Sınıf Gündemi (Sayı 12)

Sermaye Devleti


6.9.2017 - Kapatılan basın kuruluşları satılıyor Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) internet sitesindeki ilana göre Meydan, Yeni Hayat, Kocaeli Manşet, Demokrat Gebze ve Bizim Kocaeli, Yarına Bakış gazeteleri ile Radyo Nur, İMC TV ve TV 10’un mal varlıkları ihale yoluyla satışa çıkarıldı. İlanda, adı geçen basın kuruluşlarının muhammen bedelleri ile teknik ekipman ve demirbaş eşyalarının listesi de yer aldı. İhalenin 5 Eylül ile 6 Ekim tarihleri arasında süreceği bilgisi de TMSF’nin sitesindeki bilgiler içerisinde yer alıyor.


2.9.2017 - İnfaz, işkence, tecavüz, çocuk istismarıyla dolu bir ilk altı ay İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi 2017'nin ilk 6 ayı içinde yaşanan hak ihlallerini raporlaştırarak kamuoyu ile paylaştı. * 1 kadın, 3 çocuk, 6 erkek olmak üzere 10 kişi yargısız infazlarda katledildi. 11 kişi de yaralandı. Hapishanelerde 3 kişi öldü. * 1 kişi gözaltında kaybedildi 1 kişinin de cenazesi kaybedildi. * 5 çocuk, 55 kadın olmak üzere toplam 351 kişi toplumsal alanlarda öldü. * 2'si polis merkezi dışında toplam 9 kişi gözaltında işkence gördüğüne ilişkin başvuruda bulundu. * 12 kişi kolluk güçleri tarafından kendisine ajanlık dayatmasında bulunulduğu üzerine başvurdu. * 3'ü engelli olmak üzere 19 kadına tecavüz edildi. 4 çocuk olmak üzere 35 kadın fuhuşa zorlandı. * 2 çocuk 1 kadın kaçırıldı. 3 çocuk 35 kadın gördüğü şiddetle yaralandı.2 engelli 1 erkek çocuk olmak üzere toplam 24 çocuk istismar edildi.


9.9.2017 - TSK ‘kirli savaş okulu’ kuruyor TSK bünyesinde, Kürt illerinde gerçekleştirilen katliamların ders olarak okutulacağı bir “okul” kurulacak. Diyarbakır Sur, Şırnak merkez, Cizre, Silopi, Hakkâri Yüksekova ve Mardin Nusaybin başta olmak üzere Kürt il ve ilçelerinde katliamlara imza atan sermaye devletinin ordusunun, katliam günlerinden çıkardığı deneyimler doğrultusunda eksikliklerini kapatmak için TSK bünyesinde Meskûn Mahal Muharebe Okulu kurulması kararlaştırıldı. Yerleşim yerlerinde yoğunlaşan çatışmaların bu kararda etkili olduğu belirtilirken, söz konusu okulun ilk aşamada İstanbul Tuzla’daki Piyade Okul Komutanlığı bünyesinde teşkilatlandırılması benimsendi.


11.9.2017 - İstismarı yazan gazetecilere baskı Özellikle tarikat yurtlarında son dönemde artan cinsel istismar olaylarının ortaya çıkmasında rol oynayan basına dönük baskılar artış gösterdi. Sêmsur’un (Adıyaman) Bêsnî ilçesinde Süleymancılara ait Hayrünnisa Gölbaşı Çocuk Yurdu’nun müdürü tarafından yurtta kalan iki çocuğun cinsel istismara maruz bırakılmasının ortaya çıkmasının ardından gazeteciler, baskıya maruz kaldıklarını anlattı.Yerel gazeteciler, AKP’lilerin ve resmi görevlerde bulunan üst düzey isimlerin söz konusu olay ve yurt ile ilgili haber yapılmaması yönündeki baskı yaptıklarını aktardı. BirGün gazetesinden Can Uğur’a konuşan Gerger Fırat gazetesinde çalışan Özgür Boğatekin, söz konusu haberin hemen ardından polislerin geldiğini belirterek, “Polisler geldiğinde resmi olarak bana verdikleri evrağı alacak bir sıfatının bulunmadığını kendilerine ilettim. Onlar da bana, ‘Bundan sonra haber yap da görelim’ dedi ve gitti. Daha önce de Gerger İmam Hatip Lisesi’nde yaşanan cinsel taciz olayını ortaya çıkardığımızda benzer baskılarla karşılaştık” dedi. Bu yönlü baskıların özellikle AKP’lilerden geldiğini belirten Boğatekin, “Kendileri açısından sorun olan, her türlü olayın üzerini kapatmak istiyorlar. Resmi olarak yayın yasağı getiriyorlar o olmazsa kentteki siyasal ağırlıklarını kullanmaya çalışıyorlar” dedi.Kentte yerel basında çalışan ve ismini vermek istemeyen bir diğer gazeteci ise, “Ekonomik ve siyasi açıdan bizi baskı altına almaları ulusal basından daha kolay maalesef. Bunu bildikleri için kentteki AKP’li isimlerle resmi makamlarda bulunan isimler, böyle durumlarda ciddi basınç oluşturuyor” dedi.

 12.9.2017 - 69 bin öğrenci cezaevinde Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e cezaevlerindeki öğrenci sayısı soruldu. Cevaba göre, 2016 yılı sonu itibariyle toplam  ön lisans ve lisans programlarına kayıtlı 36 bin 33  öğrenci tutuklu. Açıköğretim programlarına kayıtlı 33 bin 268 hükümlü ve tutuklu da bulunuyor.http://bit.ly/SG12-17

15.9.2017 - JİTEM cinayetleri duruşmasında tutuklama yok Bir yargı tiyatrosu gibi  salon yetersizliği, “savcının cübbesinin olmaması” gibi gerekçelerle gecikmeli olarak başlayan JİTEM eliyle işlenen cinayetlere ilişkin bugün görülen duruşmada, tanık ifadelerine karşın kimse tutuklanmazken, dönemin başbakanı Tansu Çiller’in dinlenmesine de “gerek olmadığına” hükmedildi.http://bit.ly/SG12-46


15.9.2017 - Bir “ceza hukuku hocası”: “Uçakta Sezgin Tanrıkulu’nun arkasına oturdum. Boğma teliyle işini bitir biz sana hapiste bakarız diyenler var” Hakkari’de sivillerin vurulduğu SİHA saldırısının ardından AKP şeflerince hedef gösterilen Sezgin Tanrıkulu, uçakla Ankara’dan İstanbul’a gittiği sırada sosyal medyada bir kişi “Uçakta Sezgin Tanrıkulu’nun arkasına oturdum. Boğma teliyle işini bitir biz sana hapiste bakarız diyenler var” paylaşımında bulundu. Daha sonra adının Burak Doğan olduğu öğrenilen kişinin Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Gazi Üniversitesi’nde de “ceza hukuku hocası” olduğu basına yansıdı. http://bit.ly/SG12-45


17.9.2017 - 7 yeni cezaevi için milyarlık harcama Devletin olağanüstü koşul ve istisnai durumlarda başvurduğu pazarlık yöntemli, yani “davetli ihale” (KİK madde 21/b) yöntemi bütün kamuyu kangren gibi sarıyor. Adalet Bakanlığı’nın, “davetli ihale” yöntemiyle ilişkisi nerede olabilir? Tabii ki cezaevleri. Bakanlık adli yıl açılış töreninin yapıldığı 5 Eylül haftasında, yedi yeni cezaevinin yapım pazarlığını yapmış. Altı günde yedi cezaevinin toplam bedeli ise 931 milyon TL.  (Çiğdem Toker/Cumhuriyet)


16.9.2017 - Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un cenazesine saldıran kişinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yla karakolda çektiği fotoğrafı ortaya çıktı HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un cenazesine saldırı sonrasında “reis”leri dahil tüm AKP’liler saldırıyı kınayan açıklamalar yaptı. Süleyman Soylu da saldırıyı kınadı ve olayla bizzat ilgilendiğini açıkladı. Ancak saldırganlardan Murat Alp'in, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yla karakolda çektiği fotoğrafı ortaya çıktı. Fotoğrafın saldırı gecesi Murat Alp yakalandıktan sonra karakolda çekildiği belirtilirken, Soylu’nun “bizzat ilgilendim” sözünün gerçek anlamı da gün yüzüne çıktı.http://bit.ly/SG12-44


17.9.2017 - Ordu Suriye sınırına askeri yığınak yapıyor Türk sermaye devleti, Rojava’ya ve özel olarak da Efrîn’e yönelik tehditleri eşliğinde, sınır kentlerine askeri yığınak yapmaya devam ediyor. Son olarak da dün akşam saatlerinde bölgeye gönderilen zırhlı askeri araçlar Hatay’ın Reyhanlı ilçesine ulaştı. Araçların sınırdaki birliklere takviye amaçlı gönderildiği kaydedildi. Öte yandan dün akşam saatlerinde, bölgedeki işgalini sürdüren Türk sermaye devleti, Seman Kalesi’ne konuşlu birlikleri ve dinci çeteler eliyle, Efrîn’e saldırdı. ANHA muhabirleri, saat 22.00 sularında ağır silahlarla Efrîn Kantonu’nun Şêrawa ilçesine bağlı Basûfanê Köyü’ne saldırı gerçekleştiğini, YPG savaşçılarının saldırılara karşılık verdiğini aktardı. “İdlib’e yönelik operasyon” tartışmalarının yoğunlaştığı son dönemde, Astana görüşmelerinde İdlib konusunda belli noktalarda anlaşmaya varılmıştı. İdlib’de cihatçı çetelerin “denetlenmesi” görevini alan Türk sermaye devleti, ayrıca kente 500 “gözlemci” gönderecek.


17.9.2017 - Kontrgerillanın yeni katliam aracı: Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) Aralarında MLKP/FESK Kürdistan Kır Birliği Komutanı Hüseyin Akçiçek’in de bulunduğu gerillaların kullandığı araç tespit edilip 8,5 saat boyunca İHA ile takip edilmiş olmasına ve yol güzergâhlarına kolluk güçlerinin konuşlanılmasına rağmen araç durdurulmazken, araçtan inip kırsala yönelen gerillalar SİHA ile katledildi. Hakkari’de de insansız hava aracı ile düzenlenen saldırıda köylüler vurulurken bir kişi yaşamını yitirmişti.


20.9.2017 - İnsan Hakları Ortak Platformu: OHAL’de 110 bin tutuklama, 113 bin ihraç gerçekleşti İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), 15 Temmuz darbesinin ardından peşpeşe ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) düzenlemeleriyle ilgili 31 Ağustos’ta hazırladığı raporunu yayımladı. OHAL’de gözaltına alınanların sayısı en az 110 bin kişiyi bulduğu belirtilen raporda çıkarılan 28 KHK sonucu toplam 113 bin 440 kişinin görevinden ihraç edildiğine dikkat çekildi. Raporda ayrıca bu süre içerisinde 48 sağlık kuruluşunun, 2325 özel öğretim kuruluşunun, 15 vakıf yükseköğretim kurumunun, 19 sendika ve konfederasyonun kapatıldığı da belirtildi. Raporda 969 şirkete kayyum atandığı yer alırken KHK’ler kapsamında 6 haber ajansının, 65 gazetenin, 20 derginin, 34 radyo kanalının, 31 televizyon kanalının ve 29 yayınevi/dağıtım şirketinin de kapatıldığına dikkat çekildi. Raporda kapatılan dernek sayısına da değinilerek buna göre 31 Ağustos 2017 itibariyle kapatılan dernek sayısı 1412, vakıf sayısı da 139. İHOP’un raporunda kayyum atanana belediyeler de değinilerek Buna göre 94 belediyeye kayyum atandığı bunlardan sadece 5 belediyenin DBP’ye ait olmadığı vurgusu yapıldı


23.9.2017 - Silivri 9 No’lu cezaevinde işkence, arama, hücre cezası… Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde bulunan siyasi tutsaklar, Ağustos ayında yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin rapor hazırladı. Raporda, ihraç edilen Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’ya destek amacıyla açlık grevine giren 7 tutsağa bir kısım etkinliklere katılmama yasağı getirildiği, bazı tutsakların farklı gerekçeler ile tek kişilik hücre cezaları aldığı ve ziyaretçi kabulünden yoksun gibi disiplin cezalarına çarptırıldığı belirtildi. “İşkenceler her gün artarak devam ediyor” ifadesinin yer aldığı raporda, “11 Ağustos günü gardiyanlar C4128 No’lu hücreye baskın düzenledi. Fırat Kıl ile İlyas Kazan adlı tutuklar işkence boyutuna varacak şekilde darp edildi. Darp edilen tutsak sayısı onları buldu ve vücutlarında darp izleri olmasına rağmen revire götürülmediler” denildi. Raporda havalandırma alanlarının saat kamera ile izlendiği ve avukat görüşlerine kısıtlama getirildiği ifade edildi. (Özgürlükçü Demokrasi)


23.9.2017 - İşkence edilen tutsak sağır oldu Sürgün, revire çıkarılmama, mektuplara el konulması, sosyal aktivitelerin ortadan kaldırılması, çıplak arama dayatması gibi işkenceye varan birçok uygulama ile gündemden düşmeyen Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kadın tutsakların açlık grevi kırkıncı güne girdi. Taleplerin karşılanmamasına karşın tutsaklar eylemlerinde kararlı iken, tutsakların dikkat çektikleri işkence boyutundaki uygulamalar ise devam ediyor. Riha’dan (Urfa) Tarsus T Tipi Cezaevine sürgün edilen tutsak Çerko Mimkara, çıplak arama işkencesini reddettiği için işkenceye uğradı. Mimkara’nın işkence sonucu sol kulağı duyu yetisini kaybettiği öğrenildi.


25.9.2017 - Valilik 10 Ekim 2015 Ankara katliamında sağlık hizmeti vermeyen personeli hakkında soruşturma izni vermedi 10 Ekim 2015’te Ankara’da emek ve demokrasi güçlerinin mitingine yönelik DAİŞ’in canlı bomba saldırısı sonrası Sağlık Bakanlığı Sağlık Denetçiliği Müfettişi’nin, katliama ilişkin “sağlık hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmediği” gerekçesi ile 11 personel hakkında ön inceleme raporu hazırladığı ortaya çıktı. Miting alanında görev yapan TTB üyesi hekimlerin ve katliam tanıklarının “Patlamadan sonra miting alanına atılan yoğun biber gazı nedeniyle bazı yaralıların hayatını kaybettiği, TOMA’ların ambulansların girişini engellemesi nedeniyle yaralıların hastaneye geç ulaştırıldığı” ifadelerine rağmen müfettiş raporunda patlama öncesinde ve sonrasında sağlık hizmetlerinin zamanında yapıldığı ileri sürüldü. Haklarında ön inceleme yürütülen 3 sağlık kurumu müdürünün ise ifadelerinde, “Güvenlik uygulamaları nedeniyle sağlık hizmetinin yeterince sunulamadığına katılmıyoruz” dediği görüldü. Valilik ise, 11 sağlık personeli hakkında soruşturma izni vermedi. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, bombalı saldırının olduğu gün görevini yerine getirmedikleri dile getirilen sağlık personelleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istemişti. Bunun üzerine savcılık da Ankara Valiliği’nden soruşturma izni istedi. Valilik, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde 10 Ekim günü görevli 11 sağlık personeli hakkında ön inceleme yaptırdı. 29 Haziran 2017 tarihli ön inceleme raporunda Sağlık Bakanlığı Sağlık Denetçiliği müfettişi, “patlama öncesinde ve sonrasında sağlık hizmetlerinin gereği gibi yapılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı”nı savundu.


25.9.2017 - Edirne F Tipi Cezaevi’nde işkence: Domuz bağı, süngerli oda, sürgün Edirne F Tipi Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerini protesto ettikleri için siyasi tutsak Fikret Kara’nın gardiyanlar tarafından işkence edilip kaburgalarının kırıldığı ve yine tutsaklardan Barış Aras, İleri Kızıkaltun, Ayberk Demirdöğen’in ise, domuz bağı yapılarak süngerli odaya kapatıldığı iddia edildi. İşkence edilerek kaburgaları kırılan Kara’nın annesi Naime Emlik Kara, oğlunun ve diğer tutsakların uğradığı işkenceyi anlattı. Kara, daha önce Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde yaşanan işkenceler ile birçok kez gündeme gelen Haydar Ali Ak’ın Edirne F Tipi Cezaevi’ne müdür olarak atanmasıyla siyasi tutsaklara yönelik işkence ve eziyetlerin arttığına dikkat çekti. Kara, “Hücre şeklinde bölmelere ayrılan yeni ring araçlarıyla tutsaklar sindirilmek isteniyor. Bu araçlarda kafese benzer tek kişilik bölmelerde, elleri kelepçeli şekilde tutulan tutsaklar, hareket edemiyor, nefes alamıyor. Çocuklarımız bu ringleri kabul etmedikleri için de artık ne mahkemeye gidip savunma yapabiliyor, ne de hastaneye sevk edilmek isteniyor. Bu durum en çok da hasta tutsakları etkiliyor” diye konuştu. (Özgürlükçü Demokrasi)


30.9.2017 - Trump hükümetinin ilk yılında Türkiye’ye 2016 yılına oranla neredeyse 4 kat fazla doğrudan silah satışı yapıldı  Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin, birçok Alman ve ABD şirketinin Türkiye’ye örtülü olarak silah ambargosu uyguladığı yönündeki açıklamalarının aksine Trump hükümeti döneminde, Ankara’ya silah satışında rekor kırıldı. Mezopotamya Ajansı’nın haberinde, Amerikan tedarikçiler Donald Trump hükümetinin ilk yılında Türkiye’ye 2016 yılına oranla neredeyse 4 kat fazla doğrudan ticari silah satışı gerçekleştirdi. Amerikan Kongresi’ne bildirilen rakamlara göre 2017 yılının ilk 8 ayında Amerikan tedarikçilerin sadece Türkiye ile yaptıkları doğrudan ticari silah ticareti 454 milyon dolardan fazla. Bu rakam 2016 yılının aynı zaman aralığında sadece 94 milyon civarlarında kalmıştı. (Özgürlükçü Demokrasi)


Türkiye Gündemi


9.9.2017 TÜSİAD Dış İşleri Bakanlığı gibi çalışıyor Yurtdışında atağa geçen derneğin içeride, Ankara ile olan temaslarının da sıklığı dikkat çekiyor. Dernek aylardır düzenli olarak hem Ankara'da hem de İstanbul'daki merkezlerinde bakan seviyesinde hükümet üyeleriyle bir araya gelip, kapalı toplantılar yapıyor. Bakanlar dernek üyesi işadamlarını dinliyor ve kendileri de ekonomi politikaları hakkında son gelişmeleri işadamlarıyla paylaşıyor, toplantılar bir yemekle sona eriyor. Uzun yıllar Avrupa Birliği'nin kalbi sayılan Brüksel'de çalıştıktan sonra TÜSİAD Genel Sekreterliği görevini kabul ederek İstanbul'a yerleşen Bahadır Kaleağası'na toplantıların nasıl geçtiğini soruyorum, "Özel sektör devlet diyaloğu çok iyi" diye cevap veriyor. Kaleağası gelişmeleri şöyle özetliyor: "Bize her taraftan ciddi bir bilgi akışı var. TÜSİAD, Avrupa iş dünyasının NATO'su olan BusinessEurope üyesi. Uzakdoğu'da BRICA ile işbirliği içinde. Özetle her bölgeden bize bilgi, analiz akıyor. Bu önemli bilgileri devletle paylaşıyoruz. Ankara'nın iş dünyasını yakından ilgilendiren kararlarını birinci ağızdan dinleme ve tartışma fırsatı buluyoruz. (Şelale Kadak, Sabah)


14.9.2017- Tuğluk’un annesi ırkçı saldırılardan dolayı defnedilemedi Hatun Tuğluk’un cenazesi, Ankara Batıkent’te bulunan Ergazi Pir Sultan Cem Evi’nde yapılan törenden sonra, defnedilmek üzere İncek Mahallesi’nde bulunan mezarlığa getirildi ancak defin işlemleri sırasında gerçekleşen ırkçı saldırılar nedeniyle Hatun Tuğluk’un cenazesi defnedilemedi.


23.9.2017 - AKP, MHP ve CHP’den savaş tezkeresine onay Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon yapılması konusunda hükümetin yetkisini bir yıl daha uzatan savaş tezkeresi AKP, MHP ve CHP’li milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.


24.9.2017 - Erdoğan tekellere seslendi: Her türlü kolaylığı sağlıyoruz Erdoğan, BM toplantısı için gittiği ABD’nin New York kentinde piyasa değeri 1.5 trilyon dolar olan küresel şirketler ile dünyada 2.5 trilyon dolarlık portföyü yöneten 70’e yakın şirketin yöneticisine, “Cumhurbaşkanlığı makamı dâhil tüm kurumlarımız vasıtasıyla ülkemizde yatırım yapmak isteyen uluslararası yatırımcılara her türlü kolaylığı sağlıyoruz” dedi. Yatırım yapanların pişman olmayacağını belirten Erdoğan, “Birkaç ay önce de üretim reform paketini çıkardık. Yatırımcılara çeşitli teşvik ve kolaylıklar sağladık” açıklamalarını yaptı. ABD gazetelerine verilen ilanlarda, “Şirketinizin geleceğini planlarken, Türkiye’ye daha yakından bakın” çağrısı yapıldı.(Özgürlükçü Demokrasi)


25.9.2017 - Erdoğan’dan referandum tehdidi: “Bir gece ansızın gelebiliriz!” Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKYB) referandumu devam ederken, AKP iktidarının şefi Tayyip Erdoğan bir kez daha tehditler savurdu. İstanbul'daki İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği 1. Genel Kurulu, Avrupa Ombudsmanlar ve Akdeniz Ombudsmanlar Birliği Yürütme ve Yönetim Kurulu Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, Kürt halkının bölgedeki kazanımlarını hedef alarak “Bir gece ansızın gelebiliriz!” dedi.


25.9.2017 - CHP Kürt halkına karşı kirli ittifaka çağırdı Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde bugün başlayan referanduma ilişkin basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, Kürt halkına karşı kirli ittifakın güçlendirilmesi, Türkiye’nin Irak ve İran referanduma karşı işbirliği içinde davranması ve yaptırımlarda bulunulması çağrısı yaptı.(Kızıl Bayrak)


28.9.2017 - Katillerin avukatı yeni İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanı oldu Sivas Katliamı davasında sanıkların avukatlığını yapan Mevlüt Uysal İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni başkanı oldu.

 

Kürdistan’da Sömürgecilik ve Direniş

 

14.9.2017 - Rojava’ya yönelik savaş hazırlığı sürüyor Türk sermaye devleti, Rojava’ya yönelik tehditler ve “2. Fırat Kalkanı” hezeyanları ile sınıra yığınak yapmayacak devam ediyor. Son olarak da dün gece geç saatlerde Kilis ve Hatay sınırındaki hudut karakollarına, fırtına obüsleri ve komandı birlikleri sevk edildi. Elbeyli ilçesinden yola çıkan 15 araçlık konvoyla taşınan fırtına obüslerinin 3. Hudut Tabur Komutanlığı’na bağlı sınır birliklerine ile Kilis-Hatay sınırına konuşlandırıldığı bildirildi. Ayrıca piyade komando birlikleri de Kilis-Hatay arasındaki sınır karakollarına sevk edildi. (Kızıl Bayrak)


20.9.2017 - TSK Güney Kürdistan’da köyleri bombaladı: 10 kişi katledildi ANF'de yer alan habere göre, TSK’nın Amediyê kentine bağlı Şeladizê kasabası ile Avaşin bölgesine düzenlediği hava saldırılarında katledilenlerin sayısı 10'a çıktı.


