Sermaye Devleti

 

1.4.2017 - Kemal Kurkut'u öldüren polis yine tutuklanmadı Diyarbakır’da 21 Mart’ta Nevroz kutlamalarında arama noktasında polisle tartıştıktan sonra sinir krizi geçiren ve kasaptan aldığı bir bıçakla üstü çıplak olarak arama noktasından geçmek isteyince polisler tarafından vurulan 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un ölümüyle ilgili soruşturmada, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının Kurkut’u vuran polisin serbest bırakılmasına yaptığı itiraz sulh ceza hâkimliği tarafından reddedildi. Soruşturma kapsamında tespit edilen 2 polisten biri savcılık sorgusundan sonra, diğeri ise tutuklanma talebi ile çıkarıldığı sulh ceza hâkimliğince “adli kontrol” ile serbest bırakılmıştı. Savcılık ayrıca, dosyaya “gizlilik” kararı konulması için talepte bulunmuştu.


6.4.2017 - TÜBİTAK Berkin Elvan'ın görüntülerini incelemeyi reddetti Gezi Parkı eylemlerinde Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi nedeniyle hayatını kaybeden Berkin Elvan ile ilgili görüntülerin incelenmesi için yazı gönderilen TÜBİTAK bu talebi 'yoğunluk' bahanesiyle reddetti. Ulusal Kriminal Büro, Berkin Elvan’ın vurulma anına ilişkin TOMA kamerasından görüntüleri ortaya çıkarmış, söz konusu görüntülerde Berkin’i vuran ZET’çi (gaz fişeği silahı) polisin kimliği belirlenmişti. (http://bit.ly/SG7-20)


6.4.2017 - Berkin Elvan’ın ailesi: polis tarafından tehdit ediliyoruz Berkin'in kardeşi Gamze Elvan, Berkin Elvan'ın öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşmasında şunları söyledi: "Berkin'in vurulduğu gün arkadaşımı gördüm yolda, Berkin’in ne durumda olduğunu anlattı. Babam öğrenmesin şeker hastası dediğini, kustuğunu söyledi. Annemle babam tehditler aldığımızı söylediler. Alıyoruz, polislerce tehditler alıyoruz. İki kere önümü kestiler. Bir tanesi Berkin'in dövmesi kolumda diye oldu. “Yerinden kıpırdarsan vururuz” dediler. Biri diğer önümü kesip “kardeşini vuran iyi yapmış, mahalleden teröristleri temizleyeceğiz” diye tehdit ediyorlar. Asıl sorumluların, tüm faillerin yargılanmasını istiyorum" dedi. (http://bit.ly/SG7-21)


6.4.2017 - Ali İsmail Korkmaz davası: döverek öldürmenin cezası 6 yıl Gezi Direnişi  sırasında 2 Haziran 2013 gecesi Eskişehir’de polis ve eli sopalı esnaf tarafından dövüldükten sonra beyin kanaması geçirerek yaşamını yitiren 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle ilgili davada Yargıtay’ın cezasını bozduğu iki sanık hakkındaki dava yeniden görüldü. Ali İsmail’e tekme atarak düşüren fırıncı Ebubekir Harlar, “kasten yaralama sonucu ölüme neden olmak” suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. (Cumhuriyet)


15.4.2017 - 15 liralık pano kırıldı, cezası bir ömür oldu Sincan 1 No’lu F Tipi’ndeki tutuklular TKİP davası sanığı Onur Kara, MKP davası sanığı Baran Onur Doğan ve Kurtuluş Derman, cezaevi idaresinin odaya astığı panoyu kırdıkları gerekçesiyle 1’er yıl hapis cezasına mahkûm edildiler. Şartlı tahliyeyi de yakacak kararın gerekçesi ise zararın karşılanmamış olması. Kara’nın avukatı Zeycan Balcı, “Müvekkilim zararı karşılamayı kabul ettiği halde, ‘zarar karşılanmadı’ denilerek hapis cezası veriliyor” dedi. Haberin tamamı: http://bit.ly/SG7-28

18.4.2017 - Sultangazi Cemevi için yıkım kararı Kaçak yapıldığı iddiasıyla yıkım kararı verilen Sultangazi Pirsultan Abdal Cemevi’ne yıkım kararı tebliğ edildi. AKP’li belediye tarafından yıkım kararı verilen cemevinin başkanı Zeynal Odabaş, söz konusu kararın bir yıl önce verildiğini ancak kararın referandum hemen ardından uygulamaya sokulmak istendiğini belirterek “Tek bir tuğla dahi düşürtmeyeceğiz” diye tepki gösterdi. (http://bit.ly/SG7-26)

19.4.2017 - Barış Kerem’in ailesinden suç duyurusu: Polisler tutuklanmalı Barış Kerem, İstanbul Sultangazi’de, Gazi Kent Ormanı’nda ehliyetleri olmadığı için kaçan, biri 18, dördü 17 yaşında 5 gencin içinde bulunduğu araç polislerce taranmıştı. Gençlerden ikisi yaşamını yitirirken, biri ağır olmak üzere ikisi yaralanmıştı. Hayatını kaybeden Barış Kerem’in avukatı Meral Hanbayat’ Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçede faillerin polis olduğu öldürme olaylarında cezasızlığın genel bir uygulama haline geldiğini belirterek mağdurların kaygılı olduğunu kaydetti. Hanbayat, henüz polislere gözaltı ve ifade alınma işleminin yapılmadığına değinerek, “Barış Kerem’i öldürerek TCK 81. madde de belirtilen kasten öldürme suçunu işleyen polis memurları hakkında etkin soruşturma yürütülerek kamu davası açılması istemi ve soruşturmaya ilişkin taleplerimiz sunulmuştur” ifadelerini kullandı. Dilekçede araçta olan ve sağ kurtulan Demirhan Erkul ve Birkan Yüksel’in ifadelerine de yer verilerek, “Mağdur Demirhan ve ön koltukta oturan diğer mağdur Birkan camlarını indirip arabanın lambalarını yakmışlardır. Polis memurlarının, ‘Niye durmuyorsun lan’ şeklinde bağırmaları ve sinkaflı küfürler ederek tehditvari davranmaları üzerine henüz 15 yaşını doldurmamış olan Demirhan’ın panikle gaza basması üzerine çok sayıda polis tarafından araç taranmıştır” açıklamaları yer aldı. (http://bit.ly/SG7-25)

19.4.2017 - Polis Akademisi Başkanlığı, bini kadın olmak üzere toplam 10 bin yeni polis alınacağını duyurdu İlana çıkılan polis memur alımı için yapılan başvuruların yetersiz olduğunu kaydeden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 14 bin müracaatın yüksek bir müracaat olmadığını belirterek, gerekli duyuruların yapılması talimatını verdi. Bunun üzerine 10 bin polis memuru alımı için ilana çıktıklarını kaydeden Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, şu ana kadar 14 bin 500 müracaatın yapıldığını aktardı. Yapılan bu müracaatın yetersiz olduğunu bildiren Bakan Soylu, gerekli duyuruların yapılması talimatını verdi. (siyasihaber3.org) Sınıf Gündemi’nin notu: 2016 yılının Haziran ayında, Özgür Gündem gazetesinde, hükümetin Kürdistan kentlerindeki özel harekatçıların sayısını 40 bine çıkaracağına dair bir haber yayınlanmıştı. Aynı ayda, hükümete yakın Sadat A.Ş'nin sitesinde 'eğitim paketi” olarak "Gayri nizami harp kursu" verilmesi dikkat çekmişti. Temmuz ayında, polise ağır silahlar verilmesi kararlaştırılmıştı. Ekim ayında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, parti yöneticilerini silahlandıracaklarını açıklamış, sosyal medya üzerinden "Ak silahlanma" ve "Ak milisler" etiketleriyle yapılan silahlanma ve şiddet çağrıları yapılmıştı. Kasım ayında ise, Polis Akademisi'nin resmi internet sitesinden yapılan duyuruyla özel harekat polisi yetiştirmek üzere 10 bin erkek öğrenci adayı alınacağı ifade edilmişti. Aralık ayında, Özel Harekât Daire Başkanlığı'nca polis olmak isteyen kişilere ayda 300 liraya "özel harekât" kursları açıldı. 2016 yılının Şubat ayında “bekçilik” uygulaması için İstanbul’da başvuruların başladığı, İstanbul ilçelerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde “Çarşı ve Mahalle Bekçisi” olarak 700 kişinin görevlendirileceği duyurulmuştu. Aynı ayda Cumhuriyet gazetesi, Tayyip Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner’in, “bir darbe girişimi ya da kalkışma anında” halkı çok kısa sürede sokağa dökebilmek için geniş bir iletişim ağı kurduğu haberini yapmıştı. Birgün gazetesi de, Şubat 2016’da yaptığı haberde AKP’li Esenyurt Belediyesi’nde kirli savaşta yer almış eski özel timcilerin ve askeri personelin zabıta olarak istihdam edildiği ve silahlandırıldığını duyurmuştu.

25.4.2017 - Uğur Kurt davasında skandal karar: Bir canın bedeli 12 bin TL! Okmeydanı'nda çıkan olaylarda polisin açtığı ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybeden Uğur Kurt'un ölümüne ilişkin davada sanık Sezgin K. "Taksirle ölüme neden olmak" suçundan 1 yıl 8 ay hapse çarptırıldı. Mahkeme hapis cezasını 12 Bin 100 TL para cezasına çevirdi. http://bit.ly/SG7-10 

26.4.2017 - KHK'lar rejimi 12 Eylül'le yarışıyor *139 bin 356 kamu görevlisi hakkında idari işlem başlatıldı. 99 bin 713 memur kamudan ihraç edildi. Bunlardan sadece bin 146’sı göreve iade edildi. İade edilme oranı yüzde 1.15 olarak hesaplandı. * Demokratik Bölgeler Partili 103 belediyenin 82’sine kayyım atandı. 85 belediye eş başkanı tutuklandı. Belediyelere bağlı 2 bin 22 çalışan ihraç edildi veya kovuldu. 585 belediye personeli açığa alındı. Belediyelerin yanı sıra 27 Ocak’ta Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği’ne bile kayyım atandı. * Meclis’te grubu bulunan 4. parti HDP’nin neredeyse her kademesindeki yöneticisine OHAL koşulları uygulandı. Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 12 vekil tutuklandı. Tutuklu bulunan Yüksekdağ’ın vekilliği de düşürüldü. Neredeyse her gün bir HDP milletvekili gözaltına alınıp, kısa süre sonra serbest bırakıldı. 28 HDP il başkanı 89 ilçe eşbaşkanı an itibarıyla cezaevinde. 750 il ve ilçe yöneticisi tutuklandı. * KHK'lerle 45 bin 678 öğretmen meslekten çıkarıldı ya da açığa alındı. 33 bin 55 öğretmen ihraç edildi. 21 bin özel okul öğretmeni memuriyetten çıkarıldı. Böylece en az 1.5 milyon öğrenci öğretmensiz kaldı. * 112 üniversiteden 4 bin 811 akademisyen için ihraç kararı verildi. ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza atan akademisyenlerden 312’si ihraç edildi. (Cumhuriyet)

26.4.2017 - Ayşe Öğretmen'e hapis cezası verildi Sokağa çıkma yasakları döneminde Beyaz Show'a bağlanıp "Çocuklar ölmesin" diyerek Bölge'de yaşananlara dikkat çeken Ayşe Öğretmen hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. (http://bit.ly/SG7-13)

28.4.2017 - OHAL öldürüyor: "İntihar" ettiği açıklananlar 35’e yükseldi CHP’nin hazırladığı rapora göre OHAL sürecinde "FETÖ üyeliği" kapsamında ihraç edilen veya tutuklanan vatandaşlardan ve yakınlarından 35 kişi intihar ettiği açıklandı. Bu "intihar" vakalarının 13’ü evde, 7’si cezaevinde, 1’i nezarethanede, 1’i yurtta, 8’i çalıştığı kurumda, 5’i dışarıda gerçekleşti. İntihar ettiği açıklananların 17’si polis, 4’ü asker, 4’ü öğretmen, 2’si infaz koruma memuru, 1’i rehberlik uzmanı, 1’i kaymakam, 1’i cami imamı, 1’i savcı, 1’i mühendis, 1’i öğrenci, 1’i doktor ve 1’i diş hekimi.

 

Türkiye Gündemi

19.4.2017 - "Cumhuriyet kalkınma partisi" "Vatandaş haberciliği"ni geliştirmeyi amaçlayan 140journos, ana muhalefet partisi CHP'nin bugüne kadar iktidar ile hangi konularda ortaklaştığını "cumhuriyet kalkınma partisi" başlıklı bir dosya ve videoyla özetledi. Dosyada başta CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP yönetiminin AKP'nın dış politikadaki demagojik gündemlerinden Kürt sorununa kadar en kritik bir dizi konuda AKP'ye verdiği destek ortaya konuluyor. Haberde "mecliste yapılan tezkere ve dokunulmazlıkların kaldırılması oylamalarında “evet” oyu verilmesi yönünde karar alan chp, çeşitli tarihlerde gerçekleşen saldırı ve patlamaların ardından da “terörü bitirme noktasında” hükümete destek vereceklerini açıkladı"ğı hatırlatılıyor. (140journos.com http://bit.ly/chp-akp) Sınıf Gündemi’nin yorumu: CHP toplumsal muhalefetin kanseridir!

20.4.2017 - IPSOS'un araştırmasına göre gençlerde "hayır" oyları ağır bastı 16 Nisan anayasa değişikliği referandumunun ardından IPSOS Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından hazırlanan araştırma göre 18-24 yaş arası gençler en yüksek "hayır" oyu veren ya grubunu oluşturuyor. Araştırmaya göre kentleşme ve eğitim oranı arttıkça "evet" oranı düşüyor, "hayır" oranı yükseliyor. Tayyip Erdoğan’ın kampanya boyunca en çok üzerinde durduğu konulardan birisi da 18 yaşa seçilme hakkı verilmesi olmuştu. IPSOS çalışması ilk kez oy veren seçmenlerin yüzde 58’inin “Hayır” oyu verdiğini gösteriyor. Bu oran referandumda kullanılan yüzde 48,6 oranındaki “Hayır” oranından neredeyse 10 puan daha fazla. Anket sonuçlarına göre, il ve ilçe merkezlerinde “hayır” oranı yüzde 51’e ulaşıyor; “Evet” yüzde 48’de kalıyor. Buna karşın belde ve köylerde “Evet” oranı, referandumda çıkan yüzde 51,4’ün 10 puandan fazla üzerinde; yüzde 62; belde ve köylerde “Hayır” oranı yüzde 38’de kalıyor. Araştırmaya göre eğitim seviyesi yükseldikçe "evet" oranı azalıyor. İlkokul mezunu ya da eğitimsiz seçmen arasında “Evet” oranı yüzde 70’e yükseliyor; ankete göre “Evet” oylarının en yüksek olduğu dilim bu. İlkokul düzeyinde yüzde 70 olan “Evet” oranı ortaokul düzeyinde yüzde 57’ye, lise düzeyinde yüzde 42’ye, üniversite düzeyinde ise yüzde 39’a düşüyor. “Hayır” oyu veren üniversite mezunu seçmenin yüzde 35’i de başka ülkelere gitmenin yolunu arıyor. (t24.com.tr, cnnturk.com http://bit.ly/ipsos2017)


20.4.2017 - Sanayi kentleri ‘Hayır’ dedi “...4’üncü Grup Yalova, Tekirdağ, Kocaeli, Kayseri, İzmir, İstanbul, Eskişehir, Bursa, Ankara ve Adana’dan oluşmaktadır. Bu grup sanayi istihdamının yüzde 35 ile en yüksek olduğu bölge olarak görülmektedir. Bölgede SGK’ya işçi statüsünde kayıtlı olanların toplam oranı yüzde 77 ile en yüksek seviyededir. Grup içinde Kayseri açık ara, Bursa ve Kocaeli yakın bir sonuçla ‘Evet’ vermiş olan illerdir. Diğer illerde ise Hayır öndedir. Bu gruptaki illerde AKP 1 Kasım seçimlerinde ortalamada yüzde 47 oy almıştır. Referandumda alınan sonuç da yüzde 47,9’dur. AKP bu illerde ciddi bir mağlubiyet yaşamıştır. MHP’nin bölgede oy oranı yüzde 12,7’dir. Bu bölge, işsizlik oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu ikinci gruptur. Türkiye nüfusunun yüzde 45’i bu gruptaki illerde yaşamaktadır. Bölge çelişkilerin en yüksek olduğu bölge olarak görülmektedir. Ortalama günlük kazancın ve tasarruf miktarının en yüksek olduğu grup olmasına karşın, temel ihtiyaçlarını karşılayamayanların oranı yüzde 45,7’dir. Bölge kamunun eğitim hizmetlerinden memnuniyetsizliğin en yüksek, kamunun sağlık hizmetlerinden ve asayiş hizmetlerinden memnuniyetsizliğin ikinci sırada olduğu bir durumdadır. Sosyal hayattan memnuniyet düzeyi yüzde 53 ile 1’inci gruptan sonra en düşük orandadır. Gece yalnız yürürken kendini güvende hissedenlerin oranı yüzde 55 ile son sırada gelmektedir. Bu grupta fakülte ve yüksekokul mezunlarının oranı diğer gruplara göre yüksektir. Hizmet sektörü yüzde 54 ile en yüksek, tarım sektörü 11,25 ile en düşük düzeydedir.” (Serkan Öngel, Birgün, yazının tamamı: http://bit.ly/SG711)

20.4.2017 - 'Hayır'a gözdağı! YSK’yi protesto eden 16 kişi sabaha karşı ev baskınlarıyla gözaltına alındı YSK’nin mühürsüz oy kararını protesto eden farklı görüşlerden 16 yurttaş dün sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarıyla “evet soncunun meşru olmadığını propaganda etmek suçu”ndan gözaltına alınarak Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alınanlarla ilgili avukatlara herhangi bir bilgi verilmezken, 16 kişi ile ilgili olarak dört gün gözaltı süresi verildi. 38 kişi hakkında yakalama kararı olduğu iddia edilirken, gözaltına alınan kadınlara çıplak arama dayatıldı. ÖDP İl Yöneticisi Mesut Geçgel gözaltına alındığını sosyal medya üzerinden “Meşru olan protesto hakkımı kullandığım gerekçesiyle gözaltına alınıyorum. At hırsızları boş durmuyor. Memleket bizim. Biz kazandık!” diyerek duyurdu. Avukat Aziz Aytaç ise, “Müvekkillerimiz hakkındaki suçlamayı bilmiyoruz. YSK'nın mühürsüz oylarını protesto ettikleri için gözaltına alındılarsa, bu karara hepimiz karşı çıktık. Soruşturma o kadar kapalı gidiyor ki. Herhangi bir bilgi alamıyoruz. Müvekkillerimiz ile görüştük. Kadın arkadaşlara çıplak arama dayatılmış” dedi.

22.4.2017 - Kılıçdaroğlu: YSK'yi protesto gösterilerine CHP kurumsal olarak destek vermiyor CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, YSK'nin "mühürsüz oylar geçerlidir" kararını ve şaibeli referandumu protesto için günlerdir gerçekleştirilen gösterilere "Kurumsal olarak destek vermiyoruz" dedi. Kılıçdaroğlu, "İnsanların protesto hakkı var ama sokak protestolarının içinde kurum olarak CHP yoktur. CHP kurumsal kimliğiyle sokak protestolarında yoktur ve destek olmamaktadır. Siyaseti ve hak arayışını parlamenter demokrasi zemininde sürdürüyoruz." diye konuştu. (http://bit.ly/SG7-12)

25.4.2027 - Hayır ve Ötesi referandum raporunu açıkladı: Ölüler oy kullandı! En çok şaibe Kürdistan'da Hayır ve Ötesi tarafından açıklanan 16 Nisan referandumuna ilişkin rapor, bir skandalı ortaya çıkardı. Raporda, Urfa’da 31 Mart 2017 günü hayatını kaybeden E.E. isimli bir yurttaşa, Eyyübiye ilçesinde bulunan 2179 no’lu sandıkta oy kullandırıldığı tespitine yer verildi. ... YSK verilerine, aşağıda örnekleri de verilen, başta Şanlıurfa’nın Akçakale, Viranşehir, Hilvan ve Muş’un Hasköy, Yozgat’ın Çekerek ilçeleriyle, Sakarya’nın Akyazı ilçesi olmak üzere; 961 adet seçmen sandığında kullanılan oyların tamamı, yani yüzde 100’ü EVET mühürlü olup, HAYIR mühürlü oy adet ve yüzde olarak SIFIR’dır. 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinde, ihmal edilemeyecek derecede muhalefet partisi seçmenine sahip olduğu anlaşılan söz konusu sandıklardaki bu sonuç, hayatın olağan akışına ters olarak değerlendirilmektedir. 7 bin 48 adet seçmen sandığında, kullanılan oy sayısının ilgili sandıktaki seçmen sayısına eşit olduğu veya sandık görevlileri de dikkate alındığında, seçmen sayısı ve sandık görevlileri toplam sayısından da fazla olduğu tespit edilmiştir. Dahası, bu sandıklardan 2 bin 397’sinde seçmen sayısından fazla oy kullanılmıştır. Söz konusu sandıklarda kullanılan oyların toplamı 1 milyon 672 bin 249’dur. Bu oyların yüzde 60,7’si “EVET” olarak gerçekleşmiştir. Blok oy kullanımına ilişkin önceki tespitler de dikkate alındığında, oy kullanmaya gelmeyen seçmenler adına bilahare “EVET” yönünde oy kullanılmış olabileceği şüphesi; söz konusu 7 bin 48 adet sandık için ihmal edilmemesi gereken ve detaylı soruşturmaya muhtaç bir olasılık olarak değerlendirilmektedir. ... Özellikle doğu ve güneydoğu illerinde ‘Gizli Oy Açık Sayım’ esası ‘Açık Oy Gizli Sayım’ şekline dönüştürülmüş, silahlı güvenlik güçleri vatandaşların oy kullanımına açıkça müdahale etmiştir. Örneğin Muş İli Hasköy ilçesi Dağdibi köyünde, Rıdvan Işık isimli kişi 1031 numaralı sandıkta sandık görevlisi olduğu halde seçime uzun namlulu silahla katılmış, oy kullanma esnasında vatandaşların fotoğrafını çekmiş ve sosyal medyadan sandık tutanağı görüntüsü ile birlikte yayınlamıştır. Söz konusu sandıkta geçerli 292 oyun 290’ı EVET olarak tutanağa geçmiştir. Bu sandıkta 1 Kasım seçimlerindeki oy dağılımı AKP 108, CHP 3, HDP ise 109 oy şeklinde gerçekleşmiştir. (haberin tamamı: http://bit.ly/SG7-2)

27.4.2017 - Üniversitelere “AB’ye karşı bozulan imajımızı düzeltin” talimatı Erdoğan AB’ye “sürpriz yapacağız” dese de hükümetten Erasmus atağı geldi. Üniversite yönetimlerine “Türkiye hakkındaki olumsuz algı ve karşı tavrı değiştirmek için özel çaba gösterin” talimatı verildi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Avrupa ile ilişkiler 'için “16 Nisan’dan sonra sürprizle karşılaşabilirsiniz” ve “Gerekirse o konuda da referandum yaparız” açıklamalarını yapsa da hükümetin, Erasmus öğrenci değişim programlarının yeniden canlandırılması için talimat verildiği öğrenildi.  Edinilen bilgiye göre AB Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yücel, 15 Temmuz 2016 sonrası dönemde Türkiye ile AB ülkeleri arasında yaşanan sıkıntıların Erasmus Plus programını olumsuz etkilemeye başladığını anlattı. Gelen öğrenci sayısının azalmasının yanında gönderilecek öğrencilere yönelik iptallerin de söz konusu olmaya başladığı ifade edildi. Müsteşar Yardımcısı Yücel’in, “Üniversitelerin bütün bağlantılarını ve imkânlarını kullanarak Erasmus programlarının genişleyerek devamı için özel bir çaba göstermelerini beklediklerini, gelen öğrenci sayısının azalması ve sözleşme iptallerinin güvenlik endişesi, Türkiye hakkında yaratılan olumsuz algı ve karşı tavır sebeplerinden kaynaklandığını, üniversitelerin bu yanlış algı ve karşı tavrı değiştirmeye yönelik çabalar göstermeleri gerektiğini” söylediği belirtildi.

