Sınıf Gündemi (Sayı 22) - Temmuz- 2018

Admin2
Yayınlanma: 01.07.2018 / 00:00 / Admin2

Admin2
Yayınlanma: 01.08.2018 / 00:00 / Admin2

Sınıf Gündemi Sayı 22

Sermaye Devleti


1.7.2018 - Alaattin Çakıcı’ya süresiz rapor ile her gün görüş hakkı Siyesi tutsakalara her türlü işkence ve tecriti uygulanırken sermaye devletinin tetikçilerine ise süresiz rapor ile sınırsız görüş hakkı tanınıyor.Devlet Bahçeli’nin özel af ile bırakılmasını istediği tetikçi Alaatin Çakıcı için özel rapor hazırlandığı ortaya çıktı. Çakıcı, kendisine verilen rapor ile haftanın 7 günü arkadaş ve akrabaları ile görüşebişlecek.


1.7.2018 - İstanbul'da Onur Yürüyüşü’ne  saldırı İstanbul Valiliğinin yasakladığı 26. Onur Yürüyüşü’ne polis saldırdı.Yasağa rağmen Mis sokakta toplanan ve “Alışın buradayız” mesajını veren yüzlerce LGBTİ bireyine içinde biber gazı tozu bulunan plastik mermilerle saldıran polisler, kitleyi Tarlabaşı’na kadar ağzı kapalı köpekler eşliğinde kovaladı. Çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı.LGBTİ+ Onur Yürüyüşü öncesinde, İstiklal Caddesi polis tarafından ablukaya alındı. Her sokak başını tutan polis, LGBTİ bireylerinin caddeye girişlere izin vermedi. İstiklal Caddesi girişinde etten duvar ören polislerin, bazı yurttaşların giyimine bakarak caddeye giriş yapıp yapmayacağına karar verdi.http://bit.ly/SG22-1


7.7.2018 - Ankara katliamında yaralanan 16 yaşındaki çocuğun ailesi ‘kusurlu’ bulundu! 10 Ekim Ankara Gar patlamasında yaralanan 16 yaşındaki Z.G.’nin açtığı manevi tazminat kararı kısmen kabul edildi. Karara şerh koyarak itiraz eden heyet üyesi Ö.A , “davalı idarenin değil öncelikle ve evleviyetle davacının anne ve babasının kusurlu olduğu” gerekçesiyle reddedilmesini istedi. Mezopotamya Ajansı’ndan Berivan Altan’ın haberine göre; 10 Ekim Ankara Gar patlamasında yaralanan 16 yaşındaki Z.G.’nin açtığı manevi tazminat kararı kısmen kabul edildi. Karara şerh koyarak itiraz eden heyet üyesi Ö.A , “davalı idarenin değil öncelikle ve evleviyetle davacının anne ve babasının kusurlu olduğu” gerekçesiyle ret edilmesini istedi. Ankara 5’inci İdare Mahkemesi 10 Ekim 2015 Ankara Gar patlamasında yaralanan 16 yaşındaki Z.G.’nin maddi tazminatını ret eden mahkeme heyeti manevi tazminat talebini ise kısmen kabul etti. Avukat Alişan Şahin, müvekkiline verilmek üzere maddi 10 bin TL manevi de 30 bin TL tazminat davası açmıştı. Geçtiğimiz hafta karara çıkan davada mahkeme üyelerinden biri skandal bir gerekçeyle manevi tazminat verilmemesini savundu. http://bit.ly/SG22-2


11.7.2018 - TSK'de tüm yetki artık Erdoğan'da: İstediğini ihraç edecek, istediğini atayacak Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemle birlikte TSK'de de tüm yetkiyi tek elde topladı. Erdoğan, albay rütbesi ve altındaki personel üzerinde kişisel ihraç yetkisine sahip olurken, general-amiralliğe yükselme ve üst rütbeye terfi, görevlere atama konusunda da Yüksek Askeri Şura’nın (YAŞ) tüm yetkilerini tek başına kullanabilecek. Cumhuriyet'in haberine göre, askerlerin yeni rütbelerinin başlangıç tarihi 30 Ağustos olarak korundu. Ancak Cumhurbaşkanı’na bu tarihi değiştirebilme yetkisi de tanındı. İçişleri Bakanlığı’na bağlanan Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı’na ilişkin atamalar da Cumhurbaşkanı tarafından yapılacak.http://bit.ly/SG22-3


11.7.2018 - Soma’da  ‘Asıl patron’ Alp Gürkan’a beraat, sanıklara ödül gibi cezalar Soma Katliamı Davası bugün (11 Temmuz) görüldü. İşletme Müdürü Akın Çelik’e arttırımla 22 yıl iyi hal indirimiyle 18 yıl 9 ay, İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay, Şirket teknik nezaretçisi Ertan Ersoy’a 22 yıl, indirimle 18 yıl hapis cezası verildi. “Asıl patron benim” diyen Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 37 kişi ise beraat etti.http://bit.ly/SG22-4


12.7.2018 - Kamu kurumları CEO'lara teslim edilecek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte yayımlanan 3 no’lu kararnameye göre, bakan yardımcıları, kurum başkan ve genel müdürler ile valilerin atanmasında memur olmak şartı kaldırıldı. Atama yetkisinin cumhurbaşkanı ya da cumhurbaşkanının devretmesiyle bakan ve bakan yardımcılarında olduğu bu görevler için 4 yıllık üniversite mezunu olmak, alanında en az 5 yıl sigortalı çalışmış olmak yeterli olacakÖzel sektörden atama yapılabilecek görevlerden bazıları şöyle: Diyanet İşleri Başkanı, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri, Savunma Sanayi Başkanı, Bakan Yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Ofis Başkanları, Cumhurbaşkanlığı Kurul Başkanları, TRT Genel Müdürü, Merkez Bankası Başkanı, Özelleştirme İdaresi Başkanı, Sayıştay Başsavcısı, Valiler, Büyükelçiler, TMSF Başkanı, YÖK üyeleri, GİB Başkanı, SGK Başkanı, KOSGEB Başkanı, genel müdürler, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü, TOKİ Başkanı.http://bit.ly/SG22-5


13.7.2018 - 'Oluk oluk kan akıtacağız' diyen Sedat Peker hakkında şaşırtmayan karar "Bu suça ortak olmayacağız" adlı "Barış İçin Akademisyenler Bildirisi"ni yayınlayan 1128 akademisyeni, kendisine ait internet sitesinde yazdığı, "Sözde aydınlar çanlar ilk önce sizin için çalacak" başlıklı yazıda, “oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız!!!” diyerek tehdit eden Sedat Peker, 11 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada, her iki suçun yasal unsurları oluşmadığı iddiasıyla her iki suçtan beraat etti. http://bit.ly/SG22-6


14.7.2018 - KHK zulmü akrabaya sıçradı MEB’in sözleşmeli öğretmen atamaları için sözlü sınav sonuçları aylar sonra açıklandı. Sınava giren 60 bin öğretmen adayından yüzlercesinin ihraç edilen yakınları nedeniyle atama baraj puanının altında puan verilerek mülakatla elendikleri ortaya çıktı .Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, OHAL KHK’si ile bir yakını ihraç edilmiş adaylar, akrabaları suçlamalardan beraat etmiş olsa bile MEB’in mülakatında baraj altında bırakılarak öğretmen olma şansını kaybetti. Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, “KPSS’den 90’ın üzerinde puan alan meslektaşlarımıza mülakatta 50 verildiğine tanıklık ettik. İşte MEB’in adaleti” dedi.http://bit.ly/SG22-7


16.7.2018 - Soma’dan Ankara’ya giden madenci ailelerine bir günde iki müdahale Soma’daki maden faciasına ilişkin davada geçen günlerde karar çıkmış, maden şirketinin bağlı olduğu holdingin sahibi beraat etmiş, 15 kişiye çeşitli oranlarda hapis cezası verilmişti.Karara tepki gösteren Somalı aileler, bugün Ankara’daki Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) önünde toplanmak istedi. Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre aileler ellerinde yakınlarının fotoğrafları ve isimlerinin olduğu bir pankart açtı.Otobüsle alana giden aileler, ellerinde bir kavanoza koydukları mezarlardan getirdikleri toprak ve kömür taşıyarak yürüyüşe geçmek istedi. Polis, ailelerin otobüslerine binmelerini istedi. Yaşanan arbedede polis biber gazı kullandı. Grubun uzaklaştırılmasının ardından aileler adına temsili bir grubun basın açıklamasına izin verildi. Ailelere akşam saatlerinde Madenci Anıtı önünde açıklama yapmak istedi. Buradaki polis müdahalesinde de bir kişi gözaltın alındı. http://bit.ly/SG22-8


16.7.2018 - Hapishanelerde ifade özgürlüğü ihlalleri Cumhuriyet’ten Hilal Köse’nin haberine göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bu konuda yapılan başvurular, 2013 yılında yürürlüğe giren yasa gereği, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu’na yönlendiriliyor. Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan bireysel başvurular da ihlal kararı tespit edilince komisyona gidiyor. Başvuru, uzun yıllar sonunda, genellikle 200 ya da 300 TL’lik bir tazminat kararıyla bitiyor.Edirne F Tipi Cezaevi’nde hükümlü Hasan Ozan’ın, eşi Münevver İltimur’a yazdığı mektubun bazı bölümleri, Mektup Okuma Komisyonu tarafından 6 Aralık 2007’de sakıncalı bulunarak karalandı. Bu bölümde devlet kurum ve çalışanlarını töhmet altında bırakan asılsız ithamlara yer verildiği savunuldu. İnfaz Hakimliği kararı onayınca ve itirazlar reddedilince dosya 2008 yılında AİHM’e gitti. AİHM, 2016 yılında Ozan ve aynı konuda başvuru yapan mahpusların dosyalarını birleştirerek, iç hukuk yolları tüketilmediğine karar verdi. Komisyona gönderilen başvuruya dair, 25 Haziran 2018’de karar verildi. Ozan’a haberleşme özgürlüğünü ihlalden, 300 TL tazminat ödenmesine karar verildi.Ozan’ın eşine göndermek istediği bir başka mektup da örgüt propagandası yapıldığı ve güvenlik güçlerini aşağılayıcı ifadeler içerdiği iddiasıyla 1 Ağustos 2007’de alıkonuldu. Ozan’ın hukuk mücadelesi neredeyse 11 yıl sonra sonuçlandı. Ozan’a 25 Haziran 20018’de, haberleşme özgürlüğünü ihlalden, 300 TL tazminat ödenmesine karar verildi. Kararda, “Mektupta hangi sözlerle örgüt propagandası yapıldığı, güvenlik güçlerini aşağılayıcı ifadeler kullanıldığı belirtilmeden, soyut gerekçelerle karar verildiği’ belirtildi. Turan Günana, Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ndeyken, bir arkadaşına mektup gönderecekti. Mektubunun bir bölümü, 13 Şubat 2012’de, Disiplin Kurulu’nca karalandı. Karalanan bölüme ilişkin, “Türkçe dışında bir dil veya lehçeyle yazılmış olan” birinci sayfasının üçüncü paragrafının tamamında, “örgütsel haberleşmelere neden olan yazı ve ibarelerin” olduğu savunuldu. Tekirdağ İnfaz Hakimliği de kararı usule uygun buldu. İtirazları da reddedilince, Kasım 2012’de AİHM’e başvurdular. AİHM başvuruyu özel ve aile hayatının ihlali nedeniyle komisyonu yönlendirdi. Komisyon, mektuptaki hangi sözlerin, örgütsel haberleşme amacıyla yazıldığının belirtilmediğini, soyut gerekçeye dayanılarak mektubun gönderilmediğini belirtti.Günana’ya 300 TL tazminat ödenmesine karar verildi. Günana’ya, tutuklu olarak kurumda bulunduğu dönemde telefon konuşmalarını Kürtçe yapma istediğinin engellenmesi sonucu 250 TL, Kürtçe kitabın kendisine verilmemesi nedeniyle 250 TL, gazete verilmemesi üzerine 250 TL, gazete içeriğinin Kürtçe olması nedeniyle kendisine verilmediği için 250 TL tazminat ödendi. Cesim Yıldırım, 12 Şubat 2009’da gözaltına alındı. Dört gün sonra tutuklandı. Tekirdağ 1 Nolu F Tipi’nde tutulduğu dönemde, 2009 ve 2010 yıllarında, üç günlük açlık grevi yaptığı için, 3 ay etkinlik yasağı, slogan attığı için 3 ay iletişim yasağı, 5 gün açlık grevi yaptığı için 2 ay etkinlik yasağı, 2 gün açlık grevi nedeniyle, 2 ay etkinlik yasağı, 2 gün açlık grevi nedeniyle 3 ay etkinlik yasağına maruz kaldı. Hasan Tahsin Gökcan, posta yoluyla kendisine gelen gazete hakkında “İçeriğinin Kürtçe olması, eğitim kurulunda Kürtçe çeviri yapabilen personel bulunmaması nedeniyle yayının içeriğinden haberdar olunmadığı” gerekçesiyle, şahsına verilmemesi kararına karşı yaptığı itiraz reddedilince AİHM’e başvurdu. Dosyayı inceleyen komisyon, Gökcan’a, ifade özgürlüğü ihlalinden 250 TL tazminat ödenmesine karar verdi. AYM, komisyon kararına itiraz eden Gökcan’ın başvurusunu Aralık 2017’de reddetti. Gökcan, yalnızca yargılama giderlerinden muaf tutuldu. http://bit.ly/SG22-9


16.7.2018 -  Fransa ayarlı terör yasası ile OHAL aldatmacası Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, 30 maddelik Terörle Mücadele Yasası'nın gelecek hafta Meclis'te görüşüleceğini yazdı. Söz konusu düzenleme hakkında ''OHAL kalıcı hale getiriliyor şeklinde tartışmalar yaşayabiliriz'' diyen Selvi, tasarının ''Geçici olarak sokağa çıkma yasağı ilan etme, şehirlerdeki gösteri ve yürüyüşleri güvenlik gerekçesiyle iptal etme, gözaltı ve tutukluluk sürelerini uzatma'' gibi hükümleri içereceğini belirtip tepkilerin önünü almak için de Fransa’nın da OHAL’i kaldırırken benzer düzenlemelerin yaptığına değindi.http://bit.ly/SG22-10


17.7.2018 - OHAL tam bir yıkım oldu 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL’in Türkiye’ye faturası oldukça ağır oldu. Binlerce kamu görevlisi ihraç edildi, milletvekilinden gazeteciye, belediye başkanından parti yöneticilerine kadar birçok kişi tutuklandı. Onlarca televizyon, gazete, dergi, dernek kapatıldı.OHAL döneminde 4’ü yetki kararnamesi olmak üzere toplam 36 Kanun Hükmünde Kararname çıkarıldı. 71 bin 274 kişi çeşitli gerekçelerle gözaltına alındı, bunun 50 bin 510’u tutuklandı. Çeşitli gerekçelerle 169 bin 13 kişi hakkında işlem yapıldı, 8 bin 87 kişi hakkında ise çeşitli gerekçelerle alınmış yakalama kararı bulunuyor. KHK’ler döneminde gözaltı süresi önce 30 güne sonra tekrar uzatılmak üzere 14 güne indirildi. Duruşmaların avukatsız yapılmasının önü açılırken, avukatların mahkeme dosyalarına erişimleri engellendi. Gözaltında tutulanların 5 gün avukatları ile görüşmeleri engellenirken bu süre daha sonra 24 saate indirildi.OHAL döneminde en uzun tutukluluk süresi 5 yıldan 7 yıla çıkarılırken, tutukluluk durumuna itirazların incelenmesi için geçerli olan 3 günlük süre 19 güne çıkarıldı. KHK’lerle 118 bin 813 kişi açığa alınırken, 129 bin 410 kamu görevlisi ihraç edildi. Bunların ancak 3 bin 752 kişisi göreve geri dönebildi. Bu kamu görevlileri arasında akademisyenler, polis memurları, savcılar, hakimler, doktorlar ve öğretmenler bulunuyor. 7 bin 267 subay ve astsubay, 24 bin 544 emniyet personeli, 60 bin 532 öğretmen, 4 bin 560 hakim ve savcı görevinden alınırken, 2 bin 431 hakim ve savcı ‘FETÖ/PDY’ suçlamalarıyla tutuklandı. 2 Anayasa Mahkemesi üyesi, bir AYM raportörü, 36 idari personeli KHK ile ihraç edilirken, AYM’ye ihraçlarla ilgili yapılan başvurular “iç hukuk yollarının tüketilmediği” gerekçe gösterilerek reddedildi. Aralarında Hayat TV, İMC, Azadiya Welat, Özgür Gündem gibi yayın kuruluşlarının olduğu 6 haber ajansı, 70 gazete, 18 televizyon kanalı, 20 dergi, 30 yayınevi ve 22 radyo kapatıldı. İki yıllık OHAL sürecinde 209 gazeteci tutuklanırken, 2 bin 500’ü aşkın gazeteci de işsiz kaldı.Bu dönemde Gülyen Cemaati ve PKK ile bağlantıları olduğu iddiasıyla Özgür Hukukçular Derneği, Gündem Çocuk gibi sivil toplum örgütlerinin de aralarında olduğu bin 431 dernek kapatıldı. 2 bin 838 eğitim ve sağlık kurumunun da aynı gerekçelerle kapılarına mühür vuruldu.10 milletvekili tutuklandı. Geneli HDP’li olan 28’i il, 89’u ilçe örgütü başkan ve yöneticisi olmak üzere 117 parti yöneticisi tutuklandı, 99 belediyeye kayyım atanırken 83 belediye başkanı ise tutuklandı.http://bit.ly/SG22-11


17.7.2018 - Saray, sendikaları tasfiye yetkisi de aldı 15 Temmuz’da yayımlanan 5 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile doğrudan cumhurbaşkanına bağlı ve onun talimatıyla çalışacak olan DDK, tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara bağlı ve ilgili kuruluşları, meslek örgütlerini ve işçi ve işveren örgütlerini, dernekleri ve vakıfları denetleyebilecek.Böylece Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu (DDK), sendikalar hakkında soruşturma açıp yöneticilerini görevlerinden uzaklaştırabilecek.Kararnameye göre DDK sendika, meslek örgütü, vakıf ve derneklerde her türlü idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapabilecek. Kurul ayrıca cumhurbaşkanı tarafından verilecek “diğer işleri” yapmakla yükümlü olacak. Kurul denetleyeceği kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi (gizli veya açık) hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın isteyebilecek. Denetlenen kuruluş bu bilgi ve belgeleri istenen yere getirmekle yükümlü olacak.http://bit.ly/SG22-12


Türkiye Gündemi


1.7.2018 - Eski Merkez Bankası Başkanı Yılmaz: Türk burjuvazisi hiçbir zaman demokrasiden yana tavır almadı 24 Haziran seçimlerinde İyi Parti’den milletvekili seçilen eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, iktisatçı Mahfi Eğilmez’in NTV’den ayrıldığını duyurmasının ardından, “Sermaye sahibi Türk burjuvazisi hiçbir zaman demokrasiden yana tavır almadı” yorumunda bulundu. Eğilmez’in NTV’den ayrılmasıyla ilgili attığı tweet’i takipçileriyle paylaşan İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, “Sanıyorlar ki otoritenin bir rakibi ortadan kaldırması onların pazarını genişletecek. Küçük fırsatçılıkların bir gün kendilerini de yok edeceğini fark edemiyorlar” diye ekledi.http://bit.ly/SG22-14


2.7.2018 - IPSOS Araştırma seçmen profilini açıkladı

 

 

http://bit.ly/SG22-13


5.7.2018 - İnce'yi liderliğe bu ekip hazırlıyor! Ağar ve Mumcu'yu da… MUHARREM İnce cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetse de CHP'den daha fazla oy alınca "karşısına çıkmam" dediği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na "çekil" çağrısı yaptı ve baskısını her geçen gün artırarak bu çağrısını tekrarlıyor. Hal böyle olunca İnce'nin kimlerle birlikte yürüdüğü de merak konusu oldu. CHP Genel başkanlık koltuğuna oturmak isteyen Muharrem İnce'ye cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde perde arkasında Prof. Dr. Ali Alp ve eski Yalova Valisi Doç. Dr. Yusuf Erbay’ın öncülük ettiği bir grup akademisyen destek sağlamıştı. İnce'nin sosyal medya çalışmalarını ise kendilerine "10 kat" diyen genç bir sosyal medya ekibi yürütmüştü. Muharrem İnce'ye cumhurbaşkanlığı kampanyası boyunca perde arkasından destek sağlayan Prof. Dr. Ali Alp ve Doç. Dr. Yusuf Erbay’ın öncülüğündeki ekip, daha önce de Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu'nun parti liderliği sürecinde iki ismin perde arkasındaki destek ekibiydi. “Lider hazırlama” gibi bir misyonları olduğu konuşulan bu ekibin, CHP’deki mücadelesi sırasında Muharrem İnce’ye danışmanlık hizmeti vermeye devam ettikleri belirtiliyor. Seçim meydanlarında estirdikleri rüzgarı CHP delegeleri üzerinde estirip estiremeyecekleri de merak konusu. http://bit.ly/SG22-15


6.7.2018 - CHP'li Yarkadaş: 50 bin sandıktan veri alamadık CHP Parti Meclisi üyesi ve eski İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, partisinin 24 Haziran seçimlerinde 50 bin sandıktan veri alınmadığını ve 20 bin sandıkta da partinin müşahidinin bulunmadığını söyledi. Halk Tv’de ‘Medya Mahallesi’ yayınına katılan Yarkadaş, sözlerine, geçen yıl yapılan anasa referandumunun ardından partisinin toplantısında sorduğu soruya aldığı yanıtı paylaşarak başladı: “Toplantıda bir soru sordum: Kaç sandıkta görevlimiz yoktu diye. Tatmin edici bir cevap alamayınca kendim açıkladım. 9 bin 700 sandığa görevli koyamadık. Bu da oyların yüzde 6’sını kontrol edememek demektir.” 24 Haziran seçimlerinin ardından toplanan parti meclisinde sözcü Bülent Tezcan’ın “24 Haziran’da 50 bin sandıktan veri alamadık” dediğini aktaran Yarkadaş, “50 bin sandık ne demektir biliyor musunuz? Basitleştirerek anlatayım. 50 bin sandık , biz oyların yüzde 25’ini kontrol edemedik demektir” dedi. Yarkadaş, 20 bin sandıkta ise CHP’den hiç kimsenin olmadığını söyledi. http://bit.ly/SG22-16


6.7.2018 - 'Muharrem İnce ABD'lilerden brifing aldı' dedi, toplantıyı anlattı Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Muharrem İnce'ye Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü tarafından brifing verildiği ileri sürdü. Yeniçağ'dan Ahmet Takan'a konuşan Yalım, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sivil toplum kuruluşları arasında Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (International Republican Institute-IRI)de var. ABD Başkanı Donald Trump'ın partisi Cumhuriyetçi Parti'nin yan kuruluşu olan IRI'nın Ankara ve İstanbul'da büroları var. Merkezi ABD Washington'da olan Enstitü'nün amacının 'dünyada demokrasi ve özgürlükleri ileriye götürmek, ayrıca farklı ülkelerdeki siyasi partilerle işbirliği içerisinde sonuç alıcı önerilerde bulunmak' olduğu ifade ediliyor. http://bit.ly/SG22-17


7.7.2018 - Celalettin Can: İstihbaratçılar baskın seçimi biliyordu; Silivri'deyken 'Burada kal seçim olacak yorulursun' dediler 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, cezaevinde tutulduğu süre içinde yaşadıklarını anlattı. Can 'yukarıdan geldiklerini' söyleyen iki istihbaratçının "İstersen buradan çıkıp gidebilirsin. Hiç istemezdik senin alınmanı. Ama burada kal seçim olacak çok yorulursun” dediklerini aktardı. Can , 5 ay kaldığı Silivri Cezaevi’nde yaşadığı ve tanık olduğu süreci Taksim Hill Otel’de yaptığı basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Can’ın yanı sıra bir grup insan hakları savunucusu da konuya ilişkin görüşlerini dile getirdi. Toplantının yapıldığı salona “Siyasi tutsaklara özgürlük” pankartı açıldı. Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre ilk olarak konuşan Can, cezaevinde tanık olduğu durumları anlattı. Önce gözaltına alındıktan sonra yaşadıklarına değinen Can, “Gözaltına alındığımda evdeki bütün elektronik araçlarımız alındı. Evimi epeyce dağıttılar. Vatan’daki TEM’e götürüldüğümüzde genelde tek tutuldum. Bazen IŞİD’lilerle aynı hücrede tutulduk. Kaba işkence yok ama psikolojik işkence çok yapıldı” dedi. Emniyet sorgusundan önce 2 istihbarat elemanın kendisini sorguya aldığını vurgulayan Can, “Yukarıdan geldiklerini söylediler. 2013 ile 2018 arası çok fazla halk toplantıları aldığımı söylediler. ‘Suç unsuru var mı?’ diye sorduğumda ‘Yok ama beka sorunu var. Bazen söz silahtan daha tehlikeli olur’ dediler. Başka teklifler yapmaya çalıştılar ama cesaret edemediler. ‘İstersen buradan çıkıp gidebilirsin’ dediler” diye belirtti. Baskın seçimlerin olacağını gözaltındayken istihbaratçıların söylemlerinden anladığını da sözlerine ekleyen Can, kendisine “Hiç istemezdik senin alınmanı. Ama burada kal.seçim olacak çok yorulursun” dediklerini kaydetti. http://bit.ly/SG22-18