22.9.2017 - Diyarbakır Hapishanesi’nde “intihar” iddiasında infaz şüphesi Diyarbakır Hapishanesi’nde “intihar ettiği” iddia edilen Abdullah Derin’in annesi, çocuğunun intihar etmiş olamayacağını söylerken Derin’in boğazında morarma olmaması dikkat çekti. Gözaltında “itirafçı olması” baskısıyla 11 gün işkence gören Derin’i sermaye devletinin katlettiğinden şüpheleniliyor.


24.9.2017 - Patronlar ve sendika bürokratları Kürt düşmanlığında da anlaşıyor Erdoğan ve AKP’siyle birlikte, sermaye partileri CHP ve MHP’nin ortaklaştığı tezkerenin mecliste görüşüldüğü saatlerde, patron sınıfı örgütleri TOBB, TİSK, TESK başkanları ile birlikte Türk-İş, Hak-İş, Memur-Sen, Kamu Sen bürokratları, bir masada Kürdistan referandumuyla ilgili “ortak görüşlerini” açıkladı. Patron örgütleri ve sendika bürokratları tarafından yapılan ortak açıklamada, gerek petrol, gerekse dillerinden düşürmedikleri “güvenlik” ve Kürt halkına düşmanlık konusunda, patron sınıfına ve özel olarak da AKP iktidarına, “komşu” ve “dost” olarak işleyen IKBY’nin son referandum tutumunun “endişe verici” bulunduğu ifade edildi. Bütün bunlara paralel olarak işçi düşmanlığında “beraber” hareket edenler, Türk sermaye devletinin yeni savaş çığırtkanlığına da şu ifadelerle destek sundu: “Devletimizin, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması yönündeki temel politikasını paylaşıyoruz. MGK’nın tavsiye kararlarını, Hükümetimizin ve Meclisimizin bu yönde atacağı adımları destekliyoruz. Tüm siyasi partilerimizden de aynı milli duyarlılığı görmenin, ülkemizin güvenliğini korumak açısından büyük önem taşıdığına inanıyoruz.”


24.9.2017- Dêrsim ormanları üç aydır yakılıyor Dêrsim’in Qisle (Nazımiye) Deşk bölgesi, merkeze bağlı Geyiksuyu, Sin, Halvori Gözeleri üzeri, Rengül, Müşkürek Xaçeli, Mezrabali, Şıxmeran, Dere Are ve Bali vadisinde çıkarılan orman yangınları; ağaçları, hayvanları ve endemik bitkileri kül ediyor. Mazgêrd (Mazgirt), Pilemûriye (Pülümür) ve Qisle taraflarından da dumanlar yükselirken, Peri Vadisi’nde çıkarılan yangın ise, büyüyerek devam ediyor. Düzgün Baba ve Kutuderesi yakınındaki Hagaopil’deki (Büyüktarla) yangına müdahaleye izin verilmezken, gündüz saatlerinde yangının yayılmaması için çalışan köylüler ve çevreci aktivistler, yangının geceleri tekrar başlatıldığını aktarıyor. Dêrsim’de temmuz ayında yaklaşık 550 hektarlık arazi yandı, bu rakam 700 hektara ulaşmış durumda. Diğer yandan, temmuz ayında çıkarılan yangınlara müdahale etmek isteyen yurttaşlara izin verilmemesi üzerine Sanat Sokak’ta gerçekleştirilen basın açıklamasına katılanlara, kişi başı 227 lira para cezası verildiği öğrenildi.


27.9.2017 - Ceylan’ın katilleri korunuyor, ailesi ise ‘peşini bırakın, gidin buradan’ tehdidi altında Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Rıfat Şahin ve Devran Toptaş’ın haberine göre, soruşturmanın kapatılması için aile baskı altına alınırken, aile bireyleri de defalarca gözaltına alınarak baskı altına alınmaya çalışıldı. Ceylan’ın babası Raif Önkol, 8 yıl boyunca baskıların sürdüğünü ve faillerin yargılanması noktasında geçen yıllara rağmen bir ilerleme kaydetmediğini dile getirdi. Baba Önkol, oğlu Rıfat Önkol’un hukuki süreci takip etmesinden dolayı sürekli baskı ve tehditlerin hedefinde olduğunu, bu nedenle defalarca ev baskınları sonucu gözaltına alındığını ifade etti. En son Ceylan Önkol’un babası Raif Önkol’u, Tapantepe Karakol Komutanı ‘gidin buradan’ diye tehdit etti. (Özgürlükçü Demokrasi)


28.9.2017 - Yeni çıkan görüntülere göre 5 Haziran 2015’teki HDP mitingine yapılan bombalı saldırının faili bombayı çöp kutusuna göz göre göre yerleştirmiş Diyarbakır’da HDP mitingine yönelik 5 Haziran 2015'te gerçekleştirilen bombalı saldırıya ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı. Evrensel gazetesinin haberine göre; Diyarbakır Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma dosyasında yer alan görüntülerde, sanık Orhan Gönder’in miting alanına polis araması yapılmadan önce elinde bir poşetle geldiği ve henüz tenha olduğu saatlerde alanda keşif yaptığı görülüyor. Ardından ise elindeki poşetten çıkardığı patlayıcıyı çöp kutusuna koyuyor. Sonra ikinci patlamanın olduğu çay ocağına doğru yürüyor ve tezgahın altına elindeki poşeti bırakıyor. Görüntülerde bomba uzmanı polis birinci bombanın konulduğu çöp kutusunu kontrol ediyor ancak arama köpeği çöp kutusuna yönelirken, polis köpeği çekiştirerek yoluna devam ediyor. Köpeğin arkasında inceleme yapan bomba uzmanı polis de çöp kutusunu kontrol ediyor. Polis kafasını uzatarak çöp kutusunu yukarıdan kontrol edip, ayağı ile çöp kutusunun tabanını yokluyor. Ancak o da bombayı tespit edemiyor!


28.9.2017 - Roboski… 300 hafta oldu: Tek bir fail cezalandırılmadı Şırnax’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde, 28 Aralık 2011 tarihinde savaş uçakları ile yapılan bombardımanda yaşamını yitiren 19’u çocuk 34 kişinin aileleri, adalet arayışlarının 300’üncü haftasında da yakınlarını andı. Katliamda parmağı olan birçok askerin 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe kalkışmasında dolayı tutuklu bulunduğu ve darbecilikten yargılanan komutanların katliamdan dolayı yargılanmadığı biliniyor.


Halk İçin Ekonomi


1.9.2017 - Et fiyatları son on yılda enflasyonun iki katı arttı Temmuz 2007’den 2017’ye TÜFE 138.67’den 310.24’e çıktı ve tüketici genel enflasyonu yüzde 123.7 arttı. - Aynı dönemde dana etinin kilosu 13.42’den 43.77 liraya çıktı ve yüzde 226.1 yükseldi. Enflasyonu ikiye katladı. - Koyun etini ise gözden kaçırmışız. 11.49’dan 43.65 liraya çıkan bir kilo koyun etinin artışı yüzde 279.8 ile rekor kırdı. Genel enflasyonun 2.5 katı kadar yükseldi. Ayrıca TÜİK’in verilerine bakınca son 10 yılda genel tüketici enflasyonu yüzde 124 iken, kuru fasulye fiyatının yüzde 170’e çıktığını görüyoruz. (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk)


5.9.2017 - İthal yem et fiyatlarını yükseltiyor Kaba yem üretimimiz de talebi karşılayamıyor. Karma yem veya fabrika yemi en az yüzde 50 ithal girdiyle üretiliyor. 5 yıl önce besiciler 1 kg et satarak 32 kg besi yemi alabiliyordu. Şimdilerde 1 kg et karşılığı 18 - 20 kg besi yemi alabiliyorlar. Yem fiyatları et fiyatlarından çok hızlı arttı. Dolara bağlı büyükbaşların beslenme maliyetleri yükselince, et fiyatı da artıyor. (Uğur Gürses, Milliyet)


18.9.2017 - 371 milyon liralık arazi Ensar’a peşkeş çekildi Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre, İstanbul’da kamuya ait dokuz bina ve arsa son üç yılda İstanbul büyükşehir belediyesi tarafından Ensar Vakfı’na bırakıldı. Bu bilgi, İBB CHP Basın Sözcüsü Tarık Balyalı’nın aylardır üzerinde çalıştığı raporda tespit edildi. Ertuğrul Gülsever tabloyu “Erdoğan’ın hayali olan nesillerin yetiştirilmesi” olarak özetledi. İBB’nin iktidarın kendine yakın gördüğü vakıflara arsa ve yurt binası sağladığı bilinirken, bir binayı bizzat kiralayıp her türlü masrafını üstlendiği yeni örnekler de görülmeye başladı. Ancak Ensar’a verilen büyük arazilerden sonuncusu dikkat çekti. Vakfa son üç yılda dokuz taşınmaz verilirken, bunlardan en çarpıcısı Yenikapı miting alanına komşu 18 dönümlük değerli arazi. İBB bugün itibarıyla değeri 371 milyon 600 bin TL değerindeki araziyi yaptığı ortak protokolle Ensar Vakfı’nın kullanımına verdi.


11.9.2017 Sanayi ve yatırımlar büyüyor ama yatırımlar inşaatla büyüyor, makine teçhizat yatırımları küçülüyor “Yılın ilk üç ayında ekonomi yüzde 5.2 büyümüştü. İkinci üç aylık dönemde büyüme yüzde 5.1 olarak gerçekleşti. İkinci üç aylık dönemde büyümenin arkasında, inşaat yatırımlarının artışı ve ihracat artışı var. İkinci üç aylık dönemde tarımda yüzde 4.7, sanayide yüzde 6.3, inşaatta yüzde 6.8 büyüme gerçekleşti. Sanayide büyük ağırlığı olan imalat sanayii, ilk üç aylık dönemde yüzde 5.9 büyümüştü, ikinci üç ayda yüzde 6.0 büyüdü.” (Güngör Uras, Milliyet) “Yatırımlar kalemi yüzde 9.5 sıçrama göstererek büyümeye yüzde 2.9 artırıcı katkı yaptı. Bu katkı talep yönüyle büyümeye en yüksek desteği oluşturuyor. Ancak sabit sermaye yatırımlarının büyük kısmı inşaatlardan oluştu. Bu nedenle inşaat sektöründeki büyüme yüzde 25’e varırken inşaat dışındaki sabit sermaye yatırımlarını oluşturan makine ve teçhizat yüzde 8.6 azaldı. Açılan krediler henüz makine teçhizat yatırımına dönüşmedi.” (Aburrahman Yıldırım) “Yatırımlardaki artışta ciddi bir çarpıklık var. Çünkü yatırımlar yüzde 9.49 artarken makine ve teçhizat yatırımları yüzde 8.62 küçülmüş. Makine teçhizat yatırımları 4 çeyrektir sürekli küçülüyor. * Yatırımlar sadece inşaat yatırımları ile büyümüş. İnşaat yatırımlarındaki büyüme yüzde 24.97 ile son 17 çeyreğin en yüksek düzeyine fırlamış durumda.” (İsmet Özkul)


15.9.2017 - Kredilerdeki artışlar makine yatırımına değil, eski borçların ödenmesine gitti “Yurt içi kredi hacmi ile yıllık toplam makine teçhizat yatırımlarının artış hızları 2009 sonundan 2012 başına kadar paralel bir seyir izliyor. Sonra aralarında giderek açılan bir makas oluşuyor. (Aşağıdaki) grafiğin en çarpıcı yeri ise son bölümü. 2016’nın ikinci çeyreğinden itibaren makastaki açılma hızlanıyor. Kredi hacmi artışı hızlanırken, makine teçhizat yatırımları artışı adeta duruyor. Bu makas, anayasa referandumu sürecine girilmesiyle hızlan(dırıl)an kredi hacmi artışı ve görülmemiş teşviklere rağmen, gerçek yatırım eğilimini yansıtan makine teçhizat yatırımlarında bir canlanma olmadığını gösteriyor. Bu resim, aynı zamanda gerçek yatırımlardaki durgunluğun teşvik ve kredilerin yetersizliği veya faizler olmadığını da ortaya koyuyor. Gerçek nedenin iç ve dış politikadaki riskler, demokrasi ve hukuk standartlarındaki kötü gidiş olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Gelecekte üretim, verimlilik ve istihdamı artıracak olan makine teçhizat yatırımları durgun bir seyir izlerken borçluluk ve bankacılık riskleri hızla artıyor. Yani borçlar, borç ödeme kapasitesinden hızlı artıyor. Bu da Merkez Bankası ve bankalara baskının yanısıra, banka bilançolarında riskleri daha az dikkate alacak düzenlemeler ve Hazine garantileri ile zorlanarak yapılıyor. (İsmet Özkul, Dünya Gazetesi)

 


16.9.2017 - Örtülü ödenekte bir yıllık bütçe 8 ayda tükendi Bu yıl ağustos ayında bütçenin sermaye giderleri kaleminden de yine gizli hizmet adı altında 101 milyon 268 bin lira harcandı. Geçen yıl ağustos ayında sermaye gideri kaleminden örtülü ödenek kullanımı 13 milyon 452 bin lirada kalmıştı. Böylece sadece ağustos ayında örtülü ödenekten yapılan toplam bütçe harcaması yüzde 283 oranında artarak 70.1 milyon liradan 268.6 milyon liraya yükseldi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım'ın kullanma yetkisinde bulunan örtülü ödenekte yeni bir rekora imza atıldı. Örtülü ödenekten bu yılın ilk 8 ayında yapılan toplam harcama ise geçen yıla göre yüzde 60.7 oranında artarak 1 milyar 319 milyon liradan 2 milyar 121 milyon liraya yükseldi. Bu harcamanın 1 milyar 429 milyon lirası mal ve hizmet alımları için kullanılırken 692.2 milyon lirası sermaye giderleri adı altında yapıldı. Geçen yılın tamamında örtülü ödenekten yapılan toplam harcama 2 milyar 22 milyon lira olurken bunun 1 milyar 616 milyon lirası gizli mal ve hizmet alımlarına, 407 milyon lirası da gizli yatırımlara harcanmıştı. Örtülü ödenek kullanımının yılsonuna kadar geçmiş 8 aydaki gibi yüksek seviyede gitmesi halinde örtülü harcaması ilk kez 3 milyar liraya ulaşacak. http://bit.ly/SG12-76


16.9.2017 - 124 bin kişi daha işsizler ordusuna katıldı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 124.000 kişi artarak, 3.251.000 kişi oldu. (Sınıf Gündemi’nin Notu: Burjuva istatistikçilerinin hileleri bile artan işsizlik rakamlarını gizleyemez oldu. Yapılan hileler şöyle özetlenebilir: “TÜİK’in Aralık 2016 dönemi işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranı %12,7’ye ulaşırken, birçok ülkenin nüfusu kadar 3 milyon 872 bin kişilik bir işsizlik ordusu yaratıldı. Üstelik bu rakam, işgücü piyasasına katılanların 4 milyon 565 bin kişisi kendi hesabına çalışmasına rağmen ortaya çıktı. Halkın serbest meslek dediği bu kişiler aslında eksik istihdamda, yani çalışanla-işsizlik arasında gidip geliyorlar. İşgücünde daha vahim veriler de var: 11 milyon 71 bin kadın ev işleri ile meşgul olduğu için işgücü piyasasına girmiyor. Bitmedi: 15-24 yaş grubundaki kadınlarımızın %34,4’ü ne işte, ne de eğitimde. Yani eve kapatılmış durumdalar.” (İktisat ve Toplum Dergisi, Nisan/2017)


17.9.2017 - Bankalar Kredi Garanti Fonu’nu fırsata çevirdi “Kredi Garanti Fonu [KGF] yılın başında konuşulmaya başlandı, Mart ayından itibaren iş hayatımıza girdi. Bir girdi, pir girdi! KGF aslında yeni değil, 1991 yılında kurulmuş. Mart ayında alabileceği risk limiti Bakanlar Kurulu kararıyla 250 milyar TL artırılınca finans sektörünün adeta "yıldızı” haline geldi. MEKANİZMASI bir tür “sigorta’ gibi çalışıyor. Bankacılık sektörünün vermiş olduğu kredilerden; tanımlanmış olan kriterlere uyanların; batması durumunda belli bir miktarına kadarını bankaya geri ödemeyi taahhüt eden bir sistem. Son artış sırasında KGF (Hazine aracılığıyla) 250 milyar TL’lik yeni limitin yüzde 7’sine kadarlık kısmını; yani 17,5 milyar TL’ye kadar batacak kredileri; bankalara ödemeyi garanti ediyor. Devlet destek verince, hele ki bunun kullanılabileceği tek yol bankacılık olunca; okumuş çocuklar da fırsatı kaçırmadılar. Sorunlu hale gelmiş veya buna aday olan, kendileri için risk olarak gördükleri kredileri KGF şemsiyesi altına aldılar. Hatta bunun için oldukça zeki yöntemler de bulmadı değiller. Bankalar KGF ’den ‘limitler’ alıyorlar, bu limitlere bağlı kalmak kaydıyla KGF ’ye “kredi havuzlarını” bildiriyorlar. KGF her bir kredi bazında yüzde 15’e, “kredi havuzunun” ise toplamının yüzde 7’sine kadar garanti veriyor. Bankacılar bu kuralların etrafından dolaşmayı da gayet güzel başardılar. 85 TL’lik kredisi olan müşterisine “yeni” 100 TL’lik kredi veriyor. 15 TL’sini kredinin vadesi boyunca mevduat olarak alıp, buna da bloke koyuyor, 85 TL’si ile de eski krediyi kapatıyordu. Böylelikle KGF kredilerinin çok önemli kısmı (Bir ara yüzde 64’ü olarak açıklandı!) yeni kredi verilmiş . olarak istatistiklere giriyordu. Ancak durum daha çok yukarıda anlattığım veya benzeri şekilde, eski ve sorunlu kredilerin tamamının değilse de bir kısmının bankalar için garantiye alınması şeklinde çalıştı”. (Ali Ağaoğlu, Fortune Dergisi)


18.9.2017 - İbrahim Enes Özkan: “Kredi Garanti Fonu daha büyük tehlikelere gebe” “Hep bahsettiğimiz yapısal değişimlerin önemsenmemesi ve günü kurtarmaya yönelik çözümlerin ön plana çıkarılması büyük problemler doğuruyor. KGF de kısa vadede karşımıza çıkacak problemleri uzun vadeye yaymaktan başka bir işlev üstlenmiş değil. Bu durum yukarıda bahsettiğim fayda problemini derinleştiriyor. Burada yine bir fasit daire yaratılıyor. Verimsizlik yaratan firmalar üretim için kullanacakları ham madde ve hizmetlerin ödemelerini KGF kredileri aracılığıyla! Öteleyip yine verimsiz üretimlerine devam ediyor. Bu krediyi ne kendilerini geleceğe hazırlamak ne teknolojilerini bir ileri seviyeye taşımak ne de kapasite artışı sağlamak için kullanıyorlar. Şu an içinde bulunduğumuz ekonomik ortamda kendilerine altın tepsiyle sunulmuş bu kredi garanti mekanizmasından faydalanan firmaları suçlamıyorum elbette. Çünkü piyasa mekanizmasının özüne aykırı bu tarz sistemleri reddetmek sizi o aksak işleyen piyasanın bile dışına atabilir. Bu nedenle piyasada varlığını sürdürmek ancak bu tarz sübvansiyon mekanizmalarını değerlendirmekle mümkün olabiliyor. Bahsettiğimiz bu fasit daireyi ve fayda problemini yaratan şey ise firma kârları. Merkez Bankası ekonomistlerinin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesindeki Girişimci Bilgi Sistemi verilerini kullanarak yaptıkları araştırmaya göre 2010 sonrası dönemde firma net kârları düşüyor. Kurlardaki dalgalanma ve Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik riskler böyle devam ederse, ki kısa vadede bu durumun değişmesi için bir sebep görünmüyor, firma kârlarındaki düşüşün devam edeceğini söyleyebiliriz. Bu durumda KGF çerçevesinde kullanılan kredilerin ödenememe riski de bu aşamada ortaya çıkıyor. Yüzde 20 30 arasında değişen bir oranda bu kredilerin geri ödenemeyeceği düşünülüyor.” (Bloomberg Bussinessweek) (Sınıf Gündemi’nin Notu: Bu burjuva yazar, hükümetin patronları destekleyen ekonomi politikasında yine patronların bakış açısına göre gördüğü bazı eksiklikleri belirtiyor. Ona göre, piyasa koşulları içinde normal şartlarda ayakta kalamayacak firmaların Kredi Garanti Fonu’yla kurtarılması sadece günü kurtarmak ve sorunları halının altına süpürmek anlamına geliyor.)


18.9.2017 - Bankaların öncelikli kredi hedefi zayıf gördükleri küçük ve orta işletmeler (KOBİ’ler) “BDDK verilerine göre KOBİ bankacılığı orta, küçük ve mikro olarak bölünüyor. KOBİ bankacılığında bu yılın ilk yarısında mikro işletmeler lehine önemli bir gelişme görülüyor. 2017 yılı ilk yarısında KOBİ kredi hacim büyümelerinde orta ölçekli işletmelerin yüzde 12,6 büyüdüğü görülüyor. Küçük işletmeler yüzde 15 9 artış gösterirken bu dönemde en iyi ivme mikro işletmelerde yüzde 18,1 oranıyla yakalanıyor. Daha geniş perspektifte yani son 5 yıllık verilere bakıldığında da yıllık 8 ila 40 milyon TL Ciro yapan orta büyüklükteki KOBİ’lerin yüzde 40 oranıyla aldıkları payı korudukları görünüyor. Haziran 2017 itibariyle toplam KOBİ kredi portföyünde küçük işletmeler 162 milyar TL ile yüzde 35 ve mikro işletmeler 150 milyar TL ile yüzde 27 pay alıyor. Burada değişim küçük ölçekli işletmelerden yana. 5 yılda küçük ölçekli işletmelerin KOBİ kredilerinde aldığı pay, yüzde 27’den 35’e çıktı. Son 5 yılda nakdi KOBİ kredilerinde de küçük ölçekli işletmelere ayrılan kredi hacminin yüzde 247 büyümesi de bu trendi doğruluyor. KOBİ kredilerindeki bu değişimin birçok sebebi bulunuyor. EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Selim Elhadef, ana nedenini “KOBİ kredileri faiz marjı açısından en kârlı segment” sözleriyle açıklıyor. Küçük işletmeler ve mikro işletmelerde müşterilerin fiyat ve komisyon hassasiyeti daha az. Bu da bankacılık açısından daha yüksek kârlılık marjlarıyla çalışma anlamına geliyor. Ayrıca KOBİ’lerden limit tahsis ücreti başta olmak üzere alınan pek çok komisyon da bu kredilerin kârlılığını artırıyor. Sinem Cantürk bireysel kredilerin sorunlu alacak oranlarının artması ve bireysel müşterilerin kredibilitesini hızla kaybetmesiyle ortaya çıkan boşluğu, bankaların KOBİ kredilerini artırarak gidermeye çalıştıklarını vurguluyor. Bankaların giderek daha küçük ölçekli işletmelere gitmesini rekabete bağlayan Tunç Akyurt, “KOBİ segmenti içinde orta büyüklükteki işletmelerin sayısı nispeten daha az ve rekabet çok fazla. Bu sebeple burada müşteri ve pazar payı kazanmak diğer alt segmentlere oranla daha zor” diyor. (Capital Dergisi) (Sınıf Gündemi’nin notu: Bankalar küçük ve orta işletmelere daha yüksek faizle kredi veriyorlar. Buna karşılık, söz konusu küçük ve orta ölçekli işletmelerin patronları da, iş yasasını binbir biçimde ihlal ederek, ödedikleri bu yüksek faizin acısını işçileri daha çok çalıştırarak çıkarıyorlar.)