28.4.2017 - Alevi mezarlarına saldırılar devam ediyor Hatay'ın Arsuz ilçesinde Gözcüler ve Hacıahmetli mahallelerinde Alevi mezarlarına yönelik saldırıların ardından bu kez Madenli mahallesinde Alevilere ait 10 mezar tahrip edildi.

Halk İçin Ekonomi

1.4.2017 - İthal et fiyatları düşürmedi Et fiyatlarının bir türlü düşmediği Türkiye’de, hükümet yerli üretimi daha fazla teşvik etmek yerine çözümü ithalatta aradı. Son üç yılda 680 milyon kg canlı hayvan ve hayvansal ürün ithal edildi, bunun için 2.5 milyar dolar ödendi. Ancak et fiyatlarını düşürmekte ithalat da çözüm olmadı. Kasapta et fiyatları düşmedi. 6 yılda 79 bin 127 canlı hayvan da yurda kaçak sokulmak istenirken yakalandı.

1.4.2017 - İnşaat sektörü geçen yıl nasıl krizin eşiğinden döndü? "Geçen yıl gayrimenkul sektörü zor zamanda güç birliği yaparak zorluklarla başa çıkmayı bildi. Emlak Konut’un başı çektiği, GYODER’in de destek verdiği kampanyalar sayesinde 2016’da bir önceki yıla göre konut satışları gerilemedi. Aksine hızla normalleşme sürecine girildi. Ayrıca inşaat firmalarının konut alıcısı için ödeme koşullarında kolaylık sağlaması, banka faizlerinin yüzde 1’in altına inmesi, banka kredi peşinatlarının yüzde 25’ten yüzde 20’ye düşürülmesi sayesinde 2016'nın son çeyreğinde özellikle ipotekli satışlarda artış yaşandı.Geçen yıl konut satışları bir önceki yıla göre yüzde 4 artarak 1,3 milyona ulaştı. Konut satışlarının yüzde 46’sını sıfır, geri kalanı ikinci el konut satışları oluşturdu." (Capital dergisi, Nisan 2017)

7.4.2017 - Ataşehir’de dev projeyi yapan şirket iflas etti İstanbul Finans Merkezi kapsamında Ataşehir’de inşa edilen Sarphan Finans Park projesini üstlenen şirket için mahkeme iflas kararı verdi. İflas kararı verilen şirketin en büyük alacaklısı konumunda ise özel bir banka bulunuyor. 700 milyon TL değerindeki projede yer alan gayrimenkullerin fiyatı bir milyon TL’de başlıyor. Şirket adına Hurriyet.com.tr’ye yapılan açıklamada ise, iflas kararına itiraz edileceği vurgulandı. Üç blokta oluşan ve toplam 833 bağımsız bölümün bulunduğu Sarphan Finans Park, TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO işbirliği yapılıyor. Projenin yapımını ise, Alaaddin-İhsan Akar’a ait Yeni Sarp İnşaat-Öz Akar Adi Ortaklığı üstlenmişti. Anılan şirketlerden 50 milyon TL sermayeli Yeni Sarp İnşaat Madeni Yağlar Petrol Ürünleri Turizm İthalat İhracat Tic. ve San. limited şirketi (Yeni Sarp İnşaat) geçtiğimiz yılbaşında iflas erteleme başvurusu yapmıştı.

7.4.2017 - TOBB İnşaat Müteahhitleri Meclis Başkanı: İnşaat gerektiğinden fazla büyüdü, kriz kapıda Sarphan Finans Park’ı inşa eden şirketin iflas etmesi, plansız, kontrolsüz ve stok fazlasıyla çalışan sektörde yeni iflas endişelerini de beraberinde getirdi. Ataşehir’de dev projeyi yapan şirket iflas etti İnşaattaki plansız ve kontrolsüz büyüme kriz yaratıyor. Ardı ardına düzenlenen kampanyalara rağmen 1 milyon civarındaki konut stokunu eritmiyor. Her geçen gün yeni projeler ise devreye giriyor. Arazi ve inşaat maliyetlerinin artması, kur baskısı da sektörü zorluyor. Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu, İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu Başkanı ve TOBB İnşaat Müteahhitleri Meclis Başkanı Tahir Tellioğlu’na göre inşaatta belli bir kapasiteye ulaşıldı. Sektörde şu anda büyük kriz beklenmiyor ama tedbir alınmazsa yakın gelecekte sıkıntı büyür ve iflaslar da artar. Türkiye’de şu anda 300 bin civarında müteahhit bulunduğunu ve bunların sadece 1000 tanesinin, ayakta kalabilecek plan ve vizyonlarının olduğunu vurgulayan Tellioğlu, “299 bininin işi zor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra sektörde daralma oldu. 16 Nisan’daki referandum öncesi bir bekleme ve endişe durumu var. Ama sektörde asıl sorun yaratan konu istikrar değil. İnşaat gerektiğinden fazla büyüdü. Sanayi ya da başka alanlar yerine inşaata yöneldik. Çok inşaat şirketi çok rekabet oldu” dedi. Tellioğlu, sektörün içinde bulunduğu sorunları aşması için yönünü değiştirmesi gerektiğini de anlatarak, “Belki üretim yapacaksa daha fazla yabancıya dönük olmalı. Sorunun çıkışı için hükümetin mutlaka harekete geçmesi gerekiyor” diye konuştu. (Şehriban Kıraç, Cumhuriyet)

2.4.2017 - Çiftçi-Sen madde madde anlattı: Çiftçi borç batağında, tarım alanları eriyor Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (Çiftçi-Sen), AKP’nin ürettiği politikaların bankaların ve büyük şirketlerin lehine olduğunu belirterek, çiftçilerin borç batağında olduğunu, tarım alanlarının da azaldığını bildirdi. Cumhuriyet’ten Olcay Büyüktaş’ın haberine göre Çiftçi-Sen, 16 Nisan öncesinde tarımdaki ‘kara tablo’yu özetleyerek ‘Hayır’ deme gerekçesini anlattı. AKP’nin tek başına iktidar olduğu 15 yıl boyunca, hiçbir engel olmamasına rağmen çiftçilerin değil şirketlerin lehine politikalar ürettiğini ifade eden Çiftçi-Sen, mazot, gübre, ilaç ve tohumun ‘füze hızıyla yükseldiğini’ kaydetti. “Bizim ürettiklerimiz ise maliyeti bile karşılamıyor. Üretmek istiyoruz, zarar ediyoruz, bu yüzden üretemiyoruz” diyen Çiftçi-Sen, ’15 yıllık bilanço’yu madde madde anlattı: * Tarım alanları 2002’de 26 milyon 579 bin hektar iken, 2016’da 23 milyon 900 bin hektara indi. 3 milyon hektar arazide çiftçi üretim yapmaktan vazgeçti. * Çayır ve meralar 2002’de 14 milyon 617 bin hektar iken, 2016’da 14 milyon hektara geriledi. Büyükşehir yasası ile talan devam ediyor. Köylerin ortak malvarlıkları olan otlak, mera ve tarlaları satılmaya başlandı. Aynı zamanda büyükşehir yasasıyla çiftçilerin üretim hakları ellerinden alınıyor. * 2004-2016 yıllarını kapsayan süreçte tarıma sağlanan destek sadece 3,7 kat artarken bankaların verdiği nakdi kredi miktarı 13,5 kat arttı. Çiftçilerin takibe düşen kredi miktarı ise dokuz kat arttı. Bütün bu şirket ve bankalar yanlısı tarım politikalarından dolayı çiftçi üretemez duruma getirildi. * Hayvancılıkta, nüfus 45 milyon kişi iken hayvan sayısı 83 milyon idi. Yani yaklaşık kişi başına iki hayvan düşüyordu. Şimdi nüfusu 80 milyona dayandı ancak hayvan sayısı 50 milyon civarında. Özetle hayvancılıkta ihracatçı iken ithalatçı olundu. * Çiğ süt fiyatları 2014’ten bu yana arttırılmadı. Yem fiyatları her yıl sürekli arttı. (haberin tamamı için bkz. http://bit.ly/ciftci2017 ) (Tarımsal küçük işletme, inanılmaz yoksunluklar, köylünün ve ailesinin emeğinin vahşice sömürülmesi pahasına ayakta kalır. Köylü, görünürdeki bağımsızlığını koruyabilmek için, bütün güçlerini seferber etmesine rağmen, toprak ve arazisini kaybeder ve yıkıma doğru ilerler. ... Kendi toprağını işleyen köylü, ivedi ödemeler (örneğin vergi) için paraya gereksinim duyduğunda, bankadan bir kredi ister. Sık sık, bir toprak parçası satın almak için kredi alınır. Banka, toprak ve arazi biçimindeki bir güvence karşılığında belirli bir miktarda parayı borç verir. Eğer para zamanında ödenmezse, toprak ve arazinin mülkiyeti bankaya geçer. Aslında, borçlu bu toprak parçasından elde ettiği gelirin büyük bir bölümünü ona faiz olarak vermek zorunda olduğu için, banka daha önceden toprağın sahibi olur. Köylü, gerçekte bankaya faiz biçiminde, kendi toprak parçası için toprak rantı öder. - Politik Ekonomi Ders Kitabı)

3.4.2017 - 2016 yılının büyüme rakamları düşük çıktı “2016 yılında yüzde 2.9 büyüdük. Bir yıl önce büyüme oranı, önce yüzde 4 idi. Sonra sistem değişti, hesaplama yöntemi farkıyla yüzde 6.1’e yükseltildi. Harcamada % 2.9 büyümenin 2.40 puanı halkın ve kamunun tüketiminden gelirken, özel ve kamu yatırımın katkısı 0.90 puan. Demek ki tarımda ve sanayiye göre değil, inşaat ve tüketime dayalı bir büyüme var.” (Tevfik Güngör, Dünya Gazetesi) “Tahminlerin üzerinde büyümenin ortaya çıkmasında rekor düzeydeki konut ve otomobil satışlarının payı büyük. Geçen yılki büyümede konut ile otomobil satışlarındaki rekorun katkısı büyüktü. Otomobil sektörünün bu yılın ihracatını sırtladığı ve büyümeye bu yönden destek vereceği kesin. Yılın üç aylık döneminde otomotiv ihracatı yüzde 26.5 artarken, tutar olarak 1.5 milyar dolar daha fazla dış satıma imza attı.” (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk) “Tarımda hem küçülmüşüz, hem de tarımın GSYH içindeki payı da azalmış. Aynı şekilde sanayide, bir önceki yıla göre yüzde 13’ün üzerinde, imalat sanayinde de yüzde 56’ya varan onda küçülme yaşanmış. Nerede büyümüşüz? İnşaatta. Neredeyse yüzde 47’ye yakın bir büyümeden bahsediyoruz.” (Noyan Doğan, Hürriyet) (Sınıf Gündemi’nin Notu: 2016 yılında büyümenin bir önceki yıla göre sınırlı kaldığını gördük. Ayrıca, burada verilen rakamların bilimsel olmayan burjuva ölçütlere göre hesaplandığını görüyoruz. Örneğin, yapılan satışları da “büyüme” rakamlarına dahil ediyorlar. Bilimsel bir ölçüm için sanayideki büyüme rakamlarını baz almak gerekir.)

3.4.2016 - Devlet, bankalara da güvence veriyor “Geçtiğimiz hafta Kredi Garanti Fonu (KGF) desteğiyle dağıtılan krediler 60 milyar TL’ye yaklaşmış. 250 milyar TL’ye kadar çıkacağı açıklanmış olan bu kredilerin yüzde 7’sine kadarlık kısmı KGF’nin güvencesinde. Bir başka deyişle 17.5 milyar TL’ye kadar batabilecek kredileri devlet üstlenecek. Kalan kısmın riski her ne kadar bankaların üzerinde olsa da şu ana kadar verilen kredilerin önemli kısmının, bankalar için zaten sorunlu veya sorunlu olmaya aday olan krediler olduğu konuşuluyor. KGF sayesinde bankalar bu kredilerini riskli sınıftan çıkararak hem sermaye yeterlilik, hem de likidite rasyolarını iyileştirebiliyorlar. En azından 1 yıllık daha bir zaman kazanmış oluyorlar.” (Ali Ağaoğlu, Vatan Gazetesi)

3.4.2017 -Krediler nafile: KOBİ’lerde çalışan sayısı azaldı, esnaf ve çiftçi eridi Türkiye Ekonomi Politikaları Araştıma Vakfı’nın (TEPAV) Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinden yola çıkarak hazırladığı İstihdam İzleme Bülteni’nin yeni sayısı, 88 sektörün yarısında işyeri sayısının azaldığını, KOBİ’lerde sigortalı çalışan sayısında 88 binlik bir düşüş olduğunu gösterdi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Ocak 2017 verilerinin değerlendirildiği TEPAV İstihdam İzleme Bülteni’nin 61. sayısına göre, Ocak 2017’de sigortalı ücretli çalışan sayısı Ocak 2016’ya göre 312 bin arttı, buna karşılık 43 sektörde sigortalı ücretli çalışan sayısı azaldı. Ocak 2017’de, son bir yıldaki değişimlere bakıldığında yüzde 10,2 ile en fazla azalış esnaflarda görüldü. Esnaf sayısı Ocak 2016’ya göre 204 bin azalarak 1 milyon 807 bin oldu. KOBİ sigortalı ücretli çalışan sayısı 88 bin azaldı. KOBİ sigortalı ücretli çalışan sayısı en fazla azalan sektör 66 bin azalışla bina ve çevre düzenleme faaliyetleri sektörü oldu. Bültenin önemli bulgularından birini de çiftçiler oluşturdu. Çalışma çiftçilerin biraz da topraktan ve üretimden uzaklaştığını ortaya koydu. Bir yılda kayıtlı çiftçi sayısı 79 bin azaldı. Son bir yılda kendi hesabına çalışan çiftçi sayısında yüzde 10, kamuya bağlı çalışan çiftçi sayısında yüzde 2,1 azalış izlendi. Bir yılda çiftçi sayısının Şırnak hariç tüm illerde azaldığı görüldü. Çiftçi sayısı en fazla azalan il 5 bin çiftçi ile Hatay oldu. Hatay’ı Konya, Mersin, Antalya, Samsun ve Balıkesir takip etti. Oransal olarak en hızlı azalış yüzde 21,4 ile Van’da gerçekleşti. (sendika.org)

04.04.2017 - Enflasyon 9 yılın zirvesinde! Mart ayında yüzde 0.6 artması beklenen TÜFE, yüzde 1.02 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 11.29’a çıkarak Ekim 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) Mart ayı enflasyon oranını açıkladı. Özellikle gıda ve döviz kuru etkisiyle tırmanışa geçen ve çift haneyi aşan enflasyon yine beklentileri aştı. Aylık bazda yüzde 0.6 artması öngörülen TÜFE, yüzde 1.02 artış gösterdi. Yüzde 1,93 artan gıda fiyatları TÜFE’nin yükselmesini sağladı. Mart ayında 2017’nin zirvesini görmesi beklenen yıllık enflasyon yüzde 10.13’ten yüzde 11.29’a çıktı. Böylece yıllık enflasyon Ekim 2008’den bu yana en yüksek seviyeye geldi. Çekirdek TÜFE ise yüzde 8.56’dan 9.46’ya çıktı. Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda 2017 yıl sonu için tahmini, orta noktası yüzde 8 olmak üzere yüzde 6.6 ile yüzde 9.4 aralığında şekilleniyor. TÜFE’de (2003=100) 2017 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,02, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 4,34, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,29 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 8,21 artış gerçekleşti. Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Mart ayında endekste düşüş gösteren bir grup olmadı.  

4.4.2017 - Mutfak masrafı yüzde 9.34 arttı, son 10 yıllık artış yüzde 153.1  TÜİK’in dün yayımladığı 2017 yılı mart ayı Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) göre, yılbaşından bu yana 3 ayda gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarındaki artış % 9.34’e ulaştı. Yılın ilk 3 ayında ulaştırma fiyatları % 6.74 oranında arttı. Yıllık artış % 17.69 oldu. (Dünya gazetesi) “Tüketiciye ulaşan gıdaların fiyatlarındaki son 10 yıllık artış yüzde 153.1 ve tüketici fiyatlarının 32.3 puan üzerinde.” (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk)

4.4.2017 - Gıda ürünlerinde spekülasyon “Taze meyve ve sebzeler mevsim, hava koşulları, taşıma koşullarına bağlı olarak yüksek fiyat oynaklığı gösteren, üzerinde büyük spekülasyonlar yapılabilen, hatta fiyat manipülasyonu yapılıyor. Bu manipülasyon gerekçelerine son yıllarda etkili bir şekilde ihracat da girdi. Buradaki ihracat da malum Rusya’ya. İhracat kesildi, düşsün fiyatlar, ihracat başlıyor bas zammı gitsin.Meyve ve sebzelerde öylesine bir spekülasyon ve manipülasyon yapılıyor ki, mandalinanın fiyatı üç ayda yüzde 100’ü aştı. Biber fiyatları da öyle. Patlıcanın fiyatı yüzde 49 yükseldi. Üçlüden eksik kalan domates. Ancak iş o kadar abartılmış ki, üretiminde dünya birincisi olduğumuz, bazı yıllarda toplamayıp dalında bıraktığımız ayvanın fiyatı bile üç ayda yüzde 33 arttı. Kilosu 4.5 liradan ayva yiyoruz.- Üç ayda taze meyve sebze fiyat artışı yüzde 40’a vardı. Böyle bir kazancı kimse elde edemiyor. Borsadakiler bile. Bütün halkın tükettiği gıdadan birileri üç ayda yüzde 40 kazanç elde edebiliyor. Herkesin cebinden çıkıyor, birilerinin cebine giriyor.” (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk)

7.4.2017 - 10 yılda enerjiye 550 milyar dolar “Son 10 yılda yıllık enerji ithalatı ortalama 45 milyar, maden 10 milyar, toplam 55 milyar dolar. 10 yılda enerji ithalatına 550 milyar dolar ödemişiz. 55 milyar dolarlık yıllık ithalat neredeyse toplam dış ticaret açığına eşit.” (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk)

14.04.2017 - AKP kurucusu patron gözünü işçilerin kıdem tazminatına dikti AKP kurucularından İTO Başkanı İbrahim Çağlar, gözünü emekçinin cebine dikerek, kıdem tazminatı fonunun kurulduktan sonra KOBİ'lere kredi olarak kullandırılmasını teklif etti. Dünya gazetesinin aktardığına göre, Özellikle işsizlik sigortasına ödenen yüzde 2'lik işveren priminde indirime gidilerek aradaki farkın kıdem tazminatı fonuna aktarılabileceğini ifade eden Çağlar, "Ayrıca kıdem tazminatı fonunda birikecek tutarın KOBİ ölçeğindeki işletmelere yatırdıkları prime orantılı olarak kredi şeklinde kullandırılması gibi düzenlemelerin büyük fayda getireceğine inanıyoruz. İnanıyorum ki sayın Bakanımızın çözümcü bakış açısıyla bu konularda da kısa sürede mesafe alacağız" diye konuştu. (ilerihaber.org)

16.4.2017 - 3. havalimanından önce sermaye uçtu: 2.5 milyar TL! "İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş. İstanbul'daki 3. Havalimanı inşaatını yürüten beş şirketin kurduğu “görevli şirketin adı. 2013 yılı sonunda 100 milyon TL ile kuruldu. Kamuoyunda “havuz müteahhitleri” olarak da anılan Cengiz, Mapa, Limak, Kolin, Kalyon, bu şirkette eşit hisse sahibi. Ticaret Sicil kayıtları, İGA A.Ş.’nin geçen hafta çok büyük bir sermaye arttırımına gittiğini haber verdi. 1 milyar 250 milyon TL sermaye ikiye katlanarak, 2.5 milyar TL’ye yükseltildi. Her bir ortak şirketin payı 500 milyon TL’ye çıkmış. 10 Nisan tarihli Ticaret Sicil gazetesinde yayımlanan kararda, arttırılan sermayenin yüzde 25’inin tescilden önce ödeneceği belirtiliyor. Yakın zaman önce beş patrondan 312.5 milyon TL’nin çıktığını tahmin edebiliriz. Kalan 937.5 milyon TL 24 ay içinde ödenecek. Soru şu: Üç buçuk yıl önce 100 milyon TL sermaye ile kurulan İGA’nın bugün 2.5 milyar TL sermayeye ulaşması neyin büyümesidir? Türkiye’nin mi, seçilmiş müteahhitlerin mi?" (Çiğdem Toker, Cumhuriyet)

