle bir coğrafyada ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin sağlanması her an harekata hazır, etkin, caydırıcı ve saygın bir orduyla mümkündür" diye konuştu. http://bit.ly/SG25-134


22.10.2018 - Mozambik'e en fazla yatırım Türkiye'den 5 milyonluk nüfusu bulunan Mozambik'in Yatırım Destek ve İhracat Dairesi (APIEX), 2018 yılının ilk 6 ayında ülkeye 193.1 milyon dolarlık yatırım yapıldığını belirtti. Yapılan yatırımın büyük kısmında ise Türkiye'nin payı var. APIEX'in açıkladığı bilgiye göre 193.1 milyon dolarlık yatırımının 70 milyon dolarını Türkiye yaptı. Türkiye'yi ise Çin, Mauritius ve Portekiz takip ediyor. Listede Güney Afrika, Kenya gibi kıta ülkeleri de yer alıyor. Ülkeye yapılan toplam yatırımının yüzde 40'ına yakınını Türkiye'nin karşılamasında ise Limak Group'un payı büyük. Zira Limak, Mozambik'in başkenti Maputo'da 50 milyon dolarlık çimento fabrikasını bu yılın ilk yarısında kurdu. O zamanki açılışa Mozambik Devlet Başkanı Filipe Nyussi'de katılmıştı. Yaklaşık 80 bin metrekarelik arazi üzerine inşa edilen fabrikada yılda 700 bin ton çimento üretimi gerçekleştiriliyor. Bir anlamda Limak, tek başına Türkiye'den alan olarak daha büyük 25 milyon nüfuslu ülkeye yapılan dış yatırımın neredeyse yüzde 25'ini tek başına yapmış oldu. http://bit.ly/SG25-135


24.10.2018 - Türkiye’de tekeller verimlilikte Alman tekelleriyle yarışıyor “Çalışmada (OECD Raporu) Merkez Bankası ve Sanayi Bakanlığı'ndan 100.000’e yakın 0-9 çalışanlı mikro, 50 bine yakın 10-49 çalışanlı küçük, 10 bin civarında 50-250 çalışanlı orta ve bin civarında sanayi işletmesinin veri ve bilgileriyle analiz yaparak belli tespitlerde bulunulmuş. 250’den fazla işçi çalıştıran imalat sanayisinde iş gücü verimliliği Alman şirketlerinin yüzde 70’i civarında, bu oran orta boy şirketlerde yüzde 57’ye , 20’den az işçi çalıştıranlarda yüzde 20’ye iniyor. Fark binden fazla işçi çalıştıranlarda iyice azalıyor. Genelde Türk ekonomisinde verimlilik OECD’nin ortalamasının çok altında kalıyor.” (Dünya Gazetesi, Osman Arolat)


24.10.2018 - Türk tekelleri Pakistan’a önemli yatırımlar yapıyor “Anadolu Holding’den Hayat Kimya’ya Zorlu Grubu’ndan Koç Holding’e son dönemde Türk devlerinin yatırımda gözde ülkesi Pakistan oldu. 207 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık 6’ncı ülkesi konumundaki Pakistan’da nüfusun yüzde 50’si 20 yaşın altında ve doğum oranı dünyanın en yüksek ülkelerinden biri. Hal böyle olunca ülkeye rotasını çeviren Türk şirketler arasına süt ürünleri üreticileri de katıldı. Sütaş bu konuda ilk anlaşmasını yapan Türk şirketi oldu. Türkiye dışında Makedonya ve Romanya’da üretim tesisi bulunan Sütaş, Pakistan’da tesis kurmak için önemli bir anlaşma imzaladı. TÜSİAD’ın eski Başkanı Muharrem Yılmaz’ın şirketi Sütaş, Pakistan’ın en büyük holdingi Nishat Group ile ortak süt ve süt ürünleri tesisi kuracak, dağıtımını ve pazarlamasını yapacak. Yeni şirket Pakistan’ın Lahor kentinde kurulacak. Tesisin de aynı kentte olacağı ifade ediliyor. Yeni şirketin yüzde 50’si Sütaş’a, geri kalan hissesi ise Nishat Group’a bağlı NAFL şirketinin olacak. Anlaşma Lahor’da bulunan Pakistanlı şirkete ait Nishat Hotel’de imzalandı.” (Dünya Gazetesi, Kerim Ülker)


28.7.2018 - TSK Fırat’ın doğusunu vurdu Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye’nin ‘kırmızı çizgi’ ilan ettiği Fırat’ın doğusunu vurdu. Zor Mağar bölgesinde bulunan YPG mevzilerine obüs atışı yapıldığı belirtildi. Türkiye, dün Suriye üzerine gerçekleştirilen zirvede Fırat’ın doğusuna vurgu yapmıştı. Aynı bölge 19 Haziran’da da vurulmuştu.


