Sermaye Devleti

5.7.2017 - Günde ortalama yedi kişi sosyal medya paylaşımlarından gözaltına alınıyor Son 10 haftada 511 kişi sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alındı. Duyurularda PKK, IŞİD, ‘FETÖ’ ve sol örgütlere yönelik operasyonlardaki gözaltı sayıları, bulunan örgütsel malzemeler, silahlar, kaçak içkiler-sigaralar, uyuşturucu madde ve mülteci istatistikleri paylaşılıyor. Ancak bakanlık, 24 Nisan’dan itibaren istatistiklerine ‘Siber suçlarla mücadele’ başlığıyla sosyal medya paylaşımlarına yönelik operasyonları da ekledi. Diken’in bakanlık verilerinden derlemesine göre, son 10 haftada 6 bin 146 sosyal medya hesabı incelendi, 2 bin 574 kişinin kimliği belirlendi, bunlardan 511’i gözaltına alındı. Bu da günde en az yedi kişinin gözaltına alındığı anlamına geliyor.  http://bit.ly/SG8-30 Sınıf Gündemi’nin notu: 2016 yılının Kasım ayında Forbes dergisi Türkiye’de devletin Whatsapp, Skype, Facebook ve Facetime dahil her türlü görüşmenin yanı sıra kullanıcıların hangi siteleri ziyaret ettiğini takip edebildiği sistemi satın aldığı ABD merkezli Procera Networks’ün çalışanlarının itiraflarına yer vermiş, 46 milyon internet kullanıcısının fişlendiğini ortaya çıkarmıştı.

6.7.2017 - Alman basınında IŞİD üyesi olmakla suçlanan bir kişinin MİT için çalıştığı öne sürüldü Deutsche Welle’nin haberine göre iddianın kaynağı Alman basını. Saldırı planladığı iddiasıyla yargılanan Saleh A. isimli şahsın MİT için çalıştığı iddiası resmi makamlarca doğrulanmış olmasa da basında çıkan haberlerde Saleh A.’nın IŞİD’in Türkiye’deki hücreleri ve saldırı planlarını Türk yetkililere ihbar ettiği iddia edildi. http://bit.ly/SG8-31


7.7.2017 - Reyhanlı’da yakınlarını kaybedenleri döven polis, “sizi HDP’li sandık” diyerek “özür diledi” Ankara Adliyesi’nde Reyhanlı katliamı duruşmasını izledikten sonra duruşma salonu dışına çıkan ailelere polis cop ve kalkanlarla saldırdı. Ailelerin, aynı adliyede görülen, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın davasından çıktığını zanneden polis, “Kusura bakmayın. Sizi HDP’liler zannettik” diyerek ‘özür diledi’. http://bit.ly/SG8-32


14.7.2017 - Hollanda'dan ithal edilen çiçekler devlet sırrı oldu! CHP'li Tanrıkulu'nun Gümrük Bakanı Tüfenkci'ye yönelttiği '86 milyon dolarlık çiçeği hangi belediyeler aldı' sorusuna 'Bu bilgi gizlidir' yanıtı geldi.Türkiye son iki buçuk yılda Hollanda'dan 38 milyon 195 bin 130 kilo çiçek ithal etti. Karşılığında da 86 milyon dolar ödendi. Sadece 2017'in ilk 5 ayında 9.1 milyon kilo çiçeğe, 16.7 milyon dolar ödeme yapıldı.


19.7.2017 - OHAL Komisyonu, taşeron işçilerin itirazını kabul etmedi Geçtiğimiz günlerde kurulan OHAL İnceleme Komisyonu, Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’lerle işten çıkarılan taşeron işçilerin itiraz başvurularını almadı. İşçilere gerekçe olarak, kimlik bilgilerinin OHAL kapsamında başvuru yapmaya uygun olmadığı belirtildi. Konuya ilişkin konuşan DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, OHAL sürecinde çıkartılan KHK’lerle kayyumlu belediyelerin birçok işçiyi hayali dayanaklarla işten çıkarttığını kaydetti. Ortada bir yargı süreci olmamasına rağmen binlerce işçinin işten çıkarıldığını belirten Göksoy, “Kayyumlu belediyelerde çalışan işçiler, keyfi uygulamalarla işten çıkartılıyor” dedi. http://bit.ly/SG8-33


25.7.2017 - HDP mitingine IŞİD saldırısında kritik sanık tahliye edildi HDP’nin 5 Haziran 2015 tarihindeki Diyarbakır mitingine yönelik saldırıya ilişkin davanın 6. duruşmasında tutuklu sanıklardan Burhan Gök tahliye edildi. Tahliye edilen sanık Burhan Gök’ün birlikte yakalandığı İbrahim el Bakraoui serbest bırakılmasının ardından Brüksel’de havalimanı saldırısını düzenlemişti. Diğer üç sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilirken, dava 19 Eylül’e ertelendi. Ayrıca Diyarbakır Emniyetinin mahkemeye ilettiği yazıda saldırı öncesinde bombacı Orhan Gönder’in yanında görülen mavi gömlekli şahsın kimliğinin tespit edilemediği belirtildi. Şahsın bombalı saldırıyla alakalı IŞİD üyesi olabileceğinden şüpheleniliyordu. http://bit.ly/SG-2UYT

25.7.2017 - AYM'den OHAL başvurularına ret Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hale (OHAL) ilişkin kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan 3 ayrı başvuruyu "kabul edilemez" buldu. Alınan bilgiye göre, KHK ile ihraç edilen öğretmen, yurt dışında burslu okurken ilişiği kesilen öğrenci ile çalıştığı dershanenin kapatılması nedeniyle işsiz kaldığını belirten kişi, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Yüksek Mahkeme, başvuruların kabul edilemez olduğuna hükmetti. http://bit.ly/SG8-34

 

Türkiye Gündemi


3.3.2017 - Milat yazarı: AKP’lilere dokunursak etrafı lağım kokuları kaplar  Milat yazarı Seyit Mehmet Deniz, "Metal yorgunluğu değil fosilleşme süreci" başlığıyla yayımlanan (3 Temmuz 2017) yazısında “Bulundukları konum itibariyle pek de adil işlere el atmadıkları için girdikleri ilişkileri itibariyle dokunulduğu takdirde etrafı lağım kokularının kaplayacağı da işin bir diğer boyutu.” diye yazdı.

12.7.2017 - Erdoğan açık konuşuyor: OHAL’i grevlere karşı kullanıyoruz Yabancı yatırımcılarla buluşmada konuşan Erdoğan, OHAL’in iş dünyası için getirildiğini savundu ve grevleri engellemek amacıyla OHAL’in yürürlükte olduğunu söyledi: “Biz OHAL’i iş dünyasının daha rahat çalışması için getirdik. İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade izin vermiyoruz. Bunun için kullanıyoruz OHAL’i. Fotoğraf oldukça net.” http://bit.ly/SG-8-38

26.7.2017 - Kılıçdaroğlu Başkanlık seçimleri için Meral Akşener'i işaret etti  CHP lideri “Hayır bileşenleri olarak 2019 yaklaştığı zaman yine arka kapı diplomasisi yoluyla nasıl hareket etmemiz gerektiği, nasıl bir strateji uygulamamız gerektiği konusunda kendi aramızda konuşabiliriz. Sonuçta Hayır birleşenlerinin temel özelliği demokratik parlamenter sistemi savunmaları. Şimdi hepimiz bunu savunduğumuza göre bu bağlamda nelerin yapılması gerektiği konusunda oturup konuşabiliriz. Buna CHP hazır.” ifadelerini kullandı. (…)  Akşener’in desteklenmesinden Türkiye kazançlı çıkar: Meral Akşener’in yeni parti kurma çalışmalarına ilişkin soruya Kılıçdaroğlu, “Şöyle düşünmek lazım; demokratik parlamenter sistemi savunan ve bu bağlamda oy alacak bir siyasi yapılanma Türkiye’nin geleceği açısından iyi bir yapılanmadır. Başkanlık sistemini savunanlar ve ona destek verenler oylarının yönünü değiştirip Meral Hanım’a doğru bir eğilime girerlerse bundan, parti demiyorum, Türkiye kazançlı çıkar. Başkanlık modelini Türkiye bağlamında düşünmek lazım. Milletvekilliği bağlamında Meral Hanım ayrı bir siyasi yapılanmaya gider ve parti kurarsa bunu bugünden yorumlamak çok doğru değil. Çünkü nasıl bir kadroyla kurulacak, kuruluş amaçları ne? Bunun görülmesi lazım.” yanıtını verdi. http://bit.ly/SG-2v2


Halk İçin Ekonomi

 1.7.2017 Köprü soyguncularına kişi başına 200 lira verdik “Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli ve Osmangazi Köprüsü’nün taahhütleri nedeniyle Hazine kasasından 2017’de çıkacak ödeme kabaca 2 milyar TL. Yine kabaca 10 milyon ‘faal vergi mükellefine’ bölerseniz vergi mükellefi başına 200 TL düşüyor. Vergi mükellefleri, aynı zamanda ABD’deki enflasyona ve içerideki dolar kuruna bağlı potansiyel bir yük de taşıyorlar. Son bir yılda üç büyük proje; Osmangazi Köprüsü Temmuz 2016’da, Yavuz Sultan Selim Köprüsü (YSS) Ağustos 2016’da ve Avrasya Tüneli de Aralık 2016’da olmak üzere bitirilerek işletmeye açıldı. Sözleşme gereği de, devletçe verilen geçiş taahhütlerine ilişkin ‘sayaç’ çalışmaya başladı. Bugün birinci yılını dolduran Osmangazi Köprüsü’nde, 89 TL’lik ücret açılıştan bir süre sonra geçişleri teşvik etmek için indirilmişti. Sözleşmeye göre devletçe taahhüt edilen KDV hariç 142 TL olması gereken tek yönlü otomobil geçiş ücreti 65.65 TL’ye düşürülse de bu indirim işletmeciyi pek de ilgilendirmiyor. İşletmeci, taahhüt edilen 40 bin araçtan eksik geçen araç başına 142 TL’yi, geçen araç başına ise aldığı 65 TL ile sözleşmedeki 142 TL arasındaki farkı devletten alıyor. “Üçüncü köprü” olarak adlandırılan YSS Köprüsü ve Avrasya Tüneli’nde ise sözleşmelerdeki fiyatlar olduğu gibi uygulanıyor. Her üç proje de dolara endeksli; hepsi de ABD’deki yıllık tüketici fiyatlarındaki artışa endeksli olarak yılda bir ayarlanıyor. Hepsinde günlük geçiş taahhütleri var. bu yılın ilk beş ayında kamunun, her üç ulaştırma projesinden kaynaklanan ödeme yükümlülüğü kabaca 801 milyon TL olmuş. “Bu gidişle” diye geçişlerin aynı sayılarda olacağı varsayılırsa 2017 yılında toplam ödeme 2 milyar TL’ye yaklaşacak. Sadece bu üç projenin taahhütleri nedeniyle Hazine kasasından 2017’de çıkacak olan kabaca 2 milyar TL’yi yine kabaca 10 milyon “faal vergi mükellefine” bölerseniz; vergi mükellefi başına 200 TL düşüyor.” (Uğur Gürses, Hürriyet)


2.7.2017 - Kredi Garanti Fonu bankalara yaradı “Kredi Garanti Fonu bankaların kârını patlattı, 4 ayda %70 artışla net 17,5 milyar lirayı ceplerine koydular.” (Şeref Oğuz, Sabah)


2.7.2017 - 6 aylık dış ticaret açığı 30 milyar lirayı buldu “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın rakamlarına göre, 2017 yılının ilk yarısında ihracat gelirimiz 77.4 milyar dolar, ithalat giderimiz 108.3 milyar dolar. Dış ticaret açığımız 30.8 milyar dolar. Nasıl ki, kişi başı milli gelirde 10 bin dolar tuzağına yakalandık. Bir türlü çıkamıyorsak, ihracatta da yıllık 150 milyar dolar ihracat tuzağına girdik. n 2012 yılında 152 milyar dolar ihracat yapmıştık. Bu rakamı yakalayamıyoruz. 2016 yılı ihracatı 142 milyar dolar. TİM’in verilerine göre hazirandan geriye 12 aylık ihracat 147 milyar dolar. 2017 yılının ilk 6 ayında ihracat yüzde 8.18 artarken, ithalat yüzde 8.70 oranında arttı. Dış ticaret açığı yüzde 10.01 büyüdü. İhracat ürünlerini çeşitlendiremedik. Hazirandan geriye 12 aylık toplam ihracat gelirimizin yüzde 18.0’i Türkiye’de üretim yapan yabancı otomotiv şirketlerinin ihracatından kaynaklandı. Hazır giyim ve konfeksiyon sanayinin payı yüzde 11.2 oranında. Üçüncü sırada hurda ithal ederek eritip ihraç ettiğimiz demir çelik ihracatı var. Toplam ihracatın yüzde 7.1’ini oluşturuyor. Yabancı otomotiv firmaları ihracatlarını artırırlarsa ihracatımız artabiliyor.” (Güngör Uras, Milliyet)


4.7.2017 - Gıda fiyatları yıllık %14.34 arttı Mayıs ayında gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında yıllık artış yüzde 16.91 olmuştu. 12 aylık ortalama artış yüzde 8.00 idi. Haziran ayında gıda ve alkolsüz içkiler fiyatları yıllık artışı yüzde 14.34 oranında. Yıllık ortalama artış oranı yüzde 9.23 oldu. (Güngör Uras, Milliyet)


4.7.2017 - Et fiyatları bir yılda %14.4 arttı  “En çok tüketilen dana eti bir yılda 38 liradan 43.5 liraya çıktı ve yüzde 14.4 arttı. Yüzde 10.90’lık TÜFE’nin üzerinde. Zaten pahalıydı ve dünyanın 2.5-3 katı fiyatına et yiyorduk, daha da pahalı hale geldi. Koyun eti fiyatında durum vahim. 33.4 lira olan kg fiyatı bu haziranda 43.8 liraya çıktı ve yüzde 31 arttı. Taze meyve sebze fiyatları haziranda yüzde 9.36 düşmesine düştü ancak yıl sonuna göre altı aylık artışı halen yüzde 26.65 ile genel enflasyonun 1.5 katı düzeyinde. Çünkü bu grupta fiyat artışı ilk üç ayda yüzde 43 gibi çok yüksek bir orana çıkmıştı. Oradan başlayan düşüşle yüzde 26’ya kadar inildi.Böylesi bir fiyat seyri, önden yüklemeli fiyatlama davranışını ortaya koyuyor.Önden zammı çak, sonra kademeli şekilde bir kısmını geri al. Tabloda bir de taksi ücretlerinin bir yılda yüzde 34.5 oranında artırıldığı görülüyor. Bunu ne benzin ne akaryakıt ne de ücret zamlarıyla açıklayabiliriz.” (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk)


4.7.2017 - Et ve gıdada gümrük vergisi azaltıldı: asıl darbe spekülatörlere değil, üreticiye “Bakanlar Kurulu Kararı ile 27 Haziran 2017'de canlı hayvan, karkas et, buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisinin düşürülmesine yönelik tartışma büyüyor. Üretici, tüccar, sanayici alınan kararın şaşkınlığını yaşıyor. Gümrük vergilerinin düşürülmesine ilişkin kararın altında imzası olan bakanlar bu kararın asıl amacını spekülatörleri cezalandırmak olduğunu söylüyor. Kırmızı et fiyatının yükselmesi nedeniyle 2008 yılından bu yana yani yaklaşık 10 yıldır spekülatörlerden söz ediliyor. Etin fiyatı arttı diye et ithalatına izin veriliyor ve "spekülatörleri cezalandırıyoruz " deniliyor. Her seferinde cezalandırılan üretici oluyor. Çünkü nedense spekülatörler hiç bitmiyor. Olan üreticiye oluyor. İthal ürünlerle rekabet edemeyen çiftçi üretimi bırakıyor ve daha çok ithalat yapılması gerekiyor. Bakanlar sürekli şikayet ettikleri bu spekülatörleri neden açıklamıyor? Kim bu spekülatörler? alınan bu karar ( vergi indirimi) ithalatçıyı, tüccarı, sanayiciyi çiftçinin karşısında psikolojik olarak güçlendirdi. Fiyatı düşürme fırsatı sağladı. Gümrük vergisi ile tüccar, sanayici veya ithalatçıya, çiftçinin karşısına "bu fiyattan vermezsen ithalat yaparım" silahını verdi. Çiftçi, ya söylenen fiyatı kabul edecek ya da seneye üretimi bırakacak. O zaman da ithalatçıya, spekülatöre alan açılmış olacak.” (Ali Ekber Yıldırım, Dünya Gazetesi)


5.7.2017 Dış borç 412 milyar dolara yükseldi “Dış borç toplamı 2006 yılında 185 milyar dolardı. 2010 yılında 267 milyar dolara, 2015 yılında 392 milyar dolara yükseldi. 2016 yılında 409 milyar dolar olmuştu. Bir yıllık dönemde brüt borç stokunda sadece 13 milyar dolar arttı. 409 milyar dolardan 412 milyar dolara yükseldi. Toplam dış borcun yüzde 30’unu kamu kesimi taşıyor. Kamunun toplam brüt borcu 122.8 milyar dolar. Bizde dış borç yükünün büyük kısmı bankaların ve reel sektörün üzerinde. Bankaların borç stoku 132.2 milyar dolar. Reel sektörün 137.3 milyar dolar. Bankalarımız yurt dışından borçlanarak içeride döviz ve Türk Lirası kredi dağıtıyorlar. Reel sektör, büyük ölçüde dış borç yükü altında. Reel sektörümüz son yıllarda yurt dışından daha çok kredi kullanmaya başladı. Bankalar dış borç yükünü son 3 yılda azaltırken, reel sektör artırdı. 2015 yılının ilk 3 ayı sonunda 111.4 milyar dolar olan borç yükü, geçen yıl 129.8 milyar dolara, bu yıl 137.3 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin toplam dış borç stokunun dörtte biri kısa vadeli borçlardan oluşuyor.” (Güngör Uras, Milliyet)


5.7.2017 - Dünyada son 4.5 yılda gıda fiyatları dünyada yüzde 20 düştü, Türkiye’de yüzde 60’a yakın arttı  “Son 4.5 yılda dünyada gıda fiyatları yüzde 20’ye yakın düşerken, Türkiye’de neden yüzde 60’a yakın arttı? Aynı dönemde dışarıda et fiyatı yüzde 8 düşerken, bizde ara ara ithalat kararlarına rağmen neden içeride yüzde 80 arttı? Grafikte de yer alıyor; 2012 sonundan bu yana dünya gıda fiyatları ile Türkiye’deki gıda fiyatlarının ayrı yollardan ilerlemesinin tek görünür nedeni var; uzun süre düz bir çizgi ve bant içinde seyreden ama 2012 sonrası yüzde 100’e yakın artan, yani ikiye katlanan döviz kuru.” (Uğur Gürses, Hürriyet)


6.7.2017 - Vergi artışlarına rağmen, sigara tüketimi artıyor “Alkollü içkilerin toplam vergi gelirlerindeki payı yüzde 1.5, tütün mamulleri vergilerinin payı yüzde 5.5 oranında. Sigara satışları adet olarak izleniyor. 2010 yılında bir yılda 93 milyar sigara satıldı. Satışlar 2013 yılında 91 milyara geriledikten sonra, 2014 yılında 94 milyar adede, 2015 yılında 103 milyar, 2016 yılında 105.4 milyar adede yükseldi.” (Güngör Uras, Milliyet)


6.7.2017 - Üç yıldır sanayi sektörünün borcu artıyor “finansal kuruluşlar bir senede borcunu yüzde 5,82 azaltırken, reel sektör yüzde 5,80 artırmış. Reel sektörün kısa vadeli borç stoku ise yüzde 13,5’a yakın artmış.    Üstelik bu durum 2017’e has da değil; son 3 yıldır devam ediyor. Üç yılda finansal kuruluşların borç stoku gerilerken, reel sektörün borcu yüzde 16’nın üzerinde artışmış. 2014 yılının ilk çeyreğinde reel sektörün toplam borcu 118 milyar dolar iken bugün 137,4 milyar dolara kadar yükseldi.” (Noyan Doğan, Hürriyet)


7.7.2017 - Türk devleti 11 milyar dolara el koydu “Türk devleti, Fethullah Gülen’le ilişkisi olduğunu iddia ettiği  46 bin 357 kişi çalıştıran, toplam sermayeleri 11 milyar doları bulan 965 firmaya el koydu ya da bu firmalara kayyum atadı. Bu firmalar gelirlerini Bay Erdoğan ve Bay Gülen müttefik olduğu dönemde elde etmişlerdi. Bu ittifak sonucunda Boydak Holding, Bank Asya gibi dev şirketler oluşmuştu.” (Financial Times)


7.7.2017 - Süt üreticisine yem dayatması  Burdur İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (BDSYB) Başkanı Kamil Özcan, süt alan firmaların yem alma zorunluluğu getirerek kartelleştiğini söyledi. Yaklaşık 1 yıldır devam eden dayatmanın üreticileri çileden çıkardığını belirten Kamil Özcan şunları söyledi: “Türkiye'de 19 milyon 154 bin 836, Burdur'da 242 bin 817 sığır varlığı bulunuyor. Türkiye'deki firmaların, üreticilerden sütlerini alma karşılığı yemleri aynı firmadan alma zorunluluğunu dayatmaları bir yıldır sürmektedir. Üretici sütün ve aldığı yemin fiyatını soramaz hale gelmiştir. Ay sonunda eline geçen paraya şükretmek zorunda bırakılıyor. Bu durum üreticilerin serbest piyasa koşullarına göre alımlarını engellediği gibi, yem/süt dayatması şeklinde üreticilere büyük darbe vurmaktadır. En kısa sürede bu dayatmadan vazgeçilmesi gerekmektedir.” http://bit.ly/SG-2uy


9.7.2017 - AKP döneminde üretici sayısı 624 bin kişi azaldı 11 Ocak 2017 tarihinde kayıtlı çiftçi sayısı konusunda yöneltilen  soruya Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 6 ay sonra 20 Haziran’da cevap verildi.Tarım Bakanlığı’nın cevabına göre, 2003 yılında 2 milyon 765 bin olan kayıtlı çiftçi sayısı 2016 yılında 624 bin azalarak 2 milyon 141 bin kişiye düştü. Yani AKP’nin iktidarda olduğu 15 yılda kayıtlı çiftçi sayısı 624 bin kişi (yüzde 23 oranında) azaldı. Aynı şekilde kayıtlı tarım arazisi miktarı da 16.7 milyon hektardan 13.9 milyon hektara düştü.