7.7.2018 - İYİ Parti’li vekiller yemin töreninde Bahçeli’nin elini öptü İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz ve İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı İzmir Milletvekili Müsavat Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin elini öptü. http://bit.ly/SG22-19


7.7.2018 - TBMM açıldı: Yasama yetkisi kısıtlı, gensoru ve güven oylaması hakkı yok TBMM Genel Kurulu'nda 27. Dönem 1. Yasama Yılı başladı. TBMM Genel Kurulu, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın sağlık durumu nedeniyle ikinci en yaşlı üye sıfatıyla İyi Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz başkanlığında toplandı. (…) Haberin içeriği başlıkla ilgisiz… ama koydum…

 

8.7.2018 - “Yol bekçileri olsaydı tren kazası engellenebilirdi” Kapıkule-İstanbul seferini yapan yolcu treninin 6 vagonu, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde raylardan çıkarak devrildi. Sağlık Bakanlığı kaza sonucunda 10 kişinin yaşamını yitirdiğini, 73 kişinin de yaralandığını açıkladı.Öncelikle kazanın yaşandığı hat uzun süren çalışmaların ardından 1 Mayıs’ta törenle yeniden açılmıştı. Buna rağmen ‘kazanın’ yoğun yağış nedeniyle yaşanan toprak kayması ile tren rayının altının boşalması olarak açıklandı ve bu durum fotoğraflara da yansıdı. Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Genel Başkanı Hasan Bektaş’ın açıklamaları “az kişiyle çok iş” anlayışının ölümlere davetiye çıkardığını ortaya koyuyor. Ray hatlarını kontrol eden yol bekçileri kaldırılmasa toprak kaymasının önden tespit edilip kazanın engellenebileceğine dikkat çeken Bektaş, şunları söyledi: “Demiryollarıyla ilgili ‘yol bekçisi’ dediğimiz, günlük rutin yaya olarak yol kontrolünü yapan arkadaşlarımız vardı. Yol bekçileri yaklaşık 5 yıl önce kaldırıldı. Dolayısıyla şu anda yol kontrolü yapılmıyor.” “İş kâra döküldü, emniyet tedbirleri maliyetli olduğu için kaldırıldı. Kısa zaman önce büyük bir bakımdan geçmiş bir bölge orası ama ne yazık ki bu olay yaşandı. Yol bekçileri olsaydı böyle bir kaza olmazdı muhtemelen!” Uzmanların açıklamaları ihmalleri ortaya koyarken tren kazasıyla ilgili Başbakanlık tarafından geçici yayın yasağı getirildi.http://bit.ly/SG22-20


10.7.2018 - Sermaye yeni kabineden hoşnut Geniş sermaye çevreleri, yeni kabinede sermaye sahiplerinin yer almasından duydukları memnuniyeti ortaya koydu.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, kabinenin “yeni döneme uygun şekilde icracı isimlerden oluşmuş olduğunu memnuniyetle karşıladıklarını ve  özellikle iş dünyamızdan kişilerin kabinede yer almasını çok önemli görüyoruz. ''diye belirtti. Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir “Kabinede iş dünyasını yakından tanıyan isimlere yer verilmesini memnuniyetle karşılıyoruz” diyerek “İşler daha hızlı yürüyecek” dedi. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Hadi Karasu, yeni sistemden beklentilerini şöyle ortaya koydu: “Bugün start alacak yeni dönemde çok daha hızlı, özel sektörün dinamizmine uyum sağlayabilecek bir siyasi otorite hedefinin gerçeğe dönüşmesini yürekten arzu ediyor ve diliyorum. Kamu yönetiminde istenen dönüşümün sağlanması TGSD olarak 2023 için ortaya koyduğumuz 25 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmamızı kolaylaştıracak.” Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Timur Bayındır ise şunları söyledi: “Sayın Mehmet Ersoy'un, Kültür ve Turizm Bakanı olmasını turizm sektörü için çok olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Sayın bakan, ülkemizin önde gelen otel, seyahat acentası ve hava yolu kuruluşu sahibi olarak sektörümüzün sorunlarını çok iyi biliyor. Turizmci yeni bakanımız Ersoy ile büyük hedeflere yürüyeceğiz.” http://bit.ly/SG22-21


10.7.2018 - TÜSİAD’dan ilk açıklama: Tedbir programı bir an evvel hayata geçirilmeli Cumhurbaşkanlığı kabinesinin açıklanmasının ardından Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nden (TÜSİAD) ilk açıklama geldi: “Tedbirleri içeren kapsamlı bir programın bir an evvel hayata geçirilmesini temenni ediyoruz.” Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz. Dünyada ve Türkiye’de demokrasi, ekonomi ve teknolojiyle ilgili çok önemli sınavlardan geçilen bir dönem yaşanıyor. Bugün dünyada güçlü bir ülke olmak, güçlü bir ekonomi olmakla mümkündür. Güçlü bir Türkiye ekonomisi için hukuk devleti ilkeleri, başta Merkez Bankası olmak üzere denetleyici kurulların bağımsızlığı, AB’ye uyum sürecinin hızlanması, çağdaş bir eğitim sistemi, teknoloji temelli ve sürdürülebilir kalkınma politikaları son derece önemlidir. Bu konular başta olmak üzere; ülkemizi ileriye taşıyacak tüm alanlarda yeni yönetime başarılar diliyoruz. Ekonomide, özellikle makroekonomik dengelerimizi sağlamlaştıracak yapısal, mali ve finansal tedbirleri içeren kapsamlı bir programın bir an evvel hayata geçirilmesini temenni ediyoruz. İş dünyası olarak her zaman olduğu gibi yeni dönemde de ülkemizin ilerlemesi için azim ve kararlılıkla seferberlik içinde çalışmaya devam edeceğiz.” http://bit.ly/SG22-22


11.7.2018 - CHP’nin Adil Seçim Platformu faturalarındaki gülünçlükler Anadolu Ajansı’nın 24 Haziran seçim sonuçlarına ilişkin manipülasyon yapma ihtimali nedeniyle CHP, AA’ya seçim takibinde alternatif olması için Adil Seçim Platformu’nu (ASP) kurmuştu. Fakat seçim günü ASP’nin sistemine ulaşılamamış ve bundan dolayı AA’ya alternatif bir takip sistemi olmayı başaramamıştı. Bunun üzerine CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin bile seçim sonuçlarını AA’dan takip ettiği bilgisi yayılmıştı. ASP’nin bir diğer başarısızlığıysa 50 bin sandığa yani tüm oyların yüzde 27’sine dair herhangi bir veriye ulaşamamış olmasıydı. Bu başarısızlıkların ardından platformun mobil uygulamasına 7 milyon lira ödendiği iddia edilmişti. İddialar üzerine CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel Twitter üzerinden “CHP’nin sistemi çalışmadı yalanıyla bizleri hedef gösterme gayretleri boşa çıkınca şimdi de Adil Seçim Mobil Uygulaması’na yedi milyon lira ödediler yalanıyla sahneye çıktılar. Sözüm ona bu gazeteciler beni arayıp maliyeti sorsa faturaları gönderebilirim. Faturalar ektedir” açıklamasında bulunarak toplam 80 bin değerinde elle yazılmış iki fatura yayımlamıştı. Faturaların elle hazırlanmış olması bir yandan alay konusu olurken, bir yandan da bir yazılım firmasının bilgisayar yerine elle fatura hazırlaması akıllarda soru işaretleri bırakmıştı. Bir diğer dikkat çeken şeyse, faturaların adreslerinin tabelalı bir firma yerine normal bir apartman dairesine kayıtlı olmasıydı. Yani faturaları ve yazılımı hazırlayan firmanın bir ofisi bulunmamaktaydı. İlgi çeken bir başka detaysa faturaların sıra numaralarının “1” ve “2” olmalarıydı, yani bahsi geçen firmanın kurulduğundan beri yaptığı ilk iş ASP’nin yazılımıydı. Bütün bunlara ek olarak belki de en gülünç detaysa faturalarda KDV kısmında yüzde bölümün boş bırakılmış olması ve oran olarak hesaplanarak yazılmış kısmına da yüzde 18’ini hesaplayıp yazmak yerine doğrudan “%18” yazılmış olmasıydı. http://bit.ly/SG22-23


11.7.2018 - Cumhurbaşkanı adaylarına yapılan bağış miktarları belli oldu Dünya gazetesinin haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dahil edilmediği listede en çok bağışı CHP'nin adayı Muharrem İnce topladı. 143 bin kişinin bağışta bulunduğu İnce, 25 milyon 791 TL topladı. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e ise yaklaşık 17 bin kişi 5.4 milyon liralık bağışta bulundu. Akşener’i, Saadet Partisi’nin adayı Temel Karamollaoğlu izledi. 805 bin lira bağış toplayan Karamollaoğlu’na bağış yapan kişi sayısı 2 bin 543 oldu. HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a 3 bin kişi toplamda 489 bin lira bağış yaptı. Bu durumda kişi başı ortalama bağış miktarı sırasıyla Akşener için 317,6 TL ,Karamollaoğlu için 316,5 TL , İnce için 183 TL ,Demirtaş için 163 TL oldu. Hatırlanacağı üzere ,KONDA tarafından hazırlanan "Gündem ve Seçmen Eğilimleri Araştırmaları"nın sonuçlarına göre, HDP/Demirtaş tercihlerinde bulunanların ekonomik bakımdan ülkenin en alt gelir dilimlerindekiler olduğu ve Meral Akşener", "CHP/Kılıçdaroğlu" diyenlerin ekonomik olarak ülkenin en yüksek gelir diliminde olduğu belirtilmişti.Ankette, "Tercihlere göre ortalama aylık kişi başı gelir" başlığı altında şu rakamlara yer verildi: Selahattin Demirtaş: 694, Tayyip Erdoğan: 797, Kemal Kılıçdaroğlu: 979, Meral Akşener: 1166 .(bakınız :http://bit.ly/SG20-8) http://bit.ly/SG22-24


12.7.2018 - İçişleri Bakanlığı Türkiye'deki Suriyeli sayısını açıkladı İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Müdürlüğü ve Mülteciler Derneği, iç savaştan kaçarak Türkiye'ye gelen Suriyeli mülteci sayısını açıkladı. Açıklanan verilere göre Türkiye’de Haziran 2018 itibariyle Suriyeli mülteci sayısının 3 milyon 570 bin 352 olduğu belirtiliyor. Raporda 7 yılda Türk vatandaşı olan Suriyeli sayısı ise 55 bin 583.İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Müdürlüğü ve Mülteciler Derneği verilerine göre, bu sayının 1 milyon 935 bin 499’unu erkekler, 1 milyon 634 bin 853’ünü de kadınlar oluşturuyor. Göç İdaresi tarafından geçici barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı da paylaşıldı. Buna göre 21 Haziran 2018 tarihi itibarıyla 216 bin 890 kişi kamplarda yaşarken, 3 milyon 353 bin 462 kişi ise kamp dışında il ve ilçelerde yaşıyor.Göç İdaresinin 21 Haziran 2018 tarihli verilerine göre en çok Suriyeli barındıran şehir 563 bin 15 kişi ile İstanbul.http://bit.ly/SG22-25


12.7.2018 - TÜSİAD Başkanı'ndan 'Berat Albayrak' açıklaması TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, yeni bakanlara ilişkin değerlendirmede bulundu. Bloomberg HT'ye konuşan Bilecik, daha kuvvetli makro ekonomik prorgamların uygulamaya konması gerektiğini belirterek "Yeni bir süreç, yeni bir deneyim başladı, özel sektörden katılımın daha fazla olduğu bir sistemi izliyoruz. Bunun olumlu neticileri olmasını temenni ediyorum. İçinde bulunduğumuz dönemde dünyada gerek demokrasi, gerek teknoloji ve gerek ekonomi için farklı bir sınav dönemindeyiz, daha yüksek standartlarda demokrasi yönetimine ihtiyaç var. Daha kuvvetli makro ekonomik istikrarı ortaya koyan programı da uygulamak zorundayız" ifadelerini kullandı. Bilecik açıklamasına "Sayın (Hazine ve Maliye Bakanı) Berat Albayrak ve özel sektörden değerli Bakanımız eminim makro ekonomik istikrarı koruyan, enflasyon başta olmak üzere problemleri geride bırakacak önemli ekonomi programını ortaya koyacaklardır" şeklinde devam etti. Bilecik, ekonominin yanı sıra dış dünyayla olan diplomatik ilişkilerin de önemli olduğunu belirterek "İyi dış politika kuvvetli ekonomi için olmasa olmazdır. Artık zaman kaybedecek lüksümüz yok, bir an önce programların hayata geçirilmesi, bu programların uygulamaya konması gerekir" yorumunu yaptı. http://bit.ly/SG22-26


12.7.2018 - OHAL 'kısmi' ekiyle sürecek 19 Temmuz'da sona ermesi beklenen olağanüstü hal (OHAL) ile ilgili yeni bir çalışmanın yapıldığı öğrenildi. Hürriyet'in aktardığına göre "gerekli olduğu hallerde" kullanılması için "kısmi OHAL" düzenlemesi yapılacak. Düzenleme, TBMM'de görüşülecek. OHAL yerine Terörle Mücadele Yasası’nda değişikliğe gidilmesinin benimsendiği bildiriliyor. Buna göre yeni Meclis’in ilk icraatı, Terörle Mücadele Yasası’nda değişiklik olacak. Yaklaşık 100 maddelik yasal düzenleme, TBMM’nin yönetimi ve komisyonlarının seçimi yapıldıktan sonra gündeme gelecek. Gelecek hafta Meclis’e gönderilmesi beklenen teklif kapsamında sisteme "kısmi OHAL, kriz yönetim bölgesi veya güvenli bölge oluşturma" adında yeni uygulamalar girecek. Büyük terör olayları karşısında olayın bulunduğu bölgede OHAL ilan edilecek. Hükümete, ilgili bakana veya valilere, il ve ilçelerin özel durumlarında sadece o bölgede geçerli olmak ve süre belirtmek kaydıyla "bölgesel kriz yönetimi” ilan etme yetkisi verilecek. "Yayın yasağı", "önleme gözaltısı", "ev ve araç arama" gibi konularda prosedür kalkacak veya azaltılacak. Yetki devri gündeme gelecek. "Güvenli bölge oluşturma" kapsamında, geçici sokağa çıkma yasağı ilanı, kentlerde gösteri yürüyüşlerini veya etkinlikleri güvenlik gerekçesiyle iptal etme, "terör faaliyeti" veya "aşırılık yanlısı" fikirlerin propagandasının yapıldığı mekânları kapatma yetkisi verilebileceği de belirtiliyor. Bu bölgelerde, yargı ve güvenlik birimlerinin hızlı müdahalesi için yayın yasağı, ev ve araç arama, gözaltı, teknik takip, dinleme gibi konularda yetki aktarımı yapılması planlanıyor. Aynı zamanda olası doğal afetlerde de kriz bölgeleri ilan edilebilecek. Önceki gün bakanlıkların yeniden yapılanmasını içeren kanun hükmünde kararname (KHK) İçişleri Bakanlığı’nın görevleri yeniden tanımlanırken, kısmi OHAL’e olanak veren düzenleme de yapılmıştı. Bakanlığın görevleri arasına, "yurdun iç politikasına, il ve ilçelerin genel ve özel durumları ile ilgili değerlendirmeler yapmak ve Cumhurbaşkanına teklifte bulunmak" hükmü konulmuştu. http://bit.ly/SG22-27


12.7.2018 - Kamu kurumları CEO'lara teslim edilecek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte yayımlanan 3 no’lu kararnameye göre, bakan yardımcıları, kurum başkan ve genel müdürler ile valilerin atanmasında memur olmak şartı kaldırıldı. Atama yetkisinin cumhurbaşkanı ya da cumhurbaşkanının devretmesiyle bakan ve bakan yardımcılarında olduğu bu görevler için 4 yıllık üniversite mezunu olmak, alanında en az 5 yıl sigortalı çalışmış olmak yeterli olacak. Daha alt kadrolarda ise en az 5 yıllık kamu hizmeti aranacak. Görev süreleri ise Cumhurbaşkanının görev süresiyle sınırlı olacak.Özel sektörden atama yapılabilecek görevlerden bazıları şöyle: Diyanet İşleri Başkanı, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri, Savunma Sanayi Başkanı, Bakan Yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Ofis Başkanları, Cumhurbaşkanlığı Kurul Başkanları, TRT Genel Müdürü, Merkez Bankası Başkanı, Özelleştirme İdaresi Başkanı, Sayıştay Başsavcısı, Valiler, Büyükelçiler, TMSF Başkanı, YÖK üyeleri, GİB Başkanı, SGK Başkanı, KOSGEB Başkanı, genel müdürler, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü, TOKİ Başkanı. Kurum başkanları ve genel müdürlerin sözleşmeleri 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun dışında da yapılabilecek. Bu görevlere getirilecek olan kişilerin maaşlarıyla ilgili taban ve tavan ücretler benzer görevlere bakılarak belirlenecek. Emsal bir ücret olmadığı takdirde de işin yapısına göre maaş belirlenecek. Burada da maaş belirleme yetkisi sözleşmeyi imzalayan makam ya da Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek. http://bit.ly/SG22-28


12.7.2018 - Abdulkadir Selvi: Ağır devlet kokan bakanlık koridorlarında hafiften özel sektör rüzgârları esmeye başladı Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yemin etmesiyle ve kabineyi açıklamasıyla başlayan "yeni dönem"e ilişkin olarak değerlendirmelerde bulundu. Selvi, "Dün bir bugün iki ama özel sektörden gelen dinamizmi ve birikimlerini yönetime yansıtmaya başladılar" diyerek "Şimdiye kadar ağır devlet kokan bakanlık koridorlarında hafiften özel sektör rüzgârları esmeye başladı" ifadesini kullandı. "Bakanların ilk günü ve yeni model" başlığıyla (12 Temmuz 2018) bir yazı kaleme alan Selvi yazısının devamında şunları kaydetti: Yeni bakanlar hızlı bir giriş yaptılar. Uzun süren güven oylaması süreci kaldırıldığı için hemen kolları sıvayıp çalışmalara başladılar. İlk iş olarak çalışacakları ekipleri belirliyorlar. Devir-teslim töreninin hemen ardından bakanlar, o gece brifing almaya başladılar. Yeni bakanların önemli bir özelliği, genç, iyi eğitimli ve arkalarında başarı hikâyelerinin bulunmaları. Yani kendilerini alanlarında ispat etmiş isimler olmaları. Dün bazı bakanlarla konuşma imkânım oldu. Dün bir bugün iki ama özel sektörden gelen dinamizmi ve birikimlerini yönetime yansıtmaya başladılar. Şimdiye kadar ağır devlet kokan bakanlık koridorlarında hafiften özel sektör rüzgârları esmeye başladı.” http://bit.ly/SG22-29


13.7.2018 - Somalı aileler İstanbul’da: Geri adım atmayacağız Somalı alileler, 'Adaleti yeryüzüne çıkartacağız' sloganıyla başlattığı adalet yürüyüşü kapsamında Abbasağa Parkı’nda düzenlenen foruma katıldı.Foruma Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve Cumartesi Anneleri'nin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Somalı aileler yanlarında bir avuç kömür ve toprak getirdi.http://bit.ly/SG22-30


14.7.2018 - Oktar uçar yazı kalır: Kitapları hala Meclis kütüphanesi ve imam hatiplerde ‘Çocuğun cinsel istismarı’ ve ‘askeri casusluk’ dahil 31 suç nedeniyle müridleriyle birlikte gözaltına alınan Adnan Oktar’ın, ‘Harun Yahya’ imzasıyla kaleme aldığı yüzlerce kitap hala Meclis, Milli Kütüphane, imam hatip liseleri ve halk kütüphanelerinde.Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre Oktar’ın ‘Harun Yahya’ imzasıyla yazdığı kitaplar ise imam hatip liselerinin kütüphanelerinde, 100’ün üzerinde halk kütüphanesinde, Meclis kütüphanesi ve Milli Kütüphane raflarında öylece duruyor.Kitapların yüzde 90’ı ‘İslam’ başlığı altında. ‘Evrim ve Genetik’, ‘Siyasal Bilimler’, ‘Diğer Omurgasızlar’, ‘Ortadoğu’, ‘Biyoloji’, ‘Sosyal Gruplar’, ‘Yahudilik’, ‘İsa Mesih ve Ailesi’, ‘Karşılaştırmalı Din’, ‘Yaradılış’, ‘İslam Ahlakı’ gibi alt başlıklar söz konusu.Meclis kütüphanesindeyse Oktar’ın 72 farklı kitabı raflarda yer alıyor. Durumun sosyal medyada konuşulmasının ardından kütüphanenin internet sitesine erişimin kapatıldı ve bakıma alındı. Oktar’ın kitapları ayrıca 400 il ve ilçe halk kütüphanesinde de yer alıyor.http://bit.ly/SG22-31


17.7.2018 - 34 milyar TL'lik açığın ardından SGK Sayıştay denetiminden çıkarıldı SGK, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aldığı karar sonrası artık Sayıştay denetimine tabi tutulmayacak. Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde, kurumun idari ve mali açıdan özerk ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olduğu ifadeleri aynen korunurken, “Kurum Sayıştay’ın denetimine tabidir” bölümü çıkarıldı. Başka bir düzenleme yapılmaması durumunda SGK artık her yıl Sayıştay tarafından denetlenmeyecek ve oluşturulan rapor kamuoyu ile paylaşılmayacak.http://bit.ly/SG22-32


28.7.2018 - 82'lik dedeye ters kelepçe ve biber gazının sonu ölüm Giresun'da, yürüme güçlüğü çeken eşi Fatma Topal'ın (82) sağlık kurulu raporlu ilaçlarını reçeteye yazdırmak ve evde bakım hizmeti kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla aile sağlığı merkezine başvuran Yusuf Topal (82), iddiaya göre, hastayı görmeden ilaçları yazmayacağını belirten Ö.Y. adlı kadın doktorla tartıştı.Doktorun 'beyaz kod' vermesi üzerine gelen polisler, gözaltına almak istedikleri Yusuf Topal'a ters kelepçe takıp, biber gazı sıktı. Fenalaşarak yere yığılan ve sürüklenerek bindirildiği polis aracı hastaneye götürülen Topal, kalp krizinden öldü. http://bit.ly/SG22-33


Kürdistan’da Sömürgecilik ve Direniş


5.7.2018 - Barzani'den Türkiye'ye destek sinyali Irak Bölgesel Kürdistan Yönetimi (IKBY) Başbakanı Neçirvan Barzani, Türkiye’nin topraklarında yaptığı operasyona ilişkin, “İran muhalif grupları ve PKK’den defalarca Kürdistan Bölgesi’nin topraklarından saldırı düzenlememelerini talep ettik. Yapılanlar tek taraflı değil. Halk bunu bilmesi lazım” dedi. Türkiye’nin 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana Irak Kürdistanı'na yönelik hava saldırıları ve üs kurma girişimlerini basın toplantısında değerlendiren, Bölgesel Yönetim Başbakanı Neçirvan Barzani, “Kandil operasyonu”nda Ankara ile birlikte hareket ettiklerini ima etti. Son dönemlerde bölgeye sevk edilen ÖSO unsurlarını, bombardımanda yaşamını yitiren sivilleri ikna etmeye çalışan Barzani, “Gerek İran gerek Türkiye’ye saldırılmasına karşıyız” dedi. http://bit.ly/SG22-34


8.7.2018 - Efrin'de çeteler tarlaları ve evleri yakıyor TSK ve desteklediği ÖSO çeteleri Efrin'de yağma, talah ve kaçırma olaylarının ardından bu sefer de köy yakmalara başladı. Yerel kaynakların verdiği bilgilere göre; dün akşam saatlerinde Azmana ve Hacika köylerinde tarlalar ve evler çeteler tarafndan yakıldı. Başka bir kaynağın aktardığı bilgilere göre; çeteler Efrin'de el koyduğu evleri bir yandan talan ve yağma ederken öte yandan evine dönmek isteyen halktan yüklü miktarda para istediği belirtildi. Bu paraları veremeyenler kendi imkanları ile yaptıkları ve çeteler tarafından el konulan evlerine yerleşememelerinden kaynaklı dışarıda kalmak zorunda kalıyor.Raco'nun Xadime mahallesinde bulunan ortaokulun yerine Tayyip Erdoğan'a bağlılığı ile bilinen Sultan Murat çetelerine karargah olarak tahsis edildi.http://bit.ly/SG22-35


12.7.2018 - Türkçe bilmeyen tutsağın muayene hakkı gasp ediliyor Kürdistan’daki hapishanelerde Türkçe bilmeyen hasta tutsaklar muayene dahi olamıyor. Son olarak da, Mardin E Tipi Hapishanesi'nde tutulan 58 yaşındaki Sabiha Uzun’un tedavisinin Kürtçe tercüman verilmediği için yapılamadığı ortaya çıktı. Uzun’un stresten dolayı çene bölgesinin şiştiği, ayrıca kalp ve şeker hastası olduğu için sık sık hastaneye götürüldüğü bildirildi. Ne var ki Türkçe bilmeyen Uzun’un tedavisinin, Kürtçe bilen tercüman verilmeyerek engellendiği ifade edildi. Sabiha Uzun, Mardin Nusaybin’de, Mart ayında hakkında “ihbar” olduğu iddiasıyla evine baskın yapılmış, gizli tanık ifadeleriyle hukuksuz bir şekilde tutuklanmıştı.Kürt kentlerinde savaşın tırmandırıldığı dönemde Uzun'un evini terk etmemesi “suç” sayılmıştı.http://bit.ly/SG22-36


16.7.2018 - YPG Menbic’ten çekildi Menbic Askeri Meclisi Genel Komutanlığı, yazılı bir açıklama yaparak YPG’nin son danışma grubunun da 15 Temmuz’da kentten çekildiğini duyurdu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Menbic Askeri Meclisi ve YPG, Uluslararası Koalisyon ile işbirliği ile 15 Ağustos 2016'da kenti özgürleştirdi, güvenliğin sağlanmasının ardından binlerce kişi kente geri döndü. 16 Kasım 2016'da Menbic Askeri Meclisi olarak Menbic'in askeri ve güvenlik sorumluluğunu üstlendik. YPG, resmi bir açıklama ve askeri bir törenle kentten çekildi. Kentin savunması alanında kurumlaşma ve örgütlenme çalışmalarımıza devam ettik. YPG'den askeri bir danışma grubunun Menbic'de kalmasını ve Uluslararası Koalisyon iş birliği ile meclis savaşçılarına eğitim vermesini talep ettik. İki yılın ardından Meclis artık eğitimleri devam ettirebilecek düzeye geldi. Bu temelde YPG ile yapılan anlaşma sonucu askeri danışma grubunun bir kısmı 3 Haziran'da, bugün de görevlerini tamamlayan son grup kentten çekildi.”