Kapitalizm ve Kadın


5.10.2018 - ABD’de ‘Kavanaugh isyanı’na 302 gözaltı ABD Başkanı Donald Trump’ın hakkında cinsel saldırı şikayetleri bulunan yargıç Brett Kavanaugh’ı Yüksek Mahkeme üyeliğine aday göstermesini protesto eyleminde çoğu kadın 302 kişi gözaltına alındı. Trump’ın aday göstermesinin ardından Kavanaugh hakkında üç kadına cinsel saldırı ve tecavüz girişiminde bulunduğu yönünde mağdur ifadeleri ortaya çıkmış, FBI da konuyu soruşturmaya başlamıştı. Soruşturma sürerken başkent Washington’da, çoğu kadın binlerce kişi gösteri yaptı. Yargıç Kavanaugh’ın halen görev yapmakta olduğu Temyiz Mahkemesi önünde toplanan kalabalık, Yüksek Mahkeme önüne yürüdü. Protestoculardan bazıları Senato binasına da girerek “Kavanaugh gitmeli” diye slogan attı. http://www.diken.com.tr/abdde-kavanaugh-isyanina-302-gozalti-aralarinda-unluler-de-var/


15.10.2018 - “Kadın işsizliği erkeklere göre daha yüksek” CHP Merkez Yürütme Kurulu’na (MYK) CHP’nin Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık’ın sunduğu rapora göre Türkiye’de kadınların yoksulluk oranı yüzde 21,6 iken, 6 yaş ve üzeri nüfus içinde okuma-yazma bilmeyen 2,5 milyon kişinin yüzde 85’i kadın. Kadınlar içinde okuma-yazma bilmeyenlerin oranının yüzde 8,5 olduğu ifade edilen raporda, erkeklerin işsizlik oranı yüzde 8,8 iken, kadınlarda bu oran yüzde 12,6 olarak yer aldı. Erkeklerde istihdam oranı yüzde 65,8 olurken kadınlarda bu oran yüzde 29,3. Kadınların giyim ve tekstil işkolunda çalışanların yarısını oluşturduğu söylenen raporda, son 10 yılda 2 bin 521 kadının gördüğü şiddet sonucu yaşamını yitirdiği kaydedildi.


15.10.2018 - “Tarımda çalışan kadınların çoğu kayıt dışı” Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, tarımda çalışan kadınların çok büyük oranda kayıt dışı ve güvencesiz çalıştığına dikkat çekti.Tarımda çalışan kadınların yüzde 90,8’i kayıt dışı çalışıyor. Kayıtlı çalışan kadınların sayısı 237 bin olurken, kayıt dışı sayısı 2 milyon 339 bini buldu.

http://bit.ly/SG25-137


19.10.2018 - İş gücünde kadın-erkek eşitsizliği Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) eğitim araştırmasının değerlendirme raporu yayınlandı. Rapora göre, 35 ülkede de eğitimdeki eşitsizlik yaşamın her alanına yansıyor. Ortaokul düzeyinde sınıfta kalanların yüzde 60’ını erkek çocukları oluşturuyor. Erkekler, kız çocuklarına oranla ortaokulda eğitimi daha fazla terk ediyor. 25-34 yaş aralığındaki erkeklerin yüzde 38’inin üniversite eğitimi görürken bu oran kadınlarda yüzde 50’ye çıkıyor. Buna rağmen üniversiteli genç erkeklerin yüzde 89’u kadınların ise yüzde 80’i işgücü piyasasında yer buluyor. Her 30 akademisyenin 20’sini erkek 10’unu kadın oluşturuyor.Ailelerin durumu, kişilerin eğitim ve iş yaşantılarını etkiliyor. Velisi eğitim alamamış çocuklar, akranlarıyla eşit şartlarda eğitime başlayamıyor. Anne ve babası üniversite mezunu olmayan 25-64 yaş arasındaki bireyler genelde mesleki eğitim alanında eğitim görüyor. Üniversite mezunu olmayan ve ekonomik durumu düşük olan bireyler, üniversite mezunu ve ekonomik anlamda kendilerinden daha iyi durumda olan bireylere göre yüzde 65 daha az kazanıyor. http://bit.ly/SG25-138