19.9.2017 - Hanelerin yüzde 68’i borçlu “Nüfusun, yüzde 68’inin konut alımı ve konut masrafları dışında taksit ödemeleri veya borçları var. Halkımızın yüzde 65.4’ü yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını ekonomik nedenlerle karşılayamadığını ve yüzde 17.4'ü konut masraflarının hanelerine çok yük getirdiğini söylüyor.” (Tevfik Güngör, Dünya Gazetesi)


19.9.2017 - Zengin daha zengin yoksul daha yoksul  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nı yayınladı. Bir önceki yıla göre Türkiye’nin en zengin yüzde 20’lik kesiminin milli gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre yüzde 0,7 oranında artarak, yüzde 47.2’ye çıktı. Türkiye’nin en yoksul yüzde 20’lik kesiminin mili gelirden aldığı pay ise yüzde 6.2 oranında kaldı. Aynı verilere göre gelir eşitsizliği de 0,007 oranında arttı. Aynı veriler ‘orta sınıf’ diye tabir edilen kesimlerin yoksullaşmaya yaklaştığını gösterirken, söz konusu veriler Türkiye’nin en zengin yüzde 20’sinin gelirinin Türkiye nüfusunun yüzde 80’nin nüfusuna eşit. Aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsayan sürekli yoksulluk ise %14.6 olarak hesaplandı.(Özgürlükçü Demokrasi)


27.9.2017 - Orta Vadeli Program (OVP)  Sermaye sınıfını sevindirdi Devlet sermaye sınıfının vergilerini ''sıfırlarken'' Motorlu Taşıtlar Vergisine %40 zam getiriyor.

 

(Facebook)


25.9.2017 - Cezaevleri ucuz iş gücü merkezlerine dönüştü Adalet Bakanlığı bünyesinde cezaevlerinde kurulan işyurtları, ucuz iş gücü merkezlerine dönüştü. Tutuklular, hizmet sektöründen üretim sektörüne, garsonluktan tarım-hayvancılıktan tekstile kadar 200 ayrı iş kolunda sömürülüyor. Adalet Bakanlığı İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı’nca yayınlanan 2016 faaliyet raporuna göre; işyurtlarında işbirliği yapılan özel sektör sayısı 100’e, kamu kurumu sayısı ise 277’ye ulaştı. Yine yayınlanan mali tablolara göre; işyurtlarından Ocak-Mayıs 2017 döneminde elde edilen net bütçe gelirleri toplamı 1 milyar 187 milyon 316 bin 597 lira olarak gerçekleşti. Gelirlerden işçilere yapılan ödeme ise, sadece 542 bin 766 lira olarak mali tablolara yansıdı. Buna karşı personele yapılan ödeme ise, 15 milyon 248 bin 953 lira olarak gerçekleşti.


27.9.2017 - Yıllık geliri 7 bin lira civarında olan 11 milyon  yoksul var Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2016 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Bölgesel Sonuçları’nı açıkladı. Türkiye’deki en zengin yüzde 20’lik grubun geliri, en yoksul yüzde 20’lik grubun gelirini 7,7’ye katladı. Açıklanan sonuçlara göre, ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri, 19 bin 139 TL olarak hesaplandı. Ülkede yıllık geliri 7 bin lira civarında olan yoksul sayısı 11 milyon olarak ölçülürken, yıllık geliri 8 bini biraz aşan yoksulların sayısı da 16 milyon kişiyi aştı. Ortalama fert gelirinin en yüksek olduğu il ise, 26 bin 486 lira ile neredeyse tüm devlet yetkililerinin ikamet ettiği Ankara oldu. Ankara’yı 26 bin 041 lira ile İstanbul ve 23 bin 612 lirayla İzmir izledi. Ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirinin en düşük olduğu bölgeler ise, yine Kürdistan oldu. AKP tarafından yürütülen savaş politikaları ile ekonominin önünün tıkandığı Kürdistan’da gelirin en düşük olduğu bölgeler, 8 bin 679 TL ile TRC3 (Mardi, Batman, Şirnak, Siirt), 8 bin 794 TL ile TRC2 (Urfa,Diyarbakır) ve 11 bin 088 TL ile TRB2 (Van, Muş, Bitis,Hakkari) şeklinde sıralandı.(Özgürlükçü Demokrasi)


29.9.2017 - Elektrik çiftçiye 40 kuruş, sanayiciye 25 kuruş TÜİK istatistiklerine göre çiftçiler sulamada kullandığı elektriğe 40 kuruş öderken, sanayiciler 1kWh elektrik için ayda 25.4 kuruş ödedi. Öte yandan konutlarda 1 metreküp doğal gaz için ilk altı ayda ortalama 109 kuruş ödenirken, sanayide 1 metreküp doğal gaz için ilk altı ayda ortalama 90 kuruş ödendi.


30.9.2017 - Hesabında 1 milyon lira veya üzeri olan yurt içi yerleşik insan sayısı son bir yılda 16 bin 517  kişi arttı  Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Hesabında 1 milyon (eski parayla 1 trilyon) lira veya üzeri olan yurt içi yerleşik insan sayısı son bir yılda 16 bin 517  kişi arttı. Aralık 2015’te hesabında 1 milyon ve üzeri olan kişi sayısı 93  bindi ve bunların bankalardaki toplam parası 600 milyar (eski parayla katrilyon) liraydı. Trilyonerlerin sayısı 2016 sonunda 109 bin’e ulaşırken, bankalardaki toplam paraları da 125 milyar (e.p. Ile katrilyon) oldu. (Arif Nacaroğlu - Evrensel)


İşçi Yaşamından


4.9.2017 - Yeni yasalarla fazla mesailerde yıllık “onay” şartı kaldırıldı, patronlara “asıl-alt işverenlik” tespitine ilişkin gerekçeli müfettiş raporuna itiraz hakkı tanındı  Fazla mesailerde yıllık “onay” şartı kaldırılırken, patronlara “asıl-alt işverenlik” tespitine ilişkin gerekçeli müfettiş raporuna itiraz yolu açılarak idari para cezası kaldırılmış oldu. Resmi Gazete’nin son sayısında yayınlanan “İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile sermaye devleti maden işçilerinin haklarını budamanın zeminini döşüyor. Söz konusu yönetmeliğin 4. maddesine “Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir” fıkrası eklenerek maden işçilerinin günlük 6, haftalık 36 saat olan çalışma süreleri arttırıldı. Aynı yönetmelikte yapılan bir diğer değişiklikle, her yıl fazla mesailere getirilen “onay” şartı kaldırıldı. İş Kanunu’nda “işçinin fazla mesaiye kanunda belirtilen sınırlar içinde isteği doğrultusunda kalabileceği” belirtilirken, işçilerin fazla mesaiye kalmayı “kabul ettiğine” dair kâğıtlar imzalatılıyordu. İşten atılma korkusu ile imzalanan bu “onaylar” işçi üzerinde kurulan baskının bir aracı olageldi. Yapılan bu değişiklikle, her yıl imzalatılan bu “onaylar” iş sözleşmesinin yapıldığı zaman ya da “ihtiyaç ortaya çıktıkça” aranarak patronların eli rahatlatılmış oldu. “Rapora altı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır” ibaresindeki 6 iş günü sınırı ise 30’a yükseltildi. “İş müfettişinin muvazaalı işlemi tespit etmesi durumunda; itiraz süresinin geçmesi ya da mahkeme kararı ile muvazaanın onanması hâlinde asıl işveren ve alt işveren veya vekillerine idari para cezası uygulanır” ibaresi kaldırılarak da patronlara yönelik idari para cezası da kaldırılmış oldu.

5.9.2017 - Akbank yüzlerce çalışanını sendikadan istifa ettirdi Akbank yönetimi, çalışanlarını sendikadan istifaya zorluyor. Son bir buçuk ayda 800’e yakın banka çalışanı, baskı ve tehditler sonucu üyesi olduğu Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası’ndan (BANKSİS) istifa ettirildi. BirGün’den Sevgim Denizaltı’nın haberine göre, BANKSİS, 17. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde taleplerinin karşılanmaması üzerine geçen mart ayında grev kararı almış, grev daha başlamadan 20 Mart’ta Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararla 60 gün süreyle ertelenmiş, yani yasaklanmıştı. “Ekonomik veya finansal istikrarı bozucu nitelikte olduğu” gerekçesiyle yasaklanan Akbank grevi, AKP döneminde yasaklanan 11’inci grev olmuştu.


7.9.2017 - Samsun’da mevsimlik tarım işçilerine yönelik ırkçı saldırı Erme ilçesine bağlı Bafracalı Mahalesi’nde fındık işçisi olarak çalışan Kürt aileler, kaldıkları çadırlarda saldırıya uğradı. Urfa’dan gelen işçilerin kaldığı çadırların karşı tarafındaki Şuayipli Mahallesi’nden açılan ateş sonucu 36 yaşındaki Perihan Akın adlı işçi hayatını kaybetti. Saldırıda, 27 yaşındaki Nurcan P.’nin de yaralandığı kaydedildi.


7.9.2017 - Ağustos ayında en az 217 işçi katledildi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, Ağustos ayında yaşanan iş cinayetleri raporunu kamuoyuyla paylaştı. Meclisin raporuna göre, Ağustos ayında en az 217, yılın ilk sekiz ayında ise en az 1338 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.


19.9.2017 - Kaçak madende çalışan işçi ölü halde hastaneye bırakıldı Zonguldak Kilimli'de kaçak maden ocağında çalışan 59 yaşındaki Ömer Yeşilyurt, ölü halde hastaneye bırakıldı. Olay, gece saatlerinde meydana geldi. Taksiyle Atatürk Devlet Hastanesi Kilimli Semt Polikliniği'ne gelen 2 kişi, Ömer Yeşilyurt'u bırakarak aynı araçla ayrıldı. Yeşilyurt'un polikliniğe getirildiğinde ölmüş olduğunu tespit eden doktorlar, polise haber verdi. Polis, taksiyi bularak şoförünün ifadesine başvurdu. Yeşilyurt'un, Damarlı Mahallesi'ndeki kaçak ocak önünden aldığını anlatan taksi şoförünün verdiği adrese giden polis, 1 kişiyi gözaltına aldı. Karakola götürülen şüpheli ilk ifadesinde birlikte kaçak ocakta çalıştıkları Yeşilyurt'un, yemek arasından sonra tekrar çalışmaya hazırlanırken bir anda yere yığıldığını ileri sürdü. İsmi öğrenilemeyen şüpheli, ocak sahibinin de ölen Yeşilyurt olduğunu iddia etti. Cumhuriyet Savcısı, Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırılan Yeşilyurt'a yaptığı otopside zehirlenme bulgusuna rastlamadı.


20.9.2017 - Orkide Yağ işçileri işten atmaya karşı eylemlerini sürdürüyor Fabrika önünde toplanan işçiler, desteğe gelenlerin de katılımıyla saat 13.00’te basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Öz Gıda-İş Sendikası Örgütlenme Daire Başkanı Göksel Şengül yaptı. Fabrikadaki işten atma saldırısının yaşandığı süreci anlatan Şengül, ilk olarak “FETÖ/PDY operasyonu” gerekçesiyle fabrika yönetimine kayyum atandığını hatırlattı. Küçükbay Grubu’na bağlı Orkide Yağ fabrikasında, Öz Gıda-İş Sendikası ve işçiler olarak sendikal örgütlenme haklarını kullandıklarını dile getiren Şengül devamında şunları söyledi: “Anayasal hakkımızı kullanıp örgütlendiğimiz için 29 sendika üyesi arkadaşımız tazminatları dahi ödenmeyerek işten çıkarıldılar. Gerekçe ise işlerin kötü olduğu ve küçülmeye gittiği yalanı idi. Bugün ise Orkide Yağ işvereninin fabrikaya yeni işçi aldığını biliyoruz.” (Kızıl Bayrak)


21.9.2017 - Kayıt dışı 'öğrenci işçi' sömürüsüne bir örnek: Red Kampüs Öğrenci Ebru Sevilay Güngören, eski adı Red Burger House olan Red Kampüs'teki kayıt dışılığı ve emek sömürüsünü anlatıyor. Öğrencilerin genelde iş bulamadığını bu sebeple geçinmek için güvencesiz yerlerde çalışmak zorunda kaldığını dile getiren Güngören, tek sorunun düşük ücretler olmadığına çalışanların kayıt dışı çalıştırıldığına da dikkat çekiyor: “Ön tarafta servis bölümünde dört, mutfak bölümünde üç olmak üzere ben de dahil toplam yedi sigortasız işçi çalıştırılıyordu. Çalışanların bilgileri hiçbir resmi belge üzerinde yer almadığından dolayı da işveren istedikleri gibi işçi çıkarıp, istedikleri gibi alabiliyor. Bunun sonucunda da bahsi geçen iş yerinde çalışan ekip sürekli değişiyor. İşe giren bazı insanlar da çalışma koşulları ve ücretlerine dayanamayıp bir süre sonra işi bırakmak zorunda kalıyordu. Şirketin altı ortağı olmasına rağmen çalışanların ödemeleri ne tam yapılıyor ne de gününde veriliyordu. Red Kampüs’ün Doktorlar Şubesinde yaşananlarla ilgili görüşme yapılan Red Kampüs ortaklarından Özcan Küçük ise ilk önce çalışanlara sigorta yapıldığını, çalışanlara asgari ücrete denk düşen ya da daha fazla miktara denk düşen ücretlerin verildiğini ileri sürdü. Ardından kimi çalışanların 3-4 gün çalıştığını sonra işten çıktığını bu yüzden de onlara sigorta yapmadıklarını dile getirdi. (Ekmek ve Gül)


22.9.2017 - İşçi düşmanı uygulamanın kodu ‘29’ İşverenlerin çalışan bir işçiyi işten atması halinde SGK çıkış kodunda eğer 29 numarası yazılı ise, işçiye kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödenmediği gibi işsizlik maaşı da bağlanmayacak. SGK’nin 2016-16 sayılı genelgesiyle OHAL kapsamında yayınlanan 36. Kanun Hükmünde Kararname ile işten çıkarmalarla ilgili ‘36-OHAL-KHK’ kodunun eklenmesinin ardından ‘sigortalı işten çıkış kodları’ da yenilenmişti. Bu kodlardan biri olan Kod 29’u işveren İŞKUR’a işten çıkış kodu olarak bildirmişse, işçi işsizlik ödeneğini alamıyor. Bu da yetmiyor kıdem ve ihbar tazminatına işveren tarafından el konuluyor. Bu gasplara karşı işçi dava açarak haksız yere işten çıkarıldığını ispatlanması gerekiyor. http://bit.ly/SG12-24


23.9.2017 - Patron “işini Aksattığı” gerekçesiyle işçiye tazyikli suyla işkence yaptı Sivas'ta oto yıkama dükkanı işleten adam, “işini aksatan” çalışanına ceza vermek için sandalyeye bağlayıp önce köpükle fırçaladı sonra tazyikli su sıktı.


23.9.2017 - DİSK Güvenlik Sen'de bir kez daha yolsuzluk iddiası DİSK/Güvenlik Sen'in 3 Genel Merkez Yöneticisi, yayınladıkları açıklama ile sendikanın genel merkezinde yolsuzlukların yaşandığını iddia etti. Açıklamada ayrıca 208.915 lira tutarındaki harcamaların faturalarının gizlendiği ve 5 yönetim kurulunun üyesinin kararı ile Sendikanın Genel Başkanı ve Mali İşler Daire Başkanının banka hesabından para çekmesinin engellendiği ancak bu tutanağın hayata geçirilmeden yırtıldığı da iddia ediliyor. http://bit.ly/SG12-69


25.9.2017 - İzmir’in Harmandalı çöplüğünde çalışan ayrıştırma işçileri, ölümüne bir çalışma tarzı ile ekmeklerini çöpten çıkarıyor Günlük 60 liraya çalışan Urfa, Diyarbakır, Mardin ve Sivas’tan gelen işçilerin birlikte Suriyeli mültecilerin yoğun olarak çalıştığı çöplükte, işçilerin çoğunluğu çocuk ve kadın. Konuşmaktan çekinen işçiler, hiçbirinin sosyal güvencesi olmadığını dile getiriyor. Sadece yemekleri ve servislerinin karşılandığını belirten işçiler, yemeklerini çöp sahasında yerken, servislerinin de yine çöp kamyonları olduğunu belirtiyor. Kimi işçiler ise gece çöp alanında kurulan barakalarda kalmak zorunda. (Özgürlükçü Demokrasi)


27.9.2017 - 4 ay süren 'Hedef Sıfır Kaza’ kampanyası sona erdi : 753 işçi can verdi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) 12 Mayıs 2016’da Kadıköy’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait hafriyat kamyonunun çarpması sonucu yaşamını yitiren 23 yaşındaki Şule İdil Dere anısına hazırlanan raporda, Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun da katılımıyla 13 Mayıs’ta 3.Havalimanı’nda ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Hedef Sıfır Deklerasyon’ imza töreni düzenlendiği hatırlatıldı. Eksenini inşaatların oluşturduğu ve dört ay sürecek olan kampanya çerçevesinde Bakanlık bürokratlarının her şehre 2-3 kez gidecekleri ve sosyal taraflarla görüşecekleri ve AKP döneminde iş kazalarının yüzde 40 azaldığı yönünde beyanlarda bulunulduğu belirtilen açıklamada, gerçeklerin ise tam tersi olduğuna dikkat çekildi. İSİG’den verilen bilgilere göre 13 Mayıs ve 12 Eylül arasını kapsayan kampanya dönemi boyunca en az 753 işçinin yaşamını yitirdi. Bu rakama göre her gün en az 6 işçinin iş cinayetleri sonucu yaşamını yitirdi. Sıfır kaza kampanyasının eksenindeki inşaat sektöründe dört ayda en az 167 inşaat işçisinin yaşamını yitirdi. Rapor'da kentsel dönüşüm ile asbest ve hafriyat kamyonları ekseninde halk sağlığı konusuna da dikkat çekildi. Kentleri büyük bir şantiyeye çeviren projelerin, hafriyat kamyonları ve beton mikserlerinin de kenti işgal etmesine neden olduğu dile getirildi. http://bit.ly/SG12-4


27.9.2017 - Van'da sebze hasadı: Günde 12 saat 40 liraya çalışıyorlar Van'da sebze hasadının son günlerinde tarlalarda çalışan işçiler 12 saatlik çalışmaya karşılık yalnızca 40 TL yevmiye alıyor.


28.9.2017 - Grand Halı’nın sendika düşmanlığı: “E-devlet şifrenizi verin!” Grand Halı yönetimi, işçilerin haksızlıklara karşı sendikaya üye olmasını engellemek amacıyla e-devlet şifrelerini istiyor. (Kızıl Bayrak)


28.9.2017 - Avcılar Belediyesi işçileri 1 yıldır düzenli ücret alamıyor Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünde çalışan yaklaşık 400 işçi son bir yıldır düzenli ücret alamıyor. 2 aylık ücretlerini alamadıkları için Temmuz ayında iki hafta iş bırakma eylemi yapan işçiler, grev sonucu ücretlerinin bir kısmını almışlardı. Çoğu Türk-İş’e bağlı Belediye-İş Sendikasına üye olan işçiler, belediyenin kendilerini sürekli oyaladığını dile getiriyor.


27.9.2017 - Bir iş müfettişine 1959 işyeri düşüyor! Teftiş, inceleme ve soruşturma yapmak, işsizlik sigortası açısından işyerlerini incelemek, kayıt dışı istihdamla mücadele etmek, denetim yapmak, kayıt dışını tespit ettiğinde ilgili kurumlara bildirmek, gerekli tedbirleri önermek, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izlemek ve çalışma şartları, çalışma ortamı, çalışma ilişkileri, iş kazaları ve meslek hastalıkları, kayıt dışılık, iş sağlığı ve güvenliğine yönelik ihlaller ve benzeri risk kriterlerine dayanarak işyerleri ve sektörler düzeyinde analizler yapmak 4857 sayılı Yasa’nın 91-97 maddelerine göre Devlet tarafından yapılmak zorundaykem, İş yerlerinin denetimlerine ilişkin en yeni resmi veri olan  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2015 yılı çalışma istatistikleri  Sermaye Devleti’nin işçi sınıfı ve emekçi kitleleri hiç yerine koyduğunu açıkça ortaya koyar nitelikte. Bir iş müfettişine düşen işyeri sayısı 1 milyon 710 bin 243/873  = 1959 işyeridir. Bir iş müfettişi sadece 52 hafta tatilinde ve genel tatil günlerinde çalışmasa, bunun dışında hiç yıllık izin kullanmadan sürekli çalışsa, bir yılda çalışma günü 297 gündür. Bir iş müfettişinin bir işyerini ortalama dört günde denetleyebildiğini kabul edersek, yılda denetim yapabileceği işyeri sayısı en fazla 74 işyeridir. Bir iş müfettişi senede 74 işyeri denetleyebildiğinden, (müfettiş başına düşen işyeri sayısını 1959 işyeri olarak sabitlesek dahi) 26 yılda bir işyeri denetimden geçecektir. 2015 yılında 13 milyon 999 bin 398 sigortalıdan sadece 2 milyon 207 bin 548 kişisi yani sadece yüzde 15,77’si müfettişle muhatap olan bir işyerinde çalışmıştır. Bir işyerinin müfettiş görme şansı matematiksel olarak 26 yılda bir olarak görülmekte. http://bit.ly/SG12-1

 

29.9.2017 - İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 93 işçi işten atılıyor İzmir Belediyesi’nde taşeronlaştırma artarak devam ediyor. Son olarak 3 ay önce işe alınan 93 yeşil alan işçisinin işine bugün son verilecek. http://bit.ly/SG12-67


30.9.2017 - İşçi başına 100 bin TL. kar Türkiye’nin 5. Büyük sanayi kuruluşu Arçelik, bu yılın ilk 3 ayında net karı 240 milyon TL. Geçen yıla göre karı % 54 arttı. İkinci 3 aydaki net karı 256.6 milyon TL. Şirket 2016 yılında 1.3 milyar TL kar elde etti. Bu yıl kar beklentisi 1.7 milyar TL.; 17 bin çalışanı bulunan şirket için işçi başına 100 bin TL. kâr demek. Türkiye’deki ilk 500 sıralamasındaki şirket büyüklüklerinin sıralamasında  B harfinden, Türkiye’nin 312. büyük sanayi kuruluşu Baymak ele alındığında 2016 yılında vergileri ödenmiş halde 44 milyon TL. kar elde etmiş olduğu görülmekte. Bu da 600 çalışanı bulunan şirketin çalışan başına 75 bin TL kar elde ettiğini gösteriyor. Listede  otomotiv sektörüne geçiş yaptığımızda geçen yıl 760 milyon TL kar elde eden Ford’un işçi başına 76 bin TL., Renault’un ise 2016 yılını 2015 yılına göre %38 daha fazla karla kapattı.(Evrensel -Metal eki/ Sayfa 8 Bülent Falakoğlu)


İşçi Mücadeleleri


12.9.2017 - Tekno Maccaferri grevine jandarma saldırısı Düzce’de bulunan Tekno Maccaferri fabrikasında 31 Temmuz’dan bu yana grevde olan işçiler ikinci defa jandarma saldırısıyla karşılaştılar. Patronun sefalet dayatmaları karşısında başlayan grev 43. gününde devam ederken yasak olmasına rağmen patron fabrikadan malları çıkarmaya çalıştı. Bu duruma tepki gösteren işçiler kamyonların önüne geçerek sevkiyatı engellemek istedi. Ancak patronun burjuva yasaları dahi çiğneyen bu tutumuna jandarma da destek verirken kamyonları engellemek isteyen işçilere saldırdı. Ayrıca bu işin valiliğin oluru ve savcılığın sözlü talimatı ile gerçekleştirildiği belirtildi.