10.7.2017 - Bankaların uluslararası alanda verdikleri kredilerde artış var “Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), Mart 2017'de biten çeyrek için uluslararası bankacılık istatistiklerini açıkladı. Sınır ötesi bankacılık faaliyeti, 2016 yılının ilk çeyreğinde tekrar toparlandı ve 2016 yılının ikinci yarısında gözlenen düşüş kısmen tersine döndü. Alacaklar, 2016 yılının Aralık ayı sonu ile 2017 yıl sonu sonu arasında% 2 artışla 427 milyar dolar arttı. Banka dışı kredi kullananlara verilen borçlar yeniden canlanmaya başladı. Banka dışı finansal kuruluşlardaki alacaklar 2017 yılının ilk çeyreğinde 218 milyar dolar ve yıllık% 8 artışla özellikle güçlü bir performans gösterdi. 2017 yılının ilk çeyreğinde, 2014 yılının ilk çeyreğinden bu yana yükselen piyasa ekonomilerine sınır ötesi krediler 151 milyar dolar arttı.” http://bit.ly/SG8-39

10.7.2017 - Basında bankalara saldıran hükümet kapalı kapılar ardında bankalara destek oluyor  “Merkez Bankası yöneticileri görüştükleri bankacılara, “Korktukları gibi döviz borçlanması karşısında sert kararlar alınacağı beklentisinde olmamaları gerektiğini, hala konu üzerinde çalıştıklarını, piyasayı bozmayacaklarını” söylediler. Mevduat faizlerine müdahale konusunda ise “Biz piyasa koşullarında faizin oluşacağını biliyoruz, öyle bir derdimiz yok” mesajı verdiler. Cuma günkü Canikli’nin banka genel müdürleriyle yaptığı toplantıda da yine tonun çok yumuşak olduğu, Canikli’nin sadece “biz zor dönemi birlikte geçirdik, şimdi mevduat faizlerinin artmasının hem makro ekonomiye hem de bankalara zarar vereceğini” söylediğini öğrendik. Yani; bankacılara mutlaka faizi indirin, yoksa elimizdeki argümanları kullanırız, “zaten çok kâr ediyorsunuz” gibi kamuoyundaki baskın söylem kullanılmamış. Bütün genel müdürlerin tek tek görüşlerini alıp, not tutmaya özen göstermiş.” (Erdal Sağlam, Hürriyet)


12.7.2017 - Dış borcun milli gelire oranı rekor düzeyde “Kalkınma Bakanlığı'nın yayımladığı veriler, Türkiye'nin brüt dış borç stokunun bu yılın ilk çeyreği sonunda 412.4 milyar dolara ulaşarak rekor kırdığını gösterdi. Ama borcun ulaştığı düzeyden daha dikkat çekici olan, borcun GSYH'ye oranıydı. Söz konusu oran yüzde 49.1 düzeyine kadar çıktı. Yüzde 49.1 şu açıdan önemli. Söz konusu veri setinde borç stokuna ilişkin tutarlar 2002'den bu yana yer alıyor ve görülüyor ki brüt dış borç stokunun GSYH'ye oranında en yüksek düzey yüzde 54.8 ile 2002 yılında oluşmuş. Yani bunca yılda en yüksek ikinci oranı bu yıl görmüş durumdayız. Bu yılın ilk çeyreği sonundaki duruma göre Türkiye'nin brüt dış borç stoku 412 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Bu borcun 123 milyar doları kamu kesimine, 809 milyon doları Merkez Bankası'na ait. Özel sektörün borcu ise tam 289 milyar dolar düzeyinde. 2002 sonunda 2017'nin mart ayı sonuna kadar olan dönemde toplam dış borç yüzde 218 oranında arttı.” (Alaattin Aktaş, Dünya Gazetesi)


18.7.2017 - Dikiş yapan robotlar: gelişmekte olan ülkeler için tehdit! Financial Times gazetesinde çıkan bir habere göre ABD merkezli bir şirket, günümüze kadar otomasyonun alanına büyük ölçüde girmeyen tekstil sektöründe kullanılacak, bugün işçilerin yapabildiği işlemleri yapabilen yeni bir dikiş makinesi üretiyor. Bu makinenin kullanılması milyonlarca tekstil işçisinin işini kaybetmesi demek. (Haberin tamamı için: http://promete1917.org/thread/show/799)  


18.7.2017 - 27.2 milyon işsiz, resmi istatistiklere göre işsiz sayılmıyor  “59.7 milyon yetişmişin sadece 31.4 milyonu çalışma hayatına katılıyor geriye kalan 27.2 milyonu iş gücünün dışında kalıyor. Buna iş gücüne katılma diyoruz. 2017 yılının Nisan ayında bizde iş gücüne katılma oranı yüzde 52.7. Yani çalışabilir nüfusun yarısı çalışmıyor. Kadın nüfusta durum daha da vahim. Katılma oranı sadece yüzde 33. TÜİK verilerine göre Nisan 2016- Nisan 2017 dönemi itibariyle iş gücüne katılmayanların büyüklükleri de şöyle: 10.9 milyon kişi ev işleriyle meşgul oldukları, 4.8 milyon kişi eğitimini sürdürdüğü, 4.3 milyon kişi de emekli olduğu için iş gücünün dışında kalmışlar.” (Taner Berksoy, Dünya Gazetesi)   


19.7.2017 -  Resmi rakamlara göre işsizlik bir yılda 463 bin arttı “2016’da işsiz sayısı 2.8 milyondu. 2017 Nisan’da işsiz sayısı 463 bin arttı. 3.2 milyon oldu.” (Güngör Uras, Dünya Gazetesi)


19.7.2017 - Son 15 yılın en açık veren bütçesi “Bütçeye ait ilk yarı sonuçları son 15 yılın en açık bütçesi olduğunu gösteriyor. Yarıyılda hiç 25 milyar lira büyüklüğünde açık vermemiştik. Dün TCMB tarafından mayıs ayı kısa vadeli yani bir yıl içinde ödenmesi gereken dış borç tutarı 166 milyar 638 milyon dolar olarak açıklandı. Bu rakam yıllardır 159-168 milyar dolar arasında gider gelir. Aşağıdaki tabloya dikkat edilirse dış kaynak ihtiyacı bakımından en rahat olanı devlet. Gelecek bir yılda genel yönetimin ödeyeceği dış borç tutarı 8 milyar dolar. Bankaların 91 milyar, reel sektörün 66 milyar dolar. Reel sektörün borcu içinde 41 milyarı ticari yani ithalat borcu. - Yıllık bazda bu ödemenin yanına verilen cari açık tutarı eklendiğinde Türkiye’nin bir yıl içinde ihtiyaç duyduğu dış kaynak ortaya çıkar. Son açıklanan verilerle yıllık cari açık 35 milyar dolar ve giderek de yükseliyor. Yani önümüzdeki bir yıl içinde en azından 200 milyar dolarlık bir dış kaynak ihtiyacımız var.” (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk)

21.7.2017 - Ekonomi Bakanı Zeybekçi’nin görevi patronların isteklerini en tepeye aktarmak “Ekonomi Bakanı Zeybekçi ise çekirdekten sanayici işveren. Denizli gibi canlı bir sanayi bölgesinde Tekstil ve İhracatçılar Birliği Başkanlığı yaptı. Beklenti, özel sektörün durumunu, dertlerini, bekleyişlerini izleyerek hükümete, Başbakan’a, Cumhurbaşkanı’na bilgi akımını sağlaması.” (Tevfik Güngör, Dünya Gazetesi)

21.7.2017 - En büyük firmaların borçları arttı “İlk 500’ün ardından İSO’nun İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu açıklandı. İkinci Büyük’te kârlılık daha düşük seyrediyor. Çünkü haziran başında açıklanan birinci 500 Büyük’ün özkaynak kârlılığı yüzde 16.2’ye ulaşmıştı. İkinci 500 Büyük’teki ise yüzde 10.9’a indi. Son üç yıldır da özkaynak kârlılığı geriliyor. 2014’te yüzde 13.9 ile küresel kriz sonrasının en yüksek kârlılık düzeyine ulaşan İkinci 500 Büyük, 2015’te de yüzde 12.6 kâr etmişti. - Birinci ile ikinci 500 arasındaki özkaynak kârlılığındaki 5.3 puanlık fark ise çok önemli ve büyük. Şirketler küçüldükçe karlılığın da azaldığına işaret ediyor. Yine ikinci 500, birincileri gibi çok borçlu. 40.5 milyar liralık özkaynağa karşılık 62.2 milyar liralık toplam borçları bulunuyor. Borçları özkaynaklarının yüzde 150 üzerinde. Ya da toplam kaynaklarının yüzde 40’ı özkaynaklardan, yüzde 60’ı borçlardan oluşuyor. - Bu durumda elbette finansman giderleri yüksek oluyor. Çünkü borç yüksek. Finansman giderleri şirketlerin net satışlarının yüzde 5.2’sine ulaşıyor. Bu oran 2015 yılında yüzde 5.5 düzeyindeydi ve kısmi bir iyileşme söz konusu. Oran 2012 yılında ise yüzde 2 idi. Şirketlerin borçları arttıkça, krediler büyüdükçe finansman giderleri de büyüdü.” (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk)


21.7.2017 - Küçük mülk sahipleri azalıyor Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, haziran ayına ilişkin kurulan ve kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. Buna göre, kurulan şirket sayısında bir önceki aya göre yüzde 3.35, kooperatif sayısında yüzde 5.43, gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 16.28 azalış oldu. Kapanan şirket sayısı ise bir önceki aya göre yüzde 28.28, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 24.82 kapanan kooperatif sayısı yüzde 39.13 arttı.2017 yılı haziran ayında kapanan şirket sayısı, 2016 yılının aynı ayına göre yüzde 29.26 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 11.36 kapanan kooperatif sayısı yüzde 4.35 arttı. http://bit.ly/SG-7-17


21.7.2017 - Patronlara teşvikler nedeniyle bütçe açığı hızla artıyor  “Birinci grafikte Mayıs 2016 sonrasında bütçe açığının hızla artmaya başladığı görülüyor. Bütçe açığındaki artış özellikle bu yılın ocak ayından sonra olağanüstü hızlanmış. 12 aylık toplam bütçe açığı 2008-2009 ekonomik krizi öncesinde Ağustos 2008’de neredeyse sıfırlanmış iken, kriz ile birlikte hızla yükselerek Ekim 2009’da 55.78 milyar TL düzeyine fırlıyor. Bunda hem kriz nedeniyle bütçe gelirlerinin azalması, hem de kamunun harcamalarını artırmasının etkisi var. 2008-2009 ekonomik krizinin bütçe açığına yansımasının neredeyse tıpkısını, Mayıs 2016 sonrasında da görüyoruz. Mayıs 2016’da 12.04 milyar TL düzeyine kadar inmiş bulunan 12 aylık bütçe açığı, Haziran 2017’de 55.64 milyar TL ile kriz zamanı ile eşit bir düzeye fırladı. Bütçe açığı 13 ayda Mayıs 2016 düzeyinin 4.62 katına ulaştı.” (İsmet Özkul, Dünya Gazetesi)

25.7.2017 - İşsizlik Sigortası Fonu sermayenin hedefinde Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS) belgesinin 2017-2019 eylem planında işsizlik fonuna dair yeni düzenlemelerin sinyalleri verildi. Yapılan açıklamalarda, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanmak için işçilere getirilen “şartlar” var. Buna göre öncelikle işçinin kendi rızası ve “kusuru” ile işten çıkmamış olması gerekiyor. “Kusur” olarak tanımlanan durumlar ise İş Kanunu’nun 25/2 maddesinde sıralanıyor. Eğer bir işçi 25/2 maddesine dayanılarak işten atılıyorsa işsizlik maaşından yararlanamıyor. Ancak pek çok örnekten bilindiği üzere sendikal hak mücadelesi yürüten işçilerin dahi işten atılma gerekçesi olarak patron tarafından 25/2 maddesi gösteriliyor.İşsizlik fonundan yararlanmak için işçinin “haklı bir nedenle” işten çıkması şartının yanı sıra, işsiz kaldıktan sonra 30 gün içinde işsizlik maaşına başvurması gerekiyor. Bu sürede başvurmayanlar ise işsizlik maaşından yararlanamıyor.Fonda 2002’den Aralık 2016 sonuna dek 103.2 milyar lira birikse de bu “şartlar” itibariyle işsizlere bugüne kadar 14 milyar TL ödeme yapıldı. 2016’da verilen işsizlik maaşı sadece 3.69 milyar  oldu.UİS belgesinin 2017-2019 eylem planında İşsizlik Sigortası Fonu’na dair yeni düzenlemeler ile işsizlik maaşı daha da eriyecek. Gerekçeler ise sermaye devletinin bahane bulmaktaki ikiyüzlülüğünün kanıtları niteliğinde. İlk gerekçe olarak, (sanki işsizlik kendi tercihleriymiş gibi) “işçileri çalışmaya teşvik” etme argümanı gösteriliyor. Fondan daha fazla işsizin yararlanması için önerilen çözüm ise, ödenek süresi uzadıkça ödeme miktarının azalması, işçinin işsiz kaldığı ilk aylarda aldığı işsizlik maaşının her ay kademeli olarak düşürülmesi. İşsizlik Sigortası Fonu’nun “kaynak” olarak kullanıldığı ise sır değil. 2015 yılında fonun peşkeş çekilmesi Sayıştay raporlarına da yansımıştı. 1 milyar liraya yakın paranın fon yönetiminin bilgisi dışında kullanıldığı ortaya çıkmıştı. 2014 yılında yapılan denetimde ise fon hesaplarında 250 milyon liraya yakın eksik çıkmıştı. http://bit.ly/SG7-17-4

26.7.2017 - Açlık sınırı Temmuz’da da asgari ücretin üzerinde Türk-İş Temmuz ayı açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.498 TL olurken yoksulluk sınırı ise 4.878 TL. Aynı araştırmada “Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.876,53 TL olarak gerçekleşti” deniyor. Sermaye devletinin belirlediği brüt asgari ücret 1.777,50 TL iken net ise 1.404,06 TL. Asgari ücret hesaplanırken 4 kişilik bir ailenin harcamalarının esas alındığı söylenirken Türk-İş’in her ay yaptığı açlık ve yoksulluk sınırı hesaplamaları da 4 kişilik aile esas alınarak yapılıyor.

28.7.2017 - Alın Terim Futbola Gidiyor Türkiye'nin futbola yatırdığı ‘milli servet' tüm dünya ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyor. Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim'in istifa etmesiyle ortaya çıkan futboldaki israf ve savurganlık dudak uçuklatıyor. Vatandaşın alın teriyle kazandığı ve vergi olarak devlete giden para hoyratça futbola harcanıyor. 15 Kasım 2013 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu ile Fatih Terim arasında 5+2 yıllık bir sözleşme yapılmıştı. Sözleşmedeki maddeler ise gerçekten can yakıcıydı. 15 Kasım 2018'e kadar Terim'in sözleşmesi devam edecek sonrasında da 2 yıllık opsiyon devreye girecekti. Terim bu süre içerisinde sözleşmeyi tek taraflı feshederse 1 milyon 450 bin Euro'yu TFF'ye tazminat olarak ödeyecekti. Ancak TFF'nin Terim'i görevden almasının maliyeti ise çok farklı rakamlar üzerinde kurulmuştu; Terim'in yıllık ücreti 3.5 milyon Euro... Fatih Terim'in sözleşmesinin bitmesine bu aydan itibaren kalan süre ise 16 ay... Terim bu süre içerisinde Milli Takım'daki görevinden alınması halinde toplam 16 aylık parasını her ay 291 bin Euro olarak almaya devam edecekti. Bu rakam toplamda yaklaşık olarak 4.7 milyon Euro'ya tekabül ediyor. Yani, eğer TFF, Terim'i tek taraflı gönderdiğini açıklasaydı, Terim'e sözleşmesinin kalan dönemindeki alacaklarının tamamını (4.7 milyon euro) ödeyecekti. Karşılıklı anlaşma ile feshedilen Terim'e çalışmadığı bir yıl için 3.5 milyon Euro ödenecek. http://bit.ly/SG8-40

Kürdistan’da Sömürgecilik ve Direniş


9.7.2017 - ‘Zırhlı araçlar nedeniyle 2 yılda 22 kişi yaşamını yitirdi Diyarbakır Hak İnisiyatifi, zırhlı araçlarla son 2 yılda 22 kişinin ölümüne neden olunduğunu açıkladı.


10.7.2017 - 4 sivilin tarandığı zırhlının görüntüleri dosyada yok Yüksekova'da zırhlı araçtan açılan ateş sonucu 4 kişinin yaşamını yitirdiği davada zırhlı araçtaki telsiz ve kamera kayıtları dosyada yer almadığı ortaya çıktı. Olaydan hemen sonra valilik açıklama yapmış, olayın teknik bir arızadan kaynaklandığı belirtilmişti. Olay yerinde tanıklar olmasına rağmen soruşturma aşamasında ifadelerine de başvurulmadı. http://bit.ly/SG8-42

11.7.2017 - AKP’nin su şantajı sürüyor Fırat Nehri’nin suyunu kesen Türkiye, yüz binlerce insanı mağdur etmeye devam ediyor.AKP’nin su şantajı sürerken, Hasekê Su İşleri Kurumu, yaşanan su sorununu çözmeye çalışıyor. Daha önce 4 günde bir mahallelere verilen su, son dönemde kesinti nedeniyle ancak haftada bir verilebiliyor. Yüksek rakımlı mahallelerde yaşayan yurttaşlar ise, ihtiyaçlarına cevap olacak kadar su alamıyor.HESEKÎ/ANHA


20.7.2017 - Diyarbakır’da 1 yılda Kürt siyasetinden 937 kişi tutuklandı Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, OHAL döneminde Diyarbakır'da Kürt siyasetinden 937 kişi tutuklandı.Kentte son 1 yılda “PKK ve KCK” adı altında Kürt siyasetçilere, gazetecilere, kamu çalışanlarına, emekçilere ve yurttaşlara yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında haklarında yasal işlem başlatılan 4 bin 43 kişiden 937’si tutuklanırken, bin 401 kişi hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandı.Cemaate yönelik “finans” soruşturması kapsamında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 68 şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldı. “PKK ve KCK Finans Soruşturması” adı altında yürütülen soruşturmalar kapsamında ise 110 kişi hakkında işlem başlatılması dikkat çekerken,Verilere göre, Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bin 108 tutuklu bulunuyor. Bunlardan 660’ı PKK üyesi, cemaat üyesi olduğu belirtilen 299 kişi yer alıyor . Aynı cezaevinde Hizbullah üyesi 118. IŞİD üyesi olduğu belirtilen 1 kişi var. Bin 533 tutuklu bulunduğu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda ise 41 PKK’li bulunurken, Cemaat mensubu ise 12 tutuklu var. (Diyarbakır/DİHABER)

17.7.2017 - MGK: Referandum kararı uygulanamaz Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül’de yapmayı kararlaştırdığı bağımsızlık referandumu da MGK bildirisine giren konular arasındaydı. Bu konuda şu ifadelere yer verildi: “Irak Kuzeyi Bölgesel yönetiminin aldığı referandum kararının, hukuken ve fiilen uygulanamayacağı, bu teşebbüsün vahim bir hata olduğu ve istenmeyen sonuçlar doğuracağı belirtilmiştir. Irak’ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin muhafaza edilmesinin bölgede kalıcı istikrar, barış, güvenlik ve refah tesis edilebilmesine bağlı olduğu değerlendirilmiştir.” http://bit.ly/2vkUEXP

17.7.2017 - İran’dan bağımsız Kürdistan açıklaması İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, konuşmasında, Irak'ta referandum konusunun gündeme getirilmesinin bölgede yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olacağını savundu. İranlı General, “Bu asla Irak'ın komşuları tarafından kabul edilebilir değildir. Irak'ın bağımsızlık ve toprak bütünlüğünün korunması ülkedeki tüm mezhep ve etnik grupların yararıdır" diye konuştu. (Cumhuriyet Gazetesi)