Kapitalizm ve Çocuk


3.10.2018 - ABD, Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi Uyuşmazlık Çözümü Ek Protokolünden çekildi Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Filistin'in ABD'nin İsrail Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması hakkında dava açmasının ardından ABD'nin Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi Uyuşmazlık Çözümü Ek Protokolünden çekildiğini açıkladı. Beyaz Saray'da yaklaşık bir ay içinde ilk defa düzenlenen basın toplantısına katılan Bolton, ABD Başkanı Donald Trump'ın kararını açıklayarak, "Başkan Trump, Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi Uyuşmazlık Çözümü Ek Protokolünden çekilme kararı aldı. Bu, sözde Filistin devletinin getirdiği davayla ilişkili" dedi. "ABD kendisine karşı yersiz siyasi iddialara karşı sessiz kalmayacaktır" diyen Bolton, Filistin'in ABD'nin elçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıması sonrası açtığı davayı örnek olarak gösterdi. Bolton, "ABD'nin diplomatik ilişkilerde Vienna anlaşmasında bir taraf olmaya devam ettiğinin altını çizmek isterim ve bütün tarafların bu anlaşma altındaki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmesini umuyoruz" ifadesini kullandı. Merkezi Lahey'de bulunan Uluslararası Adalet Divanı (UAD), geçen hafta yazılı bir açıklama yaparak, Filistin'in, ABD'nin uluslararası anlaşmalara uyması gerektiği ve ABD'nin Büyükelçiliğini Kudüs'ten çekmesi için mahkemenin karar alması talebinde bulunduğunu duyurmuştu.

http://bit.ly/SG25-139


4.10.2018 - Vatikan'da çocuk istismarı protestosu: 'Tacizci papazlara dair belgeler halka açılmalı' Hristiyan din adamları tarafından cinsel istismara uğramış kişilerin kurduğu Papaz İstismarını Bitirme (ECA) ve İstismar Ağı dernekleri, Vatikan’ın önündeki Conciliazione Caddesi'nde kiliselerdeki çocuklara yönelik cinsel istismarı protesto etti. Vatikan’daki 'gençlik' konulu kilise meclisi toplantısının başladığı gün düzenlenen gösteriye, belli dönemlerde papazların istismarına uğramış farklı yaş gruplarından kişiler katıldı. Katılımcılar ellerinde, 'Af ve özürlere artık yeter. Antonio Provolo Enstitüsü’ndeki kurbanlar için tazminat', 'papalık gizliliğini sonlandırın', 'uluslararası bir soruşturma ve adalet komisyonu kurun', 'daha fazla örtbas edilmesin', 'sıfır toleransı gerçekten uygulayın', 'İtalyan devletinden konuya müdahale etmesini istiyoruz', 'onların 'koruması' altında olduklarını bile bile hangi cesaretle çocuklarınızı kiliseye göndereceksiniz?' ve 'papaz istismarını hemen bitirin' yazılı pankartlar taşıdı.

http://bit.ly/SG25-140


11.10.2018 - Bir hastanede 1260 kız çocuğu hamile Sağlık Bakanlığı'nın soruşturma raporu, İstanbul'daki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 115 hamile çocuk olmasına ilişkin gerçeği ortaya koydu. Sağlık ve Sosyal Emekçiler Sendikası'nın kamuoyuyla paylaştığı rapora göre hastaneye bir yılda 1260 hamile çocuk başvurdu. Bu çocukların yüzde 64’ü 15 yaşın altında. Bu çocukların yüzde 64’ü 15 yaş altında. http://bit.ly/SG25-141


15.10.2018 - Instagram'da bin dolara bebek satarken yakalandılar! Cava polis söcüsü Frans Barung Mangera, gözaltına alınan şebeke üyelerinin Instagram hesabının sahibi 29 yaşındaki bir adamla, siteye fotoğrafları koyan 22 yaşındaki bir kadın ve bir ebe olduğunu söyledi. Bu kişilerin, Endonezya'daki çocuk koruma yasaları uyarınca 15 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.https://www.abcgazetesi.com/dunya/instagramda-bin-dolara-bebek-satarken-yakalandilar/haber-108721