18.7.2018 - 'Türk yönetimi altında Afrin: ÖSO istediğini yapıyor' Alman Der Spiegel dergisinin Türkiye muhabiri Maximilian Popp 'Türk yönetimi altında Afrin: ÖSO istediğini yapıyor' başlıklı bir yazısında Türkiye'nin Afrin'i işgalinden sonra yaşananları değerlendirdi.Yazıda Afrin'den kaçmak zorunda kalan Kürt mültecilerin gözlemlerine yer veren Popp, çoğunluğu Kürt birçok insanın mülklerine ÖSO tarafından el konulduğuna ve Kürtlerin kendi şehirlerine geri dönme umutlarını yitirdiklerine dikkat çekiyor.Bölge insanı Türkiye'nin bölgedeki demografiyi değiştirmek istediğini, Kürtleri Araplarla değiştirerek Suriye'deki nüfuzunu genişletmek istediğini düşünüyorlar. Halihazırda Türkiye daha kuzeyde yer alan Cerablus kenti etrafında ÖSO ile bir bölgeyi kontrol ediyor. Rusya ve Esad rejiminin saldırılarından sonra Şam'ın bir bölgesi olan Ghuta'dan tahliye edilen binlerce kişi Afrin'e getirildi.Baskıdan korktuğundan dolayı ismini vermek istemeyen Afrinli bir Kürt olan İzmet, Mayıs ayında döndüğünde memleketini tanıyamadığını söyledi: Evlerimize ve işyerlerimize el koydular. Mülklerin iadesinin talep edilebileceği güvenilir bir otorite de yok. Kadınlar peçe giymek zorunda kalıyorlar." İzmet, ÖSO militanlarının kendilerini Afrin'in fatihleri gibi düşündüklerini söyleyerek "Şimdi ne istiyorlarsa yapıyorlar" diyor.http://bit.ly/SG22-37


28.7.2018 - Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti görüştü ABD destekli YPG’nin ana gövdesini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), siyasi kanadı Suriye Demokratik Meclisi (SDM) aracılığıyla dün Suriye hükümetiyle bir görüşme gerçekleştirdi.SDM’nin kontrol ettiği bölgelerdeki özerkliğini korumayı istediğini aktaran kaynaklara göre Şam yönetiminin bu yöndeki önerileri kabul etmediği belirtiliyor. İlk olarak Mayıs ayında gündeme getirilen görüşmelerle ilgili konuşan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yönetimini "geçici yapılar” olarak nitelemişti.SDM tarafından yapılan yazılı açıklamadaysa “merkezi olmayan ve demokratik bir Suriye için yol haritasının oluşturulması amacıyla tüm alanlarda komiteler oluşturulacağının kararlaştırıldığı” duyuruldu.http://bit.ly/SG22-38


Halk İçin Ekonomi


2.7.2018 - Seçim öncesinde hazineden 40 milyar TL harcanmış Merkez Bankası’nın (TCMB) haftalık bilançosuna göre, Hazine’ye ait mevduat 1 Haziran’da 49 milyar 921 milyon 91 bin lira seviyesindeydi. Bu para 8 Haziran’da 32 milyar 546 milyon 238 bin liraya, 13 Haziran’da 9 milyar 614 milyon liraya kadar indi.Bu kısa sürede 40 milyar TL ortadan yok olurken paranın nereye harcandığı ise muamma.Seçim rüşveti olan emeklilere ikramiye ve bayram öncesi aylıkların erken ödenmesi gibi harcamalar hazinedeki paranın bu kadar azalmasına denk düşmüyor. Yılda iki kere verilecek bayram ikramiyesinin toplamda 22 milyar liraya mal olacağı konuşulmuştu. Yani bu meblağ bahsi geçen dönemde 11 milyar civarında. Genel kanı eksilen bu paranın büyük bölümünün seçim harcamaları için kullanıldığı ifade ediliyor.

https://web.archive.org/save/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/guendem/haber/-/secim-oencesinde-hazineden-40-milyar-tl-harcanmis/


2.7.2018 - Limon fiyatlarında rekor artış: Tanesi 1.5 lira oldu Patates ve soğanın ardından limonun kilogramında da yüksek fiyatlar piyasaya yansıdı. Limonunun kilogramı 8-10 liraya çıkarken, tanesinin fiyatı 1,25- 1,5 lira arasında değişiyor. Fiyatların temmuz ayının sonunda düşmesinin beklendiği ifade edildi. Türkiye genelindeki limon üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını karşılayan Mersin’de hal fiyatları 1- 2 TL arasında değişirken, Adana’daki hal fiyatları ise 2- 4 TL arasında. Bu rakamlar, limon tezgaha gelinceye kadar sürekli yükseliyor. İzmir’in en eski pazar yerlerinden biri olan ve fiyatlarının ucuzluğuyla bilinen Eşrefpaşa pazaryerinde kilogramı 8 TL’den düşük limon bulunmuyor. Burada alışveriş yapan vatandaşlardan Ecevit Yılmaz, "Bir buçuk kilo kadar almayı düşünüyordum ama fiyatları görünce yarım kiloda karar kaldım. Sadece limonda değil, tüm ürünlerde bir yükseliş var. Umarım kısa zaman içerisinde yetkililer durumu halleder" dedi. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807021034104334-limon-fiyat-rekor-artis/


3.7.2018 - Son 14 senenin en yükseği: Yıllık enflasyon yüzde 15.39'a çıktı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı. TÜFE’de (2003=100) 2018 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2.61, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 9.17, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15.39 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 11.49 artış gerçekleşti. Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Haziran ayında endekste yer alan gruplardan, haberleşmede yüzde 4.76, ulaştırmada yüzde 2.66, ev eşyasında yüzde 2.24 ve eğlence ve kültürde yüzde 2.16 artış gerçekleşti. Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Haziran ayında endekste yer alan gruplardan sadece giyim ve ayakkabı grubunda yüzde 1.15 oranında düşüş gerçekleşti. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807031034117308-yillik-enflasyon-haziran-tuik/


4.7.2018 - Türkiye'deki milyonerler hesaplarına, mayısta, 2017'nin aynı ayına göre 119 milyar liralık döviz, 58 milyar liralık Türk lirası cinsinden para, 1 milyar liralık da altın ekledi Türkiye'de mayıs ayı itibarıyla bankalarda bulunan 4.2 milyar liralık altının büyük bir kısmının, gerçek kişilerin hesabında tutulduğu görülüyor. Bu dönemde, altın milyoneri olan gerçek kişilerin hesabında 3 milyar 269 milyon liralık altın bulunurken, bu rakam ticari ve diğer kuruluşlarda 907 milyon lira düzeyinde kaldı. Bu da 1 milyon lira ve üzerinde bulunan altın hesaplarının yüzde 78.3'ünün gerçek kişilerin sahip olduğuna işaret etti. Milyoner ticari ve diğer kuruluşların hesabında ise yaklaşık 299 milyar 603 milyon lira karşılığında döviz mevcut. Bu rakam gerçek kişilerde 188 milyar 390 milyon lira, resmi kuruluşlar da 5 milyar 965 milyon lira olarak hesaplanıyor. Böylece 1 milyon lira ve üzeri 493 milyar 958 milyon liralık döviz hesabının yüzde 60.7'sinin ticari ve diğer kuruluşlarda bulunduğu görüldü. Yerel para cinsinden mevduat gerçek kişilerde 144 milyar 255 milyon lira, resmi kuruluşlarda 77 milyar 860 milyon lira, ticari ve diğer kuruluşlarda da 219 milyar 509 milyon lira olarak dağılıyor. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807041034135729-milyonerler-1-yilda-120-milyar-dolar-biriktirdi-altin-lira/


4.7.2018 - Bir “Varlık Barışı” daha Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 30 Kasım'a kadar Türkiye'deki banka veya aracı kurumlara bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilecek. Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan vergi ve diğer bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 7143 sayılı kanun genel tebliğine göre, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 30 Kasım'a kadar Türkiye'deki banka veya aracı kurumlara bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilecekler. Bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak. Tebliğe göre, bildirime konu edilecek varlıklar, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde Türkiye'ye getirilmesi koşuluyla, bu varlıklara yurt dışında hangi tarih itibarıyla sahip olunduğunun anılan fıkra hükmünden yararlanılması açısından herhangi bir önemi bulunmuyor. Gerçek ve tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar, 18 Mayıs'tan 30 Kasım'a kadar, bankalara veya aracı kurumlara bildirilebilecek. Bu varlıklara ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulması gerekmiyor. Yurt dışında bulunan ancak kapsama girmeyen varlıklar da (örneğin taşınmazlar) 30 Kasım'a kadar kapsamdaki varlıklara dönüştürülmek suretiyle Türkiye'ye getirilebilecek. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807041034133172-varlik-barisi-detaylar/


5.7.2018 Milyonerlerin mevduatı ilk kez 1 trilyon lirayı aştı  Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden derlenen bilgilere göre, yurtiçinde ve dışında yerleşik milyonerlerin toplam sayısı mayıs sonu itibarıyla 156 bin 866'ya çıktı. Böylece geçen yılın sonunda 138 bin 980 olan milyoner sayısı, 5 ayda 17 bin 886 kişi arttı. Söz konusu milyonerlerin toplam mevduatı mayıs sonu itibarıyla 1 trilyon liranın üzerine çıkarak 1 trilyon 37 milyar 152 milyon liraya ulaştı. Böylece milyoner başına düşen ortalama mevduat, 6 milyon 612 bin lira oldu. Geçen yıl sonunda 909 milyar 979 milyon lira seviyesinde bulunan milyonerlerin toplam mevduatı, bir yılda 127 milyar 173 milyon lira artış kaydetti. Yurtiçinde yerleşik milyonerlerin sayısı yılın ilk 5 ayında 2017'ye kıyasla 14 bin 784 artarak 141 bin 753'e ulaşırken, bu kişilerin toplam mevduatı da 939 milyar 759 milyon liraya yükseldi. Aynı dönemde yurtiçinde yerleşik milyonerlerin mevduatlarının 441 milyar 624 milyon lirası yerel para cinsi, 493 milyar 958 milyon lirası döviz tevdiat hesabı, 4 milyar 177 milyon lirası kıymetli maden depo hesaplarından oluştu. Yurtiçinde yerleşik milyoner başına düşen ortalama mevduat da 6 milyon 630 bin lira olarak hesaplandı. BDDK verilerine göre, yurtdışında yerleşik mudi sayısı mayıs sonu itibarıyla 15 bin 113'e yükseldi. Yurtdışındaki milyonerlerin sayısı geçen yılın sonuna göre 3 bin 102 kişi artarken hesaplarındaki para miktarı da 97 milyar 393 milyon lira oldu. Yurtdışında yerleşik mudilerin bankadaki mevduatlarının 8 milyar 84 milyon lirası yerel para, 89 milyar 40 milyon lirası yabancı para ve 269 milyon lirası da kıymetli maden depo hesaplarından oluştu. Yurtdışında yerleşik milyoner başına düşen ortalama mevduat da 6 milyon 444 bin lira olarak hesaplandı. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807051034153753-milyoner-mevduat-bddk/


6.7.2018 - Fabrika yangınlarındaki artışın nedeni ne? İBB'ye bağlı İstanbul İtfaiyesi'ne ait verilere göre; 2018'in Ocak ayında 11, Şubat ayında 11, Mart ayında 22, Nisan ayında 13, Mayıs ayında 10, Haziran ayında 11 olmak üzere toplam 78 fabrika yangını meydana geldi. İBB, yangınların çıkış nedenlerinin başlıca sebeplerinin, “kıvılcım sıçraması” ve “elektrik kontağı” olduğunu açıkladı.Öte yandan konuyla ilgili kurum uzmanları yangınların yüzde 30'unun kasıtlı olarak çıkarıldığı görüşünde.6 ayda peş peşe 78 fabrikanın yanması, ‘Fabrikalar ekonomik nedenle mi yanıyor?’ sorusunu akıllara getirdi. Sigorta eksperi ve Amerika’daki Ulusal Yangından Korunma Kurumu (NFPA) üyesi Mustafa Nazlıer fabrikaların ekonomik nedenlerden dolayı bilinçli yakıldığını savunurken, Türkiye Yangından Korunma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç ise gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle fabrika yangınlarının yaşandığını belirtiyor.Sigorta eksperi Mustafa Nazlıer’in iddiaları şöyle: “Son 6 ayda çıkan yangınların birçok sebebi var. Bunların en belirgini ise dönemsel, yani gerçek dışı yangın olmaları. Bunlar ekonomiye bağlı olarak ortaya çıkan yangınlardır. Ekonomiye bağlı olarak belli dönemlerde sirayet ediyor. Ekonomi dalgalanmaya başladığında, piyasa istikrarını kaybettiğinde, firmalar ellerindeki ürünü satamıyor ve iflaslar olabiliyor. Bu durumda da bu tür yangınlara başvuruluyor. Örneğin Çin’de tekstil ucuzladığı için buradaki tekstilci ürünü satamadığından sigortalatıp fabrikayı yakıyor. Meşhur pazar yangınları dediğimiz yangınların yüzde 80-90’ı bu sebepten çıkıyor. Bununla ilgili pazar oluşmuş durumda. Buna dahil olan avukatlar, itfaiye çalışanları ve sigortacılar var. Kazançlarını buradan sağlıyorlar ve süreci yönetiyorlar. Gerçek dışı yangınların önüne geçmek çok zor. Yangın yönetmeliği çıkarılıyor ve bu yangın yönetmenliğinden belediyeler sorumlu ama bir denetim yok. Ruhsat verdikleri işletmelerde, gerektiği gibi bir denetim yapılmadığı için de yangınlar çıkıyor.”Sigorta eksperi Mustafa Nazlıer “Benim sigorta şirketime bağlı fabrikalarda bu tip durumlarla defalarca karşılaştım. Eğer dönemsel ekonomiye bağlı bir yangınsa, ödeme yaptırmamaya çalışıyoruz. Fakat bu tür yangınlar yüzde 30’lardayken, bizler sadece yüzde 3 ya da 4’ünü kanıtlayabiliyoruz” dedi.https://www.facebook.com/iscigazetesi/posts/1331456510323629


7.7.2018 - Erdoğan resmi servetini ikiye katladı  Cumhurbaşkanlığı seçimine katılırken mal varlığını açıklamaktan kaçınan Tayyip Erdoğan’ın resmi olarak YSK’ya bildirdiği serveti kesin seçim sonuçlarıyla birlikte açıklandı. Resmi Gazete’de yayımlanan verilere göre; Erdoğan 2014’te 5 milyon 548 bin 271 TL olarak açıkladığı servetini aradan geçen zamanda iki katına çıkarmış ve servetini 10 milyon 386 bin 761 bin TL olarak açıklamış.Erdoğan'ın imzaladığı mal varlığı beyanında şu bilgiler yer aldı: *2017’de edinilmiş, tüm hisseleri Erdoğan’ın üzerinde olan İstanbul Üsküdar Kısıklı’daki konut, 4 milyon TL değerinde. 1998’de edindiği Rize Güneysu’daki arazinin değeri ise 10 bin TL. *Özel arabası 2011 model, Audi A8. 2012 yılının Kasım ayında alınan lüks otomobilin değeri, 234 bin TL. *Erdoğan’ın toplam nakit varlığı 6 milyon 142 bin 761 TL. *Erdoğan’ın 2014 yılında alacakları, taşınır ve taşınmazları ile bankalardaki paralarının toplam tutarı 5 milyon 548 bin 271 TL olarak açıklanmıştı. Bu meblağ şimdi ise 10 milyon 386 bin 761 bin TL olarak açıklandı.


9.7.2018 - Esnaf iflasları arttı Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu verilerine göre ilk altı ayda 52 bin 987 esnaf iflas etti, 2014'ten beri bu sayı yarım milyona yaklaştı.Hükümet , KOBİ'lere 220 milyar lirası geçen yıl olmak üzere Kredi Garanti Fonu’yla toplam 250 milyar lira kaynak aktarmıştı.2014’ten bu yana işlerini döndüremeyen neredeyse yarım milyon esnaf iflas bayrağını çekti. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre bu yılın ilk altı ayında 52 bin 987 esnaf iflasederken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.3’lük artış yaşandı. 2017’nin tamamında 96 bin 942 esnaf iflas ederken, Türkiye genelinde esnaf ve sanatkârlara ait 1 milyon 862 bin 991 işletme bulunuyor.Cumhuriyet gazetesinde yer alan haberde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, mayıs ayı itibarıyla son iki yılda KOBİ’lerin kullandığı kredi miktarının yüzde 38 artışla 399 milyar liradan 551 milyar liraya, takibe giren kredi miktarının ise yüzde 46.7 artışla 18.2 milyar liradan 26.8 milyar liraya çıktığı kaydedildi. Takipteki kredilerin miktarındaki son bir yıllık artış oranı ise 23.8 milyar liradan 26.7 milyar liraya fırladı. Kredileri takipte olan işletmeler içerisindeki en yüksek payı, yüzde 30.3 artışla orta büyüklükteki işletmeler oluşturdu. Bu işletmelerin 2016 Mayıs’ında 12 bin 372 olan sayısı 2017’de 15 bin 790’a, bu yıl ise 16 bin 133’e yükseldi.BDDK, KOBİ kredilerindeki aylık gelişmeler incelendiğinde özellikle mikro işletmelerin ödemelerde güçlük çektiği ortaya çıkıyor. Takipteki KOBİ kredisinin 9 milyar 641 milyon TL’si mikro işletmelere kullandırılan krediden oluşuyor.Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı İstihdam İzleme Bülteni’nin Mart 2018 verilerine göre Şubat 2018 ile karşılaştırıldığında martta esnaf sayısı 26 bin azaldı. Son bir yılda esnaf sayısı en fazla (8 bin) İzmir’de arttı. TESK verilerine göre yılın ilk altı ayında, en fazla bakkal, büfe ve market açılırken, en çok işletme kapanışı ise zincir marketlerin yoğun olduğu illerde gerçekleşti. Nüfus yoğunluğuna göre en fazla esnaf ve sanatkâr sayısında Muğla birinci olurken, en az esnaf ve sanatkâr ise Şırnak’ta bulunuyor.

https://gazeteyolculuk.net/kriz-teget-gecmiyor-iflaslar-artti

 

9.7.2018 - Borçlarından dolayı böbreklerini satıyorlar: Sağlık sorunum yok, borcum var Türkiye'nin birçok ilinde acil paraya ihtiyacı olan ya da borçlarını ödeyemeyen yurttaşlar internet sayfaları üzerinden böbreklerini satışa çıkarıyor. İlanlarda 2017'deki artış dikkat çekerken, ilan veren 17 yaşında çocuklar da var.Google arama motorundan 'Satılık böbrek' veya 'Böbrek arıyorum' diye yüzlerce ilan çıkarken, gerekçe olarak da maddi imkansızlıklar ve borç olarak gösteriliyor. Borçluların ve geçinemeyenlerin son çaresi tek böbreğinden ya da karaciğerinin bir kısmından vazgeçmek. Eskiden simsarlar aracılığı ile yapılan bu satış, artık sosyal medya platformları ve internet sayfaları kullanılarak yapılıyor.Sosyal medya platformlarından Facebook, Instagram ya da Twitter üzerinden 'böbreğimi satıyorum', 'böbreğimi satmak istiyorum', 'satılık böbrek arayanlar', 'böbrek arayanlar' adı altında yapılan paylaşımlarda, böbreğini satmak isteyenler çoğunlukta. Simsarlar aradan çıkarılarak internet üzerinden böbreğini satmak isteyenlerin istedikleri fiyat ise 20 bin ile 100 bin lira arasında değişiyor. İlanların en çok arttığı yıl ise 2017.http://siyasihaber3.org/borclarindan-dolayi-bobreklerini-satiyorlar-saglik-sorunum-yok-borcum-var

 

12.7.2018 - Çiftçiler, devletin tarım politikalarından memnun değil 'Çiftçinin Nabzı Araştırması'na göre üreticilerin yüzde 58’i devletin tarım politikalarından memnun değil. Araştırmaya göre üreticilerin yüzde 64’ü ise çocuklarının kendileri gibi çiftçilikle uğraşmasını, tarımsal üretim yapmasını istemiyor. Tarım alanında faaliyet gösteren bilgi şirketi Doktar, Nisan 2018-Mayıs 2018 arasında 81 ilin 665 ilçesinde 3187 üreticiyle görüşerek 'Çiftçinin Nabzı Araştırması'nı hazırladı. Doktar'ın çiftçi anketinin detaylarını köşesine taşıyan Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat'ın yazısı şöyle: Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 61’lik bir oranı 5 yıl öncesine göre kazançlarının azaldığını söylerken, sadece yüzde 20’si gelirinin arttığını beyan ediyor. 5 yıl öncesine göre gelirinde bir değişiklik olmadığını belirten çiftçilerin oranı da yüzde 19. Çiftçilerin yüzde 84’ü çiftçilik faaliyetlerinden para biriktirecek kadar kazanmadıklarını belirtmiş. Bir diğer deyişle çiftçilik faaliyetinden tasarruf yapabilecek kadar para kazandığını söyleyen üreticilerin oranı sadece yüzde 16. Çiftçilerin yüzde 46’sı tarım ile para kazanılabileceğini söylüyor. Yüzde 47’lik bir kesim ise tarımsal faaliyetle iyi para kazanılamayacağını savunurken, yüzde 7 ise kararsız. Üreticilerin yüzde 68’i yakın zamanda tarlalarına yatırım yapmamış. Yani sulama, traktör ile diğer ekipman ve alanlarda tarlasına/bahçesine yatırım yapabilen çiftçinin oranı sadece yüzde 32 seviyesinde. Son 3 yıl içinde yatırım yapabilenlerin kendi içindeki dağılımına baktığımızda ise yüzde 59’u tercihini traktörden yana kullanmış. Sulama tarafında damla/yağmurlama gibi sistemlere yatırım yapanların oranı sadece yüzde 31 seviyesinde. Yüzde 9’u ise dondan koruma sistemleri, yeni bahçe tesisi gibi alanlara yatırım yapıyor. Anket sonuçları çiftçinin finansal okuryazarlık konusundaki mevcut durumunu da net bir şekilde ortaya koyuyor. Ankete göre çiftçilerin yarıdan fazlası maliyet hesabı yapmıyor. Türkiye’de maliyet hesabı yapan çiftçi oranı sadece yüzde 44 seviyesinde, geriye kalan yüzde 56’lık kesim gider/gelir hesabı tutmuyor. Her zaman dile getirdiğimiz üzere üreticilerin en büyük sorunlarından bir tanesi ithalata bağımlı durumdaki girdilerin maliyeti ve erişim koşulları. Ankete göre girdilerini peşin olarak alan çiftçilerin oranı yüzde 29 seviyesinde. Bir başka deyişle çiftçilerin yüzde 71’i girdilerini vadeli şekilde tedarik ediyor ve en erken hasatta ödeyebiliyor. Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807121034251651-ciftci-devlet-tarim-politika-memnuniyet-anket-doktar/


13.7.2018 - Yeni kabineye ilk kredi notu şoku Uluslararası kredi derelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin notunu yatırım yapılabilir seviyenin altında olan BB'ye indirdi, görünümünü ise negatif olarak açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sonrası yeni kabinenin ilk toplantısını gerçekleştirdiği günün gecesinde Fitch'ten not indirimi geldi. Görünüm negatif olarak belirlendi. https://www.artigercek.com/fitch-1


15.7.2018 - Örtülü ödenekte artık tek söz sahibi: 3.7 milyar emrinde BirGün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre, Türkiye’nin rejim değişikliğinin en önemli belgelerinden olan Anayasa’da Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki 703 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan ayrıntılı değişiklikler, örtülü ödenek harcamalarını da kapsadı. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun örtülü ödenek kullanımını düzenleyen 24’üncü maddesinde, lağvedilmesi nedeniyle, ‘Başbakan’ ve ‘Başbakanlık’a atıfta bulunan tüm ibareler, ‘Cumhurbaşkanı’ ya da ‘Cumhurbaşkanlığı’ olarak değiştirildi.Buna göre, “kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Devlet ve Hükümet icapları için kullanılmak üzere” Cumhurbaşkanlığı bütçesine genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının en fazla binde beşi kadar ödenek konulacak. 2018 bütçesine göre yıl sonuna kadar AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3.7 milyar TL ödeneği kimseye hesap vermeden kullanabilecek.