21.04.2017 - İşsizlik Fonu soygunu şiddetlenerek devam ediyor AKP, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan kullanacağı kaynak miktarını yüzde 30'dan yüzde 50'ye çıkardı. Bakanlar Kurulu, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan kullanabileceği, bir önceki yıl prim gelirlerinin oranını 2017 ve 2018 yılları için yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkardı. http://bit.ly/fonsoygunu 

18.4.2017 -  İşsizlik rakamları rekorlara doymuyor “Aralıktan ocak ayına, bir ayda iş arayanların sayısı 118 bin arttı. Bir ayda bunların sadece 3 bini iş bulabildi. 114 bini işsizler ordusuna eklendi. Böylece ocak ayında işsiz sayısı 4 milyona yaklaştı. 3 milyon 395 bin oldu. İşsizlik oranı yüzde 13 gibi yüksek bir orana yükseldi.2016 yılının tamamında ekonomideki büyüme % 2.9 iken, işgücü (iş bulduklarında çalışmak isteyen kadın ve erkek) artışı % 14.4 oranında. İş bulduklarında çalışmaya hazır nüfus artışı bu kadar yüksek iken istihdam oranındaki artış büyümenin de gerisinde kalınca işsiz sayısı 2016 yılı içinde % 8.9 oranında arttı. 2015 Ocak ayı ile 2016 Ocak ayı rakamlarında en olumsuz değişim, genel işsizlik oranının ocaktan ocak ayına % 11.1’den % 13 yükselmesidir.” (Güngör Uras, Milliyet) (Sınıf Gündemi’nin Notu: Burjuva istatistikçilerinin hileleri bile artan işsizlik rakamlarını gizleyemez oldu. Yapılan hileler şöyle özetlenebilir: “TÜİK’in Aralık 2016 dönemi işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranı %12,7’ye ulaşırken, birçok ülkenin nülfusu kadar 3 milyon 872 bin kişilik bir işsizlik ordusu yaratıldı. Üstelik bu rakam, işgücü piyasasına katılanların 4 milyon 565 bin kişisi kendi hesabına çalışmasına rağmen ortaya çıktı. Halkın serbest meslek dediği bu kişiler aslında eksik istihdamda, yani çalışanla-işsizlik arasında gidip geliyorlar. İşgücünde daha vahim veriler de var: 11 milyon 71 bin kadın ev işleri ile meşgul olduğu için işgücü piyasasına girmiyor. Bitmedi: 15-24 yaş grubundaki kadınlarımızın %34,4’ü ne işte, ne de eğitimde. Yani eve kapatılmış durumdalar.” (İktisat ve Toplum Dergisi, Nisan/2017)

25.4.2017 - Ekonomi Bakanı'ndan itiraf: 'İşsizlik referandumda etkisini gösterdi' Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Ocak 2017 verilerine göre yüzde 13 seviyesine çıkan işsizliğin referandum sürecinde etkisini gösterdiğini söyledi. Bloomberg'in canlı yayına katılan Zeybekci, “İşsizlik, tabii ki etkili olmuştur. İşsizlikle ilgili gelmiş olduğumuz nokta, seçimlerdeki en zayıf karmmızdır. Ben bunu, 2009’da bizzat yaşadım. O dönem 140 bin kayıtlı çalışanı olan Denizli’de 38 bin civarında insanın işinden çıkarılmış olması seçimlerde ne ifade etti, birebir yaşadım. O nedenle işsizliğin sandığa her zaman etkisi olur” dedi. İşsizlikle ilgili sorunların büyüme oranının yüzde 5.5 ve üzerine çıkartılmasıyla gideri lebileceğini aktaran Bakan, “Her yıl 1 milyon vatandaşımıza iş bulmak zorundayız. Büyüme oranımız yüzde 4.5 olursa yüzde 11 seviyesinde işsizliğimiz olur. Yüzde 5.5 üzerine büyüme rakamıyla bu seviyeyi aşağı çekebiliriz” diye konuştu.

12.4.2017 - Bütçe açığı bir yılda 12 kat arttı “Mali disiplinde mart ayı verilerinde daha da belirginleşen kayda değer bir aşınma dikkat çekiyor. Referanduma giderken ekim ayından itibaren kamu harcamalarında gaz pedalına tam olarak basıldığı gözleniyor. Nereden mi? Hazine’nin nakit durumundan.Durum şöyle; mart ayında Hazine’nin son 6 aylık nakit açığı kabaca 40 milyar TL’ye vurmuş. Oysa geçen yıl aynı dönemde Hazine nakit açığı sadece 3.1 milyar TL idi. Açıktaki artış 12 kattan fazla.” (Uğur Gürses, Hürriyet) Sınıf Gündemi’nin Notu: Devletin sistematik olarak patronlara her türlü “teşviği” vermesi nedeniyle bütçe açıkları artmaya devam ediyor. Her zaman olduğu gibi, bu açıklar işçi sınıfı ve emekçilere daha fazla yük bindirilerek kapatılacak.

18.04.2017 - Erdoğan ve Yıldırım’ın kullandığı gizli hizmet giderleri yüzde 20 yükselerek 236 milyon lira oldu.  Maliye Bakanlığı’nın mart ayı bütçe rakamlarına yönelik açıkladığı resmi veriler, hükümetin referandum öncesinde birbiri ardına açıkladığı vaatlerin bütçe performansını hem gelir hem de gider yönünden ciddi şekilde vurduğunu ortaya koydu. Seçim harcamalarının hızlandığı mart ayında bütçe giderleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25 artarak 58 milyar 571 milyon liraya çıkarken, tam tersine bütçe gelirleri yüzde 3 azaldı ve 39 milyar liraya geriledi. Böylece mart ayında bütçe açığı, geçen yılın 3 katına çıkarak, 19 milyar 511 milyon liraya yükseldi. (artigercek.com)

12.4.2017 - Ticaret açığının üçte biri kaynağı belirsiz paralarla kapatılıyor “Son on iki ayda toplam 33.7 milyar dolar cari açık vermişiz. Bu açıktan doğan finansman ihtiyacının yüzde 68.9’unu yurtdışından kaynağı belli borç alarak, yüzde 3.8’ini ise Merkez Bankası rezervlerinden karşılamışız. Finansman ihtiyacının yüzde 27.3’ünü ise net hata noksanla, yani (kısmen) kaynağı belirsiz dış borç ile gidermişsiz.” (Fatih Özatay, Dünya Gazetesi)

21.04.2017 - İki köprü ‘para basıyor’ ama üçüncüyü doyurmuyor: 151 milyon lira ek gerek İstanbul’daki iki boğaz köprüsü, kısa süre önce açılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne yapılan ödemeyi karşılamıyor. Adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü diye değiştirilen Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçen yıl 380 milyon 873 bin lira gelir elde edildi. Bu rakamdan yüzde 10’luk belediye payı ve yüzde 18 vergi çıkarıldığında, geriye net 290 milyon 497 bin lira kalıyor. Sözleşmede, üçüncü köprü için 10 yıl işletmeci olan ICA firmasına yılda 135 bin araç geçiş bedeli ödenmesi taahhüdü bulunuyor. Buna göre firmaya yapılacak ödeme, doların 3,60 liradan hesaplanması halinde 532 milyon 170 bin lirayı buluyor. Hesaba göre iki köprüden elde edilen gelire ancak 151 milyon 297 bin lira ek yapılması halinde üçüncü köprünün ödemesini karşılıyor. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, son 16 yılda 2 milyar 816 milyon 876 bin lira net gelir getirdi. İki köprüden, bu yılın iki ayında da 52 milyon 206 bin lira gelir elde edildi.

24.04.2017 - Organize sanayi bölgeleri küçülüyor, fabrikalar kapanıyor Türkiye’de küçük ve orta boy sanayicilerin merkezi, 1.6 milyon kişinin çalıştığı Organize Sanayi Bölgeleri’nde (OSB) geçen yıl üretimde büyük düşüş yaşandı. OSB’lerde üretimin düşmesi fabrikaların kapılarına kilit vurmasına neden olurken binlerce çalışanın da işsiz kalmasına neden oldu.Türkiye’de küçük ve orta boy sanayicilerin merkezi, 1.6 milyon kişinin çalıştığı Organize Sanayi Bölgeleri’nde (OSB) geçen yıl üretimde büyük düşüş yaşandı. OSB’lerde üretimin düşmesi fabrikaların kapılarına kilit vurmasına neden olurken binlerce çalışanın da işsiz kalmasına neden oldu.Türkiye genelindeki 298 Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) 2016 elektrik, doğalgaz ve su tüketimleri büyük düşüş gösterdi. Cumhuriyet’in haberine göre, küçük ve orta boy sanayicilerin merkezi ve Türkiye’deki OSB’lerin yüzde 28’nin bulunduğu Marmara Bölgesi’nde OSB’lerde 2015’in son ayında 915 milyon 373 bin kWh olan elektrik tüketim miktarı geçen yıl 767 milyon 30 bin kWh’a geriledi. Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerde 2015 Ağustos ayında 1 milyar 34 milyon kWh olan elektrik tüketimi 2016’nın aynı döneminde dramatik düşüş göstererek 807 milyon 571 bin kWh’a kadar geriledi. Marmara Bölgesi’ndeki 84 OSB’de doğalgaz tüketiminde de son bir yılda 165 bin 554 metreküplük düşüş yaşandı. Aynı düşüş su tüketiminde de oldu.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği verilerine göre ise 2016’nın 12 aylık döneminde, 2015’in aynı dönemine göre kurulan şirket sayısı yüzde 4.49, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 10.83, kurulan kooperatif sayısında yüzde 16.29 azalış oldu.(sendika.org)


25.4.2017 - Gıda fiyatları arttı yoksulluk katlandı Türk-İş: Bekâr bir işçinin yaşama maliyeti aylık 1900 lira Kamu-Sen: Ortalama memur maaşı yüzde 40 zararda. Ekonomik gelişmelerle orantılı zam alamadığı için ortalama maaş alan bir memurun aylık zararı 1085 liraya çıkarken, asgari ücret 1404 lira olmasına karşın bekâr bir çalışanın yaşayabilmesi için yapması gereken aylık harcama tutarı 1900 liraya dayandı. Türk-İş’in nisan ayı “açlık-yoksulluk” araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1518 TL, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 4 bin 944.63 TL oldu. Memur da aynı: Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi’nin yaptığı araştırmada ise memur maaşlarının 2002’den beri büyüme ve enflasyonla orantılı olarak artmadığına dikkat çekildi. Araştırmada ortalama memur maaşının olması gerekenden yüzde 40.1, en düşük memur maaşının yüzde 25.3 daha düşük kaldığı belirlendi. Araştırmaya göre, 2002-2016 arasında ekonomi 6.2 kat genişlerken en düşük dereceli memur maaşı 5.7, ortalama memur maaşı 5.1 kat arttı. Domatesin fiyatı uçuyor: Son günlerde fiyatı 5-6 lirayı aşan domatesin ateşi tarla mahsulleri çıkana kadar düşmeyecek. Geçen yıl seralara çok ekilen domatesler para etmeyince bu sene üreticiler yüzde 30 daha az ürün ekti. Antalya’daki seraları bir de don vurunca domates fiyatları tavan yaptı. Seralarda domates hasadı sona ererken, fiyatların düşmesi için tarla mahsulü domateslerin çıkması bekleniyor. (Cumhuriyet)

27.04.2017 - 15 buçuk milyon insan sosyal yardımla geçiniyor Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı resmi verileri, "Yeni Türkiye"nin içler acısı durumunu gözler önüne serdi. Habertürk’ün özel haberine göre devlet, 2016'da sosyal yardım miktarını yüzde 25 artırarak 32 milyar TL'ye çıkardı. Yardımlardan 15 milyon 591 bin kişi yararlandı. GSS primi, doğum ve kömür yardımı, yaşlı-engelli aylığı şeklinde gerçekleşti.

28.04.2017 - 3. Köprü'nün külfeti vatandaşa kaldı: Bakan 'İşin ruhunda var, bu parayı ödeyeceğiz' dedi  Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Atlantik Konseyi İstanbul Zirvesi 2017’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Arslan “Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne devletin ek para ödediği yönündeki” soru üzerine, “Köprülerin geçişlerinden kaynaklı garanti verdiğimiz, geçişlerin garantileri karşılamadığı, ülkenin zarar ettiği gibi bir yaklaşım var. Bu ‘yap-işlet-devret’i anlamadığımız anlamına geliyor. Anlamadığımızı gösteriyor. Kamu-özel işbirliği yaparken amacımız şudur; birincisi özel sektör dinamiğini devreye sokarak projeleri bir an önce bitirmek. Bunlardan kaynaklı hem sosyal fayda sağlamak hem ülkemize katma değer oluşturmak. (sol haber)

28.04.2017 - Konut fiyatları şubatta yüzde 13 arttı Konut fiyatları 2017 yılının Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,29 arttı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2017 yılı Şubat ayı konut fiyat endeksini açıkladı. Buna göre; konut fiyat endeksi Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,29 artışla 231,05 seviyesine çıktı. Yeni konutlar Şubat’ta yüzde 1,80, yeni olmayan konutlar yüzde 0,52 oranında zamlandı. Üç büyük ilin konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2017 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre İstanbul, Ankara’da sırasıyla yüzde 1,13; 0,06 artış, İzmir’de 2,23 oranında azalış görüldü


29.04.2017 - AKP ‘faiz lobisi’ni uçurdu: bankacılık sektörünün net kârı yüzde 127 arttı Bankacılık sektörünün net kârı yılın ilk iki aylık döneminde geçen yıla kıyasla yüzde 86 artışla 8.45 milyar liraya yükselirken, şubat ayındaki kârı ise yüzde 127 artışla 4.76 milyar lira oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) aylık verilerine göre sektörün aktifleri şubat sonunda bir önceki aya kıyasla yüzde 1.6 düşerken, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 16.7 artarak 2.82 trilyon lira oldu. KREDİLER YÜZDE 18  ARTTI: Sektörün kredileri Şubat sonunda 1.79 trilyon lira ile geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 18.3 arttı.


18.04.2017 - Credit Suisse’in raporunda Türk bankalarının bölgesel benzerlerine göre cazip olduğu ve bankalarının kar artış hızının piyasanın dikkatinden kaçtığı belirtildi. Credit Suisse analisti Ateş Bulur tarafından kaleme alınan bir araştırma raporunda, Türk bankalarının kar artış hızının, piyasanın dikkatinden kaçtığı belirtildi. Raporda, Türk bankalarının bölgesel benzerlerine ve yurt içi finans dışı kesime göre cazip olduğu ifade edildi. (artigercek.com)

19.4.2017 - TRT 'cep'imizden 557 milyon TL aldı 2016 yılında hayata geçirilen cep telefonlarından alınan bandrol ücreti, TRT’yi ihya etti. Geçen yıl sadece ithal edilen cep telefonlarındaki yüzde 6’lık bandrol kesintisinden TRT’nin kasasına 557 milyon TL girdi. 2016’da ithal edilen bilgisayarlardan da 84 milyon TL’lik bandrol kesintisi yapıldı. Böylece telefon ve bilgisayarlardan alınmaya başlanan bandrol ücretiyle TRT için halktan toplam 641 milyon TL toplandı. 2015 yılı resmi verilerine göre toplam gelirlerinin yüzde 50’sini elektrik faturalarından yüzde 40’ını ise televizyon başta olmak üzere daha önceki bandrol gelirlerinden elde eden TRT’nin, cep telefonu ve bilgisayarların da dahil edilmesiyle en büyük geliri artık bandrol olmuş oldu. (http://bit.ly/SG7-24)

29.04.2017 - İş Bankası ilk üç ayda 1.6 milyar tl kâr etti Türkiye İş Bankası yılın ilk çeyreğinde elde etiği kar verilerini açıkladı. Buna göre piyasaya 288 milyar lira kaynak aktarımında bulunan banka 1.6 milyar lira net kâr etmeyi başardı. Türkiye İş Bankası tarafından yapılan duyuruda banka gelirlerinde geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 7’lik bir artışla 333 milyar liraya ulaşıldığını, öz kaynağın 37 milyarı aştığını açıklandı. Aktif rakamlarda en fazla paya sahip olan kısmının, yılın ilk çeyreğine göre yüzde 76’sını İş Bankası ticari kredilerden oluşan nakit hacminin oluşturulduğu aktarıldı. Kredi hacminde yüzde 8’lik artışla 220,5 milyar liralık bir yükselme gerçekleşti.

30.4.2017 - QNB Finansbank ilk üç ayda 422 milyon tl kâr etti QNB Finansbank, yılın ilk çeyreği ile ilgili bilançolarını açıkladı. 2017 yılı ilk çeyrekte aktifler toplamını 109 milyar 10 milyon liraya çıkaran QNB Finansbank, dönem net karını 422 milyon lira olarak açıkladı. 2016 yılı toplamına kıyasla toplam kredilerinin yüzde 10 arttırarak, 69 milyar 191 milyon liraya ulaştı. Kredilerindeki artışı ağırlıklı olarak, KOBİ Kredileri, altyapı yatırımları ve sanayi şirketlerine verilen krediler oluşturdu. Banka mevduat oranını ise 54 milyar 889 milyon liraya çıkararak, yüzde 6 arttırmış oldu.

25.4.2017 - Akbank’ın ilk çeyrek karı yüzde 39,5 arttı Akbank’ın konsolide olmayan net kârı bu yılın ilk çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39,5 artışla 1,4 milyar liraya yükselerek beklentilerin üzerinde gerçekleşti.

28.4.2017 - Garanti Bankası’ndan çok büyük kâr Garanti Bankası geçen yılın aynı dönemine göre birinci çeyrekte yüzde 47 daha fazla net kâr elde etti. Bankanın kârı 1.53 milyar TL oldu.


Kürdistan’da Sömürgecilik ve Direniş

25.04.2017 -TSK’ye bağlı savaş uçakları Şengal ve Rojava’yı vurdu Türkiye, Irak’ın kuzeybatısındaki Şengal ile Suriye’nin kuzeydoğusundaki Derik’e hava saldırıları düzenledi. TSK, iki bölgedeki “PKK hedeflerinin hedef alındığı”nı açıkladı. Derik’te YPG’nin, Şengal’de ise PKK’nin öncülüğünde Ezidilerin kurduğu Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) kontrolündeki bölgeler vuruldu. Kürt basın organları Şengal’de sivil yerleşimlerin hedef alındığını duyururken, hava saldırılarında Erbil yönetimine bağlı peşmergelerin de yaşamını yitirdiği belirtiliyor. (http://bit.ly/SG7-14)

10.04.2017 - İçişleri Bakanlığından skandal Cizre savunması  Dihaber’de yer alan habere göre, İçişleri Bakanlığı, Şırnak'ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen ve 79 gün süren sokağa çıkma yasağı esnasında evleri zarar gören yurttaşlar, Mardin 1. İdare Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası açtı. Dava kapsamında İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği 3 sayfalık skandal bir savunma gönderdi. Bakanlık, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, Cizre ilçesinde meydana gelen olaylar sonucunda ortaya çıkan maddi ve manevi zarardan Bakanlığın (idarenin) sorumlu olmadığını ve “Hizmet kusurunun” bulunmadığını savundu.Bakanlık hastaneye gitmeye çalışırken öldürülen Ramazan İnce ve 3 aylık torunu Miray bebek için de şu ifadeleri kullandı: “Dava dilekçesinde davacı iddia ettiği üzere komşuları olan Ramazan ve Miray İnce'nin hastaneye gitmeye çalıştıkları sırada vurularak ölmeleri de bize sokağa çıkma yasağının yurttaşların can ve mal güvenliğini korumaya dönük ne kadar hayati bir tedbir olduğunu göstermektedir.”

10.4.2017 - Ceylanpınar’da önemli gelişme: Parmak izleri eşleşmedi Ceylanpınar’da öldürülen 2 polise ilişkin davada, Urfa Emniyeti’nin detaylı olay yeri inceleme tutanağı 10 Mart tarihinde mahkemeye sunuldu. Raporda, polislerin öldürüldüğü evde tespit edilen parmak izleriyle, davada yargılanan 9 sanığın parmak izlerinin eşleşmediği ortaya çıktı.Urfa’da, 20 Temmuz 2015 tarihindeki Suruç Katliamı’ndan sonra 22 Temmuz tarihinde polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar evlerinde ölü bulunmuştu. Yumuşak ve Acar’ın kafalarına sıkılan kurşunla öldürüldüğü tespit edilmişti. Cinayetin susturucu silahla gerçekleştirildiği belirlenmişti. Bu olaydan sonra AKP Hükümeti çözüm sürecini bitirmiş, ardından Kürt kentlerinde asker ve polis operasyonları başlamıştı. (Evrensel)

14.4.2017 - JÖH’lü, PÖH’lü eğitim Van'da bir öğretmenin Türkçe dersi sırasında öğrencilerin defterine Jandarma ve Polis Özel Harekat'ın kısaltmaları olan JÖH ve PÖH yazdı. Velilerin tepkisi üzerine hakkında inceleme başlatılan öğretmenin sosyal medya hesabından da benzer paylaşımlar yaptığı ortaya çıktı. (artigercek.com)

19.4.2017 - Midyat ve Dargeçit'in köylerinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi Mardin Valiliği, düzenlenecek operasyonları gerekçe göstererek Midyat ve Dargeçit ilçelerine bağlı 7 köyde bugün sabah saatlerinden itibaren sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. (artigercek.com)


Emperyalizm ve Halklar


4.4.2017 - Trump darbeci Sisi’yi Beyaz Saray’da ağırladı: "Harika işler yaptı, arkasındayız" ABD Başkanı Donald Trump, Mısır’da darbeyle göreve gelen Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’yi Beyaz Saray’da ağırladı. Trump, Sisi’ye övgü yağdırıp tam destek açıkladı. İki liderin görüşmesi iki saat sürdü. Ardından ikili kameralar karşısına geçti. Trump, Sisi’yle seçim kampanyası sırasında tanıştığını belirtirken görüşmenin iki tarafından da beklediğinden uzun sürdüğünü söyledi. Trump, şöyle konuştu: “Herhangi bir kuşku varsa herkesin bilmesini istiyorum ki Sisi çok zor koşullar altında harika işler yaptı. Biz Mısır’ın ve Mısır halkının arkasındayız. Mısır ile askeri işbirliğini de en üst düzeye çıkaracağız. Burada artık büyük bir müttefikiniz var.”