16.10.2018 - 'Yemen'de 2.2 milyon çocuk akut yetersiz beslenme sorunu yaşıyor' UNICEF tarafından hazırlanan raporda, Yemen'deki çatışmaların dördüncü yılına yaklaştığı hatırlatılarak, ülkede insani durumun her geçen gün kötüleştiği belirtildi. Raporda, ülkedeki sağlık denetleme sisteminin çöktüğü, sağlık merkezlerinin yarısından fazlasının çalışmalarını durdurduğu, çalışanlarının da birkaç yıldır ücretlerini alamadığı aktarıldı. Ülkede, birkaç haftadır kolera salgını vakalarında artış yaşandığına dikkat çekilen raporda ayrıca, bu durumun ülkedeki gıda güvensizliğinin yaygınlaşmasının yanı sıra üçüncü bir salgın dalgası ihtimalini de beraberinde getirdiği kaydedildi. 27 milyondan fazla nüfusa sahip Yemen'de 16.37 milyon kişinin temel sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyduğu aktarılan raporda şu ifadelere yer verildi: "Yemen'de yaklaşık 2.2 milyon çocuk akut yetersiz beslenme sorunu yaşıyor. Bu çocukların acil bakıma ihtiyacı var. Bu çocuklardan şiddetli akut yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya olan 400 bini ise acilen yardım edilmezse ölüm riski taşıyor". Sağlık başta olmak üzere pek çok alanda insani kriz yaşanan ülkede, temiz suya ulaşımın olmaması, yetersiz beslenme, ilaç ve tıbbi malzemelerdeki eksiklikler gibi nedenlerle kolera başta olmak üzere salgın hastalıklar her geçen gün daha da artıyor. http://bit.ly/SG25-142


18.10.2018 - 'Güney Sudan'da 20 bin çocuk açlıktan ölebilir' Uluslararası sivil toplum örgütü Save the Children'dan yapılan açıklamada, iç savaşın yol açtığı koşullar nedeniyle ülkede 1 milyonu çocuk 6 milyondan fazla kişinin acil gıdaya ihtiyaç duyduğu aktarıldı. Açıklamada, "270 bin çocuk açlık riskiyle karşı karşıya. Yaklaşık 20 bin çocuğun 2018 yılı sonundan önce aşırı açlık nedeniyle hayatını kaybetmesi beklenebilir" denildi. Örgütün Güney Sudan Direktörü Deidre Keogh ise "İnsani yardım hizmetlerinin sürdürülmesi ve artırılması için acil maddi destek sağlanmazsa çok sayıda çocuk ölüm tehlikesi altında" ifadesini kullandı.

http://bit.ly/SG25-143


28.10.2018 - Akademik araştırma: Türkiye’de çocuk istismarı yedi kat arttı Bir doktora öğrencisinin yaptığı araştırma, son on yılda Türkiye’de çocuklara cinsel istismar vakasının yaklaşık yedi kat arttığını ortaya koydu. Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü doktora öğrencisi Sait Yıldırım, son on yılda medyaya yansıyan 500 cinsel istismar vakasını inceledi. Araştırmaya göre Türkiye’de cinsel istismar ile ilgili dava sayısı 2 bin 337’den 14 bin 394’e yükselirken, mahkum sayısı da bin 607’den 13 bin 396’ya yükseldi. Bu da suçun yaklaşık yedi kat artığını gösteriyor. İstismarcıların yaş ortalaması 40 ila 70. İstismara uğrayan çocuklar ise 10 yaşından küçük. Dört aylık bir çalışma sonucunda elde edilen veriler, eylemin gerçekleştiği süreç ve ortam, istismar suçlularının niteliği ve çocukla olan ilişkisi ile ele alındı. Veriler Adalet Bakanlığı verilerinden derlenerek değerlendirildi. http://bit.ly/SG25-144


Kapitalizm ve Doğa


12.10.2018 - Ciner Holding, Cudi'de doğa katliamı yapıyor Şırnak'ın Silopi ilçesinde termik santrali işleten Ciner Grubu, 'madencilik faaliyetleri' adı altında çalışma yürüttüğü Cudi Dağı bölgesinde büyük bir doğa tahribatına neden oldu. Kente bağlı Çalışkan ve Görümlü beldeleri arasında bulunan termik santraline ait maden sahası için, her yıl askeri operasyonlar sonucu büyük yangınların çıktığı Cudi'nin en yüksek tepelerinden ikisi yok olma aşamasında. https://www.artigercek.com/haberler/ciner-holding-cudi-de-doga-katliami?t=1539332138


