Sermaye Devleti

 
25.03.2017 - Açlık grevindeki tutsaklara sürgün saldırısı - Sermaye devletinin OHAL rejimiyle pervasızca saldırılarını tırmandırdığı hapishanelerde, açlık grevi eylemlerini sürdüren PKK ve PAJK’li tutsaklar sürgün sevk saldırısına maruz kaldı. A. Öcalan üzerinde tecritin kaldırılması, Kürdistan’daki ablukanın sonlandırılması ve hapishanelerdeki hak ihlallerine son verilmesi talepleriyle açlık grevlerini sürdüren tutsakların talepleri kabul edilmezken tutsakların kaldıkları hapishanelerdeki saldırıların yanına bir de sürgün saldırısı eklendi. Basına yansıyan bilgilere göre sürgün bilançosu şöyle: Siirt Hapishanesi’nde açlık grevinde bulunan 5 tutsak, Bandırma T Tipi Kapalı Hapishanesi'ne; Erzincan ve Mardin hapishanelerinde 6 tutsak başka hapishanelere; yine Siirt Hapishanesi’nden 5 tutsak Bandırma T Tipi Kapalı Hapishanesi'ne; Elazığ Hapishanesi’nde 12 kadın tutsak Antalya ve Alanya hapishanelerine, 6 erkek tutsak ise Balıkesir Hapishanesi’ne; Diyarbakır E Tipi Hapishanesi’nde 2 kadın tutsak 15 Mart akşamı Şakran Hapishanesi’ne; Siverek Hapishanesi’nde 3 kadın tutsak Alanya Hapishanesi’ne; Diyarbakır D Tipi Hapishanesi’nden 5 tutsak Tekirdağ F Tipi Hapishanesi’ne; Mardin E Tipi Hapishanesi’nden 5 tutsak sürgün edildiler.(Kızıl Bayrak)


28.3.2017 - “Esat Oktay’ın yapmadığını yapacağım” Şakran Cezaevi Müdürü’nün açlık grevinde olan tutukluları “Aileleriniz gelip sizi kurtarsın. Esat Oktay’ın yapmadığını size yapacağım” biçiminde tehdit ettiği öğrenildi. http://www.artigercek.com/esat-oktayin-yapmadigini-yapacagim/ (Hapishanelerde 12 Eylül’ü aratmayan uygulamalar sürüyor. Ocak ayında cezaevi koşullarında tedavisi olanaksız hasta tutsakların sayısı İnsan Hakları Derneği verilerine göre 926 olduğu, bu hastaların yüzde 31'i ağır hasta olduğu açıklanmıştı. Geçen ay, Zindanlar ile Dayanışma İnisiyatifi üyesi Avukat Şule Recepoğlu, “Cezaevlerinde çok ciddi yönelimlerin ya da can kayıplarının olma ihtimaliyle karşı karşıya” olduğumuzu belirtmişti. İzmir’in Aliağa ilçesinde bulunan Şakran T Tipi Cezaevinde bulunan siyasi tutuklulara “terörist” yazılı yaka kartı takma zorunluğu getirilmesi, bunu kabul etmeyen tutuklulara ise cezaevi yetkilileri tarafından disiplin cezası verilerek, görüş yasağı konması; Tarsus C Tipi Kadın Cezaevi’nden hastaneye sevk edilen bir kadın tutuklunun doktorun sözlü tacizi ve hareketine maruz kalması gibi olaylar da basına yansımıştı.)

 

17.03.2017 - Dilek Doğan’ı katleden polise yargıdan “ödül” - Dilek Doğan’ı öldüren özel harekat polisi Yüksel Moğultay’ın tutuksuz yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme Moğultay’ın cezasında “iyi hal” indirimi yaparak 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Katil polis tutuklanmadı. (Kızıl Bayrak)