15.9.2017 - Ermenek’te cezalar artsa da, esas sorumlular cezasız 2016 Temmuz’unda sonuçlanan ve madenci ailelerinin itirazı üzerine bölge mahkemesine taşınan Ermenek Katliamı davasında sorumlu şirket sahibi müdür ve mühendislerinin aralarında olduğu 5 sanığın cezası arttırıldı. Mahkeme, tutuklu sanıklardan Has Şekerler Madencilik Şirketi sahibi Saffet Uyar, Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesinin o dönemki müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey ve Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi teknik nezaretçisi Ali Kurt’un cezalarını 19'ar yıl 3'er aya çıkarttı. Has Şekerler Madencilik şirketinin maden mühendislerinden, Yavuz Özsoy’un cezası 21 yıla, Cemile Karaca'nın cezası da 14 yıla çıkarıldı. 3 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen ve ardından hakkında tekrar yakalama kararı çıkartılan Yavuz Özsoy hâlâ yakalanabilmiş değil. 5 yıl 6 ay hapis cezası alan aynı şirketin iş güvenlik uzmanı Engin Yetim ise beraat etti. Katliamda sorumluluğu olduğu ortaya çıkan fakat davaya dahil edilmeyen devlet yetkilileri ise ceza almış değil.


16.9.2017 - Polkar işçileri, iflas yoluyla gasp edilmek istenen hakları için eylem yaptı İzmir’de kurulu Polkar fabrikasının 9 ay da üç kere el değiştirmesinden dolayı zarar gören işçiler, dün basın açıklaması gerçekleştirdi. İçerde ki hukuksuzluklara rağmen orada yıllarca çalıştıklarını, son güne kadar işlerine devam ettiklerini, buna rağmen kıdem tazminatlarının ve geri kalan haklarının elinden alındığını söyleyen işçiler, haklarından vazgeçmeyeceklerini belirttiler. El değiştirdikten sonra ismi Polykar olan fabrikada hakları gasp edilen işçilerin çoğunun 15 yıldan fazla süre için biriken kıdem tazminatı hakkı, ihbar tazminatı ve fazla mesai ücretleri bulunuyor. İflas gösteren patron, işçilerin biriken haklarını gasp etmek istiyor. (Kızıl Bayrak)


22.9.2017 -  DHL Express işçileri 68 gündür eylemde Türk-İş’e bağlı Tüm Taşıma İşçileri Sendikası’na (TÜMTİS) üye oldukları için “bölüm kapatma” gerekçesiyle 9 Haziran Cuma günü, DHL Express Atatürk Havaalanı Şubesi’nde 2 işçi işten çıkarıldı. Durumu protesto etmek için 12 Haziran’da işçiler, DHL Expres’in Güneşli’de bulunan Genel Müdürlük binası önünde basın açıklaması yaptı. Ardından farklı zamanlarda 7 işçi daha işten çıkarıldı. Çıkarılan toplam 9 işçi, işlerine geri dönmek talebi ile 17 Temmuz’da DHL Expres’in Genel Müdürlük binası önünde eyleme başladı. İşçilerin eylemi 68 gündür devam ediyor. http://bit.ly/SG12-77

28.9.2017 - Sayacıların iş bırakma eylemi sürüyor Ücret zammı talebiyle Adana, İstanbul, Konya, Antep ve İzmir’in ardından Manisa, Antakya ve Bursa’da başlayan sayacıların iş bırakma eylemi sürüyor. Sayacıların Adana’da ücret zammı talebiyle başlattığı iş bırakma eylemi kısa sürede İstanbul, Konya, Antep ve İzmir’e yayıldı. Bu hafta başında ise sayacılar aynı taleple Manisa, Hatay Antakya ve Bursa’da iş bırakma eylemine başladı.

29.9.2017 - DHL Express’te direnişler sürüyor TÜMTİS’te örgütlendikleri için işten atılan Uluslararası kargo şirketi DHL Express çalışanı 9 işçinin işyeri önünde başlattıkları direniş 76. gününde. Direnişlerini sürdürmekte kararlı olan işçiler, DHL Express’in sendikayı tanımasını ve taleplerinin karşılanmasını istiyor. (İstanbul/EVRENSEL)


Dünyadan Mücadeleler


1.9.2017 - Güney Kore: Göçmen İşçiler İstihdam İzin Sistemine Karşı Gösteri Yapıyor Güney Kore’deki göçmen işçiler, İstihdam İzin Sisteminin (EPS) kaldırılması için eylem yaptı. Göçmenlerin Eşitliği ve İnsan Hakları İttifakı ve Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu (KCTU) gibi örgütlerden yaklaşık beş yüz işçi, eylem için Bosingak Bell’de toplandı. Miting, bu ayın başlarında EPS’den dolayı işvereninin kötü davrandığı Nepalli bir işçinin intihar ederek hayatını kaybetmesi üzerine düzenlendi. KCTU’nun geçici başkanı Choi Jong-jin, “Günümüzün köleliği olarak bilinen bir kölelik sistemi olan EPS, işverenlerinin anlaşması olmaksızın çalışanların işyerlerini değiştirmelerini engelliyor ve haksız çalışma koşulları getiriyor” dedi. http://bit.ly/SG12-79


1.9.2017 - Paris: ‘Esnek çalışma reformu’na karşı protesto Paris’in banliyölerinde dün Macrongillerin neoliberal saldırıları kapsamında, “çalışma yasaları”nda düşünülen değişikliklere karşı protesto mitingi yapıldı. Sendikaların örgütlediği, yüzlerce kişinin katıldığı eylemde Macron’a seslenilerek “sen bizi temsil etmiyorsun” denildi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un hükümeti “Fransa’nın katı çalışma yasalarını esneteceğini ve iş gücünün enerjisini açığa çıkaracağını” açıklamıştı. Yasalardaki değişikliklerin ardından patronlar daha kolay işçi alabileceği gibi, işçileri daha kolay işten çıkarabilecek. Reformlara karşı önümüzdeki ay protestoların düzenlenmesi bekleniyor. Ancak ülkenin en büyük iki sendikası hükümete arka çıkarak protestolara katılmayacaklarını açıkladı. Ülkenin diğer büyük sendikası CGT,12 Eylül’de büyük sokak gösterisi yapma çağrısından bulundu. Francois Hollande hükümetinin, geçen yıl “daha iddialı bir çalışma yasası” çıkarmaya çalışması da aylarca süren protesto dalgasına yol açmıştı. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-80


3.9.2017 - Hong Kong: Göçmen işçiler köleliğe karşı çıkıyor Kapitalizmin Uzakdoğu’daki “ışıltılı” ülkelerinde, yoksulluk ve açlık koşullarından dolayı yerlerinden kopup gelmiş göçmen emekçilerin özellikle “ev işleri”nde kölece çalıştırılmalarına karşı protestolar giderek yaygınlaşıyor. Hong Kong’un ‘zengin’ evlerinde bu şekilde çalıştırılan “yardımcı” göçmen emekçiler kötü barınma ve çalışma koşullarına ve son derece düşük ücretlere karşı isyan ediyorlar. Protesto eylemleri düzenliyorlar. Yüzlerce göçmen işçi dün Hong Kong’da yüzde 27,6 oranında ücret artışı ve kölece çalışma koşullarına son verilmesi talepleriyle yürüyüş gerçekleştirdiler. Exchange Meydanı’nda “İşçi Dairesi” binası önünde toplanan protestocular yaklaşık 1 km. boyunca yürüdüler. Yürüyüşe 600’ün üzerinde emekçi katıldı. Asya Göçmenler Koordinatörlüğüne göre sayıları 350.000’i bulan “yardımcı” göçmen işçiler, 4.410 Hong Kong doları (1 HK doları yaklaşık 0.13 Amerikan doları ediyor) aylık asgari ücretin 5.500’e, aylık yemek ödeneğinin ise 1.037 ‘den 2.500 HK dolara yükseltilmesi talebinde bulunuyorlar. Asgari ücretin son 18 yılda sadece 450 HK doları kadar artırıldığı belirtiliyor. Göçmen emekçiler ayrıca, “kendi işverenleriyle yaşama kuralının” kaldırılması yönünde hükümete çağrı yapıyorlar. “Ev işleri”nde çalıştırılan emekçiler köle gibi çalıştırıldıkları evlerin izbe köşelerinde ya da patronun “uygun gördüğü” günlük zorunlu ihtiyaçlarını bile doğru dürüst gideremedikleri sağlıksız ortamlarda yaşamak zorunda bırakılıyorlar. ‘Güvenli çalışma’ ortamı ise hiç yok. Daha geçtiğimiz günlerde, çalıştığı 7. kattaki dairenin penceresinden düşüp hayatını kaybeden 28 yaşındaki Filipino Lorain Asuncion örneğinde olduğu gibi ‘iş cinayetleri’ne sık rastlanıyor. 167 ülkedeki “modern kölelik” koşullarını değerlendiren “Global Kölelik Endeksi 2016”ya göre, 7 milyonluk Hong Kong’da, çoğunluğu göçmenlerden oluşan 29.500 emekçi bu durumda yaşatılıyor. Diğer taraftan, İMF’nin verilerine göre, Hong Kong, gayri safi yurtiçi hasıla büyüklüğü sıralamasında dünyanın “en zengin 12. Bölgesi”. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-81


3.9.2017 - Arjantin: Binlerce kişi Maldonado’nun akıbetini sordu Arjantin’de binlerce kişi, bir ay önce gözaltında kaybedilen insan hakları savunucusu 28 yaşındaki Santiago Maldonado’nun akıbetini sordu. Başkent Buenos Aires’teki Plaza de Mayo Meydanı’nda dün toplanan binlerce kişilik kitle, Maldonado için eylem gerçekleştirdi. Maldonado, Arjantin’in yerlilerinden olan tutuklu Mapuche’lerin serbest bırakılması talebiyle 1 Ağustos günü Patagonya’nın güneyindeki Chubut bölgesinde yapılan bir eylemde, sınır polisi tarafından gözaltına alınmıştı. Maldonado’dan bugüne değin haber alınamazken onun akıbetini sormak için yapılan eyleme Plaza de Mayo Anneleri de katıldı. http://bit.ly/SG12-65


4.9.2017 - Avustralya: Kadın eğitimciler greve çıkıyor Avustralya’nın en büyük Anaokulu merkezlerinde binlerce eğitim emekçisi ücretlerde artış yapılması talebiyle greve çıkacak. Sendika, yüzde 97’si kadın olan 3,000 eğitimcinin katılacağı grevin Perşembe günü yerel saatle 20.20’de başlayacağını duyurdu. Grevden 10,000 kadar aile etkilenecek. Eğitim emekçilerinin talebi ücretlere yüzde 35 ücret artış yapılması. Ezici çoğunluğunu kadın emekçilerin oluşturduğu sektördeki saat ücreti asgari ücretin sadece 3 dolar üstünde. ‘Erken Çocukluk Eğitimi Lisansı’ için öğrenim dört yıl sürüyor ve okuma masrafları ortalama 30.000 dolara mal oluyor. Bir çocuk bakım çalışanının yıllık maaşı ise 37,000 ila 42,000 dolar arasında değişiyor. Ve bu ücret düzeyi ülke genelindeki yıllık maaş ortalamasının 27,000 dolar kadar aşağısında kalıyor. Sendika “çocukları günde sekiz saat boyunca eğitmenin yanı sıra yeme, uyku ve bebek bakım ihtiyaçlarına yanıt vermek için çok çalışma gerektiriyor ve saatte 21 dolar gülünç oluyor. Ücretlerin ülke ortalamasının çok altında kaldığı sektörde çalışanların çoğunluğunun kadın olması tesadüf değil. Cinsiyete dayalı eşitsizliğin varlığının göstergesi” diyor. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-82


4.9.2017 - Tayvan: Polisin katlettiği göçmen işçi için eylem Tayvan’ın başkenti Taipei’de çok sayıda Vietnam’lı göçmen işçi ve onları destekleyen insan hakları savunucusu, 31 Ağustos’ta polis tarafından katledilen Nguyen adlı göçmen işçi için eylem yaptılar. Bugün (Pazartesi) Taipei’deki Ulusal Polis Teşkilatının (NPA) önünde toplanan protestocular “polisin öldürme hedefiyle aşırı güç kullanıp kullanmadığının açığa çıkarılması için davanın kapsamlı olarak soruşturulmasını” istediler. Nguyen’i kurşun sıkarak öldürdüğünü kabul etmek zorunda kalan polisler, çalıntı arabayla kaçmaya çalışırken onu durdurduklarını, bunun üzerine onun arabadan inerek kendilerine saldırdığını, hatta çevreden taş toplayarak üzerlerine attığını, bu nedenle ateş etmek zorunda kaldıklarını iddia ediyorlar. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-83


5.9.2017 - G. Afrika: Mevsimlik kadın işçiler yürüdü Çiftliklerde çalışan 200’ü aşkın kadın işçi, Cape Town’daki Keizergracht Caddesi’nden “Çalışma Dairesi”ne yürüdü. Giydikleri siyah gömleklerin üzerinde “göçmenlik haklarını ihlal etmeyi bırak!” yazan protestocular “Kötü çalışma koşullarının düzeltilmesini istiyoruz” ve “bağlarda tuvalet talep ediyoruz” pankartını taşıdılar. Şarkılar söyleyip dans eden kadınlar “haklarımızı almaya hazırız” ve “insanca yaşayacak bir ücret istiyoruz” şeklinde haykırdılar. Protesto, Batı ve Kuzey Cape’teki ticari-kapitalist tarımda çalışan kadınların haklarını sahiplenen bir “sivil toplum kuruluşu” olan Women on Farms Project (WFP) tarafından düzenlendi. Eylemde yapılan konuşmalarda aktarılan bilgilere göre, tarımda çalışan mevsimlik işçilerin yüzde 75’ine asgari ücret dahi ödenmiyor. Çalışma ortamı son derece sağlıksız. Kadın mevsimlik işçilerin yüzde 72’si ise, çalıştıkları yerlerde tuvalet imkanlarının yetersiz olduğunu ve “çalılık veya tenha bir yer” kullanmaya mecbur olduklarını belirtti. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-84


7.9.2017 - Hindistan: 15 bin ASHA çalışanı yürüdü Bugün Hindistan’ın Karnataka eyaletinin başkenti Bengaluri’deki ‘Freedom Park’ında toplanan 15,000’in üzerinde kadın sağlık çalışanı yürüyüş gerçekleştirdi. Yaklaşık bir çeviriyle “Akredite Sosyal Sağlık Aktivistleri” anlamına gelen ASHA kurumunda çalışan kadınlar, performansa dayalı yani ilgilendikleri hastaların sayısı oranında belirlenen ücretlere karşı çıkarak, aylık ücretlerin yükseltilmesini ve sabitleştirilmesini talep ettiler. Ayrıca, yeni geçilen “çevrim içi sistemin” düzenli çalışmadığını, gerçekleştirdikleri bir çok sağlık hizmetinin bilgisayar sistemine kaydının yapılmadığını, bakılan bakılan hasta sayısına göre belirlenen ücretlerin bu nedenle çok düşük kaldığından  şikayetçiler.http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-106


11.9.2017 - Vietnam’da 6 bin tekstil işçisinin grevi sürüyor Vietnam'ın Thanh Hoa eyaletindeki S & H Vina Co. Ltd. tekeline bağlı bir tekstil fabrikasında kölelik koşullarına isyan eden 6 bin işçinin başlattığı grev devam ediyor. Halihazırda düşük ücretler, kölece çalışma koşulları vb. birçok sorun yaşayan işçiler 6 Eylül’de moladayken atık kumaş parçalarını yere sererek üzerine oturmuşlar, şeflerden birisi işçilerin oturduğu kumaşları hakaretler eşliğinde alarak, yere oturmalarını söyleyerek işçileri aşağılamıştı. Bardağı taşıran bu olay sonucunda 2 bin işçi fiili olarak üretimi durdurarak greve başladı. Çalışma koşulları ve işçilerin aşağılanması nedeniyle, kısa süre içerisinde 4 bin işçi daha greve katılırken yaklaşık 6 bin işçi üretimi durdurdu. İşçilerin eylemi karşısında işçilerin oturduğu kumaşları alarak hakaret eden şirket sorumlusu görevden alınsa da işçiler ortaya koydukları talepler için grevlerine devam ediyor.


12.9.2017 - Barcelona’da kitlesel “bağımsızlık” yürüyüşü 1 Ekim’deki bağımsızlık referandumu öncesi yüzbinlerce Katalan Katalonya Ulusal Günü'nde buluştu. İspanyolların 1714’te Barcelona’yı fethetmesinin yıldönümü vesilesiyle her yıl Katalanların Diada adıyla düzenlediği etkinlik bu sene referandum için bir gövde gösterisine dönüştürüldü. Dün akşam saat 17.14’te Barcelona meydanlarını dolduran Katalanlar ulusal renkleri olan sarı-kırmızı tişörtlerini giydi. Katalanlar 2014’te de İspanya hükümeti tarafından geçersiz ilan edilen referandumda yüzde 80 oranında bir oyla İspanya’dan ayrılmaya oy vermişti. İspanya hükümeti bu referandumu da yasa dışı ilan ederken; Katalonya parlamentosu, referandumdan evet sonucu çıkması halinde bölgenin İspanya'dan ayrılmasını düzenleyen bir yasa geçirmişti.


14.9.2017 - Arjantin: Öğrencilerin işgal eylemleri Macri hükümetinin neoliberal eğitim reformlarına karşı liseli gençliğin iki haftadır yeniden başlattıkları işgal eylemlerine 5 yeni okul daha katıldı. İşgal edilen 5 devlet okulu Buenos Aires’teki Casa Rosada Başkanlık Sarayı, Palermo’da Nicolas Avellaneda, Villa Pueyrredon’da Rodolfo Walsh, San Cristobal’da Normal 8 ve La Paternal’da Garcia Lorca yakınlarında bulunan Buenos Aires Ulusal Okulu’ndan oluşuyor. Telesurtv.net’in aktardığına göre, şimdiye dek, öğrenciler 25’den fazla devlet lisesini işgal etmiş durumdalar. Macri hükümetinin dayattığı eğitim reformları arasında, öğrencileri özel şirketlerde ücretsiz stajyer olarak zorla çalıştırılması var.


16.9.2017 - Mısır: Tekstil grevinden sonra devletin intikam saldırısı Mısır’ın Mahalla kentinde binlerce işçinin gerçekleştirdiği iki haftalık grevin ardından patronlar saldırıya geçti. Devlete ait tekstil fabrikasında işçilerin kararlılıkla sürdüğü grev yerel milletvekillerinin araya girmesi ve patronların “işçilerin taleplerini yerine getirme sözünü vermesiyle” sonlandırılmasının ardından öncü işçiler cezalandırılıyor. 9 Eylül’de iki kadın işçi (Waha’a Mohamed Abd-el-Ra’uf ve Nagwa Sa’ad Abd-el-Qadir) ve dört erkek işçi (Muhammed el-Seyyid Misbah, Amru Rifa’at Salama, Amir Gamal Hassan ve Karim Hossam Isma’il) işten uzaklaştırılıp “greve teşvik ve işi engelleme” gerekçesiyle polise rapor edildi. Bir başka işçi, Yasser Fahmi, İskenderiye’deki tesislere zorla nakledildi. Şirket ayrıca, işçilerin Eylül ödemelerini erteledi. Bu arada, polis şehirdeki olası protesto gösterilerine karşı takviye edilmiş vaziyette konuşlandırıldı. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-85


16.9.2017 - Berlin: 10 binden fazla kişi göçmenler için yürüdü Berlin’de içlerinde değişik uluslardan mülteci örgütlerinin de olduğu 100’ün üzerinde kurumun organize ettiği kitlesel bir ırkçılık karşıtı yürüyüş gerçekleştirildi. Göçmen karşıtı politikalar protesto edildi. “Welcome United” adlı yürüyüşe aralarında mültecilerin de olduğu 10 binin üzerinde aktivist katıldı. Kitlesel yürüyüş İçişleri Bakanlığı’nın önünden başladı. Katılım ağırlıklı olarak Berlin’den olmakla birlikte 30 otobüs dolusu protestocu da Berlin dışından geldi. Yürüyüşte “sınır dışı etme uygulamasına son” “mültecilere eşit haklar tanınsın” “mülteciler üzerindeki baskılar ve ayrımcı politikalar son bulsun” içerikli talepler dile getirildi. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-86


18.9.2017 - Kanada: General Motors CAMI’de grev Kanada’nın Ontario eyaletine bağlı London bölgesinde küçük bir kasabada kurulu ‘General Motors Canada’ şirketinin CAMI fabrikasında, patronlarla anlaşma sağlanamayınca önceden planlanmış grevin startı verildi. Yaklaşık 3.000 işçinin çalıştığı fabrikada grev, bu sabah yerel saatle 10.59’da başladı. Sendika ile patronlar arasında devam eden sözleşme müzakereleri 10 Ağustos’ta başlamıştı. Taraflar arasında yürürlükteki sözleşmenin süresi bugün (17 Eylül) sona erdi. Yeni bir sözleşme yapma konusunda yürütülen müzakerelerden sonuç çıkmadı. Sendika, “Meksika’ya taşınan üretim bölümlerine bağlı yaşanan iş kayıplarının yeni yatırımlarla telafi edilmesini, bunun yanında daha iyi bir ücret talep ediyor. Sendika ayrıca, kuralsızlaşmış tatil izinlerinin belirlenmesi ve işçilerin yaşadığı sorunlara dair şikayetlerini iletmelerinin önündeki engellerin kaldırılması gibi talepler de öne sürüyor. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-87