7.4.2017 - 10 ölümden birinin sorumlusu olan sigara tekelleri yeni pazarları hedef alıyor Yeni bir araştırmaya göre dünya genelindeki her 10 ölümüne sigara neden oluyor ve bunların yarısı da sadece dört ülkede, Çin, Hindistan, ABD ve Rusya’da. BBC Türkçe’deki habere göre araştırmacılar, tütün ürünlerine yıllardır getirilen kısıtlamalara karşın, nüfus artıkça sigara tiryakisi sayısının artığını ifade etti. Tıp dergisi Lancet’te yayımlanan araştırmada, sigara şirketlerinin saldırgan bir şekilde yeni pazarları, özellikle de gelişmekte olan ülkeleri hedef aldıkça sigara kaynaklı ölümlerin artabileceği kaydedildi.

8.4.2017 - İzmir’de Suriyelilere saldırı İzmir’in Torbalı ilçesinin Pamukyazı Mahallesi’nde çıkan bir kavganın ardından 300 kişilik bir grup Suriyelilerin yaşadığı bölgeye gidince 500 mülteci mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Suriyeli bir grubun bir çocuğu dövdüğünün öne sürülmesi üzerine çocuğun ailesi ve Suriyeli mülteciler arasında bıçaklı, sopalı kavga çıktı. Mahallelinin de kavgaya karışması üzerine biri ağır 30 kişi yaralandı. Torbalı-Selçuklu yolunu trafiğe kapatan grup, Suriyeli mültecilerin kaldığı 40 çadırı yaktı. (diken.com.tr)

 

9.4.2017 - Trump'ın Suriye'ye attığı füzeleri Kürecik radarını kuran firma üretiyor “Uluslararası ajanslara göre, “kimyasal saldırının yapıldığı tesisler hedef alınarak iki savaş gemisinden fırlatılan”, “33’ü boşa gittiği söylenen ve her biri 1.6 milyon dolar olan 59 füzenin” adı Tomahawk. ... Tomahawk’ı çeyrek yüzyıl önce Irak’tan, geçen yıl da Yemen’den biliyoruz. Füzeyi üreten Raytheon firması bundan beş yıl önce Malatya Kürecik’te bir radar kuruldu. Anlaşması gizliydi. Sadece NATO füze savunma sistemi kapsamında olduğu söylendi. Protestolarla ses yükseltilse de sonuç vermedi. Malatya milletvekilleri oraya yaklaştırılmadı. Soru önergeleri cevapsız kaldı. Tomahawk üreticisi Raytheon, 2012’de Kürecik’e radarı kuran silah devinin ta kendisi. AN/TPY-2 X-band isimli radarın dünyanın en gelişmiş sistemi olduğu yazılmıştı. Satış rakamları son üç yıldır 20 milyar doların altına düşmeyen Raytheon, Türk savunma sanayiinin gayet iyi bilip “sevdiği” bir markadır. Türk büyüklerinin Trump’ın füzelerini desteklemesine, buradan da bakmakta mahzur yok. (Çiğdem Toker, Cumhuriyet)

10.04.2017 - Peçete üzerinde Libya’ya üçe bölme planı! ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki dış politika danışmanlarından Sebastian Gorka’nın Libya’yı üçe bölme planını bir peçeteye çizdiği ortaya çıktı. İngiliz gazetesi Guardian’ın haberine göre Gorka, Trump’ın 20 Ocak’taki başkanlık yemininden haftalar önce Avrupalı üst düzey bir diplomat ile buluştu. Bu görüşmede eski devlet başkanı Muammer Kaddafi sonrası kaostan çıkamayan Libya’nın durumu ele alınırken, Gorka, Libya’yı Osmanlı Devleti’nin eyalet sistemi temelinde üçe bölmeyi teklif etti ve planını bir peçeteye çizerek gösterdi. Buna göre plan, Kuzey Afrika ülkesini, Trablusgarp, Sirenayka ve Fizan olarak üçe bölüyor. Adı açıklanmayan Avrupalı diplomat ise bu planın “Libya için en kötü çözüm” olduğunu söylemiş. (Hürriyet)

11.04.2017 - Afrikalı göçmenler Libya’da köle olarak satılıyor Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Avrupa’ya ulaşmaya çalışan Afrikalı göçmenlerin Libya’da köle pazarlarında satıldığını açıkladı. İnsan ticareti çeteleri veya silahlı çeteler tarafından alıkonulan göçmenlerin kent meydanları ve otoparklar gibi kamuya açık alanlarda satıldığı belirtilirken, IOM Libya Temsilcisi boyacılık, fayansçılık gibi işlerde niteliği olan göçmenlerin daha yüksek ücretlere satıldığını bildirdi. IOM’in raporuna göre yüzlerce genç Sahra Altı Afrikalı genç erkek Libya’daki köle pazarlarında ele geçirilirken, görgü tanıkları, kadınların da seks kölesi olarak satıldığını belirtti. http://bit.ly/libya-kole

13.04.2017 - Trump’ın Kuzey Kore tehdidi sonrası ABD Deniz Kuvvetlerine Japon savaş gemileri de katılıyor Japon destroyerleri ABD uçak gemisine eşlik edecek. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kuzey Kore tehdidinin ardından bölgeye hareket eden ABD Deniz Kuvvetleri filosuna Japon savaş gemileri de katılıyor. Japon Deniz Kuvvetleri’ne bağlı destroyerlerin ABD uçak gemisi USS Carl Vinson’a eşlik edeceği belirtildi. (evrensel.net)

27.4.2017 - ABD Kuzey Kore’ye karşı Güney Kore'ye THAAD füze sistemi kurmaya başladı Güney Kore’de protesto patlak verdi Rusya, Çin, İran kınadı Nükleer savaş çıkarma potansiyeline sahip Kuzey Kore krizi her gün kızışıyor. ABD, Güney Kore’ye THAAD füze savunma sistemini kurmaya başladı. “Bölgesel Yüksek İrtifa Hava Savunması” THAAD’ın, dün başkent Seul’un 250 km güneyindeki Seongju’da bir golf sahasına yerleştirilmesine geçildi. THAAD’ın gönderildiği Seongju’da halkın protestosu polisle çatışmaya dönüştü. İlkin Körfez Savaşı’nda Irak’ın Scud saldırılarına karşı geliştirilen THAAD, kısa ve orta menzilli füzeleri radar sistemiyle tespit edip düşüş aşamasında yok eden füzeler fırlatıyor. 200 km menzili ve 150 km yükseğe füze fırlatma kapasitesi bulunan sistemin Güney'e tam manasıyla kurulması yıl sonunu bulabilir. 'Kim’in aklı başına gelsin': Dün ABD Kongresi’ni bilgilendiren Pasifik donanması komutanı amiral Harry Harris, “Amacımız Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a diz çöktürmek değil, onun aklını başına getirmek” dedi. Kim’in her silah denemesiyle ABD şehirlerine nükleer saldırı amacına yaklaştığını iddia eden Harris, THAAD’ın gelecek günlerde operasyonel hale gelebileceğini öne sürdü. Bunun tümüyle savunma sistemi olduğunu, Çin’e tehdit oluşturmadığını savundu. Ancak Çin Dışişleri sözcüsü Geng Şuang “Çin, bölgesel gerginlikleri artıran ve ulusal güvenlik çıkarlarına zarar veren eylemleri durdurmaları için ABD ile Güney Kore’yi kuvvetle uyarıp THAAD’ın iptalini talep ediyor. Çin, çıkarlarını korumak için gereken adımları kararlılıkla atacak” dedi. Moskova Güvenlik Konferansında Rus Dışişleri Bakam Sergey Lavrov, sert yaklaşımların felaketle sonuçlanacağı, THAAD’nı tüm bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyeceği uyarısı yaptı. Rus Genelkurmayı’ndan Viktor Poznihir Rusya’ya ani nükleer saldırı düzenlenebileceğinden söz etti. İran Savunma Bakanı Hüseyin Dekhan “Kore krizi savaşa doğru giderse dünya çapında yıkıcı etkileri olur” ikazı yaptı. THAAD’ın sevk edildiği golf sahası çevresinde yaşayan köylüler, Kuzey Kore için açık hedef haline geldiklerini söyleyerek protestoya başladı. Sahada nöbet tutan köylüler ve barış aktivistlerinden oluşan 200 göstericiye polisin saldırısı sonucunda 3’ü ağır 10 gösterici yaralandı. G. Kore’de 8 Mayıs’ta yapılacak seçimin favorisi Mun Jae’in de THAAD’ın ertelenmesini istedi. Mun, kararı, halkın görüşüne başvurarak yeni yönetimin alması gerektiğini belirtti.

15.4.2017 - Dünya zenginlerinin vergi ‘cennet’i Panama'da halka yokluk düşüyor 11 milyonu aşkın gizli belgeyle dünyanın gündemine oturan Panama, bir yandan en zenginlerin parasına diğer yandan yoksul halka ev sahipliği yapıyor. Zenginlerin gizli servetine ev sahipliği yapan Panama da yoksulluk ve rahatsız edici zıtlıklarla dolu bir ülke.Orta Amerika’nın küçük bir ülkesi olan Panama, bundan tam bir yıl önce, geçen nisan ayında  dünyanın en büyük dördüncü hukuk firması Mossack Fonseca’dan sızdırılan belgelerle gündeme geldi. 214 bin paravan şirkete ait belgeler, 200’den fazla ülkenin vatandaşlarıyla bağlantılıydı. Süddeutsche Zeitung’un elde ettiği belgeler, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun (ICIJ) aracılığıyla 76 ülkeden 370 gazeteciyle paylaşıldı. Yapılan araştırmalar sonucu 128’den fazla politikacının gizli finansal bağlantıları ortaya çıktı. Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu’nun (ECLAC) 2008 verilerine göre, ülke genelinde nüfusun yüzde 28.6’sı yoksul ve yüzde 11.7’si son derece fakir. Yoksulluk sıklığı, kırsal kesimde daha fazla. Kırsal kesimde nüfusun yüzde 45.8’i yoksul. Yüzde 23.6 ise aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Panama Maliye Bakanlığı’nın son verileri de 2015’te nüfusun yüzde 22.3’ünün yoksul, yüzde 10.3’ünün aşırı derecede yoksul olduğunu gösteriyor. Panama, Amerika’da ilerlemeye çalışan göçmenler için de bir geçiş noktası. Yerli halk arasında yoksulluk oranı ise daha yüksek. ECLAC verilerine göre Panama’nın yerli halkının yüzde 80.5’inden fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve yüzde 51.9’u son derece fakir. Son yıllarda kırsal alanlardan kente göçün arttığı belirtiliyor. Geçen yıl aralık ayında yapılan Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Konferansı’nda verilen bilgiye göre ise Panama halkının yaklaşık yüzde 40’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve bu istatistik kırsal alanlarda yüzde 65’e fırlıyor.


16 Nisan 2017 - 2 bin mülteci donmak üzereyken kurtarıldı Libya açıklarında, Avrupa’ya ulaşmak isteyen 2 binden fazla mülteci donmak üzereyken sahil güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı. İtalyan sahil güvenlik sözcüsü, sahil güvenlik görevlilerinin veya sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü 19 kurtarma operasyonunda 16 kauçuk bot ve 3 küçük ahşap bot üzerinde toplam 2 bin 74 mültecinin kurtarıldığını, 1 kişinin ise hayatını kaybettiğini bildirdi.


16.4.2017 - Borussia Dortumnd bombalamasında kullanılan patlayıcıda Alman ordusu izi Almanya'da, UFA Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Borussia Dortmund-Monaco kaşılaşması öncesi Borussia Dortmund takımına yönelik saldırıda kullanılan patlayıcıların Alman ordusuna ait olabileceği iddia edildi. Saldırının arkasında kim olduğu henüz belli değil ancak bazı Alman gazetelerine göre olaydan aşırı sağcılar sorumlu olabilir. Welt am Sonntag gazetesine konuşan kaynak metal iğnelerle dolu boru bombalarının içindeki patlayıcıların ordu stoklarından olup olmadığının araştırıldığını, askeri patlayıcıların kullanılması için uzmanlık gererektiğini aktardı. Askeri İstihbarat Servisi’nin (MAD) ordudaki 275 vakayı aşırı sağcılık içeren suç şüphesiyle incelediği hafta içinde basına yansımıştı. Saldırının ardından ilk olarak gözler IŞİD'e çevrilmiş, iki kişi gözaltına alınmıştı. Ardından biri serbest kalmış, diğeri ise bu olayla ilgili olmasa da İŞİD bağlantısı çerçevesinde tutuklanmıştı. (Cumhuriyet)

17.04.2017 - Mersin'de Suriyeli mülteciler ile yerel halk arasında çatışma Mersin'de Suriyeli mülteciler ile yerel halk arasında çıkan çatışma çok sayıda yaralının olduğu bildirildi. Yerel kaynaklar 1 Suriyelinin hayatını kaybettiğini iddia etti. Mersin Valiliği, mahalledeki Suriyelilerin tahliyesine karar verdi. Akdeniz Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi’ne ait otobüsler Suriyeli sığınmacıların tahliyesi için bölgeye yönlendirildi. (ilerihaber.org)

17.4.2017 - Rodrik: Artık bu sistem yama bile tutmaz “İki dünyaca ünlü ekonomist arasında şu son günlerde ilginç bir tartışma yaşanıyor. Kâhin ekonomist diye bilinen Nouriel Roubini, “Küreselleşmeye karşı giderek artan tepkiler göz ardı edilemeyecek kadar önemli. Ancak bu tepkileri azaltmanın yolu çeşitli politikalarla gelir kaybı yaşayan ya da farklı zararlar görenlerin bu zararlarını telafi etme yoluna gitmektir” derken Dani Rodrik “Artık bunu yapmak için çok geç. Trump’ın seçilmesi küreselleşmenin kendi kurallarının değişmesi gerektiğini gösteriyor zaten” diyerek çok daha radikal bir değişikliğin şart olduğunu söylüyor. Gerçekten de dünya ekonomisi ve siyaseti önemli bir dönemecin eşiğinde. Brexit ile başlayan süreç Trump’ın ABD başkanı seçilmesi ile, popülist politikaların giderek ivme yapması ile artıyor. Buna bir de göçmen krizini, piyasa odaklı politikaları, teknolojik gelişmeleri ekleyin. Peki, çözüm yolu ne? Ve iki ünlü ekonomist neden farklı görüşte? Roubini, Brexit oylamasının fay hatlarını “Bu aslında yoksulun zenginle, küreselleşmenin kaybedeninin kazananı ile, vasıfsızın vasıflı ile, eğitimlinin eğitimsiz ile, gençlerin yaşlılar ile, kentlinin kırsaldaki ile karşı karşıya gelmesiydi” diye özetlerken aynı fay hatlarının diğer gelişmiş ekonomilerde yani ABD ve kimi Avrupa ülkelerinde de benzer şekilde kırıldığını vurguluyor. Roubini’ye göre kazananlar kaybedenleri telafi ettiği sürece küreselleşme herkesin yararına yapılabilir. Bu, doğrudan tazminat biçimi ya da ücretsiz ya da yarı ücretsiz kamu malları gibi daha büyük hükmün sağlanması biçimini alabilir. Rodrik ise bu öneriyi “Amaç, Donald Trump gibi popülist politikacıların bugüne kadar büyük beceri ile suiistimal ettikleri küreselleşme karşıtlarının önüne yeni bir havuç koyarak onları sakinleştirmek” diye özetliyor. Rodrik’e göre, “küreselleşmenin herkese fayda sağladığı” konusundaki boş söylemden artık zorunlu olarak vazgeçildi. Çünkü artık buna inanacak kimse kalmadı ortada. Şimdi küreselleşmenin hem kazananlar hem de kaybedenler ürettiğini kabul ederek, kaybedenlerin zararını birtakım yeni politikalarla bir şekilde telafi etmeye çalışmak zamanı. Ve bunu yaparken kaybedenlerin, “nihayet kendilerinin de kazananların saflarına girebileceklerini” düşünmelerini sağlamak... Ancak diyor Rodrik, “Bunu yapmak için çok geç. Tren artık kaçtı”...” (Özlem Yüzak, Cumhuriyet) Sınıf Gündemi’nin yorumu: Önde gelen burjuva ekonomistleri bile kapitalizmin çıkışsızlığını itiraf ediyor. Kimileri “radikal çözümler”den bile söz etmeye başlamış durumda ama bu çözümün ne olduğunu anlatamıyor, kapitalizmin yol açtığı sorunların ancak kapitalizmin ortadan kaldırılmasıyla çözülebileceğini itiraf edemiyorlar.


17.4.2017 - Başbakan Trudeau Kanada’da işgücünü otomasyon dönemine nasıl “hazırlıyor”? Kanada Başbakanı Justin Trudeau ülkesinin işgücünün yeni teknolojiler yüzünden karşı karşıya kalacağı tehditlere karşı büyük bir hazırlığa girişti. Bir yandan 'yapay zekâ' gibi doğrudan değişime neden olacak alanlarda araştırmalara ciddi fon sağlayacağını açıklarken öte yandan yetişmiş işgücünü ve işlerini kaybedenlenleri bu otomasyon sürecine hazırlamak için bir eğitim atağına başladı. (Cumhuriyet)

27.4.2017 - Alibaba'nın CEO'su: Dünya, 30 yıl içinde mutluluktan çok acı görecek! Alibaba’nın kurucusu Jack Ma, internetin gelecekte ekonomiyi bozacağını söyleyerek; “İnsanlık yıllar sürecek bir acıya hazırlıklı olsun” dedi. Dünyanın en büyük online alışveriş sitelerinden Alibaba’nın kurucusu Jack Ma, Çin’in Zhengzhou kentinde katıldığı bir girişimcilik konferansında konuştu. Online ticaretin ilk zamanlarında geleneksel perakendeciliğin bozulacağını söylediğinde kimsenin dinlemediğini söyleyen Ma, kötü bir sürprizle karşılaşmamak için yeni teknolojilerin muhtemel etkileri hakkında uyarılarda bulundu. İnternetin gelecekte ekonomiyi bozacağını söyleyen Ma, “İnsanlık yıllar sürecek bir acıya hazırlıklı olsun” dedi. 'DÜNYA MUTLULUKTAN ÇOK ACI GÖRECEK': Business HT'nin haberine göre dünyanın eğitim sistemlerini değiştirerek otomasyon ve internet ekonomisinin neden olacağı darbeyi yumuşatmak için robotlarla nasıl çalışılacağının öğrenilmesi gerektiğini söyleyen Ma, şöyle konuştu: "Dünya, önümüzdeki 30 yıl içinde mutluluktan çok acı görecek. Yaşanacak toplumsal çatışmalar her türlü sanayiyi ve yaşam kesimini etkileyecek." Yeni teknolojilere uyum sağlayamayacak şirketler hakkında sert yorumlarda bulunan Ma, şirketlerin odaklanması gereken iki önemli teknolojiden bahsetti: Bulut tabanlı bilgisayar sistemleri ve yapay zeka. Ma, "Yöneticiler bunu beceremeyeceklerse, konuyu kendilerine anlatacak genç insanları işe almalılar." dedi. İnternetin ekonomiye etkisinden şikayet etmenin bir kenara bırakılması gerektiğini söyleyen Alibaba CEO’su online sistemlerin de milyonlarca iş imkanı yarattığını hatırlattı. 'MAKİNELER İŞ ARKADAŞLARI OLMALI': Yaşam süresinin uzaması ve yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerin yaşlanan işgücü ve daha az imkânına sebebiyet verebileceği hakkında da uyarıda bulunan Ma, “Makinalar yalnızca insanların yapamadıklarını yapmalı. Ancak bu şekilde makineleri insanların ikamesi değil, iş arkadaşları olarak kabul edebiliriz” dedi. http://bit.ly/SG7-9

Sınıf Gündemi’nin notu: Yukarıdaki iki haberi Marx’ın şu saptamasıyla karşılaştırın:  “[Burjuva] politik ekonomistlerin makinelerin kullanıldığı büyük ölçekli sanayinin uzun vadede FAZLA NÜFUSU yeniden emeceğini kanıtlamaya dair garip saplantısı komiktir. Önce makinelerin emekten tasarruf ettikleri için iyi olduğunu, sonra bir noktada yerinden ettiği işçi emeğini bir başka noktada işçi emeğini gerekli kılarak telafi ettiği için, yani emek tasarrufu yapmadığı için iyi olduğunu kanıtlamak isterler." (Marx, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı)    


11.04.2017 - İtalya’da 40,000 kadının “köle” olarak çalıştırıldığı ortaya çıktı New York Times’ın haberine göre 49 yaşında üzüm ayrıştıran bir kadının çalıştığı sırada kalp krizi geçirerek ölmesi üzerine sürdürülen soruşturma, 40,000 İtalyan kadının ve çok sayıda göçmen ve mevsimlik işçinin, İtalya’nın tarımsal üretiminin kalbi sayılan Güney İtalya’daki çok sayıda üzüm bağında klasik kölecilik koşullarında çalıştığını ortaya çıkardı. (The New York Times)


13.04.2017 - ABD, Afganistan'da nükleer olmayan en büyük bombayı kullandı! ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ABD ordusunun Afganistan'da cephaneliğinde bulunan ve nükleer olmayan en büyük bombayı kullandığını duyurdu. Bombanın alanda bulunan IŞİD militanlarına karşı kullanıldığı belirtildi. Pentagon, 'tüm bombaların anası' olarak tanınan GBU-43 bombasını ülkenin doğusundaki Nangarhar bölgesinde, geniş bir IŞİD'li gruba karşı kullandığını duyurdu. MOAB nedir? "Bütün bombaların anası" olarak da adlandırılan Massive Ordnance Air Blast (MOAB) bombası geleneksel silahlar içinde şimdiye dek yapılmış en yüksek oranda patlayıcı içeren bir bombadır. MOAB Amerika yapımıdır ve en büyük uydu tarafından yönetilmektedir. Ayrıca hava unsurları tarafından kullanılabilmektedir. 10 metreden daha uzun olan bu en büyük bomba 10 tondan fazla H-6 patlayıcısı taşımaktadır. Test edilirken bölgede yaşayanlar mini bir nükleer patlama gerçekleştiğini sandı. Çünkü gerek patlama gücü gerekse patlama sonrası oluşan mantar bulutu bunu andırmaktadır. Amerikalı yetkililer her ne kadar bunun IŞİD’e yönelik bir saldırı olduğunu iddia etmişlerse de saldırının gerçekleştiği Nangarhar bölgesinden bir parlamenter, saldırıda bir öğretmen ile genç yaştaki oğlunun öldüğünü açıkladı. Afganistan eski devlet başkanı Hamid Karzai ise bu saldırı hakkında “Bu terörle mücadele değil fakat yeni ve tehlikeli silahların en insanlık dışı ve en vahşi şekilde ülkemizde denenmesidir” şeklinde açıklama yaptı. IŞİD ise kendi yayın organı olan “AMAK”ta hiçbir militanının ölmediğini duyurdu. Amerikan tarihinin en uzun savaşı olarak bilinen ve 16. yılına giren Afganistan işgali sırasında, Amerika öncülüğündeki koalisyonun gerçekleştirdiği saldırılarda sadece 2016 yılında 600 sivilin öldürüldüğü Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanmış raporlara yansımıştı. Amerikan emperyalizminin, IŞİD’le mücadele adı altında meşrulaştırmaya çalıştığı bu saldırıda gerçekte nükleer olmayan en büyük bombasının gücünü emperyalist savaşlarla zaten harabeye dönmüş olan ülke üzerinde test ettiği ise açıktır. (t24.com.tr, democracynow.org, haber.sol.org.tr haber sitelerinden derleyen: Sınıf Gündemi)

14.4.2017 - CIA Başkanı Pompeo: Türkiye’de çok önemli güvenlik ortaklarımız var Washington'daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde soruları yanıtlayan Pompeo, söyleşide kendisine yöneltilen "İlk yurt dışı ziyaretinizi Türkiye'ye ve Körfez ülkelerine gerçekleştirdiniz. Neden ilk oraya gittiniz ve size ne söylediler?" şeklinde soruya şöyle cevap verdi: "Orada Amerika'nın her bir gün güvende kalabilmesine yardım eden, önemli istihbarat ortaklarımız var. Bunun için de onlara teşekkür etmek istedim. Ama daha fazlasını beklediğim gerçeği konusunda onlarla konuşmak da istedim." (haber.sol.org.tr)

18.4.2017 - İsrail'de yüzlerce Filistinli mahkûm açlık grevinde İsrail hapishanelerindeki bin den fazla Filistinli mahkûm, hapishane koşullarına karşı açlık grevine başladı. Bin 187 mahkûmun katıldığı açlık grevine, beş kez ömür boyu hapse mahkûm edilen El Fetih'in silahlı kolu Tanzim lideri Mervan Barguti önderlik ediyor. New York Times için kaleme aldığı yazıda Barguti, “İsrail'in keyfi tutuklamalarının ve Filistinli mahkûmlara kötü davranışlarının hem tanığı hem de kurbanı olduğunu belirterek bütün seçenekler sonuçsuz kalınca direnmek için açlık grevine gitmekten başka çareleri olmadığını” vurguladı. Grev, Filistinlilerin tutuklu yakınlarını andığı Filistinli Mahkûmlar Günü’nde başlatıldı. Mahkûmlara destek amacıyla İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da gösteriler düzenlendi.