16.03.2017 -  5 yılda toplantı ve yürüyüş hakkını kullanan 116 bin kişiye işlem yapıldı! Türkiye'nin Hollanda ile yaşadığı diplomatik kriz sırasında, diplomatların ve protesto gösterilerinde bulunan gurbetçilerin gözaltına alınması ve bir göstericinin polis köpeği tarafından ısırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının Türkiye'deki durumunu gündeme getirdi. Türkiye'de bu hakkı kullandığı için son 5 yılda 116 bin kişi hakkında işlem yapıldığı ortaya çıktı. Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin raporuna göre sadece son 15 ayda müdahale edilen barışçıl gösteri sayısı ise 264 oldu. Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin Sivil Düşün AB Programı Aktivist Desteği kapsamında yayımladığı "Toplantı ve Gösteri Hakkı Izleme Raporu"nda hükümetin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olarak toplantı ve gösteri hakkını defalarca ihlal ettiği gözler önüne serildi. Rapora göre Ekim 2015-Aralık 2015 tarihleri arasında, müdahale edildiği tespit edilebilen barışçıl gösteri sayısı 37 oldu. http://m.t24.com.tr/haber/esit-haklar-icin-izleme-dernegi-5-yilda-toplanti-ve-yuruyus-hakkini-kullanan-116-bin-kisiye-islem-yapildi,393982


19.3.2017 - AKP’li işçiler ‘Hayır oyu vereceğiz’ dediği için atıldı İGDAŞ’a bağlı taşeron bir firmada çalışan sekiz işçi, referandum için ‘Evet’ çalışması yapan AKP’lilere, ‘Hayır’ oyu kullanacaklarını söyledikleri gerekçesi ile işten atıldı. (Birgün)


Türkiye Gündemi


29.3.2017 - "Dün dündür, bugün bugündür” diyenler MHP Başkanı Devlet Bahçeli ile bir kısım MHP milletvekili geliyor. 9 Mayıs 2015 tarihinde yaptığı konuşmadan: “Recep Tayyip Erdoğan tipi başkanlık sistemi ... demokrasinin idam fermanıdır. Tek adam diktatörlüğünün beratıdır. Hırsızlık ve yolsuzluk ruhsatıdır. Beştepe hanedanı ve AKP yönetimi, aile boyu rüşvet ve yolsuzluk çamuruna batmıştır. 17-25 Aralık yolsuzluk dosyalarının bir daha açılmamak üzere kapatılması ve bu rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk çarkının döndürülebilmesi, Tayyip Erdoğan’ın bütün yetkileri elinde toplayarak diktatörlüğünü ilan etmesine bağlıdır. Yeni anayasa ile başkanlık sitemine geçilmesi bunun için istenmektedir.” Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş HAS Parti Başkanı iken başkanlık ya da yarı başkanlıktan değil parlamenter sistemden yana görüşler ileri sürmekteydi. Bugün ise AKP yönetiminin tek adam önerisini savunmaktadır. HAS Parti başkanı olarak Meclis’e sunduğu anayasa değişikliği önerilerinde diyor ki: “...mevcut 12 Eylül sisteminin anayasası başta olmak üzere, siyasi partiler yasası, seçim yasası, Meclis içtüzüğü ve diğer yasaları demokratikleştirilmeden gidilecek olan başkanlık ya da yarı başkanlık sisteminin seçimle işbaşına gelen krallıklar oluşturacağı açıktır...” (Cumhuriyet)


19.3.2017 - Kemal Kılıçdaroğlu muhtarlara seslendi: Osmanlı'yı çok övüyoruz, övmeliyiz CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Maltepe Belediyesi Küçükyalı Kültür Merkezi'nde muhtarlarla bir araya geldi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "Osmanlı'yı çok övüyoruz değil mi? Övüyoruz, övmeliyiz. http://haber.sol.org.tr/toplum/kemal-kilicdaroglu-muhtarlara-seslendi-osmanliyi-cok-ovuyoruz-ovmeliyiz-189571


Halk İçin Ekonomi


11.3.2017 - Patronlara KDV desteği Maliye Bakanı Naci Ağbal: “1985 yılında uygulamaya koyduğumuz Katma Değer Vergisi Kanunu'nu artık 32 yıllık bir süreden sonra yeniden masaya yatırma zamanı geldi. Biz istiyoruz ki KDV Kanunu mükellef üzerinde eziyete dönüşmesin, kayıtlı olmayı cezalandırmasın, üretimi yatırımı engellemesin. İşletmeler üzerinde ağır finansman yükleri oluşturmasın, uygulaması kolay olsun, bürokrasisi az olsun. Uygulayıcılar bakımından da idare bakımından da ciddi bir denetleme ciddi bir uyum meselesi olmaktan çıksın. Onun için kapsamlı bir KDV reform çalışması başlattık."