15.10.2018 - Trump: İklim değişikliğiyle mücadele edeceğim diye trilyonlar kaybedemem CBS'in 60 Dakika programına röportaj veren Trump, seçim kampanyası döneminde küresel ısınmanın bir sahtekarlık olduğunu iddia ederken artık buna inanmadığını ifade etti. Ancak dünyada ısının yükselmesinin sorumlusunun insan olduğu konusunda şüpheleri bulunduğunu dile getiren Trump, küresel ısınmanın geri döndürülebileceğini dile getirdi. 'Küresel ısınma üzerinde çalışan bilim insanlarının kocaman siyasi bir gündemi olduğu' suçlamasında bulunan ABD Başkanı, şöyle konuştu: "Bence bir şeyler oluyor. Bir şey değişiyor ve tekrar değişip geriye dönecek. Düzmece olduğunu sanmıyorum, bir fark olduğunu düşünüyorum. Ama insan faaliyetlerinin sonucu olup olmadığını bilmiyorum. Bunu söyleyeceğim. Trilyonlarca ve trilyonlarca dolar vermek istemiyorum. Milyonlarca ve milyonlarca istihdam kaybetmek istemiyorum. Dezavantajlı konuma düşmak istemiyorum."  http://bit.ly/SG25-145


15.10.2018 - Dilovası Kaymakamlığı temiz hava isteyen gençleri 'marjinal' ilan etti! http://haber.sol.org.tr/toplum/dilovasi-kaymakamligi-temiz-hava-isteyen-gencleri-marjinaKocaeli’nin Dilovası ilçesinde Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesi’nden yayılan kömür tozları insanların sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Sanayi bölgesinin yaşam alanına yakınlığı nedeniyle ilçede yaşayan çocukların birçoğu astım hastası. Geçen hafta Dilovası’nda yaşayan bir grup yurttaş bu duruma tepki göstererek, Osmangazi Köprüsü üzerinde bir eylem yaptı. Eylemde iki genç gözaltına alındı ve para cezasına çarptırıldı. İki gün önce de Dilovası Kaymakamlığı, “Ülkemizde yapılacak yerel seçimler öncesinde terör örgütleri ve marjinal gruplar, ülkemizin birlik ve beraberliğine kast ederek eylemlerini çok farklı yol ve yöntemlere başvurarak sürdürmektedir” açıklamasıyla eylem ve protesto gösterisi yapmayı yasakladı. Dilovası'nda yaşayan insanların tepkisi ise devam ediyor. http://haber.sol.org.tr/toplum/dilovasi-kaymakamligi-temiz-hava-isteyen-gencleri-marjinal-ilan-etti-249149


18.10.2018 - İklim değişikliği kültürel mirasa da tehdit: Akdeniz’deki antik kentlerde afet riski İklim değişikliği yalnızca canlıların hayatlarını değil, kültüren mirasları da olumsuz yönde etkiliyor. Deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle Akdeniz’deki antik kentlerin bir kısmı tehlike altında. Deutsche Welle’de yer alan habere göre bu veriyi Nature Communications adlı dergi ortaya koydu. Yapılan araştırma kapsamında Akdeniz bölgesinde kıyılara yakın 49 antik kent incelendi. Araştırma sonuçları, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle gelecek yüzyılda bu kentlerin 37’sinin sular altında kalma, 42’sinin de kıyılarda meydana gelebilecek erozyon tehdidiyle karşı karşıya olduğunu gösterdi. http://bit.ly/SG25-146