21.4.2017 - Açlık grevi yapan mahkumların kapısında mangal yaptılar İsrail'de Ulusal Birlik Partisi’nin gençlik kolları, Batı Şeria'da bulunan Ofer Askeri Hapishanesi’nin önünde toplanarak, açlık grevlerini protesto etmek ve grev yapan tutsakların iradesi kırmak için mangal yaptı. Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Ophir Sofer de hapishane önündeki pespaye eyleme katıldı. Sofer, “Onların kaprislerine katılmadığımızı göstermenin zamanı geldi” dedi. Partinin Gençlik Kolları Başkanı Avichai Greenwald ise “Neden teröristlere ölüm cezası vermiyoruz, belli değil. Umarız açlık grevlerinde başarılı olurlar” dedi. Filistinli bir grup ise, bu alçakça eylemi protesto etmek için cezaevine yürüyüş düzenledi.

26.4.2017 - Fransa’da seçimin kazananı milyonerler oldu Fransa’da pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı ilk tur seçimlerinden çıkan sonuç, en çok Avrupa’nın en zenginlerine yaradı. Bloomberg’in Milyarderler Endeksi’ne göre, Fransa seçimlerinin Avrupa borsalarına getirdiği bahar havasıyla kıtanın milyarderleri de bir günde 27.5 milyar dolar kazandı. Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda ekonomik büyüme yanlısı aday Emmanuel Macron’un ilk sırada yer almasıyla pazartesi günü Avrupa hisse senetleri 17 ayın en yükseğine çıkmış, Avro da değer kazanmıştı. Avrupa kıtası bir günde varlığında yüzde 2.6 artış yaşayarak, en fazla yükselen bölge oldu. Günün en fazla kazananı ise 2.7 milyar dolar ile moda ve tekstil devi lnditex şirketinin sahibi İspanyol milyarder Amancio Ortega Gaona oldu. Ortega böylece Amazon’un sahibi Jeff Bezos’u geçerek dünyanın en zengin ikinci ismi oldu.

29.04.2017 - İtalyan istihbaratı: Libya'daki IŞİD militanları 'yaralı' kılığında İstanbul'a geliyor The Guardian'ın ele geçirdiği İtalyan istihbaratı tarafından hazırlanan IŞİD militanları hakkındaki rapora göre, 2015 yılında IŞİD ve diğer cihatçı örgütlere mensup militanlar, "yaralı Libya hükümeti askeri" kılığında Avrupa'ya sızıyormuş. İddiaya göre Libya'daki IŞİD militanları, Batı tarafından da desteklenen bir sağlık projesi kapsamında, BM tarafından da tanınan Trablus hükümetinin gözetimi altında "yaralı" olarak olarak Avrupa'ya geçiyor ve "tedaviden" sonra Avrupa ya da Ortadoğu'ya serbestçe gidebiliyordu. ... İtalyan istihbaratına göre, 15 Aralık 2015 tarihinden bu yana Libya'daki sayısı bilinmeyen yaralı IŞİD militanları İstanbul'daki bir hastaneye tedavi için gitti. Raporda, IŞİD militanlarının çoğunlukla İstanbul'daki hastanelere gönderildiği iddia edildi. İtalyan istihbaratı, "tedavi" için sıklıkla gidilen ülkeleri Türkiye, Romanya, Bosna ve Sırbistan olarak sayarken, IŞİD militanlarının Fransa, Almanya ve İsviçre'de de kaldığı tespit edildi.

30.04.2017 - AB: NATO zirvesinde Erdoğan’la görüşelim AB, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile 25 Mayıs’taki NATO zirvesinde bir görüşme gerçekleştirmek istiyor, Almanya Başbakanı Angela Merkel, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’ın Erdoğan’la özel görüşme önerisini 27 üye ülkenin liderliğine ilettiğini duyurdu. Merkel “Tusk Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker’le birlikte NATO zirvesinde Erdoğan’la görüşme talep edeceğini bildirdi. Öncesinde konuyla ilgili bize danışacak” dedi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de “Türkiye güvenlik için kilit ülke NATO Türkiye olmadan hiç kuşkusuz daha zayıf olur" diye konuştu. (Cumhuriyet)

 

İşçi Yaşamından


5.4.2017 - Madende dört yerine iki kişi çalışıyor Yıllardır Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) işçi alınmasını isteyen Zonguldaklı madenciler, önceki günkü mitingde seslerini bir kez de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyurmak istedi. “İşçi alınsın üretim artsın” sloganları atan işçilere Erdoğan’ın yanıtı ise, “Sloganik şeylerle bizim konuşmalarımızı kesmeyin. Ben buraya geldiğimden bu yana 3 bin-3 bin 500 kişi aldım. Dürüst olun. Eleman almakla üretim artmıyor. Bana slogan atmayın, bunu başkalarına yapın” oldu. Peki sloganları kesilen işçiler ne istiyor? Zonguldaklı madencilerin örgütlü bulundukları Genel Maden-İş Sendikası Genel Sekreteri Satılmış Uludağ, yaşanan sorunları, işçilerin taleplerini Cumhuriyet’e anlattı. TTK’ye bağlı 5 müessese ile çalıştıklarını belirten Uludağ, “TTK’nin açıkladığı norm kadro 14 bin. Şu anda biz 7 bin 800 kişiyle çalışıyoruz. TTK’de 6 binden fazla işçi açığı var” dedi. Uludağ, TTK Genel Müdürlüğü’nün 3-4 yıldır 3 bin 200 işçi talep ettiğine dikkat çekti. “Ancak buna karşın siyasiler bu konuda bir girişimde bulunmadı. Bizler de her platformda işçi talebini dile getiriyoruz” diyen Uludağ, tabloyu şöyle özetledi: -Bir maden kuruluşu için çalışanların en az yarısının üretim işçisi olması lazım. -TTK’de 2 bin üretim işçisi var. Memurlarla birlikte toplam çalışan 9 bin 600. -Halen 3-4 kişinin çalışacağı yerde 2 kişi çalışıyor. -İş güvenliğinde sıkıntı olabilir. -TTK’nin kurulum kapasitesi yıllık 5 milyon ton. Ancak şu anda yıllık 1 milyon ton kömür çıkarabiliyor. -İthal edilen kömürün 3’te 1’i üretilebilir. (http://bit.ly/SG7-22)

5.4.2017 - Anadolu Isuzu çalışma süresini kısalttı Anadolu Isuzu dün akşam KAP'a yaptığı açıklamaya göre, piyasa koşulları nedeniyle stok seviyesinin yeniden planlanması için haftalık çalışma süresi 10 Nisan ile 30 Haziran arasında iki gün azaltılacak. Şirket yaptığı açıklamada, satışları etkilemeyeceğini belirttiği çalışma süresindeki azalışın yıllık üretimi yüzde 5 aşağı çekmesini öngördüğünü belirtti. (hurriyet.com.tr)

15.4.2017 - Madenci sofrası yangın yeri Asgari ücret, daha ikinci ayda madenci ailesinin gıda giderine bile yetmedi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi tarafının muhalefetine karşın hükümet ve işveren kesiminin mutabakatı ile belirlenen 1404 lira asgari ücret daha ikinci ayda madenci ailesinin aylık gıda harcamasına bile yetmedi. Geçen yıl mart ayında 1256 lira olan 4 kişilik madenci ailesinin aylık gıda harcaması bu yılın şubat ayında asgari ücreti geçerek 1412 liraya, martta da 1441 liraya çıktı. Genel Maden İşçileri Sendikası (Genel Maden-İş) Zonguldak’ta yaşayan, bir çalışan, bir eş ve 2 çocuktan oluşan, 4 kişilik ailenin gıda harcamasını araştırdı. Ailenin mutfak harcaması martta bir önceki aya göre yüzde 1.92 oranında arttı. Mutfaktaki yıllık artış yüzde14.71 seviyesinde gerçekleşti. Üçte biri kiraya: Gıda harcamasında meydana gelen aylık yüzde 1.92’lik artış aile bütçesinde bir önceki aya göre yaklaşık 29 lira ek yük getirdi. Zonguldak’ta yaşayan 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması martta 1441 TL oldu. Bu yılın başında 1404 TL’ye çıkarılan asgari ücret 4 kişilik ailenin sadece 29 günlük mutfak giderini karşılayabiliyor. Ailenin gıda dışında zorunlu giderleri olan; yakacak, barınma, giyim, ulaşım, eğitim, kültür, sağlık gibi zorunlu harcamaları dikkate alındığında içinde bulundukları yaşam koşulları da ortaya çıkmış oldu. Harcama gruplarındaki artışlar da şöyle oldu: Süt ürünleri grubunda aylık ortalama artış yüzde 7 oldu. Kırmızı et ürünlerinde ortalama fiyat artışı yüzde 9.7, özellikle kuzu etinde yüzde 30 civarında artış oldu. Balık grubunda daha mevsimi bitmeden tezgâhlarda balığın az olması nedeniyle balık fiyatlarında yüksek artışlar yaşandı. Balık fiyatlarında aylık yüze 24 oranında artış kaydedildi. Tavuk eti ortalama olarak bir önceki aya göre yüzde 20 arttı. Martta yumurta fiyatı da yüzde 36 oranında arttı. Sebzede sera ürünleri olan, domates, taze fasulye, salatalık, patlıcan gibi ürünlerde yüzde 25’leri bulan fiyat artışları oldu. Meyve grubunda ortalama artış yüzde 29 olarak gerçekleşti. Bir önceki aya göre ayçiçek yağı yüzde 12, tereyağı yüzde 15, kahvaltılık siyah sele zeytin yüzde 18, yeşil zeytin yüzde 8 oranında arttı. Yoksulluk sınırı 3 bin 829 lira! 2017 Mart ayında ailenin; gıdanın yanı sıra kira, yakacak, giyim, ulaşım, sağlık, eğitim, kültür ve eğlence gibi zorunlu harcamalarını da kapsayan asgari geçim düzeyi (yoksulluk sınırı) aylık 72 TL artış ile 3 bin 829 TL oldu. (Murat Çakır, Cumhuriyet)


12.04.2017 - İşçinin geliri vergiye gidiyor OECD'nin "İşçi Gelirlerinde Vergi Oranı" başlıklı raporuna göre, çocuksuz ve bekar Belçikalı bir işçinin gelirinin yüzde 54'ü vergi ve sosyal kesintilere gidiyor. Söz konusu klasmanda, yüzde 7 ile Şilili işçiler en son sırada geliyor.  Rapora göre, Türkiye'de işçilerin vergi ve kesintisi OECD ortalamasının üzerinde seyrediyor. OECD ülkelerinin tamamı göz önüne alındığında bir işçinin ödediği vergi oranı yüzde 36 olurken, Türkiye'de ise ortalama yüzde 38,1 olarak gerçekleşti. En çok vergi veren işçiler sıralamasında Belçika'nın ardından yüzde 49,4 ile Almanya ikinci sırada gelirken, yüzde 48,2 ile Macaristan üçüncü, yüzde 48,1 ile Fransa dördüncü sırada yer aldı. ABD'de ise bu oran yüzde 31,7. En az vergi verenler arasında Şili'nin ardından Yeni Zelanda yüzde 17,9 ile ikinci, Meksika ise yüzde 20,1 ile üçüncü sırada bulunuyor. OECD'de evli ve iki çocuklu, eşi çalışmayan bir işçinin ödediği vergi oranına bakıldığında, Fransa yüzde 40 ile ilk sırada yer alıyor. Belçika, Finlandiya, Yunanistan, İtalya ve İsveç'te ise bu oran yüzde 38 ila yüzde 40 arasında bulunuyor. OECD ortalamasının yüzde 26,6 olduğu söz konusu klasmanda listenin son sırasında yüzde 6,2 ile Yeni Zelanda gelirken, bu ülkeyi yüzde 7 ile Şili, yüzde 8,6 ile İrlanda izliyor. Türkiye'de ise bu oran yüzde 36,4 oldu. (dunyadan.com)


20.4.2017 - Soma davası “FETÖ sabotajı” gerekçesiyle ertelendi Manisa’nın Soma ilçesinde 3 yıl önce 301 madencinin yaşamını yitirdiği kömür ocağı faciasıyla ilgili 6’sı tutuklu 51 sanığın yargılandığı Akhisar Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın 17. duruşması dün görüldü. Duruşmada, Savcı Şükrü Akyıl, FETÖ tarafından madende sabotaj yapıldığı iddiası kapsamında Manisa Cumhuriyet Savcılığının yürüttüğü soruşturmayı gerekçe göstererek ek süre talep etti. Mahkeme heyeti davayı 11 Temmuz’a erteledi. 'Hesabı sorulacak': Dünkü duruşma öncesi Akhisar Tren İstasyonu önünde toplanan madenci yakınları ve avukatları duruşma salonu önüne yürüdü. Grup, davanın uzatılmasına “301 ’in hesabı sorulacak" sloganları ile tepki gösterdi. Yürüyüş sonrası bir açıklama yapan madenci avukatlarından Can Atalay, “TOMA’larını çalıştırsalar da korkmayacağız. Rüşvetler dağıtılsa da davanın takipçisi olacağız. Sonuna kadar devam edeceğiz” dedi.

 28.04.2017 - BİSAM raporu: Metal işçilerinin yarısı kaza geçirmiş, üçte biri risk altında  Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) Aralık 2016’nın son haftası ile Ocak 2017’nin ilk haftasında gerçekleştirilen üye kimlik araştırmasının sonuçları üzerinden hazırladığı Metal Sektöründe İş Kazaları Raporu’nu açıkladı. Araştırma sonucuna göre hiç iş kazası yaşamadığını söyleyen metal işçilerinin oranı yüzde 52. Buna karşın işçilerin yüzde 48’i en az bir kere iş kazası geçirdiğini söylüyor. İşçilerin yüzde 40’ı işten uzak kalacak şekilde bir iş kazası yaşadığını ifade ediyor. Her 10 işçiden 1’i, 1 ay ve daha fazla işten uzak kalmasına neden olacak bir iş kazası geçirmiş.İşçilerin yüzde 43’ü zaman baskısı ve aşırı iş yükü ile karşı karşıya kalıyor. Yüzde 39’luk bir kesim ise kimyasal madde, toz duman ve zararlı maddelere maruz kalırken, gürültü ya da şiddetli sarsıntıya maruz kalanların oranı yüzde 38,7. Yaklaşık her üç işçiden biri (yüzde 31,4) kaza riski ile çalışırken, göz yorgunluğu ve görsel odaklama sorunu yaşayanların oranı ise yüzde 24 olduğu belirtildi.İşçilerin yüzde 43’ü zaman baskısı ve aşırı iş yükü ile karşı karşıya kalıyor. Yüzde 39’luk bir kesim ise kimyasal madde, toz duman ve zararlı maddelere maruz kalırken, gürültü ya da şiddetli sarsıntıya maruz kalanların oranı yüzde 38,7. Yaklaşık her üç işçiden biri (yüzde 31,4) kaza riski ile çalışırken, göz yorgunluğu ve görsel odaklama sorunu yaşayanların oranı ise yüzde 24 olduğu belirtildi.Çalışma süreleri ile iş kazaları ve meslek hastalıkları arasında yakın bir ilişki olduğunun bir gerçek olduğu vurgulanan raporda, “Nitekim çalışma kapsamındaki işçilerin karşı karşıya kaldıkları kaza riski çalışma süresine bağlı olarak değişmektedir. Kaza riski yaşayanların oranı haftalık çalışma süresi 40 saatin altında olanlarda yüzde 15 iken, haftalık çalışma süresi 60 saat ve üzeri olanlarda yüzde 41’dir” denildi.(sendika.org)

12.04.2017 - Çerkezköy'de patlama Tekirdağ'ın Çerkezköy İlçesi'nde Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu bulunan özel sektöre ait bir tekstil fabrikasında bu sabah saatlerinde kimyasal reaksiyon sonucu patlama meydana geldi. Fabrikadan dumanlar yükselirken, dumanlardan etkilendiği belirtilen 29 işçi Çerkezköy Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. (birgun.net)

30.04.2017 Madenciye sıfır zam önerisi Cumhuriyet'ten Mustafa Çakır'ın haberine göre Kamuya ait maden işyerlerinde toplusözleşme görüşmeleri devam ederken, asgari ücret artışını gerekçe gösteren kamu işvereni, zamma yanaşmıyor. Soma faciasının ardından getirilen yeraltında çalışan maden işçilerine en az iki asgari ücret düzenlemesini gerekçe gösteren işveren, asgari ücrette artış yapıldığını, bu nedenle ücret zammına gerek olmadığını savunuyor. Kamu işyerlerinde toplusözleşme görüşmeleri devam ediyor. Ücretle ilgili maddeler bekliyor. Bunun için Türk-İş’in hükümet ile imzalayacağı kamu toplu iş sözleşmeleri çerçeve anlaşma protokolü bekleniyor. Ancak yeraltında çalışan maden işçilerinin ücretleri iki asgari ücretten az olamıyor. Özel sektördeki madenlerin yanı sıra kamuya ait madenlerde de bu düzenlemeyi gerekçe gösteren işverenler, asgari ücrette zaten artış yapıldığı gerekçesiyle zam yapmamakta direniyor. Bu yıl için asgari ücret bekâr bir işçi için net 1300 liradan 1404 liraya çıkarılmıştı. Yeraltında çalışan madencilerin ücretleri en az 2.808 lira olmak zorunda. Zonguldak’taki madenciler için toplusözleşme görüşmelerini Genel Maden-İş Sendikası yürütüyor. Sendika, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait Üzülmez, Karadon, Kozlu müesseselerinde işçileri toplu sözleşme görüşmeleri hakkında bilgilendirdi. Genel Maden-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, “İşveren ve hükümet yetkilileri, yeraltında iki asgari ücret uygulamasının bu şekilde devam etmesi, yani iki asgari ücretten fazla zam almamanız konusunda telkinde bulunuyorlar. Bizler, işverenin uygulaması nedeniyle dava açmıştık. Yani günlük yevmiyesi 118.5 TL’nin altında kalanların, 118.5 TL’ye yükseltilmiş ve yüzde 3’lük zammımız verilmemişti. Mahkemeyi kazandık. Buna rağmen muhataplarımızın tekliflerine karşı ne yapılması gerekiyorsa yapacağız.” diye konuştu. Bu arada Genel Madenİş Sendikası, 1 Mayıs’ı Zonguldak’ta kutlayacağını açıkladı.