18.9.2017 - ABD: Katil polise öfke dinmiyor 2011 yılında 24 yaşındaki siyahi genç Anthony Lamar Smith’i soğukkanlılıkla katleden polis Jason Stockley’in geçtiğimiz Cuma günü beraat ettirilmesine olan öfke dinmiyor, artarak sürüyor. St. Louis polisine “gündüzleri sakin, geceleri tahripkar” dedirten protesto gösterilerine katılanlar, yine polisin “müsamaha göstermeyeceğiz” saldırganlığına karşı protestolarını 3 gündür sürdürüyorlar. Katil polisin mahkeme tarafından beraat ettrilmesi haberi üzerine Cuma akşamı protestocular sokaklara dökülmüştü. Sokakları terk etmeyen eylemcilere polis biber gazı sıkarak saldırmış ve 33 kişiyi tutuklamıştı. Cumartesi günü protestolar devam etti. “Özgürlüğümüz için savaşmak bizim görevimiz” şiarıyla binlerce kişi yine sokağa çıktı. Miting gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü. Polis yine saldırdı. Eylemciler cam-çerçeve indirdiler, polise karşılık verdiler. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-88


18.9.2017 - Meksika’da kadın cinayeti protesto edildi Kadın cinayetleri dünyanın dört bir yanında can almaya devam ediyor. Bunlardan biri de kadınların kaçırılma ve kaybedilmesinde başı çeken Meksika’da yaşandı. Telefonundaki uygulamadan taksi çağıran Mara Fernanda Castilla adlı kadın öğrenciye bir daha ulaşılamamıştı. Eylül ayının başında kaybolan genç kadının cansız bedeni ise yaklaşık iki hafta sonra, 15 Eylül Cuma günü bulundu. Meksika’da kadınlar dün alanlara çıkarak kadın cinayetlerini protesto etti. Meksika’nın birçok şehrinde alanlara çıkan kadınlar "Ölüm onarılamaz", "Benim bedenim benim kararım Hayır diyorum!", "Evde okulda ya da işte özgür olmak istiyorum!" sloganlarını haykırdılar. Meksika'daki Ulusal İstatistik ve Coğrafya Enstitüsü'nün araştırmasına göre, ülkede her gün beş kadın öldürülüyor. Ayrıca araştırmalar, Meksika'da 15 yaş ve üstü kadınların yüzde 60'tan fazlasının şiddete maruz kaldığını kaydediyor.(Kızıl Bayrak)


19.8.2017 - Maldivler: Devlet, gösteri yapmak isteyen göçmen işçileri tehdit etti Maldivler’in lüks tatil beldelerinde çalışan on binlerce göçmen emekçi, karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddete karşı “planladıkları protesto gösterisini yapmaları halinde sınır dışı edilecekleri” yönünde tehdit edildi. Daha önce turizm şirketlerini boykot çağrısı yapmış olan göçmen işçiler, kötü çalışma koşullarının yanı sıra, sık sık maruz kaldıkları ırkçı ve ayrımcı saldırılara karşı protesto gösterisi yapmaya hazırlanıyorlar. Göç ve göç kontrolü yapan devlet kurumu “göçmen işçiler tarafından yapılacak herhangi bir protesto çalışma izninin şartlarını ihlal edeceğini ve katılımcıların vizelerinin daha fazla uyarı yapılmaksızın iptal edileceğini” duyurdu. Açıklamada “göçmenlik dairesi protesto gösterilerine katılanları cezalandırmaktan çekinmeyecek” denildi. Ekonomi Bakanlığı da işçileri tehdit ederek “göçmen işçilerin planladığı protesto gösterisinin Maldiv ekonomisini ve işletmelerini baltalamak için önceden planlanmış bir girişim olduğuna inanıyoruz” açıklaması yaptı. Tehditlere yanıt veren Maldivler Turizm Çalışanları Derneği’nden Marouf Zaki “mevcut göçmen işgücü, ekonomi için çok önemli ancak çok daha kötü bir durumla karşı karşıyadır. Barışçıl bir gösteri çağrısında bulunuyoruz. Bunu yapmak için tam haklara sahip olduklarına inanıyoruz. Protesto yapmak evrensel bir haktır” demekle yetindi. Kölelik koşullarında yaşayan on binlerce göçmen emekçi Geçen yıl yapılan ulusal nüfus sayımı sonucunda Maldivler’de 58.683 göçmen işçinin bulunduğu ve bunların üçte ikisinden fazlasının lüks beldelerde çalıştığı belirlenmiş. ABD hükümetinin bir raporunda ise Maldivler’de “belgeli ve belgeli olmayan” yabancı işçi sayısının 200.000 kadar çıktığı belirtiliyor. Göçmen işçilerin çoğu Hindistan ve Bangladeş’ten. Göçmen işçiler, bir çok ülkede olduğu gibi burada da zorla çalıştırma, kimlik ve seyahat belgelerine el koyma, ücretlerin düzenli ödenmemesi gibi insanlık dışı uygulamalarla karşı karşıya kalıyorlar. Ayrıca sık sık patronların, polisin, çevredeki “sakinler”in ırkçı şiddetine maruz kalıyorlar. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-89


19.8.2017 - Myanmar: İşçiler ‘asgari ücretin yükseltilmesi’ için yürüdü  Myanmar’ın Mandalay kentinde 15 fabrikadan 500’ün üzerinde işçi “asgari ücretin yükseltilmesi ve uluslar arası çalışma kurallarına uygun davranılması” talepleriyle yürüyüş gerçekleştridiler. Pazar günü (17 Eylül) yapılan yürüyüşte konuşan işçi önderlerinden Ko Min Thet Htwe “işçiler ve patronlar arasındaki asgari ücreti yükseltmek için görüşmeler yapıldığını söyledi, ancak patronların kabul etmeye istekli olmadığı için ücret revizyonunun ertelenmesinin söz konus olduğunu” söyledi. Ko Min Thet Htwe “hükümetin, işçilerin karşı karşıya olduğu güçlükleri göz önünde bulundurmasını istiyoruz. Hükümetin de zor durumda olduğunu biliyoruz, ancak emek konularını dikkate almasını istiyoruz. Ücretlerimizin yetmediğini bilmesini isteriz. Asgari ücreti yükseltmek ve daha sıkı iş kanunlarına geçmek istiyoruz. Örneğin patronlar, haksız işten attıkları işçileri işe geri almak yerine para cezası ödemeyi tercih ediyorlar. Zararlı ortamlarda çalışanların emniyet ve işyerinde sağlıklarını garanti altına almak için yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. İşçiler, hükümetin sendikal hakları korumak için yasalara da ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-90


19.9.2017 - Elmas madenlerinde 600 işçi greve çıktı Güney Afrika’da Petra Diamonds’a ait Finsch ve Kimberley madenlerinde 600 işçi ücretlerin yükseltilmesi talebiyle üretimi durdurdu. Grev nedeniyle, Jersey orijinli şirketin Londra borsasında işlem gören hisselerinde yüzde 7’lik düşüş yaşandı. Şirket, yine Güney Afrika’da olan Cullinan ve Koffiefontein madenlerinde ise üretimin normal akışında devam ettiğini duyurdu. Fransa’nın kuzeyindeki Manş Adaları’ndan biri olan (Birleşik Krallığa bağlı) Jersey merkezli Petra Diamonds’un Güney Afrika’da ve Tanzanya’da maden işletmeleri var. Toplamda yaklaşık 4 bin 500 işçisi olan elmas şirketi 1997 yılında kuruldu. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-91


21.9.2017 - Filipinler: On binler Duterte’yi ve ABD’yi protesto etti Filipinler’de yerli halk toplulukları, tarım çalışanları, işçiler, öğrenciler ülkenin dört yanında sokaklara çıktılar. Onbinlerce protestocu, sıkıyönetim ilanının 45. yıl dönümünü “ulusal dayanışma günü” olarak ilan eden devlet başkanı Duterte’yi “Hitler gibi, Marcos gibi sen de faşistsin” diyerek sokakta yanıtladı. Filipinler Devlet Başkanı Duterte “halkın geçmişteki hükümet suistimallerine karşı öfkelerini ifade etme haklarını kullanmalarına izin vermek için 21 Eylül tarihini Ulusal Protesto Günü” ilan etmişti. Bu şekilde, saldırılarına ve katliamlarına karşı halkta birikmiş öfkeyi saptırmaya çalışan Duterte devlet dairelerini ve okulları tatil etti bugün. Ama bugün sokağa çıkan on binlerin öfkesinden Duterte de nasibini aldı. Ülkedeki faşist diktatörlüğü destekleyen Amerikan emperyalizmi de protesto edildi. Yıllardır sürdürülen neoliberal politikalarla ülkenin tarımı, petrol ve gaz, ilaç, bankacılık, inşaat, sağlık, telekomünikasyon, kerestecilik, madencilik ve ekonominin diğer stratejik sektörleri başta ABD’li olmak üzere emperyalist tekellere peşkeş çekildi. Son yıllarda halkta birikmiş öfke bugünkü gösterilerde kendini bir kez daha gösterdi.http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-92


21.9.2017 - Fransa’da on binler kölelik yasasına karşı sokağa çıktı CGT Sendikası’nın çağrısı ile Fransa genelinde sokaklara çıkan emekçiler 200 yerde kölelik yasalarının geri çekilmesi için eylemler düzenledi. Saat 14.00’te Paris Montparnasse'da bir araya gelen binlerce işçi, emekçi ve genç buradan oluşturulan kortejlerle İtalya Meydanı’na hareket ederek kölelik yasalarının geri çekilmesini talep eden döviz ve pankartlar taşıdı. Kortejlerden genel grev çağrıları yükseldi. “Dünyanın bütün tembelleri birleşin!”, “MEDEF ve devlet işleri ayrılsın!”, “Macron yasaları, patron yasaları!”, “Esnek çalışmaya hayır!”, “İşten atmalara hayır!” dövizleri ve pankartları dikkat çekti. İtalya Meydanı yakınlarında ise polisle kısa çatışmalar yaşandı. Eylemlere her ne kadar FO, CFDT, CFE-CGC sendikaları merkezi olarak katılma kararı almasa da bölgesel olarak işyerlerinden sendika flamaları ile emekçilerin katılımı dikkat çekiciydi. CGT Sendikası’na göre Paris’teki eyleme 55 bin emekçi katıldı.(Kızıl Bayrak)


22.9.2017 - Bochum: Çelik fabrikasında muhtemel işçi kıyımı protesto edildi Alman demirçelik tekeli ThyssenKrupp’un, sektörün büyük şirketlerinden Hindistanlı Tata ile çelik dalını birleştirmesi, Bochum’da geniş katılımlı bir miting ile protesto edildi. Ruhr Bölgesi’nin birçok kentinden 7 bin çelik işçisinin katıldığı mitingte federal ve eyalet milletvekilleri, yerel politikacılar ile sendika temsilcileri de yer aldı. İşçiler, sloganlar ve pankartlarla fabrika kapatmama güvencesi talep etti. Zira emperyalist tekellerin attığı bu tür “birleşme” adımları, üretimin bazı parçalarının (ya da hepten) görece ucuz olan işgücünün olduğu ülkeye kaydırılması ve çok sayıda işçinin birdenbire kapının önüne konulması uygulamasını beraberinde getiriyor. Çelik sektöründeki bu birleşme gerçekleştiğinde Alman tekelinin Bochum’daki fabrikayı kapatması gündeme gelecek. Bu da 2 bin işçinin işten atılması anlamına geliyor. TyhssenKrupp, Tata ile birleşmesini bu hafta başında açıklamış, buna da gerekçe olarak “kapasite fazlası ile sektörde özellikle Çin kaynaklı sert rekabet koşullarını” göstermişti. ThyssenKrupp’un en büyük demirçelik fabrikası Duisburg’da bulunuyor. Burada 13 bin işçi çalışıyor. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-93


22.9.2017 - Peru: Yerli topluluklar 50 petrol kuyusunu kapattı Peru Amazon’daki yerliler Lima ve Kanada Frontera Enerji tekeli arasındaki yeni bir petrol sahası geliştirme sözleşmesinin müzakerelerini protesto etmek için 50 petrol kuyusunu kapattı. Petrol üretiminden kaynaklanan çevre kirliliği hakkında yıllardır şikayet eden Amazon yerli toplulukları, Peru Devlet Başkanı Pastor Pablo Kuczynski hükümetinin 2011’de kabul edilen “yerli hakları yasası”nı ihmal etmesine öfkelliler. Yasa, hükümetin onları etkileyebilecek herhangi bir planı onaylamadan önce yerli topluluklarla görüşmesi gerektiğini öngörüyor. Toplulukların hükümetin önüne çıkardığı talepler arasında, yeni sözleşme müzakerelerinin konusu olan Blok 192 projesinin iptal edilmesinin yanı sıra sağlık ve eğitime daha iyi erişim de bulunuyor. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-94


22.9.2017 - Barselona Üniversitesi işgal edildi Katalonya’nın bağımsızlığı için 1 Ekim günü yapılması planlanan referandumu İspanya hükümetinin engelleme çabaları sürerken Katalonya için eylemler de devam ediyor. İspanya hükümetini protesto eden öğrenciler bugün Barselona Üniversitesi’ni işgal etti. İşgali gerçekleştiren öğrenciler geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan 14 Katalan siyasetçinin de serbest bırakılmasını talep ediyor. Öte yandan İspanya hükümeti, Katalonya’ya “takviye” kolluk gücü gönderme kararı aldı. Referandumun “yasa dışı” olduğunu iddia eden İspanya hükümeti 20 Eylül günü yaptığı baskınlarla 14 Katalan siyasetçiyi gözaltına almış ve 10 milyon civarındaki oy pusulasına da el koymuştu.(Kızıl Bayrak)

 

25.8.2017 - Fransa: Nakliye şoförlerinden blokaj eylemi Fransa’da Macron ve hükümetinin onayladığı neoliberal “çalışma reformu”nu gündeme geldiğinden beri grev ve diğer eylem biçimleriyle protesto eden nakliye şoförleri bu sabah bazı yolları ve benzin depolarını bloke etti. Şu ana kadar araçlarıyla 8 benzin deposunu kapatan şoförler, yeni yasayla iş güvencesinin hepten ortadan kalkacak olmasına öfkeliler. Bunların çoğu Fransa’nın kuzeyindeki ulaşım bölgelerinde olmakla birlikte Marsilya’ya kadar uzanmakta. Paris’te, şehrin kuzeyindeki Port de Gennevilliers bölgesi, Dunkirk, Lille, Lens, Caen, Le Havre, Mondeville, La Rochelle, Marsilya, Montpellier, Provence, Toulouse şehirlerinde blokaj eylemleri var. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-95


25.8.2017 - Nijerya’da kamu grevi kazanımla sonuçlandı Zamfara eyaletinde kamu çalışanlarının iki haftadır süren grevi, yerel hükümetle yapılan anlaşma sonucu askıya alındı. Hükümet grevin temel talebi olan 18 bin Naira asgari ücret ödemeyi kabul etti. Ayrıca, birikmiş prim ve ikramiyeler de ödenecek. Grev 10 Eylül’de başlamıştı. Nijerya’da sağlık çalışanlarının ülke çapındaki grevi ise sürüyor. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-96


26.8.2017 - Hindistan: 260 bin kadın emekçinin grevi sürüyor Hindistan’ın Maharashtra eyaletinde sayıları 97 bin 287 olan Anganwadi örgütler ağında çalışan 260 bin kadın emekçinin 11 Eylül’de başlattıkları grev sürerken, bugün kitlesel bir miting gerçekleştirildi. Yaklaşık 120 milyon kişinin yaşadığı eyalette Anganwadi çalışanları yoksul halktan kadınlara ve çocuklara “sağlık ve bakım hizmeti” veriyorlar. Sayıları yüzbinleri bulan “bakımsız ve zayıf” çocukların “grevden olumsuz etkilenmesi” karşısında grevci kadın emekçiler “eğer bu bir çiftçilerin grevi olsaydı, hükümetin tepkisi daha hızlı olurdu. Sosyal sektöre fonlama daima zayıf olmuştur. Kötü beslenen çocuklar ve zor durumdaki Anganwadi işçileri çok az siyasi destek alıyor” diyorlar. Grevcilerin talebi, en son 2014’te zam yapılan ücretlerinin “onurlu bir yaşam sürecek” düzeye yükseltilmesi. Bu nedenle, 23 Eylül’de yerel hükümetin önerdiği düşük zam önerisi reddedildi. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-97


27.8.2017 - Myanmar: Tekstil fabrikasında grev Myanmar (Burma)’da Shwe Than Lwin sanayi bölgesinde bulunan Solomoda tekstil fabrikasında çalışan 500’den fazla işçi, geçtiğimiz Pazartesi gününden bu yana yüksek ücret talebiyle greve çıktı. Fabrikada çalışan işçilerin çoğunluğunu oluşturan grevciler, ücretlerin yükseltilmesi talebinin yanında, patronun “ek ödeneklerde kesinti yapma” dayatmasına da karşı çıkıyorlar. İşçiler ücretlerde günlük 1,000 Kyat artış istiyorlar. İşçiler ayrıca, grev sebebiyle üretimin büyük oranda durduğu fabrikadan mal giriş-çıkışlarını da engellemeye çalışıyorlar. Kapıyı bloke eden işçilere güvenlikçilerin saldırısı sonucunda 5 kadın işçi yaralandı. Fabrikanın patronunun ise, sanki işçiler eylem yaparken ondan izin almışlar gibi “yasalara göre greve herhangi bir yasak olmadan izin verdik. Fakat malların taşınmasında kullanılan giriş kapısını tıkamışlardı. Yasalar buna izin vermiyor” şeklinde açıklama yaptı! Grevin patrona maliyeti günlük 10 bin dolar civarında.


28.9.2017 - Haiti: Binlerce işçi yeni ‘vergi soygunu’nu protesto etti Haiti’de bütçe kapsamında yapılan yeni vergi düzenlemelerine karşı protestolar sürüyor. Ouanaminthe şehrinde binlerce tekstil işçisi, düşük ücretleri ve “vergi” adı altında öngörülen ücret kesintilerini protesto etti. Şehir merkezinde yapılan yürüyüş Vergiler Genel Müdürlüğü önündeki protestoyla devam etti. Polisin saldırısı sonucunda, ikisi kurşunla olmak üzere 10 işçi yaralandı. Ücretli sınıfa ve özelde asgari ücretlere bindirilen yeni vergi yükleri, zaten son derece düşük olan ücretleri kuşa çeviriyor. Yeni vergiler Ekim ayında ücretlerde kesintiler şeklinde uygulamaya sokulacak.


29.9.2017 - Grevci Makro işçileri isyan etti  Dünya perakende tekeli Wal-Mart’ın Güney Afrika birimi Massmart tarafından işletilen bir Johannesburg mağazasında, 1 haftadır grevde olan işçiler isyan etti. Cam-çerçeve indiren haklı ve öfkeli işçiler mağazayı taş yağmuruna tuttular. Söz konusu süpermarket, Massmart’ın Makro zincirinin bir parçası. İşçilerin örgütlü olduğu sendika yüzde 8,5 oranında ücret artışı talep ediyor ancak patron daha düşük ücret artışını dayatıyor. Sayıları 180 olan işçilerin çoğunluğu greve katılmakla birlikte, patron grevi kırmak için dışardan başka işçileri devreye soktuğu için mağazada satışlar devam ediyor.


29.9.2017 - Vietnam: Tekstil fabrikası önündeki direniş çadırları yakıldı Vietnam’da devlet, dünya markalarına üretim yapan bir tekstil fabrikasını bloke eden çevre köylülerin eylemine saldırıp çadırları ateşe verdi. Ülkenin kuzeyindeki Hai Duong’ta yüzlerce köylü Nisan ayından beri Pasifik Kristal tekstil fabrikası önünde çadır kurarak blokaj eylemi yapıyorlardı. Protestocular adı geçen fabrikanın çevre kirliliğine yol açtığından şikayetçiler. Köylüler aylar öncesinde, fabrikadan çevreye boşaltılan atık su nedeniyle tepki göstermiş ve şirket 30 bin dolar civarında para cezasına çarptırılmıştı. Ancak köylüler, fabrikanın çevreyi kirletmeye devam etmesi üzerine fabrikanın önünde çadır kurmuşlardı. 500 kadar polisle çadırların kurulu olduğu alandaki yüzlerce köylüye saldırı gerçekleştirildi, çadırlar yakıldı. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-101


30.9.2017 - Amerika’da onbinlerce kişi “siyahi kadın için adalet” yürüyüşü gerçekleştirdi Amerika’nın başkentinde onbinlerce kişi, kadın örgütlerinin düzenlediği “siyahi kadın için adalet” yürüyüşüne katıldı. Siyahilere, özellikle de kadınlara yönelik devlet şiddetine, haksız yere hapsedilmelerine, tecavüze ve cinsel şiddete maruz kalmalarına, katledilmelerine, zorla sınır dışı edilmelerine ve daha pek çok baskı uygulamalarına karşı düzenlenen yürüyüş Washington DC’deki Adalet Bakanlığı’na doğru yapıldı. Irkçılığı, cinsel ayrımcılığı protesto eden siyahi kadınlar, ekonomik ve sosyal yaşamda “eşitlik” taleplerini haykırdılar. Lincoln Park’ta iki koldan başlayıp daha sonra birleşen yürüyüşte “Kölelik hiç bitmedi, sadece gelişti” “Afrikalı Amerikalılar üzerindeki polis vahşetine son” “Göçmenler zorla sınır dışı edilmesi”gibi dövizler taşındı. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-102


30.9.2017 - İsveç: Neo-nazilere karşı binlerce antifaşist toplandı İsveç’in en büyük ikinci kenti Göteborg’da bugün NRM (kuzey “direniş” hareketi) adlı neo-nazi grubu yürüyüş gerçekleştirdi. Başta İskandinav ülkeleri olmak üzere başka yerlerden de gelenlerle birlikte yaklaşık 600-700 faşistin katıldığı gösteriye karşı 10 bin antifaşist toplandı. Kasklar ve kalkanlar taşıyan faşist grupla polis arasında zaman zaman arbede yaşandı. Binlerce antifaşist ise polis barikatını aşıp faşistlere ulaşmaya çalıştı. Barikatı yarmak isteyen antifaşistler polisle çatıştı. Havai fişeklerin yanı sıra polise taşlarla karşılık verdiler. 1 polis yaralandı. Toplam 50 kişi gözaltına alındı. Gösteriye katılmak için Danimarka’dan ve Almanya’dan gelen 20 kişilik faşist grup sınırda durduruldu. Faşist NRM, İsveç’te yüzlerce üyeye sahip olup, hem Norveç hem de Finlandiya’da bilinmeyen sayıda taraftarı bulunmaktadır. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-103


Emperyalist Rekabet


3.9.2017 - Rusya'ya karşı ABD'den AB'ye nükleer silahlanma çağrısı Rusya’ya yakın ülkelere yığınak yapan NATO ile Rusya arasındaki gerilim sürerken, 28 NATO üyesine gönderilen gizli belgede, Rusya’ya karşı önlemler arasında Avrupa’da nükleer silahlanma yer aldı. Gazeteduvar’ın Alman FOCUS ile Die Suddeutscher Zeitung gazetelerine dayandırdığı habere göre; NATO’nun, 1987 tarihli nükleer silahsızlanma anlaşmasını ihlal etmekle suçlanan Rusya’ya karşı bir önlem planı hazırladığı, önlemler arasında Avrupa ülkelerine nükleer silahlanma çağrısı yapıldığı iddia edildi. Haberlere göre, 28 NATO üyesine gizli bir belge gönderildi. Belgede 39 maddelik bir önlem listesi yer alırken, müzakere seçeneğinin yanı sıra bir dizi nükleer silahlanma senaryosu da sıralandı. Alman basınına göre, 28 üyeye gönderilen 39 maddelik gizli listede müzakere ve olası yaptırımlar öncelik taşıyor. Ancak bu yöntemlerin işe yaramaması halinde nükleer önlemler alınması çağrısı yapılıyor ve bu önlemler şöyle sıralanıyor: 1-NATO’nun nükleer caydırıcılığını arttırması, 2-NATO üyelerine daha fazla erken uyarı sistemi yerleştirilmesi, 3-Su altı korumasının arttırılması, 4- Nükleer silah taşıyabilen B-2 ve B-52 savaş jetlerinin Avrupa’da daha sık kullanılması, 5-Avrupa’nın nükleer silah taşıyabilen uçak kapasitesini artırması. (Özgürlükçü Demokrasi)