20.7.2017 - Batman'da 1 yıllık OHAL tablosu: Mezarlar bile hedefte Dihaber Batman'da OHAL döneminde1 yıllık tabloyu derledi.KHK’ler ile Denge TV, Batman FM, Batman Gazetesi, Batman Postası, Batman Doğuş Gazetesi, Batman Çağdaş Gazetesi kapatıldı. Burada çalışan onlarca basın çalışanı işsiz bırakıldı. 27 Şubat 2017 tarihinde de Denge TV ve Batman’ın 23 yıllık radyosu olan Batman FM’in eşyalarına el konuldu.Batman Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Şubat 2017 tarihinde İkiztepe Mezarlığı’nda bulunan ve aralarında 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Barış Annesi Meryem Bulut ve Aycan Kaya’nın mezar taşlarının yanı sıra faklı tarihlerde yaşamını yitiren 21 kişinin mezar taşı üzerindeki yazı, resim ve renklerden ötürü yıkım kararı çıkarıldı.Kentin Gap Mahallesi olmak üzere bazı mahallelerinde hayvancılıkla geçimini sağlayan Koçerlerin ahırları, hayvanları içerisindeyken zabıta ve TOMA eşliğinde yıkılarak göç dayatması yapıldı. 24 Ekim 2016 tarihinde Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan yaklaşık 52 ağaç kayyım tarafından “Yol genişletme çalışması” adı altında katledildi. Batman’ın tek şehir stadyumu olan 16 Mayıs Şehir Stadyumu’nun da yakın zamanda ranta açılacağı ve mahalledeki gençlerin ücretsiz olarak kendilerini geliştirecekleri spor alanında da AVM yapılması gündemde. Esentepe’de Camii yapılacak denilerek, kentin can damarı ve piknik alanı olarak bilinen alanda binlerce ağaçta kesilmeyle karşı karşıya.15 Temmuz’dan “darbe girişimi”nden sonra Batman Cezaevi’nde tutuklulara yönelik çok sayıda hak ihlalleri yaşandı. Bununla birlikte 300 kapasiteli cezaevinde 2016 yılında yaklaşık 700’den fazla tutuklu nakledildi, bu sayı 2017 yılında artarak devam etti. Sosyal aktiviteler, çeşitli gazeteler, kitaplar yasaklandı. Aile ve avukat görüşleri kısıtlandı. Tutukluların aileleriyle görüşme süreleri OHAL gerekçe gösterilerek indirildi. Açık görüşler saat süreleri 1 saatten yarım saate indirildi.Bunların yanı sıra cezaevi yönetimi tarafından yüzlerce tutuklu çeşitli gerekçelerle zorla başka hapishanelere sevk edildi. Birçok tutuklu zorla başka yerlere sevk edildi. Kentin tek Dengbej evi yıkılıp 1800 belediye işçisi ihraç edildi .(Batman/DİHABER)


21.7.2017 - İHD: Bölge'de 6 ayda 12 bin 503 hak ihlali yaşandı İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, 2017 yılının ilk 6 aylık insan hakkı ihlali raporunu açıkladı.Buna göre yargısız infaz ve çatışma sonucu 16 kişi yaşamını yitirdi, 21 kişi yaralandı. Mayın ve patlayıcı sonucu 5 kişi, resmi hata ve ihmal sonucu 12 kişi hayatını kaybetti, 160 kişi yaralandı. İşkenceye maruz kalanların sayısı ise 355. Raporda kültür hakkı ihlalleri ve ayrımcılık sebebiyle 3662 kişinin mağdur olduğu, son 6 ayda toplam 12 bin 503 hak ihlali yaşandığı belirtildi.170 gazeteci ve medya çalışanının cezaevinde bulunduğu ve 200’ü aşkın gazetecinin yargılandığı ve hapis cezalarına çarptırıldığı da ifadeler de yer aldı. (Diyarbakır/EVRENSEL)


26.7.2017 - İşkenceci müdüre ‘katliam’ iltiması Tarsus C Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nden Tarsus T Tipi Cezaevi’ne yapılan sevk sırasında gardiyan, asker ve polis tarafından cinsel işkenceye maruz bırakılan kadın tutsakların avukatı Gülşen Özbek, saldırganlar hakkında yasal işlem başlatılması talebiyle Adalet Bakanlığı Cezaevi Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne başvuru yaptı. Dilekçede işkence ve cinsel işkence tehdidi anlatılarak, sorumlular hakkında yasal işlem talebinde bulunuldu. Tarsus Cumhuriyet Savcılığı’n yazı yazan bakanlık konunun araştırılmasını istedi. Ancak Tarsus T Tipi Cezaevi Müdürü olan ve 1996 yılında 11 siyasi tutsağın yaşamını yitirdiği Diyarbakır Kapalı Cezaevi katliamı sırasında 1. Müdür olan Mahmut Çaça hakkında herhangi bir işlem yapılmıyor. AMED/Gazete Şûjin

31.7.2017 - Sur’da yeniden su ve elektrik tehdidi Kentsel dönüşüm adı altında Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde daha önce boşaltılan evler tek tek yıkılıyor. Evlerini terk etmeyen yurttaşlar ise baskılara maruz kalıyor. Yıkımın devam ettiği iki mahallede bir dönem kesilen, ancak tepkiler üzerine verilmek zorunda kalınan elektrik ve suların valilik kararıyla pazartesi gününden itibaren bir kez daha kesileceği belirtiliyor.aliliğin yıkıma tabi tutulan mahallelerde ikamet eden yurttaşları, evlerini boşaltmaları için sık sık telefonla aradığı, “Paranız bankaya yatırıldı. Paranızı alın ve evlerden çıkın” dendiği ileri sürüldü. Elektrik ve su kesintileriyle tehdit edilen mahallelere getirilen kepçeler, yıkıma 07.00’de başlıyor 17.00’ye kadar devam ediyor. Yıkıma çok sayıda polis ve zırhlı araç da eşlik ediyor. (Diyarbakır/DİHABER)


Emperyalizm ve Halklar


2.7.2017 - İspanya krizin yükünü nasıl işçilere çıkardı? “ İspanya Başkanı Rajoy 3 alanda yapısal reform yapmıştır. a) Mali sistemi temizlemiş, b) Bütçe açığını yüzde 10.6'dan yüzde 4.3'e indirmiş, en zoru c) “İş Kanunu”nu değiştirmiştir. Kıdem tazminatı yılda 45 günden 33 güne indirilmiş, işten adam çıkarma kolaylaştırılmış, Toplu İş Sözleşmeleri “işkolu”ndan “işyeri” düzeyine indirilmiştir.” (Ege Cansen, Sözcü Gazetesi)


11.7.2017 - Suriye’de savaşın ekonomik maliyeti 226 milyar dolar Dünya Bankası'nın yaptığı araştırmaya göre, Suriye’de altı yıldır devam eden iç savaş şimdiye kadar 226 milyar dolarlık ekonomik zarara yol açtı. Araştırma bilimsel bir yöntem temelinde yapılan hesaplamalarla ve uydular kanalıyla kayıt edilen incelemelere dayanılarak hazırlandı. Dünya Bankası'nın tespitlerine göre Suriye'deki binaların en az dörtte biri yıkıldı, sağlık altyapısıyla eğitim kurumları da yarı yarıya tahrip oldu. Yeterli tedavi göremediği için ölenlerin sayısının çarpışmalarda ölenlerden fazla olduğuna da raporda yer verildi. http://bit.ly/SG8-41

13.7.2017 - Suriyeli göçmen: “Ha Suriye ha Türkiye; fark yok”  Suriye’de 5 yılı aşkındır süredir devam eden savaşın ardından zorunlu göçe maruz bırakılan Suriyeli mültecileri 3 milyona yakını Türkiye’ye göç etti. İktidar tarafından her fırsatta Avrupa Birliği’ne (AB) karşı koz olarak kullanılan mülteciler, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın da gündemindeki yerini sürekli korudu. Erdoğan, AB’yi yer yer “İleri giderseniz sınır kapılarını açarız” söylemleri ile tehdit ederken; 2016 yılında Brüksel’de gerçekleştirilen AB-Türkiye zirvesinde dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, AB ile yaptığı mülteci müzakerelerini ‘Kayseri pazarlığı’na benzetmişti. Savaşın ardından Amed’e göç eden Rifia Berçi, yaşamlarının Suriye’deki savaş sürecinden çok farklı olmadığını vurguladı. 4 çocuğu ve engelli eşiyle kapı ve pencereleri kırık bir evde yaşamını sürdürmeye çalıştıklarını belirten Berçi, “Savaştan kaçtık burada aynı koşulları yaşıyoruz. Yardım edecek kimsemiz yok” dedi. 13 yaşındaki oğlunun ayakkabı boyacılığından kazandığıyla geçimlerini sağladıklarını ifade eden Berçi, oğlunun kazancının günlük 5 TL’yi geçmediğini söyledi. Devletten hiçbir yardım almadıklarına da dikkat çeken Berçi, Suriyeli olmalarından kaynaklı elektrik ve su faturalarının 200-300 arası geldiğini belirtti. AMED/Dihaber

16.7.2017 - Mültecilere ait ev ve iş yerlerine saldırı Riha’nın (Urfa) merkez Eyyübiye ilçesine bağlı Veysel Karani Mahallesi’nde son bir ay içinde hemen hemen her gece Suriyeli mültecilere ait işyerlerinin kimliği belirsiz kişilerin saldırısına uğradığı belirtildi. Suriyeli Arap ve Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallede bir ay içinde çeşitli tarihlerde dükkan ve araçlara yönelik saldırı olduğunu söyleyen mülteciler, son bir hafta içinde ise her akşam açık olan dükkanlara yüzü maskeli kişiler tarafından taşlı saldırı olduğunu iddia etti. Mahallede bulunan diğer esnafların da doğruladığı saldırıyı, kimin organize ettiği bilinmiyor. http://bit.ly/SG8-23

24.7.2017 - Yemen’de kolera salgını: 1858 kişi yaşamını yitirdi Temiz su kaynaklarının olmadığı ve hijyenden uzak ortamlarda hızla yayılan bağırsak enfeksiyonuna bağlı olan kolera hastalığı Yemen’de can almaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) son üç ayda 1858 kişinin kolera hastalığı sebebiyle yaşamını yitirdiğini açıkladı. 384 bin 719 kişide kolera hastalığının tespit edildiğinin bilgisini paylaşan WHO’nun yanı sıra UNICEF de Yemen’de her 10 dakikada beş yaşın altında bir çocuğun yaşamını yitirdiğini açıklayarak 10 milyon çocuğun ise acil yardıma ihtiyacı olduğunu duyurdu.


İşçi Yaşamından

1.7.2017 - Hafta Tatili Kanunu kaldırıldı, iş yeri hekimi zorunluluğu 2020'ye ertelendi! AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u onaylayarak yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, onaylanan kanunun anayasanın 89’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 104’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildiği belirtildi. TBMM Genel Kurulunda tüm tepkilere rağmen AKP milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Kanunu, başta işçilerin zorunlu haftalık tatilini düzenleyen "Hafta Tatili Hakkında Kanun"un kaldırılması olmak üzere, çalışma yaşamıyla ilgili çok sayıda değişikliği beraberinde getirdi. Yasayla özel sektör işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi bulundurma zorunluluğu da 2020 yılına ertelendi. "Hafta Tatili Hakkında Kanun"un kaldırılmasına rağmen "Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun"da, "Hafta tatili Pazar günüdür. Bu tatil 35 saatten az olmamak üzere Cumartesi günü en geç saat 13.00'ten itibaren başlar" ifadeleri korunuyor. Atılan adım AKP'nin hafta tatiline göz diktiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. http://bit.ly/2u2o212


6.7.2017 - Suriyeli işçiler kayıtdışı ve ucuza çalıştırılıyor Birleşik Metal-İş Sendikası, akademisyenlerle Suriyeli ve Türk tekstil işçilerin durumunu araştırdı. 604 işçiyle yapılan anket, Suriyelilerin Türk işçilerden yaklaşık yüzde 25 daha ucuza çalıştıklarını ve kayıt dışı oranının yüzde 100’e yaklaştığını ortaya koydu. ‘Suriyeli Göçmen Emeği’ başlıklı çalışmada İstanbul’un başta Bağcılar ve Güngören olmak üzere tekstil sektörünün en yoğun olduğu ilçelerde atölyelere girildi, Türk ve Suriyeli 604 işçi ile konuşuldu. Çalışma sonuçlarına göre, Türk ve Suriyeli işçiler arasında büyük bir maaş uçurumu var. Ayrıca, ister Türk olsun ister Suriyeli 604 çalışanın yüzde 33’ü asgari ücretin altında çalışıyor. Çalışmanın en çarpıcı sonuçları ücretler ve kayıt dışılıkta ortaya çıkıyor. * Çalışmaya göre, Türk erkek işçiler düşük da olsa aralarında en yüksek maaşı alırken, Türk kadın işçiler Türk erkek işçilerden ortalama 309 TL daha az kazanıyor. * Suriyeli erkek işçiler ise Türk kadın ve erkek işçilerin altında maaş alıyor. * Suriyeli erkek işçiler, Türk erkek işçilerden ortalama 330 TL daha alırken, Suriyeli kadın işçilerin ortalama ücreti Türk erkek işçilerin yaklaşık yarısını ancak buluyor. Ve, tüm işçilerin ortalamasından yaklaşık 489 TL daha düşük kazanıyorlar. * Sigortalı çalışmada Türk erkek işçilerin yüzde 54’ü, Türk kadın işçilerin ise yüzde 32.2’si sigortalı çalıştırılırken, Suriyeli erkek işçilerin yüzde 99.6’sı kadın işçilerin ise tamamı sigortasız. Bu durum aynı zamanda Türk erkek işçilerin yüzde 46’sının, Türk kadın işçilerin ise yüzde 63’ünün kayıt dışı olduğunu ortaya koyuyor. http://bit.ly/2u2tv81


6.7.2017 - İstihdam teşvikinde şartlar kolaylaşıyor Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, istihdam teşviklerinden yararlanma şartlarını kolaylaştıracaklarını açıkladı. Bir TV kanalında açıklamada bulunan Müezzinoğlu “İstihdam teşvikinde üç aylık sigortasız olmak şartı vardı, istismarlar olabilir diye, bunu 10 gün sigortasız olma şeklinde düzenlemeler getirdik. Şu anda ‘Bu yıl artı istihdam yapmak istiyorum’ diyen işverenlerimizin 10 gün sigortasızlık dışında önünde herhangi bir engelini kalmadı” dedi. http://bit.ly/2vvlFsc


6.7.2017 - Kadro istediler işten atıldılar Birleşik Metal-İş Sendikasının örgütlü olduğu Sio Otomotiv’de DAG Güvenlik bünyesinde çalışan güvenlik görevlileri bir süre önce sosyal medyada “Taşeron düzenini yıkacağız” başlığıyla bir kampanya başlatarak DİSK’e bağlı Güvenlik-Sen’e üye oldu. Daha sonra Sio Otomotiv yönetimine kadroya alınmaları için başvuran güvenlik görevlilerinin talepleri kabul edilmediği gibi işten atıldı. Güvenlik-Sen’e üye olup atılmayan güvenlik görevlilerine ise baskı, mobbing uygulandığı iddia edildi. Durumu protesto eden güvenlik görevlileri fabrika önünde basın açıklaması yaptı. Uluç Gavazoğlu, “İşten atılan arkadaşlarımız geri alınsın. Örgütlendiğimiz sendikayı tanıyın. Gelin taşeron uygulamasından vazgeçin. Toplu sözleşmeli ve güvenceli bir şekilde çalışalım” dedi. Güvenlik görevlileri, Birleşik Metal-İş dahil, DİSK’e bağlı sendikaların kendilerine destek vermemesinden yakındı. http://bit.ly/2u64woE


8.7.2017 - Remzi Kitapevi’ne sendikal tazminat cezası Remzi Kitapevi sendikalaşma nedeniyle işçi attığı için sendikal tazminat ödemeye mahkum edildi. Remzi Kitapevi’ne ait Balçova Agora Şubesi’nde çalışırken, çalışma koşullarının gittikçe kötüleşmesi, ücretlerin asgari ücrette tutulması, mesai ücretlerinin ödenmemesi, yemek ve yol paralarının yıllardır aynı düzeyde tutulması gibi nedenlerle DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası’na üye olan Ahmet Öğrük ve Talip Öztürk, 2014 yılının Ağustos ayında işten atılmıştı. İşten çıkarma sürecini mahkemeye taşıyan Öğrük ve Öztürk dava açarak işe iadelerini istedi. İzmir 5. İş Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde Ahmet Öğrük hakkında karar vererek Remzi Kitapevi’nde sendikal hakların ihlal edildiğini belirledi. Mahkeme, Ahmet Öğrük’ün işe iadesinin yanı sıra, işten çıkarmanın sendikalaşmadan kaynaklı olması nedeniyle Remzi Kitapevi’ni 1 yıllık brüt ücret tutarında sendikal tazminat ödemeye de mahkum etti. İşten çıkarılan Talip Öztürk’ün yargı süreci devam ediyor. http://bit.ly/2vvlBIY

8.7.2016 - Bosch’ta toplu sözleşme öncesi 27 işçi işten atıldı Metal sektöründe sözleşme dönemi yaklaşırken işten atmalar da başladı. Bursa’da bulunan ve Türk Metal Sendikası’nın örgütlü olduğu BOSCH fabrikasından 27 işçi işten atıldı. Sözleşme döneminde yaşanan işten atmalara tepki gösteren BOSCH işçileri, çıkarımların devam edeceğini ve sadece BOSCH’la sınırlı kalmayacağını söyleyerek duruma tepki gösterdi. Evrensel'in aktardığına göre; metal işçilerinin 2017 sözleşmesinden beklentilerinin yüksek olduğunu söyleyen bir BOSCH işçisi; “İşten çıkarmalarla işçiye gözdağı verilmek isteniyor. Fabrikalarda işten çıkarılma korkusu yayarak sözleşme öncesi oluşacak tepkileri bir anlamda dindirmeyi amaçlıyorlar. Geçtiğimiz haftalarda metal fabrikalarında sözleşme öncesi anket çalışması yapıldı ama hemen arkasında işçi çıkarımı geldi. Bu çıkarımlar bir şekilde devam edecek. Birçok fabrikada revizyon dönemi olacak yakında. Bu süreçte de işçi çıkarımları yapılıp tam anlamıyla işçiyi sindirmeye çalışacaklar. Anlaşılan patronlar kendi planlarını, hazırlıklarını yapmış durumda ve adım adım bunu uygulama başladılar. Bizlerin de başta çıkarılan arkadaşlarımıza sahip çıkarak bundan sonraki işten çıkarmalara karşı ortak tepki koymamız gerek. Çünkü bugün bu arkadaşlarımız işten çıkarıldı yarın biz olabiliriz” dedi. İşten atılan işçilerin 2012’de 'patron sendikası' Türk Metal’den istifaları örgütleyen işçiler olduğu ifade edilirken, fabrikanın insan kaynakları biriminin işçilere toplam 420 kişinin atılacağını söylediği belirtildi. http://bit.ly/2vkI4b9


8.7.2017 - Taşerona tarihi oyalama var: 720 bin taşeron işçinin umutları boşa çıktı Hükümet ile Türk-İş arasında imzalanan sözleşmede, 720 bin taşeron işçinin umutları boşa çıktı. Seçimden önce verilen kadro sözleri yine unutuldu. Seçimlerden önce taşeron işçilere verdiği kadro sözünü aradan uzun bir süre geçmesine karşın tutmayan hükümet, Türk-İş ile imzalanan çerçeve anlaşma protokolünde de kadro için kesin bir tarih vermeyerek konuyu zamana yaydı. 2015 yılında imzalanan protokolde, taşeron işçilerin kadro işlemlerinin başlatılacağı belirtilirken, 2017 sözleşmesinde bu kez “kadro çalışmalarına devam edileceği” ifade edilmekle yetinildi. Ancak tarih verilmedi. Kamuda yaklaşık 720 bin taşeron işçi bulunuyor. “Asıl işlerde” çalışmalarına karşın bu işçilere yıllardır kadro verilmiyor. Taşeron işçilerin, iş güvencesi, ekonomik ve sosyal haklarında sorun yaşanıyor. İşçiler yıllardır kadro bekliyor. Genel seçim öncesinde kamudaki taşeron işçilere kadro sözü veren hükümet ise, sonrasında bu sözünü unuttu. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu da asıl ve yardımcı işlerde çalışan taşeron işçilerin kamuda kadroya alınacağını açıklamıştı. Ancak bu da gerçekleşmedi. Hükümet taşeron işçilere kadro sözünü tutmazken, kamu toplu iş sözleşmeleri çerçeve protokolünde de konu geçiştirildi. Hükümet ile Türk-İş arasında 2015 yılında imzalanan çevreve protokolünde, “hizmet alımı yoluyla işçi çalıştırılması” başlıklı maddede, yardımcı işlere ilişkin hizmet türlerinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesinin ardından hizmet alımı yoluyla kamu kurum ve kuruluşlarına ait asıl işlerde taşeron işçilerin çalıştırılmayacağı hüküm altına alınmıştı. Asıl işte çalıştırılan taşeron işçilerin kadroya alınması işlemlerinin de başlatılacağı ifade edilmişti. http://bit.ly/2uYLqzJ