27.04.2017 - Birleşik Metal-İş: 28 Nisan 'Anma ve Yas Günü' ilan edilsin Birleşik Metal-İş Sendikası, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de 28 Nisan'ın "Anma ve Yas Günü" ilan edilmesini talep etti. DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de 28 Nisan’ın “İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybeden İşçileri Anma ve Yas Günü” ilan edilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.  Metal-İş yaptığı açıklamasında, "Oysa her gün 5 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği ülkemizde, 28 Nisan resmi olarak 'Anma ve Yas Günü' olarak kabul edilmemiştir. 28 Nisan, devlet kademelerinden başlayarak, işverenlerden kamuoyuna iş cinayetlerinin durdurulmasına yönelik bir duyarlılığın oluşturulması için atılacak önemli bir adımdır. Bunun ötesinde iş cinayetlerinde hayatını kaybedenleri anmak, aileleri ile dayanışma içinde olmak, acılarına ortak olmak vicdani bir sorumluktur" ifadelerine yer verdi.  'HER YIL 2 MİLYONDAN FAZLA İŞÇİ HASTALIKTAN ÖLÜYOR’ Açıklamanın devamında, “ILO verilerine göre, dünyadan her 15 saniyede 1 işçinin, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğinin dile getirildiği açıklamada, şu veriler paylaşıldı: ‘Her yıl 2 milyon fazla işçi meslek hastalığı ve iş kazaları sonucu hayatını kaybediyor. Ülkemizde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre; 2016 yılında 1970 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2017 yılının ilk 3 ayında ölen işçi sayısı en az 441 ulaştı. 2002-2016 yılları arasında en az 20 bin işçi hayatını kaybetti" denildi.  'İŞ CİNAYETLERİNİN SORUMLULARI CEZA ALMIYOR'  "İşverenlerin doymak bilmeyen kar hırsı, artan üretim baskısı, esnekleşen ve kuralsız hale gelen çalışma koşulları iş kazalarını ve işçi ölümlerini arttırıyor" denilen açıklamanın devamında şöyle denildi: "Biliyoruz ki, taşeron çalışma, kiralık işçilik gibi çalışma biçimlerinin yaygınlaşması alınmayan güvenlik ve sağlık önlemleri demektir. Esnekleşen çalışma koşullarıyla birlikte uzayan çalışma saatleri iş kazalarına, iş cinayetlerinin kaçınılmaz hale gelmesi demektir. Meslek hastalıkları konusunda ülkemiz sınıfta kalmış durumda. Takipsizlik ve ilgisizlik ve tespit sürecindeki zorluklar yüzünden binlerce işçi meslek hastalıklarına yakalanmasına rağmen kayıtlara geçmiyor. Son yıllarda artan kitlesel iş cinayetleri ile birlikte ülkemiz işçi mezarlığına dönüşmüş durumda. Davutpaşa, Soma, Ermenek ve Torunlar katliamları toplum vicdanında ve hafızasında kapatılmayacak yaralar açtı. İş cinayetlerinin gerçek sorumluları hak ettikleri cezaları ya almıyor ya da komik cezalarla aramızda ellerini kollarını sallayarak dolaşmaya devam ediyorlar." İşçi ölümlerinden kamuoyunun sorumluluğuna dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Devlet denetlemediği ve gerçek sorumluları cezalandırmadığı, 'fıtrat' söyleminin arkasına sığındığı için, işverenler kar hırsıyla, işçi ölümlerine davetiye çıkardıkları için, toplumun bireyleri işçi ölümlerine sessiz kaldığı için ve nihayetinde siyasi iktidara ve sermayeye sırtını yaslanmış yandaş sendikalar da işçi ölümlerini görmezden geldikleri için sorumlular."  TBMM ve Çalışma Bakanlığına yapılan çağrı ile son verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:  "Bir 28 Nisan gününde daha, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na çağrımızı tekrarlıyoruz. 28 Nisan İş Cinayetlerinde Kaybettiğimiz İşçileri Anma ve Yas Günü olarak ilan edilmelidir.  İş cinayetlerinin ve meslek hastalıklarının önlenmesi için; * Sendikal örgütlenmenin ve özgürlüklerin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. İSİG alanının işçi sınıfının temel mücadele alanlarından biri olarak ele alınmalıdır. * Kiralık işçilik, taşeron ve diğer güvencesiz çalışma biçimlerinin ortadan kaldırılmalı, insan onuruna yaraşır işler için mücadelenin zemini güçlendirilmelidir.  * İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanının piyasanın kar döngüsünün bir parçası yapılmasına karşı denetimler açısından özerk ve demokratik bir yapının sendikalar, meslek oda ve birlikleri ve üniversiteler ile oluşturulması sağlanmalıdır. * Sağlık ve güvenlik alanına yönelik cezaların caydırıcı nitelikte olmalıdır.  * İş kazaları ve meslek hastalıkları kayıtdışı ile mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır. * Meslek hastalıklarının tespitine yönelik prosedür sadeleşmesi ve kısaltılması hedeflenmelidir." (dihaber) Sınıf Gündemi’nin notu: İş cinayetlerini ve bu cinayetlerin kurbanlarını gündeme getirmek için uluslararası bir günün saptanması elbette yerinde bir öneridir. Ancak bu gün bir “yas” günü değil, bir mücadele günü olmalıdır. Sayıların da ortaya koyduğu gibi dünyada ve Türkiye’de sermayenin ölümcül sömürü terörünü günbegün yaşayan işçilerin “yas” tutma lüksleri yoktur, İşçiler, yas tutmak gibi kamuoyunun” vicdanına” seslenen edilgen yöntemlerle değil kararlı bir sınıf mücadelesiyle ancak bu düzeni bütün kaçınılmaz sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırabilir.

21.04.2017 - Japonya'da uzun süre mesaiye kaldığı için depresyona girerek intihar eden Matsuri Takahaşi'nin ölümünün tepkilere yol açması nedeniyle, aylık fazla mesaiye 100 saat sınırı getirilmesi planlanıyor. Ancak sivil toplum ve sendikalar düzenlemeyi yetersiz buluyor.Geleneksel olarak şirketlerin çalışanlarından çok fazla özveri beklediği Japonya'da hükümet, bir sağlık sorunu olarak gördüğü aşırı mesaiye karşı üst sınır belirlemeye karar verdi. Ancak limitin aşağı çekilmesini isteyen muhalefet ve Emekçi Avukatlar Derneği gibi sivil toplum kuruluşları teklifi yetersiz buluyor. (guvenlicalisma.org)


İşçi Mücadeleleri


5.4.2017 - Nursan Çelik'te işçiler 20 Mart'tan beri eylemde Hatay’da faaliyet gösteren Nursan Çelik fabrikasında çalışan 900 işçi, 17 aydır yaşanan mağduriyetin giderilmesini, fabrikanın yeniden üretime başlamasını bekliyor. İşçiler 20 Mart’tan beri eylemde. Nursan işçilerinin 20 Mart günü başlattığı eylem devam ediyor. Maliyenin fabrikaya kestiği yüklü vergi cezasından sonra 9 Aralık 2015 yılında üretimini durduran Nursan Demir Çelik fabrikasında çalışan işçiler 16 aydır ücret alamıyor. Fabrikanın 65 metre yükseklikteki oksijen kulesi üzerinde ve fabrikanın kapısı önünde eylemlerine devam eden işçiler, fabrikanın derhal üretime başlamasını ve alacaklarının ödenmesini istiyor. İşçilerin aylardır sadece sigorta primleri yatırılıyor. İşten çıkışları verilmediği için ücretleri de ödenmeyen işçilerin atılmaları durumunda tazminat alıp almayacağı da belli değil. Çalışanlardan Hamza Misker, yaklaşık 900 işçinin 17 aydır çeşitli zorluklarla boğuştuğunu, kimsenin işten atılmadığını ama ücretlerin de ödenmediğini anlattı. İşçilerin artık var olan duruma daha fazla dayanacak güçleri kalmadığını anlatan Misker, “Sigortalar yatıyor, bordrolar düzenleniyor ama ödenen bir ücret yok. Diyelim ki bizi attılar verecekleri tazminat yok. Ayrıca burada 900 kişi çalışıyoruz. Hepimiz nereden, ne iş bulacağız ki” diye konuştu. Kendisinin üç bankadan birden icralık olduğunu da söyleyen Misker durumu “Başka türlü nasıl ayakta kalacağız bilemiyoruz, artık bankalar da kapımıza dayandı. İlgili kişilerden duruma müdahale etmelerini istiyoruz” sözleriyle özetledi. Zaman zaman bazı siyasilerin kendilerini ziyaret ettiğini de söyleyen Hamza Misker, aynı işverene ait iki işyerinin daha bulunduğunu ve oralarda da benzer sorunlar yaşandığını anlattı. Durumlarını gündeme getirmek için 60 metrelik oksijen kulesi üzerindeki eyleme 11 işçi başlamıştı ancak iki işçi rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Kule üzerindeki işçiler, bulundukları yere “Umut Kulesi” adını vermiş, sorunları çözülmeden eylemi sonlandırmayacaklarını belirtmişlerdi. İşçiler fabrikanın bir an önce üretime yeniden başlamasını istiyor. (Cumhuriyet)

 8.4.2017 - Eylem yapan TOFAŞ işçileri: Hani istihdam seferberliği vardı! Bursa’da bir grup metal işçisi, Bursa Çalışma Bölge Müdürlüğü önünde eylem yaparak, “Hani istihdam seferberliği vardı o zaman biz niye işsiziz” diye sordu. “İstihdam değil işçi kıyımı seferberliği”, “İstihdam yok işçi kıyımı var”, “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu”, “Yaşasın işçilerin birliği” dövizleri açarak Çalışma Bölge Müdürlüğü önüne turşu bıraktı. İşten atılan işçiler adına açıklamayı yapan Mehmet Altın; “Bugün burada toplanma sebebimiz, ülkemizde istihdam seferberliği ilan edilmesine rağmen sendikal tercihlerinden dolayı işten atılan işçi arkadaşlarımızın sesini kamuoyuna duyurmaktır. İki yıl önce Renault ve TOFAŞ başta olmak üzere Bursa ve çevre illerdeki fabrikalarda yaşanan, ‘Metal Fırtına’ olarak nam bulan iş bırakma eylemleri, yine işçinin iyi niyetiyle işveren temsilcilerinin kamuoyu huzurunda bu olaylardan dolayı hiçbir işçi işten atılmayacak sözüne inanılarak sona erdirilmişti. Fakat çok geçmeden gördük ki önce birer ikişer, onar, yirmişer kıyımlar başladı” dedi. İşverenin işçi çıkışlarını sistematik bir hale getirerek günümüze kadar devam ettirdiğini söyleyen Altın, bugün tam da referandum arifesinde işsizlik oranlarının düşürülmeye çalışıldığını, bu iddiayla istihdam seferberliği ilan edildiğini hatırlatarak, devlet teşviğiyle yeni ve genç işçilerin işe alındığını, bilinçli işçilerin atıldığım dile getirdi. Metal direnişine öncülük eden TOFAŞ işçileri Türk Metal’den istifa edip Çelik İş’e geçmiş, daha sonra Çelik İş'in centilmenlik anlaşmasıyla işçileri Türk Metal'e yönlendirmesi sonrası işten atmalar yaşanmıştı. (Cumhuriyet)

20.04.2017 - TÜPRAŞ işçileri iş bıraktı: İşverenin dayatmaları kabul edilemez Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş’ye (TÜPRAŞ) ait işletmelerde çalışan işçiler, toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine İzmit, Aliağa, Batman ve Kırıkkale rafinerilerinde bugün (20 Nisan) bir kez daha iş bıraktı. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk İş) bağlı Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası (Petrol-İş) Sendikası ile TÜPRAŞ yönetimi arasında 2017-2018 dönemini kapsayan ve 18 Ocak’ta başlayan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri kapsamında, 18 Nisan’da yapılan arabulucu toplantısından da bir sonuç alınamaması üzerine işçiler Kocaeli, Aliağa, Batman ve Kırıkkale Rafinerileri’nde iş bırakma eylemi yaptı. İş yeri önlerinde bildirilerini okuyan işçiler, TÜPRAŞ yönetimini taleplerini kabul etmeye davet etti. (ileri haber)

24.04.2017 - Kamu emekçileri ihraçlara karşı direniyor: “Kazanana kadar direniş!” OHAL KHK’larıyla ihraçlara karşı İstanbul’da 10 haftadır kararlılıkla direnişlerini sürdüren kamu emekçileri bugün Kadıköy ve Bakırköy’de eylemdeydi. Kadıköy Altıyol’da oturma eylemine saat 15.00’te “İşimizi geri alacağız!” sloganıyla başlayan kamu emekçileri kitleye seslendi. Siyasal iktidarın 15 Temmuz’u fırsata çevirdiğini ve muhalif kamu emekçilerinin işlerine son verdiğini söyleyen kamu emekçileri boşalan kadrolara yandaşların doldurulduğuna dikkat çekti. “Karanlığa teslim olmayacağız” diyen kamu emekçilerine çevreden de alkışlarla destek verildi. (http://bit.ly/SG7-15)

28.4.2017 - Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın eylemi sürüyor 171 gündür Ankara’da oturma eylemi yapan KHK mağdurları akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın açlık grevi 51. gününde girdi.  

 

Dünyadan Mücadeleler


1.4.2017 - Başkan Paraguay'ı kızdırdı Güney Amerika ülkesi Paraguay’da Devlet Başkanı Horacia Cartes’in görev süresini uzatma girişimi ülkeyi karıştırdı. Senatoya sunulan ve devlet başkanının ikinci kez seçilebilmesini öngören anayasa değişikliği, gizli bir oylama ile 45 senatörden 25’inin evet oyuyla kabul edildi. Bunun üzerine sokaklara dökülen protestocular başkent Asuncion’da Kongre binasını ateşe verdi. Atlı polis, göstericilere tazyikli su ve plastik mermilerle müdahale etti. Olaylar sırasında bir protestocunun polis tarafından vurularak öldürüldüğü öne sürüldü. Muhalif senatörlerden Desiree Masi “Bir darbe yapıldı. Direneceğiz ve halkı da bizimle direnmeye çağırıyoruz” dedi. Olaylarda 30’dan fazla kişinin yaralandığı haber verildi. Twitter’dan bir mesaj yayınmlayan Cartes, sükunet çağrısı yaptı. Emniyet güçlerinin dün sabah itibarıyla durumu kontrol altına aldığı bildirildi. Cartes’in görev süresi 2018’de doluyor. 1989 yılında 35 yıllık diktatörlükten kurtulan ülkede 1992 yılındaki anayasa düzenlemesinde devlet başkanının görev süresi tek dönem, beş yıl ile sınırlanmıştı. 1954 yılında darbe ile iktidara gelen General Alfredo Stroessner, 1989’da yine darbe ile iktidardan indirilmişti. Söz konusu tasarının yasalaşması için Kongre’nin diğer kanadı olan Temsilciler Meclisi’nde de kabul edilmesi gerekiyor. Dün yapılması gereken oylama protesto gösterileri yüzünden iptal edildi. 2013 yılındaki seçimlerde Paraguay’ın kaderine 61 yıl boyunca yön veren muhafazakâr Colorado Partisi, işadamı Cartes’in devlet başkanı seçilmesiyle yeniden iktidara dönmüştü. Colorado Partisi, 2008’deki seçimi Katolik Piskopos Fernando Lugo’nun kazanmasıyla iktidar koltuğunu kaybetmişti. (http://bit.ly/SG7-23)

 

6.4.2017 - Arjantin'de işçiler polisle çatıştı Arjantin’in başkenti Buenos Aires’de on binlerce işçi Devlet Başkanı Mauricio Macri’nin ekonomi politikalarını ve çalışanların işten çıkarılmalarını protesto etti. Arjantin İşçi Konfederasyonu ve Arjantin İşçiler Kongresi’nin bildirisiyle toplanan işçiler protesto sırasında polisle çatıştı. Bir işçi: “Devlet Başkanı Macri Dünya Ekonomik Forumu’nun açılışını yapacak ve neo liberal ekonomistler toplanacak. Bir de iş adamları gelip insanların zenginliklerini nasıl çalmaları gerektiğini tartışacaklar. Kendilerini daha da zenginleştirmek için toplumun bir kesimini fakirleştirmeyi konuşacaklar.” Otobüs şoförleri, öğretmenler, hava alanı çalışanları, gümrük memurları ve fabrika işçileri de 24 saatlik iş bırakma eylemine destek verdi. Grev nedeniyle uçak seferleri iptal edildi, toplu taşıma seferleri durduruldu. Grev, 16 ay önce göreve gelen Devlet Başkanı Mauricio Macri iktidarında ilk kez yapılıyor. Macri iktidarı yüksek enflasyon, merkez bankası rezervlerinin hızla eridiği ve cari açığın büyüdüğü bir dönemde devraldı. Arjantinliler, Macri’nin kamu harcamalarını kesme politikalarına karşı çıkıyor. (euronews, haberin videosu için bkz. http://bit.ly/arjantinisci)


07.04.2017 - Güney Afrika Metal İşçileri Sendikası (NUMSA) ülkede kışkırtılan yabancı düşmanlığına karşı savaşıyor Güney Afrika Metal İşçileri Ulusal Sendikası (NUMSA), Birleşik Cephe çatısı altında ülkenin en büyük kenti olan Johannesburg’ta yabancı düşmanlığına karşı düzenlenen yürüyüşe destek verdi ve ülkede hakim sınıflar tarafından kışkırtılan yabancı uluslara yönelik artan şiddetli saldırılara karşı kararlı bir duruş sergileyerek eyaletin Şehircilik Bakanı Herman Mashaba’yı da ağır bir biçimde eleştirdi. NUMSA daha önce yaptığı bir açıklamada “Kıtadan erkek ve kız kardeşlerimize yönelik her türlü şiddet ve baskıyı lanetliyoruz. Kardeşlerimize zorbalık, nefret ve şiddet dayatanlar bu davranışlarından ötürü ifşa edilmeli ve tutuklanmalılar” demişti. Yabancı düşmanlığına karşı koalisyon - çeşitli sivil toplum örgütleri, devlet yetkilileri, vatandaşlar, sendikalar ve Afrikalı göçmen topluluk liderleri tarafından oluşturulmuş bir hareket- Johannesburg’ta “Jozi Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığına Karşı Dayanışma Yürüyüşü” adlı yeni bir yürüyüş düzenlemeyi planlamaktadır. Mart ayında Yabancı Düşmanlığına Karşı Koalisyon, bir çok yerde geçmişte yapılan saldırıları kınayan ve saldırılarda yaralanan ve ölenlerin anısına yürüyüşler düzenledi. Demokratik İttifak (DA) partisi üyesi Şehircilik Bakanı Mashaba yasadışı göçmenlerin suç teşkil eden faaliyetlerde bulunduğunu ve "ülkeyi rehin aldıklarını” söylerek yabancı düşmanlığını kışkırtmıştı. Geçen ay Rosettenville Nijeryalılara ait olduğu düşünülen evler yakılmıştı. NUMSA, Bakan Mashaba’nın yabancı düşmanlığını teşvik eden bu tür söylemlerini kınayarak göçmen toplulukların uğradığı son saldırılardan Mashaba’nın sorumlu olduğunu belirtti. Ayrıca  Güney Afrika’yı Afrika kıtasının diğer bölgelerinden soyutlayan  “fırsatçı sağ kanat politikaları” da reddettiğini vurguladı. “Bu olaylardan DA doğrudan sorumlu tutulmalıdır. Mashaba, aynı Donald Trump gibi yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı örgütleyerek, yoksullara karşı politikalar geliştirerek ve eylemlerde bulunarak, gerici ilkel ve karşı devrimci klişeleri ödüllendirmektedir. Geliştirilmesi gereken gerçek savaş Güney Afrika’da özel bir formda devam eden ve ülkedeki yoksulluk, işsizlik ve eşitsizliği üreten sömürgeciliği kökünden kazımaktır.” (isyandan.org http://bit.ly/gafrika-numsa1)

30.04.2017 - Brezilya’da tarihi genel grev Sendikalar, muhalefet partileri ve toplumsal hareketlerin önceden çağrısını yaptıkları, 28 Nisan günü gerçekleşen genel grevden dolayı ülke 24 saat boyunca grevlere teslim oldu. Ülke tarihinin muhtemelen en büyük grevine sahne olan Brezilya’da, 21 yıl ardan sonra ilk defa genel grev yapıldı. Grevler, grev çağrısını yapanların da beklentilerinin üzerinde yüksek katılımla gerçekleşti. Yaklaşık olarak 40 milyon işçi, işsiz, kent ve kır yoksulu, genç ve kadın grevlerde ve eylemlerde yer aldı.Geçen yıl bir hükümet darbesiyle hükümete getirilen Temer, kapitalist üretimin krizine “çözüm” bulmak ve sermayeye hizmet için çırpınıyor. Yolsuzluk ve rüşvetlerle adı anılan Temer hükümeti, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde değişiklik yaparak sendikaları zayıflatmak, taşeron ve geçici işçiliği büyük ölçüde genişletmek ve günlük çalışma sürelerini de on iki saate kadar uzatmak istiyor. Emeklilik yaşını erkekler için 65 yaşına (şimdiye kadar 60), kadınlar içinde yedi yıl uzatarak 62 yaşına çıkartmak istiyor. 26 Nisan'da parlamento tarafından kabul edilen yasanın senatodan da geçmesi gerekiyor. Resmi işsizlik oranı rekor seviyede olan Brezilya’da 14 milyondan fazla insan işsiz bulunurken çalışanların büyük bir kısmı da güvencesiz koşullarda veya gayri resmi koşullarda sosyal koruma sisteminin dışında çalıştırılıyorlar. (http://bit.ly/SG7-16)

 23.04.2017 - Köln'de bir kez daha ırkçılığa ve faşizme geçit verilmedi “Köln Irkçılığa Geçit Vermeyecek” inisiyatifinin çağrısını yaptığı AfD karşıtı protesto gösterisi dün (22 Nisan) gerçekleşti. Sayısı 30 bini aşan coşkulu kitle gün boyu ırkçı-faşist AfD'ye Köln'ü adeta dar etti. Irkçı-faşist AfD kongresini engellemek amaçlı eylemler sabahın çok erken saatlerinde başladı. Çeşitli gençlik örgütlerine mensup militan gençler, ırkçı kongrenin yapılacağı Maritim Otel'e giden yollara barikatlar kurdular. Kongrenin yapılacağı salona gitmeye çalışan delegelere geçit verilmedi. Irkçılar yoğun polis koruması altına salona ulaşabildiler. Bu esnada polisle çatışmalar yaşandı. Çok sayıda gözaltı gerçekleşti. Sonuç olarak, AfD sadece salondaki delegeleri ile sınırlı bir toplantı yapabildiler. ( http://bit.ly/SG7-17)

10.04.2016 - Arjantin'de protesto gösterisi yapan öğretmenlerle polis çatıştı Arjantin’de maaşlarının artırılması talebiyle protesto gösterisi düzenleyen öğretmenler ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Polis başkent Buenos Aires’te Kongre binası önünde kamp kuran öğretmenlere biber gazıyla müdahale etti, 4 kişiyi gözaltına aldı. (euronews http://bit.ly/arjantinogretmen )