15.7.2018 - Market zincirinden ‘uygun fiyatlı’ patatese 4 kg, kuru soğana 2 kg kota Perakende zinciri ŞOK ‘uygun fiyata’ sattığı patates ve kuru soğan için müşterilerine kota koydu. 14 Temmuz’dan itibaren yeni mahsul Afyon patatesi ve Amasya kuru soğanın kilosunu 1.99 TL’den satan ŞOK, müşterilerine patates için 4 kg, soğan için 2 kg kota koydu.

http://www.diken.com.tr/market-zincirinden-uygun-fiyatli-patatese-4-kg-kuru-sogana-2-kg-kota/


16.7.2018 - Ziraat Mühendisleri Odası: Türkiye’de beşi dışında tüm tarım ürünleri ithal Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör, Türkiye’nin beşi dışında tüm tarım ürünlerini ithal ettiğini söyledi. Birgün’den Meltem Yılmaz’ın haberine göre Güngör, “Fıstık, fındık, üzüm, kayısı ile narenciye dışında her şeyi ithal ediyoruz. Son 16 yılda, tarımda 185 milyar dolar ithalat parası ödedik. Bugün dolar ne kadar olduysa çarpın işte onunla” dedi. Her yıl 4 ila 5 milyon ton buğday ithal edildiğini belirten Güngör şu bilgileri verdi: “Her yıl Rusya’dan, Ukrayna’dan buğday alıyoruz. Peki neden dışarıdan buğday alıyoruz? Çünkü tarım alanları daralmış. Türkiye’de tarım alanları, son 16 yıl içerisinde, 26.5 milyon hektardan 23 milyon hektar alana düştü. Bir başka deyişle, 3.5 milyon hektar tarım alanı gitti, betonlaştı. TOKİ evleri yapıldı, tarım alanları amacı dışına çıkarıldı. Bununla ilgili Ziraat Mühendisleri Odası olarak, son beş yılda 150 dava açtık.” http://www.diken.com.tr/ziraat-muhendisleri-odasi-turkiyede-besi-disinda-tum-tarim-urunleri-ithal/  


17.7.2018 - Yatırımda yurt dışına gidiş, gelişten hızlı Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) raporuna göre, yurt dışına giden yatırım, yurt dışından gelen yatırımdan daha hızlı artış gösterdi. Yurt dışına giden (ODI) ve yurt içine gelen (FDI) doğrudan yatırımların (ODI/FDI) oranı Mayıs 2018'de yüzde 31.3 seviyesinde gerçekleşti. TEPAV'dan yapılan açıklamaya göre, Mayıs 2018 itibarıyla, yabancıların yurt içine yönelik doğrudan yatırımı yaklaşık 9.5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Türkiye'den giden doğrudan yatırımlar ise daha yeni bir olgu olarak, 2002 yılından itibaren hızla yükseldi ve Mayıs 2018 itibarıyla 3 milyar dolar seviyesine ulaştı. ODI/FDI oranındaki yükseliş, yerleşiklerin yurt dışına yönelişinin yabancıların yurt içine yönelişinden hızlı arttığını ortaya koyuyor. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807171034321827-yatirim-yurtdisi-yurtici/

 

19.7.2018 - Türk şirketler 2017’deki karlarının yüzde 42.8’ini faize verdi  "2017’deki faaliyet karlarının yüzde 42,8’ini finansman gideri olarak kaybettikleri görüldü. 2017 yılında faizlerde görece bir düşüş olmakla birlikte bugünkü mevcut faizlerle bu karlılıkların sürdürülebilirliği mümkün görülmediği anlaşılıyor." (Dünya gazetesi)


20.7.2018 - 4.5 milyon ile 5 milyon kadar genç yıllardır işsiz Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri bize son beş yılın nisan ayları itibarıyla yaşları 15-29 arasında olan genç nüfusun yaklaşık dörtte birinin boşta gezdiğini gösteriyor. Oran 2014’ün nisanında yüzde 26.8 düzeyinde oluşmuş, bu yılki oran ise yüzde 25.1 olmuş. Bir azalma var ama sorunun üstesinden geldiğimizi düşündürtecek boyutta değil. Gençler işsiz geziyor. Bir kısmı eğitimini tamamlamış, bir kısmı yeterince eğitim görmemiş... Ama sonuçta aynı durumdalar, işsizler... Yıllara göre küçük oynamalar göstermekle birlikte yaşları 15- 29 arasında bulunan milyonlarca genç yıllardır işsiz. Bu gençlerin sayısı 4.5 milyon ile 5 milyon arasında dalgalanıyor. Bu gençler ne eğitimlerine devam ediyorlar, ne de iş olmadığı için çalışabiliyorlar. Kadınlardaki oran yüzde 38 Nisan ayı itibarıyla 15-29 yaş grubundaki gençlerin toplamda yüzde 25.1 olan boşta gezme oranı erkeklerde yüzde 12.7 düzeyinde. Söz konusu oran kadınlarda ise yüzde 37.9. Boşta gezme oranı en düşük 15-19 yaş arasında oluşuyor. Bu yaş grubundaki gençlerde ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı yüzde 14.4 düzeyinde bulunuyor. Oran, 20-24 yaş grubunda yüzde 29.1’e, 25-29 yaş grubunda ise yüzde 32.5’e çıkıyor. Kadınlarda 25-29 yaş arasında bulunanlarda eğitimde ve istihdamda olmayanların oranı her zaman olduğu gibi çok yüksek. Bu yaş grubundaki kadın nüfus 3 milyon ve bu nüfusun yaklaşık yüzde 52’sini oluşturan 1.6 milyonu ne eğitim görüyor.


21.7.2018 - Enflasyon TÜFE yüzde 15’i geçerken tüm çekirdek enflasyon göstergeleri de yüzde 15 dolayına tırmandı ÜFE’de yüzde 23.71’e, aramallarında yüzde 28.47’ye fırlayan enflasyon, ürkütücü tırmanışın süreceğini söylüyor. 467 milyar dolara çıkan dış borçların yüklü ödemeleri ile 58 milyar dolara ulaşan cari açığın finansmanı için daha fazla dış kaynak bulma ihtiyacı var. Para bolluğu dönemi arkada kaldığı için ve aynı zamanda Türkiye’nin kırılganlıkları arttığı için artık eskisi gibi dış kaynak gelmiyor. Doğrudan yatırım, portföy yatırımı ve mevduat olarak gelen yabancı kaynak girişi hızla düşmeye başladı. Bulunan kaynağın da maliyeti giderek daha da yükseliyor. Yabancılardan gelen kaynağın miktarı azalmasına rağmen cari açık hızla artmaya devam ediyor. Yabancıların getirdiği kaynağın miktarı cari açığın yarısını bile finanse edemiyor. Bu açmazın doğrudan sonucu kurların hızla ve sürekli yükselmesi olarak karşımıza çıkıyor. Kurların ve enflasyonun yükselmesi, faizlerin yükselmesine yol açıyor. Böylece kur artışı, faiz artışı ve enflasyon artışının birbirini ürettiği bir sarmal ortaya çıkıyor.

20.7.2018 - İstanbul'da 200 binden fazla konut boş duruyor Gayrimenkul veri analizi platformu Endeksa’nın ‘İstanbul’da Güncel Satılık Konut Stoğu’ başlıklı araştırmasına göre, İstanbul’da 220 binden fazla konut satılamayarak elde kaldı. Endeksa’nın 440.000 verinin incelendiği İstanbul’da geçen yıl 238.383 adet, bu yılın ilk yarısında ise 109.319 adet konut satıldı. Kentte son 1.5 yılda 347.702 adet konut satılmasına rağmen, halen yüz binlerce ev satılmayı bekliyor.En fazla satılmayı bekleyen konutların bulunduğu ilçeler arasında ilk sırada 32.648 konutla Esenyurt başı çekerken, bu rakam ilçedeki toplam konut sayısı yüzde 7.78’ine denk geliyor.

http://gazetemanifesto.com/2018/07/20/istanbulda-200-binden-fazla-konut-elde-kaldi/


26.7.2018 - Yoksulluk sınırında büyük artış Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş), Temmuz 2018’e dair ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırmasının sonuçlarına göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1738 TL, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 5.662.46 TL oldu.Geçen yıl temmuz ayında ‘açlık sınırı’ 1497, yoksulluk sınırı ise 4.878 TL olarak belirlenmişti.

http://gazetemanifesto.com/2018/internete-baglanmayinca-pompali-tufekle-isyeri-basti-193092/


27.7.2018 - En çok harcama konuta ve kiraya Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geçen yıla ilişkin "hane halkı tüketim harcaması" istatistiklerini yayımladı.Buna göre, Türkiye genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24,7 ile konut ve kira harcamaları aldı, gıda ve alkolsüz içeceklere harcamaların payı yüzde 19,7 oldu.Hane halkları, toplam harcamalarının yüzde 2,2'sini sağlık, yüzde 2,3'ü ise eğitim hizmetlerine yaptı.Hane halkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak hesaplanan eşdeğer fert başına aylık ortalama tüketim harcaması 2016'da bin 642 lira iken geçen yıl bin 854 lira olarak tahmin edildi.Ulaştırma harcamalarının payı geçen yıl 2016 yılına göre 0,5 puanlık artışla yüzde 18,2'den yüzde 18,7'ye yükseldi. Gıda ve alkolsüz içecek harcamalarının payı yüzde 19,5'ten yüzde 19,7'ye, çeşitli mal ve hizmet harcamalarının payı yüzde 4,2'den yüzde 4,4'e, sağlık harcamalarının payı yüzde 2'den yüzde 2,2'ye, alkollü içecekler, sigara ve tütün grubunun payı da yüzde 4,4'ten yüzde 4,5'e yükseldi.Lokanta ve otel harcamalarının payı yüzde 6,4'ten yüzde 6,2'ye, giyim ve ayakkabı harcamalarının payı yüzde 5,2'den yüzde 5'e, eğlence ve kültür harcamalarının payı ise yüzde 2,8'den yüzde 2,7'ye düştü.Gelire göre sıralı yüzde 20'lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının geçen yılki dağılımına bakıldığında, birinci yüzde 20'lik grupta (en düşük gelir grubu) yer alan hane halklarının konut ve kira harcamalarına yüzde 31,9, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 28,6, ulaştırma harcamalarına yüzde 10,2, mobilya ve ev eşya harcamalarına yüzde 5,7 pay ayırdığı görüldü.En yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20'lik grupta yer alan hane halkları ise ulaştırma harcamalarına yüzde 23,9, konut ve kira harcamalarına yüzde 20,9, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 14,6, lokanta ve otel harcamalarına yüzde 7,1 pay ayırdı.https://www.dunya.com/ekonomik-veriler/en-cok-harcama-konuta-ve-kiraya-haberi-423671


İşçi Yaşamından


12.7.2018 - Soma patronuna verilen ceza, trafik kazası cezasıyla aynı Manisa Barosu Başkanı Ali Arslan, Soma'da 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 5'i tutuklu, 51 sanığın yargılandığı davada verilen cezalara ilişkin olarak değerlendirmede bulundu. Arslan, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan'a verilen 15 yıl hapis kararının, yine aynı mahkemede görülen davada, Manisa'nın Gölmarmara ilçesinde meydana gelen ve 15 tarım işçisinin öldüğü kazanın ardından yargılanan süt tankeri sürücüsüne verilen ceza ile aynı olduğuna dikkat çekti. Soma'da 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen faciada, 301 madencinin yaşamını yitirmesinin ardından başlatılan adli soruşturmada, 5'i tutuklu 51 sanık hakkında, 'olası kastla öldürme', 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma', 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama' suçlarından 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan dava dün sonuçlandı. Buna göre; sanıklardan, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan 15 yıl, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru 22 yıl 6 ay, maden mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik 18 yıl 9 ay, maden mühendisi Ertan Ersoy 18 yıl 9 ay, tutuksuz yargılanan sanıklardan emniyet teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik 11 yıl 8 ay, maden mühendisleri Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık 10 yıl 10'ar ay, Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Sevinç, çalışanlardan Hilmi Karakoç, Mehmet Eres, Hüseyin Alkan, Fuat Ünal Aydın 8 yıl 4'er ay ve Murat Bodur 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildi. Aralarında Alp Gürkan'ın da bulunduğu 37 sanık ise beraat etti. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği karara acılı aileler tepki gösterirken, hukukçulardan da eleştiriler geldi. 301 madencinin ölümünden sorumlu tutulan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan'a 15 yıl hapis cezası veren Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nin, Manisa'nın Gölmarmara ilçesinde 6 Temmuz 2015 tarihinde 15 tarım işçisinin öldüğü trafik kazasının ardından yargılanan tanker sürücüsü Ercan İşeli'ye aynı cezayı verdiği hatırlatıldı. Tanker sürücüsü İşeli'ye verilen 15 yıllık hapis cezasının Yargıtay tarafından da onandığı belirtildi. http://m.t24.com.tr/haber/manisa-barosu-baskani-soma-patronuna-verilen-ceza-trafik-kazasi-cezasiyla-ayni,670099


12.7.2018 - Teknosa'da işçi kıyımı: Performans bahanesiyle tazminatsız işten atıyorlar Türkiye genelinde 200'den fazla mağazaya sahip teknoloji ürünleri perakendecisi Teknosa'da son bir ay içerisinde "performans düşüklüğü" bahane edilerek 350'ye yakın çalışan tazminatsız bir şekilde işten çıkarıldı. Son iki yıldır mağaza sayısının azalacağı ve küçüleceği haberleriyle gündeme gelen Teknosa'nın, işçi sayısını en az maliyetle azaltmak için böyle bir yola başvurduğu iddia edildi. http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/teknosada-isci-kiyimi-performans-bahanesiyle-tazminatsiz-isten-atiyorlar-242641


16.7.2018 - Geçen yıl 83 milyon litreden fazla içki, 106 milyardan fazla sigara satıldı Türkiye’de geçen yıl 83 milyon litreden fazla içki, 106 milyar adet fazla da sigara satıldığı bildirildi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verilen cevaba göre geçen yıl Türkiye’de tüketilen içki miktarı 83 milyon 635 bin 803 litre, sigara miktarı ise 106 milyar 223 milyon 754 bin 440. Bu miktarlar üzerinden perakende satış hasılatı ise 55 milyar 966 milyon 662 bin 595 TL. http://www.diken.com.tr/gecen-yil-83-milyon-litreden-fazla-icki-106-milyardan-fazla-sigara-satildi/


17.7.2018 - Cengiz Holding işçiye silah çekti Cengiz Holding’e ait olan Murgul Eti Bakır AŞ’de greve çıktıkları için işten atılan ve işe iade davasını kazanan işçilere patron ve yanındakiler tarafından silah çekildi, saldırıyı izleyen jandarma işçileri gözaltına aldı. artvinden.com’da yer alan habere göre işçileri çeşitli bahanelerle oyalamaya çalışan şirket yetkilileri en son 17 Temmuz 2018 tarihine randevu verdiler. Sabah şirket merkezine gelen işçilerin üzerine şirket yetkilisi Sinan Kabaloğlu ve güvenlik görevlisi Hakan aracını sürdü. İşçiler ölüm tehlikesi atlattılar. Diğer güvenlik görevlisi Süleyman Erdoğan işçilerin üzerine silah doğrulttu ve havaya ateş açtı. Tüm bu saldırganlıklara hiçbir müdahalede bulunmayan jandarma, saldırıya uğrayan işçileri gözaltına aldı. İfadeleri alınan işçiler savcılıktan serbest bırakıldı.https://web.archive.org/save/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/sinif/haber/-/cengiz-holding-isciye-silah-cekti/


18.7.2018 - Almanya ihracatta rekor kırıyor, peki Alman işçileri ne durumda Die Linke (Sol Parti) milletvekili Sabine Zimmermann’ın Almanya’da emeklilerin durumuna dair federal hükümete verdiği soru önergesine hükümet tarafından geçen hafta içinde cevap verildi.2016 sonunda, neredeyse her iki emekliden birisinin Alman Emeklilik Sigortası’ndan ayda 800 eurodan az bir ücret aldığı görüldü. Verilere göre, emekli maaşlarının yüzde 48’i 800 euronun ve yüzde 62’si de 1.000 euronun altında. 800 euronun altında aylık alan 8,6 milyon emeklinin yüzde 27’sini erkekler, yüzde 64’ünü kadınlar oluşturuyor.Üstelik Bu rakamlar brüt ücretler. Almanya’da, en az 40 yıl çalıştıktan sonra kadınlar 65, erkekler 67 yaşında emekli olabiliyor.40 yıl çalıştıktan sonra emekli olan bir işçi emeklisi, o da ikametgah ettiği evde eğer eski bir kiracıysa, aldığı aylığın en az %75’ini kiraya vermek zorundadır. Almanya’da, hanelerin %16,5’nin faturalarını ödeyemediği için elektriği kesik.https://web.archive.org/web/20180720115459/http://www.kizilbayrak40.net/ana-sayfa/duenya/haber/-/zengin-fakir-uelkede-emekcilerin-durumu-ve-goerevleri/


24.7.2018 - 3 ayda 150 tarım işçisi hayatını kaybetti İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİG) verileri paylaşıldı. İSİG verilerine göre, Türkiye'de 2018 yılının Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında tarım sektöründe toplamda 150 kişinin hayatını kaybettiği kayıtlara geçti.http://www.haberekspres.com.tr/haber/amp/117531?__twitter_impression=true


28.7.2018 - OHAL'li iki yılda iş cinayetleri yüzde 14 arttı: En az 3 bin 960 işçi yaşamını yitirdi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin OHAL'de iş cinayetleri raporu yayımlandı.21 Temmuz 2016-18 Temmuz 2018 tarihleri arasında devam eden OHAL koşullarında Türkiye'de iş cinayetleri yüzde 14 oranında arttı. Bu tarihler arasında en az 3 bin 960 işçi çeşitli iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/ohalli-iki-yilda-cinayetleri-yuzde-14-artti-en-az-3-bin-960-isci-yasamini-yitirdi

28.72018 - Ülkenin yüzde 20'si haftada 60 saatten fazla çalışıyor Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), yarı ve tam zamanlı haftalık çalışma saatlerine ilişkin ayrıntılı bir çalışma yayımladı.2016 verilerini baz alan ve haftalık 60 saat ve üzeri çalışan emekçilerin ülke genelindeki genel istihdama oranlandığı tabloda, Türkiye yüzde 20,9 ile OECD ülkeleri arasında birinci konumda. İkinciliği ve üçüncülüğü ise Kolombiya ve Kosta Rika takip etmekte.Veriler, Türkiye'nin haftalık çalışma saatlerinde her yaş ve yıl araştırmasında tablonun ya birincisi ya da üst sıralarında yer aldığını göstermekte. Toplam istihdam ortalamasında Türkiye'de haftalık çalışma saatlerinin 46,5 saat olduğu görülmekte. 2017 verilerine göre birinci konumda olan Türkiye'yi Kolombiya, Kosta Rika ve Güney Afrika takip etmekte. Bu durum, İş Kanunu ile kısıtlanan "en fazla çalışma saati" düzenlemesine aykırı.4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesine göre haftalık çalışma süresi 45 saat, kanun aksi kararlaştırılmadıkça bu sürenin çalışma günlerine eşit olarak dağıtılacağını hükme bağlanmakta. Buna göre, haftanın altı günü çalışılan bir işyerinde günlük çalışma süresi 7,5 saat olmak durumunda. Yarı zamanlı işlerse, aynı iş kanununa göre, haftalık tam zamanlı mesainin üçte ikisi, yani 30 saatle kısıtlanmak zorunda. Tablodaki veri bunun uygulanmadığını göstermekte.OECD verilerine göre, dünyada haftalık 60 saat ve üzeri çalışmanın ortalamasının yüzde 5,1 olduğu araştırmada, Türkiye'de kayıtlı çalışan emekçilerin yüzde 20,9'u 60 saat ve üzerinde haftalık mesai yapmakta. Yapılan araştırma 2016'ya, sitedeki istatistikler ise 2017 verilerine kadar bilgi sunmakta. Ancak, OECD'nin topladığı veriler, yalnızca kayıtlı istihdamın verilerini içermekte. Genç nüfusun büyük bir bölümü geçici olan, sirkülasyonun çok yüksek olduğu sektörlerde kayıt dışı çalışırken, veriler ne kadar güvenilir?

 http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/buzdaginin-gorunen-yuzu-ve-genc-isciler-ulkenin-yuzde-20si-haftada-60-saatten-fazla


31.7.2018 - Hindistan’da bir aile yoksulluk nedeniyle intihar etti Hindistan'ın doğusundaki Ranchi kentinde 7 kişilik bir ailenin tüm üyeleri kendilerini asarak topluca intihar etti. Tavana asılı halde bulunan aile üyeleri arasında 2 çocuk da var. Ailenin yaşamına son veren en yaşlı üyesinin ise 75 yaşındaki Narayana olduğu açıklandı. Polisin verdiği bilgiye göre, aile fertleri arkalarında 15 sayfalık bir intihar notu da bıraktı.BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan Başkomiser Anish Gupta, “İlk bulgular intihara işaret ediyor. Ayrıca ailenin mali krizde olduğuna dikkat çeken notlar bulduk.


İşçi Mücadeleleri


2.7.2018 - Torbalı'da tarım işçilerinin birliği ve iş bırakma, kısmi zam getirdi İzmir Torbalı'da çalışan Türkiyeli ve Suriyeli tarım işçilerinin yevmiyelerin artırılması için kurdukları birlik ve iş bırakma, kısmi zam getirdi. Torbalı'da tarlalarda çalışan tarım işçilerinin yevmiye artışı talebini bazı tarla sahiplerinin kabul etmesi üzerine işçilerin bir kısmı iş başı yaparken geriye kalan tarım işçileri ise tarlaya çıkmadı.11 liralık zam talebi bazı tarla sahipleri tarafından kabul gördü. Zam talepleri gerçekleşen işçiler tarlaya çıkarken diğer işçiler bugünü dinlenerek geçirdi. İlçede binlerce Türkiyeli ve Suriyeli tarım işçisi de bulunuyor. Geçtiğimiz yıllarda tarla sahipleri tarafından birbirine düşman edilen işçiler bu sefer birlikte hareket ediyor.

http://www.guvenlicalisma.org/19556-torbalida-tarim-iscilerinin-birligi-ve-is-birakma-kismi-zam-getirdi


7.7.2018 - Market işçileri AVM’lerdeki eylemlerine devam ediyor Market işçilerinin alışveriş merkezlerinde düzenlediği eylemler bugün de devam etti. İşçiler Özdilek, Kanyon ve Metro City adlı AVM’lerdeki Migros, Media Markt, Makro Center mağazaları önünde protesto gösterisi yaptı. İşçiler Flormar mağazası önünde de bir açıklama yaparak direnişteki Flormar işçilerine dayanışma mesajı gönderdi. Öte yandan AVM yetkililerinin sendikaya yazı göndererek eylemlere izin vermeyecekleri ve suç duyurusunda bulunacakları tehdidinde bulunduğu ifade edildi. Nakliyat-İş tarafından yapılan açıklamada “İşçilerin haklarını gasp eden Migros, Makro Center, Media Markt ve Metro’nun sıkıştıkça baskıları ve tehditleri artırmaya başladılar. 5 Temmuz günü yapılan eylemde Meydan AVM yetkilileri işçiler için savcılıktan gözaltı kararı çıkartmıştı. Bugün ise Özdilek AVM ve Kanyon AVM’nin yönetimleri ayrı ayrı sendikamıza faks ve e-posta göndererek AVM’lerde basın açıklaması yapılamayacağını, güvenlik zafiyetinin yaşanacağını, herhangi bir olumsuzluğun yaşanmasında AVM yönetiminin sorumlu olmayacağını ve 2911 sayılı Kanunun 23. Maddesi gereği savcılık makamına suç duyurusunda bulunacaklarını belirtmişlerdir” denildi. http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/market-iscileri-avmlerdeki-eylemlerine-devam-ediyor-242185


