2010 yılında Türkiye ÖSYM içinde sınavlarda yapıldığı ortaya çıkan hilelere karşı kitlesel öğrenci eylemleriyle sarsılıyordu. Erdoğan'ın başında olduğu dönemin AKP hükümeti (büyük ölçüde Fethullah cemaatinin kontrolünde olduğu bilinen) polisi kullanarak öğrenci protestolarını acımasızca bastırdı. O kadar ki Dolmabahçe sarayında Erdoğan'ın da katıldığı YÖK'ün kuruluş yıldönümü toplantısı sırasında gerçekleştirilen bir öğrenci eylemine yapılan vahşi polis müdahalesinde hamile olan bir genç kadın öğrenci çocuğunu düşürdü

Erdoğan hükümeti öğrencilerin ısrarla istifasını istediği dönemin ÖSYM başkanı Ali Demir'e büyük bir kararlılıkla sahip çıktı, sınavlarda kesinlikle hile olmadığını savundu. Öğrencilerin eylemleri hükümet ve cemaat çevreleri tarafından tam bir ağız birliği içinde "ülkedeki mükemmel istikrar ortamını bozmak isteyen terör örgütleri tarafından yönlendirilen ideolojik eylemler" olarak nitelendi.

17-25 Aralık 2013'ten sonra ise AKP ve Erdoğan bir anda pek çok şeyin farkına vardı. O kadar ki AKP döneminde hatta öncesinden 2013'e kadar yapılan tüm önemli sınavlarda cemaat tarafından sistematik olarak hile yapıldığı bile hem hükümet hem de Erdoğan tarafından kabul edildi. Açıklaması da basitti: bu baylar ve bayanlar çok saf insanlar oldukları için şeytani Fethullah tarafından "kandırılmış"lardı(!) 

Ne var ki, Balyoz, Ergenekon vb. davalardan yargılanan hemen hemen bütün sanıklar salıverilirken ve haksızlığa uğraşan vatana bağlı insanlar ilan edilirken kimse AKP'den çok daha önce cemaatin sınav hilelerine "uyanan" ve bunun cezasını polis şiddeti, soruşturmalar, okuldan uzaklaştırmalar ve atılmalar vb. ile ödeyen üniversite ve lise öğrencilerini ve bunların ailelerini hatırlamadı.

Bugün Balyoz, Ergenekon vb. davalardan yargılananları kahraman ilan eden, her gün çıkarıp saatlerce konuşturan tv kanallarında o dönemde sınavlarda yolsuzluk yapıldığını anlatmaya çalışan öğrencilerin nasıl azarladığını aşağıdaki bağlantıda bulanan videodan izleyebilirsiniz. 

http://haber.sol.org.tr/toplum/issizlik-verileri-aciklandi-165697

Bu da bize başta Doğan Medyası olmak üzere söz konusu kanalların sunucularının Fethullah hakkında sabah akşam kesintisiz program yapan sözde gazetecilerinin, 10'lu ya da 20'li yaşlarındaki öğrencileri kandıramayan bu "cemaat"in Türkiye'nin olağanüstü yetkilerle donanmış ilk Başkan'ı olmak istediğini her fırsatla söyleyen ve kendisini sadece Türkiye'nin değil dünyanın en büyük politik liderlerinden biri olarak gören ve çevresi tarafından da öyle olduğu savunulan Erdoğan'ı ve diğer devlet büyüklerimizi nasıl olup da "kandırabildiğini" sormalarını beklemenin neden tamamen anlamsız olduğunu çok açık bir şekilde göstermektedir.