10.04.2017 -  Filipinler: Kent Yoksullarının İşgali Duterte’ye Geri Adım Attırdı Kent yoksulları tarafından gerçekleştirilen ve sosyal medyada #OccupyBulacan hastagiyle yer alan işgal eylemi, militan bir eylem çizgisiyle haftalarca sürdü ve Duterte’yi tehditlerinden vazgeçmeye zorlayarak kazanımla sonuçlandı. 8 Mart 2017, Dünya Kadınlar Günü’nde kamu evlerini ele geçiren binlerce evsiz aile, Manila’nın kuzeyindeki boş kamu konutlarını işgal etmişti. İşgalin başladığı günlerde Duterte, evsiz aileleri zorla tahliye etme sözü vermiş, “Kanunları görmezden gelmek istiyorlar ama bunu yapamazlar. Bu konuda zorla tahliye kararı çıkartacağız,” demişti. (isyandan.org http://bit.ly/filipinler1)

11.04.2017 - Savaş karşıtı yazılama yapan 86 yaşındaki kadın gözaltına alındı İsviçre Merkez Bankası’nın önündeki panoya Salı sabahı savaş karşıtı yazılama yapan 86 yaşındaki kadın gözaltına alındı. Eylemini İsviçre’nin silah üreticilerine mali destek vermesinin yasaklanması için gerçekleştiren 86 yaşındaki Louise Schneider, başkent Bern’de bulunan İsviçre Merkez Bankası merkez binası önündeki panoya “Silah için para öldürür” yazılaması yapmasının ardından polis arabasına koyularak gözaltına alındı. (gazetemanifesto.com)

21.04.2017 - BMW'nin fabrikalarında grevler başladı BMW'nin fabrikalarında grevler başladı İşçilerin emeklilik fonuna göz diken şirketin saldırısına karşı işçiler kazanılmış emeklilik haklarını savunmak için grev silahını kullanıyorlar. Nisan-Mayıs aylarında BMW'nin İngiltere'deki dört fabrikasında dönüşümlü olarak planlanan grevler zincirinin ilki 19 Nisan günü, üç fabrikada çalışan 3 bin 500 işçinin katılımıyla başladı. İki ay süresince dönüşümlü olarak 24 saat süresince sekiz grev yapılacağını açıklayan sendika, şirket yönetiminin gerçek müzakerelere karşı olan isteksizliğinden dolayı grevlerin zorunlu hale geldiğini açıkladı. (http://bit.ly/SG7-18)

21.04.2017 - Tarım reformları için protesto eylemleri Bu hafta, Brezilya'da topraksız köylüler hareketi (MST) tarım reformu için ülke çapında protesto gösterileri düzenledi. Salı günü, Sao Paulo ve Minas Gerais eyaletlerinde barikatlar kuran yoksul köylüler büyük toprak sahiplerine karşı seslerini yükselttiler. Protestoların hedefinde aynı zamanda sağlık, eğitim politikası, çevre koruması ve kadın haklara yönelik saldırlar da vardı. Diğer yandan muhalif güçler, 28 Nisan günü için, bir yıldan fazla bir süredir işbaşında olan Michel Temer hükümetinin ekonomik saldırı ve yolsuzluklarına karşı protesto gösterileri için çağrı yaptılar. (http://bit.ly/SG7-18)

28.4.2017 - “Ne Macron ne Le Pen”: gençler Paris’de protesto ediyor Geçtiğimiz hafta Fransa’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk tur resmi sonuçları açıklandı. Marine Le Pen ve Emmanuel Macron ikinci tura çıkan adaylar olmuştu. 7 Mayıs tarihinde yapılacak ikinci tura 10 gün kala sosyal medya üzerinden örgütlenen gençler, adayları protesto etmek için Paris sokaklarına akın etti. 800’e yakın genç başkent Paris’te kentin sembolü Cumhuriyet Meydanında “Ne Le Pen ne de Macron” sloganları attı. Gençler, “Ne Marine ne Macron, ne vatan ne patron”, “Ulusal Cephe’nin yolunu keselim” yazılı pankartlar taşıdı. Daha sonra Bastille Meydanına yürüyen protestocu gençler, sis bombası atıp boş çöp konteynerleri kırdı. Dağılın uyarısı yapan polise taş ve yabancı madde fırlatan göstericiler biber gazı ile dağıtıldı. (http://bit.ly/SG7-27)

 

Emperyalist Rekabet


14.04.2017 - ABD, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni "önleyici saldırı" ile tehdit etti NBC News'e konuşan üst düzey Amerikan istihbaratçıları, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin (KDHC) nükleer silah test etmesi durumunda ülkeye konvansiyonel silahlarla bir "önleyici saldırı" düzenleyeceklerini söyledi. Yetkililer, ABD'nin KDHC'nin nükleer deneme bölgesinin 300 mil uzağına Tomahawk füzeleri atabilen savaş gemileri yerleştirdiğini kaydetti. Bunların yanı sıra, Guam'da da Amerikan ağır bombardıman uçakları KDHC'ye saldırı için hazır bekletiliyor. (haber.sol.org.tr)

24.04.2017 - Dünyada silahlanmaya ayrılan bütçe arttı  Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), 2016 yılı silahlanma raporunu açıkladı. Rapora göre, 2016 yılında dünya genelinde silahlanmaya ayrılan bütçede artış yaşandı ve ülkelerin silahlanmaya ayırdığı toplam bütçe 1 trilyon 686 milyar doları buldu. Silahlanmaya en fazla bütçeyi ABD’nin ayırdığı belirtilen raporda, 2016 yılında ABD’nin silahlanma harcamalarını yüzde 1,7 arttırarak 611 milyara, Rusya’nın yüzde 5,99'luk artışla 69,2’ye, Çin’in ise yüzde 5,4'lük artışla 215 milyar dolara çıkardığı belirtildi. Raporda ayrıca, Suudi Arabistan gibi bazı ülkelerin silahlanmaya ayırdığı bütçeyi azalttığı, ancak bunu “siyasi nedenler”den çok petrol fiyatlarının düşmesi nedeniyle ekonomik gerekçelerle yapmak zorunda kaldıkları ifade edildi. Avrupa’daki silahlanma harcamalarında da yüzde 2,6’lık artış olduğuna dikkat çekilen raporda, özellikle Orta Avrupa ülkelerinin silahlanmaya ayırdığı bütçenin arttığı belirtildi. Bu durum ise, Orta Avrupa ülkelerinin “Rusya’yı giderek büyüyen bir tehdit olarak görmeleri” gerekçesine dayandırıldı. (Kızıl Bayrak)

12.4.2017 - Askeri sektör şirketlerinin hisseleri yükseliyor Financial Times gazetesinde yayınlanan habere göre üç büyük silah şirketi olan Raytheon, Lockeed Martin ve Boeing’in hisseleri özellikle 2016 yılının başından itibaren hızla yükseliyor.


 

13.4.2017 - Çin sermaye ihracında Almanya’yı geride bıraktı Financial Times gazetesinde yayınlanan aşağıdaki tabloda Çin ve Almanya'nın birbirlerine yaptıkları sermaye ihracı miktarları görülüyor. Yeşil çizgi Almanya'nın Çin'e yaptığı sermaye yatırımları, turuncu çizgi ise Çin'in Almanya'daki yatırımlarını gösteriyor.Görüldüğü gibi, 2003 yılından başlayarak Almanya Çin'e yilda yaklaşık 2 milyar dolar yatırım yapıyor. Çin'in ise 2010 yılına kadar Almanya'ya hiç yatırımı yok. 2014'ün sonuna kadar Almanya sermaye yatırımlarında Çin'i geride bırakıyor.Sonra, 2015'in başından itibaren "bir şeyler" oluyor ve Çin'in Almanya'daki yatırımları patlama yapıyor ve bir yıl içinde Almanya'yı dörde katlıyor !Kapitalizmde eşitsiz gelişme yasasının çarpıcı bir örneği bu. Ayrıca Çin Almanya'ya rasgele yatırım yapmıyor. Tüm yatırım yüksek teknolojili sektörlere. Çin, Almanya'nın teknoloji üreten en önemli şirketlerini birer birer satın alıyor.Alman devlet yöneticileri bunu durdurmaya çalışıyorlar.Kısacası, emperyalist rekabet kızışıyor. "Savaşların kaçınılmazlığını ortadan kaldırmak için emperyalizmi ortadan kaldırmak gerekir." (Stalin)



26.4.3027 - Çin ilk yerli uçak gemisini suya indirdi Kore yarımadası'nda Kuzey Kore'nin nükleer silah ve balistik füze geliştirme programını gerekçe göstererek ABD ve müttefikleri Japonya ile Güney Kore'nin askeri tatbikatları ayrıca ABD'nin Carl Vinson Uçak Gemisi Görev Grubu'nu bölgeye göndermesi nedeniyle tırmanan kriz sürerken, taraflara itidalli olmaları çağrısı yapan Çin ilk yerli uçak gemisini suya indirdi. 'Type 001A' adlandırılan, 315 metre uzunluğundaki ve 75 metre genişliğindeki uçak gemisi Dalian limanında inşa edildi. Geminin gövde ağırlığı 70 bin tonu buluyor. Yerli üretim Type 001A, Çin'in sahip olduğu ikinci uçak gemisi olma özelliğini taşıyor. Çin'in sahip olduğu diğer uçak gemisi 'Liaoning' geçen yıl kasımda yapılan askeri tatbikata katılarak ilk kez boy göstermişti. Eski adı 'Varyag' olan 304.5 metre uzunluk ve 37 metre genişliğe sahip geminin platformu Ukrayna'dan alınmıştı. GÜNEY ÇİN DENİZİ'NDE ABD-ÇİN GERİLİMİ: Güney Çin Denizi'nde oluşturduğu yapay adalarda hava üssü ve sivil tesisler inşa ederek ihtilaflı sularda konumunu güçlendirmeye çalışan Çin, bölgede başta Filipinler olmak üzere Vietnam, Brunei ve Malezya'nın aralarında bulunduğu komşu ülkelerle egemenlik tartışmaları yaşıyor. ABD ise ihtilaflı Güney Çin Denizi'nin seyrüsefer özgürlüğüne sahip uluslararası sulara dahil olduğunu ileri sürerek bölgeye askeri unsurlar gönderiyor. ABD'li yetkililer, tartışmalı sulardaki yapay adalarda tesisler inşa eden Çin'e 'uluslararası hukuku ihlal ederek bölgeyi askerileştirdiği' suçlamasında bulunuyor. Çin ise, Pasifik'te ABD'nin askeri varlığına karşı olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Çin'in yanı sıra 6 ülkenin ordu envanterinde uçak gemisi bulunuyor. ABD, her biri ortalama 100 bin ton yük değiştirme kapasitesine sahip Nimitz sınıfı nükleer yakıtlı 10 uçak gemisine sahip.

 24.4.2017 - IMF yıllık bildirisinden “korumacılık karşıtlığı”nı çıkardı Uluslararası Para ve Finans Komitesi Toplantısı’nın sonuç bildirisinden, korumacılık karşıtlığı ve iklim değişikliği ile mücadele kararlılığı ifadeleri çıkarıldı. Uluslararası Para Fonu (IMF) - Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında düzenlenen 35. Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) Toplantısı’nın sonuç bildirisi yayımlandı. Küresel ekonomik entegrasyondan ve teknolojik ilerlemelerden herkesin eşit yararlanması gerektiği görüşünde birleşen IMF üyeleri, korumacılık karşıtlığı ve iklim değişikliği ile mücadelede geri adım attı. Önceki IMFC sonuç bildirisinde yer alan korumacılık karşıtlığı ve iklim değişikliği ile mücadele kararlılığına bu yılki sonuç bildirgesinde yer verilmedi. Bazıları 35. IMFC bildirisindeki bu çarpıcı değişiklikte, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkesinde uygulamaya koyduğu “Önce Amerika” politikasının etkili olduğu görüşünde. Geçen Ekim ayında yayımlanan 34. IMFC bildirisinde “Küresel ekonomi globalleşme ve teknolojik değişimden büyük fayda sağladı ancak korumacılık dahil olmak üzere içe dönük politikalar ve duran reformlar görünümü giderek artan şekilde tehdit ediyor” ifadeleri kullanılmıştı. 35. bildiride bu cümlenin metinde yer almamasında yeni ABD yönetiminin baskısının etkisi olduğu yorumları yapıldı. 'İklim’ de yok: “Korumacılık tehdidinin bildiriden kaybolmasının nedeni bu tehdidin azalması mı yoksa ABD yönetiminin baskısı mı?” sorusuna IMFC Başkanı Augustin Carstens, şu yanıtı verdi: “Daha öncede söylediğim gibi bu toplantıda pozitif ve yapıcı bir denge bulmaya çalıştık. Ayrıca, korumacılık kelimesinin kullanımı çok muğlak.”


Türk Sermayesinin Emperyalist Açılımları


29.04.2017 - Erdoğan, ABD'yle ‘fetih’ istiyor Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'ndeki TÜMSİAD Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada savaş mesajlarını güçlendirdi. ABD'ye iş birliğini artırma ve Rakka operasyonunu birlikte düzenleme çağrısı yaptı. Erdoğan konuşmasında “Fetih yakındır, inşallah buna inanarak da yola devam ediyoruz." dedi. Erdoğan, "Şimdi hedef Münbiç. Amerika'nın başını çekiği koalisyon güçleriyle beraber biz Rakka operasyonunu yaparız. Ama Amerikalı dostlara da diyoruz ki gelin yanınıza terör örgütü almayın. Çünkü bir terör örgütünü bir başka terör örgütü ile temizlemek olmaz. Böyle bir yanlış saplantı içinde olmayın. Çünkü terör örgütlerinin iyisi kötüsü olmaz. Bunların hepsi kötüdür. Elimizde belgeler var. 16'sında Amerika'da Sayın Trump ile görüştüğümüzde hep belgeleri de önlerine koyacağım. Bakın durum bu. Koskoca Amerika, bu kadar koalisyon güçleri ve Türkiye elele verilim Rakka'yı, DEAŞ'a mezar ederiz. Bunlar kendilerine kaçacak delik ararlar. Aynı şekilde Musul. Aynı şekilde El Anbar. Buralarda da bu mücadeleyi sürdürelim. Eğer bunu Irak'ta, kendi hallerine bırakacak olursak sürekli kurban vermeye devam ederiz. İşte Telafer, işte Sincar. Ne oldu? Baktık ki olmuyor Sincar'a bir operasyon, öbür tarafa bir operasyon yaklaşık 210-220 tane teröristi orada hallettik. Ve en önemli merkezlerini oralarda vurduk. Niye? Bu milletle oyun oynanmaz. Herkes bunu görecek. Dolayısıyla vakti saati geldiğinde ne yapacağımızı biz gayet iyi biliriz. Bir gece ansızın gelebiliriz" şeklinde konuştu. (Evrensel, haberin tamamı: http://bit.ly/SG7-8)

28.04.2017 - Sınıra ağır silah sevkiyatı  Kilis'in Suriye'nin sınırındaki birliklere, aralarında obüs ve çok namlulu roketatarların da bulunduğu askeri araç ve personel sevkiyatı yapıldı.Suriye'nin YPG kontrolündeki bölgelerde yaşanan sınır çatışmalarının ardından alınan güvenlik önlemleri kapsamında sınır hattındaki "güvenlik önlemleri" arttırıldı. Sınır hattına askeri sevkiyat yapıldı. Çekicilere yüklü obüs ve çok namlulu roketatarların da bulunduğu 10 araçtaki ağır silahlar ile otobüslerdeki askerlerin sınır hattındaki Afrin bölgesinde konuşlandırılacağı belirtildi. (Kızıl Bayrak)

1.4.2017 - Türk şirketleri yurt dışından şirket satın almaya devam ediyor "Geçen yıl Türk şirketleri yurt dışında 42 adet birleşme ve satın alma işlemi gerçekleştirdi. Deloitte Türkiye’nin “2016 Yılı Yurt dışı Birleşme ve Satın Almalar Raporu”na göre ... son 10 yılda Türk şirketlerin yurt dışında gerçekleştirdiği toplam 292 adet birleşme ve satın alma işleminin toplam hacmi 26,3 milyar doları buldu. Doğuş Grubu, Global Liman İşletmeleri, Yıldırım Holding, MNG Holding gibi büyük gruplar, restorancılık ve otelcilik, altyapı ve üretim sektörlerindeki yatırımlarıyla toplam işlem sayısının yaklaşık yarısını gerçekleştirdi. Trakya Cam, Arçelik ve Vestel gibi Türkiye’nin önde gelen şirketleri ise yurt dışında satın alımlarla global pozisyonlarını güçlendirdi." (Capital dergisi, Nisan 2017)

26.4.2017 - Arçelik dünya patent liginde dört sıra atladı Türkiye'de en çok patente sahip Arçelik, Dünya Patent Ligi'nde 74. sıraya yükseldi. Şirket geçen yıl toplam 320 patent başvurusu yaptı. Ev teknolojilerinde önde gelen şirketlerden Arçelik, teknoloji ve inovasyon alanındaki becerisini uluslararası listelerdeki yükselişiyle tescilledi. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO) tarafından yayınlanan ‘En çok uluslararası patent başvurusu yapan şirketler’ listesinde geçen yıl 78’inci sırada yer alan Arçelik, en güncel yıllık listede dört basamak daha ilerleyerek 74’üncü sıraya yerleşti. Arçelik Üst Yöneticisi (CEO) Hakan Bulgurlu: “Dünya Fikri Haklar Örgütü'nün (WIPO) listesinde dört basamak tırmanarak 74’üncü sıraya ulaşmamız, yenilikçilik vizyonumuzu güçlü şekilde ortaya koyuyor. Yılda 300’den fazla buluşumuz için patent başvurusu yaparak global teknoloji devlerinin yer aldığı bu listede ülkemizi temsil etmekten gurur duyuyoruz” dedi. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO) tarafından yayınlanan ‘En çok uluslararası patent başvurusu yapan şirketler’ listesinde 10 yıldır ilk 200 şirket arasında tek Türk şirketi olan, 2016’da 78. sıraya yerleşerek ilk 100’e giren Arçelik, en güncel listede 74. sıraya yükseldi. Arçelik, 2016’da 320 patent başvurusu yaptı. Bulgurlu, Türkiye'den Dünya Fikri Haklar Örgütü’ne yapılan başvuruların yaklaşık üçte birinin Arçelik’e ait olduğunu vurguladı ve Türkiye’den tescil edilen patent başvurularının yarısını tek başına yaptıklarını söyledi. Arçelik’in kârı yüzde 54 arttı: Arçelik'in ilk çeyrek net kârı yüzde 54 yükselişle 240.3 milyon lira oldu. Arçelik bu yıl cirosunu yüzde 20’nin üzerinde artırmayı hedeflediğini, faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr (FAVÖK) marjının yaklaşık yüzde 11 olmasını beklediğini açıkladı. Şirketin 2017 beklentilerine göre, beyaz eşya pazarının bu yıl adet bazında yüzde 3 öngörülen büyümesi yüzde 5’e çıkarıldı.

 

Kapitalizm ve Kadın


30.04.2017 -Her üç kadından yalnızca biri çalışma yaşamında Avrupa’da kadın istihdamının yüzde 40’ın altında olduğu tek ülke Türkiye. Kadın istihdamında Avrupa’da sonuncu olan Türkiye, sadece Suriye, Irak, Yemen, Pakistan, Moritanya gibi ülkeleri geride bırakıyor. Türkiye’de kadınların çalışma yaşamına katılım oranı, 1950’lerden bu yana düşüyor. ’50’li yıllarda bu oran yüzde 70’ler düzeyindeydi. İstihdamdaki kadınların büyük çoğunluğunun tarımda “ücretsiz aile işçisi” olarak çalıştığı bu yıllardan itibaren, kırdan kente göç ve sanayileşmeyle birlikte kadınların çalışma yaşamına katılımı düşmeye başladı. Kırsal alanda tarımda çalışan kadınların büyük çoğunluğu kentte iş gücüne dahil olamadı. 1989’da kadınların çalışma yaşamına katılım oranı yüzde 36,1’e kadar geriledi. ’89’dan 2004’e kadar düşüş eğilimi devam etti ve 2004’te Cumhuriyet tarihinin en düşük oranına ulaşıldı: Yüzde 23,3! 2004 yılından bugüne ise bir artış söz konusu. Ancak geldiğimiz noktada hâlâ kadınların sadece üçte biri çalışma yaşamında.İstihdamdaki kadınların yüzde 44,3’ü kayıt dışı. Yani neredeyse her iki kadından biri sigortasız çalışıyor. Çoğunluğu tarımda çalışan 2 milyon ücretsiz aile işçisi kadın sigortalı değil. Bu durumun çok önemli bir nedeni sosyal güvenlik sistemi. Çünkü Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’na göre işverenin ücretsiz çalışan eşi, sigortalı sayılmıyor. (sendika.org)


11.04.2017 - Ağaoğlu'nun dilinden kapitalizmin kadına bakışı Kapitalizmin kadını ikinci sınıf insan olarak gören ve aşağılayan bakışı burjuva Ali Ağaoğlu'nun dilinden yansıyor. Kadın cinayetlerini, taciz ve tecavüzü meşrulaştıran, teşvik eden kapitalist düzenin egemen sınıfına mensup Ağaoğlu, burjuvazinin kadına bakışını inceltilmiş biçimleriyle değil doğrudan ortaya koyuyor. Ağaoğlu bu bakışı, “Kadınlar benim malım” dediği için kendisine dava açan CHP milletvekili Tur Yıldız Biçer için sarf ettiği “Evime gelsin” sözleriyle bir kez daha yansıtmış oldu. Ağaoğlu daha önce de “Benim ortanca hanım”, “Karımla evli kalmak benim emniyet sübabım. Yoksa çıktığım kızlar nikah istiyor”, “Gecelik ilişkilerden hoşlanmam. Hoşlansaydım İstanbul'da kadın kalmazdı”, “Çantalar değil onları kullananlar benim malım” ifadeleriyle burjuvazinin kadına bakışını en çıplak haliyle özetlemişti. (Kızıl Bayrak)


25.04.2017 - Mahkeme tecavüzcüyü serbest bıraktı 14 Ocak günü saat 23.45 sularında Okmeydanı metrobüs durağındaki altgeçitte H.D., Rami R.’nin saldırısına uğradı. Rami R. tarafından yeşil alana sürüklenerek burada tecavüz girişimine maruz kalan H.D. çığlık atıp direnerek etraftan yardım istedi. Çevredekiler Rami R.’yi yakaladıktan sonra saldırgan gözaltına alındı. Gözaltı işlemlerinin ardından savcılığın tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen saldırgan “adli kontrol” kararıyla serbest bırakıldı.. Saldırgan hakkında “basit cinsel saldırı” ve “gece vakti yol kesmek suretiyle yağma” suçundan 22 yıl hapis istemiyle dava açıldı. (http://bit.ly/SG7-19)


10.04.2017 -  'Google kadınlara daha az maaş veriyor'  ABD Çalışma Bakanlığı, internet devi Google'ın kadın çalışanlarına erkek çalışanlarından daha az maaş ödediğini ileri sürdü.  Independent gazetesinin haberine göre, ABD Çalışma Bakanlığı, çalışanlarının yüzde 70'ini kadınların oluşturduğu Google şirketinde kadın çalışanların, "sistematik" biçimde düşük maaşlarla çalıştırıldığını iddia etti.Konuyla ilgili ocak ayında mahkemeye intikal eden davanın cuma günkü ilk duruşmasında konuşan Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürü Janette Wipper, "Bakanlığımız, şirkette çalışan tüm kadınlara verilen maaşlarda büyük oranda sistematik maaş eşitsizlikleri saptadı." dedi.  Bakanlığın Bölge Avukatı Janet Herold da "Google şirketinin genel merkezinde en yaygın pozisyonlarda çalışan kadınlara karşı ciddi oranda ayrımcılık yapıldığına dair ikna edici kanıtlara ulaştık." ifadelerini kullandı.  Bakanlık, mahkemeden, Bakanlığın taleplerinin "çok fazla" olduğunu savunan ve gizliliği neden gösteren Google'ı, istenen bilgiyi Federal Sözleşmelere Uygunluk Programları Ofisi'ne (OFCCP) sunması için zorlamasını istedi. Bakanlık daha önce de Silikon Vadisi'ndeki cinsiyet eşitsizliklerine yönelik geniş çaplı bir soruşturma açmış, dünyanın Microsoft'tan sonraki en büyük yazılım şirketi Oracle'a açılan davada şirket, beyaz erkek çalışanlarına aynı iş karşılığında kadın ve siyahi çalışanlarına ödediğinden daha fazla maaş ödemekle suçlanmış .      