8.7.2018 - İşçi eylemleri bir önceki yıla göre 1.8 kat arttı: 2017’de 77 bin işçi eyleme çıktı Emek Çalışmaları Topluluğu 2017 yılına ait İşçi Sınıfı Eylemleri Raporu’nu hazırladı.Rapora göre 2017 yılı içinde basına yansıyan bin 313 işçi ve memur eylemi gerçekleşti. Bir başka ifadeyle gün başına düşen ortalama eylem sayısı 3,6 oluyor. Bu eylemler arasındaki vakaları incelediğimizde de toplam vaka sayısının 607 olduğunu görüyoruz. Bu vakalar arasında ise iş yerinden kaynaklanan eş zamanlı ya da yakın aralıklarla organize edilen eylem sayısı 430 iken çalışma hayatına yönelik genel taleplerin dile getirildiği genel eylem sayısı 144 ve bir iş yeri eyleminde devam eden bir mücadeleyle dayanışma için yapılan eylem sayısı ise 33 olarak veriliyor.Bu veriler bir önceki yıl gerçekleşen eylem sayısıyla kıyaslandığında, işçi eylemleri sayısında 1.8 kat artış olduğu gözlemleniyor. Raporda bu artışın sebebi olarak ise metal işkolu olan MESS grubuna bağlı 59 iş yerinde tespit edilen 297 eylem ile yayınlanan KHK’lar ile kamu kurumlarından atılan memurların farklı illerde gerçekleştirdikleri eylemler gösteriliyor. KHK’lar sebebiyle işten atılan kişilerin düzenlediği 336 tekil eylem bulunuyor.Eylemlere katıldığı tespit edilen yaklaşık işçi sayısı 77 bini buluyor. Bu işçilerin yüzde 44 ünü özel sektörde çalışan kadrolu işçiler, yüzde 24’ünü memurlar, yüzde 13’ünü özel sektör firmalarında çalışan taşeron işçiler, yüzde 11’ini ise kamu kurumlarında çalışan taşeron işçiler oluşturuyor.İş yeri temelli eylemlere baktığımızda en çok kullanılan eylem tipi yüzde 64 ile basın açıklaması oluyor. Basın açıklamasını ise sırayla yüzde 23 ile fiili grev, yüzde 11 ile kalıcı direniş takip ediyor. Bu eylemlerin yüzde 33 gibi bir oranında ise üretim ya duruyor ya da yavaşlıyor.İşçi eylemleri arasında en sık karşılaşılan nedeni yüzde 24 oran ile toplu iş sözleşmesi sırasında yaşanan sorunlar oluşturuyor. Raporda sene sonunda Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası ile devam eden toplu iş sözleşmesi sürecinde gerçekleşen 59 eylem bu kategorideki artışın sebebi olarak sunuluyor. Toplu iş sözleşmesini takiben en çok görülen eylem nedenleri arasında işten atma, işteyken ücret gaspına uğrama, KHK ile işten atma/ açığa alınma/ sürgün ve sendikalaşma yer alıyor.2016 yılında ortalama eylem süresi 10 gün iken bu sayı 2017 yılına ait verilerde 21,8 güne çıkıyor. Eylemlerin çoğu bir günden az sürerken yüzde sekizlik kısmı da 61 günden uzun sürdüğü belirtiliyor.Araştırmanın diğer bir çarpıcı sonucuna göre 49 tane vakada işçilerin işten atıldığı tespit ediliyor. Mücadele nedeniyle işte çıkarılan işçi sayısı bin 376 iken, 857 kişi de sendikalaştığı için işten atılıyor.Vakaların gerçekleştiği iş kollarına baktığımızda ise en büyük alanın vakaların dörtte birini oluşturan metal sektörü olduğunu görüyoruz. İnşaat sektörü vakaların yüzde 12’sini oluştururken, genel işler kategorisi yüzde 10’unu, eğitim sektörü yüzde sekizini, giyim sektörü yüzde yedisini oluşturuyor. Metal sektöründeki eylemlere baktığımızda en çok kitlesel eylemin de bu sektörde yaşandığını görüyoruz.Eylemlerin yüzde 71 gibi bir oranında eylemi örgütleyen bir sendika mevcut. Sendika dağılımlarında ise Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (TÜRK-İŞ) bağlıTürk-Metal yüzde 13’er Eğitim-Sen ise yüzde 12 paya sahip. Taşeron işçi vakalarını en çok örgütleyen sendika olan yine DİSK’e bağlı Genel-İş ise yüzde 11 oranına sahip.Eylemcilerin cinsiyetlere göre dağılım oranına da bakılan raporda eylemlerin yüzde 29’unda kadın katılımının görünür bir şekilde mevcut olduğu söyleniyor. Bu oran 2016 yılındaki yüzde 32 oranıyla karşılaştırıldığında kadın oranlarında bir düşüş göze çarpıyor. Sadece kadınlardan oluşan eylem sayısı yüzde 3 iken kadınların ağırlıkta olduğu eylem sayısı yüzde 4, kadınlar ve erkeklerin eşit sayıda olduğu eylem oranı ise yüzde 22 olarak veriliyor.

 https://gazeteyolculuk.net/isci-eylemleri-bir-onceki-yila-gore-artti-2017de-77-bin-isci-eyleme-cikti


17.7.2018 - CSUN işçilerinden İŞKUR önünde eylem Fabrikada üretimin durmasıyla birlikte aylardır maaşlarını alamayan CSUN işçileri, Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İstanbul İl Müdürlüğü önünde eylem gerçekleştirdi. İŞKUR’a yakın bir mesafede araçlarından inen işçiler “Çinli patronu uyarıyoruz CSUN’u biz batırmadık. Bedelini de biz ödemeyeceğiz” pankartını açarak yürüyüşe geçtiler. Binanın bulunduğu ara sokak polis barikatıyla kesilirken basın açıklaması burada yapıldı.Çin Konsolosluğu ile yaptıkları görüşmeye de değinen Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu , “Çin devletinin buraya yaptırım yapma şansı oradaki yasalara göre bulunmuyor” dedi. Son çare olarak İŞKUR önüne geldiklerini söyleyen Serdaroğlu, “Eğer burada da işçilerin yaşadığı sorunlara sağır kalınırsa bunun arkası da gelecektir” diye konuştu.

https://web.archive.org/web/20180721115504/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/sinif/haber/-/csun-iscilerinden-iskur-oenuende-eylem/


18.7.2018 - İşten atılanların yerine Çinli işçiler getirildi Kolin Şirketler Grubu bünyesinde yer alan Hidro-Gen A.Ş. tarafından Manisa’nın Soma ilçesinde yapımı devam eden Soma Kolin Termik Santral inşaatında çalışan 2 bin taşeron işçi, geçtiğimiz Nisan ayında işten atıldı.İşlerine son verilen işçilerin yerine çalışmak üzere ise, Çinli işçiler getirildiği ileri sürüldü. Bu iddia, hali hazırda santral inşaatında çalışmayı sürdüren ismini vermek istemeyen işçiler tarafından dile getirildi.Paylaşılan bilgilere göre, yapımı süren termik santrale mühendislik hizmetleri verip, teknolojik ekipman tedariki yapan Çinli şirket Harbin Electric International (HEI) arabuluculuğunda ilk etapta 500 adli Çinli işçi, santral inşaatında çalıştırılmak üzere Soma’ya getirildi. Getirilen bu Çinli işçilere ödenmesi kararlaştırılan ücret miktarı ise, sadece 300 Dolar.00 Çinli işçi, hemen işe başlatıldı. 4 bin 500 yerli işçinin çalıştırıldığı inşaatta hali hazırda teknik personellerle birlikte 650 Çinli çalıştırılıyor. Ancak Çin’den yakın zaman içerisinde 2 bin işçinin daha getirilmesinin planlandığı öğrenildi. Getirilen Çinli işçiler, diğer işçilerden ayrı bir noktada kendileri için ayrılan koğuşlara yerleştirildi.https://www.artigercek.com/isten-atilanlarin-yerine-cinli-isciler-getirildi


26.7.2018 - Süperpak işçilerinin grevi 36. günü geride bıraktı Selüloz-İş sendikasında örgütlü Süperpak işçilerinin direnişi 36. gününde karalılıkla devam etti. Ambalaj üreticisi Avusturya firması MM Süperpak patronu ile şirketin İzmir, Karaman ve Antep’teki fabrikalarında toplu sözleşmede anlaşamadıkları için işçiler greve çıkmıştı.<https://web.archive.org/save/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/sinif/haber/-/sueperpak-iscilerinin-grevi-36-guenue-geride-birakti/


27.7.2018 - DHL Express'te direnen işçiler kazandı: Patron sendikayla masaya oturacak DHL Express'te Tüm Taşıma İşçileri Sendikası'na (TÜMTİS) üye oldukları için işten çıkartılan işçilerin bir yıldır işyeri önünde sürdürdükleri direniş sonuç verdi. İşveren, toplu sözleşme görüşmeleri için TÜMTİS'le masaya oturmayı kabul etti. Sendikalaşma mücadelesi veren DHL Express çalışanları, yargı mücadelesinin ardından toplu sözleşme görüşmesini de kazandı. TÜMTİS, "sendikalaşma mücadelesinin başarıya ulaşmasında gösterilen sınıf dayanışması" nedeniyle emek örgütlerine teşekkür etti.http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/dhl-expresste-direnen-isciler-kazandi-patron-sendikayla-masaya-oturacak-243965


31.7.2018 - Flormar direnişinde 78. gün Sendikalaştıkları için işten atılan Flormar işçilerinin direnişi 78. günü geride bıraktı. Direnişin 78. gününde direniş alanında sendikal eğitim verildi. Petrol-İş Sendikası Eğitim Uzmanı Erhan Kaplan tarafından direnişçi işçilere verilen eğitimde sendikanın ne anlama geldiği, sendikalı işçinin hakları ve görevleri anlatıldı. Direnişçi işçiler içerideki arkadaşlarına molalarda ve çıkışta çağrı yapmaya devam ettiler.https://web.archive.org/web/20180801180449/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/sinif/haber/-/flormar-direnisinde-78-guen/


Dünyadan Mücadeleler


5.7.2018 - Fransa'da neler oluyor; polis bir genci öldürdü, şiddeti protesto eden gençler çok sayıda bina ve aracı ateşe verdi Çıkan olaylarda 11 kişi gözaltına alındı Fransa'nın Nantes şehrinde 22 yaşında bir gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından çıkan olaylarda pek çok bina ve araç ateşe verildi, 11 kişi gözaltına alındı. Fransa Başbakanı Édouard Philippe, dün gece 19 kişinin tutuklandığını, tutuklananlardan 11 kişinin gözaltına alındığını belirterek şiddeti güçlü şekilde kınadığını ifade etti. Başbakan Phillippe ''Gencin nasıl öldüğünün tüm şeffaflığıyla ortaya çıkmasını talep edeceğiz'' açıklamasında bulundu. Nantes Belediye Başkanı, Sosyalist Parti'li Johanna Rolland'da benzer bir açıklama yaparak, gerçeklerin ortaya çıkması için şeffaflık çağrısında bulundu. AFP'nin aktardığına göre polis tarafından kimlik kontrolü esnasında öldürülen gencin yaşadığı mahallede akşam saatlerinde 40'ın üzerinde araç ateşe verilirken küçük gruplar polisle çatıştı. Tutuklananlar arasında reşit olmayan 4 kişinin yer aldığı belirtildi. Çıkan olaylarda kamuya açık 7 bina ateşe verildi. Binalar arasında bir kreş, kütüphane, eczane ve belediye binası da yer aldı. Onlarca dükkan tahrip edildi. Polis karakolunun bahçesindeki bir araç molotof kokteyli atılarak yandı. Olaylarda bir polis memuru hafif yaralanırken bir polis memurun kaskında tüfek mermisinden kaynaklanabileceği belirtilen darbe izine rastlandığı ifade edildi. Mahalle sakinleri eylemelerin ardından gençlere tepki gösterirken, bir kısmı da polisin gerekli önlemi almadığını savundu. (...) Öte yandan bugün saat 18.00'da ölen gencin yaşadığı Breil Mahallesi'nde 'Beyaz Yürüyüş' olarak adlandırılan yürüyüş gerçekleştirilecek. http://m.t24.com.tr/haber/fransada-neler-oluyor-polis-bir-genci-oldurdu-siddeti-protesto-eden-gencler-cok-sayida-bina-ve-araci-atese-verdi,667578

 

12.7.2018 - Yeni Zelanda'da 30 bin hemşire greve gitti Yeni Zelanda'da 30 bin hemşire 24 saatliğine greve gitti. Çalışma koşullarına tepki gösteren hemşirelerin grevi, son 30 yılda yaşanan ilk benzer grev oldu. Hükümetin hemşirelerin taleplerini kabul etmemesinin ardından yaşanan grev sebebiyle kimi ameliyatlar iptal oldu, acil durumda olmayan hastalar taburcu edildi. Hemşireler aşırı çalışma saatlerinden, düşük ücretlerden ve güvensiz iş koşullarından rahatsızlıklarını dile getiriyor. Yeni Zelanda Başbakanı ise, grev kararından dolayı "büyük hayal kırıklığına uğradığını" söylüyor.

http://haber.sol.org.tr/dunya/yeni-zelandada-30-bin-hemsire-greve-gitti-242587


14.7.2018 - Irak'ta gösteriler büyüdü: Başkentte internet kesildi Irak’ın güneyinde hizmet yoksunluğu ve elektrik kesintileri nedeniyle devam eden halk gösterileri başkent Bağdat’a sıçradı. Bağdat’ın batısındaki Şiilerin yoğunlukta yaşadığı eş Şule bölgesinde de vatandaşlar sokağa dökülerek hükümet karşıtı gösteri düzenledi. Göstericiler, ana caddede toplanarak yetkilileri istifaya çağırdı. Irak güvenlik güçlerinin eylemleri bastırmak için harekete geçti. Güvenlik güçleri hükümet binalarının bulunduğu korunaklı Yeşil Bölge’ye çıkan yolları kapattığı görüldü.AA muhabirinin, Bağdat’ta hizmet veren internet firmalarından edindiği bilgiye göre, ilgili bakanlık başkentte internet erişimini durdurdu. Gösterilerin Bağdat’ın diğer bölgelerine de yayılmasından endişe ediliyor. Irak’ın güney kentlerindeki hizmet yoksunluğu ve elektrik kesintileri sebebiyle başlayan gösteriler ise sürüyor. Göstericiler, bu kentlerdeki Şii parti binalarını ateşe vermişti.https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2018/07/14/irakta-gosteriler-buyudu-baskentte-internet-kesildi/


15.7.2018 - Haiti'de yakıta zam planını protestolar, başbakanın istifasını getirdi Haiti Başbakanı Jack Guy Lafontant, hükümetin geri çektiği akaryakıta zam planına karşı düzenlenen protestolarda yaşanan şiddet olaylarının ardından istifa etti. Lafontant, Temsilciler Meclisi'nde yaptığı konuşmada, istifa mektubunu Devlet Başkanı Jovenel Moise'ye sunduğunu belirtti. Milletvekilleri, Lafontant'dan, 6-8 Temmuz'da düzenlenen protestolarda yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili sorulara cevap vermesini istemişti. Haiti'de akaryakıta yüzde 38 ila 51 zam yapma planı üzerine 6 Temmuz'da gösteriler patlak vermiş, hükümet, ertesi gün planı rafa kaldırmıştı. Gösteriler sırasında en az 7 kişi yaşamını yitirmişti. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807151034291203-haiti-yakit-zam-protesto-basbakan-istifa/


17.7.2018 - Delhi’de 2 milyon işçi grev yapacak Hindistan’ın en büyük ikinci metropolü Delhi’de, 11 sendikanın çağrısıyla çeşitli sektörlerden emekçiler 20 Temmuz’da 1 günlük grev yapacak. NewsClick’in aktardığına göre, 2 milyondan fazla işçi kötü çalışma koşullarına ve sefalet ücretlerine karşı bir kez daha alanlarda olacak.Resmi kayıtlara göre, Delhi’de 300 bin civarında mikro, küçük ve orta ölçekli işletme ve yaklaşık 9 bin kayıtlı fabrika bulunmaktadır. Ancak yüzbinlerce işçi “kayıt altında” değildir.Delhi, ulaşım, kira, okul masrafları ve sağlık harcamalarının, işçilerin ücretlerinin büyük bir kısmını yuttuğu çok pahalı bir şehir. Emekçilerin çoğunluğu uzak köylerden gelen göçmenler olduğu için, ücretlerin bir başka kısmı köylerdeki ailelere geri dönüyor. Çoğu işçi, gecekondu mahallelerinde derme çatma mekanlarda kalmaktadır. Çalışma koşulları son derece ağır; Günde 10-12 saat çalıştırılıyorlar. İş güvenliği ve güvenceli iş yoksunluğu had safhada. Hükümet asgari ücretin 13 bin 896 Rs olduğunu ilan etti bu yıl. Ama “kayıt dışılık” ve hükümet denetiminin doğru dürüst yapılmadığı koşullarda işçilerin büyük bölümü bu asgari ücrete bile “erişemiyor”. Bu yüzden, sendikalar aylık asgari ücretin en az 20 bin olması gerektiğini savunuyor.İşçilerin diğer talepler arasında, kadın işçilere eşit ücret ve imkanlar sağlanması, Anganwadi ve ASHA gibi yarı-resmi, kamusal ama enformel olan sağlık-bakım alanlarında çalışan emekçilerin kadrolu hale getirilmesi, bu kapsamda “sözleşmeli” çalışmaya son verilmesi gibi talepler var.http://www.yasanacakdunya.org/delhide-2-milyon-isci-grev-yapacak/amp/


27.7.2018 - Irak'ta gösteriler devam ediyor Bağdat'taki Tahrir Meydanı'nda toplanan göstericiler, artan işsizliği, kamu hizmeti yoksunluğunu ve yolsuzlukları protesto etti.Güvenlik güçlerinin oluşturduğu bariyeri aşmak isteyen göstericilerle askerler arasında arbede yaşandı. Bağdat'ın yanı sıra ülkenin güneyinde de benzer gösteriler düzenlendi.Ülkenin güney vilayetlerinde işsizlik sorunuyla başlayan gösteriler, elektrik kesintisiyle daha da tırmanmıştı. Basra, Musenna, Zikar, Meysan ve Necef'ten kısa bir süre sonra, 14 Temmuz'da gösteriler başkent Bağdat'a sıçramıştı.

https://www.dunya.com/dunya/irakta-gosteriler-devam-ediyor-haberi-423725


28.7.2018 - Rusya'da onbinler emeklilik yasasına hayır dedi Rusya'da Moskova başta olmak üzere birçok kentte emeklilik reformunu protesto etmek üzere onbinlerce kişi sokağa çıktı. Rusya Federasyonu Komünist Partisi'nin (RFKP) çağrısıyla düzenlenen eylemlerde emeklilik yaşını yükselten yasa tasarısının iptali istendi.Moskova'da yapılan mitingde "Sen emekli ol Putin" sloganları atılırken, "Emekli aylıklarımızla geçinmek istiyoruz, çalışırken ölmek değil" yazılı dövizler taşındı.Devlet Başkanı Putin, Mart ayında yapılan seçimler öncesinde emeklilik yaşının yükseltilmeyeceğini söylemişti. Ancak Meclise getirilen yeni yasa tasarısı ülkede emeklilik yaşının erkeklerde 60'tan 65'e kadınlardaysa 55'ten 63'e çıkarılmasını öngörüyor.Putin'in partisi Birleşik Rusya Partisi tarafından desteklenen emeklilik planına karşı başlatılan imza kampanyasına bugüne kadar yaklaşık üç milyon Rusya vatandaşı destek verdi. Devlete bağlı kamuoyu araştırma şirketi VTsIOM'un yayımladığı sonuçlara göre, Putin'in başkanlığına Mayıs ayındaki yüzde 80 oranındaki destek bu ay yüzde 64'e geriledi. Bu düşüşe emeklilik reformunun etkisinin büyük olduğu ifade ediliyor.

http://haber.sol.org.tr/dunya/rusyada-onbinler-emeklilik-yasasina-hayir-dedi-244056


Emperyalist Rekabet


1.7.2018 - 'Hindistan, S-400 anlaşmasını onayladı' Times of India’nın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Hindistan’da savunma alımlarından sorumlu konsey, Rusya’dan S-400 sevkiyatına ilişkin anlaşmaya onay verdi. Kaynak "S-400 anlaşması, şimdi netlik kazanması ve nihai onay için Maliye Bakanlığı’na ve başbakanın yönetimindeki Kabine Güvenlik Komitesi’ne gönderilecek" ifadelerini kullandı. Hindistan Savunma Bakanı Nirmala Sitharaman, Yeni Delhi ve Moskova’nın S-400 sevkiyatına yönelik müzakerelerde sona yaklaşıldığını söylemişti. ABD, S-400 satın alması halinde Hindistan’a yaptırım uygulamakla tehdit etmişti. Türkiye de ABD’nin benzer tehditlerine rağmen sistemlerden vazgeçmemişti. https://tr.sputniknews.com/savunma/201807011034093863-hindistan-s400-anlasma-onayladi/


2.7.2018 - AB'den ABD'ye 294 milyar dolarlık misilleme uyarısı AB Komisyonu'nun yaşanan karşılıklı ticari anlaşmazlıklar konusunda ABD Ticaret Bakanlığı'na gönderdiği mektup basına sızdı. Mektupta, ABD tarafından araba ve yedek parçalara ilave gümrük vergisi uygulanmasının gereksiz ve ekonomik olarak anlamsız olduğu, çelik ve alüminyum deneyimleri uyarınca yapılan ön incelemelere göre, ABD'nin Avrupa arabaları ve parçalarına yüzde 25 oranında ilave gümrük vergileri uygulaması kararının 294 milyar dolara ulaşan karşı tedbirlere neden olabileceği belirtildi. Söz konusu verginin ABD ekonomisine başlangıçta 13-14 milyar dolar olumsuz etki edeceğine dikkat çekilen mektupta, bunun cari dengeyi de olumsuz etkileyeceği kaydedildi. Mektupta, Avrupalı otomobil üreticilerinin geçen yıl ABD'de 2,9 milyon araç ürettiği, bunun ABD otomobil üretimin yüzde 26'sı olduğu ve yüzbinlerce kişiye istihdam sağladığı ifade edildi. ABD Başkanı Trump, 9 Mart'ta ithal çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10 gümrük tarifesi uygulanacağını açıklamış, AB'ye bu vergilerden 1 Haziran'a kadar geçici muafiyet tanımıştı. AB, ABD'nin yakın müttefiki olduğunu ve ulusal güvenlik tehdidi olmadığını gerekçe göstererek ABD'nin gümrük vergilerinden daimi bir biçimde muaf tutulma çağrısında bulunmuştu. Taraflar arasında yapılan müzakereler sonucu AB, ABD'yi kararından vazgeçirememişti. ABD'nin devreye aldığı ilave gümrük vergileri konusunda dengeleyici tedbirler alan AB, 22 Haziran'dan itibaren ABD'den ithal edilen mısır, barbunya, pirinç, mısır gevreği, fıstık ezmesi, yaban mersini, portakal suyu, viski, puro, sigara, tütün, ruj, kot pantolon, nevresim, ayakkabı, lavabo, merdiven, vantilatör, motosiklet, yat, tekne, tüp ve çelik gibi yüzlerce farklı ürüne yüzde 25 gümrük vergisi yürürlüğe koydu. AB'nin kararının ardından ABD Başkanı Trump, Avrupa'dan ithal edilen tüm araçlara yüzde 20 ek gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunmuştu. https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201807021034106163-abden-abdye-vergi-misillemesi-uyarisi/


4.7.2018 - Çin'in ABD'ye karşı gümrük vergisi uygulaması başlıyor Çin'in ABD'den ithal 34 milyar dolar tutarında üründen almaya başlayacağı gümrük vergisinin Çin saatiyle cuma gecesi yürürlüğe gireceği belirtildi. ABD, Çin'den ithal 34 milyar dolar tutarında üründen cuma gününden itibaren gümrük vergisi almaya başlayacağını açıklamıştı ve Pekin yönetimi de aynı gün misilleme yapma sözü vermişti. Ancak, 12 saatlik zaman farkından dolayı, Pekin yönetimi gümrük vergilerini daha önce uygulamaya başlayacak. Basına konuşma yetkisi olmadığı için ismini vermek istemeyen konuya yakın bir kaynak, Reuters'e yaptığı açıklamada, "Bizim tedbirlerimizin eşit olduğu ve olacağı, ABD'nin 6 Temmuz'da başlaması halinde bizim de 6 Temmuz'da başlayacağımız anlamına geliyor. Tüm politikalar için, uygulama süresi gece yarısı başlıyor" dedi. https://tr.sputniknews.com/asya/201807041034136232-cinin-abdye-karsi-gumruk-vergisi-cuma-gecesi-basliyo/


9.7.2018 - Çin medyası: ABD ekonomide devlet müdahalesini artırıyor Çin Komünist Partisi'nin yayın organlarından Global Times'ta yer alan bir yazıda, ABD'nin ekonomide devlet müdahalesini güçlendirdiği ve bunun "yakın zamanda değişmeyeceği" söyleniyor. Değerlendirmede 1970'lerin başından beri neoliberal politikaları savunan ABD'nin, devlet müdahalelerini ortadan kaldırmayı, özel sektörü güçlendirmeyi ve piyasa mekanizmalarını desteklemeyi amaçladığı, ancak 2008 kriziyle birlikte bu görüşün sona erdiği belirtiliyor. Yazıda kriz sonrası dönemde bütün dünyanın neoliberal politikaları gözden geçirdiği, "insanların devletten daha fazla şey yapmasını beklediği" aktarılıyor. Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın mali kriz sürerken devlet müdahalesini artıran politikalar izlediği, bankaları kurtarmak için 700 milyar dolar harcadığı, endüstriyi güçlendirme stratejisi takip ettiği söylenen yazıda, bu adımların bir derece başarılı olduğu savunuluyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Obama döneminde başlayan devlet müdahalelerini "yeni bir seviyeye taşıdığı" belirtilen yazıda, "ABD piyasa ekonomisinin geleneksel normlarının değiştiği" vurgulanıyor. ABD'de özel sektörün kararlarının giderek "ulusal çıkarlar" için devlet tarafından "denetlendiği ve düzenlendiği" söylenen yazıda, piyasa ekonomisinin artık bireyciliğe ve anlık piyasa koordinasyonuna daha az dayandığı öne sürülüyor. Yazıda ABD hükümetinin ekonomideki işlevini giderek genişlettiği, endüstriyi güçlendirme, finans kapital üzerinde sıkı denetim kurma, büyük ölçekli vergi kesintileri uygulama, yüksek teknolojili endüstrilere koruma sağlama, altyapı inşasına hükümet desteğini artırma gibi adımlar attığı aktarılıyor. ABD piyasa ekonomisinin "giderek daha kapalı hale geldiği" ifade edilen yazıda, ABD hükümetinin finans, yatırım ve ticarette serbestleşmenin ülkenin sermayesinin ve üretiminin dışarıya çıkmasına yol açtığını düşündüğü kaydediliyor. Global Times'a göre ABD, özel sektöre "çok fazla özgürlük vermenin" ülkenin endüstrisinin yıkımıyla ve büyük ticaret açıklarıyla sonuçlandığını düşünüyor. Değerlendirmede ABD'nin artan müdahalelerinin "içerideki ve dışarıdaki karmaşık çatışma ağının sonucu olduğu" belirtiliyor.