http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1993077-agbal-kdv-kanununda-koklu-degisiklikler-yapmak-gerekiyor


30.3.2017 - 121 bin patrona 3 ayda 54 milyarlık faizsiz kredi “Sene başından beri özellikle KOBİ’lere, dört koldan kredi desteği uygulanıyor. Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) başka koldan, KOSGEB ayrı koldan, Kredi Garanti Fonu (KGF) ayrı koldan; adeta kredi seferberliği başlatılmış durumda. Amaç, KOBİ’ler işlerini büyütsün, üretimi artırıp, istihdam yaratsın ki, ekonomi canlansın. Tabi kredi desteğinin yanında istihdam için de ayrı teşvikler uygulanıyor. Geçtiğimiz hafta, Hazine ile KGF arasında kefalet sistemine yönelik anlaşma yapıldı ve bugüne kadar 20 milyar lira olan kefalet tutarı 250 milyar liraya çıkartıldı. Bu kefalet sayesinde de bankalar, işletmelerden kredi talebini alıyor, bir-iki gün içinde değerlendirmeyi yapıp, krediyi veriyor; KGF’ye de ne kadar kredi tahsis edeceğini söylüyor. Yaklaşık bir haftalık süre içinde, kefalet desteğinden yararlanmak için 40 bin işletme bankalara müracaat etmiş, bu işletmeler için de 20 milyar liralık kefalet verilmiş. Sene başından bu yana KGF, 55 bin KOBİ için 50 milyar tutarından kefalet vermiş. Malum, bir de KOSGEB’in bankalar aracılığı ile dağıttığı sıfır faizli kredi var. Bu kredi için de 770 bin işletme başvurdu, 460 bininin kredisi onaylandı. KOBİ’ler 20 bin liradan başlayıp 50 bin liraya kadar kredilerini almaya başladı. KOSGEB’in bu yolla toplam dağıttığı kredi tutarı ise 2.5 milyar lira. Bir de TOBB’un öncülüğünde başlatılan ‘nefes kredisi’ var. Bu kredi çerçevesinde de 80 bin işletmeye 5 milyar lira kredi kullandırılacak. Bu güne kadar da nefes kredisi için 20 bin işletme başvurmuş. Kaba bir hesapla; ilk 3 ayda, 121 bin işletme kredi için başvurmuş ve bu işletmelere de yaklaşık 54 milyar liralık kredi verilmiş, verilmeye de devam ediyor.” (Noyan Doğan, Hürriyet)


01.03.2017 - Sermayeye “kayıt dışı” çalıştırma için teşvik ve af - Geçtiğimiz hafta mecliste kabul edilen torba yasayla “kayıt dışı” işçi çalıştıran patronların cezaları hafifletilirken, bu doğrultuda da af uygulaması hayata geçirildi. Kayıt dışı işçi çalıştırdıklarının tespit edilmesi durumunda patronlara verilen sigorta primi desteğinin 1 yıl süreyle iptal edilmesi cezası -birtakım şartlarla birlikte- 1 aya düşürüldü. Geçmişte kayıt dışı işçi çalıştırdığı için 1 yıllık ceza almış patronların cezalarına da bu doğrultuda af getirildi.TORBA Yasa ile geçmişte sigortasız ya da sahte sigortalı çalıştırıp da ceza alanların cezaları da affa uğruyor. Bir yıllık prim teşviki desteğinden mahrum bırakılan işverenler, Yasanın uygulamaya gireceği 1 Nisan 2017’den önce, bir aylık ceza sürelerini tamamlamış olmaları halinde, tekrardan prim teşviki ve indirimlerden yararlanmaya başlayacak; bir yıl boyunca beklemeyecek. Tabi, yine Yasa gereği 5 işçiye kadar olan sigortasız işçilerle ilgili cezalar affa uğrayacak. (Kızıl Bayrak)


16.03.2017 - Örtülü ödenekten iki ayda 459 milyon TL harcadılar' - Sözcü'den Erdoğan Süzer'in haberine göre, örtülü ödenekten, inşaat harcamaları dahil yılın ilk iki ayında 459.2 milyon lira para harcandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım'ın kullanma yetkisinde olan bütçedeki gizli hizmet giderleri şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 72, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 65 oranında artarak 282 milyon 263 bin liraya yükseldi. İlk iki ayda gizli hizmet adı altında yapılan toplam harcama ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 62.5 oranında arttı, 446 milyon liraya çıktı. Bu yılın ilk iki ayında örtülü ödenekten ayrıca inşaat ve benzeri yatırım amaçlı 41 milyon 572 lira da sermaye gideri yapıldı. İki ayda örtülü harcama 459 milyon 234 bin liraya ulaştı.