5.9.2017 - ABD’nin ‘nükleer savaş’ hazırlığı ABD, Kuzey Kore’yi “nükleer tehdit” olarak hedef gösterirken, Avrupa ve Asya-Pasifik’teki nükleer silah kapasitesini arttırıyor. ABD Asya-Pasifik’te Çin’i kuşatmak amacıyla Güney Çin Denizi’ne donanmasını sokmuştu. Ancak nükleer silahların Avrupa ülkelerine de konuşlandırılacağının açıklanması, bu bölgede de Rusya’yı kuşatma hamlesinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Yeni nükleer denemeler gerçekleştiren ABD, denediği yıkım aygıtlarını, Asya-Pasifik’in yanı sıra Avrupa’daki NATO üyesi ülkelere yerleştirmeye girişti. ABD, Ağustos ayında Nevada’da yeni nükleer bomba denemesi yapmıştı. B61 nükleer bombasına güdümlü bomba özelliği kazandıran değişikliklerin başarılı olduğu açıklanmıştı. Yeni geliştirilen B61-12 nükleer bombasının yalnızca 30 metre hatayla hedefini bulduğu ve 0,3 ile 340 kiloton arasında ayarlanabilen bir etkiye sahip olduğu ifade ediliyor. ABD’nin Nagazaki’ye attığı atom bombasının bunun yanında yalnızca 21 kilotonluk bir etkiye sahip olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Kuzey Kore bahanesiyle üretilen bombanın 2020 yılında kullanıma gireceği ve Avrupa’daki NATO üyesi ülkeler İngiltere, Belçika, İtalya ve Hollanda’ya bu bombadan 120 adet konuşlandırılacağı açıklandı. Ayrıca Polonya’nın da bu bombaları kendi topraklarında konuşlandırma talebi olduğu ifade ediliyor. Avrupa’ya yerleştirilecek bombaların Rusya’yı hedef alacağı belirtilirken nükleer silahların azaltılmasına dair imzalanan anlaşmalardan, Rusya’nın lehine olan yanlarının kaldırılacağı öne sürülüyor.(Kızıl Bayrak)


10.9.2017 - Fatih Oktay: “Çin’in sanayisi ABD sanayisinden yüzde 40 daha büyük” “Satın alma gücü paritesine göre Çin, ABD’yi büyüklük olarak geçiyor. Şu anda Çin’in sanayisi ABD’den yüzde 40 daha büyük. Tarımsal üretimi ABD’nin beş katı. ABD ekonomisinin büyüklüğü hizmet ve finans sektörünün büyüklüğünden yararlanıyor. (...) Çin’in yurtdışına yaptığı doğrudan yatırımın 170 milyar dolar olduğunu hatırlatan Oktay, “Çin, başka ülkelere kendisine yapılan yatırımdan daha fazlasını yaptı. Bu da Çin’in dünya ekonomisini etkileme yollarından bir tanesi” diyor. Diğer yandan, “Bir Kuşak Bir Yol” Projesi kapsamında dünya genelinde 240 milyar dolarlık bir altyapı projesi gerçekleştirdi.” (Fortune Dergisi)


11.9.2016 - Çin’in “Kuşak ve Yol” ülkelerinde birleşme ve satın alma faaliyetleri artıyor Çinli şirketlerin Kuşak ve Yol ülkelerindeki birleşme ve satın alma faaliyetleri son yıllarda hızla arttı. Mayıs ayı sonunda Thomson Reuters, Çin Sosyal Bilimler Akademisi ve Tsinghua Üniversitesi’ne bağlı bir araştırma kuruluşu tarafından ortaklaşa yayımlanan rapora göre, Çin bu bölgelerin başlıca dış yatırım kaynağı haline geldi. Çin’in bölgedeki birleşme ve satın alma işlemleri hacmi 2014’te 2.264 mılyar ABD Doları iken, 2016’da bu rakam 9.755 milyar ABD Doları’na yükseldi ve Çin bu alanda ABD ve Japonya’yı da geride bırakarak ilk sıraya yerleşti. (China Today, Türkiye)


12.9.2017 - Avrupa Komisyonu yabancıların Avrupa’dan şirket satın almasını engellemeye çalışıyor Brüksel, Avrupa’nın şirketlerini yabancı şirketlere karşı korumadığına yönelik eleştirilere yanıt vermek için koruma mekanizmalarını güçlendirecek. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada özellikle yüksek teknolojili ürünler üreten firmaların Çin başta olmak üzere yabancı sermaye tarafından satın alınması sürecini daha yakından takip edeceklerini açıkladı. Son dönemlerde Fransa Cumhurbaşkanı Makron başta olmak üzere pek çok devlet Başkanı, Çin’in Almanya’nın ünlü robot üreticisi Kuka’yı satın alması gibi önemli yatırımlara karşı uyanık olunması gerektiğini açıklamıştı. (Financial Times)


12.9.2017 - ABD’li büyük teknoloji firmaları Avrupa Birliği’ne karşı saldırıya geçti ABD menşeli teknoloji firmaları yeniden Avrupa basınının gündeminde. Google, Lüksemburg’daki bir mahkemenin bilgi üzerindeki tekel konumunu piyasada lehine kullanmaktan dolayı aleyhine verdiği 2.4 milyar avroluk cezayı temyiz mahkemesine götürdü. Facebook da bir İspanya mahkemesinin milyonlarca İspanyol’un kişisel bilgilerini topladığı gerekçesiyle 1.2 milyar avro cezaya çarptırılmasının ardından temyiz mahkemesine gitti. (Financial Times)


14.9.2017 - Rusya son yılların en büyük tatbikatına başlıyor Rusya, son yıllar içinde yaptığı en büyük askeri tatbikata başlıyor. Tatbikat, Avrupa Birliği'nin doğu sınırlarında gerçekleşiyor. Zapad-2017 isimli tatbikat, Rusya'nın batısında ve Avrupa Birliği'nin doğusuyla sınır paylaşan Belarus'ta gerçekleşecek. Tatbikat, Rusya'nın Baltık Denizi kıyısındaki toprağı olan Kaliningrad'ı kapsayacak. İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon geçen hafta BBC'ye yaptığı açıklamada "Bu bizi provoke etmek için, savunmamızı test etmek için hazırlandı, bu nedenle güçlü olmalıyız" dedi. "Rusya bizi test ediyor ve artık her fırsatta test ediyor. Daha agresif bir Rusya ile karşı karşıyayız" ifadelerini de kulandı. NATO'ya katılmak isteyen Ukrayna'nın Cumhurbaşkanı Petro Poroshenko ise Rusya'nın savaşa hazırlandığını öne sürdü. Moskova, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkilerin gerilmesinden beri bir dizi askeri tatbikat yaptı. Bunların bir kısmına 100 bin askerin katıldığı öne sürülüyor. http://bit.ly/SG12-72


14.9.2017 - Çinli otomotiv üreticileri gözünü dış pazara dikti Çinli otomotiv üreticileri Avrupa ve ABD pazarlarını hedeflemeye başladılar. Geely Automobile isimli Çin markası, Avrupa’da Lynk & Co markasıyla satışlara başlayacak. Bir başka Çinli otomotiv firması olan Great Wall, Fiat Chrysler’in bir bölümünü satın aldı ve Rusya’da fabrika açmaya hazırlanıyor. Bu marka gelişmiş ülke pazarlarını hedeflerken, bir başka Çin markası Chery de, gelişmekte olan ülke piyasalarını hedefliyor. Uzmanlar, bu firmaların eninde sonunda dış pazarlarda çok güçlü bir konum elde edeceğine dair hiçbir kuşku duymuyor. Çin markaları uzmanlara 1960 ve 1970’lerdeki Japon markalarını ve 1970 ve 1980’lerdeki Kore markalarını hatırlatıyor. Günümüzde Çin pazarı en büyük otomotiv pazarı durumunda. Çinli otomotiv firmaları bu pazarda iyi bir yer edindiler. Yabancı firmalarla ortaklıklar kuran bu markalar, yabancılardan önemli miktarda teknoloji transferi yaptılar. Çinli firmalar henüz tam anlamıyla dışarı açılmış sayılmazlar. Bunun nedeni Hyundai ve Volkswagen gibi firmalarla görece düşük kar marjlarıyla rekabet etmek zorunda olmaları. Çin’de geçen yıl 26 milyon otomotiv üretildi ama sadece 810 bini ihraç edildi. Ama Çinli firmalar kendi aralarında birleşmeye başladı ve orta vadede giderek artan bir biçimde yurt dışına açılacaklardır. (Financial Times)  


16.9.2017 - “ABD Suriye’ye 2.2 milyar dolarlık silah sağlıyor” Balkan araştırma grubu BIRN ve OCCRN’nin hazırladığı rapora göre ABD, Suriye’de desteklediği gruplara toplamda 2.2 milyar dolarlık silah sağlıyor. Bu meblağın bir kısmı tutarındaki silahların şimdiden teslim edildiği, geri kalanı için ise anlaşmalar yapıldığı belirtildi. Rapora göre ABD gönderdiği silahları Balkanlar, Doğu Avrupa ülkeleri ile Kazakistan, Gürcistan ve Ukrayna’dan satın alıyor. Adı geçen ülkelerden alınan ve alınacak Sovyet yapısı silahların tutarının 2.2 milyar dolara kadar vardığı bilgisine yer verilen raporda, silah alımlarında ABD Özel Operasyon Komutanlığı (SOCOM) ve Picattinny Arsenal adlı silah şirketlerinin kullanıldığı da belirtildi. Silahların deniz veya hava yoluyla Türkiye, Ürdün ve Kuveyt’e geldiği, buradan ise Suriye’ye gönderildiği, düzenlenen belgelerde ise “Varış yeri: Suriye” gibi muğlak ifadeler bulunduğu bilgisi de raporda yer aldı. ABD’nin bu yılın Mayıs ayına kadar kalaşnikoflar, roket atarlar, havan topları ve diğer silahlar için 700 milyon dolardan fazla para harcadığı bilgisi yer alan raporda, 2022’ye kadar da 900 milyon dolarlık daha anlaşma yapıldığı ifade edildi.,(Kızıl Bayrak)


19.9.2017 - Irak ve Suriye’de İran’ın artan etkisi ABD’yi endişelendiriyor “İran’dan Lübnan’a uzanan ‘Şii hilali’ yavaş yavaş oluşuyor. İŞİD’in askeri güçleri ağır yenilgiler alırken, onlardan doğan boşluk İran ve Hizbullah tarafından dolduruluyor. Şii savaşçılar, Afganistan ve Pakistan’dan bile getiriliyor. İran’ın bölgede artan etkisi gerginlik yaratıyor. İsrail Hizbullah’la girmeyi planladığı savaşın tatbikatını sınır bölgelerinde yapıyor. Hizbullah benzeri bir hareketin Yemen’de doğmasından korkan Suudi Arabistan bu ülkeye yönelik başarısız bir askeri harekat yönetiyor. Körfez ülkeleri yeni silahlara milyarlarca dolar yatırıyor. Şimdi ise Donald Trump; Obama döneminde İran’la imzalanan nükleer santral anlaşmasını çöpe atarak durumu daha da kötüleştirecek.” (The Economist)


19.9.2017 İsrail Suriye’deki İran ve Hizbullah hedeflerini vurarak Rusya’ya mesaj veriyor “İsrail’in 7 Eylül tarihinde Suriye sınırının 300 kilometre ötesindeki Hizbullah tesislerine yaptığı saldırı Rusya’ya ‘eğer İran ve Hizbullah’ı sınırlamazsan ben devreye girerim’ mesajı vermek amacıyla gerçekleştirildi. 2014 yılından beri İŞİD kuşatması altında olan Der ez-Zor kentinin etrafındaki kuşatmanın Suriye ve Hizbullah güçleri tarafından kırılması İran’ın Irak üzerinden Suriye’ye daha kolay ve hızlı bir biçimde asker ve silah göndermesini sağlayacak.” (The Economist)


21.9.2017 - ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’yı Çin’e karşı verdiği teknoloji savaşında müttefik olarak kazanmaya çalışıyor Çin’in ülkede yatırım yapacak olan yabancı şirketlere getirdiği teknoloji transferi yapma zorunluluğu ABD’yi giderek daha fazla rahatsız ediyor. Bu durum ABD’nin son zamanlarda ilk defa açıkça geleneksel müttefikleri olan Avrupa Birliği ve Japonya’dan destek istemesine yol açtı. Ama Avrupa Birliği ve Japonya Donald Trump’ın “önce Amerika” politikasından rahatsız. Yakın zamanda ABD’nin çelik ve alüminyum sektörlerine getirdiği yüksek verginin Almanya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelere zarar verecek olması “önce Amerika” politikasının bu ülkeler için ne kadar zararlı olduğunu gösteriyor. Buna rağmen pek çok Avrupa Birliği ve Japon şirketi Çin firmalarının sürekli kendilerinden teknoloji çalmalarından rahatsız. Bu ülkelerin ABD’nin Çin’e karşı ortak mücadele çağrısına nasıl tepki vereceği merak konusu. (Financial Times)


27.9.2017 - AB’ye ortak ordu önerisi Fransa’da neoliberal uygulamalara hız veren ve kitlesel eylemlerle protesto edilen Macron, Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, AB’ye ortak ordu ve ortak savunma önerdi. Macron, 2020’de faaliyete başlamasını umduğu ortak savunma gücünün NATO’nun yerini almak yerine NATO’yu destekleyen bir yapıda olması ve AB’nin ortak askeri gücü olarak hareket etmesi gerektiğini açıkladı. Macron, ortak birer savunma bütçesi ve politikası geliştirmek gerektiğini, ayrıca Avrupa askeri eğitim akademisi kurmak istediğini söyledi. Daha önce Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in yanı sıra bazı AB ülkeleri de Rusya ve diğer tehditlere karşı ortak bir askeri gücün oluşturulması gerektiğini söylemişti.(Özgürlükçü Demokrasi)


27.9.2017 - ABD Ticaret Bakanı: “Çin’deki robot devrimi bizim için bir tehlike” ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross Çin’deki robot sektörünün gelişiminden endişe duyduğunu belirtti. Ross, bu sektördeki 400 firmanın 360’ının devlet sübvansiyonlarıyla (yardımlarıyla) şiştiğini, bunun da aşırı kapasiteye (aşırı üretime) yol açtığını söyledi. Şu anda Çin’de bir “robot devrimi” yaşanıyor ve hiçbir ülkede robot sektörü Çin’de geliştiği hızda gelişmiyor. İşçi grevleri sonucu yükselen ücretler karşısında robot sektörüne giderek daha fazla yatırım yapılıyor. Ülkenin önemli sanayi merkezlerinden biri olan Guangdong’da otomasyona sekiz milyar dolarlık yatırım yapılacak. Çin’de geçen yıl -üçte biri Çinli firmalar tarafından - 87 bin sanayi robotu üretildi. Böylece Çin, Japonya’yı geride bırakmış oldu. Çin’deki robot üretiminin yılda yüzde 20 oranında artması bekleniyor.


Emperyalizm ve Halklar


6.9.2017 - Polonya’dan Almanya’ya 1 trilyon dolarlık tazminat talebi  Polonya Dışişleri Bakanı Witold Waszczykowski, Almanya'nın Polonya'ya 2. Dünya Savaşı sebebiyle 1 trilyon dolar ödemesi gerektiğini öne sürdü. Polonya Dışişleri Bakanı Witold Waszczykowski, 1945-1947 yılları arasında Dünya Savaşı'ndaki maddi kaybın 1 trilyon dolar "ya da daha fazla" olduğunu öne sürerek, Almanya'nın kendilerine bu miktarda tazminat ödemesi gerektiğini iddia etti. Waszczykowski, bu konuyu Almanya ile ciddi bir şekilde görüşmeleri gerektiğini söyledi. http://bit.ly/SG12-73

 8.9.2017 - Akdeniz’de iki yılda 8 bin 500 göçmen katledildi Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, son iki yılda Akdeniz’de aralarında yüzlerce çocuğun bulunduğu 8 bin 500 göçmenin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

8.9.2017 - Yabancı bankaların pençesindeki Venezüella borç ödemelerini pazarlık etmek istiyor Financial Times gazetesinde yayınlanan habere göre, ABD’nin ambargosuna maruz kalan Venezüella hükümeti borç ödemelerinin düzene konması amacıyla devlet tahvillerini elinde bulunduran yabancı yatırımcıları başkent Caracas’a çağırdı. Devlet tahvillerini elinde bulunduran yabancı yatırımcıların dörtte üçü Kanada ve ABD’den. Ayrıca devlet şirketi Rosneft aracılığıyla Venezüella’ya kredi veren Rusya da Venezüella’nın borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunduğunu açıkladı. Rusya bugüne kadar Venezüella’ya 2.8 milyar dolar borç verdi. Rezervlerinde sadece 10 milyar dolar kalan Venezüella’nın bu yıl sonuna kadar alacaklılarına 4 milyar dolar borç ödemesi yapması gerekiyor. Ana geçim kaynağı petrol olan Venezüella, petrol fiyatlarının 2014 yılında düşmesiyle finansal darboğaza girmişti.  


9.9.2017 - Musul: ‘Enkaz altından 2 bin 100 ceset çıkarıldı’ Irak İçişleri Bakanlığına bağlı Sivil Savunma Müdürlüğü yetkililerinden Saad Hamid, yaptığı açıklamada, “Sivil savunma ekipleri, Musul’un batı yakasında özellikle de Eski Şehir bölgesinde, yıkılan evlerin altından sivillere ait 2 bin 100’den fazla ceset çıkardı.” dedi. Hamid, ekiplerin çalışmaları sırasında “ekipman eksikliğinin yanı sıra gizli sığınak, tünel veya bodrumlarda saklanan IŞİD unsurları tarafından ateş açılması” gibi türlü güvenlik sıkıntısı ile karşı karşıya kaldığını anlattı. Irak’ta 20 Temmuz’da açıklanan resmi rakamlara göre, Musul’u “IŞİD’ten kurtarma operasyonu” sırasında bin 429 sivil hayatını kaybetti. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-104


10.9.2017 - Amazonlar’da altın madencileri 20 yerliyi katletti “Survival International” adlı ‘sivil toplum kuruluşu’ Amazonlar’da “yasa dışı” faaliyet gösteren altın madeni işletmecilerinin yerli Warikama Cemeri topluluğundan 20 kişiyi katlettiğini duyurdu. Survival International, katliamın geçen ay Brezilya’nın batısında Jandiatuba Nehri boyunca gerçekleştirildiğini ve bunun “altın madencilerinin cinayetlerden övünçle bahsetmeleri” sonucunda açığa çıktığını, iki altın madencisinin tutuklandığını söyledi. Peru sınırına yakın topraklarda yaşayan Warikama Cemeri kabilesi’nden Adelson Kora Kanamari, Amazon Real haber portalına verdiği röportajda “18-21 kişinin saldırıya uğradığını ve öldürüldüğünü” doğruladı. Temer hükümeti Amazonlar’da Danimarka büyüklüğündeki “doğal koruma alanlarını” madencilik faaliyetlerine açan yasal bir düzenlemeyi gündeme getirmiş ve söz konusu düzenleme -gelen tepkiler üzerine- geçtiğimiz hafta mahkeme kararıyla reddedilmişti. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-105


11.9.2017 - Almanya'dan Türkiye'ye 25 milyon euroluk silah satışı Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi krize rağmen Alman hükümeti, bu yılın başından beri Türkiye'ye 25 milyon euroluk silah satışına onay verdi. Almanya Ekonomi Bakanlığı'nın verdiği bilgilere göre Türkiye'ye ihraç edilen mühimmatın başında 18 milyon euro değerinde bomba, torpido ve füzeler geliyor. Bu silahların deniz kuvvetlerinin füzesavar sistemleri için sipariş edildiğini ve bilgilerin teslimatı yapılan değil, sadece satışına izin verilen silahları kapsadığını açıkladı. Satışına izin verilen malzemeler arasında özel koruyucu kıyafetler, hafif silahlar ve elektronik ateş idare sistemleri de bulunuyor. Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca sipariş bedeli hakkında açıklama yapılmayan malzemenin ise balistik koruyucu donanım ile patlayıcı ve yanıcı maddelerden oluştuğu açıklandı. http://bit.ly/SG12-106


11.9.2017 - ABD’de aşırı doz uyuşturucudan ölenlerin sayısı dörde katlandı Financial Times gazetesi son dönemde ABD hastanelerindeki morgların sürekli doluluğunu, bu doluluğun ise aşırı doz uyuşturucu kullanarak hayatını kaybedenlerin sayısındaki artış olduğunu belirten bir haber yaptı. Habere göre, 1999 - 2015 yılları arasında 183 bin Amerikalı aşırı dozda uyuşturucu kullanımından olayı hayatını kaybederken, bu nedenle ölenlerin sayısı yıllık dört kat artış gösterdi. Günümüzde 2.6 milyon Amerikalı uyuşturucu bağımlısı.

14.9.2017 - Amerikalıların yarısından fazlasının bin doları bile yok ABD'li finansal hizmetler şirketi GoBankingRates'in 8 bin kişiyle yaptığı araştırma, Amerikalıların yüzde 57'sinin bankadaki mevduat hesaplarında bin dolarının bile olmadığını gösterdi. Şirketin önceki yıllardaki araştırmalarına göre, söz konusu oran 2015'te yüzde 62, geçen sene ise yüzde 69 seviyesindeydi.Araştırmada ayrıca Amerikalıların yüzde 39'unun mevduat hesaplarında hiç parasının olmaması dikkati çekti.Şirketten yapılan açıklamada, mevduat hesaplarında parası olmayan Amerikalıların büyük bölümünün 18-34 yaş arasındaki grupta olduğu vurgulanarak, mevduat hesaplarında en az 10 bin dolar (yaklaşık 30 bin 430 TL) olan kişilerin büyük çoğunluğunun da 65 yaş ve üstündeki yaş grubunda bulunduğu kaydedildi. (dunya.com)


12.9.2017 - Suudi Arabistan “imajını” tazelemek için Avrupa’da “Halkla İlişkiler” ofisleri kuracak Financial Times gazetesinde yer alan habere göre, Yemen’e yönelik savaşta sivilleri ölüme, açlığa ve salgın hastalıklara mahkum eden Suudi Arabistan bozulan “imajını” düzeltmek için Londra, Berlin, Paris ve Moskova’da “halkla ilişkiler” ofisleri kuracak. Suudi Arabistan Enformasyon Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, önümüzdeki yıllarda Pekin, Tokyo, Mumbai gibi büyük Asya kentlerine de benzer ofisler açılacak. Suudi Arabistan’ın bu hamlesi, Katar’ın son dönemde kendisine karşı yapılan suçlamalara cevap vermek üzere milyonlarca dolarlık kampanyalar yapmasından sonra geldi.