11.7.2018 - Katar Avrupa'dan savaş uçağı almak için 4 milyar dolar borç alacak Katar'ın Eurofighter savaş uçağı satın almak için 4 milyar doların üzerinde borç alacağı açıklandı. Bloomberg'in haberine göre Katar yönetimi alınacak borç için mali danışmanlarla ve kredi kuruluşlarıyla görüşmelere başladı. Katar açıklamasında savaş uçaklarının "Katar'ın istikrar için gösterdiği stratejik çabaya katkıda bulunacağı" söylendi. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn ablukası altına olan Katar, savunma harcamalarını hızlandırıyor


11.7.2018 - İngiltere Afganistan'daki askeri varlığını arttıracak İngiltere Başbakanı Theresa May, Afganistan’da bulunan İngiliz askeri güçlerinin sayısını arttırarak binin üzerine çıkarmaya karar verdiklerini duyurdu.Kararın, ABD Başkanı Donald Trump’ın ittifak ülkelerine daha fazla askeri harcama yapmaları yönündeki baskılarının ardından geldiği düşünülüyor. Her yıl Gayri Safi Yurtiçi Hasılalarının (GYSH) yüzde 2'sini NATO bütçelerine ayırmaları istenen üye ülkelere, bu kurala uymaları çağrısında da bulunan May, Afganistan'da kurulan çok uluslu askeri birliğe 440 asker daha yollayacaklarını ifade etti.Zirvenin başlamasına saatler kala, Trump, Twitter'dan yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinin yüzde 2'lik hedefi yerine getirmemesinden yakınırken, May ise NATO’nun "hayati öneme" sahip olduğunu vurgulayarak İngiltere'nin üzerine düşen harcamaları yerine getirdiğini ve dünyanın dört bir yanındaki askeri operasyonlara son teknolojiye sahip kapasiteleri ile destek vereceklerini ilan etti. Afganistan'da bin 100 askerden oluşan birliğini 4 yıl önce çeken İngiltere, Taliban’a karşı savaştıklarınıöne sürerek ülkede 13 yıl boyunca askeri varlık göstermişti.http://haber.sol.org.tr/dunya/ingiltere-afganistandaki-askeri-varligini-arttiracak-242515

 

11.7.2018 - İran'dan ticarette dolar kullanmama kararı İran ile nükleer anlaşmaya taraf Almanya, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya arasındaki ticari işlemlerde dolar kullanılmayacağı bildirildi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, Viyana'da Cuma günü düzenlenen nükleer anlaşmaya taraf ülkelerin dışişleri bakanları toplantısını İran devlet televizyonuna değerlendirdiği konuşmasında, "Bu toplantıda bankacılık ve petrol konularında pratiğe dönük öneriler sunuldu. Tüm dışişleri bakanları, İran ve iktisadi ortaklarının ticaret işlemlerinde doların kullanılmamasının bir an önce hayata geçirilmesini vurguladı" dedi.Avusturya'nın başkenti Viyana’da İran’ın yanı sıra Avrupa Birliği (AB), Çin, Fransa, Almanya, Rusya ve İngiltere dışişleri bakanlarının katılımıyla nükleer anlaşma konulu toplantı düzenlenmişti.

http://haber.sol.org.tr/dunya/irandan-ticarette-dolar-kullanmama-karari-242569


11.7.2018 - Almanya Parlamentosu: ABD ve İsrail’in Suriye’deki varlığı yasadışı Almanya’nın die Linke partisinden milletvekilli Alexander Neu, Alman Federal Meclisi'nin Bilimsel Hizmetleri’nden ABD, Rusya ve İsrail’in Suriye’deki askeri varlığına dair bir rapor talep etti. Parlamentonun Bilimsel Hizmetleri’nden yayınlanan raporda Suriye’de askeri güç bulunduran ülkelerin hukuki durumları yer aldı. Bu raporun önemiyse Almanya devletinin güncel görüşlerini temsil ediyor olması.Yayımlanan raporda Rusya’nın Suriye'deki askeri varlığına ilişkin soruya cevap olarak “Rusya, Suriye’nin tanınan hükümeti tarafından yardıma çağırılmıştır. Rusya’nın Suriye’deki varlığı şüphesiz bir şekilde uluslararası hukuka uygundur” ifadesi yer aldı.Raporda ABD’nin Suriye'deki varlık sebebi iki başlık altında inceleniyor: Rejim değişikliği ve IŞİD’le mücadele. Rejim değişikliği adına ABD’nin Suriye’deki muhalif grupları silahlandırdığı ve bu eylemin BM tarafından belirlenen “Kuvvet Kullanımı Yasağı” maddesinin çiğnenmesi anlamına geldiğinin altını çiziliyor. ABD’nin iddasına göre IŞİD'in ABD’yi tehdit ettiği ve Suriye IŞİD’le mücadele konusunda “yetersiz ya da isteksiz” kaldığı da vurgulanıyor. ABD'nin “öz savunma” bahanesiyle Suriye’de operasyonlar yürütmeye başladığı belirtilirken ABD’nin “yetersiz ya da isteksiz” argümanının Suriye’ye yönelik operasyonun başladığı andan itibaren asılsız olduğunun altı çiziliyor. ABD’nin bu eyleminin ulıuslararası hukukta tanınan bir şey olmadığı da ifade ediliyor. Bununla beraber Suriye hükümetinin IŞİD mücadele ettiğini ve IŞİD'in büyük ölçüde yenildiği de belirtiliyor.İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları konusundaysa bu saldırıların İsrail’in iddiasının aksine savunma amaçlı ön saldırılar olmadığı belirtildi. "İsrail’in dayanak noktası Suriye’deki Hizbullah varlığıydı" denilerek İsrail'in saldırılarını meşrulaştırırken uluslararası hukukta da yeri olan “ileriye yönelik öz savunma” altında hareket ettiğini iddia ettiğine dikkat çekildi. Alman Federal Meclisi'nin Bilimsel Hizmetleri’nin yayınladığı raporda bir eylemin “ileriye yönelik öz savunma” olması için İsrail’e yönelik saldırının gerçekleşiyor ya da gerçekleşmek üzere olması gerektiği, aksi takdirde İsrail’in bu eyleminin BM Sözleşmesi Madde 51’e aykırı olduğu vurgulandı.Alman Parlamentosu’nun bu raporuna rağmen Almanya, ABD’nin Suriye’deki operasyonlarının bir kısmına katılıyor ve Almanya Silahlı Kuvvetleri, Suriye’de keşif görevleri yürütüyor. Bu rapordan sonra Alman Parlamentosu'nun Suriye'de Almanya'nın askeri varlığının devamını onaylamaması bekleniyor. http://haber.sol.org.tr/dunya/almanya-parlamentosu-abd-ve-israilin-suriyedeki-varligi-yasadisi-242535


11.7.2018 - Trump: “Almanya Rusya'nın kontrolünde” Beyaz Saray ve Avrupa başkentleri arasında bir süredir devam eden bütçe gerilimi, NATO zirvesinden yaklaşık bir ay önce ABD tarafından yeniden gündeme getirilmişti.NATO üyesi ülkelerin, anlaşmalara göre, savunma harcamalarını Gayri Safi Yurtiçi Hasılaları'nın (GSYH) yüzde 2'si düzeyine çıkarmaları gerekiyor. Ancak 28 NATO üyesi ülkeden yalnızca 5'i (ABD, İngiltere, Polonya, Estonya, Yunanistan) bu hedefe ulaşmış durumda. Daha yoldayken Twitter'dan "Avrupa'nın bütçe hedefinin çok altında olmasına" ilişkin sert mesajlar paylaşan ABD Başkanı Donald Trump, Brüksel'e iner inmez beklenen tartışmayı başlattı.Basına konuşan Trump, Almanya'yı, "Rusya'ya petrol ve doğalgaz için milyarlar ödediğini ancak GSYH'sinin sadece yüzde 1'den biraz fazlasını savunmaya harcadığını söyleyerek eleştirdi. Bu durumun, Almanya'nın tamamen Rusya tarafından kontrol edilmesi anlamına geldiğini öne süren Trump, şu ifadeleri kullandı:"Bence Almanya'nın Rusya'yla devasa bir petrol ve doğalgaz anlaşması yapması çok üzücü. Rusya'ya karşı gardımızı kaldırmamız gerekiyor ancak Almanya gidip her yıl Rusya'ya milyarlarca ve milyarlarca dolar ödüyor. Biz Almanya'yı koruyoruz, Fransa'yı koruyoruz, bütün bu ülkeleri koruyoruz ve sonra pek çok ülke gidiyor ve Rusya'nın cebine milyarlarca dolar ödemeyi kabul ettikleri boru hattı anlaşmaları imzalıyorlar. Bence bu hiç doğru değil. Bunun gerçekleşmesine asla izin vermemek gerekirdi. Almanya tamamen Rusya tarafından kontrol ediliyor çünkü enerjisinin yüzde 60-70 arasında bir kısmını Rusya'dan ve yeni bir boru hattından almayı planlıyor. Bu doğru bir şey mi değil mi siz söyleyin çünkü bence doğru değil. Almanya Rusya'nın rehinesi durumunda. Kömür madenlerini kapadılar, nükleer santrallerini kapadılar. Rusya'dan çok fazla petrol ve doğalgaz alıyorlar.Bütün bunlara ek olarak Almanya sadece GSYH'sinin yüzde 1'inin biraz üzerinde (savunma) harcama yapıyor, ABD ise yüzde 4,2 düzeyinde. Dolayısıyla ben bunun da doğru olmadığını düşünüyorum."

 

http://haber.sol.org.tr/dunya/trump-almanya-rusyanin-kontrolunde-242513


17.7.2018 - En kapsamlı ticaret anlaşması AB ile Japonya arasında imzalanıyor Dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşması, bugün Avrupa Birliği (AB) ile Japonya arasında imzalanıyor. Anlaşmaya göre ticari sınırlar kalkacak, 650 milyon kişi için serbest ticaret alanı yaratılacak.BBC Türkçe’nin haberine göre Japonya-AB Ekonomik İşbirliği Anlaşması, pek çok üründe gümrük vergilerinin tamamen kaldırılmasını ve ticareti kolaylaştıracak bir tüzüğün yürürlüğe girmesini öngörüyor.ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘Önce Amerika’ politikasını yürüttüğü bir dönemde ortaya çıkan anlaşma, zamanlaması açısından da önem taşıyor.Avrupa Komisyonu Sözcüsü Margaritis Schinas’a göre, geçen yıl aralık ayında üzerinde uzlaşmaya varılan anlaşma Avrupa Birliği’nin yaptığı en büyük anlaşma. 28 ülkesi ve 500 milyonluk nüfusuyla dünyanın en büyük ortak pazarı AB, Trump’ın korumacı yönetimi karşısında yeni işbirlikleri geliştirmeye çalışıyor. Anlaşma çerçevesinde Japonya’nın otomotiv endüstrisi AB pazarına girecek, karşılığında Japonya AB tarım ürünleri üzerindeki vergileri kaldıracak.http://www.diken.com.tr/dunyanin-en-buyuk-ticaret-anlasmasi-ab-ile-japonya-arasinda-imzalaniyor/


17.7.2018 - Yeni Kaledonya, Kasım'da bağımsızlığını oylayacak 1853'ten bu yana Fransa'ya bağlı olan Yeni Kaledonya, Kasım ayında bağımsızlık için referanduma gidecek. Yeni Kaledonya'nın bağımsızlık hareketinin öncüsü Kanak ve Sosyalist Ulusal Özgürlük Cephesi (FLNKS) sözcüsü Daniel Goa, adanın Fransa'dan bağımsızlığına kavuşmasının "an meselesi" olduğunu söyledi. Avustralya'nın Sydney şehrindeki Lowy Enstitüsü'nde konuşan Goa, 4 Kasım'da ülkede gerçekleşecek bağımsızlık referandumunu hatırlatarak, Kanak halkının 164 yıllık kesintisiz mücadelesinin o gün nihayete ereceğini vurguladı.Goa, aynı zamanda Fransa'yı ülkeden çıkarmanın zamanının geldiğini ve Fransa'nın çokuluslu şirketleri tarafından kontrol edilen doğal kaynakları ve temel sektörleri kendi ellerine alacaklarını vurguladı. Fransa, Kasım ayında yapılacak referandumu geçen yıl onaylamıştı.Yeni Zelanda'nın kuzeyinde bulunan Mikronezya takımadalarının bir parçası olan Yeni Kaledonya, 1853 yılında Fransa'nın kolonilerinden biri olmuş, 1946 yılında ise Fransa Denizaşırı Bölgeler Topluluğu içerisinde yer almaya başlamıştı. 2003 yılında ise anayasa değişikliği sonucunda Fransa'ya bağlı özerk bölge statüsü kazandı. Adada 1980'de başlayan bağımsızlık hareketi gittikçe güç kazanmış, 1984'teki bağımsızlık oylamasının reddedilmesi ülkede ayaklanmalar, sabotaj eylemleri ve genel grevlere neden olmuştu. http://haber.sol.org.tr/dunya/yeni-kaledonya-kasimda-bagimsizligini-oylayacak-243073


18.7.2018 - AB, Google'a 5 milyar dolar ceza kesti Google, mobil işletim sistemi Android'i kullanarak kendi ürünlerini 'kayırdığı' gerekçesiyle AB'den cezayı yedi. Üst sınırdan, 4,3 milyar euro (5 milyar dolar) olarak istenen ceza, komisyonun verdiği en büyük rekabet cezası olma ihtimaliyle de ayrıca gündem yarattı. Yıllar önce Microsoft'un tekel konumuyla kendi ürünü Internet Explorer'ı rakiplerinin önüne çıkartmaya çalıştığında ceza veren komisyonu, bugünün Google CEO'su olan Sundar Pichai eleştirmişti, bugünse onun yönetimindeki Google aynı rekabet karşıtı uygulamalarla ceza üstüne ceza alıyor. https://www.haberturk.com/ab-google-a-milyar-euro-ceza-kesti-2064142-ekonomi


20.7.2018 - Trump'tan 505 milyar dolarlık tüm Çin ithal mallarına gümrük vergisi tehdidi ABD Başkanı Donald Trump, CNBC'ye verdiği röportajda, kendi başlattığı ticaret savaşlarını daha da tırmandırmakla tehdit etti: Çin'den ithal edilen 505 milyar dolarlık tüm mallara gümrük vergisi koymaya hazırım. ABD'nin Çin'den ithal edilen 34 milyar dolar değerindeki 800'den fazla ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulamasına Pekin de aynı şekilde karşılık verirken gözler Trump'a çevrildi. CNBC'den Joe Kernen'a konuşan Trump, gerekirse ABD'nin Çin'den ithal ettiği her bir mala gümrük vergisi koyacağını söyledi. ABD Başkanı ''500'e çıkmaya hazırım'' dedi. Kast ettiği, 2017 verilerine göre ABD'nin Çin'den ithal ettiği tüm malların toplamda 505.5 milyar doları bulan miktarı. Aynı dönemde Çin ise ABD'den 129.9 milyar dolarlık mal ithal etmişti. Yani Çin'in bu kez en azından bu alanda göze göz dişe diş misillemede bulunma imkanı yok. https://tr.sputniknews.com/abd/201807201034381556-trump-tum-cin-ithal-mallarina-gumruk-vergisi-tehdidi/


24.7.2018 - İsrail, Suriye uçağını düşürdü İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri civarında gerçekleşen olayda Suriye’ye ait Suhoy savaş uçağı “hava sahasını ihlal ettiği” gerekçesiyle düşürüldü. İsrail ordusu uçağın Patriot hava savunma sistemlerinden fırlatılan iki füze ile vurulduğunu açıkladı.

https://web.archive.org/save/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/duenya/haber/-/israil-suriye-ucagini-duesuerdue-1/


26.7.2018 - Pakistan’da ABD ve Çin karşı karşıya 2015 yılında Çin tarafından başlatılan altyapı programı nedeniyle Pakistan'ın toplam dış borcu ve yıllık alması gereken borç tutarı ciddi bir artış gösterdi.Pakistan şu anda Çin borçlarının mali ve politik yüküyle boğuşan ülkelerden biri.Pakistan’da düzenlenen genel seçimler öncesinde muhalefet Çin’le olan anlaşmaların gizli detaylarını açığa çıkaracakları propagandası yapmıştı. Pakistan'ın yeni hükümetinin 2013'ten bu yana ilk defa Uluslararası Para Fonundan (IMF) bir kurtarma talebinde bulunması bekleniyor. Böyle bir kurtarma, muhtemelen borçlanma ve harcama kısıtlamalarını içerecek. Yetkililer, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) ile “Bir Kuşak Bir Yol” programlarını kısıtlamaya zorlayacaklarını söylüyorlar.Pakistan IMF’ye ek olarak Çin'den bir kurtarma paketi arayabilir. Pakistanlı yetkililer, Çin bankalarının Pakistan döviz rezervlerini dengelemek için 3 milyar dolarlık acil durum fonu sağladıklarını belirtti.http://haber.sol.org.tr/dunya/pakistanda-abd-ve-cin-karsi-karsiya-243800


27.7.2018 - ABD'den İran'a tehdit: Nereye varırsa varsın buna uluslararası bir cevap verilecektir ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, ABD Başkanı Donald Trump'ı Moskova'ya davet etmesine ve İran'a ilişkin son gelişmelere dair açıklamalarda bulundu.Mattis, İran'ın Hürmüz Boğazını kapatmasının, uluslarası ulaşım ve nakliyata yönelik bir saldırı olarak değerlendireceğini belirtirken, "Nereye varırsa varsın buna uluslararası bir cevap verilecektir çünkü dünya ekonomisi oradan gelen enerji tedariğine bağlı" diye konuştu.

http://haber.sol.org.tr/dunya/abdden-irana-tehdit-nereye-varirsa-varsin-buna-uluslararasi-bir-cevap-verilecektir-243996


28.7.2018 - ABD'nin hayali tekrar gündemde: 'Arap NATO'su' Geçtiğimiz yıl önce ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal, sonra Alman Die Welt gazetesi ve uluslararası basın, kurulması planlanan Arap NATO'suna dair haberler yayımlanmış, Trump ve İsrail yönetimlerinin Ortadoğu'da bir ittifak kurma hazırlığında olduğunu yazmıştı.Bu tasarı, 2015 yılında Camp David’de Körfez İşbirliği Konseyi üyesi devletlerin liderleriyle yaptığı görüşmede Barack Obama yönetimi tarafından desteklenmiş, ABD, "Arap NATO'su" olarak adlandırılan askeri oluşuma destek vereceğini belirtilmişti.Reuters'ta çıkan bir habere göre, Trump yönetiminin istikrarlı ve sessiz bir şekilde altı Körfez ülkesiyle oluşturacağı güvenlik ve siyasi ittifak tekrar gündemde."Arap NATO'su" olarak adlandırılan Sünni müslüman ittifağın, bölgedeki İran gibi Şii güçlerin kısıtlanması için kurulması amaçlanıyor. Füze savunma sistemleri, ortak askeri tatbikatlar, askeri eğitim ve anti-terörizm gibi başlıklarda ortaklık amaçlıyor.Beyaz Saray'dan bir yetkilinin kurulması planlanan ittifaka ilişkin açıklamaları dikkat çekti. MESA'nın "İran agresifliği, terörizmi, radikalliğine karşı bir siper" olacağı ve Ortadoğu'ya istikrar getirmesinin planlandığı belirtildi.http://haber.sol.org.tr/dunya/abdnin-hayali-tekrar-gundemde-arap-natosu-244037


28.7.2018 - ABD baskısına Fransa da dayanamadı: Renault İran'dan çıkıyor Bloomberg'ün haberine göre Fransız otomotiv devi Renault İran 'daki fabrikasında üretimi durdurmanın hesaplarını yapıyor. ABD yönetiminin İran ambargosu çerçevesinde Fransız çevrelere baskı yaptığı biliniyor. renault 'nun COO'su Thierry Bollore İran 'daki fabrikadaki üretimin durdurulmasının sinyallerini vererek, “Yeni iş imkanlarına bakıyoruz, özellikle Afrika'da” diyor. 2016 yılında ambargonun kaldırılmasıyla birlikte İran 'ın batı ile yaptığı ticaretin boyutu 10 milyar dolara ulaşmıştı. Citroen ve Peugeot otomobillerinin üreticisi PSA, 100 uçak için sipariş alan Airbus ve Alman Siemens'in de İran 'daki yatırımlarını geri çekmek ve mevcut anlaşmaları iptal etmek için düğmeye bastığı belirtiliyor. renault 'nun ABD ile doğrudan bir bağlantısı yok. Yeni dünyada üretim yapmıyor. Fakat renault 'nun ortağı olduğu Nissan ABD pazarında etkin bir firma. Bu yüzden renault 'nun İran 'daki üretimini geri çekeceği ifade ediliyor. Reanult 2003 yılından beri İran 'da otomobil üretiyor. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/1039411/ABD_baskisina_Fransa_da_dayanamadi__Otomotiv_devi_iran_dan_cikiyor.html


29.7.2018 - Avustralya, Asya ve Pasifik’in en büyük askeri hava tatbikatına ev sahipliği yapıyor “Pitch Black” adıyla düzenlenen tatbikat kapsamında, 140 savaş uçağı ve 4 bin askeri personel, Avustralya’nın Darwin kentine geldi. tatbikat 3 hafta boyunca devam edecek. Gece uçuşu ve havada yakıt ikmali eğitiminin verileceği tatbikat, katılımcı ülkelerin birbirini tanıması ve işbirliğini geliştirmesine imkan sağlayacak. İlki Avustralya ve Singapur tarafından 1990 yılında gerçekleştirilen Pitch Black tatbikatı, iki yılda bir düzenleniyor. Konuya ilişkin bir açıklama yayınlayan Avustralya Hava Kuvvetleri Komutanlığı, tatbikatta modern asrın savaş koşullarında karşılaşılacak zorlukların aşılmasına yönelik eğitim verildiğini bildirdi. Öte yandan, Pitch Black tatbikatına Avustralya’nın yanı sıra, ABD, Kanada, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, Japonya, Güney Kore, Malezya, Hollanda, Filipinler, Singapur, İsveç, Tayland ve Yeni Zelanda katılıyor. https://www.aksam.com.tr/dunya/avustralya-asya-ve-pasifikin-en-buyuk-askeri-hava-tatbikatina-ev-sahipligi-yapiyor/haber-759267


31.7.2018 - 'Pentagon, Rusya ve Çin ile rekabet edebilmek için yapay zekaya 885 milyon dolar yatıracak' ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı'nın (NSA) en önemli siber operasyonlarını yürüten Booz Allen Hamilton'ın Başkan Yardımcısı Josh Sullivan, Washington Post'a verdiği demeçte Pentagon'un yapay zeka sistemleri için 885 milyon dolar yatırım yapacağını ifade etti. Sullivan, söz konusu sistemlerin temel gözlem, nesne tanımlama ve diğer olağan faaliyetleri yapacağını ve askerlerle subayların daha üst düzey görevleri gerçekleştirmesini sağlayacağını kaydetti. https://tr.sputniknews.com/abd/201807311034545384-pentagon-rusya-ve-cin-ile-rekabet-edebilmek-icin-yapay-zekaya-885milyon-dolar-yatiracak/


Emperyalizm ve Halklar


1.7.2018 - İran ordusu: Kimyasal yüklü ABD gemisi Basra Körfezi'ne giriş yaptı Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şekarçi, kimyasal taşıyan aracın MV Cape Ray gemisinin olduğunu belirtti. Şekarçi, konuyla ilgili açıklamasında, “Söz konusu gemi, bu yakınlarda bir Amerikan destroyerinin eşliğinde bölgeye giriş yaptı” diye konuştu. Geminin, üzerindeki maddeleri Suriye ve Irak’ın farklı bölgelerine taşımak için Basra Körfezi’ne geldiğini söyleyen Şekarçi, ABD’nin ‘tehlikeli yöntemler’ kullanarak Irak ve Suriye’deki askeri varlığını koruma niyetinde olduğunu ifade etti. Tuğgeneral Şekarçi, mürettebat sayısı ve gemideki madde dâhil olmak üzere geminin özellikleri ile ilgili detaylı bilgiye sahip olduklarını, bu bilgilerin, geminin bölgede bulunduğu misyon bilgileriyle birlikte daha sonra yayınlanacağını kaydetti. https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201807011034096565-iran-ordusu-kimyasal-yuklu-abd-gemisi-basra-korfezi/