20.3.2017 - Dolar borçlusu patronlara kredi desteği “Ekonomiden Sorumlu Bakan Mehmet Şimşek, kur riskine karşı gözetim amacıyla Merkez Bankası tarafından bir veri toplama modeli oluşturacağını söyledi. İlk aşamada toplam yabancı para borcunun yüzde 83’üne sahip olan 2 bin firmaya dair detaylı veri toplanacak. Bu bilgiler kullanılarak hem dövizle borçlanmış olan şirketlere önerilerde bulunulabilecek hem de bankacılık sistemiyle görüşülüp dış kaynaklı kredilerin yeniden yapılandırılması sağlanabilecek.” (Yaman Törüner)

 

24.3.2017- Patronlara verilen sonu gelmeyen büyük bütçe açıklarına yol açtı “Şubat ayı bütçesinde şu noktalar dikkat çekiyor. • Bütçe iki ayaktan birden yara alınca, ocak ayında 7.23 milyar TL, geçen yılın şubat ayında 2.42 milyar TL fazla vermiş olan bütçe şubat ayında 6.84 milyar TL açık verdi. Ocak ayındaki bütçe fazlası, bir yıl öncesine göre 172 milyon TL daha fazlaydı, şubat ayında ise bütçe dengesindeki bozulmanın boyutu geçen yılın şubatına göre 9.26 milyar TL’yi buldu. • Bütçe gelirlerindeki artış oranı ocakta yüzde 25.81 iken şubatta birden yüzde artış hızı yüzde 4.86’ya düştü. Ocakta yüzde 22.01 olan vergi gelirleri artış hızı, şubatta yüzde 4.46’ya indi. • Ocakta yüzde 19.70 artan KDV gelirleri, şubatta geçen yıla göre yüzde 3.18 düştü. Ocakta yüzde 21.90 olan ÖTV artış hızı, şubatta yüzde 7.76’lık bir düşüş gösterdi. Otomobil satışlarından alınan ÖTV ocakta yüzde 46.19 artmışken, şubatta yüzde 8.77 düştü. Dayanıklı tüketim mallarından alınan ÖTV’deki artış yüzde 42.43’ten şubatta yüzde 15.10 geriledi. Dolaylı vergilerin diğer kalemleri şubatta düşerken, dayanıklı tüketim mallarından alınan ÖTV’nin hızı ciddi oranda düşmesine rağmen hala artıda olmasında, geçici ÖTV indirimi etkisi gözleniyor. • Bütçenin giderler ayağında ise ocakta yüzde 11.35 olan artış hızı şubatta yüzde 27.02’yı tırmandı. Memur ve işçi maaşlarındaki artış her iki ayda da sınırlı kalırken sözleşmeli personel giderlerinin her iki ayda da yüzde 46’nın üzerinde artmasında referandum etkisi var gözüküyor. Tarımsal destek ödemelerindeki hızlanma, Halk Bankası’nın görev zararındaki artış da bu çerçevede dikkat çekiyor. • Geçen yılın ilk iki ayında 2.79 milyar TL olan SGK açık finansmanının bu yıl yüzde 164 artarak 7.38 milyar liraya çıkmasında da SSK ödemelerinin ertelenmesinin etkisi görülüyor. (İsmet Özkul) (Devletin sistematik olarak patronlara her türlü “teşvik” vermesi nedeniyle bütçe açıkları artmaya devam edecektir. Son dört ayda patronlara verilen “teşvikleri” şöyle özetleyebiliriz: 200 milyar dolarlık Varlık Fonu’nun kurulması, böylece merkezileştirilen devasa bir sermaye aracılığıyla kamu kaynaklarının özel sektöre transferi gerçekleştirilmesi; ihracat yapan işletmelerin tümüne devlet destekli faizsiz kredi; ‘Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’yle işçileri sigortasız çalıştıran patronlara teşvik; en büyük altyapı işlerinde devletin patronlara kefil olması; KOBİ’lere yıllık yüzde 10’un altında faizle kredi kullandırılmasını amaçlayan “Nefes kredisi” uygulaması; patronları tüm yatırım maliyetlerini vergi ödemeyerek devletten geri tahsil edecek duruma sokan (başka deyişle onlara vergi ödetmeyen teşvikler; yurtdışından gelen “varlığa” yönelik “nereden buldun” sorusunun artık sorulmayacağının yetkili ağızlardan ifade edilmesiyle geçmişe ait vergi borçlarının silinmesi; “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la devletin ezici kısmını kitlelerden aldığı vergilerle asgari ücretlerin bir kısmının ödenmesi; "darbe girişimi" sonrası el konan şirketlerin yok pahasına yandaşlara verilmesi; “acil durumlarda” patronlara aktarılacak olan Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) oluşturulması; vergi ve prim aflarına ek olarak affın taksit ödemeleri için de af çıkarılması; kamu kurumlarının döviz alacakları 2 Ocak kurundan sabitlenmesi (yani özelleştirme ihalelerini kazananlara dolar kıyağı), sigortasız işçi çalıştırdığı ya da bildirilen kişilerin fiilen çalışmadığı tespit edilen işletmelere verilen 1 yıl süreyle teşviklerden yararlanamama cezasının, 1 aya indirilmesi (yani sigortasız çalıştırma “teşviki”); bu yıl sonuna kadar işe alınacak her kişi için, İşsizlik Fonu’ndan şirketlere günlük 22 lira 22 kuruş ödeme yapılmasının kararlaştırılması; hükümetin bankalar ve turizmcilerin talebiyle, turizm kredilerinde yeniden yapılandırma kararı alması, daha sonra tüm krediler için yeniden yapılandırma getirilmesi, bankaların sermaye yeterlilikleri düşmesin diye bazı kalemleri istisna sayılması, şirketlerin taşınır taşınmaz tüm mallarının teminat olarak gösterilmesi sağlanması, bankalara sübvansiyonlu kredi verip Hazine’ye fatura etme imkanının tanınması, icil affı getirerek, kredi alıp ödememeyi alışkanlık hale getirmiş, bu nedenle kara listeye girmiş şirketlere af getirip, yeni kredi alma imkanı tanımaları, TCMB ihracatçıya kullandırdığı reeskont kredilerinin geri ödemelerini döviz yerine TL ile yapabilecekleri kararını alması, Eximbank’ın yanı sıra diğer bankalar aracılığıyla da ihracatçılara yüzde 100’e kadar kefalet sağlanmasının önünün açılması; sendikalı ve toplu sözleşme yapılan, asgari ücretin üzerinde maaş verilen işletmelerde patronlara işçi başına aylık 100 TL civarı destek verilmesi; patronlara yeşil pasaport imkanı)   