Kapitalizm ve Çocuk


22.04.2017 - DİSK Genel İş çocuk işçi raporu: Çocuklar çalışırken ölüyor DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Türkiye’de çalışan çocuk işçilerin sorunlarına dikkat çekmek için “Türkiye’de çocuk işçi olmak” başlıklı bir rapor hazırladı. Raporda yer alan verilere göre Türkiye’de çocukların yalnızca yüzde 2,8’i nitelikli okul öncesi eğitim (kreş ve gündüz bakım evleri) imkânına ulaşabiliyor. 2016 yılında evlenen her 100 kişiden 18’i çocuk ve evlenen çocukların çoğunluğunu da çocuk yaşta zorla evlendirilen kız çocukları oluşturuyor. Çocuklara yönelik şiddet ve istismar vakaları da 2006 yılına göre yüzde 700 artmış durumda. 2015 yılında açılan “çocuğa yönelik cinsel istismar” dava sayısı 16 bin 957. Raporda çalışma hayatındaki çocuklar; çocuk işçiler, çıraklar ve zorunlu olarak sokakta çalıştıranlar olmak üzere çocukların sosyal güvence durumu ve eğitim hayatına devam edip edemediğine göre üç kategoride incelenmiş. Raporun özeti:Ülkemizde çocuk işçilerin sayısına ilişkin güncel veriler sadece 15-17 yaş grubunda olan çocuk işçiler için mevcuttur. 15 yaş altı ve tarımsal alanlarda mevsimlik olarak çalışan çocuklara ilişkin veriler bulunmamaktadır. Ayrıca mesleki eğitim alan özellikle turizm sektöründe uzun saatler çalıştırılan stajyerler, yani “çocuk işçiler” ve çocuk işçiliği sayılabilecek uygulamalar ile çıraklık eğitimi alanlar resmi olarak çocuk işçi sayılmamaktadırlar. Buna karşın 2012 yılından itibaren çocuk işçi sayısı ülkemizde artmıştır. 2012 yılında 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı, 2016 yılına gelindiğinde 709 bin olmuştur.2015 yılında 17 yaşına kadar çalıştırılan çırak sayısı ise 401 bin 464 olarak açıklanmıştır. SGK’nın yayınlamış olduğu verilerde ise çırak işçi sayısı oldukça yüksektir. Aralık 2016 verilerine göre çırak işçi sayısı 1 milyon 170 bin’dir. Bu verilere dayanarak çırak ya da çocuk işçi ayrımı yapmadan genel olarak ülkemizde çalışan çocuk sayısının yaklaşık 2 milyona yaklaştığını söyleyebiliriz. Bu durum çocuk emeği sömürüsünün geldiği noktayı açık bir şekilde ortaya koymaktadır.Çocuk işgücü kır ve kent ayrımında farklı biçimlerde istihdam edilse de çocuklar kentlerde de kırlarda da kayıt dışı çalıştırılmaktadır. 2016 TÜİK verilerine göre çocuk işçilerin yüzde 78’i kayıt dışı çalışmaktadır. 2016 yılında 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı 708 bindir. Bu çocukların 558 bini kayıt dışı çalıştırılırken, 150 bini sigortalıdır. Yani çalışan her 10 çocuktan 8’i kayıt dışıdır.İş cinayetine maruz kalan çocuk sayısına ilişkin İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi tarafından veriler tutulmaktadır. Bu rapora göre de iş kazası sonucu hayatını kaybeden çocuk işçi sayısı artmaktadır. 2012 yılında 32 çocuk, iş cinayetlerinde hayatını kaybetmişken, 2016 yılına gelindiğinde 56 çocuk iş cinayetleri sonucu hayatını kaybetmiştir.(sendika.org)


22.4.2017 - Türkiye’nin çalışan çocuk nüfusu arttı Türkiye’nin çocuk nüfusu 22.9 milyon, işgücüne katılma oranı 15-17 yaş grubunda yüzde 20.8. En büyük sorun eğitim masrafları Türkiye nüfusunun yüzde 28.7’sini çocuk nüfusu oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı 2016 yılı çocuk istatistiklerine göre Türkiye’nin toplam nüfusu 2016 yılı sonu itibarıyla 79 milyon 814 bin 871 iken çocuk nüfus 22.9 milyon oldu. 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1935’te toplam nüfusun yüzde 45’ini oluştururken 2008’de toplam nüfusun yüzde 31,5’ini, 2016’da ise toplam nüfusun yüzde 28.7’sini oluşturdu. Türkiye bu oran ile 167 ülke arasında en fazla çocuk nüfus oranına sahip 96’ncı ülke oldu. 2016’da en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il yüzde 47 ile Şanlıurfa oldu. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 17.6 ile Tunceli. 2002’de yüzde 21 olan sezaryen doğum oranı 2014’ te yüzde 51, 2015’te ise yüzde 53 oldu. Ortaöğretim seviyesindeki kız çocuklarının net okullaşma oranı; 2016-17 öğretim yılında en yüksek olduğu il, yüzde 100 ile Rize; en düşük olduğu il ise yüzde 46.7 ile Muş oldu. 2016’da eğitim hizmetleriyle ilgili yaşanan en fazla sorun eğitim masrafları konusunda oldu. Devlet okullarında eğitim masraflarında sorun görenlerin oranı yüzde 37.1 iken özel okullarda eğitim masraflarında sorun görenlerin oranı yüzde 58.8’e çıktı. Kız çocuk evlilikleri: Kız çocuk evlenmelerinin toplam evlenmeler içindeki oranının en yüksek olduğu il, yüzde 15.7 ile Ağrı, en düşük olduğu il ise yüzde 1.1 ile Tunceli oldu. 2016’da 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 20.8, istihdam oram yüzde 18 ve işsizlik oranı yüzde 13.5 olarak gerçekleşti. (Cumhuriyet)

 22.4.2017 - 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgili Türkiye, çocuklara karşı cinsel istismar, taciz ve tecavüz olaylarında dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Son 10 yılda çocuk istismar davaları yüzde 700 artmıştır. Ocak 2016- Aralık 2016 tarihleri arasında 368 kız çocuğunun cinsel istismara uğradığı belirtilmiştir. Cinsel istismara uğrayan kız çocuklarının % 3’ü engelliyken, bu cinsel istismarların % 59’unun okullarda yaşandığı tespit edilmiştir. Bunun dışında kız çocukları sokakta, zorla götürüldükleri evlerde, alıkonuldukları araçlarda, kandırılarak götürüldükleri evlerde, kurslarda, otobüslerde ve parklarda cinsel istismara uğramıştır. (Haberin tamamı: http://bit.ly/SG7-30)

 23.4.2017 - 3 çocuktan biri yoksul, yoksulluğun şiddeti doğuya gidildikçe artıyor “Yüzde 47.5’i son 12 ay içinde ev kirasını, faturalarını ödeyemeyen hanelerde yaşıyor. Türkiye’de çocuklarınn üçte biri şiddetli maddi yoksunluk içinde. Yoksulluğun şiddeti doğuya gidildikçe artıyor: Türkiye’de 7 milyon 210 bin çocuk maddi yoksunluk çeken hanelerde yaşıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (Betam) raporuna göre bu durum, 0-15 yaş aralığında 20 milyon çocuğun bulunduğu Türkiye’de her üç çocuktan birinin yoksul olması demek. AB’nin yoksunluk ölçütüne göre kira ve faturaların ödenmesi, evin ısınma ihtiyacının yeterince karşılanması, beklenmeyen harcamaların karşılanması, her iki günde bir et, balık ya da protein eşdeğer gıdalarının tüketilmesi, evden uzakta bir haftalık tatil masrafının karşılanması, bir arabaya, bir çamaşır makinesine, bir renkli televizyona ve bir telefona sahip olunması olarak belirlenen dokuz kriterden dördünü yerine getiremeyen hanelerde yaşayan bireyler şiddetli maddi yoksunluk içerisinde kabul ediliyor. Türkiye şiddetli çocuk yoksulluğunda Bulgaristan'dan sonra Avrupa ikincisi: Türkiye çocuk yoksunluğunda yüzde 36.4 ile Bulgaristan’dan sonra ikinci. Bulgaristan’da düşüş, Türkiye’de ise artış gözleniyor. Yunanistan’da şiddetli maddi çocuk yoksunluğu yüzde 25.5. Almanya, Danimarka ve Fransa’da yüzde 4-5 civarında. İsveçte yüzde 0.6 ile yok denecek kadar az. Yüzde %40'ı protein alamıyor: Çocukların yüzde 75.61 bir haftalık tatil masrafını karşılayamayan hanelerde yaşıyor. Yüzde 40’ı iki günde bir et, tavuk, balık gibi protein içeren gıdalarla beslenemiyor. Türkiye bu açıdan hâlâ kişi başına düşen gelir açısından geriden gelen Romanya, Makedonya ve Sırbistan gibi ülkelerdeki oranları yakalayamadı. Bir diğer dikkat çekici nokta ise, şiddetli çocuk yoksunluğunun bölgeler arasında önemli farklılıklar göstermesi. Maddi yok sunluk içindeki çocukların yarısından fazlası Akdeniz, Orta Doğu, Kuzeydoğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşıyor. Çocuk yoksulluğunun Türkiye’nin doğusunda daha şiddetli hissedilen bir sorun olduğu bir kez daha göze çarpıyor.” (Cumhuriyet)

25.04.2017 - Cezaevlerinde sekiz yılda 77 çocuk ve genç intihar etti Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre CHP İstanbul milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin cezaevlerindeki çocuk tutuklulara ilişkin soru önergesini yanıtlayan bakanlık, 2009-2017 yılları arasında yaşları 12 ile 17 arasında değişen 17 çocuğun cezaevlerinde yaşamını yitirdiğini, bu çocuklardan dokuzunun ise intihar ettiği bilgisini paylaştı. 18-21 yaş arasındaki genç tutuklulardan ise 68’i bu yıllar arasında intihar etti.Adalet Bakanlığı’nın paylaştığı veriler, çocuk tutuklu sayısındaki artışı da ortaya koydu. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında hükümlü çocuk sayısının 548 olduğunu belirten bakanlık, 15 yıl sonra bu sayının yüzde 33’lük bir artışla 731’e yükseldiğini açıkladı. Bakanlık, 2002 yılında 1497 olan tutuklu çocuk sayısının, 2017 yılında 350 kişi artarak 1847’ye yükseldiğini ve günümüzde cezaevindeki çocuk sayısının toplam 2578 olduğunu açıkladı.

03.04.2017 - İnternet İzleme Vakfı: Çocuk istismarı siteleri Avrupa kaynaklı İngiltere merkezli İnternet İzleme Vakfı, 2016 yılının çocuk istismarına yönelik internet sitelerinin rakamlarını yayınladı. İnternet İzleme Vakfı’nın 2016 yılı için yayınlanan rapora göre Avrupa, çocuk istismarına ortam oluşturan internet sitelerinde başı çekiyor. Yayınlanan rapora göre 2016’ya kadar çocuk istismarına yönelik internet sitelerinin büyük çoğunluğu ABD çıkışlı olduğu ancak 2016 yılında ABD’yi Hollanda’nın geçtiği belirtiliyor. Yayınlanan raporda Hollanda kaynaklı 20 bin 972 internet sitesi bulunmakta. ABD kaynaklı 12 bin 492 site, Kanada kaynaklı ise 8 bin 803 internet sitesi bulunuyor. Bu ülkeleri 6 bin 099 ile Fransa, 4 bin 176 ile Rusya takip ediyor. (gazetemanifesto.com)


Kapitalizm ve Eğitim


30.04.2017 - MEB okullardaki cinsel istismar ve şiddet rakamlarını açıklayamadı Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğrenci ve eğitimciler açısından yaşanan cinsel istismar ve şiddet olaylarına ilişkin CHP Bursa Milletvekili Dr. Ceyhun İrgil'in Aralık 2016'da verdiği soru önergesini yanıtlayan Bakan İsmet Yılmaz, “Bakanlığımız personeli hakkında inceleme/soruşturma işlemleri gerçekleştirilmektedir” derken, hangi gerekçelerle kaç soruşturma açıldığını açıklayamadı.Sözcü'den Yurdagül Uygun'un haberine göre, MEB'in 15 yılda istismar, taciz, şiddet, mobbing, yolsuzluk, rüşvet, zimmet, irtikap ve sosyal medya paylaşımları gerekçeleriyle açılan soruşturma sayılarını açıklamamasını değerlendiren TBMM Eğitim Komisyonu üyesi CHP'li Ceyhun İrgil, “Bakanlık ya verileri bilmiyor ya da sayı o kadar çok ki açıklamaya çekiniyor” dedi.


20.04.2017 - 72 ülke arasında 'en mutsuz' öğrenciler Türkiye'de OECD'nin uluslararası öğrenci değerlendirme programı, PISA, 3. raporunu yayınladı. 72 ülkeden 540 bin öğrencinin katıldığı çalışmaya göre, en mutsuz öğrenciler Türkiye'de. PISA verilerine göre, Türkiye'de 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin 28.6'si hayatından hiç memnun değil. Bu oran yüzde 11.8'lik ortalamanın neredeyse üç katı. ‘Sınava iyi hazırlanmasına rağmen çok kaygı duyduğunu' söyleyen öğrenci orani 58.8 olurken, yüzde 56 ‘ders çalışırken stres yaşadığını' belirtti. Türkiye, İtalya'nın ardindan öğrencilerin ders çalışırken en fazla kaygı duyduğu ikinci ülke oldu. http://bit.ly/ogrencimutsuz


29.04.2017 - Lise müdürü ezan okuyup öğrencileri namaza çağırdı Evrensel'in haberine göre, Bursa Nilüfer'deki Özlüce Anadolu Lisesi müdürü, okulda ezan okuyarak öğrencileri cuma namazına çağırdı.Eğitim-Sen Bursa şubesi yaptığı açıklamada "Okulun alt katında bir mescit bulunmakta ve öğrenci ile çalışanlar ibadetlerini burada yapmaktadır. Bu durum mevcut yasa ve yönetmeliklere uygundur ancak okullarımızda bulunan mescitlerde yapılan ibadetlere tüm okulun duyacağı şekilde ses sistemi ile çağrı yapmak bir eğitim kurumunda yapılmaması gereken bir davranıştır. Bunu görevli okul müdürü yaparsa eşitlik ve laiklik ilkesine aykırı davranış sergilemiş olur. Ayrıca bu, okul müdürünün görevi ve yetkisi dâhilinde de değildir. Aynı okul müdürü 18 Mart Çanakkale Şehitlerini anma programına da Kur’an-ı Kerim okuyarak başlamıştır” ifadelerine yer verildi.


Kapitalizm ve Doğa

 10.4.2017 - Artvin'de maden karşıtlarına nöbet kulübesi için 'ormanı işgal' davası açıldı Artvin Kafkasör Yaylası Cerattepe mevkiindeki madencilik faaliyetlerine karş mücadele yürüten ve aralarında Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan'ın da bulunduğu 3 kişi için, Cerattepe mevkiinde yaptıkları nöbet kulübesi nedeniyle, 'Orman alanını işgal ve yararlanma' suçundan dava açıldı. (haberin tamamı: http://bit.ly/SG7-1 )

29.04.2017 - Türkiye'de havası hâlâ temiz olan dört yerleşim yeri kaldı - Yorgancıoğlu şöyle devam etti: “Yani Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiği seviyelerin 5-6 kat üstünde bir hava kirliliği söz konusu. İzmir, İstanbul ve Ankara da sınırın iki kat üzerinde. Hava kirliliğinin de yaşanmadığı dört tane bölgemiz var: Çanakkale’nin Biga ilçesi, Adana’nın Doğankent ilçesi, Tunceli ve Artvin illerimizde hava kirliliği sınır değerlerinin altında olarak seyretmekte. (sol haber)


30.04.2017 - 6 yunusu silahla öldüren şahıslar serbest Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, geçtiğimiz hafta Filyos Beldesi'nde kuş fotoğrafı çekerken silah sesi üzerine gittiği sahilde, silahla vurulmuş ölü yunuslarla karşılaştı. Sözen, bazıları suyun yüzeyinde, bazıları kıyıya vuran 6 ölü yunus ile onları vurduğu ileri sürülen balıkçıları ellerinde silahla fotoğrafladı ve Orman Su İşleri Müdürlüğü'ne şikayette bulundu.Prof. Dr. Sözen ise 17 yıldır Zonguldak'ta olduğunu ve her sene bu şekilde kıyıya vurmuş ölü yunuslarla karşılaştığını söyleyerek, "Her sene balıkçılar vurabildikleri kadar yunus vuruyor. Bu konuda ne Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ne de Doğa ve Koruma Milli Parklar İl Müdürlüğü bir şey yapmadı.(sol haber)


13.04.2017 - Gidenler geri dönmedi: 3’üncü köprü için dikilen ağaçlar susuzluktan kurudu. http://bit.ly/3kopru-agaclar 

 

23.4.2017 - 'Cancekişen kapitalizm' koşullarında iklim değişikliği sistemin istikrarını tehdit ediyor Yeni yayımlanan bir rapor, iklim değişikliği, kırılganlık ve ihtilaflardan kaynaklanan karmaşık risklerin, Boko Haram ve IŞİD gibi terör örgütlerinin artıp büyümesine yol açabileceğini ortaya koydu. Aldephi düşünce kuruluşunun “Isınan Bir Dünyada Ayaklanma, Terörizm ve Organize Suçlar” raporu, iklim değişikliğinin kaynak kıtlığı, nüfus artışı ve kentleşme gibi mevcut tehdit, risk ve baskılarla etkileştiğini gösteriyor. Raporun yazarı Lukas Rüttinger’e göre, terör örgütleri faaliyetlerini kırılgan olan bölgelerde daha kolay yapabilirken bu kısırdöngü herkesi etkileyecek. Su silah oldu: Terör örgütleri her geçen gün su gibi doğal kaynakların erişimini kontrol ederek ve bunlan bir silah olarak kullanarak, kaynak kıtlığını daha da şiddetlendiriyor. Özellikle geçim kaynaklan için doğal kaynaklara bağımlı olan kişilerin yaşadığı bölgelerde, kaynak kıtlığı arttıkça bu kaynakları kontrol edenlerin güçlen de artıyor. Örneğin, iklim değişikliği Çad Gölü bölgesinde yerel toprak ve su rekabetinin artmasına neden olan kaynak kıtlığını körüklüyor. Bu rekabet de toplumsal gerginlik ve hatta şiddet içeren ihtilafları artınyor. Bu kaynak kıtlığı aynı zamanda birçok kişinin geçim kaynağını eritiyor, yoksulluk ve işsizliği artırıyor ve nüfus göçlerine yol açıyor. Boko Haram gibi terör örgütleri bu kınlgan ortamda güç kazanıyor." Rapora göre iklim değişikliği insanların geçim kaynaklarını yok ederken kırılgan ve zayıf ülkelerin üzerindeki baskıyı artırıyor ve terör örgütlerinin büyümesine yol açıyor. Terör örgütleri halkları kontrol etmek için su ve gıda kıtlığını kullanıyor. İklim açısından kınlgan olan Çad Gölü, Guatemala, Suriye ve Afganistan'da terörizm, ayaklanma ve organize suçlar artıyor. Sınıf Gündemi’nin notu: Emperyalizm yani Lenin’in nitelemesiyle “cançekişen kapitalizm” koşullarında kapitalist üretim anarşisinin tetiklediği iklim değişikliği gibi muazzam sonuçlar üreten doğal felaketler, bunların yarattığı açlık ve sefalet, bir yandan IŞİD, Boko Haram gibi gerici örgütlerin petrol zengini ülkelerin parasıyla işsizlik, çaresizlik ve cehalet içinde kıvranan binlerce ve onbinlerce insanı maaşa bağlayarak asker haline getirmesi için uygun zemini hazırlarken, öte yandan emperyalizme karşı kitlesel ulusal ve sosyal kurtuluş hareketlerinin ve ayaklanmaların temelini atıyor. Yukarıdaki haberde de görüldüğü gibi emperyalist uzmanların sözlüğünde bütün bunlar “terörizm” adı altında aynı kefeye konularak bu dinamiklerin sistemin istikrarını bozmayacak düzeyde nasıl tutulabileceği üzerine uluslararası sermaye çevrelerinde yoğun tartışmalar yapılıyor.


------