1.7.2018 - İsrail-Gazze sınırındaki 'Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü'nün 3 aylık bilançosu: 135 ölü, 15 bin yaralı Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, Büyük Dönüş Yürüyüşü gösterilerinde aralarında gaz bombasından etkilenenlerin de bulunduğu 15 bin 200 Filistinlinin yaralandığını belirtti. "Söz konusu yaralıların 370'inin durumu ağır. Yaralananların 2 bin 536'sı çocuk, 1160'ı kadın" diyen Kudra, yaralılar arasında 231 sağlık çalışanının, 175 de gazetecinin bulunduğunu aktardı. Sağlık Bakanlığının verilerine göre, Gazze sınırındaki eylemlerin başladığı 30 Mart'tan bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 135'e ulaştı. Filistinliler, Toprak Günü'nün 42. yılı nedeniyle 30 Mart'tan bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi'nin İsrail sınırında 'Büyük Dönüş Yürüyüşü' adı altında barışçıl eylemler düzenliyor. İsrail askerleri ise 'sürgün edildikleri topraklarına geri dönmeyi ve 2006'dan beri Gazze'ye uygulanan hukuksuz ablukanın kaldırılmasını' talep eden sivil halkın üzerine gerçek mermilerle ateş açıyor. https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201807011034092247-israil-gazze-siniri-buyuk-geri-donus-yuruyusu-3aylik-bilanco/


6.7.2018 - Göçmen düşmanı Trump, otelinde yabancı işçi çalıştıracak ABD'deki şirketleri yabancı işçi çalıştırmakla eleştiren ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait Florida'daki tatil tesisinde gelecek sezon 61 yabancı işçi çalıştırmak için başvuruda bulundu. Emlak devi Donald Trump'a ait olan Florida'daki Mar-a-Lago Club, Kasım ayından başlayarak önümüzdeki sezon için yabancı 61 işçi istihdam etmek istediğini bildirdi. Bu hafta ABD Çalışma Bakanlığı'na yapılan başvuruya göre Mar-a-Lago, saatlik ücreti 12,68 dolar olmak üzere 40 garson ve 13,31 dolar üzerinden 21 aşçı çalıştırmak istiyor. Başvuruda işi yapmak için "yeterli sayıda istekli ve nitelikli Amerikalının bulunamadığı" da söyleniyor. Mar-a-Lago, geçtiğimiz yıl da tarımdışı mevsimlik işçi çalıştırmayı kapsayan H-2B isimli izin programı çerçevesinde 70 yabancı işçi almıştı. Yabancı işçilerin ve göçmenlerin Amerikalıların işlerini elinden aldığı ve ücretlerin düşük kalmasına sebep olduğunu savunan Trump'ın, kendi işletmelerinin yabancı işçi çalıştırması eleştirilere hedef oldu. http://haber.sol.org.tr/dunya/gocmen-dusmani-trump-otelinde-yabanci-isci-calistiracak-242187


8.7.2018 - Bornova'daki Suriyeliler tedirgin: Evlerimiz bize hapishane oldu İzmir’in Bornova ilçesindeki Çamdibi semtindeki Suriyeliler, geçen hafta uğradıkları saldırının ardından tedirginlik yaşıyor. Mültecilerin mahallede bulunan parkta kalmaları nedeniyle başlayan tartışmaların ardından gerçekleşen saldırı sırasında 2 kişi yaralanmış ev ve dükkanlar tahrip edilmişti. Saldırının ardından bir çok Suriyeli evlerinden çıkamıyor. Suriyeliler Derneği Başkanı Muhammed Salih, daha önce böyle bir şey yaşamadıklarını belirtirken, bu zamana kadar mahallede hiç bir gerginlik olmadığını söylüyor. Salih, şunları anlatıyor: “4-5 gün önce yaşanan bu olay hepimizi derinden üzdü. İzmir’de ilk defa böyle bir şey yaşanıyor. Biz dernek olarak o mahallede oturan Suriyelilerle de Balkanlardan göçen halkla da görüştük. Yaptığımız araştırmalar mahalleliler arasında hiçbir sorun olmadığını ortaya koydu. Görüştüğümüz insanlar Suriyelileri sevdiklerini ve aralarında bir gerginlik olmadığını söylediler” .https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiye/2018/07/06/bornovadaki-suriyeliler-tedirgin-evlerimiz-bize-hapishane-oldu/


9.11.2018 - ABD, anne sütünü savunan yoksul ülkeleri tehdit ediyor Birleşmiş Milletler’in alt kuruluşlarından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) önümüzdeki günlerde gerçekleşecek zirvede sonucunda anne sütüyle emzirmeyi destekleyecek bir bildiriye yayınlayacak. Anne sütünün bebek mamalarından daha sağlıklı olduğunu ispatlayan araştırmalar neticesinde anne sütünün dünya çapında teşvik edilmesi için çalışmalar başlatılacak. Zirveye katılacak ABD heyeti ise 'anne sütünü destekleme' yerine, 'ek gıdaların zararları' üzerine odaklanılması gerektiğinde ısrarcı. Ancak bu fikrin gerçerliliği bulunmadığı için ABD’li diplomatların taraftar bulması zor görünüyor. New York Times’ın haberine göre ABD’li diplomatlar kimi ülkeleri anne sütünü desteklememeleri için tehdit ediyor. ABD’nin anne sütü hakkındaki bildiriyi imzaladığı için Ekvador’u ambargo ve askeri desteği kesmekle tehit ettiği öne sürülüyor. Sağlık savuncularının kararı geçirmek adına adeta mücadele verdiği, sporsor aradığı ancak ancak pek çok yoksul Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin ABD misillemesi sebebiyle kararı desteklemeye boyun eğdiği belirtildi. Ancak Rusya'nın Dünya Sağlık Örgütü'nün anne sütünü destekleme kararına onay vermesi sebebiyle ABD'nin geri adım attığı ve bu ülkeyi tehdit edemediği belirtiliyor. UNICEF verilerine göre yüksek gelirli ülkelerde her 5 bebekten birine, düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde ise her 25 bebekten birine anne sütü hiç verilmiyor. Aynı verilerde Türkiye’de emzirme oranı yüzde 97,7 iken bu oran ABD’de yüzde 74. Ancak Orta ve Batı Afrika'nın gelir düzeyi düşük aileler arasında iki yaşına kadar anne sütüyle beslenen çocukların oranı %63'lere varırken aynı ülkelerin gelir seviyesi yüksek ailelerinde bu oran %26'ya kadar düşüyor. Türkiye’de binde 12 olan bebek ölüm hızına karşı bu oranın binde 4,1 olduğu Küba’da uzmanlar anne sütü üzerinde yoğunlaştıklarını belirtiyor. Cenevre’de gerçekleşecek toplantıya bebek gıdası sektöründen lobiciler de katılırken ABD ve Avrupa merkezli bu sektörün 70 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor. Son yıllar yüksek gelire sahip ülkelerde bebek gıdalarının satışının düştüğü gözlemlenirken 2018’de satışların dünya çapında yüzde 4 artması bekleniyor. Yılda 845 milyon dolarlık katkı ile Dünya Sağlık Örgütü bütçesinin yüzde 15’ini karşılayan ABD’nin, bu ödeneği keseceği tehididi mücakereler sırasında kimi ABD’li delegeler tarafından dillendirildi. The Lancet’ın 2016 yılında gerçekleştirdiği bir çalışmaya göre ise dünya genelinde anne sütünün kullanılması yılda 800 bin çocuğun ölümünü engelleyebilir ve sağlık harcamalarından 300 milyar dolar tasarruf etmeyi sağlayabilir. http://haber.sol.org.tr/dunya/abd-anne-sutunu-savunan-yoksul-ulkeleri-tehdit-ediyor-242343


11.7.2018 - Yoksullukta Nijerya, Hindistan'ı geçti Nijerya, en çok yoksulun yaşadığı ülkeler sıralamasında on yıllar boyunca zirvede olan Hindistan'ı geride bıraktı. Brookings Enstitüsü'nün son verilerine göre Nijerya, Mayıs ayında aşırı yoksulluk çeken insan sayısının en çok olduğu ülke oldu. Aşırı yoksulluk, günde 1,90 dolardan daha az miktarda geçinmek olarak tanımlanıyor. Verilere göre Hindistan'da 70,6 milyon, Nijerya'da 87 milyon aşırı yoksul kişi yaşarken aradaki farkın gittikçe açıldığına, Hindistan'da yoksul sayısının azalmaya, Nijerya'da ise yükselmeye devam ettiğine dikkat çekiliyor. Dünya Yoksulluk Ölçeği'ne göre Nijerya'da dakika başı altı insan yoksulluk sınırına girerken, Hindistan'da dakika başı kırk dört insan yoksulluk sınırından çıkıyor. Brookings'in raporuna göre dünyada yoksulluk çekenlerin 3'te 2'si Afrika'da yaşarken 2030'da bu oranın 10'da 9 olacağı öngörülüyor. Yoksul insan sayısında azalmanın en çok olduğu ülkelerin Çin, Endonezya ve Vietnam gibi Asya ülkeleri olduğu belirtiliyor. Dünya Yoksulluk Ölçeği'ne göre şu anda Hindistan nüfusunun yüzde 5'i, Nijerya nüfusunun ise yüzde 44'ü aşırı yoksulluk çekiyor. http://haber.sol.org.tr/dunya/yoksullukta-nijerya-hindistani-gecti-242547


11.7.2018 - Aşırı sağcılarda sevinç, NSU mağdurlarında hüzün Almanya'daki Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü hakkındaki karar duruşmasında başsanık Beate Zschäpe'ye ömür boyu hapis cezası verilirken, terör hücresine destek veren diğer zanlıların başsavcılığın talep ettiğinden daha az cezalara çarptırılması duruşmaya katılan aşırı sağcıların tezahüratlarına yol açtı. Kurban yakınları, bombalı saldırı mağdurları ve müdahil avukatlar ise tepkili. https://m.dw.com/tr/a%C5%9F%C4%B1r%C4%B1-sa%C4%9Fc%C4%B1larda-sevin%C3%A7-nsu-ma%C4%9Fdurlar%C4%B1nda-h%C3%BCz%C3%BCn/a-44636070


12.7.2018 - NATO Zirvesinde özel Afganistan oturumu Brüksel’de devam eden NATO Zirvesinin ikinci gününde, Afganistan Devlet Başkanı’nın da katılımıyla özel bir "Afganistan oturumu" gerçekleştirildi. Washington’un 17 yılda on binlerce askerini yolladığı ülkeye dair ‘stratejisini’ değiştireceği öne sürülürken, NATO Genel Sekreteri Afganistan’daki birliklerin 2024'e kadar fonlanmasını beklediklerini söyledi. Zirvenin ikinci gününe katılan Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani, zirvenin devlet ve hükümet başkanları düzeyindeki "Afganistan Oturumu"na dahil oldu. Oturumda konuşan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifak ülkerinin Afganistan’daki askeri varlığı 2024 yılına kadar finanse edeceklerini umduğunu belirtti. Afganistan’a Eylül ayında 3 bin asker daha yollayan ABD, ülkedeki birliklerinin mevcudunu 15 bine çıkarmıştı. 11 Eylül saldırılarının ardından Taliban üzerindeki baskısını arttırmaya karar veren ABD, Afganistan’a 17 yıldır askeri yığınağını sürdüyor. Ancak zirve sırasında ABD’li yetkililerin, Washington’un mevcut Afganistan "stratejisini" gözden geçirmek istediğini belirttiği öne sürüldü. 2014 yılında ülkeden ayrılan NATO’ya ait yabancı savaş birlikleri yerini eğittikleri Afgan kuvvetlerine bırakmıştı. Ancak birliklerin çekildiği son 3 yıl içerisinde Taliban’ın kontrol ettiği toprakları genişleterek ülkenin yüzde 70'ine yayıldığı görülüyor. Bu durum Afganistan'a daha fazla müdahale etmenin yollarını arayan ABD ve NATO güçleri için ise "güçlü bir zemin". Zirve öncesinde Pazartesi günü Afganistan'ın başkenti Kabil'e sürpriz ziyaret gerçekleştiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, "Taliban bizim Afganistan'dan çekilmemizi beklemesin" açıklamasında bulunmuştu. İngiltere Başbakanı Theresa May de NATO zirvesinin ilk günü Afganistan'da bulunan İngiliz askeri güçlerinin sayısını arttırarak binin üzerine çıkarmaya karar verdiklerini duyurmuştu. TBMM'nin 10 Ekim 2001 tarihinde verdiği yetki temelinde 17 yıldır Afganistan’da bulunan NATO bünyesindeki Uluslararası Güvenlik ve Yardım Kuvveti’nde (ISAF) görev alan TSK, geçtiğimiz yıl Ocak ayında kabul edilen yeni tezkere ile Afganistan'daki görev süresi 2 yıl daha uzatmıştı. http://haber.sol.org.tr/dunya/nato-zirvesinde-ozel-afganistan-oturumu-242614


12.7.2018 - Meksika'nın yeni devlet başkanı 1,36 milyar dolarlık ABD helikopteri siparişini iptal edecek Meksika seçimlerini kazanan Andres Manuel Lopez Obrador, ABD'den alınacak sekiz askeri helikopterin siparişini iptal edeceğini söyledi. Lopez Obrador'un iptal etmek istediği siparişin toplam değeri 1,36 milyar dolar. Meksika'nın yeni lideri seçimlerden önce hükümet harcamalarında kesintiye gideceğini ve yolsuzlukla mücadele edeceğini duyurmuştu. "Bu harcamayı yapamayız" diyen Lopez Obrador, Meksika Donanması tarafından kullanılması planlanan helikopterlerin alınmayacağını söyledi. ABD hükümeti alınacak helikopterlerin Meksika'nın "suçla mücadele kabiliyetini artıracağını" iddia ediyordu. http://haber.sol.org.tr/dunya/meksikanin-yeni-devlet-baskani-136-milyar-dolarlik-abd-helikopteri-siparisini-iptal-edecek


12.7.2018 - Alman halkı ABD askerlerinin gitmesini istiyor İngiltere merkezli araştırma şirketi YouGov'un, Alman haber ajansı DPA için yaptığı ankete göre, Alman halkının yüzde 42'si, NATO misyonu kapsamında ülkede bulunan ABD askerlerinin gitmesini istiyor. Araştırmaya katılan Almanların yüzde 21'i kararsızlık ifade ederken, yüzde 37'si ise ABD askerlerinin kalmasını istiyor. Geçtiğimiz ay, Beyaz Saray yetkilileri, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Almanya'da bulunan 32 bin ABD askerini geri çekmeyi görüştüğünü açıklamıştı. Daha sonra, Beyaz Saray'dan, geri adım anlamına gelen yeni bir açıklama yapılmış olsa da, Pentagon Almanya'daki ABD askerlerini geri çekme kararı aldığı takdirde Alman halkından destek bulacakmış gibi görünüyor. http://haber.sol.org.tr/dunya/alman-halki-abd-askerlerinin-gitmesini-istiyor-242602


13.7.2018 - Suriyeli sayısı 3,8 milyona ulaştı, sermayenin iştahı kabarıyor İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı son verilere göre Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacı sayısı Haziran 2018 itibariyle 3 milyon 570 bin 352 oldu. Suriye’de krizin başladığı 2011’den bu yana düzenli olarak artış gösteren sığınmacı girişinin büyük bölümünün savaşın sebep olduğu yıkımın ağırlaştığı 2013-2015 yıllarında gerçekleştiği görülüyor. Suriye ordusunun kontrolü tekrar sağladığı 2015’ten itibaren bu yoğunluğun azalmaya başlaması dikkat çekiyor. Sığınmacıların en yoğun bulunduğu kentler arasında İstanbul 563 bin 15 kişi ile ilk sırada yer alıyor. İstanbul’un ardından ikinci sırada yer alan Şanlıurfa’da 473 bin sığınmacı bulunurken Hatay 442 bin, Gaziantep 389 bin ile en yoğun olan diğer iller. İllerdeki toplam nüfus ile karşılaştırıldığında sığınmacıların oranı Hatay’da yüzde 28, Şanlıurfa’da yüzde 23, Gaziantep’de ise yüzde 19 iken 131 bin kişi ile bu oran Kilis'te yüzde 96’ya çıkıyor. Ancak bu verilerin sadece kayıt alına alınabilen kişileri kapsadığı düşünülürse toplam Suriyeli sığınmacı sayısının 4 milyona yaklaştığı tahmin ediliyor. Kayıt altına alınabilen göçmen iş gücü istatistiklerine baktığımızda ise Türkiye vatandaşlarına yakın seyreden veriler dikkat çekiyor. Önemli bir kısmının lise ve yüksek öğrenim mezunu olduğu bilinen sığınmacılar, nitelikli işgücü alanında da çokça istihdam edilmekte.


http://haber.sol.org.tr/turkiye/suriyeli-sayisi-38-milyona-ulasti-sermayenin-istahi-kabariyor-242712


16.7.2018 - HRW : Türkiye Suriyeli göçmenleri kayıt altına almıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yaptığı açıklamaya göre Türkiye yeni gelen Suriyeli göçmenleri çok az sayıda istisna dışında kayıt altına almayı durdurdu. Bu duraklama basit bir ihmal değil, Suriye’ye zorla geri döndürme ve sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlandırmama gibi amaçlar taşıyor.İnsan Hakları İzleme Örgütü, Antakya, Antep ve İstanbul’da geçici koruma için kayıt yaptırmayı denemiş 32 Suriyeli ile 2018 yılının Mayıs ayı ortalarında, Antakya’da görüştü.Suriyeliler ise polisinin kendilerini 20 kişilik gruplar halinde sınır dışı ettiğini, hastanelerin ve okulların da kimlik belgesi olmadan kabul etmediklerini anlattı.Geçici koruma kimlik belgesi Suriyelileri gözaltına alınmak ve sınır dışı edilmekten koruyor. Bu belge, aynı zamanda, onlara sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlanma, çalışma ve en korunmasız durumdaki Suriyeliler için AB tarafından fonlanan Acil Sosyal Güvenlik Ağı gibi sosyal yardım kuruluşlarına başvurma hakkı veriyor.https://web.archive.org/web/20180720121051/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/guendem/haber/-/tuerkiye-suriyeli-goecmenleri-kayit-altina-almiyor/


20.7.2018 - Dünya üzerinde 40 milyondan fazla 'modern köle' var Özgür Yürü Vakfı'nın (Walk Free Foundation) Küresel Kölelik Endeksi Raporu " modern zaman köleliğinin" gelişmiş ülkelerde daha yaygın olduğunu ortaya koydu. Raporda modern kölelik; "insan kaçakçılığı, zorla çalıştırma, borç esareti, zorla evlendirme, cinsel istismar, çocukların satılması ve istismarı ile köleliğin kendisi" olarak tanımlanıyor. Gelişmiş ülkelerde modern kölelerin sayısının düşünülenden çok daha yüksek olduğu vurgulanan raporda, ABD 'de 403 bin modern köle bulunduğunun öngörüldüğü aktarıldı. Raporda, ABD 'de her 800 kişiden birinin modern köle olarak yaşadığı belirtildi. Birleşik Krallık'ta ise 136 bin modern köle olduğunun değerlendirildiği ifade edilen raporda, Avustralya ile Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde de modern köle sayısına yönelik tahminlerin arttığı bilgisine yer verildi.Eylül 2017’de Uluslararası Çalışma Örgütü ve Özgür Yürü Vakfı ile Uluslararası Göç Örgütünün ortak raporunda, "Dünyada 29 milyonu kadın ve çocuk olmak üzere 40 milyon modern kölelik kurbanı bulunuyor." denmişti. Rapora göre , dünyada 29 milyonu kadın ve çocuk olmak üzere 40 milyon "modern kölelik" kurbanı bulunuyor. Kadınlar, zorla fuhuşta yüzde 99 ve zorunlu evlikte de yüzde 84'lük kesimi oluşturuyordu.Sadece 2017 yılında yaklaşık 3 bin göçmen Akdeniz’de boğularak hayatını kaybetti.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yasam/1031849/Dunya_uzerinde_40_milyondan_fazla__modern_kole__var.html


Türk Sermayesinin Emperyalist Açılımları


4.7.2018 - Washington Post yazarı Suriye'nin bölünmesinde "Afrin modeli"ni önerdi Suriye ordusu, Nisan ayında ülkenin güneyindeki Dera ve Kuneytra bölgelerinde cihatçıların kontrolünde bulunan kasabalara yönelik “uzlaşma” önerilerinden bulunmuştu. Cihatçıların hiçbir teklifi kabul etmemesi üzerine geçtiğimiz hafta başlatıldığı duyurulan kapsamlı operasyonda şimdiye kadar çok sayıda yerleşimde kontrol tekrar sağlandı. ABD’nin “çatışmasızlık bölgesi” olduğunu ileri sürerek karşı çıktığı Dera'da bir süredir cihatçılar tarafından hükümet güçlerine karşı eş zamanlı saldırılar gerçekleşmekteydi. Saldırıların yoğunlaşması üzerine Nisan ayında Sputnik-International’da askeri-diplomatik bir kaynağa dayandırılan habere göre Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve El Nusra'nın Suriye'nin güneyindeki bölgelerde kontrolünü arttırmaya devam ettiği ve burada ABD'nin himayesinde özerk bir bölge kurmak istedikleri iddia edilmişti. Bugün, ABD'nin etkili medya kuruluşlarından Washington Post’da Suudi gazeteci Jamal Khashoggi imzasıyla yayınlanan “Suriye’yi bölme zamanı” başlıklı analiz yazısında ise Dera'nın Suriye yönetimi tarafından geri alınmasını önlemek için burada ABD mandasında bir serbest bölge kurulması istenerek, Türkiye'nin Afrin'deki yönetiminin model alınabileceği savunuluyor. Türkiye’nin Afrin’e gerçekleştirdiği operasyon sonrası kurulan yönetimin şablon alınabileceğini belirten yazıda Afrin’deki gibi yerel polislerin eğitilip, yerel konseylerin örgütlenebileceğinden bahsediliyor. (Sınıf Gündemi’nin Notu: «... Hatırlanacağı gibi Ocak ayında Süleyman Soylu “Azez’de, Cerablus’ta, Mare’de bugün kaymakamımız var, Emniyet müdürümüz var, bugün jandarma komutanımız var” şeklinde bir açıklama yapmış, Türkiye destekli gruplar tarafından oluşturulan "Afrin Kurtuluş Kongresi" sözcüsü de "Afrin’in Antakya’ya bağlanacağı"nı açıklamıştı. (bkz. DW Türkçe'nin 3.3.2018 tarihli "Türkiye'nin Afrin'deki yol haritası ne olacak?" başlıklı haberi)»


4.7.2018 - Alman Sol Parti Türkiye'nin Afrin'i sömürgeleştirmesini hükümete sordu DW Türkçe'nin haberine göre Almanya'daki Sol Parti de Afrin'in fiilen Antakya'nın bir parçası gibi yönetilmesini Alman parlamentosunda gündeme getirdi: «... Sol Parti'nin "Afrin'in Antakya'nın bir parçası gibi yönetildiği" ve "450 kişilik Türk polis gücünün Afrin'de görevlendirileceği" iddialarına ilişkin sorusunu ise hükümet şu sözlerle yanıtladı: "Federal hükümetin Afrin'in Antakya ilinin bir parçası gibi yöneldiği ve söz konusu polis gücü oluşturulduğu yönünde bilgisi yok."» (DW Türkçe, "Berlin: Gümrük Birliği müzakereleri mümkün değil", 4.7.2018) «... Hatırlanacağı gibi Ocak ayında iç işleri bakanı Süleyman Soylu “Azez’de, Cerablus’ta, Mare’de bugün kaymakamımız var, Emniyet müdürümüz var, bugün jandarma komutanımız var” şeklinde bir açıklama yapmış, Türkiye destekli gruplar tarafından oluşturulan "Afrin Kurtuluş Kongresi" sözcüsü de "Afrin’in Antakya’ya bağlanacağı"nı açıklamıştı. (bkz. DW Türkçe'nin 3.3.2018 tarihli "Türkiye'nin Afrin'deki yol haritası ne olacak?" başlıklı haberi)»


6.7.2018 - MİT'ten Azerbaycan ve Ukrayna'da operasyon: İki üst düzey isim getirildi iddiası MİT, Azerbaycan ve Ukrayna'dan iki Cemaatçiyi Türkiye'ye getirdi. Türkiye'ye getirilen isimlerin İsa Özdemir ve Salih Zeki Yiğit olduğu açıklandı. http://haber.sol.org.tr/turkiye/mitten-azerbaycan-ve-ukraynada-operasyon-iki-ust-duzey-isim-getirildi-iddiasi-242627


9.7.2018 - Cengiz Holding gözünü Sırbistan'a dikti Artvin'de imza attığı doğa katliamıyla anılan Cengiz Holding, Sırbistan'ın en büyük bakır madenciliği ve döküm şirketi RTB Bor'un ihalesine katılacak. Dünya gazetesinden Kerim Ülker'in haberine göre, Cengiz Holding patronu Mehmet Cengiz, Yugoslavya döneminin en önemli madencilik şirketi RTB Bor için Belgrad'a gitti ve Sırbistan yönetimiyle görüştü. Sırbistan Başbakanı Ana Brnabic, Mayıs ayında kamu şirketi olan RTB Bor için ortak aradıklarını açıklamıştı. http://haber.sol.org.tr/dunya/cengiz-holding-gozunu-sirbistana-dikti-242317


11.7.2018 - NATO Zirvesi sonuç bildirisi açıklandı: Türkiye'ye destek açıklması geldi NATO Zirvesi sonuç bildirisi açıklandı. Bildiride, "Müttefikler terörle mücadelede birlik ve dayanışma içinde duruyor. Gelen tehdit ve meydan okumalara karşı birlikte duruyoruz'' denildi. Bildiride "Rusya'nın son dönemdeki faaliyetlerinin istikrar ve güvenliği azalttığı" savunulurken, NATO'nun "İran'ın Ortadoğu'daki eylemlerinden kaygı duyduğu" belirtildi. Açıklanan bildiride ''Müttefikler olarak birbirimizi savunmada sorumluluklarımızı adil paylaşacağız. Türkiye'ye yönelik tehditlere karşı önlemleri artıracağız" denildi.