28.10.2018 - Sinop’ta kesilen ağaç sayısı 650 bini aştı Sinop’un doğa harikası İnceburun’da, Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesinin yapılması planlanıyor. Bölgede aylardır süren ağaç katliamı yüz binleri geçti. Bölge halkı santrala karşı açtıkları davanın sonucunu bekliyor. Sinop Nükleer Karşıtı Platform’dan Zeki Karataş projenin bir an önce iptal edilmesi gerektiğini belirterek kesilen ağaç sayısının 650 bini geçtiğini söylüyor ve uyarıyor: “Yüz binlerce ağaç daha katledilecek.” Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre, santrala karşı mücadele eden bölge sakinleri, Samsun Bölge İdare Mahkemesi’nde nükleer santralın Sinop üst ölçekli planlarında olmaması nedeniyle dava açtı. Davanın duruşması geçen ay görüldü. Duruşmada Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) adına Mehmet Özdağ, “Enerji Raporu”nu sundu. Raporda nükleer santralın Türkiye için gerekli olmadığı belirtilerek “Çernobil ve Fukuşima nükleer santrallarında meydana gelen can kayıpları ve çevre felaketlerinin çok büyük ve telafisi olanaksız hasarlara neden olduğu görüldü ve tüm dünyada nükleer santrallerin risk faktörü çok yüksek olarak kabul edilmeye başlandı” denildi. http://bit.ly/SG25-147


29.10.2018 - Avrupa’da hava kirliliği erken ölüm nedeni Avrupa’daki 2 bin 500’ü aşkın gözetim istasyonu verilerine dayanılarak hazırlanan raporda, Avrupa Birliği’ndeki kent nüfusunun yüzde 6’sının, belirlenen Avrupa sınırlarının üstünde partikül (parçacık) düzeylerine maruz kaldığı yer aldı. Rapora göre AB’deki kent nüfusunun yüzde 74’ü yüksek partikül yoğunlaşmasına maruz kalıyor. “Partikül yoğunlaşması, 2015 yılında 41 Avrupa ülkesinde yaklaşık 422 bin kişinin erken ölümüne yol açtı” denilen raporda AB üyesi 28 ülke baz alındığında ise aynı yıl erken ölümlerin 391 bin olduğu belirtildi.

http://bit.ly/SG25-151


30.10.2018 - “1970’lerden beri doğal yaşam yüzde 60 azaldı” Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın (WWF) araştırmasına göre 1970’lerden bu yana doğal yaşam nüfusu kirlilik, küresel ısınma ve plansız avlanma gibi nedenlerle yüzde 60 azaldı. WWF'nin 'Yaşayan Gezegen 2018' raporunda, insanlığın 20. yüzyıla dek doğal kaynakları tüketme hızının, bu kaynakların yenilenme hızından düşük olduğu belirtilerek, 1970’lerden itibarense bu hızın arttığı ifade edildi. Canlı türlerinin günümüzdeki yok olma hızının, doğada insan etkisi olmadığı dönemlere göre 1.000 kat fazla olduğuna dikkat çekilerek “İnsanlar artık doğanın sunduğu imkânların çok daha ötesinde yaşıyor” denildi. Doğadaki canlılarda en hızlı yok olmanın tatlı su canlıları arasında yaşandığı belirtilerek, 1970’lerden bu yana tatlı su canlılarının yüzde 80 oranında azaldığı kaydedildi. Raporda, okyanuslarda plastiğe bağlı kirlenmeye ilişkinse şu veriler sunuldu: “Dünya genelindeki deniz kuşlarının yüzde 90'ının midesinde plastik var. Bu oran 1960'larda sadece yüzde 5'ti. Plastik kirliliği artık sadece okyanusların yüzeyi için bir tehdit değil. Derin okyanus canlıları da plastik kirliliğinden etkilenmeye başladılar.” Gezegenimizin yalnızca dörtte birinin insan etkisinden korunduğu ifade edilen raporda, önlem alınmazsa 2050 yılında dünyanın yalnızca onda birinin korunabileceği ifade edildi.

http://bit.ly/SG25-150


Kapitalizm ve Eğitim


8.10.2018 - Eğitim artık daha da paralı: 4 yılda özel okul sayısı ikiye katlandı Eğitimi piyasaya daha fazla açarak ticarethane mantığıyla işleten sermaye devleti, özel okulların sayısını son 4 yılda ikiye katladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın başına getirilen, özel Maya Okulları’nın sahibi bakan Ziya Selçuk, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı itibarıyla özel okulların sayısının 11 bin 694’e çıktığını açıkladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in özel okullarla ilgili soru önergesine Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk yanıt verdi. Buna göre, 4 yıl önce 6 bin 710 olan özel okul sayısı, geçtiğimiz eğitim yılı itibarıyla 11 bin 694’e çıktı. Özel okullardaki öğrenci sayısı da 1 milyon 350 bini aştı. Soru önergesinde özel okulların eğitimdeki ağırlığının arttığının altını çizen CHP’li vekil Gürer şu ifadeleri kullandı: “Devlet okullarında yaklaşık 15 milyon öğrenci eğitim-öğretim görürken, özel okullardaki eğitim öğretim gören öğrenci sayısı 1 milyon 400 bine yaklaşmıştır. Bu rakam, yaklaşık her 10 öğrenciden birinin özel okulda eğitim aldığını göstermektedir. Özel okulların resmi okullara oranı da 10’da 1 olarak ortaya çıkmaktadır. Son 4 yılda gerçekleşen bu artış dikkate değer ve üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir durumdur.”  http://bit.ly/SG25-148