 

15.3.2017 - Çiftçiler bankaların kıskacında  Yüksek maliyetli tarım üretimini sağlamak amacıyla banka kredilerine mahkum edilen en az 658 çiftçiye ait 12 bin dekar arazi bankalarca haczedildi. Türkiye’nin en büyük ve çiftçilerin en fazla işlem yaptığı 5 banka olan Ziraat Bankası, Vakıfbank, İş Bankası, Denizbank ve Akbank 2015’ten bu yana kredi çeken en az 658 çiftçiye ait yaklaşık 12 bin dekar araziye haciz işlemi koyarak, ihale usulü ile bu arazileri satışa sundu. Bankaların mağdurları arasında yer alan çiftçilerden Çetin Can, Ziraat Bankası'ndan 2013 yılında 630 bin TL'lik kredi çektiğini, borcunu ödemek için tefecilerin eline düştüğü yetmezmiş gibi 390 bin TL'sini ödediği banka kredisinin 1 milyon 160 bin TL olduğunu ifade etti. Çiftçilerin bankalarla çalışmak dışında çarelerinin olmadığını ifade eden Can, şu anda önünü göremediğini ve kendisi gibi yüzlerce çiftçinin de önünü göremediğini belirtti. http://dihaber.net/TUM-HABERLER/content/view/12885 (Tarımsal küçük işletme, inanılmaz yoksunluklar, köylünün ve ailesinin emeğinin vahşice sömürülmesi pahasına ayakta kalır. Köylü, görünürdeki bağımsızlığını  koruyabilmek için, bütün güçlerini seferber etmesine rağmen, toprak ve arazisini kaybeder ve yıkıma doğru ilerler. ... Kendi toprağını  işleyen köylü, ivedi ödemeler (örneğin vergi) için paraya gereksinim  duyduğunda, bankadan bir kredi ister. Sık sık, bir toprak parçası  satın almak için kredi alınır. Banka, toprak ve arazi biçimindeki bir güvence karşılığında belirli bir miktarda parayı  borç verir. Eğer para zamanında ödenmezse, toprak ve arazinin mülkiyeti bankaya geçer.  Aslında, borçlu bu toprak parçasından elde ettiği gelirin büyük bir bölümünü ona faiz olarak vermek zorunda olduğu için, banka daha önceden toprağın sahibi olur. Köylü, gerçekte bankaya faiz biçiminde, kendi toprak parçası  için toprak rantı  öder. - Politik Ekonomi Ders Kitabı)