10.7.2017 - İşsizin maaşına tırpan İşçilerin işsiz kaldıklarında yararlanmaları için kurulan işsizlik fonunu amacı dışında kullanmaktan çekinmeyen hükümet, sistemi kökten değiştiriyor. Hükümet, işçilerin işsiz kaldıklarında yararlandıkları İşsizlik Sigortası Fonu’nda köklü değişikliğe gidiyor. Amacı dışında kullanıldığı için eleştiri konusu olan, 15 yılda çok az bir bölümü, işsiz kalan işçilere giden fondan alınan işsizlik maaşı yeni düzenleme ile birlikte kademeli olarak düşürülecek. Ödeme süresi uzadıkça işsizlik maaşı da azalacak. İşçilere, “kıdem tazminatında fon sistemini uzlaşma olmadan getirmeyeceğiz” mesajı veren hükümet, değişiklikten vazgeçmeyeceğini de Ulusal İstihdam Stratejisi Eylen Planları’nda (2017-2019) gösterdi. İşçi konfederasyonlarının yanı sıra işverenlerin de karşı çıkmasına karşın planda “bireysel hesaba dayalı kıdem tazminatı sistemine yönelik mevzuat çalışması yapılacaktır” denildi. Plana göre değişiklik 2019 yılına kadar tamamlanacak. Planda öngörülen bir diğer kritik düzenleme ise İşsizlik Sigortası Fonu’da dair. İşçiler, işsiz kaldıklarında işsizlik sigortası fonuna başvurarak ödedikleri prime göre belli bir süre işsizlik maaşı alabiliyor. Yatırılan prime göre işsizlik maaşı ödeme süresi 180 gün ile 300 gün arasında değişiyor. Alınan işsizlik maaşının miktarı da yine yatırılan prime göre 710 lira ile bin 421 lira arasında farklılık gösteriyor. GAP’a kaynak aktarılmasıyla gündeme gelen fonun başka amaçlar için kullanılması sendikalar tarafından sık sık eleştiriliyor. Fonda biriken para 106 milyar liraya ulaşırken, 15 yılda bunun sadece 15.5 milyar lirası işsiz kalan işçilere ödendi. http://bit.ly/2uZ1ZLJ

10.7.2017 - KESK Üyesi 2016'da 221 Bin İken 54 Bin Düşüşle 167 Bine Geriledi 2017 yılı kamu görevlileri (memur) sendikaları istatistikleri 5 Temmuz 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Sendikalı memur sayısı 2016 yılına göre 73 bin azalarak 1 milyon 757 binden 1 milyon 684 bine düştü. 2005 yılından bugüne her yıl artış gösteren sendikalı memur sayısı ilk kez düşüş yaşıyor. 2016'da yüzde 72 olan memur sendikalaşma oranı ise yüzde 69'a geriledi. Düşüşte en büyük pay KESK'in. 2016 yılında 221 bin olan KESK'in toplam üye sayısı 54 bin kişilik azalışla 167 bine geriledi. Türkiye Kamu-Sen'in üye sayısı ise 24 bin kişilik azalışla 420 binden 396 bine geriledi. Birleşik Kamu-İş 64 bin olan üye sayısını korurken, üye sayısı artan tek konfederasyon beklendiği gibi Memur-Sen oldu. Memur-Sen'in üye sayısı 41 bin artarak 956 binden 997 bine yükseldi. http://bit.ly/2vvkUz7


11.7.2017 - Renault işçileri: İşten atmalara izin vermemeliyiz Metal sektöründe işçi sendikalarıyla, patron sendikası MESS arasında başlayacak sözleşme görüşmeleri öncesi işten atmalar başladı. Bursa’da bulunan Bosch’tan 27 işçi atılırken, İstanbul’da ise Siemens’ten ise 15 işçi çıkarıldı ve bu rakamın 125’e ulaşacağı söylendi. Gelişmeleri tepkiyle izleyen Renault işçileri, fabrikada işlerin duracağı ve izinlerin başlayacağı revizyon döneminde yaşanabilecek işten atmalara karşı uyanık olmak gerektiğini söyledi. İşten atmalara üretimi durdurarak yanıt vermek gerektiğine dikkat çeken işçiler, sözleşmenin revizyon döneminde kendilerinden habersiz imzalanma tehlikesine dikkat çekerek, sözleşmenin istedikleri gibi imzalanması için birlik olma çağrısı yaptı. Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak’ın Perşembe günü Bursa’ya yapacağı ziyaret öncesi Renault işçileriyle sözleşme sürecini konuştuk. Bir Renault işçisi Türk Metal tarafından yapılan sözleşme anketinde herkesin beklentinin yüksek olduğunu göstermek için en yüksek zam şıkkını işaretlediğini anlattı. “Bu Perşembe Pevrul Kavlak Elegans Düğün salonunda yapılacak toplantıda bilgilendirme yapacakmış. Bizleri de çağırdılar ama Renault’da çoğunluk gitme taraftarı değil. Hatta gidecek olanlara da fazla alkışlamayın geçmişte yaşananları unutmayın diyenler bile var” diyen işçi şöyle devam etti: “Yapılan ankette de beklentimizin yüksek olduğunu açıkladık. Büyük ihtimal Pevrul Kavlak anketlerden çıkan sonuçları da açıklayacak. Gerçeği yansıtıp yansıtmadığını göreceğiz o gün. Şunu unutmasınlar artık Renault işçisinin eskisi gibi sessiz kalmaya niyeti yok. Öyle süslü laflar edip kandırırım dönemi bitti.” http://bit.ly/2u2KUxm

12.7.2017 - TEKNOROT’ta patron sendika el ele Türk Metal Sendikasının satış sözleşmesine karşı başlattıkları direnişleri patronun “Direnişi bitirin eskisi gibi aile olalım” sözü ve emniyet müdürü ile il alay komutanının şahitliğiyle bitirilen TEKNOROT’ta işçilerden bir kısmı diğer işçilere hedef gösteriliyor. Türk Metal yöneticilerinin yönettiği söylenen, Yalancı MİB isimli facebook sayfasında, direnişe katılan birkaç işçinin fotoğraflarıyla birlikte, “Biri işinden olursa sorumlusu sensin” mesajları paylaşılıyor. İşçiler ise tüm saldırılara karşı birlik olma çağrısı yapıyor. Facebook sayfasındaki paylaşımı gördüğünde çok şaşırdığını dile getiren bir TEKNOROT işçisi, “Direnişte başı çeken, başkalarından emir alarak ortalığı karıştıran bizmişiz. Eğer birisi işinden olursa hesabını bizden soracaklarmış. Bu sayfayı TEKNOROT yönetimi de takip ediyordur. Bize damgayı vurdular, çalışma arkadaşlarımızla birbirimize düşman edecekler. Biz, bize yapılanı yediremediğimiz için 3 gün direndik. Sendika bizi sattığı için eyleme başladık. Ama biz başkasından emir almışız gibi lanse ediyorlar. Birini işten çıkaracaklar diyecekler ki sorumlusu bu insanlar, gidin onlardan hesap sorun” dedi. http://bit.ly/2hpuGwC

13.7.2017 - Uğur Konfeksiyon'da baskı ve sömürü artıyor Yüzlerce eski işçiyi işten atıp yerine İşkur'dan bedava yüzlerce işçi alan Uğur Konfeksiyon’da  İşkur'dan gelen işçiler in çalışma koşullarının ağırlığından dolayı işten ayrılmasıyla işçi sayısında büyük bir düşüş yaşanmakta. Fabrika patronu buna rağmen üretimin düşmesini istemiyor, az işçi ile çok iş çıkarmanın peşinde baskı ve sömürüyü ağırlaştırıyor.Sürekli pazar mesailerine bırakılan işçilere, şimdi de 12 saat çalışma dayatılmakta. Üç vardiya olarak çalışan fabrika iki vardiyaya düşürülmek isteniyor. http://bit.ly/SG7-17-8

11.7.2017 - Çalışma Bakanı itiraf etti: “Her üç işyerinden biri işçi için tehlikeli” Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu 2010-2016 yılları arasında 90 binin üzerindeki işyerinde yapılan denetimlerde 30 bine yakın işyerinin iş güvenliği ve sağlığı açısından sorunlu olduğunu açıkladı. (Evrensel Gazetesi)

11.7.2017 - Tekstil fabrikasında işçilere su bile yok! Adana Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Bakırlar Tekstil'de çalışan işçilerin, içme suyunu bin bir zahmete katlanarak kendileri temin etmek zorunda kaldıkları öğrenildi. Dev- Tekstil Çukurova Temsilciliği tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Bu kadar sömürü, bu kadar kötü çalışma koşulları yetmiyormuş gibi iki aydır işçilere içecek suda verilmiyor" denildi. Dev- Tekstil tarafından yapılan açıklama şu şekilde: Bakırlar Tekstil işçilerinin çektiği çileler bitmiyor. Bu kadar sömürü, bu kadar kötü çalışma koşulları yetmiyormuş gibi iki aydır işçilere içecek suda verilmiyor. şçiler kendi içme sularını bu yaz sıcağında, Adana’nın sıcağında 2 aydır, 2 km mesafedeki Suluca mezarlığından kendileri getiriyorlar. Bakırlar Tekstil patronu işçilere içecek su sağlamıyor ama yeni bir fabrika kurmasını biliyor. Bakırlar Tekstil’de çalışan bir kardeşimiz yaşadıkları bu sorunlarla ilgili sendikamıza şu bilgileri verdi ve bu sorunun çözülmesini istedi.“İçecek suyumuz yok ama Bakırlar fabrika yapmaya, büyümeye devam ediyor. Mezarlıktan su dolduruyoruz. Çeşmelerde su yok ama yapacak çok fabrika var. İşçiye değer veren yok Bakırlar Tekstil’de.2 aydır yok. Her gün vardiyalardan rastgele kişiler gidip 2 km kadar, Suluca mezarlığından su getiriyorlar. Amirler arıza var, yapılıyor diyorlar amma biz fabrikada içecek su bulamıyoruz.Ama arka tarafa yeni yer yapıyorlar, boyahane. Bakırlar’ın 2 tane yeri var. Diğer yeri de buraya taşıyacaklar. Biz İçecek su bulamıyoruz.” http://bit.ly/2u24PwE

13.7.2017 - İzmir'de 346 işçi öğle yemeğinden zehirlendi İzmir'in Aliağa ilçesinde bir rafineri inşaatında çalışan 346 işçi gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Star Rafinerisi inşaatında çalışan 346 işçi, dün yedikleri öğle yemeği sonrası baş dönmesi ve mide bulantısı şikayetiyle hastaneye sevk edildi. (Cumhuriyet Gazetesi)

14.7.2017 - Şişecam patronu intikam için 4 günlük ücret kesti Şişecam patronu, talepleri ve grev hakkı için günlerce fabrikalarında direnen, her vardiyada belli zamanlarda üretimi durduran Şişecam işçilerinden, üretimi durdurdukları için 4 günlük ücret kesintisi yaptı. “Kesintiyle TİS’ten sonraki ilk ücretimizi zamsız aldık” diyen işçiler tepkili. Toplusözleşmede anlaşma sağlanamaması üzerine geçtiğimiz mayıs ayında grev kararı alan ve grevleri hükümet tarafından yasaklanan Kristal-İş üyesi Şişecam işçileri, hem taleplerinin karşılanması için hem de grev hakkı için fabrika içerisinde günlerce direnişe geçmişti. Her gün, vardiyaları bittikten sonra 8 saat fabrikalarını terk etmeyen işçiler, her vardiyada önce birer saat daha sonra ise ikişer saat üretimi durdurma eylemi yapmıştı. TİS’te anlaşma sağlandıktan sonra Şişecam patronu, direnişin intikamını almak için işçilerin ücretlerinden 4 günlük kesinti yaptı. Lüleburgaz’dan bir cam işçisi, “Hani 1 gün mazeretsiz işe gelmeyenlerin hem gelmediği günün hem de hafta tatilinin ücreti kesiliyor. Bu yasaya uydurmuşlar. Üretimi durdurduğumuz saatleri toplayıp 1 güne eşitlemişler. Mayıs ayında 1, haziranda 1 gün şeklinde. Buna iki gün de hafta tatilini eklemişler. 4 gün kesinti oldu. Bu ikişer günlük ücret kesintisiyle TİS’ten sonra ilk ücretimizi zamsız aldık. Bir sene için 11 aylık zam almış olduk yani” diye konuştu. http://bit.ly/2w8LKdu

14.7.2017 - Dünyada her gün 1 milyon iş kazası oluyor Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder, dünyada her gün yaklaşık 1 milyon iş kazası yaşandığını, iş kazası ve meslek hastalıkları sonucu her yıl 2.3 milyon işçinin hayatını kaybettiğini söyledi.

16.7.2017 - İki işçi madende hayatını kaybetti  Gümüşhane’nin Kelkit ilçesindeki bir maden ocağında karbonmonoksit gazından zehirlenen iki işçi yaşamını yitirdi, dört işçi de hastanelik oldu. (diken.com.tr)

19.7.2017 - Sermaye dostu bir erteleme daha: Endüstriyel kazalara davetiye çıkarılıyor AKP, işçi sağlığı ve iş güvenliğini hiçe sayma pahasına sermayenin uygulamada karşılaştığı zorlukları birbiri ardına gideriyor. Toplumun büyük bölümünü etkileyebilecek endüstriyel kazalarla ilgili işverenlere zorunlu kılınan bazı uygulamaların yürürlük tarihleri ertelendi. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nda “az tehlikeli” sınıfta faaliyet gösteren ve 50’den az çalışanı olan işletmelerde uzman istihdamı zorunluluğunu 2020’ye erteleyen AKP, şimdi de yaptığı yeni değişiklikler ile sermayenin iş güvenliği alanındaki bazı sorumluklarını yerine getirmesini bir kez daha erteledi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın aldığı ortak karar sonrası Resmi Gazete’de ‘Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik’te değişiklik yapan yeni bir yönetmelik yayımladı. Büyük endüstriyel kuruluşlarda çevre ve insan sağlığı açısından sorunlar oluşturabilecek tehlikeli maddelerin sebep olduğu yayılım, yangın veya patlamaların önlenmesi için 2013 yılında çıkarılan yönetmelik değiştirildi. Yönetmeliğe eklenen geçici madde ile işletme sahiplerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bildirmek için bilimsel yöntemlerle hazırlaması gereken “Büyük kaza önleme politika belgesi” ve “Güvenlik raporu” zorunluluğu, 2019'a ertelenerek uygulamadan kaldırıldı. Ayrıca yeni yapılan değişiklerle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bildirilen güvenlik raporlarının kuruluşlara geri iade edilmesi de hükme bağlandı. Bu değişikliklerle büyük endüstriyel işletmelerin altı ay içerisinde bulundurduğu tehlikeli maddelerin cinsi ve miktarındaki değişiklikleri Bakanlığa bildirme zorunluluğu ortadan kaldırıldı. http://bit.ly/2wo8CoG

26.7.2017 - OHAL’de iki bine yakın işçi katledildi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yayınladığı rapora göre OHAL’de en az 1963 işçi, iş cinayeti sonucu yaşamını yitirdi. İnşaat, tarım ve taşımacılık iş kollarının iş cinayetlerinde ilk üç sırada olduğu belirtilen raporda, tarımda iş cinayetlerinin yüzde 10 azalmasının nedeninin Kürt illerinde uygulanan sokağa çıkma yasakları ve tarım alanlarının ranta açılması olduğuna da dikkat çekildi. Metal, maden ve enerji iş kollarındaki iş cinayetlerinin oransal olarak arttığı belirtilen raporda, 2017’nin ilk yarısında ekonominin yüzde 5 büyüdüğüne de değinilerek bu büyümenin işçilerin canı üzerinden gerçekleştiğine dikkat çekildi.Sanayi kentlerinde iş cinayetlerinin “alarm verdiği” ifade edilen raporda OHAL sürecinde kamu kurumları ve 50’den az işçisi olan az tehlikeli iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi çalıştırma zorunluluğunun 1 Temmuz 2020 tarihine ertelendiği de hatırlatıldı.

26.7.2017 - ITUC’dan “küresel işçi hakları” raporu: “Türkiye, çalışanlar için en kötü 10 ülke arasında ITUC Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu “Küresel İşçi Hakları Endeksi” raporunu yayınladı.İşçilerin en temel hakları konusunda, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın en kötü bölgeler olduğu belirtilirken Körfez ülkelerinde örgütlenme özgürlüğünün bulunmadığı, milyonlarca göçmen işçinin zorla çalışma tehdidi altında olduğu ve bu hak gasplarına dayanak olan “kafala” sisteminin varlığını sürdürdüğü ifade edildi. Ortadoğu’da örgütlenme özgürlüğüne, demokrasi ve haklara yönelik tehditlerin, şiddetin, baskıların ve inkârın artarak devam ettiğinin kaydedildiği raporda, sendikal hakların görece korunduğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde de haklarda önemli gerilemeler yaşandığı belirtildi. Çalışanlar açısından  Türkiye’nin en kötü 10 ülke arasında yer aldığı raporda, en az 1390 KESK üyesine sendikal faaliyetleri sebebiyle soruşturma açıldığı, 248’inin sürgün edildiği, 403 kişinin emekliliğe zorlandığı ve 102 kişinin ise gözaltına alındığını veya tutuklandığı kaydedildi. 10 Ekim Ankara Katliamı’nın da yer aldığı raporda, Renault fabrikasında örgütlenme özgürlüğü talebiyle barışçıl gösteri hakkını kullanan işçilere yönelik polis saldırısı ve yaşanan işçi kıyımı da vurgulandı. ITUC’un, Kürt illerinde işçi ve emekçilerin kolluk güçleri tarafından öldürülmesini de şiddetle kınadığının belirtildiği raporda barış bildirgesini imzaladığı için işten atılan akademisyenlere de yer verildi. İş kanunu ve özel istihdam büroları hakkındaki değişikliklerin istişare edilmeden meclise getirildiği belirtilerek bu değişiklikler ile patronun işçileri güvencesiz ve geçici sözleşmelerle istihdam edebileceği ifade edildi. http://bit.ly/SG7-17-6

26.7.2017 - Renault’da son dört yılda onlarca işçi intihar etti Fransa’da yayın yapan Le Parisien gazetesinin Renault Grubu’nda çalışan sendikalarla yaptığı ve 25 Temmuz günü yayınlanan araştırmaya göre son dört yıl içinde onlarca intihar ve intihar girişimi yaşandı.Gazetenin Renault'ya ait 11 üretim sitinden 4'ünde sendikalar ile yapmış olduğu araştırmada, 2013 yılından buyana Grup'ait Cléon, Douai, Sandouville, Le Mans sitlerinde 10 intihar ve 6 intihar girişimi yaşandığı belirtildi.İntiharların en çok yaşandığı sit ise Saint-Maritime bölgesinde bulunan motor üretiminde uzman Cléon. Burada 10 intihar girişimi yaşandı..Yaklaşık on sene önce de Technocentre Guyancourt'da da birkaç ay içinde üç intihar yaşanmıştı.İntiharlar Renault ile sınırlı değil. Fransız telekomünikasyon şirketi Orange'da da ağır çalışma koşulları sonucu 2008-2009 yıllarında 35 çalışan hayatına son verdi. Postane çalışanları, tarım işçileri, hastanelerde hemşireler, temizlik işçileri ve birçok değişik işkolunda çalışan işçiler sıklıkla intihar etme yoluna gidiyor. Neredeyse her konu üzerine istatistik bulmak mümkün olan Fransa’da, işçi ölümleri ve intiharlar üzerine istatistik bulmak ise mümkün görünmüyor. http://bit.ly/SG-1-1