http://haber.sol.org.tr/dunya/nato-zirvesi-sonuc-bildirisi-aciklandi-242557


12.7.2018 - Türkiye, Pakistan'a 30 ATAK helikopteri sattı Türkiye ile Pakistan arasında 30 adet T129 ATAK helikopterinin satışına yönelik imzalar atıldı. Bu satışla birlikte Türkiye tek seferde en büyük savunma sanayisi ihracatı gerçekleştirilmiş oldu.


http://haber.sol.org.tr/turkiye/turkiye-pakistana-30-atak-helikopteri-satti-242690


16.7.2018 - Türkiye askeri harcama yapan 15 ülke arasında Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün verilerine göre 2017 yılında en fazla askeri harcama yapan 15 ülke arasında Türkiye'de yer aldı.

https://tr.sputniknews.com/infografik/201807161034310435-abd-cin-rusya-silah-asker/

 

21.7.2018 - Türk şirket Makedonya'da baraj inşa edecek Adalı Holding, Makedonya'nın güneydoğusundaki Gevgeli'de baraj inşa edecek. 39 milyon euroya mal olacağı açıklanan baraj, 50 yıl içinde bölgede yapılan en büyük altyapı çalışması olarak dikkat çekiyor.Başbakan Zaev,projenin geçen 50 yıl içinde bölgede yapılan en büyük altyapı çalışması olduğunu vurguladı.Projede çalışanların büyük bir çoğunluğunun yerel iş gücünden oluşturulacağı belirtildi.https://www.dunya.com/sirketler/turk-sirket-makedonyada-baraj-insa-edecek-haberi-423105


26.7.2018 - Akdeniz'de ilk sondaj kuyusu açılıyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Mayısta göreve uğurladığımız Fatih sondaj gemimizle inşallah Akdeniz’de bu yıl ilk kuyumuzu açacağız" açıklamasını yaptı.https://www.dunya.com/ekonomi/akdenizde-ilk-sondaj-kuyusu-aciliyor-haberi-423599


29.7.2018 - Dünyanın inşaatına Türkiye'nin 'harcı' Türkiye'de 54 entegre fabrika, 18 öğütme tesisinin faaliyet gösterdiği çimento sektörünün toplam cirosu 3 milyar doları buluyor. Ülkedeki firmaların ürettiği çimento, ABD, Almanya, İspanya, Brezilya, Fransa, Güney Kore, Kanada, İsrail, Gana, Moritanya, Fildişi Sahili, Kolombiya ve Haiti'nin de aralarında bulunduğu yaklaşık 100 ülkeye ihraç ediliyor. TÇMB Üst Yöneticisi İsmail Bulut, Türkiye'nin çimento üretiminde Avrupa'da birinci, dünyada ise 4-5'inci sırada yer aldığını belirterek, sektörün yıllık yaklaşık 600 milyon dolar tutarında ihracat yaptığını ve en çok ihracatın ABD, Suriye ve Güney Afrika ülkelerine yapıldığını söyledi.https://www.dunya.com/ekonomi/dunyanin-insaatina-turkiyenin-harci-haberi-423780


30.7.2018 - Suriye'ye duble yol yapılacak Yeni Şafak'tan Yasemin Aslan'ın haberine göre, Fırat Kalkanı ve Zeytindalı operasyonlarıyla ele geçirilen bölgelere duble yol yapılacak. İnşası devam eden duble yolun, TSK müdahalesiyle birlikte "ticaret imakanının açıldığı" söylenen bölgelere ticaret alt yapısı kurma çalışmalarının parçası olduğu ifade ediliyor. Buna göre, askeri operasyonların hemen ardından, organize sanayi bölgeleri inşa edilerek Türkiye sermayesine sunulan bölgelere ulaşım kolaylaşacak. Açılacak Çobanbey Gümrük Kapısı'ndan Çobanbey'e kadar uzanacak duble yol planlamalara göre Menbiç'te bitecek. Çobanbey'e yapılan duble yolun devamında iki güzergahı olacak. Çobanbey'den birinci güzergah El Bab'a, ikinci yol ise Cerablus'a uzanacak. İlerleyen dönemlerde bu yolun Menbiç'e kadar yapılması planlanıyor. Habere göre, Türkiye'de bulunan 8 bin civarında Suriyeli sermayedarın da bu bölgelere yatırım yapması hedefleniyor.http://haber.sol.org.tr/dunya/dis-mudahalede-yeni-adim-suriyeye-duble-yol-yapilacak-244175

 


Kapitalizm ve Kadın


4.7.2018 - Kadına yönelik şiddet Haziran ayında da durmadı ' Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ', basında çıkan verilerden yola çıkarak hazırladığı raporunu kamuoyu ile paylaştı. Rapora göre bu ay kadın cinayetleri artış gösterdi. Haziran ayında 39 kadın cinayeti işlendi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 'dan yapılan açıklamada "Çocuk istismarı ve cinsel şiddet verileri açıkladığımız ve basına yansıyan haberlerden çok daha fazla. Çocuk istismarı ve cinsel şiddet devam etti" denildi. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1017021/Korkunc_rapor__Erkek_siddeti_Haziran_ayinda_da_durmadi.html


5.7.2018 - Hindistan’da Kadın İşçiler Tacizi, Tecavüzü ve Çalışma Koşullarını Protesto Etti Hindistan’ın Mandya bölgesinde Shahi Export’a ait bir tekstil fabrikasında çalışan binlerce kadın işçi işyerlerindeki taciz ve tecavüz vakalarının son bulması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ücretlerinin arttırılması için 23 Haziranda fabrikalarında bir protesto gerçekleştirdi. Hindistan’da tekstil fabrikalarında kadın işçilere yönelik taciz ve tecavüz vakaları her geçen gün artıyor, çalışma koşulları kötüleşiyor. Konfeksiyon İşçileri Sendikası’nın 2015-2016 yılları arasında yaptığı bir araştırma, tekstil endüstrisinin merkezlerinden biri olan Bengaluru’da kadın işçilerin yüzde 14’ünün tecavüze uğradığını, yüzde 80’inin sağlıksız ve güvensiz çalışma ortamları sebebiyle risk altında olduğunu gösteriyor. Çok sağlıksız koşullar altında çalıştıklarını belirten kadın işçiler, binlerce kadının çalıştığı tekstil fabrikalarında çalışma ortamlarının ve özellikle tuvaletlerin hijyenik olmasının önemli olduğunu vurguluyorlar. İçecek su bile bulamayan işçiler tüm bu kötü koşulların yanı sıra bir de hedef üretim miktarı için büyük baskılara maruz kaldıklarını dile getiriyorlar. Yoksulluk içinde yaşayan ve çalışmak zorunda olan işçiler bu koşullara daha fazla dayanamayacaklarını ve mücadele edeceklerini dile getiriyorlar. https://onedio.com/haber/turkiye-nin-karanlik-tablosu-6-ayda-206-kadin-olduruldu-832353


20.5.2018 - Türkiye'nin Karanlık Tablosu: 2018'in İlk 6 Ayında 206 Kadın Öldürüldü Kadın cinayetleri sonrası oluşan duyarlılık ve hemen ardından gündeme gelen "önlemlere" rağmen, yılın ilk yarısında 206 kadın erkek şiddetinin hedefi oldu. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav’a göre bunun nedeni, cezaların caydırıcı olmaması. Geçen yıl ilk 6 ayında 206 kadının öldürüldüğü Türkiye’de, 2018 yılında da kadınlara yönelik suçların önü alınamadı. Bu yılın ilk 6 ayında da 206 kadın, eşi, babası oğlu, sevgilisi veya tanımadığı bir erkek tarafından katledildi. https://onedio.com/haber/turkiye-nin-karanlik-tablosu-6-ayda-206-kadin-olduruldu-832353


25.7.2018 - Bireysel Silahlanma Kadın Cinayetlerini Artırdı Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü doktora öğrencisi Sait Yıldırım, 'kadın cinayetleri' üzerine yaptığı araştırmasında, bireysel silahlanmanın kadın cinayetlerini artırdığının ortaya çıktığını söyledi. Doktora öğrencisi Sait Yıldırım, 3 ay boyunca 'son on yılda işlenen kadın cinayetleri' üzerine bir çalışma yaptı. Türkiye'de son on yılda 2 bin 380 kadının cinayete kurban gittiğine belirten Sait Yıldırım, birçok kadın cinayetinin, şiddet eylemlerinin yaygınlaşması ile sıradan bir olaya dönüştüğünü söyledi. Silah kullanımının artması nedeniyle kadın cinayetlerinin de yaygınlaştığına işaret eden Yıldırım, "Çalışma kapsamında son on yılda gazete, internet ve diğer ağ programları aracılığı ile elde edilen bin 260 cinayet vakasını ele aldım. "Bireysel silahlanma konusunda son yıllarda görülen artış cinayet eylemlerini sıradanlaştırdı. Ayrıca silah kullanımın yaygınlığı ile cinayet işleyen bireylerde intihar vakası yaygınlık kazanmakta. Bir an için öfkesini kontrol edemeyen erkek, cinayet işlemekte ve pişmanlıktan ötürü intihar ediyor. Bireysel silahlanmanın engellenmesi konusunda toplumsal ve yasal denetlemelerin sıklaştırılması gerekiyor. Silah sahibi olan her insan potansiyel olarak cinayet işlemeye meyilli bir yapıda oluyor. Bu sebeple cinayetleri engellemek için silah bulundurma ve taşımaya dair tedbirlerin sıkılaştırılması gerekiyor. Özellikle pompalı silah elde edimi ve kullanımı son yıllarda önemli ölçüde arttı. Kır ve kent bölgelerinde pompalı silah kullanımının yaygın olması kadın cinayetlerini artırmakta. Sadece resmi olarak değil yasa dışı silah edinimi oldukça yaygın. 178 ülkede silah edinme konusunda Türkiye 14'üncü sırada. Her dört evin birinde silah var. Türkiye'deki silahların yüzde 85'i ruhsatsız. https://www.haberler.com/bireysel-silahlanma-kadin-cinayetlerini-artirdi-11082725-haberi/


26.7.2018 - İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi Kadın Hakları Komisyonu kadınlara ve çocuklara yönelik son 10 yıllık saldırılıları rakamlarla açıkladı. * Resmi rakamlara göre son on yılda 482 bin 908 çocuk evlendirildi.* Son 10 yılda çocuk istismarı vakaları yüzde 700 arttı. Çocuk tecavüzlerinin sadece yüzde 5’i ortaya çıkıyor, yüzde 95’i ise gizli kalıyor. Yani bu sayı, buzdağının sadece görünen bir kısmı. * Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre yılda ortalama 17 bin çocuk istismarı davası açılıyor, bu davaların yüzde 45’i cezasızlıkla sonuçlanıyor! * 2009 yılı Temmuz ayında Milli Eğitim Bakanlığı yönetmelik değişikliğiyle ortaokul ve lise öğrencilerinin nişanlanmasını serbest bıraktı. * 2013 yılının Eylül ayında evli öğrencilerin açık öğretim lisesine yönlendirilmesi düzenlemesi getirildi. * 2015’in Mayıs ayında Anayasa Mahkemesi, resmi nikah öncesi dini nikah kıyılmasına verilen cezayı ortadan kaldırdı. * Anayasa Mahkemesi yine bir yasa iptaliyle ‘Çocukların cinsel ilişkiye rıza yaşının 15’ten 12’ye indirilmesi’nin önünü açtı. * 2016 yılı Kasım ayında çocuk istismarcılarının evlilik yoluyla cezasız bırakılmasını öngören bir önerge AKP hükümeti eliyle Meclise getirildi. Önerge tepkiler sonucunda geri çekildi. * 2017 yılı Mayıs ayında çocuk istismarının önlenmesi için hazırlanan araştırma önergesi, AKP milletvekillerinin oy çokluğu ile reddedildi. * 2018 yılında İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilen 115 çocuğun hamile olduğu halde adli makamlara bildirilmediği skandalının yankısı sürerken bu kez de Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yüzlerce küçük yaşta çocuğun hamile olduğu halde bildirilmediği ortaya çıktı."

https://web.archive.org/save/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/kadin/haber/-/ihd-adana-subesi-6-aylik-cinsel-istismar-raporu-acikladi/


Kapitalizm ve Çocuk


3.7.2018 - İstismarı örtbas davası: “Ortaya çıkaran suçlu, FETÖ kumpası” İstanbul’da bulunan Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, 115 hamile çocuğun uğradığı istismarın örtbas edilmesiyle ilgili dava 3 Temmuz'da görülmeye başlandı.Duruşmada, istismarı örtbas eden hastane yetkilileri suçlu olmadıklarını öne sürdü; istismarı ortaya çıkaran çalışan suçlandı, mahkeme de aldığı ara kararlarla bu gerçeği bir kez ortaya serdi. Sanıklara verilen “yurtdışına çıkış” yasağını kaldıran mahkeme, sonraki duruşmalara katılma zorunluluğunu da kaldırdı. İstismarı ortaya çıkaran sağlık çalışanı İclal Nergiz hakkında da “zorla getirme” kararı çıkarıldı. https://web.archive.org/save/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/guendem/haber/-/istismari-oertbas-davasi-ortaya-cikaran-suclu-fetoe-kumpasi/


3.7.2018 - AKP’nin ‘cinsel istismar’ riyakarlığı Son günlerde kayıp çocuklar ve çocuk istismarı ile oluşan duyarlılık nedeniyle AKP sözcüsü “Cinsel istismar yasaları ile ilgili düzenlemeler birinci önceliğimiz. Bu konudaki hassasiyetimiz biliniyor” dedi.AKP’nin meclis karnesi bile bu açıklamanın tam tersini söylüyor. Hükümet bugüne kadar, çocuğa, hayvana, kadına şiddet ve cinsel saldırı ile ilgili araştırma önergelerini firesiz reddetti. Reddedilen önergelerden birkaçı şöyle: Şubat 2018: CHP, çocuk istismarı vakalarının son 10 yılda yedi kat arttığını belirterek araştırma önergesi verdi. CHP'li Sezgin Tanrıkulu, meclis başkanlığına verdiği dilekçe ile çocuk istismarı ile ilgili meclis araştırması yapılmasını talep etti. Mayıs 2017: HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan tarafından çocuk istismarının önlenmesi için hazırlanan araştırma önergesi, AKP milletvekillerinin oy çokluğu ile reddedildi. Mart 2016: MHP’nin çocuk istismarının önlenmesi için araştırma komisyonu kurulması önerisi meclis genel kurulunda reddedildi. Aralık 2015: CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, şiddet gören, mağdur olan ve gün geçtikçe de sayısı hızla artan kadın cinayetlerine dikkat çekmek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’na yazılı soru önergesi verdi. Mart 2011: CHP, kadın ve çocuk cinayetlerinin önlenmesi için meclise araştırma önergesi verdi. Şahin, CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesini işleme koymayarak iade etti.Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, tecavüzcülere af getiren düzenlemeyi savunurken “Küçüğün rızası” diyerek yeni bir skandala imza atmıştı. https://web.archive.org/save/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/guendem/haber/-/akpnin-cinsel-istismar-riyakarligi/


5.7.2018 - Çocuk istismarına “takdir indirimi” ve ceza erteleme Diyarbakır Lice’de çocuğa “basit cinsel istismar” suçundan açılan davanın duruşmasında yargılanan kişiye mahkeme önce 2 yıl ceza verdi. Ardından “takdir indirimi”yle cezayı 1 yıl 8 aya indiren mahkeme verdiği cezayı da erteledi ve sanığın tutuklanmasına da gerek görmeyerek cezayı erteledi. Cumhuriyet’te yer alan habere göre, son 10 yılda çocuk istismarı vakaları yüzde 700 arttı. Tecavüzcülerin tahminen yüzde 5’i ortaya çıkarken, yüzde 95’i gizli kalıyor. Ensest ilişkilerin ise binde biri ortaya çıkıyor. Adliyelerdeki dört tecavüz davasından biri çocuklarla ilgili. Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göreyse, her ay Adli Tıp Kurumu’na 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderildi. Buna göre, çocuk istismarında açılan toplam dava sayısı 40 bin 266. Çıkan karar sayısı 24 bin 825, verilen mahkumiyet kararıysa 13 bin 968. Davalarda ‘iyi hal ve saygın tutum’ indirimleri devam ediyor.


https://web.archive.org/save/http://kizilbayrak40.net/ana-sayfa/guendem/haber/-/cocuk-istismarina-takdir-indirimi-ve-ceza-erteleme/

 

15.7.2018 - Bu defa Bağcılar: 51’i 15 yaş altı, 392 hamile çocuğun kaydı bildirilmemiş ODA TV’den Barış Terkoğlu’nun haberine göre durum 7 Mayıs’taki şikayetle ortaya çıktı. 2017 yılı boyunca 348’inin gebeliği kesinleşmiş 392 çocuk gebeliği vakası adli makamlara kanuna uygun şekilde bildirilmedi.348 çocuktan birinin 13 yaşında, 14’ünün 14 yaşında, 36’sının 15 yaşında, 95’inin 16 yaşında ve 203’ünün 17 yaşında olduğu belirtilen ilgili kararda, çocukların gebe olmasına rağmen kadın hastalıkları ve doğum bölümü yerine dahiliye ya da çocuk hastalıkları bölümlerinde hasta kaydı açıldığı anlatıldı.Kararda çocukların çoğunluğunun Suriyeli olduğu belirtilirken “16 yaş altı 50 gebe çocuktan sadece 21’i için bildirimde bulunulduğuna ilişkin tarih kaydı bulunduğu, bu çocuklardan 49’unun Suriyeli birinin Türk vatandaşı olduğu görüldü” dendi.Hamile çocuklar skandalının ilk duruşmasında başhekim yardımcısı A.A. ve sosyal hizmetler uzmanı N.D., suçlamaları kabul etmeyerek ‘FETÖ’yü ve ihbarı yapan İclal Nergiz’i suçlamıştı.http://www.diken.com.tr/bu-defa-bagcilar-51i-15-yas-alti-392-hamile-cocugun-kaydi-bildirilmemis/


28.7.2018 - 10 milyon çocuğa fuhuş yaptırılıyor Uluslararası yardım kuruluşu Save the Children tarafından yayımlanan “Görünmez Küçük Köleler” isimli rapora göre çoğunlukla Afrika ülkelerinden gelen ve Avrupa ülkelerindeki yakınlarının yanına gitmek için İtalya-Fransa arasındaki Ventimiglia sınırını aşmaya çalışan refakatsiz çocuklar, bu yolculuk süresince hayatta kalabilmek için fuhuşa zorlanıyor.Raporda bu olgunun, “hayatta kalmak için yapılan seks” (survival sex) olarak anıldığı belirtiliyor. Rapordaki bilgilere göre bu sınırı otomobillerle geçebilmek için kaçakçılara 50-150 euro arası ödeme yapılıyor. BBC Türkçe’nin aktardığına göre 18 yaş altı bu göçmen çocukların kalacak yer ve yemek karşılığı da fuhuşa zorlandığı belirtildi.Rapora göre dünya genelinde “ağırlıkla iş ve cinsel amaçlı olarak kölelik koşullarında tutulan, satılan ya da istismar edilen” çocuk ve genç sayısının 10 milyona yakın olduğu hesaplanıyor. Bu sayı, bu koşullarda tutulan bütün kişilerin yüzde 25’ine denk geliyor. Bu durumdaki her 10 kişiden 7’sini de kız çocukları ve kadınlar oluşturuyor


Kapitalizm ve Doğa


9.7.2018 - Nissan emisyon verilerinde oynadığını kabul etti Volkswagen otomobillerde emisyon testlerinde hile yapıldığının ortaya çıkmasıyla başlayan skandal, büyümeye devam ediyor. Volkswagen'in ardından pek çok otomobil devinin dizel araçların salınım testlerinde hile yaptığı ortaya çıkmış, milyarlarca dolarlık cezalar kesilmişti. Japon otomobil üreticisi Nissan, ilk kez emisyon verileriyle oynadığını kabul etti. Nissan açıklamasında Japonya'daki fabrikaların "neredeyse tümünde" emisyon testlerinde hile yapıldığı belirtildi. Yapılan hile, yakıt kullanımı miktarının ve salınan zehirli gazların gizlenmesine yol açıyor.  http://haber.sol.org.tr/dunya/nissan-emisyon-verilerinde-oynadigini-kabul-etti-242299


13.7.2018 - Johnson & Johnson ürünlerinin kansere yol açması nedeniyle 4,7 milyar dolar ödeyecek ABD'de Johnson & Johnson'ın talk kullanılan ürünlerine karşı açılmış 9 bin dava bulunuyor. Şirketin talk ürünlerinde asbest bulunduğunu 1970'lerden beri bildiği, ancak tüketicilerini uyarmadığı ve bu durumu gizli tuttuğu aktarılıyor. ABD mahkemesi, Johnson & Johnson ürünleri sebebiyle kanser olan 22 kadına 4,7 milyar dolar ödenmesini kararlaştırdı. Şirket karardan "derin üzüntü duyduğunu" ve temyize gidileceğini açıkladı. Talk mineralinin kimi zaman asbest olan yerlere yakın yerlerden çıkartıldığı biliniyor. Asbest, kansere yol açması sebebiyle zararlılığı yüksek bir madde. 2017 yılında açılan bir davada da Johnson & Johnson kanser olan bir kadına 417 milyon dolar ödemeye mahkum edilmişti.

21.7.2018 - Dünyanın en kirli şehirleri listesine Türkiye'den de üç il girdi Numbeo'nun kirlilik endeksini açıkladığı listede, dünyanın en kirli şehirleri arasına Türkiye'den üç il girdi. Dünyanın en kirli şehirleri arasında ilk üç sırada Afganistan'ın Kabil şehri 97,79 kirlilik endeksi ile ilk sırada yer aldı. 97,67 endeksi ile Hindistan'ın Ghaziabad şehri ikinci sırada yer alırken, Makedonya'nın Kalkandere şehri de 97,57 endeksi ile üçüncü sırada yer aldı. Türkiye'nin de yer aldığı dünyanın en kirli şehirleri listesinde Ankara 73,66, İstanbul 67.11, İzmir ise 62,75 kirlilik endeksi ile yer alıyor.http://haber.sol.org.tr/toplum/dunyanin-en-kirli-sehirleri-listesine-turkiyeden-de-uc-il-girdi-243402

 

Kapitalizm ve Eğitim


20.7.2018 - MEB’den meslek liseleri itirafı: Mezunların yüzde 80’i açlık sınırının altında Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü son 10 yılda meslek liselerinden mezun olanların katıldığı ve okul sonrası yaşanan sürece ilişkin raporunu açıkladı. Bakanlığın 2007- 2008 ile 2015-2016 yılları arasında meslek liselerinden mezun olan gençler ve 81 ildeki işletme yöneticilerin içinden 33 bine yakın mezun ile yaptığı araştırma sonuçlarına göre mezun olanların sadece yüzde 22’sinin bir işi olduğu, iş bulabilenlerin ise yüzde 80’inin asgari ücret ve altında ücret karşılığında çalıştırıldığı ortaya çıktı.Meslek lisesi mezunlarının yüzde 15’inin 1600-3 bin lira arasında çalıştırıldıkları ve sadece yüzde 6’sının 3 bin TL’nin üzerinde ücret alabilmesi dikkat çekti. İş bulabilen azınlıktaki mezunların yüzde 37’si tanıdıkları aracılığıyla, yüzde 21’i bireysel başvuru yaparak iş bulduklarını belirtirken İŞKUR aracılığıyla iş bulabilenlerin oranı yüzde 5, KPSS ile işe alınanların oranı da yüzde 6’da kaldı ve meslek lisesi mezunlarının çalışma durumları incelendiğinde ise gençlerin yüzde 55’i “hiç çalışmadım” yanıtı verdi.


28.7.2018 - İTÜ'den sonra İstanbul Aydın Üniversitesi'nde astroloji 'eğitimi' İTÜ'de astroloji ve fal "eğitimi" verilmesine ilişkin haberlerin ardından, şimdi de İstanbul Aydın Üniversitesi'nde "astroloji akademisi" açıldı.Yapılan duyurularda İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde, İstanbul ve İzmir'de rutin olarak astroloji sınıflarının açıldığı belirtildi. İlanlarda altı seviyede "eğitim" verildiği duyuruldu. Verilen astroloji eğitiminin "safsatalardan arındırılmış" olduğu iddia edildi. "Safsatadan arındırılmış astroloji"nın ne anlama geldiğiyse pek anlaşılamadı. http://haber.sol.org.tr/toplum/safsata-akademiye-girdi-ituden-sonra-istanbul-aydin-universitesinde-astroloji-egitimi-244026


31.7.2018 - 200 bin öğrenci tercih yapmadı; imam hatip kontenjanlarının yarısı boş Milli Eğitim Bakanlığı'nın dün açıkladığı liselere yerleştirme sonuçlarına göre, 8. sınıftan mezun olan 1.2 milyon öğrenciden 200 bini herhangi bir tercih yapmayarak sistem dışında kaldı. 224 bin kişilik imam hatip kontenjanının 107 bini tercih edilmeyerek  kontenjanların yarısı boş kaldı. Boş kontenjanların okul türlerine göre dağılımına bakıldığında 70 bin 617 öğrenci, nakil dönemlerinde ya imam hatip lisesine ya da meslek lisesine gitmek zorunda olacak. http://t24.com.tr/haber/200-bin-ogrenci-tercih-yapmadiimam-hatip-kontenjanlarinin-yarisi-bos,672857

Admin2
Yayınlanma: 01.08.2018 / 00:00 / Admin2