 

13.9.2017 - Mülteciler, Avrupa'ya gidebilmek için böbreklerini satıyor Yeni bir yaşam umuduyla Avrupa ülkelerine gitmek isteyen Afrikalı mültecilerin, insan kaçakçılarına ödeyecekleri parayı denkleştirmek için böbreklerini sattıkları ortaya çıktı. Hollanda Televizyonu'nda Çarşamba akşamları yayınlanan Zembla adlı haber programı, Mısır'daki organ ticaretinin izini sürdü. Kahire'de organ nakli yapan hekimler adına çalışan organ tüccarları ve onlarca mülteci, yasa dışı organ ticareti konusunda çarpıcı bilgiler verdi. Organ tüccarları genellikle Mısır'da sokaklarda ve kötü koşullardaki mültecilerin çaresizliğini kullanıyor. Genellikle Sudan ve Eritre kökenli mültecilere, daha iyi bir yaşam için böbreğini satması konusunda baskı yapılıyor. Mısırlı insan hakları savunucusu Hamdi Alazazi'ye göre, zor koşullarda yaşayan bazı mültecilerin ise, sağlık kontrolü gerekçesi ya da sahte beyanlara götürüldükleri hastanelerde organları çalınıyor. Mültecilerden alınan organlar, Ortadoğulu zengin hastalar için kullanılıyor. Hollandalı gazetecilere göre Avrupalı hastalar da böbrek nakli için yurt dışına gidiyor. Ülkelerine döndüklerinde ise, organı yakınlarının bağışladığını söylüyorlar. Mültecilere yardım eden bir sosyal hizmet görevlisi, ülkedeki doktorların yaklaşık dörtte üçü yasa dışı organ ticareti ile bağlantılı olduğunu öne sürüyor.http://bit.ly/SG12-107


13.9.2017 - Myanmar Ordu güçlerinden cinsel saldırı İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) raporunda, Myanmar’a bağlı eyalet Arakan’da kadın ve kız çocuklarının askerler tarafından cinsel saldırıya uğradığını bildirdi. HRW, bu yıl başlarında hazırladığı raporda Arakanlı kadınların ve 13 yaşına kadar kız çocuklarının askerler tarafından cinsel saldırıya uğradığını kaydetti. Raporda, Myanmarlı askerlerin ve sınır güvenliğinde görevli polislerin kadın ve kızlara cinsel saldırı suçlarına karıştığı bilgileri yer aldı. Olayların, 2016 yılının son aylarında, Arakanlıların çoğunlukta bulunduğu Maungdaw bölgesindeki en az 9 köyde yaşandığı belirtildi.http://bit.ly/SG12-30


14.9.2017 - Çin’e göre Myanmar güvenlik güçlerinin aşırılıkçı teröristlere karşı müdahalesi ve hükûmetin ihtiyacı olanlara yardım sağlaması memnun edici Myanmar devlet medyası, Çin büyükelçisinin Myanmar ordusunun Arakan'da uyguladığı politikayı memnun edici bulduğunu yazdı. Medyada, "Myanmar güvenlik güçlerinin aşırılıkçı teröristlere karşı müdahalesi ve hükümetin ihtiyacı olanlara yardım sağlaması memnun edici" ifadeleri yer aldı. (m.t24.com.tr)


15.9.2017 Apple  Microsoft, Amazon, General Electric, Ford gibi firmaların elinde 1.2 trilyon dolarlık hisse senedi var Financial Times gazetesinin haberine göre, ABD borsasındaki 8.2 trilyon dolarlık hisse senedinin 1.2 trilyon doları Apple, Microsoft, Amazon, General Electric, Ford gibi üretim alanında faaliyet gösteren, banka sermayesinin bir parçası olmayan firmaların elinde. Bu rakam, pek çok bankayı geriden bırakıyor. Ellerinde muazzam miktarda nakit para biriken bu dev tekeller hisse senedi gibi daha riskli yatırım alanlarına yönelmeye başladı. Bu firmaların bazıları özel finans departmanları açarak bu alanlarda uzmanlaşmaya başladı. Haberde verilen bilgiye göre, söz konusu 30 firmanın elinde biriken nakit miktarının toplamı dünyanın en büyük ilk on ülkesi listesine girebilecek boyutta. Aşağıdaki tabloda, milyar dolar cinsinden bazı firmaların elinde tuttuğu hisse senedi miktarını görüyoruz:

 


15.9.2017 - Dünya lüks tüketim pazarı büyüdü, Çin lüks tüketimde başlara oynuyor Dünyada lüks tüketim her yıl büyüyor. Bain & Company'nin Küresel Lüks Tüketim Ürünleri Raporu'na göre lüks tüketim pazarı 2016'da yüzde 4 büyüdü. 2015 yılında 1 trilyon euro olan lüks tüketim harcaması, 1.08 trilyon euroya çıktı. Zenginler 2016'da en fazla lüks otomobillere para harcadı. Lüks otomobil satışları 2015'e göre yüzde 8 gibi yüksek bir oranda arttı. 2017 yılına hızlı bir başlangıç yapan lüks otomobil markaları, ilk altı ayda rekor satışlar gerçekleştirdi. Son altı yıldır rekor üzerine rekor kıran lüks otomobil markalarının, 2017 sonunda yedinci kez dünya rekoruna imza atmalarına kesin gözüyle bakılıyor. Lüks markaların rekor satışlara ulaşmasındaki en büyük faktör ise Çin pazarındaki performansları oldu. (Ufuk Sandık, Sabah)


15.9.2017 - Kolombiya'da “barış” sonrası 9 FARC'lı katledildi Kolombiya’da yarım asırlık mücadelenin ardından Kolombiya devletiyle “barış anlaşması” imzalayan Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC), 2018 yılında düzenlenecek seçimlere “Halkın Alternatif Devrimci Gücü” ismiyle katılma hazırlıklarına girdi. Gazete Karınca'da yer alan habere göre, eski FARC gerilla lideri Timochenko, “siyasi partinin lideri olmak konusunda şüpheleri olduğunu, onu hayal kırıklığına uğratan gelişmeler yaşandığını” açıkladı. Ülkede, eski FARC liderinin serzenişinin altını dolduran gelişmeler yaşanıyor. FARC’ın tamamen silahsızlanması ve mal varlıklarını da Birleşik Milletler (BM) gözetiminde Kolombiya hükümetine teslim etmesinin ardından, Caquieta’nın güneyindeki San Vicente del Caguan kasabasında Maicol Guevara isimli bir topluluk liderinin daha öldürüldüğü belirtildi.Guevera, anlaşma sonrası öldürülen dokuzuncu eski FARC’lı oldu.


15.9.2017 - Afrika ülkeleri gelecek yıl 25 milyar dolar borç ödemek zorunda Ghana bundan on yıl önce uluslararası tahvil piyasasına giren ilk Batı Afrika ülkesi olmuştu. Ardından Afrika ülkeleri birer birer devlet tahvili çıkararak borçlanmaya başlamıştı. Önümüzdeki yıl, pek çok Afrika ülkesi bu tahvillerin borcunu ödemek zorunda. Bu borç 25 milyar doları buluyor. Ama hammaddde fiyatlarının düşmesi bu borçların ödenmesini zorlaştırıyor. (Financial Times)


16.9.2017- ‘Ordu sistematik şekilde yakıyor’ Uluslararası Af Örgütü, Myanmarlı güvenlik güçlerinin Arakan eyaletinde ‘sistematik bir kampanya’ yürüterek Arakanlı Müslümanların köylerini yaktıklarına ilişkin ellerinde kanıtlar olduğunu açıkladı. Af Örgütü’nün Kriz Müdahale Direktörü Tirana Hassan, “Bu kanıt inkar edilemez. Myanmar güvenlik güçleri Arakanlıları Myanmar’dan kovmak için kuzeydeki Arakan eyaletini planlı bir kampanyayla ateşe veriyor. Yanlış olmasın, bu bir etnik temizlik. Burada açık ve sistematik bir ihlal var. Güvenlik güçleri bir köyü kuşatıyor, panik halinde kaçan insanları vuruyor ve sonra evleri yakıyor. Yasalara göre bunlar insanlığa karşı suç” dedi. Af Örgütü; video, uydu fotoğrafları, görgü tanıklarının ifadeleri ve diğer veriler ışığında Arakan eyaletinde 25 Ağustos’tan bu yana 80’den fazla köyün ‘sistematik şekilde’ Myanmar güvenlik güçleri tarafından yakıldığını açıkladı. http://bit.ly/SG12-29


17.9.2017 - Brezilya: Arazi işgali yapan evsizlere ateş açıldı Brezilya’da MTST öncülüğünde binlerce kişinin işgal edildiği park alanına “civardaki özel bir mülkte ateş edildiği” bildirildi. Telesurtv.net’in aktardığına göre 1 kişi açılan ateş sonucu yaralanıp hastaneye kaldırıldı. Esas itibarıyla iyi konut talebinde bulunan işsiz ve evsiz insanların işgal eylemi, MZM inşaat şirketine ait 60.000 metrekare büyüklüğündeki açık bir arsa üzerinde gerçekleştiriliyor. Söz konusu arazide, son 30 yıldır hiçbir faaliyet yapılmadığı halde belediye tahliye kararı aldı. Buna karşın eylemciler direnmekte kararlılar. Evsiz İşçiler Hareketi (MTST) Sao Bernardo do Campo’da, 2 Eylül’de 500 kişi ile bir parkı işgal etmiş ve işgal eylemine katılanların sayısı 7 bini bulmuştu. MTST ilk işgali başlatırken işgal alanına “Sao Bernardo’nun Korkusuz İnsanları” pankartını asmıştı. Eylemciler “işgal eylemimiz belediye yönetimini görüşmelere zorlamak için yapıldı ve taleplerimiz karşılanana dek işgali süreceğiz” açıklaması yapmışlardı. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-108


20.9.2017 - Suudi Arabistan  2 milyon Yemenli’yi evinden etti Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından hazırlanan raporda, ülke içinde yer değiştiren Yemenlilerin sayısının 1 milyon 980 bin 510 olduğu, bunlardan yüzde 84’ünün bir yılı aşkın bir süre önce evlerini terk ettiği bildirildi. Endişe duyulduğu belirtilen raporda, 946 bin 44 kişinin evlerine döndüğü, ayrıca ülkede çoğu Somalili ve Etiyopyalı 623 bin 280 mülteci ile iltica talebinde bulunanların olduğu aktarıldı. http://bit.ly/SG12-28


24.9.2017 - Yemen’de 17 bin savaş ihlali Yemen ajansı SABA’da yer alan habere göre, insan hakları ihlalleri iddialarını soruşturmak için kurulan Ulusal Komitenin raporunda, çocukların silahlandırılması, sivillerin hedef alınması, mayın döşenmesi, kültürel ve tarihi yapılara zarar verilmesi gibi 17 bin 123 kez savaş kanunlarının ihlal edildiğinin belgelendiği duyuruldu.


27.9.2017 - Şili: Tutsaklarla dayanışma eylemine polis saldırdı Şili’nin başkenti Santiago’da, Mapuche yerlilerinden hapiste bulunan 4 direnişçi için destek eyemi yapıldı. En az 2,000 kişinin katıldığı eyleme polis saldırdı. 10’un üzerinde gözaltı yapıldığı bildirildi. Şili’nin yaklaşık 670 kilometre güneyinde bulunan Temuco şehrindeki hapishanede tutulan tutsaklar 113 gündür açlık grevindeler. Tutsaklar, 2016 yılında evanjelik bir kilisenin yakılmasından sorumlu tutuluyorlar ve Pinochet döneminden kalma “anti-terör yasası”ndan yargılanıyorlar. Protestocular Mapuche halkının haklı mücadelesinin bu şeklide “terör”den cezalandırılmak istenmesine karşı çıkıyorlar. Şili’de ve Arjantin’de yaşayan yerli Mapuche halkı yıllardır kendi toprakları için savaşıyorlar. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-109


28.9.2017 - Kolombiya: Devlet ‘eski’ FARC komutanını katletti Kolombiya’da hükümet ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasındaki “barış anlaşması” doğru bulmayarak örgütle bağını koparan komutanlardan Euclides Mora’nın katledildiği bildirildi. BBC’nin haberine göre, Kolombiya Savunma Bakanlığı, Mora’nın, hava kuvvetlerinin Guaviare eyaletindeki ormanlık bölgeye düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğünü açıkladı. FARC, Aralık 2016’da, Euclides Mora’nın aralarında bulunduğu “barış koşullarına uymayan” dört gerilla komutanıyla bağlarını kopardığını duyurmuştu. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-110


30.9.2017 - Tarihin en büyük salgını Yemen’de Uluslararası insani yardım kuruluşu Oxfam, internet sitesinden yaptığı yazılı açıklamada, “27 Nisan’dan bu yana hastalık nedeniyle ölenlerin sayısı 2 bin 100’ü aştı, 755 bin şüpheli vaka tespit edildi. Bu, tarih boyunca kaydedilen en yüksek rakam” ifadesi kullanıldı. Açıklamada, şüpheli vaka sayılarının kasım ayına kadar 1 milyon kişiye ulaşabileceği uyarısı yapıldı. Suudi Arabistan ve bölge ülkeleri Yemen’i işgali sürdürüyor. Sünni grupları destekleyen Suudi güçler, İran destekli Şii Husileri yok etmek istiyor. Bu arada Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Sudan’ın Güney Darfur eyaletinde ilk defa ulaştığı Marra Dağı çevresindeki bölgelerde 105 bin insanın açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.


Türk Sermayesinin Emperyalist Açılımları


11.9.2017 - Türk müteahhitlerinin Kazakistan'da iş alma temposu artıyor “(Alarko Holding CEO’su Ayhan Yavrucu) yol projesinde imzayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ile ilgili bakanlar huzurunda attıklarını kaydetti: - 66 kilometre, 4-6 şeritli yol 737 milyon dolara mal olacak. 50 ayda bitecek. 190 ay işleteceğiz. Daha sonra Makyol Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Çebi’yle buluştuk, Alarko’yla yol projesinde ortak olduklarını bildirdi: - Bir de Koreli SK konsorsiyumda var. Öncelikle finansman paketini çözeceğiz. EBRD, IFC ve ADB’den kaynak sağlayacağız. Paketi bağlamak üzereyiz. Sembol İnşaat, Rönesans, Alarko, Makyol, YDA derken Kazakistan’da Türk müteahhitlik şirketlerinin iş alma temposu artıyor... Alınan projelerin toplamı 26 yılda 25 milyar dolara ulaşıyor.” (Vahap Munyar, Hürriyet)

 

15.9.2017 - Capital Dergisi, yurt dışında kurulan en büyük Türk şirketinin listesini yayınladı

 

15.9.2017 - İdlib pazarlığı açıldı -  Türkiye, Rusya ve İran, Kazakistan'ın başkenti Astana'da Suriye ile ilgili yapılan görüşmelerde Suriye'nin İdlib bölgesinde oluşturulacak olan dördüncü çatışmasızlık bölgesini beraber koruma konusunda anlaştı. Yapılan ortak açıklamada, İdlib ve komşusu Lazkiye, Hama ve Halep bölgelerinde devriye gezmesi için üç ülkenin kendi güçlerini göndereceği belirtildi. Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Astana toplantılarının üç garantör ülkesi arasında sağlanan mutabakat uyarınca, söz konusu üç ülkeden gözlemciler, çatışmasızlık bölgesinin sınırlarını teşkil eden güvenlikli bölgelerde oluşturulacak kontrol ve gözlem noktalarında konuşlandırılacaktır" ifadesi kullanıldı.


18.9.2017 - Koç Holding’in 4 yıllık forma sponsorluğunun en önemli nedenlerinden biri de İspanya pazarındaki gücünü artırmak Sabancı ve Koç Holding’i buluşturan Barcelona takımındaki sponsorlukta Koç Holding; Beko markasıyla, Sabancı ise Lassa ile bu çalışmasını sürdürüyor. Koç Holding’in 4 yıllık forma sponsorluğunun en önemli nedenlerinden biri de İspanya pazarındaki gücünü artırmak. 2014’te başlayan bu anlaşma 2018’de sona erecek ancak Beko Barcelona’daki varlığını daha da kalıcı kılmak istiyor. Bunun yolu da yavaş yavaş çiziliyor. Bilindiği üzere Beko’yu bünyesinde barındıran Arçelik’in Hindistan, Tayland, Çin, Pakistan gibi ülkelerde ciddi yatırımları var. Afrika’da da Defy ile büyüyor. Avrupa’da ise Romanya bu anlamda önemli yer tutuyor. Bir de hızla gelişen Ar-Ge merkezleri var. Arçelik’in dünyanın çeşitli ülkelerinde Ar-Ge merkezleri ve ofisleri bulunuyor.İngiltere’de Cambridge’de, ABD’de Boston’da, Portekiz’de Lizbon en dikkat çekenleri. İşte bunlara bir yenisi daha eklenmek üzere.Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu geçtiğimiz hafta. İspanyol Le Economic gazetesine verdiği mülakatta , “Barcelona da start-up, dizayn ve teknolojide önemli şirketlere ev sahipliği yapan bir şehre dönüşüyor. Bu nedenle çok yakından izliyoruz. Gelecekte burada inovasyon için kendi ekiplerimizi de kurabiliriz” diyor. Son yedi yılda Avrupa pazarında en hızlı büyüyen ve kıtanın ikinci büyük beyaz eşya markası olan Beko İspanya'da da beyaz eşya satışında üçüncü sırada. Sponsorluğun yanında kurulması düşünülen Ar-Ge merkezi, bu önemli pazarda Beko’yu daha üst sıralara çekebilecek türden.http://bit.ly/SG12-74


29.9.2017 - Kıbrıs, su ile esir alınıyor Kıbrıs’a ‘bedava su götürüyoruz’ yalan propagandaları eşliğinde Mersin Anamur’dan Kıbrıs’a döşenen su boru hattı ile Kıbrıs’ın, su üzerinden Türkiye’ye olan bağımlılığı büyütülüyor.KKTC suyun belediyeler eliyle dağıtımını isterken, AKP hükümetinin baskıları ile taşınan su, Türkiye’den bir şirket tarafından dağıtılması ve ticarileştirilerek satılması noktasında bu durum Kıbrıs’a zorla kabul ettirilmişti. Su taşınması sonrası suyun dağıtım alt yapısını üstlenen Devlet Su İşleri suyu satacak olan şirketin alt yapısını yaparken tarımsal sulamalar için Güzelyurt ve Meserya ovalarına 5,7 kilometrelik inşa edilecek tünel için Kıbrıs’la “KKTC Su Temin Projesi” sözleşmesi yapıldığı ve 101 milyon lira Kıbrıs’ın borçlandırıldığı açıklandı. Suyun taşındığı Kıbrıs Geçitköy Barajı’ndan KKTC’nin farklı noktalarına 500 km isale hattı inşa edilmişti. Su vanasının başına Türkiyeli hangi şirketin getirileceği ise, merakla bekleniyor.http://bit.ly/SG12-32


Kapitalizm ve Kadın


3.9.2017 - Fransa’da “aile içi şiddet”: 2016’da 109 kadın katledildi Kadının kurtuluşunun kapitalizmde mümkün olmadığı; sözde “modern”, “demokratik” ülkelerden yansıyan kadına yönelik şiddet haberleriyle tekrar tekrar ortaya seriliyor. Son olarak Fransa’da açıklanan verilere göre 2016 yılında toplam 109 kadın “aile içi şiddet” sonucunda katledildi.


8.9.2017 - “Türkiyeli kadınlar işgücüne girebilmek için geleneklerle savaşıyor” Financial Times gazetesi Türkiye’deki kadınların çalışma hayatına girmelerinde karşılaştıkları güçlükleri anlatan bir haber yayınladı. Habere göre Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 36. Kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 73 olduğu İngiltere veya bu rakamın yüzde 80’e ulaştığı İsveç’le karşılaştırıldığında çok düşük olan bu yüzdeyle Türkiye OECD ülkeleri arasında son sırada geliyor. Financial Times’a haberi yazan gazeteci bu durumu “büyük bir fırsat, büyük bir potansiyel” olarak görüyor. Türkiye’de çalışan kadınların genellikle perakende, tekstil, tarım gibi düşük ücretlerin verildiği sektörlerde çalıştığını belirten haberde kadınların eğitim düzeyinin oldukça düşük olduğunu ortaya koyuyor. Çocuk yapan kadınlar, iş hayatından çekiliyor. 14 yaş altında çocuğu olan kadınların sadece üçte biri çalışıyor. Bu rakam İsveç’e yüzde 83.

 

 

 


30.9.2017 - Amerika’da onbinlerce kişi “siyahi kadın için adalet” yürüyüşü gerçekleştirdi Siyahilere, özellikle de kadınlara yönelik devlet şiddetine, haksız yere hapsedilmelerine, tecavüze ve cinsel şiddete maruz kalmalarına, katledilmelerine, zorla sınır dışı edilmelerine ve daha pek çok baskı uygulamalarına karşı düzenlenen yürüyüş Washington DC’deki Adalet Bakanlığı’na doğru yapıldı. Irkçılığı, cinsel ayrımcılığı protesto eden siyahi kadınlar, ekonomik ve sosyal yaşamda “eşitlik” taleplerini haykırdılar. Lincoln Park’ta iki koldan başlayıp daha sonra birleşen yürüyüşte “Kölelik hiç bitmedi, sadece gelişti” “Afrikalı Amerikalılar üzerindeki polis vahşetine son” “Göçmenler zorla sınır dışı edilmesi”gibi dövizler taşındı.http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-102


Kapitalizm ve Eğitim


4.9.2017 - Eğitimde gericilik: Yeni müfredatta ‘cihada’ övgüler dizildi Tüm liselerde seçmeli olarak okutulan ‘Temel Dini Bilgiler’ dersi ile imam hatiplerde okutulan “Fıkıh” dersi kitaplarında cihat, “çaba sarf etmek, zahmet çekmek, Allah’ın dinini yüceltip yaymak için elden gelen çabayı göstermek, Allah için yaşamak ve fedakârlık” olarak tanımlandı. Milliyet'ten Ayşegül Kahvecioğlu'nun haberine göre, Temel Dini Bilgiler dersinin kitabında, cihadın İslam dinindeki en önemli ibadetlerden biri olduğu vurgulanarak, bu ibadetin de farz olduğu kaydedildi. Kitapta, “Günümüzde cihat kavramı İslam karşıtları tarafından kötü örneklerle özdeşleştirilerek uzak durulması gereken birşeymiş gibi gündeme getirilmektedir. Ancak hadislerde cihat edenler övülmekte, Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla cihat edenler cennetle müjdelenmektedir. Hz. Peygamber, müminleri cihada teşvik etmiştir. Cihat ibadeti, hak ile batıl mücadelesi kıyamete kadar süreceği için her zaman var olması gereken bir ibadettir.”