17.7.2017 - Küresel Sanayi İşçileri Sendikaları: Türkiye, hak gaspında en kötü ülke Avrupa’da 7 milyon Türkiye’de ise 300 bini aşkın üyesi olan Küresel Sanayi İşçileri Sendikası IndustriALL Avrupa Genel Sekreteri Luc Triangle, Cumhuriyet gazetesinden Şehriban Kıraç ile yaptığı röportajda 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana sendikalar üzerindeki baskılar ve dayanışma için neler yapıldığı ile ilgili konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  ‘OHAL’i grev tehdidi olan yere müdahale için kullanıyoruz’ şeklindeki beyanına karşılık Luc Triangle “IndustriAll Avrupa Türkiye’deki örgütlenme özgürlüğü konusundaki hak ihlalleri ve grev yasaklamaları konusunda derin kaygı duymaktadır. Türkiye, ILO’nun 87 ve 98 sayılı Sözleşmelerini imzalamış olmasına rağmen, uzun yıllardır bu iki anlaşmayı hem yasal mevzuatı ile hem de pratik uygulamaları ile ihlal etmektedir. Şu anda mevcut OHAL ile, bu ihlaller daha sistematik ve hatta daha sert bir hal aldı. Son dönemde, sendika liderlerinin tutuklanmaları, işçi eylemlerine polis müdahalesi ve grevlere sistematik olarak yasaklama ile ilgili daha fazla haber duyar olduk. Bu durum aynı zamanda, işverenleri de bu OHAL döneminde işçilerin haklarına saldırma konusunda cesaretlendiriyor. Şu anda, üyelerimize yönelik bu saldırılara karşı süren direnişler var; Öziplik İş üyesi Beks Çorap işçileri ve AKG Termoteknik ve Diam Vitrin’de Birleşik Metal İş üyesi işçiler bu saldırılara karşı direniyorlar. Grev hakkının bir suiistimal aracı olduğu yönündeki iddiaları reddediyoruz.” dedi. Yine; baskıların sendikalara yönelmesi durumunda şu uyarılarda bulundu: “Sendikalar demokrasinin temel bileşenidir. Türkiye’de demokrasinin kısıtlanması aslında sendikaların da faaliyetinin kısıtlanması anlamına geliyor. Biz bu nedenle sendikalara baskıyı beklememeliyiz. Bunu öngörüp buna karşı önlem almalıyız ve mücadele geliştirmeliyiz. Bu tarz baskıcı ortamların arttığı dönemlerde muhalif sendikalar daha fazla sorgulanacak baskılar daha fazla artacak. Biz bu tarz örnekleri başka ülkelerde gördük. Şu anda Türkiye’de mevcut hükümeti destekleyen sendikalar da vardır, ona muhalefet edenler de. Ancak bir noktada baskılar böyle devam ederse öyle bir noktaya gelinecektir ki mevcut muhalif sendikalara daha fazla baskı olacaktır. Bizim de daha fazla sesimizi çıkarmamız gerekiyor ki bu olmadan bunu engelleyebilelim. Baskılara karşı sendikaların kendi aralarında bir koalisyon kurmaları gerekiyor. Muhalif kesimlerle daha fazla bir araya gelip seslerini daha fazla duyurmaları gerekiyor. Türkiye’de olup bitenlerle karşı durmak için daha fazla işbirliği ve koalisyon şart. Aynı zamanda bizim de Türkiye’deki işçiler için daha fazla uluslarası dayanışmaya gitmemiz gerekiyor. Türkiye’de işçilerin hakları korunmazsa biz Avrupa’da da işçilerin haklarını koruyamayız. Biz buna izin verirsek gelecekte Avrupa’daki işçilerin de haklarının da saldırıya uğramasına izin vermiş oluruz.” http://bit.ly/2w94Yjt

19.7.2017 - Ölümün kokusunu 100 liraya soluyorsun Mangal kömürü işçileri, zor koşullar altında çalışmalarına rağmen günlük 70 ila 100 TL arasında yevmiye alıyor. Kömür üretimi yapan üreticiler de işçiler de kayıt dışı çalışıyor. Güvenlik önlemlerinin alınmadığı üretim sırasında işçiler eldivensiz ve maskesiz çalıştıkları için ağır solunum hastalıklarıyla karşı karşıya. Kadınlar ise dumanın zehrinden korunmak için başlarına bağladıkları örtüleri kullanıyor. Ölümün kokusu altında uzun çalışma sürelerine rağmen işçiler günlük 70 ila 100 TL arasında yevmiye alırken, bir kadın işçinin “Ölümün kokusunu burada 100 TL’ye soluyorsun” demesi çalışma koşullarındaki tehlikeyi gözler önüne seriyor. http://bit.ly/2wnJiiD

21.7.2017 - Patronlara teşvik üstüne teşvik, işçilere kuyu suyu İki kişilik vinç sepetine 6 kişinin bindirilmesi sonucu dün 3 işçinin yaşamını yitirdiği Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB), işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili ihlaller dizboyu. Yaklaşık 40 bin işçinin çalıştığı AOSB’de işçilere kuyu suyu içirildiği iddia ediliyor. Havaların ısınmasıyla daha da sağlıksız bir duruma gelen ve kokan kuyu suları, işçilerin sağlığını tehdit ediyor. Dev Tekstil Sendikası Çukurova Temsilciliği’nden yapılan açıklamaya göre, “AOSB’de çalışan yaklaşık 40 bin işçi, havaların ısınmasıyla kokmaya başlayan sağlıksız kuyu sularından içmeye mecbur bırakılıyor.”  http://www.birgun.net/haber-detay/patronlara-tesvik-ustune-tesvik-iscilere-kuyu-suyu-170941.html

23.7.2017 - Tarım işçisi kadınlar: Tarlada köle gibi çalışıyoruz Mersin'in Tarsus İlçesi Alifaki Köyü’nde patlıcan tarlalarında çalışan kadınlar, sabahın erken saatlerinde akşamdan hazırladıkları kumanya ve buzlu sularlıyla yollara düşüyor. Kadınlar, güneşten korunmak için de yüzlerine tülbent ve kollarına uzun kollu elbise giymek zorunda. Güneşin dik ışınlarına rağmen tarlayı “ekmek parası” diyerek terk etmeyen kadınlar, tüm gün sadece bir saat mola verebiliyor. Kadınlar için tarladan sonra yeni bir mesai bu kez evde başlıyor. Hasta, yaşlı, çocuk bakıcılığı yanı sıra yemek, bulaşık, çamaşır ve temizlikten dolayı gece yarılarına kadar çalışan kadınlar, birkaç saatlik uyku ile yeni güne başlıyor. Bunca zahmetin karşılığında aldıkları yevmiye ise 47 ila 50 TL arasında. (Urfa/Dihaber)

4.7.2017 - Kayyım işçilerin alacaklarını gasp etti KHK’lara dayanarak işten atılan ya da iş akitleri askıya alınan işçilere Şırnak’ın Silopi Belediyesi’nde çalışan taşeron işçileri de eklendi. Kayyım atanan Silopi Belediyesi’nde işten atılan 113 işçiye iş akitlerinin feshedildiği bilgisi 10 gün sonra tebliğ edildi. 10 gün boyunca işten atıldıklarını bilmeyerek çalışmaya devam eden 113 işçinin alacakları ise ödenmedi. Belediyenin, sözleşmesini bitimine 8 ay kala iptal ettiği taşeron şirketin 6 otobüs şoförüne verilen avansın kendilerine geri ödenmediği takdirde 113 işçinin alacaklarını vermeyeceği öğrenildi. http://bit.ly/SG7-17-7

26.7.2017 - Kayıt dışı Suriyeli tekstil çalışanlarına köle muamelesi Türkiye'de 13 milyon sigortalı çalışandan 6 milyonunun asgari ücretle çalıştığını dile getiren Öz-İplik-İş Sendikası Genel Başkanı İnanç şöyle devam etti: "Ülkemizin bazı bölgelerinde çalışan insanlar asgari ücretin de altında maaş alıyor. Bu durum şu şekilde gerçekleşiyor: Bazı işverenler, işçiye asgari geçim indirimini vermiyor ya da işverenler işçilerin maaşlarını yatırdıkları hesaba bağlı olarak bir ek kart çıkarıyor, maaşı prosedüre uygun bir şekilde işçinin hesabına yatırıp, ek karttan bir kısmını kendisi çekiyor. Biz işçi arkadaşlarla konuşup şikayet edin dediğimizde korkuyorlar. Bizim de bu durumu tespit ederek şikayetlerde bulunduk ama karşılığını bulamadık." http://bit.ly/2u2qwg8

26.7.2017 - TÜMTİS’ten DHL’ye çağrı: Sendika haktır, saygı duyun! Tüm Taşıma İşçileri Sendikası (TÜMTİS), dün 9 üyesinin işten atıldığı DHL Express adlı işyerinin önünde eylem yaparak, patronu işçilerin sendika hakkına saygı göstermeye ve imzaladığı protokole uymaya çağırdı. Eyleme Türk-İş, DERİTESK, Türk Metal, Belediye-İş, Selüloz-İş, Petrol-İş, TEKSİF, Cam Keramik-İş, Gıda-İş yöneticileri ile siyasi parti temsilcileri destek verdi. Eylemde konuşan TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk ve Türk-İş 1. Bölge Temsilcisi Adnan Uyar, şirketi sendikalı işçilere baskı kurmaktan ve toplu sözleşme hakkını ihlal etmekten vazgeçmeye çağırdı. Basın açıklamasını okuyan TÜMTİS İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ersin Türkmen ise şunları kaydetti: “İşçilerin sendikal haklarına tahammül göstermeyen DHL Express, sendikamıza üye olduğu için 9 işçiyi işten çıkardı. İşverenin yasa tanımaz bir tutumla, kanunları ve altına imza attığı taahhütlerini hiçe saymak pahasına işçi çıkarma yolunu seçmesi kabul edilemez. Bugün direnişimizin 9’uncu günü. Anayasal haklarını kullanarak sendikamıza üye oldukları için işten çıkarılan üyelerimiz işbaşı yapana kadar direnmekte kararlıyız!” http://bit.ly/SG8-72

27.7.2017 - Kozmetik devi Oriflame’de 8 işçi sendikalı oldukları için işten atıldı Tuzla’da kurulu İsveç sermayeli Oriflame deposunda DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikasına üye olan 8 işçi işten atıldı. İş yerindeki ağır çalışma koşulları ve hakaretten kurtulmanın yolunun sendika olduğunu belirten işçiler Sosyal İş Sendikasında örgütlendi. İşçiler örgütlendikten sonra işten çıkarıldı. Atılan işçilerden Suat Gençtoy süreci şöyle anlatıyor: “Sendikalaşma ortak fikrimizdi. Düzensiz çalışma ortamından rahatsız olduk. Düzgün bir iş düzeni istedik. Bu olanağı sendikayla bulabiliriz diye düşündük. Ücret düşük, çalışma ortamı kötü. Sendikalaştığımız için işten atıldık.” http://bit.ly/SG8-71

27.7.2017 - Sigortalı işçi sayısı 881 bin arttı ama sendikalılık oranı yüzde 12.18’den yüzde 11.95’e geriledi Toplam işçi sayısı ocak ayına göre 881 bin 785 arttı. Buna karşın sendikalı işçi sayısındaki artış ise 77 bin 73 kişide kaldı. Sendikalaşma oranı yüzde 12.18’den yüzde 11.95’e geriledi. En fazla üyeye sahip işçi konfederasyonu Türk İş, üye sayısı en fazla artan işçi konfederasyonu ise Hak İş oldu. En fazla üyeye sahip işçi sendikası da değişti. Hak İş Başkanı Mahmut Arslan’ın genel başkanı olduğu Hizmet-İş Sendikası üye sayısında Türk-İş’e bağlı Türk Metal Sendikası’nı geçti. Hizmet-İş Sendikası’nın üye sayısında 6 ayda 19 bin 842 artış oldu. http://bit.ly/SG8-70

27.7.2017 - ‘Zorunlu arabuluculuk işçinin korunması ilkesine aykırı’ İzmir Barosu, iş hukukuna da getirilmek istenen zorunlu arabuluculuk uygulamasının işçiler ve sendika açısından hak kaybına neden olacağı vurgulanarak işçinin korunma ilkesine aykırı olduğu dile getirildi. Hükümetin Meclise sevk ettiği, 'İş Mahkemeleri Kanun Tasarısı' ile kanunda ciddi değişikliklere gidilmesi planlanırken, tasarının 3. maddesi ile de zorunlu arabuluculuk sistemi uygulamaya sokuluyor. Geçtiğimiz yıl tartışmaya açılan tasarı bu haliyle yasalaşırsa, iş mahkemelerinde dava açmak isteyen işçi; “kanundan, bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi alacağı ile işe iade davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunda” kalacak. Aksi halde; arabuluculuğa başvurmadan dava açan işçinin davası “dava şartı noksanlığından” mahkemece usulden reddedilecek. Tasarı ile İzmir Barosu açıklaması yaptı. İzmir Barosu Nevzat Aydemir Salonu'nda gerçekleşen basın toplantısına Türk İş Ege Bölge Temsilcisi Süleyman Yıldırım da katılırken, açıklamada yargının iş yükünün hafifletilmesi gerekçesiyle getirilen bu değişikliklerin, işçiler ve sendikalar açısından ciddi hak kayıplarına neden olacağı vurgulandı ve tasarının geri çekilmesini istedi. Basın metnini okuyan İzmir Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Komisyonu'ndan sorumlu Yönetim Kurulu üyesi Av. Gamze Erkoç, tasarının işçiyi koruma ilkesine aykırı olduğunu belirterek " Yargının iş yükünü hafifletmek için; “silahların eşit” olmadığı, güçlü işveren karşısında zayıf işçinin korunmaya muhtaç olduğu iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabulucuya gidilmesi kabul edilemez. Arabuluculuğun gönüllü olması bir yere kadar kabul edilebilir. Kaldı ki, Arabuluculuk Kanunu’nda da “gönüllülük” esas alınmıştır. Hal böyle olunca iki kanun arasında da çelişki ortaya çıkacaktır" dedi. http://bit.ly/SG8-69

27.7.2017 - Batıçim Cam Keramik-İş üyesi 3 işçiyi işten attı Bornova’da bulunan Batı Çimento (Batıçim) fabrikasında Cam Keramik-İş üyesi 3 işçi işten atıldı. Daha önce Çimse-İş Sendikasına üye olan işçiler, sendikanın sorunları ile ilgilenmemesi, taleplerine cevap vermemesi üzerine anayasal haklarını kullanıp Cam Keramik-İş Sendikasına geçmişti. Batıçim yönetimi ile Çimse-İş Sendikası ise sendika değiştiren işçilere baskı yapıp, ikramiyelerini ödememek ve işten atmakla tehdit ederek geri döndürmüştü. Baskılara direnip sendika üyeliğini devam ettiren işçiler ise yaklaşan TİS öncesi işten atıldı. http://bit.ly/SG8-68

29.7.2017 - Vietnam'daki fabrikada yangın: 8 ölü, 2 yaralı Vietnam'ın başkenti Hanoi'de bulunan pasta fabrikasında çıkan yangında 8 işçi hayatını kaybetti, 2 işçi yaralandı. Yetkililer tarafından yangının neden kaynaklandığına dair henüz açıklama yapılmadı. http://bit.ly/SG8-67

31.7.2017 - “Dünya devi” Kordsa’da işçinin değeri yok Sabancı’ya ait, lastik takviye malzemeleri ve kord bezi üreten Kordsa’da işçiler huzursuz. Toz, duman, yağ ve sıcak hava içerisinde çalışan işçiler fabrikanın yaz aylarında cehenneme döndüğünü ifade ediyor. Prosedür gereği fabrikada kontroller yapıldığını söyleyen işçiler çalışma koşullarının düzeltilmediği gibi ücretlerde de iyileştirme yapılmadığını belirtiyor.Kocaeli'de faaliyet gösteren Kordsa’da 18 yıldır çalışan bir işçi, “Çok gürültülü bir ortamda çalışıyoruz işitme kaybı olan bir sürü arkadaşımız var. Tozları emmek için emici bir sistem yapmaları gerekiyor yapmıyorlar, egzoz dumanı için sistem kurmaları gerekiyor ama kurmuyorlar. Klima bile takmıyorlar. Fabrika hiç durmadığı için bakım da yapılmıyor. Her şey formalite icabı, yeter ki maliyet artmasın, işçinin canının kıymeti yok” dedi. TEKSİF’in örgütlü olduğu Kordsa’da, 2016 yılında yapılan grup sözleşmesiyle beraber zam aldıklarını belirten bir işçi de “Asgari ücrete zam yapılınca bizde de zam yaptılar yeni işçilere. Ben 18 yıllık işçiyim 30-40 TL zam aldım. Sendika geçen hafta eski işçiler de dahil olmak üzere herkese iyileştirme yapılması için işverenle görüşmüş; herkes büyük bir beklenti içerisinde. Eğer karşılanmazsa ona göre yolumuzu çizeceğiz” diye konuştu. http://bit.ly/SG8-66

31.7.2017 - Digel Tekstil’de kadın işçilere cinsel taciz için erkek patronlar işbirliği yapıyor! Ege Serbest Bölge’de bulunan DİGEL Tekstil fabrikasında yönetim tarafından bilinen ve anlaşmalı bir şekilde sürdürülen taciz ve tehdit olaylarına karşı Türk-İş’e bağlı TEKSİF suç duyurusunda bulundu. Fabrika’da 2 aydır sürdürülen faaliyetler sonucu ortaya çıkan durumu Örgütlenme Uzmanı Ali Bayram değerlendirdi . Bayram ,  özellikle Ege Bölgesi’nde sendikaların yetersiz kaldığı, bölgede çalışan işçilerin çok yalnız bırakıldığı ve sermayenin bu bölgeyi kendine özerk alan tahsis ettiğini ve istediği gibi hareket ettiğini belirtti. DİGEL’in bir Alman firması olduğunu belirten Bayram “Almanya’nın en büyük aile şirketlerinden bir tanesidir. Fabrikada 270 tane çalışanı bulunmakta ve çalışanların %80’ini ise kadınlar oluşturmakta’’ifadelerini kullandı. http://bit.ly/SG7-17-2

31.7.2017 - Adana’da katledilen işçiler “tali kusurlu”, failler serbest Adana’da iki kişilik vince 6 işçinin bindirildiği ve vincin yere çakılması sonucu 5 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetinde, ikisi “asli kusurlu” üç fail, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sigortasız çalıştırılan ve katledilen işçiler de “tali kusurlu” gösterildi. http://bit.ly/SG7-17-3


İşçi Mücadeleleri


4.7.2017 - Trakya Cam Polatlı Fabrikası için grev kararı Trakya Cam bağlı ortaklığı Trakya Polatlı Cam Sanayii Polatlı Fabrikası'nda Kristal-İş Sendikası'nın 3 Temmuz'da grev kararı aldığını duyurdu.  http://bit.ly/SG8-65

5.7.2017 - Petrol işçisi TP Genel Müdürlüğü'nü işgal etti Kaynak: Petrol işçisi TP Genel Müdürlüğü'nü işgal etti Türkiye Petrolleri’nin (TP) bünyesinde yürüttüğü saha hizmetlerini TPIC’e devredilmesi yönündeki karar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak tarafından imzalanarak Bakanlar Kurulu’na sunulmasına tepki gösteren Petrol-İş üyesi işçiler Genel Müdürlük binasını kısa süreliğine işgal etti. Daha önce sendikanın görüşme talebine yanıt vermeyen Enerji Bakanı Albayrak’la görüşme sözü verilince işçiler genel müdürlükten çıkarak eyleme son verdi. Sendika heyeti de görüşme yapmak üzere bakanlığa gitti. Türkiye Petrolleri'nin Adıyaman, Batman ve Trakya Bölge Müdürlükleri’nden Ankara’ya gelen işçilerle Genel Müdürlük işçileri, TP önünde toplandılar. Özelleştirme ve taşeronlaştırmanın önünü açacağını belirttikleri devir işlemine itirazlarını dile getirmek isteyen işçiler, Genel müdürlük binasına girdiler. Burada özel güvenlik görevlileriyle yaşanan tartışmanın ardından işçiler binanın ikinci katına çıktılar. Merdivenleri de tutan işçilerin eylemi sürerken TP yöneticileri eyleme son verilmesini istediler. Sendika yöneticileri, Başbakanla bile konuyu görüşmelerine rağmen asıl muhatapları Enerji Bakanıyla randevu taleplerine yanıt verilmediğini, Bakanla görüşme sözü almadan eylemin bitmeyeceğini belirttiler. Kısa bir süre sonra sendikacılar görüşmek üzere Enerji Bakanlığı’na çağrıldılar. Bunun üzerine işçiler eylemi sonlandırdılar. Sendika heyeti de görüşme için Bakanlığa gitti. İşçiler, Bakanlar Kurulu’nun onayına sunulan kararın geri çekilmesini istiyorlar. Kaynak: Petrol işçisi TP Genel Müdürlüğü'nü işgal etti. http://bit.ly/SG8-64

15.7.2017 - İzmir Büyükşehir'de hakkını arayanlar işten çıkarıldı İzmir Büyükşehir Belediyesi, geçmişe yönelik ilave tediye hakkını arayan ve belediye kadrosu isteyen çok sayıda şirket çalışanını cezalandırmak için işten çıkardı. Gözler ise sendikaların vereceği tepkide. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde ilave tediye ve kadrolu çalışma krizi devam ediyor. Son olarak İZENERJİ ve İZELMAN'ın toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde de gündeme gelen belediye işçilerinin kamu işi yapmalarından kaynaklı hakkı olan ilave tediye de olarak bilinen 52 günlük ikramiyenin geçmişe yönelik kısımlarının ödemesini isteyen işçiler işten çıkarıldı. İşten çıkarılanlar arasında belediyenin kendi kadrosuna geçmek için muvazaa davası açanlar da bulunuyor. http://bit.ly/SG8-63

12.7.2017 - İZDENİZ işçileri CHP’li Belediye’ye karşı greve çıktı, vapur seferleri durdu CHP İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketi İzmir Deniz İşletmeciliği Nakliyat Turizm ve Ticaret A.Ş. (İZDENİZ) ile Türk-İş'e bağlı Türkiye Denizciler Sendikası (TDS) arasında, 250 personeli kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamayınca, yolcu vapurları ve araba vapurlarında grev başladı. Karşıyaka ilçesindeki Bostanlı Vapur İskelesi önünde toplanan yaklaşık 50 kişilik grupla birlikte açıklama yapan TDS Genel Başkanı Dr. Hasan Pekdemir, "Türkiye Denizciler Sendikası'nın 66 yıllık tarihinde ilk kez bir grev uygulamasına geçiyoruz.” dedi. http://bit.ly/SG8-62

16.7.2017 - Güvenlik görevlileri 13 gündür Sio Otomotiv’ önünde Çorlu’daki Sio Otomotiv’de taşeron şirket DAG Güvenliğe bağlı olarak çalışan ve “Taşeron sistemini yıkacağız” kampanyası başlatarak, DİSK/Güvenlik-Sen’e üye oldukları için işten atılan 3 güvenlik görevlisi 13 gündür Sio Otomotiv önünde direniyor. Geçtiğimiz Cuma günü bir basın açıklaması yapan işçiler taleplerinin karşılanmasını istedi. Öte yandan hem kendi sendikalarından hem de fabrikada örgütlü olan Birleşik Metal-İş’ten de destek bulamadıklarından yakındı. Basın açıklamasını okuyan atılan işçilerden Uluç Gavazoğlu, “İki gün gündüz iki gün gece olmak üzere günde 12 saat çalışıyoruz, sigorta primlerimiz eksik yatırılıyor, çoğu zaman maaşlarımız geç yatırılıyor, güvenlik harici iş yaptırılıyor” diye yaşadıkları sorunları anlattı. Bu sorunların taşeron sisteminin dayattığı sorunlar olduğunu dile getiren Gavazoğlu şöyle devam etti: “Sendikamızın genel başkanı ve iki yöneticisi, sendika üyesi iki kişi hakkında sosyal medya paylaşımı üzerinden savcılığa suç duyurusunda bulundu. Yola çıkarken DİSK’e bağlı bir sendikaya üye olduğumuz için Sio Otomotiv’de örgütlü olan Birleşik Metal-İş Trakya şubesinden destek alacağımızı sanıyorduk. Ama şubeyi karşımızda bulduk. Kendi üyeleri içinde hakkımızda karalamalarda bulunduğunu öğrendik” dedi.