8.10.2018 - 3 yılda eğitime 3 milyar, cezaevlerine 21 milyar harcandı Sayıştay Başkanlığı 2017 Yılı Mali İstatistik Değerlendirme Raporu, kamunun bir yıllık harcamalarının toplamının bir trilyonu geçtiğini, geçen yıl kamu gelirlerinde bir önceki yıla oranla yaşanan artışın ise sosyal hizmet yardımların azaltılması ve vergilerin artırılması ile sağlandığını ortaya koydu. Birgün’den Hüseyin Şimşek'in haberine göre Kamu kurumlarının ekonomiye etkisini değerlendirmek ve kamu harcamalarını denetlemek için hazırlanan Sayıştay raporuna göre, kamunun 2017 yılındaki toplam zararı 40 milyar 552 milyon TL oldu. 2015 yılında 733 milyar 847 milyon 222 bin TL, 2016 yılında ise 873 milyar 28 milyon 919 bin TL harcayan hükümet, bu harcamaları 2017 yılında yüzde 16 oranında artırdı. Her fırsatta yurttaşlara, 'tasarruf' çağrısı yapan hükümetin geçen yılki kamu harcamalarının toplamı, 1 trilyon 6 milyar 160 milyon 138 bin TL oldu. https://www.artigercek.com/haberler/3-yilda-egitime-3-milyar-cezaevlerine-21-milyar-harcandi?t=1538990193


10.10.2018 - 'Öğrenciye burs yetmiyor, kredi alanlar daha şimdiden borcu nasıl ödeyeceğini düşünüyor' Büyükşehirlerdeki öğrenciler, yurt, yemek, ulaşım gibi zorunlu harcamalarını dahi karşılayamadıkları için burs miktarını yeterli bulmuyor. Kredi alan öğrenciler ise daha şimdiden borçlarını nasıl ödeyeceklerini düşünüyorlar. Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) lisanstan doktoraya kadar öğrencilere burs ve kredi imkanı sağlıyor. Geçen yıl burs ve kredi ücretleri lisansta 470 TL, yüksek lisansta 940 TL, doktorada ise 1410 TL'ydi. Önceki gün ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu miktarın lisansta 500 TL, yüksek lisansta 1000 TL, doktorada ise 1500 TL'ye yükseltme kararı aldıklarını açıkladı. Erdoğan, konuşmasında isteyen herkese kredi ve burs verdiklerini belirterek, "Fakat bir sıkıntımız var. Nedense öğrencilerimiz hep burs istiyor. Krediye pek yaklaşmıyorlar, neden yaklaşmıyorsun krediye? Kredinin de sana sağladığı ayrı avantajlar var. İş bulduktan sonra bunlar faizsiz bir şekilde geri ödenecek olan adeta bir burstur" dedi. Milliyet'ten Ozan Ömer Kadüker'in haberine göre, öğrenciler için burs ve krediler can suyu olsa da büyük kısmı Erdoğan'ın dikkat çektiği gibi kredi alma taraftarı değil. Çünkü öğrencilerin, kredi borcunu, öğrenim süresinin bitiminden iki yıl sonra aylık taksitler şeklinde ödemesi gerekiyor. Öğrenci henüz işe başlamadıysa bu süre, birer yıl olmak üzere uzatılıyor. Ancak kaygılarının nedeni mezun olur olmaz iş bulamamanın yanında düşük ücretlerle işe başlayacak olma ihtimali. Öte yandan burs alan öğrenciler ise burs miktarını az buluyor ama harcamalarının bir kısmını karşıladıkları için de mutlu olduklarını söylüyor. Aldıkları bursla sadece eğitim masraflarını karşılayabilen öğrenciler, sosyal ve kültürel etkinliklere yeterince kaynak ayıramıyor. KYK'nın yurtlarında kalan veya ailesiyle birlikte yaşayan öğrencilerin özel yurtlarda kalan ya da arkadaşlarıyla eve çıkanlara göre durumu biraz daha iyi olsa da büyük bir çoğunluğu geçinmekte zorlanıyor. Bu durumda olanlar, ya ailesinden destek alıyor ya da kısmi zamanlı çalışıyor. Üstelik çoğu, temel ihtiyaçları dışında sinema, konser, kurs gibi aktivitelere para ayıramıyor.https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201810051035529805-ogrenci-burs-yetmiyor-kredi-borc/