5.9.2017 - MEB’in yeni 'ders' kitabı: 'Kocaya itaat ibadettir' MEB, yeni yayımladığı ‘ders’ kitabında gençleri erken evliliğe teşvik ederken, kadının kocasına itaat etmesini salık veriyor, ateist ve başka dinlerden kişilerle evlenmeyi ise “kabul edilemez” olarak nitelendiriyor. http://bit.ly/SG12-52


13.9.2017 - “Eğitimin niteliği düşük ve fırsat eşitliği yok” Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) “Eğitime Bakış 2017” (Education at a Glance 2017) raporu  yayınlandı.Türkiye OECD üyesi ülkeleri arasında, devlete bağlı okullar ile özel eğitim kurumları arasındaki uçurumun en fazla olduğu ülkelerden biri olarak göze çarpıyor. Türkiye’de özel okullarda her sınıf başına düşen öğrenci sayısı OECD üyeleri arasındaki ortalamanın altında. Devlet okullarında ise sınıf mevcudiyetleri en yüksek olan ülkeler arasında yer alıyor. OECD ortalamasında orta eğitimde devlet okullarının sınıflarında 23, özel okulların sınıflarında ise 22 öğrenci bulunuyor. Türkiye’de ise devlet kurumlarında sınıf başına 35 öğrenci düşüyor.OECD üyesi ülkelerin ortalamasında yüksek öğrenim görmüş kişilerde işsizlik yüzde 16, lise mezunlarında yüzde 25 ve lise diploması olmayanlarda ise yüzde 43, Türkiye için sırası ile yüzde 25, yüzde 38 ve yüzde 49 oldu. Buna göre Türkiye diplomalı işsizlik konusunda OECD ortalamasının üstünde yer alıyor.


15.9.2017 - MEB’den “imam hatip lisesi” düzenlemesi MEB’in geçtiğimiz aylarda yürürlüğe giren, kurum açmaya ilişkin yönetmeliğinde bugün yapılan düzenlemeye göre, nüfusun ve öğrenci talebinin az olduğu ilçelerde yalnızca imam hatip lisesi açılabilecek.Milli Eğitim Bakanlığı bugün yaptığı değişiklikle, kurum açmaya dair geçtiğimiz aylarda yürürlüğe koyduğu yönetmelikte, lise açmaya ilişkin “ilçe nüfus sınırlaması”nı kaldırdı. Yönetmelikte, Anadolu lisesi, Anadolu imam hatip lisesi, mesleki ve teknik Anadolu lisesi, çok programlı Anadolu lisesi ve mesleki eğitim merkezi açmak için “ilçe nüfusu sınırlaması” yer alıyordu. Farklı okul türleri için farklı olan bu sınırlamaya göre 191 ilçede yalnızca imam hatip lisesi açılabilecekti. Bu sınırlama, bugün Resmi Gazete’de yayınlanan düzenlemeyle, tüm lise türleri için kaldırıldı. Fakat Anadolu lisesi açılmasının önünde, öğrenci, şube ve derslik sınırlaması bulunduğu için, öğrenci talebinin az olduğu, az nüfuslu ilçelerde açılacak lise için tek seçenek imam hatip olmaya devam ediyor.“İlçe nüfusu sınırlaması” kalksa da Anadolu lisesi açılmasındaki bu şartlar nedeniyle az nüfuslu ilçelerde, fiilen yalnızca imam hatip lisesi açılabilecek.http://bit.ly/SG12-47


19.9.2017 - MEB’den bir anti-bilimsel içerik daha Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından 21.06.2017 tarihinde eğitim aracı olarak kabul edilen ve 1 milyon 552 bin 751 adet basılan İlkokul Türkçe 1 Ders Kitabı’nın Uzay ünitesinde yanlış bilgiler olduğu ortaya çıktı.Bir sosyal medya kullanıcısının ortaya çıkardığı üzere, söz konusu ders kitabının Uzay ünitesinde Kutup Yıldızı’nın en parlak ve Güneş’in ise en büyük yıldız olduğu yazıyor. Kuyruklu Yıldız ise “Arkalarında ışıklı bir kuyruk bulunan yıldızlara 'kuyruklu yıldız' denir” şeklinde tanımlanıyor.


20.9.2017 - “Suriyeli çocuklar imam hatiplere yönlendirilecek” Sermaye devleti, Suriyeli göçmen çocukların imam hatip okullarına yönlendirilmesi için genelge yayınladı. Genelgenin ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderildiği bildirildi. Söz konusu çalışma için Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) isteği üzerine “Yabancılara Yönelik Eğitim Öğretim Hizmetleri İl Komisyonları” oluşturulduğu ifade ediliyor. Genelgede Suriyeli nüfusun yoğun yaşadığı yerlerde “ihtiyaç ölçüsünde” Suriyeli öğrencilerin imam hatip ortaokulları ve liselerine yönlendirilmesi istendi.http://bit.ly/SG12-43


21.9.2017 - Karl Marx, liselere okutulan sosyoloji kitabından çıkarıldı Eğitim-öğretim yılı pek çok tartışma ve AKP iktidarına tepkilerle açılırken öğrencilere okutulacak kitaplardaki düzenlemeler dikkat çekiyor.Bu açıdan son göze çarpan düzenleme, liselere okutulan sosyoloji kitabından bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx’ın çıkarılması oldu. Sosyoloji kitabının “Sosyolojiye Giriş” bölümünde, “Sosyolojinin Doğuşu ve Gelişimi” başlığı altında, geçtiğimiz yıllarda Auguste Comte, Karl Marx, Emile Durkheim, Max Weber’in üzerinde durulurken, yeni öğretim yılında kitabın bu bölümünden Marx çıkarıldı. Marx’ın neden çıkarıldığına dair henüz bir açıklama yapılmadı.7. sınıf sosyal bilgiler kitabında ise anayasada basın özgürlüğünün anlatıldığı bölümde, tek başına iktidar olan partinin yolsuzluğun önünü açabileceğine dair ifadeler yer aldı. Bu nedenle hakkında “toplatma kararı” çıkarıldığı öne sürülen kitapta şu ifadeler kullanıldı: “Bir ülkede, iktidara tek başına gelen parti, bir süre sonra basının, kurdukları hükümet hakkında sürekli yolsuzluk haberleri yapmasından rahatsız olur. Anayasayı değiştirecek güce sahip olmalarından faydalanarak anayasaya basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler koyarlar ve kendi izinleri olmadan yapılan haberlere sansür uygularlar. Artık yolsuzluk haberi yayınlanmadığını bilen kötü niyetli kişiler daha da fazla yolsuzluk yapınca yaşanan ekonomil kriz ülkeyi kaosa sürükler.”http://bit.ly/SG12-42


27.9.2017 - Üniversite mezunlarının toplumsal zenginlikten aldığı pay azalırken orta kesimin geliri zenginlerin cebinde birikiyor Türkiye İstatistik Kurumu Gelir ve Yaşam Koşulları İstatistikleri Türkiye’de üretilen gelirden en zengin yüzde 20’lik dilimin aldığı payın yüzde 46.5’ten 47.2’ye çıktığını ortaya koyarken yoksullaşan kesimin daha çok eğitimli kesim olduğu görüldü. Araştırmaya göre orta direk sayılacak yüzde 60’lık kesimin ortalama kişi başı 821 liralık geliri eriyip zenginlerin cebine giderken bu kesim ciddi anlamda fakirleşti. Ancak fakirleşenlerin eğitim durumları oldukça ilginç bir tabloyu ortaya koyuyor. Çünkü alışageldiği gibi yoksullaşan kesim eğitimsizler değil tersine eğitimliler fakirleşiyor. Gazete Habertürk'ten Rahim Ak'ın haberine göre 2006’da Türkiye’de yoksul olan eğitimli sayısı 24 bin iken 2015’te bu rakam 129 bine ve 2016’da ise 150 bine ulaştı. Yani 10 yılda 126 bin arttı. Son 1 yılda bile üniversite mezunu yoksul sayısı 21 bin arttı.http://bit.ly/SG12-75


Kapitalizm ve Çocuk


1.9.2017 - Buz dağının görünen yüzü: 31 bin 337 resmi çocuk evliliği TÜİK’in verilerine göre 2015 yılında yapılan 602 bin 982 resmi evliliğin, 31 bin 337’si 16-17 yaşındaki kız çocuklarından oluşuyor.Yalnızca resmi rakamlara yanısıyan bu veriler, ‘buz dağının görünen yüzü’nü oluşturmakta.


4.9.2017 - G. Asya’da 16 milyon çocuk zor durumda BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Güney Asya’da sel felaketinin yaşandığı ülkelerde yaklaşık 16 milyon çocuğun yardıma muhtaç durumda bulunduğu uyarısını yaptı. New York’ta yapılan açıklamada “Güney Asya ülkeleri Hindistan, Nepal ve Bangladeş’i vuran Muson yağışlarının yol açtığı sel felaketi nedeniyle milyonlarca çocuğun ve ailesinin kendilerine sığınacak bir çatı bulamadığı” kaydedildi. DW Türkçe’nin aktardığına göre, açıklamada “afetzedelerin özellikle temiz içme suyu, hijyen ve gıda sıkıntısı çektiği belirtilirken, bulaşıcı hastalık tehlikesinin de ciddi boyutlarda olduğuna” dikkat çekildi. Açıklamada birçok bölgenin halen dış dünyaya ulaşımının olmadığı kaydedilirken, “Yağışa bağlı sel baskınları güneye doğru ilerlemeye devam ettiği için, durumun çok daha kötüleşmesi tehlikesi söz konusu” ifadesine yer verildi. Sel felaketi nedeniyle birçok okulun yıkılmasının ardından çocukların eğitiminin haftalar belki aylar boyunca devam edemeyeceğine de vurgu yapıldı. Güney Asya’da her yıl haziran-eylül döneminde muson yağmurları etkili oluyor. UNICEF’in verdiği bilgilere göre bu yıl alışılandan çok daha şiddetli seyreden Muson yağışlarından en az 45 milyon kişi ağır şekilde etkilendi. Yaşanan sellerde en az bin 300 kişi hayatını kaybetti. http://bit.ly/yasanacakdunyaSG12-111


5.9.2017 - 5 yılda 260 çocuk çalışırken öldü İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun çıktığı 2013 yılından bu yana en az 260 çocuk, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin verilerine göre 2013’te en az 59, 2014’te en az 54, 2015’te en az 63, 2016’da en az 56 ve 2017’nin ilk 7 ayında ise en az 28 çocuk işçi yaşamını yitirdi.


8.9.2017 - Cezasızlıkta son nokta: Hazırlık aşamasındaydı Amed’in Pasûr (Kulp) İlçesinde İbrahim Tunç isimli erkeğin zihinsel ve bedensel engeli bulunan 13 yaşındaki çocuğu 14 ve 28 Mart 2015 tarihlerinde cinsel istismara maruz bıraktığı ortaya çıktı. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan sanık İbrahim Tunç hakkında, “cinsel istismar”, “Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” ve “tehdit” suçlarından açılan davada, 6 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Kararını açıklayan mahkeme, olay tarihinde 13 yaşında olan mağdurun engelli olduğuna, soruşturma aşamasında sanığın çocuğa istismarda bulunduğuna ve annenin olay sırasında sanığın elinde bıçak ile çocuğun yanında gördüğüne dair beyanlarına yer verdi.n ilk ifadesinden döndüğünü, mağdur ve annesinin dava boyunca çelişkili beyanlarda bulunduğunu iddia etti. Mahkeme, 28 Mart 2015 tarihinde sanık İbrahim Tunç’un istismarda bulunacak durumda olmadığını iddia ederek, “Olsa olsa hazırlık hareketi olarak kabul edileceği” ifadelerine yer verdi. Mahkeme, eylemin “Cinsel istismar suçunun yasal unsurlarının oluşturmadığını” iddia ederek, beraata karar verdiğini belirtti.http://bit.ly/SG12-8


12.9.2017 - Suriyeli çocuklar kiralanıp dilendiriliyor Suriye'de yaşanan iç savaştan kaçıp Türkiye'ye sığınmak zorunda kalan Suriyeli göçmenlerin Türkiye'de yaşadığı saldırılar ve aşağılamalar bitmek bilmiyor. Bu kez kaçan değil, 1000 liraya kiralanarak kaçırılan Suriyeli çocuklar dilendirilerek aşağılanıyor. Bu durum, Antakya, Adana ve İstanbul'daki polis operasyonlarıyla ortaya serildi. Dilendirilen 36 çocuk bulunurken, çocukları Halep'teki ailelerine 1000 lira verip dilendirenlerden sadece 12 kişi yakalandı.http://bit.ly/SG12-49


12.9.2017 - Suriyeli çocuklar para karşılığında kuma yapılıyor Britanya’nın Times gazetesi, Suriye’deki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan mülteci kız çocukların 5-6 bin TL gibi paralar karşılığında ikinci eş olarak satıldığını yazdı. Louise Callaghan’ın daha önce Êzidî kadınların satıldığı bir pazarın ortaya çıkması ile gündeme gelen Dîlok’tan yaptığı habere göre; yaşlı erkekler 18 yaşından küçük Suriyeli kız çocuklarını ailelerinden “satın alarak” kuma yapıyor. Arabuluculuk yapan Suriyelilere “Beyaz tenli, uzun, 17’yi geçmesin, yeşil gözlü olsun” gibi ‘siparişler’ verilerek kız çocuklarının satıldığı belirtilen haberde, Callaghan, “Suriyeli gençleri ikinci eş olarak satın alan erkeklerin çoğunluğu birkaç ay sonra sıkılıp boşanıyor” diye yazıyor.Haberde 3 milyon Suriyeli göçmenin bulunduğu belirtilerek, ‘kadın simsarlığı’ yapan ve kendisine ‘çöpçatan’ diyen kişilerle de görüşülmüş, Ebu Cafer adındaki simsar, “Eğer ‘güzel’ bir kızsa 11 bin TL’ye kadar alıcı olabilir. Bildiğim en genç gelin 13 yaşındaydı” diyor.Öte yandan, daha önce DAİŞ çetelerinin esir aldığı Êzidî kadın ve çocukların Dîlok’ta kurulan bir büro üzerinden satıldığı ortaya çıkmıştı. Konu ile ilgili açılan davada para transferini gösteren makbuz ve videoya rağmen sanıklar 16 günde beraat etmişti. Para transferini gösteren binlerce Arapça makbuzun tercümesi ise, karardan sonra mahkemeye gönderilmişti.http://bit.ly/SG12-6


22.9.2017 - Aileye tehdit sanıklara tahliye Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesinde yaşayan 14 yaşındaki zihinsel engelli kız çocuğunun sistematik cinsel istismara maruz bırakıldığı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan dünyanın ilk kadın haber ajansı Jin Haber Ajansı (JINHA) tarafından ortaya çıkarıldı. 86 erkek tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını belirten F.’nin ilk ifadesinin ardından olayla ilgili ilk etapta 60 erkek hakkında soruşturma açıldı.21 erkek hakkında dava açılan ve aralarında AKP Kulp Eski Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Kara'nın da bulunduğu 9 erkeğin tutuklu yargılandığı davanın dördüncü duruşması ise, dün Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.Duruşmada, celse arası çocuk ve annesinin şikayetten vazgeçtiklerine dair gönderdikleri dilekçe okundu. Mahkeme ise, duruşmada ifade vermesi için hazır edilen F.’nin ifadesi alınmadan 9 sanık hakkında tahliye kararı vererek, davayı ileri bir tarihe erteledi.Koruma altında bulunan ancak yurttan kaçan çocuk ve annesi, emniyetteki ve ilk iki duruşmadaki beyanlarının aksine üçüncü duruşmada ağlayarak şikayetçi olmadıklarını bildirdi. Çocuğun ve annesinin tehdit edildiğinin düşünüldüğü davada 60 erkek hakkında açılan soruşturma hala devam ediyor. Davaya getirilen yayın yasağı ise, sürüyor.http://bit.ly/SG12-5


23.9.2017 - Sayacı çocuk işçi: Haftalığım 200 lira olursa mutlu olurum İzmir Işıkkent Sitesi'ndeki iş bırakma eylemine çocuk saya işçileri de katıldı. Çocukların talepleri, Türkiye’de çocuk işçiliğin ne durumda olduğunu ve çocukların nasıl sömürüldüğünü ortaya koyuyor: “150 lira alıyorum. Şu an tek beklentim zam. 200 lira olursa çok mutlu olurum.” http://bit.ly/SG12-70


Kapitalizm ve Doğa


14.9.2017 - Amazon yerlileri katledildi Brezilya’nın Peru sınırındaki Vale do Javari yerli topraklarında izole bir hayat sürdüren yerliler ,maden arayıcıları tarafından öldürüldü. Yetkili makamlara başvuran Ulusal Yerli Vakfı (FUNAI), geçen ağustos ayında Amazon’un batısındaki Sao Paulo de Olivença bölgesinde bazı maden arayıcılarının yerlilere saldırdığını ihbar etti. Vale do Javari Yerli Halkların Birliği Başkanı Paulo Marubo ise, yaptığı açıklamada; “Kaç kişi olduğunu belirleyemedik. Ancak katliam gerçekleşti” ifadesini kullandı. http://bit.ly/SG12-37


17.9.2017 - Kapitalist tarımsal işletim toprağı yok ediyor Birleşmiş Milletler’in (BM) kentleşme, iklim değişikliği, erozyon ve orman kaybının birbiriyle ilişkisini incelediği araştırmasında, dünyadaki arazilerin üçte birinin yoğun tarım pratikleri nedeniyle aşırı derecede aşındığını ortaya koydu.Araştırmada verimsizleşen topraklar nedeniyle milyonlarca insanın açlık, yoksulluk ve çatışma riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Araştırmada verimsizleşmenin ana nedeni olarak endüstriyel tarıma işaret edilirken, sorunun asıl kaynağı olan tarımdaki kapitalist kar hırsı ve buna bağlı üretim anarşisinden bahsedilmedi.


21.9.2017 - ‘Dünya tükenir, yalan tükenmez’ İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Katı Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi’ ihalesini Japon Hıthachi ile Makyol konsorsiyumunun kazandığı ve sözleşmenin imzalandığı açıklandı. Kadir Topbaş, 2.6 milyar liralık yatırım ile hem çevrenin korunacağını hem de 1 buçuk milyon kişinin evsel elektrik ihtiyacının karşılanacağını belirtti. Kemerburgaz’da yapımına başlanacak katı atık yakma ve enerji üretim tesisi 2020 yılında tamamlanacak. Proje ile İstanbul’da oluşan atıkların %15’i yakma yöntemi ile ‘bertaraf’ edilecek. Burada çevrenin korunması ve evsel elektrik ihtiyacı vurgusunun AKP’nin her zaman yaptığı gibi bir algı operasyonu olduğu anlaşılıyor. Bu kirli tesisin kuralacağı yer olan Kemerburgaz, doğası ve denizi ile her mevsim İstanbulluların dinlence yeri olarak bilinir. Belgrad ormanlarına sınır olan Kemerburgaz kentleşme talanı (villalar) ile bu sınırını kaybetmişti. Şimdi de bir zehir tesisinin Kemerburgaz’a eklendiği görülüyor.6/10/2010 tarihli ve 27721 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Atıkların Yakılmasına İlişkin Yönetmeliğe 7 Nisan 2017 ek maddeler eklenmişti. Hazırlanan yönetmelikte, “Kurşun-asitli akümülatörler, kurşundan olan elektrik pilleri, bataryaları ve elektrik akümülatörlerinin döküntü ve hurdaları”nın ithalatı mümkün hale getirilmektedir. Tebliğe bakınca bu atıkların ithalatı için ithalatçı firmanın para ödediğini sakın düşünmeyin. Son yıllarda “enerji üretimi” amacıyla pıtrak gibi her yerde ortaya çıkan “Tehlikeli Atık Yakma ve Enerji Üretimi” tesisleri üste para alarak bu atıkları “bertaraf” edip enerji üreterek kârlılığını maksimuma ulaştıran tesislerdir.Atık yakma tesislerinde yakılan her üç ton atıktan, yaklaşık bir ton kül oluştuğu biliniyor. Bu tesislerden havaya karışan ağır metal ve KOK’lardan (kalıcı organik kirleticiler) yüzlerce kat daha fazlası uçan küllerle çevreye yayılmaktadır. Atık yakma tesisleri, özellikle tıbbi atık yakanlar, büyük miktarda cıva yayan kaynaklar olarak etiketlenmiştir. Örneğin, ABD de havadaki cıva emisyonunun %39’u atık yakma tesislerinden gelmektedir. Dünya ortalaması yaklaşık %29’dur. Cıva bir defa çevreye salındığında besin zincirine ve biyobirikime katılan metil cıvaya kolayca dönüşmektedir. Dünya çapında havaya salınımda yakma tesisleri tüm manganez salınımının %21’ine, kurşunun %20.7’sine, antimonun %19’una, kalayın %15’ine ve de selenyumun %11’ine kaynaklık etmektedir. Yayıldığı bölgede hem hava yoluyla hem de yediğimiz besinler yoluyla vücdumuza giren kanserojen ağır metallerin en zehirlileri olan dioksinler ve furanlar, klorlu bileşikler yakıldığında oluşmaktadır. http://bit.ly/SG12-36


22.9.2017 - Çevreci Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin katil zanlısı Ali Yamuç infaz mı edildi? Antalya’nın Finike ilçesinde doğaya zarar veren taş ve mermer ocaklarına karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınan doğa dostu Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin katil zanlısı Ali Yamuç’un, tutuklu olduğu Alanya L Tipi Cezaevi’nde intihar ettiği belirtiliyor. Bu intiharı duyan hemen herkesin bazı sorulara cevap beklediği görülüyor. Öncelikle Elmalı Kapalı Cezaevi’nden Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’ne niçin nakledildiği soruluyor. Konuşmaya başlayacağı belirtilen ve işlediği katliamı ayrıntılarıyla mahkemede anlatacak olan bu katilin intihar etmesi için bir neden görülmediği gibi eşofman lastiği ile intihar ettiği iddiasının saçma bir iddia olduğunu her aklı olan söylüyor. Elli bin lira para için katliam yapan birisinin bu katliamdan dolayı intihar etmiş olması kimseye mantıklı gelmiyor. Hemen herkes, katilin öldürüldüğünü ve bu işi de arkasındaki azmettirici şirketin yaptığını düşünüyor.http://bit.ly/SG12-35


30.9.2017 - Cerattepe’de ‘Ali Cengiz’ oyunları Devlet şirketi haline gelen Cengiz Holding’in maden sahası olarak gösterilen Cerattepe ve Genya Dağı’nı yok ederek büyük bir ekolojik yıkıma neden olacak olan maden sürecinde, sermayeye tarafından satın alınmış bazı unsurların dernek kurarak maden şirketinden ödenek aldığı ve Artvinlileri maden için iknaya çalıştığı açığa çıktı. Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır Maden İşletmeleri Koordinatörü Ünsal Arkadaş ile Cengiz Holding’in Artvin’de madencilik faaliyetleri yapmasını kolaylaştırmak amacıyla kurdurduğu ‘Bizim Artvin Platformu Derneği’ Başkanı Mehmet Ali Ergül arasında skandal bir sözleşmenin imzalandığı öğrenildi. Sözleşmeye göre, Cerattepe projesine yönelik büyük bir direniş ortaya koyan Artvin halkını ikna etmesi için Eti Bakır A.Ş, Mehmet Ali Ergül Başkanlığı’nda oluşturulan komitedeki 14 isme, her ay toplam 70 Bin TL ödeme yapma taahhüt etti. (Burcu Cansu - BirGün)


KISA KISA…


13.9.2017 - “Son haftalarda onlarca IŞİD’ci Türkiye’ye geçti” The Guardian gazetesi, yüzlerce IŞİD’cinin Suriye'nin İdlib eyaletine yığıldıklarını, onlarcasının ise son haftalarda Türkiye'ye girdiğini yazdı.