19.7.2017 - Gemlik Gübre'de grev devam Gemlik Gübre’de yaklaşık bir yıl önce Petrol İş Sendikası’nın aldığı kararın ardından 326 işçinin başlattığı grev devam ederken, işverenin anlaşma çağrıları da sonuçsuz kaldı. Son olarak işçilerden gelen talepler doğrultusunda Gemport liman işletmesinde bir araya gelen fabrika yöneticileri ve işçiler son durumu değerlendirdi. http://bit.ly/SG8-61

21.7.2017 Bornova Belediyesi İzbaş işçileri grevde Bornova Belediyesine ait İZBAŞ Şirketi'ne ait işletmeler ile işyerlerinde örgütlü Türk İş'e bağlı Belediye İş Sendikası İzmir 2 No’lu Şube arasında 9 Şubat'tan beri süren yeni toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ücret maddesindeki anlaşmazlıktan dolayı tıkanınca işçiler bugün greve başladı. 55 işçiyi ilgilendiren ve önümüzdeki 2 yıl boyunca geçerli olacak görüşmelerde Bornova Belediyesi yüzde 6'lık zam önerisinde bulunurken Belediye İş Sendikası zammın enflasyon oranında çekilmesini istedi. Grevle birlikte belediye şirketi İZBAŞ’a ait sosyal tesisler, otopark işletmeleri ile restoran, kafeterya ve düğün salonları gibi birimlerde hizmet verimi durdu. Greve çıkan belediye işçileri bu sabah belediye binası önünde açıklama yaptı. Büyükpark içinde toplanan Belediye İş üyeleri “İş ekmek yoksa barış da yok”, “Hak, hukuk, adalet”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Grev hakkımız söke söke alırız” sloganları ile belediye binasının önüne yürüdü ve burada taleplerini dile getirdi.

25.7.2017 - Kent-Yol AŞ. işçileri CHP’li Belediye’ye karşı eylem yaptı Şişli Belediyesi şirketi Kent-Yol AŞ’de çalışan Genel-İş üyesi işçiler, şirket değişikliği yapılacağı ihaleyi protesto etmek için iş bırakma eylemine devam etti. İhale protestolar arasında tamamlanırken, işçiler “Ekmeğimizi alın terimizi, iş güvencemizi, asla taşerona teslim etmeyeceğiz, bedeller ödeyerek kazandığımız haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi. Yarın ihalenin iptal edilmesi talebiyle 25 kişiyle Ankara’ya yürüyüş başlatacak olan işçiler, belediye önüne de direniş çadırı kuracak. Şişli Belediyesinin başkanlık binası önünde dün sabah saatlerinde toplanan işçiler alkış ve sloganlarla CHP’li belediye yönetimini protesto etti. “Emekçiler burada başkan nerede”, “Direne direne kazanacağız”, “İş, ekmek, adalet”, “Hak, hukuk, adalet” sloganlarının atıldığı eyleme 3 TOMA ve çevik kuvvet ekipleri de yığınak yaptı. Eylem nedeniyle Şişli’de çöpler dün de toplanmadı. İhalenin yapılacağı belediye katında çevik kuvvet ekipleri beklerken, belediye binasında asansörler çalıştırılmadı. “Adalet yürüyüşünde dağları taşları beraberce aştık” diyen DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Adil Çiftçi ise “Şoförlük yaptık, yolları temizledik, hizmet ettik, gecemizi gündüzümüze kattık. Niye beraber yürümüyoruz şimdi? Niye satıyorsunuz? Evimize ekmek götürüyoruz. Demek ki yoldaşlık bitti aramıza rant girdi. Para çıktı her şey bozuldu. Seçim gelecek oy isteyeceksiniz. Biz açız diyeceğiz” şeklinde konuştu.  http://bit.ly/SG8-60

27.7.1017 - Direnişteki Orkide Yağ işçilerinden boykot çağrısı 15 Temmuz darbe girişimi sonrası “FETÖ/PDY” soruşturması kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulan Küçükbay Şirketler Grubuna ait Orkide Çiçek Yağı fabrikasına atanan kayyım tarafından Hak-İş’e bağlı Öz Gıda-İş Sendikasına üye olduğu için işten çıkarılan işçilerin direnişi 46. gününü geride bıraktı.İşçiler son olarak talepleri karşılanana kadar Orkide ürünlerini tüketmeme çağrısında bulundu. http://bit.ly/SG7-17-10

28.7.2017 - Avcılar Belediyesi'nde ücretleri ödenmeyen işçiler iş bıraktı Avcılar Belediyesi’nin Fen İşlerine bağlı baş şoförlük, destek hizmetleri ve park bahçeler müdürlüğü bölümlerinde çalışan işçiler ücretlerinin ödenmemesi üzerine yasadan doğan haklarını kullanarak iş bıraktı. 320’si Belediye-İş Sendikası üyesi, kalana sendikasız olmak üzere 400 civarı taşeron işçi, ücretleri ödenene kadar işbaşı yapmamakta kararlı. Konuyla ilgili gazetemize açıklama yapan Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Erol Özdemir, yaklaşık 3 aydır ücret sorunu yaşadıklarını belirterek “Bayramdan önce ödeme yapılmadı. Sadece bayramdan sonra yarım aylık ücret ödendi. 2.5 aylık ücret içeride. Dolayısıyla işçiler yasanın onlara verdiği hakkı kullanıyor” dedi. İşçilerin dün sabah saat 08.00’dan bu yana işbaşı yapmadığını söyleyen Özdemir, “Bu insanlar ücretleri dışında geliri olmayan insanlar. Aldıkları ücretler de öyle yüksek değil ortalama 2 bin lira. 3 ay ücret alamayınca ev sahibi ile karşı karşıya geliyor, borcu varsa bankayla, bakkalla karşı karşıya geliyor. 45-50 yaşında insanlar gerçekten ağlıyorlar. Durum içler acısı desek yeridir. Yani iş bırakmaya mecbur kaldılar” dedi. Belediye Başkanının önceki gün yaptıkları görüşmede “sıkıntılı olduklarını, çözmeye çalıştıklarını” söylediğini aktaran Özdemir, ancak somut bir yanıt alamadıklarını belirtti. Özdemir, ücretler ödenene kadar işçilerin iş başı yapmayacağını bildirdi. http://bit.ly/SG8-59

31.7.2017 - Tekno Maccaferri’de grev başladı Düzce’de bulunan İtalyan menşeli Tekno Maccaferri ile Birleşik Metal-İş Sendikası arasında süren toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine bugün grev başladı. “Bu iş yerinde grev var!” pankartı asılarak başlatılan grevde Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, Mart ayından bu yana süren görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerin greve başladıklarını belirtti. Patronların grev yasaklarına güvenerek işçilerle alay etmeye çalıştıklarını ifade eden Serdaroğlu, Tekno Maccaferri patronuna seslenerek; "Hükümete güvenip insanları greve sürükleme düşünceniz varsa oradan bir sonuç alamazsınız. Hükümet bu grevi yasaklarsa bilin ki burada huzuru ve güveni bulamazsınız” dedi. Fabrika yönetimi grevi engellemek için grev oylaması talep etmiş ve SGK kayıtlarında 37 kişi arttırarak 21 Haziran 2017’de yapılan oylamada greve hayır kararı çıkartmıştı. Sendika’nın itiraz başvurusu üzerine Düzce İş Mahkemesi grev oylamasını iptal etmişti. http://bit.ly/SG7-17-1

31.7.2017 - İZDENİZ grevi devam ediyor TDS ile İZDENİZ arasında yürütülen TİS görüşmelerinden sonuç alınamaması üzerine başlatılan grev 20’nci gününü geride bıraktı. İZDENİZ, deniz çalışanlarına yüzde 0, iskele çalışanlarına ise yüzde 9,5 zam teklif ederken işçiler ve sendika ise tüm çalışanlara yüzde 15 oranında zam istedi. Yine sosyal haklar noktasında da iyileştirmeler talep eden işçiler ve sendika, belediyenin diğer birimleri ile yaptığı TİS’lerin referans alınarak eşitlenmesini talep ediyor. http://bit.ly/SG7-17-9

Dünyadan Mücadeleler


2.7.2017 - Brezilya'da ikinci genel grev  30 Haziran Cuma günü Brezilya'daki Temer hükümetine ve “tasarruf”lara karşı 3 ay içindeki ikinci genel grev gerçekleştirildi. Rio de Janeiro, Sao Paulo, Porto Alegre ve Florianopolis gibi Brezilya'nın büyük şehirleri de dahil pek çok yerde gerçekleşen eylemlere öğretmenler, banka ve sağlık çalışanları, elektrik işçileri, petrol rafinerisi işçileri, otobüs şoförleri ve başka emekçilerin katıldığı aktarılıyor. Brezilya kolluk güçlerinin açıklamasına göre ise Salvador, Curitiba, Porto Alegre, Natal ve Goiania'da eylemler yapıldı.Temer hükümetinin uygulamak istediği “reform”ların, işçi ücretlerinin düşürülmesi ve çalışma saatlerinin arttırılmasına yol açacağına dikkat çekiliyor. Aynı zamanda emeklilik yaşının da artacağı ifade ediliyor. http://bit.ly/SG8-119

5.7.2017 - Güney Kore’de Güvencesiz Çalışanların Öncülüğünde İlk Toplumsal Genel Grev Kore Sendikalar Federasyonu (KCTU) asgari ücretin artırılması, güvencesiz ve esnek çalışmanın sona erdirilmesi, hükümetin gerici emek reformu yasasının ve diğer anti-demokratik yasaların geri çekilmesi, aile mülkiyetli ekonomi politikalarının bırakılması, kamu hizmetlerinin artırılarak hükümet kurumlarının demokratikleştirilmesi ve sendikalaşma hakkını da içeren ilerici emek yasasının kabul edilmesi talepleri ile ülke çapında (50.000 KCTU üyesinin katıldığı) geniş katılımlı genel greve gitti. KCTU bu genel grevin, tarihleri boyunca inşaatlarda, okullarda, üniversitelerde ve hastanelerde güvencesiz ve esnek çalışanların öncülük ettiği ilk genel grev olduğunun altını çizdi. (isyandan.org)

7.7.2017 - Çin'de emektar işçi hakları savunucusu Liu Shaoming dört buçuk yıl cezaya çarptırıldı Emektar işçi hakları savunucusu Liu Shaoming “devlet iktidarına karşı isyanı teşvik etmek” suçlamasıyla dört buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. http://promete1917.org/thread/show/792 

9.7.2017 - Hamburg’da yüz bin kişi G20’ye karşı sokaktaydı Yüz bin kişinin katıldığı protesto için hareketlilik sabahın ilk ışıkları ile birlikte başladı.Bir haftadır G20'ye ve saldırgan polisine karşı biriktirdiği öfkeyi sloganları ile dile getirmeye başlayan kitleler yürüyüş için saat 13.00'te harekete geçti. Yürüyüş boyunca, polis ve özel timlerin dizginsiz şiddetine dönük protestolarda bulunulurken, sık sık ses cihazları aracılığıyla saldırılar yoğun biçimde teşhir edildi. Hep bir ağızdan kapitalist sömürü, kölelik, emperyalist saldırganlık ve savaşa karşı sloganlar haykırıldı. Taşınan pankart ve dövizlerde de aynı şiarlar vardı. Yol boyu hiç susmayan sloganlara, her fırsatta devrimci ve enternasyonal marşlar eşlik etti. Çok yoğun ve yaygın biçimde G20 karşıtı, kapitalizme karşı mücadele çağrısı yapan çok çeşitli ülkelerden partilere ait bildiriler dağıtıldı.

25.7.2017 - Cezayir'de enerji işçilerinin yürüyüşünü engellemek için 5.000 polis kullanıldı Cezayir’in Bejaia kentinde gerçekleştirilmesi planlanan işçi mitingini engellemek için 5.000 polis görevlendirildi, 600 sendika üyesi ve yurttaş gözaltına alındı. Ulusal Otonom Elektrik ve Gaz İşçileri Sendikası’ndan (SNATEGS) yüzlerce işçi, devlet enerji şirketi Sonelgaz’a karşı gerçekleştirilmesi planlanan Utanç Yürüyüşü için Akdeniz limanında bir araya geldi. Ancak işçiler aşırı ve önceden hiç bir uyarı yapılmadan şiddetli bir polis operasyonuyla karşılandılar. Bejaia kendi polis barikatlarıyla ve şehre tüm giriş yollarını kapatan 50’den fazla araç ve tomalarla fiilen dış dünyaya kapatıldı. http://promete1917.org/thread/show/795

25.7.2017 - İran: polis Haft Tapeh'de 15 işçiyi tutukladı Haft Tapeh Şeker Kamışı İşçileri Sendikası 25 Temmuz akşamı on beş işçinin tutuklanmasını kınayan bir açıklama yaptı. Açıklama şu şekilde: "Haft Tapeh Şeker Kamışı Şirketi'nde çalışan işçilerin gösterilerinden sonra ve Andimeşk-Ahvaz yolunun 25 Temmuz günü talepleri karşılanmayan işçilerce kapatılmasının ardından, 25 Temmuz 2017'de saat akşam dokuz civarında polis bazı gösterici işçilerin evlerini bastı ve 15 işçiyi tutukladı." http://promete1917.org/thread/show/796

28.7.2017 - Avustralya’da bir mülteci daha ‘Göçmenlik Bürosu’nu protesto etmek için’ kendisini ateşe verdi Avustralya’nın başkenti Sydney’de bir mülteci, bugün yerel saate göre 13.30’da Göçmenlik Bürosu’nu protesto etmek için üzerine benzin dökerek kendisini ateşe verdi. New South Wales polisi, Göçmenlik Bürosu’nun yakınlarındaki Lee Caddesi’nde protestoyu gerçekleştiren mültecinin 30 yaşlarında bir erkek olduğunu açıkladı. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Somalili mülteci Hodan Yasin, Avustralya’nın mandası altında olan Nauru’da kendisini ateşe vermişti.  İranlı mülteci Omid Masoumali de geçtiğimiz yıl Nisan’da Birleşmiş Milletler’in adayı ziyareti sırasında düzenlediği benzeri bir eylemde hayatını kaybetmişti.  Guardian’a konuşan adadaki kaynaklar, insanların kendilerine zarar vermesinin ve intihara kalkışmasının Nauru’da ‘gündelik rutin’ haline geldiğini belirtti. http://bit.ly/SG8-58

Emperyalist Rekabet

5.7.2017 - Çin'den Hint ordusuna çağrı: “Geri çekilin!” Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Gıng Şuang, günlük basın toplantısında, Hindistan askerlerinin sınırın Çin egemenliğindeki kesiminde yer alan Donglan bölgesine yasa dışı olarak girdiğini söyledi. "Hindistan ordusunu sınırın kendilerine ait olan tarafına çekilmeye çağırıyoruz." diyen Gıng, bölgede yaşanan gelişmeleri "son derece ciddi" olarak nitelendirdi. Yeni Delhi hükümetine diplomatik kanallardan birçok kez protesto göndermelerine ve defalarca uyarmalarına karşın Hint ordusunun halen Çin egemenliğindeki topraklarda kalmayı sürdürdüğünü savunan Gıng Şuang, "Mevcut durumun daha da ciddiye gitmesinin önlenmesi ve doğacak ciddi sonuçlardan kaçınılması" uyarısını yaptı. Çin ve Hindistan arasında 3 bin 500 kilometrelik sınır hattı bulunuyor. Hindistan'ı müttefiki Butan'dan ayıran vadinin Çin'in kontrolünde olması, Pekin-Yeni Delhi hattında sıklıkla gerginliğe neden oluyor. Pekin yönetimi "Güney Tibet" olarak adlandırdığı Hindistan'ın Arunaçal Pradeş eyaletindeki 90 bin kilometrekarelik toprakta hak iddia ederken, Yeni Delhi yönetimi ise Aksai Chin platolarını kapsayan 38 bin kilometrekarelik alanın Çin tarafından işgal edildiğini savunuyor. Taraflar uzun yıllardır süregelen görüşmelere rağmen egemenlik ihtilaflarını çözemezken, söz konusu mesele son zamanlarda iki ülke arasındaki tansiyonun giderek yükselmesine neden oluyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Hindistan Başbakanı Nerendra Modi'nin, Almanya'nın Hamburg kentinde düzenlenecek G20 liderler zirvesi sırasında ikili görüşme yapmayı reddettiği öğrenildi. http://bit.ly/SG-2uB

6.7.2017 - Almanya ve Çin arasındaki gerginlik G-20 öncesi ortaya çıktı “Geçen ayın sonuna kadar Çin Başkanı Şi Cinping, Berlin’de Alman Şansölyesi Angela Merkel’le kolay bir görüşme yapacağını düşünüyordu. Hamburg’daki G-20 zirvesine ise küresel sahnede bir gösteri yapma fırsatı olarak görmüştü. Ama ülkenin en ünlü siyasi tutuklusunun ağır hasta olduğu haberi Pekin ve Berlin arasındaki derin uçurumu gözler önüne serdi ve bir çuval inciri berbat etti. Tam da bu sırada ticari ve ekonomik tartışmalar Çin - AB ilişkilerini kötüleştirmeye başlamıştı. Bayan Merkel Alman firmaların Çin’de karşılaştığı engellerden şikayetçi ve Çinli şirketlerin Avrupa’da şirketleri satın almasından dolayı endişeli olduğunu ifade ediyor. Geçen ay, Çin Başbakanı Li Kekiang Berlin ve Brüksel’i ziyaret ettiği sırada bu konular gündeme gelmişti. Bay Li, tam da ABD Başkanı Trump’ın NATO’ya olan bağlılığını sorguladığı, NATO konusundan ticaret konusuna pek çok alanda Bayan Merkel’le ve diğer G-7 ülkeleriyle kavga ettiği, ülkesinin iklim değişikliği konusunda imzalanan Paris sözleşmesinden çekileceğini duyurduğu sırada Avrupa’ya gelmişti.” (Financial Times)


7.7.2017 - Çin'in ilk uçak Gemisi Liaoning Hong Kong'da Çin'in ilk uçak gemisi Liaoning, Hong Kong'un Çin egemenliğine dönüşünün 20. yılı kutlamaları kapsamında Hong Kong Limanı'na ulaştı. Uçak gemisinin yarı özerk Hong Kong’a gelmesi Güney Çin Denizi’nde kıyısı olan diğer ülkelere ve ABD’ye yönelik bir güç gösterisi olarak algılanıyor. Hong Kong’da Çin karşıtı gösterilerin arttığı bir zamana denk gelmesi de dikkat çekiyor. (Financial Times)

13.7.2017 - Türkiye Rusya'dan S-400 alıyor Rusya ile S-400 alımı için bir yıldır devam eden görüşmeler tamamlandı Anlaşma Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın imzasının ardından yürürlüğe girecek. Anlaşma uyarınca Türkiye toplam 4 adet S-400 hava savunma sistemi alacak. İlk iki sistemin 2019 yılında Türkiye'ye teslim edilecek. 2 buçuk milyar dolarlık anlaşma kapsamında S-400'ler Türk hava sahasını balistik füzeler, uçaklar ve insansız hava araçlarına karşı koruyacak. http://bit.ly/SG8-57

13.5.2017 - Çinli askerler ülkenin yurt dışındaki ilk üssü için yola çıktı Çin resmi ajansı Şinhua, Çinli askerlerin, ülkenin yurt dışındaki ilk askeri üssüne ev sahipliği yapan Doğu Afrika'nın küçük ülkesi Cibuti'ye doğru yola çıktıklarını bildirdi. Şinhua'ya göre üs ayrıca askeri işbirliği, deniz tatbikatları ve kurtarma çalışmaları için kullanılacak. Şinhua, Cibuti'ye kaç geminin ve askerin gönderildiğini ya da üssün ne zaman kullanılmaya başlanacağını açıklamadı. Cibuti'de ABD, Japonya ve Fransa'nın da aralarında olduğu başka ülkelerin askeri üsleri de mevcut. Cibuti, hem Kızıldeniz'i Hint Okyanusu'na bağlayan Aden Körfezi'ne bakan konumu nedeniyle hem de çatışmaların yaygın olduğu kıtada istikrarlı bir ülke olması nedeniyle tercih ediliyor. 2015 yılında Çin, Afrika'nın kalkınması için 60 milyar dolarlık yatırım yapma sözü vermişti. Aynı yıl ilk barış koruma misyonunu Güney Sudan'da başlatmıştı.