13.10.2018 - Eğitimciler kaygılı; derste konsantrasyonu sağlayan ilaçları kullanan öğrencilerin sayısı artıyor Sınavlara hazırlanan lise öğrencileri ve özellikle tıp fakültesi, diş hekimliği gibi ders yükü fazla olan öğrencilerin ‘sakinleştirici’ ve ‘konsantrasyon sağlayıcı’ ilaçlara olan ilgisi eğitimcileri kaygılandırıyor. Sınavda başarılı olmak, stresle baş etmek, derse konsantre olabilmek gibi nedenlerle doktora başvuran öğrencilere kolaylıkla reçete yazılıyor. Hürriyet gazetesinden Nuran Çakmakçı’nın yazısına göre “Sınava hazırlanıyorum”, “Tez yazıyorum”, “Notumu yükseltmek istiyorum, dersi dinleyemiyorum” şikâyetleriyle hekimlere koşan 14-21 yaş arası gençler kendileri ilaç almakla kalmıyor, başarılarının formülünü bunlara bağlayıp arkadaşlarına da hararetle öneriyorlar. Kulaktan kulağa yayılan bu “doping” ilaçları yüzünden eğitimciler oldukça kaygılı. İlaçlar, rekabetçi anneler ve başarı odaklı öğrenciler nedeniyle hızla yaygınlaşıyor. Konuya ilişkin olarak Çakmakçı’ya açıklamalarda bulunan Psikiyatrist Prof. Dr. Yankı Yazgan, Stimülan grubu ilaçların odaklanma ve konsantrasyondan sorumlu beyin sistemlerinin işleyişini düzenleyerek dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuklara ve gençlere, sorunlarının kontrolü için katkısı olmakta. Bu grup ilaçları sınav performansını arttırmak amaçlı kullanımın bir yararı olması için çocukta teşhis edilmemiş bir DEHB olması dışında pek açıklaması olmaz. Ancak insanlar kendilerine yararı olacağına inandıkları şeylerden yarar görmeye yatkınlar, oysa doktorlar ilaçları verirken hem dikkat ve odaklanma ile ilişkili davranış sorunları yaşayan, hem de bundan hayatı ciddi şekilde etkilenen kişilere reçete ediyorlar. Başarı düşüklüğü dikkat ve odaklanma dışında birçok etkene bağlı olabildiği için bunlar araştırılmaksızın faydalı sonuç verecek bir tedavi planlanamaz. Bu araştırmayı bir hekim yaptıysa ve tedavi önerdiyse bunun yararını izlemek aile ve okulun rolü. Ancak ailenin not yükseltici amaçla ve durumun ne olduğuna bakmaksızın hekim denetiminde olmadan ilaç kullandığı durumlar uygun değil” diyerek konunun önemine dikkat çekti. http://m.t24.com.tr/haber/egitimciler-kaygili-derste-konsantrasyonu-saglayan-ilaclari-kullanan-ogrencilerin-sayisi-artiyor,722369


27.10.2018 - Doçent dedi ki, ‘Hitler sosyalizmi kurdu’: Beş akademisyen o tezi onayladı Erciyes Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şahika Karaca’nın doktora tezinde faşist diktatör Adolf Hitler’den yanlışlıkla ‘sosyalizmin kurucusu’ olarak bahsettiği ve tezini akademisyenler heyetine onaylattığı ortaya çıktı. Tezde İspanyol düşünür Francisco Ferrer’in ölümü üzerine Yeni Gazete’de yayımlanan yazıdan bahsediyor. Fakat tezde isimleri karıştırıp Ferrer yerine ‘Führer’ adını kullanıp Hitler’i sosyalizmin kurucularından biri ilan etti.  http://bit.ly/SG25-149