14.7.2017 - Almanya ve Fransa’dan askeri işbirliği Fransa’nın başkenti Paris’te toplanan Almanya-Fransa Ortak Bakanlar Kurulu’nda, iki ülke arasındaki işbirliği üzerinde durulurken temel bir başlığı askeri hazırlıklar ve savaş yatırımları oluşturdu. Toplantıda, Eurofighter ve Rafale tipi uçakların yerine geçecek yeni nesil bir savaş jetinin yanı sıra yeni bir savaş tankı ve uzun menzilli bir keşif uçağı üretimini ortak bir şekilde yapmak için iki ülkenin çalışmalar yapması kararlaştırıldı. Ayrıca iki ülkenin askeri işbirliğini geliştirme yolunda ortak koordinasyonu arttırması, ortak veri bankalarının kullanılabilmesi için şifreli iletişimin standartlaştırılması gibi kararlar alındı.Öte yandan, Alman hükümetinin Suudi Arabistan ve Mısır’a yeni silah ihracatına onay verdi. Almanya basınına yansıyan haberlere göre, Suudi Arabistan’a 4 devriye botu, 110 tır ve 8,9 milyon avro tutarında askeri araç ve teçhizat yer ihraç edilecek. Mısır'a ise bir denizaltı ihraç edileceği bildirildi. http://bit.ly/SG8-24

21.5.2017 - Alman otomobil tekellerinin kartel oluşturduğu ortaya çıktı Almanya’nın otomobil tekellerinin gizlice kartel oluşturduğu ortaya çıktı. Spiegel Dergisi’nin haberine göre, Volkswagen (VW), Audi, Porsche, BMW ve Daimler (Mercedes Benz) yıllarca gizli çalışma gruplarında bir araya gelerek, teknoloji, maliyetler, tedarikçiler ve hatta dizel araçların emisyon değerleri konusunda birlikte hareket etti. Dergi, söz konusu haberini Volkswagen grubunun Alman Rekabet Kurumu’na yaptığı belirtilen ihbara dayandırdı. Olayın Alman ekonomi tarihinin en büyük kartel vakalarından birine aday olduğuna dikkat çekilen haberde, Volkswagen, Audi, Porsche, BMW ve Daimler’in 200’ü aşkın çalışanının doksanlı yıllardan bu yana, en az 60 çalışma grubunda bir araya geldiği ve ortak kararlar aldığına dikkat çekiliyor. Spiegel’in haberinde, şirketlerin oluşturdukları kartelle dizel araçların emisyon kontrolü konusundaki teknoloji üzerinde birlikte hareket ederek, dizel skandalının temellerini attıkları belirtiliyor. http://bit.ly/SG-2v

24.7.2017 - Çin'den Hindistan'a çok sert uyarı Çin Ordusu, Hindistan sınırındaki lojistik ve tatbikat yoğunluğunu artırmaya odaklanacak. Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Vu Çien, düzenlediği basın toplantısında, Hindistan'a sınır ihlallerini durdurması çağrısını yineledi. Sözcü Vu, Hindistan'ın, işini şansa bırakıp gerçek dışı hayallere kapılmaması gerektiğini dile getirerek, "Ordu güçlerimiz, Hindistan sınırındaki lojistik kapasitesi ve tatbikat yoğunluğunu artırmaya odaklanacak" dedi. Yeni Delhi yönetimine "yapıcı adımlar atarak hatasından derhal dönmesi" çağrısında bulunan Vu, "iki ülke arasındaki sınır güvenliğini korumak için provokasyonlara son verilmesi gerektiğini" söyledi.  Pekin yönetimi, geçen ay Hint sınır güvenlik güçlerinin sınır ihlali yaparak Çin'in Donglan bölgesindeki bir yol çalışmasını engellediğini öne sürmüştü. Çin Dışişleri Bakanlığınca, Hindistan'ı ordu güçlerini sınırın gerisine çekmesi için defalarca uyardıkları ancak Yeni Delhi yönetiminin "hatasında ısrar ettiği" açıklaması yapılmıştı. Çin ve Hindistan arasındaki 3 bin 500 kilometrelik sınır hattının büyük bölümü iki ülke arasında egemenlik tartışmalarına neden oluyor.   Pekin yönetimi "Güney Tibet" olarak adlandırdığı Hindistan'ın Arunaçal Pradeş eyaletindeki 90 bin kilometrekarelik toprakta hak iddia ederken, Yeni Delhi yönetimi ise Aksai Chin platolarını kapsayan 38 bin kilometrekarelik alanın Çin tarafından işgal edildiğini savunuyor. http://bit.ly/SG8-56

29.7.2017 - ABD ve Güney Kore'den Kuzey Kore'ye 'askeri seçenek' görüşmesi ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford ve ABD Pasifik Kuvvetleri Komutanı Oramiral Harry Harris'in Kuzey Kore’ye karşı askeri seçenekleri konuşmak üzere Güney Kore Genelkurmay Başkanı Orgeneral Lee Sun Jin ile telefon görüşmesi yaptığı bildirildi.  Genelkurmay Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Orgeneral Dunford ile Oramiral Harris, Kuzey Kore’nin kıtalararası balistik füze denemesinden sonra Güney Kore Genelkurmay Başkanı Orgeneral Lee ile telefonda görüştüğü kaydedildi. Dunford ve Harris'in, ABD-Kore Cumhuriyeti ittifakına olan güçlü bağlılıklarını ifade ettiği belirtilen açıklamada, görüşmede aynı zamanda (Kuzey Kore füze denemesine karşı) askeri seçeneklerin de konuşulduğu bilgisi yer aldı.  Japonya Başbakanı Şinzo Abe de gazetecilere yaptığı açıklamada, Kuzey Kore'nin bir balistik füze denemesi daha yaptığını bildirmiş ve füzenin Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesine düştüğünü ifade etmişti.  ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü Albay Jeff Davis de Kuzey Kore’nin menzili bin kilometreye ulaşan kıtalararası balistik füze fırlattığı bilgisini paylaşmıştı. http://bit.ly/SG8-55

29.7.2017 - ABD ve Güney Kore, balistik füze denemesi gerçekleştirdi ABD ve Güney Kore güçleri, Kuzey Kore'nin düzenlediği balistik füze denemesinden saatler sonra, yeni bir balistik füze denemesi gerçekleştirdiklerini duyurdu. Denemenin, Kuzey Kore'ye yanıt olarak hayata geçirildiği belirtildi. Güney Kore merkezli Yonhap haber ajansı, ABD ve Güney Kore'nin balistik füze testinin, Kuzey Kore'ye 'doğrudan bir yanıt olarak hayata geçirildiğini' kaydetti. http://bit.ly/SG8-54

29.7.2017 - Güney Kore THAAD kurulumuna devam edecek Güney Kore, Kuzey Kore'nin kıtalararası balistik füze denemesinin ardından ülkede ABD'nin Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunması (THAAD)'ın dört ek biriminin daha kurulmasına devam edileceğini açıkladı.  Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in'ın sistemin çevreye etkisini değerlendirmesinden sonra THAAD'ın ilk iki birimin kurulmasının ardından konuşlandırma ertelenmişti. THAAD sistemi kapsamında dört füze platformunun ülkeye girişi için izin alınmadığına dair soruşturma yapılmış ve akabinde kararlaştırılan çevreye etkisinin detaylı değerlendirmesi için sistemin kurulumunun "şimdilik askıya alınacağı" belirtilmişti.  http://bit.ly/SG8-53

30.7.2017 - Çin’in yeni füzesi rakiplerine gözdağı veriyor  Çin, gelişmiş silahların sergilendiği askeri törende yeni ve daha etkin bir kıtalararası balistik bir füzeyi sergiledi. Bu askeri törenle birlikte Başkan Şi Cinping askeri ve siyasi gövde gösterisi yapmış oldu. (The Wall Street Journal)

30.7.2017 - Samsung çip üretiminde Intel’i geride bıraktı Akıllı telefonları ve televizyonları ile bilinen Samsung firması, yaklaşık çeyrek yüzyıl boyunca dünyanın en büyük çip üreticisi Intel'i geçerek dünyanın en büyük çip imalatçısı ünvanını kazandı. (The Wall Street Journal)

Emperyalizm ve Halklar

3.7.2017 - Etiyopya’da hızlı kalkınma ayaklanmaya yol açar mı? “Özellikle Çin’in baraj, yol, demiryolu gibi projelere yaptığı yabancı yatırımla birlikte Etiyopya Çin tarzı bir sıçrama kaydederek hızlı bir büyüme sürecine girdi. 2005 yılından beri bu ülkenin yıllık büyüme ortalaması yüzde 10. Afrika’nın en yüksek ikinci nüfusuna sahip Etiyopya Kenya’yı geride bırakarak kıtanın en büyük ekonomisi oldu. Ülkede elektrik çok ucuz: kilovat başına 0.03 dolar. Her yıl 2.3 milyon kişi Etiyopya nüfusuna ekleniyor. Ülkenin üçte ikisi tarımda geçimlik üretim yapıyor. Bangladeş ya da hatta Çin gibi yerlerde maliyetler artarken Etiyopya Asya tarzı sanayileşmeyi, küresel üretim merkezi olmayı, ekonomide sanayinin tarımın büyük ölçüde önüne geçmesini hedefliyor. Bunlar olurken, Etiyopya hükümeti ayakta kalmak için de Çin devletinin yöntemlerini kullanıyor. Ülkenin geniş kesimlerini sarsan şiddetli protestolar sonrası olağanüstü hal ilan eden hükümet yeni inşa edilecek dokuz sanayi merkezinin ve diğer kalkınma projelerinin halktaki memnuniyetsizliği gidereceğini iddia ederek bir kumar oynuyor. Bu bir kumar çünkü yüksek ekonomik büyümeye rağmen, hükümet eğer bazı açılımlar yapmazsa toplumsal baskı korkunç şeyler olmasına yol açabilir. Gittikçe daha çok kişi hükümetin politik ve toplumsal sorunları çözmeye niyetli olmadığını düşünüyor. Bu ekonomik mucizenin kırılgan bir temel üzerine inşa edildiğinin en önemli kanıtı bundan 11 ay önce ülkeye yayılan protestolar. Hükümet bin kişiyi öldürdü, on binlerce kişiyi tutukladı ve kaba kuvvetle sükuneti sağladı. Ama olağanüstü hal devam ediyor ve ülkenin çeşitli bölgelerinde silahlı gruplar hala faaliyet gösteriyor. Büyük soru şu: huzursuzluk sona mı erecek yoksa yeni protesto dalgaları yayılacak mı?” (Financial Times)

5.5.2017 - ABD ve Güney Kore'den Kuzey Kore'ye tatbikatla gözdağı ABD ve Güney Kore, Kuzey Kore'nin kıtalar arası balistik füze denemesinin ardından Japon Denizi'nde ortak tatbikat yaptı. İki ülke, ortak tatbikatlarında taktik balistik füzelerini de denedi. http://bit.ly/SG-717

6.7.2017 - YPG komutanı Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin yedi, Rusya’nın dört askeri üssü olduğunu söyledi Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne (KBY) yakınlığıyla bilinen Rudaw’a konuşan YPG komutanı Sipan Hemo, ABD’nin Haseke’de iki, Derik’te iki, Kamışlı’da bir, Kobani’de bir, Tel Abyad’da bir ve Menbiç’te bir adet olmak üzere toplam yedi askeri üssünün bulunduğunu, Rusya’nın da Tertus’da bir, Himeynim’de bir, Şam’da bir ve Afrin’de bir olmak üzere toplam dört üssünün bulunduğunu dile getirdi. http://bit.ly/SG8-52

7.7.2017 - Doğu Avrupa’da ücretler yükselince Avrupa sermayesi gözünü Kuzey Afrika ve Türkiye’ye dikti “Militan sendikacılık, daralan iş piyasaları, yüksek talep nedeniyle Volkswagen’in Slovakya’nın başkenti Bratislava’daki fabrikasında çalışan işçiler %14’lük bir ücret zammı aldılar.  Kia’nın Slovakya’daki fabrikası ve Mercedes Benz ve Audi’nin Macaristan’daki fabrikalarında da işçiler yüksek zamlar aldılar. Ama Doğu Avrupa’da değişen iş gücü dinamiklerinin asıl kazananları, Avrupalı şirketler için daha cazip hale gelen Kuzey Afrika ülkeleri ve Türkiye olacak. Doğu Avrupa’daki ücret artışları sadece otomotiv sektörüyle sınırlı değil. Macaristan’da nominal ücretler bir yılda %14.6 arttı. Bu, 2004 yılından beri görülen en hızlı ücret artışı. Romanya’da ücretler yüzde 15.5 artarken, Polonya’da bu rakam %5.4’ü buldu. Bu ülkelerdeki enflasyonun düşük olduğunu göz önüne alırsak, işçilerin gerçek ücretlerinin çok arttığını söyleyebiliriz. Doğu Avrupa’da iş piyasası oldukça daraldı. İş gücüne katılım oranı tipik olarak yüzde 70-80’lerde seyreden bu ülkelerde bu oran 2006 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu durum, taze işgücü arzını sınırlıyor, çalışmakta olan işçilerin pazarlık gücünü artırıyor. Ayrıca, düşük doğurganlık oranları, yüksek düzeyde dış göç nedeniyle bu ülkelerdeki işgücü arzını daha da düşürüyor. Doğu Avrupa artık yüksek eğitim düzeyi, düşük ücret ve yüksek işçi arzının görüldüğü 1990’ların Doğu Avrupası değil. Bu yüzden, sanayideki bir sonraki yatırım dalgası Kuzey Afrika, Türkiye, belki Ukrayna ve İran’a yönelebilir. Aslında bunun bazı işaretleri de görülüyor. 2013 yılında Türkiye Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya’nın aldığı dış yatırımın toplamından daha fazla dış yatırım aldı. Yine de bu değişim çok hızlı olmayacak. Doğu Avrupa uzun yıllar boyunca Almanya’nın tedarik zinciri içinde yer alan, Alman üreticilerinin alıştığı, onlara yakın bir pazar. Buna rağmen, Kuzey Afrika ülkelerinde ve Türkiye’de altyapı gelişiyor. Kuzey Afrika’da iş gücüne katılma oranı %40-50’ler civarında, Türkiye’de ise %52. Kuzey Afrika’da kadınların büyük kısmı çalışmıyor. Bu ülkelerde ücret artışlarını on yıl ya da hatta yirmi yıl durduracak kadar iş gücü arzı var. Örneğin Mısır ya da Türkiye’de çalışan sayısı her yıl mutlak olarak arttığı için buralarda güçlü bir ücret artışı görmemiz mümkün değil. Fas ve Tunus ise sadece kadınları iş gücü piyasasına sürseler işçi sayısını %50 oranında artırabilirler. Bu ülkelerde iş gücü daha ucuz olacak. Batı Avrupa’da ekonomi toparlanınca bir sonraki yatırımlar bu ülkelere yapılacak.” (Financial Times)

7.7.2017 - Afrika’nın artan nüfusu emperyalistleri endişelendiriyor “Afrika 21. yüzyılda küresel nüfus artışında başı çekecek. Bugün bir milyar kişi ya da dünya nüfusunun %13’ü Sahra Altı Afrika’sında yaşıyor. Bu rakam 2050 yılında iki katına çıkacak. 2100 yılında ise Sahra Altı Afrika’nın nüfusu 4 milyar olacak ve dünya nüfusunun yüzde 36’sı burada yaşayacak. Asıl sorun, Asya ülkelerinin 1960-1990 arasında sahip olduğu demografik avantaja benzer bir genç nüfus yapısına sahip Sahra Altı Afrika’nın bu avantajını kullanıp kullanamayacağı.  Afrika kıtasında yılda 20 milyon kişi iş gücü piyasasına giriyor. 2050 yılına kadar bugünkü Avrupa nüfusuna denk nüfus iş bulmak zorunda. Bu başarılamazsa milyonlarca Sahra Altı Afrikalı gecekondularda açlıkla boğuşacak. Bu da, toplumsal huzursuzluk ve isyankar bir genç nüfus demek. Bütün bunların etkisi Afrika kıtasının dışına taşar.” (Financial Times)

7.7.2017 - Avustralya: Kuzey Kore'yle savaş çıkarsa ABD'nin yanındayız Sky News'un haberine göre, Avustralya Başbakan Yardımcısı Barnaby Joyce, Kuzey Kore'nin ABD'ye nükleer savaş başlığı fırlatması halinde, ülkesinin, Washington yönetiminin yanında yer alacağını belirtti. Kuzey Kore'nin, salı günü, Darwin ya da Alaska'ya ulaşabilme potansiyeline sahip, uzun menzilli kıtalararası balistik füze denemesinin ardından değerlendirmelerde bulunan Joyce, "Kimse ABD'nin kararlılığını sınamakta ileri gitmesin" dedi. Joyce, "Kuzey Kore, ABD'ye savaş başlığı fırlatacak olursa, (Avustralya, ABD, Yeni Zelanda) ANZUS ittifakı toplanır" ifadesini kullandı.

11.7.2017 - Bu yıl yabancı yatırım rekoru ucuz iş gücü cenneti Vietnam’da “Vietnam Güney Asya’nın dış yatırım odağı oldu. Bu ülke 2016 yılında 36.7 milyar dolar, 2017’nin ilk dört ayında da 7.46 milyar doğrudan yatırım aldı. Bu yılın performansı Vietnam’ı Çin ve Hindistan dahil diğer tüm Asya ülkelerinin önüne geçirdi. Vietnam özellikle de sanayiye, elektronik, hazır giyim ve tekstil sektörlerine yabancı yatırım aldı. Samsung, ülkenin en büyük işvereni durumunda. Bu firma ülkede 15 ayrı projeye toplam 16.7 milyar dolar yatırdı. LG de Vietnam’da önemli yatırımlar yapıyor. Vietnam’ın demografik yapısı da yatırımcı çekmesinde yardımcı oldu. 92 milyonluk bu ülkede her yedi gence karşılık bir emekli düşüyor. Mavi yaka işçi maaşları ise ayda 150 dolar. Çin’de bu rakam 450 dolar, Tayland’da 380 dolar, Endonezya’da 260 dolar ve Filipinler’de 320 dolar düzeyinde.” (Financial Times)

12.7.2017 - Brezilya'da tartışmalı çalışma reformu onaylandı Brezilya'da Devlet Başkanı Michel Temer'in ekonomik reform programının parçası olan tartışmalı çalışma yasası değişikliği, parlamentonun üst kanadı senato tarafından onaylandı. Temer'in Brezilya'nın ekonomisini düze çıkarmak üzere uygulamaya koymayı vadettiği reform programının parçasını oluşturan düzenleme, işçiler ve işverenler arasında çalışma kanununu geçersiz kılabilecek geçici akitler yapılabilmesinin ve işverenlerin uzun sürelerle geçici işçi çalıştırabilmesinin önünü açıyor. Reformlarda ayrıca, kamu harcamalarına tavan uygulanması ve emeklilik sisteminin daha az maliyetli hale getirilmesine yönelik adımlar da bulunuyor. Halkın tepkisine yol açan bu reformların, hakkındaki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle halihazırda güven krizi yaşanan Temer'i siyaseten zor duruma soktuğu belirtiliyor. http://bit.ly/SG8-51

17.7.2017 - İtalya’nın yoksul nüfusu son yılda üç kat arttı Bloomberg’de yer alan haberlere göre gelirlerin temel ürün ve ihtiyaçları almaya yetmeyen geçen yıl 4.7 milyona çıktı. Bu sayı 2006 yılında 1.7 milyondu. Bu yoksullar tüm nüfusun %7.9’una denk geliyor ve ülkenin güney bölgelerinde yoğunlaşıyor.

30.7.2017 - Brezilya’da rüşvetten yargılanmayan politikacı kalmadı “12 Temmuz tarihinde Sergio Moro adlı Federal Hakim ülkenin en itibarlı eski Başkanı Luiz İnacio Lula da Silva’yı 10 yıla yakın bir hapse mahkum etti. Nedeni de bir inşaat firmasından 690 bin dolar değerinde bir apartman alması idi. Karşılığı ise firmanın petrol rafinerisinde inşaat yapması sağlanmıştı. Şu anda görevdeki Başkan Michel Temer ise 150 bin dolar rüşvet almakla itham edilmiş durumda ve o da mahkemede, fakat henüz bir karar verilmemiş. En çok rüşvet veren firma ülkenin petrol şirketi Petrobras idi. Ama tek rüşvetçi firma Petrobras değildi. En çok rüşvet dağıtan firmalardan biri de dünyanın en büyük et firması olan Brezilyalı JBS firması imiş. Bu firma mahkemeye göre 100 kadar siyasetçiye 185 milyon dolar kadar rüşvet dağıtmıştı. Şu ana kadar rüşvet nedeni ile tevkif edilen kişi sayısı ise tam 157 kişi.” (Deniz Gökçe, Akşam)

30.7.2017 - BDDK bankalara yardımcı oluyor  “Geçen hafta yönetmelik değişikliği yapan BDDK, likidite karşılama oranı hesaplamasında zorunlu karşılıkların yüzde 100’ünün yüksek kaliteli likit varlık sayılmasını kabul etti. Bu yolla bankaların mevduata ihtiyacının azaltılıp faizin indirilmesi amaçlanıyor. BDDK yine bu aybaşında sermaye yeterliliği hesaplamasındaki KOBİ tanımını değiştirerek, bankaları sermaye yeterlilik hesaplamasında rahatlatmıştı. BDDK Başkanı Mehmet Akben dün açıklama yaparak, “bankaların ellerini rahatlattıklarını” söylemiş. Faizin ve maliyetlerin aşağı düşmesi açısından birtakım düzenlemeler yaptıklarını belirtip, mevduat faizlerinin zamanla gerilemeye başlayacağını bunun da kredi faizlerine olumlu yansıyacağını kaydetmiş. Mevduat oranlarının zorunlu artışı hükümeti telaşlandırmış, “Reel sektörü kurtaralım derken, kredi faiz oranlarının yeniden artmasına neden olarak reel sektörü yeniden zora soktuğunu” fark etmişti. Bakanlar toplantılar yapmış, bankacılar gevşeyecek kredi artışları nedeniyle mevduat faizlerinin biraz aşağı geleceğini, talep ve maliyetler düşmeden bu kredi hacmiyle mevduat faizinin mecburen yüksek olacağını söylemişlerdi.” (Erdal Sağlam, Hürriyet)

 

Türk Sermayesinin Emperyalist Açılımları


6.7.2017 - Aselsan, Endonezya şirketiyle sözleşme imzaladı Aselsan, 6 Haziran Perşembe günü Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodonun Türkiyeyi ziyareti kapsamında bir otelde düzenlenen toplantıda Endonezyalı şirket PT Len Endüstri ile işbirliği anlaşması imzaladı. Anlaşmanın detayları bugün açıklandı.  Aselsan Genel Müdürü Faik Eken'in AA'ya verdiği bilgilere göre Endonezyalı şirketle imzalanan işbirliği anlaşması teknoloji transferi üzerine.  Endonezya ile uzun yıllardan beri çalıştıklarını ifade eden Eken, ağırlıklı olarak askeri haberleşme alanında iş birliği yaptıklarını, bazı telsiz sistemlerinin satışını gerçekleştirdiklerini söyledi. Son anlaşma ile Ar-Ge işbirliği yapılacak ve ürün seçenekleri genişleyecek.  http://bit.ly/SG8-50

6.7.2017 - Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Endonezya Endonezya’nın en büyük havacılık şirketiyle işbirliği anlaşması imzaladı  Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Endonezya’nın en büyük havacılık şirketi PTDI tarafından yürütülen N245 uçağının geliştirme çalışmalarına katılacak ve N219 uçağının pazarlama faaliyetlerini yürütecek.  TUSAŞ ve PTDI arasından IDEF 2017 Fuarı esnasında havacılık alanında ortak çalışmalar yapmak üzere imzalanan Mutabakat Muhtırasını takiben, devam eden çalışmaların sonucunda 6 Temmuz 2017 tarihinde “Çerçeve Anlaşması” imzaladı. İnsansız hava araçları ve hava aracı yapısallarında ortak çalışmalar yapmak konusunda karar alan TUSAŞ ve PTDI, imzalanan anlaşma ile birlikte güç birliği yaparken, ülkeler arasında havacılık alanındaki işbirliğinin gelişmesine de katkı sağlanacak. http://bit.ly/SG8-49

12.7.2017 - Karadeniz Holding Endonezya'da 4 Powership inşa edecek Karadeniz Holding, Endonezya’nın farklı adalarına elektrik sağlanması amacıyla kurulu gücü 36 - 80 MW arası değişen 4 Indo Mermaid Sınıfı Enerji Gemisi'ni inşa edecek.  Enerji Gemisi (Powership) filosunun sahibi ve operatörü, Karadeniz Holding iştiraki KarPowership, 5000 MW’lık yeni filosunun ilk 4 enerji gemisinin, Endonezya tersanelerinde inşası için Endonezya devletinin sahip olduğu lider gemi inşa şirketi PT PAL ile anlaşma imzaladı. http://bit.ly/SG8-48

17.7.2017 - YPG ve Türkiye'nin desteklediği ÖSO arasında çatışma Reuters'ın haberine göre, Suriye'nin Halep kentinin kuzeyindeki Ayn Dakna köyü çevresinde YPG ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) arasındaki çatışmalar şiddetlendi. Türk birliklerinin ise çevre bölgelerdeki top mevzilerini arttırdığı aktarıldı. (dw.com.tr)

21.7.2017 -  Türkiye Ahrar El-Şam’a yardım etmek için İdlib’e girmeye hazırlanıyor “Suriye'nin İdlib eyaletinde iki cihatçı grup arasında bu hafta vahşice bir çatışma çıkması Türkiye'nin, desteklediği grupları korumak için işgale hazırlanmasına yol açtı. Perşembe günü Hayat Tahrir el-Şam örgütü, İdlib'in kırsal kesimlerinde Ahrar el-Şam ve Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu gruplarının elindeki kasabaları ele geçirmeye devam etti. Bu durum Ahrar el-Şam’ın Türkiye’den yardım istemesine yol açtı. Bölgeden gelen çok sayıda rapora göre, Türkiye'nin Kuzey Halep'teki eski Fırat Kalkanı güçlerinden yüzlerce cihatçıyı Türkiye'nin Hatay sınır bölgesine sevk etti ve Ahrar tarafından kontrol edilen İdlib'e gönderiyor.” http://bit.ly/SG8-47 

24.7.2017 - Aselsan Malezya'da şirket kurdu ASELSAN uzaktan komutalı silah sistemleri ile ilgili faaliyet göstermesi amacıyla "ASELSAN Malaysia Sdn Bhd" unvanlı şirket kuruldu.  ASELSAN'ın Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yer alan açıklamasında uzaktan komutalı silah sistemleriyle ilgili faaliyet gösterme amacıyla yüzde 100'ü ASELSAN'a ait olmak üzere "ASELSAN Malaysia Sdn Bhd" unvanlı şirket kurulduğunu duyurdu.  Açıklamada şirketin sermayesinin 100 Malezya ringiti (MYR) olduğu ve kuruluşun 19 Temmuz tarihinde tescil edildiği bildirildi. http://bit.ly/SG8-46

Kapitalizm ve Kadın

6.7.2017 - Suriyeli kadına tecavüz edip, çocuğu ile birlikte öldürdüler Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde, 20 yaşındaki 9 aylık hamile Emani Al Rahmun'u  evinden kaçırıldıktan sonra tecavüz edilerek 11 aylık bebeğiyle öldürüldü. Son zamanlarda Suriyelilere yönelik nefret söylemi basında ve sosyal ağlarda sık sık  yer alıyordu.

11.7.2017 - İkinci Dünya Savaşına kadın kölelerine ait görüntüler ortaya çıktı 1944 tarihine ait olan ve ayakları çıplak olarak görülen 7 kadının Çinli bir askerle konuştuklarının görüldüğü bu görüntülerden önce seks kölesi yapılan kadınlara ait yalnızca tanık anlatımları ve fotoğraflar bulunuyordu.Emperyalist paylaşım savaşı sırasında işgal edilen topraklardan kaçırılan kadınlar Japon askerleri için seks kölesi olarak “konfor kadınları” tanımlamasıyla kullanılmıştı. Aralarında çoğunluğu Güney Koreli olmak üzere Çinli, Endonezyalı, Tayvanlı ve Filipinli kadınların bulunduğu kadınlar, tutuldukları barakaların sağlıksız koşulları ve bulaşıcı cinsel hastalılar sebebiyle hastalanırken, hasta kadınların çoğunluğu askerlerce öldürülmüş ya da ölüme terk edilmişti. Yaklaşık 200 bin kadının seks kölesi olarak kullanıldığı savaşın ardından Japon politikacı Haşimoto, “Mermilerin yağmur ve rüzgâr gibi uçtuğu koşullarda savaşan ve hayatını ortaya koyan askerlerin dinlenmeye ve rahatlamaya ihtiyacı vardı. Bu nedenle konfor kadınları sistemi bir ihtiyaç haline dönüşmüştü. Bu durumu herkes anlayabilir” diyerek işkenceyi savunmuş ve meşrulaştırmaya çalışmıştı.Bugün Ortadoğu’da süren savaşta BM raporlarına göre , IŞİD’in elinde  seks kölesi olarak kullanıldığı  bilinen Ezidi kadın ve çocuklarının sayısı ise 3500.

14.7.2017 - Cinsel saldırıyı haber yapan gazeteciler tehdit ediliyor Özel bir rehabilitasyon merkezinin sahibi olan 40 yaşındaki Özcan Ç.’nin otomobilinden atlayan rehabilitasyon merkezinin müdürü 26 yaşındaki Hatice Sevci yaşamını yitirdi. Özcan Ç. “Hatice'yi evine götürmek isterken birden arabadan atladı” derken Hatice Sevci’nin araçtan atladığı yerin, evinden farklı bir güzergahta olduğu belirlendi.Durumu haber yapan Gazete Şûjin'in çalışanları ise fail yakınları tarafından tehdit ve tacize maruz kalıyor. Tehdit ve tacizlerin ardından Gazete Duvar'a açıklama yapan Şûjin çalışanları, tehdit edenlerin nüfuzlu kişiler olduklarına da dikkat çekerek arkadaşlarının can güvenliğinden endişe duyduklarını dilegetirdiler. http://bit.ly/SG8-45

26.7.2017 - Kadınların %91’i en yakınındakilerden şiddet gördü Mor Çatı Dayanışma Merkezi, 2017 yılı 6 aylık faaliyet raporunu yayınladı.Çeşitli şiddet türlerine maruz bırakılan kadın ve çocukların başvuruları üzerine hazırlanan rapor Mor Çatı’ya başvuran 609 kadın ve çocukla yapılan 1277 görüşme sonucu hazırlandı. En fazla başvurunun yapıldığı ilin İstanbul olduğunun belirtildiği raporda destek verilenlerin %2.5’inin 15 yaşından küçük çocuklar olduğu belirtildi.*Rapora göre, şiddete maruz bırakılan kadınların yüzde 43.8’i evli iken ve bu kadınların yüzde 91’i en yakınındaki erkekler tarafından şiddete uğradı. http://bit.ly/SG8-22

28.7.2017 - Yaşam merkezi kapatıldı Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ilçesinde bulunan ve her yıl binlerce kadının sağlık ve fitnes eğitimini gördüğü Ubeydullah Eren Sağlık Yaşam Alanı, belediyeye atanan kayyum Ahmet Odabaşı tarafından, “hizmet” adı altında Kur’an kursuna çevriliyor. Belediye’ye kayyım olarak atandığı günden bu yana kadınların etkinlik gördüğü tüm alanları kapatan kayyum, daha önce Nuda Kadın Kurumunu da ‘Hanım Eline’ çevirmişti. Kayyumdan önce belediye bünyesinde çalışan ve ismini vermek istemeyen bir kadın ise, “ Kayyım geldiğinde ilk işi Nuda ismini değiştirmek oldu. Daha önce de parkın demirleri arasında yıldız var diye, bir bayrağı temsil ediyor diye yıldızı bozdu. Kayyumdan sonra kadın kurumunun önü zaten karakol gibi oldu. Hiçbir kadın gitmiyor artık. Oraya gidenlerde daha çok asker, polis ve memur eşleri.’’ ifadelerini kullandı http://bit.ly/SG8-21

30.07.2017 - Forbes dergisinde kadınlar için en tehlikeli 9. ülke Türkiye ABD’nin önde gelen dergilerinden olan Forbes kadınlar için en tehlikeli on ülkeyi açıkladı. Derginin yaptığı sıralamada Türkiye 9. sırada yer alırken Mısır ilk sırada bulunuyor. Listede sıralama şu şekilde: Mısır, Fas, Jamaika, Hindistan, Peru, Bahama Adaları, Kolombiya, Ekvador, Türkiye ve Guatemala.“Geçen yıl yaşanan yoğun siyasal istikrarsızlığın ardından gazeteciler ve muhalifler kayboldu” ifadeleri ile Türkiye’nin kadınlar için neden tehlikeli olduğunu açıklayan dergi, kadınları saldırıların yaygın olduğu noktasında uyararak dikkatli olmalarını istedi. Ayrıca kadınlardan yanlarında başörtüsü bulundurmalarını, hamamlara sadece kadınlara özel günde gitmelerini, ana arterlerden iyi ışıklandırılmış taksilere binmelerini ve ‘saldırgan’ esnafı görmezden gelmelerini istendi. http://bit.ly/SG8-44

Kapitalizm ve Çocuk

3.3.2017 - Türkiye Avrupa’nın çocukları uyuşturucudan en fazla ölen ülkesi  Birleşmiş Milletler’in (BM) geçen hafta yayımladığı uyuşturucu raporu, Türkiye’nin uyuşturucu ölümlerinde Avrupa birincisi olduğunu ortaya koydu. Uyuşturucu sorununa ilişkin olarak konuşan Prof. Dr. Kültegin Ögel Türkiye’nin “Avrupa ile kıyasladığımızda özellikle 18 yaş altı ölümlerde en üst düzeyde” olan ülke olduğunu belirtti. http://bit.ly/SG8-35 Sınıf Gündemi’nin notu: Vatan gazetesinin 1.6.2017 tarihli haberine göre ise; yaklaşık 7 yıl önce Türkiye’de de pazarlanmaya başlayan ve Bonzai olarak bilinen uyuşturucu maddenin 10 liradan satılması nedeniyle kullanıcı sayısı hızla yayılarak 500 bin kişiye ulaştı. Kullanıcıların %5’ini 9-13 yaş arasındaki çocuklar oluşturuyor. Veriler; uyuşturucu madde kullanımının yoksul halk çocuklarını hızla kuşattığını göstermektedir. Tekelci kapitalizm en geniş kitleleri hızla yoksullaştırmakta; çocukları ve gençleri geleceksizliğe mahkum etmektedir.

23.7.2017 - ‘Cihat bilmeyene matematik öğretmek faydasız’ Meclis Milli Eğitim Komisyonu üyesi, AKP’li vekil Ahmet Hamdi Çamlı yeni müfredatın içeriğinde yer alan ‘cihat’ kavramı için “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok” dedi. Özellikle evrim teorisinin çıkarılmasıyla tepki çeken yeni müfredatın açıklanmasının ardından Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, yeni müfredatta yer alan ‘cihat’ kavramına gelen eleştirilere “Rahatsızlık duymayın, dinimizde var” diye yanıt vermişti.

27.7.2017 - Yoksulluk çocuk işçi sayısını artırıyor CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’ndaki gündem dışı konuşmasında, çocuk işçiliği konusuna dikkat çekti. 18 yaşından küçük olan herkesin çocuk sayıldığına vurgu yapan Ömer Fethi Gürer, zorunlu eğitimin 6-13 yaşına çekilmesi ve yoksullaşmanın artması çocukların küçük yaşlarda çalışma hayatına atılmalarına neden olduğunu ifade etti. Gürer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, 18 yaşın altında çalışan çocuk sayısının 101 bini geçtiğini, çırak ve stajyer adı altında çalışanlarla bu sayısının 400 bine ulaştığını belirtti. Gürer, gerçekte çalışan çocuk sayısının 2 milyona yaklaştığını ifade ederek, “2016 TÜİK verilerine göre, çocuk işçilerin yüzde 78'i kayıt dışıdır. Çalışan çocukların yüzde 45'inin tarımda, yüzde 24'ünün sanayide, yüzde 31'inin hizmet sektöründe olduğu ifade edilmektedir. Çocuk işçilerin normalde otuz beş saat çalışması gerekirken bu çocukların kırk saatin üzerinde çalıştırıldığı da verilerle ortaya çıkmış bulunmaktadır” dedi. 2012 yılında iş kazaları sonucu hayatını kaybeden çocuk sayısının 32 olmasına rağmen, 2016 yılında bu rakamın 56’ya yükseldi. http://bit.ly/SG8-43

30.7.2017 - MEB ile  Ensar Vakfı arasında protokol imzalandı Çocuklara yönelik cinsel istismarla gündeme gelen Ensar Vakfı ile MEB arasında protokol imzalandı. 5 yıl geçerli olacak protokole göre, Ensar Vakfı’na okullarda her türlü etkinlik için yetki verildi.Protokolde MEB yükümlükleri arasında “Protokol kapsamında yapılacak faaliyetlerle ilgili vakıfla ortaklaşa belirlenen kulüplerin ortaöğretim kurumlarında kurulmasına imkân tanır” maddesi yer aldı. Bakanlık ayrıca düzenlenecek etkinlikler konusunda vakıfla koordineli çalışacak. MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün Birlik Vakfı ile imzaladığı 3 yıllık protokole göre ise, bu kapsamda açılacak kurslarda vakıf personeli olan eğiticilere, ihtiyaç duyulduğunda kendi bünyesinde bulunan öğretmenlere, uzmanlara veya usta öğreticilere görev verilmesini sağlayacak ve ücretlerini ödeyecek. İl/ilçe milli eğitim müdürlükleri de yapılan işlemlerin mevzuatlara göre yürütülmesini, denetlenmesini sağlayacak. http://bit.ly/SG8-26

Kapitalizm ve Doğa

6.7.2017 - Danıştay, Cerattepe’de ‘madencilik yapılabilir’ kararını onadı Artvin'in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkii'nde madencilik faaliyetleri için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, 'Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu' raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan Türkiye´nin en büyük çevre davasında, Rize İdare Mahkemesi'nin, 'Madencilik yapılabilir' yönündeki kararı Danıştay tarafından onaylandı. Danıştay'ın onama kararındaki bilirkişinin bölgedeki endemik bitkiler için verdiği 'sökülüp başka yere dikilebilir' tavsiyesi dikkat çekti. http://bit.ly/SG8-29

16.7.2017 - 2016’da 200 çevreci öldürüldü Uluslararası insan hakları ve çevre örgütü Global Witness, 2016 yılında rekor düzeyde çevreci aktivistin öldürüldüğünü açıkladı. BBC Türkçe’de yer alan habere göre, dünyada 24 ülkede 200 çevreci cinayete kurban gitti. 2015 yılında 16 ülkede öldürülen çevreci sayısı 185 idi. En fazla ölüm Brezilya’da yaşanırken, Kolombiya ve Hindistan’da da bu tür ölümlerde büyük artış yaşandı. Bilgi kaynakları medya, hükümet dışı örgütler ve Birlemiş Milletler olan Global Witness örgütü, çevreci ölümlerinin en fazla madencilik, tomrukçuluk ve tarım sektörlerindeki projeler nedeniyle görüldüğünü bildirdi. Örgüt için çalışan Billy Kyte BBC’ye açıklamasında, “Bu tür olayların uzak ve tenha bölgelerde olduğunu sanıyorduk ancak bu saldırılar daha da pişkinleşti çünkü pek azı başarılı biçimde ceza aldı” dedi. http://bit.ly/SG8-27

20.7.2017 - Küresel ısınma ve iklim değişikliğinde rekor artışlar Küresel ısınma her geçen gün yeni rekorlar kırarak iklim değişikliklerinin başlamasına neden olurken uzmanlar böyle devam ederse dünyanın 3 yıl sonra dönülmez yıkımlarla karşılaşacağına dikkat çekiyor.İngiltere ve Batı Avrupa’da aşırı sıcakların iklim değişikliği nedeniyle daha yoğun hissedildiği bilim adamları tarafından açıklanırken; sıcaklık artışları nedeniyle Portekiz’de orman yangınları boy gösteriyor. Fransa, Hollanda ve İsviçre ise aşırı sıcaklar nedeniyle özel önlemlere başvuruyor.Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü'nden Geert Jan van Oldenborgh, sıcaklıktaki artış oranlarının tahmin ettiklerinden çok daha yüksek olduğunu ifade ederken, İklim ve Çevre Bilimi Laboratuvarı'ndan Robert Vautard, "Eğer sera gazlarını azaltmazsak Haziran ayında yaşadığımız aşırı sıcaklar yüzyılın ortasına geldiğimizde normal sıcaklıklar olacak" dedi. “Nature” isimli bilimsel dergide iklim değişikliği uzmanlarının yayınladığı makalede ise karbondioksit salınımını düşürmek için son 3 yıl kaldığı, kadar karbondioksit salınımı aynı düzeyde devam eder veya artarsa 2020’den sonrasının dünya için çok geç olacağına dikkat çektiler. http://bit.ly/SG8-8

26.7.2017 - Muğla’da tarihi şapel camiye dönüştürülmek isteniyor UNESCO'nun 'Korunması Gerekli Kültür Varlıkları' aday listesinde yer alan, 1995 yılında 'Avrupa'da Yılın Müzesi' yarışmasında özel ödül alan Bodrum Kalesi ve Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nde bulunan tarihi şapelin camiye dönüştürülmesi ve kale içindeki restore edilen yapıların yıkılacak olmasına mimarlar tepki gösterdi. Mimarlar Odası Bodrum Şube Başkanı Cevat Kalfa, Muğla'nın en önemli eserlerinden Cam ve Uluburun batıklarının bulunduğu 30 eserin zarar göreceğini belirtti. http://bit.ly/SG-2T