6.3.2017 -  Domates üreticisi öfkeli Muğla’nın Seydikemer İlçesi’nde Fethiye - Antalya yolunu trafiğe kapatan domates üreticileri, fiyatı 50- 60 kuruşa düşen kasalar dolusu domatesi yere dökerek eylem yaptı. Jandarmanın ‘Yolu açın’ çağrısına kulak asmayıp, ‘Uçak seralara düştü’ sloganı atan üretici, domates dolu kasayı tabut gibi omuzlarında taşıdı. http://www.sozcu.com.tr/2016/ekonomi/fiyatlari-protesto-eden-domates-ureticisi-ofkeli-1123820/

31.3.2017 - Devlet küçük üreticiye değil, zengin köylülere destek veriyor Hükümet, 2018 üretim yılından itibaren, sertifikalı tohum kullanmayan çiftçilere tarım desteği vermeyecek. (Ali Ekber Yıldırım, Dünya Gazetesi) (Peki sertifikalı tohumu kimler kullanabilir? Orta köylülüğün küçük bir kısmı ve zengin köylüler. Demek ki hükümet küçük köylüye destek vermeyi bırakıyor. Bu da tarımda proleterleşmenin hızlanması anlamına geliyor. Ya da tersinden söylersek, hükümet desteğini zengin köylülerde yoğunlaştıracak. Bu da zaten rekabette küçük köylüye göre daha avantajlı durumda olan zengin köylünün daha da zenginleşmesi, tarımda sermaye merkezileşmesinin ve yoğunlaşmasının artması; rekabet gücü iyice düşen yoksul köylünün daha hızlı proleterleşmesi anlamına geliyor.)

 19.3.2017 - 101 bin esnaf iflas etti "Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye genelinde 2016 yılında toplam 101 bin 614 esnaf ve sanatkar işletmesinin kapandığını açıkladı. ... Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre ise Türkiye genelinde esnaf sayısı Ekim 2015’e göre 56 bin azalarak 1 milyon 971 bin oldu." (19 Mart 2017) http://t24.com.tr/haber/2016-yilinda-101-bin-612-is-yeri-kapisina-kilit-vurdu,385884 (Erdoğan, 18 Mart 2017 tarihinde  "esnaf ve sanatkarların haksız rekabete karşı korunması gerektiğine inanıyoruz, çalışmalarımızı buna göre yapıyoruz” … Aynı Erdoğan 31.1.2017 tarihinde, bir açılış sırasında “bakkal dükkanı olayı bitti. Ne yapacaklar? Belki marketler, belki süpermarketler halinde bunu aşmanın gayreti içinde olacaklar” demişti.)

2.3.2017 - Satılamayan konutlar artıyor "Her yıl yaklaşık 750 bin konut için yapı kullanma izni veriliyor. Yani bu kadar konut, arz konusu oluyor. Ocak ayında geçen yıla göre yüzde 10 artarak 44 bine ulaşan ilk satışa bakıyor, geçmiş yılların eğilimleriyle bir varsayımda bulunuyor ve bula bula yılın tümü için 700 bin dolayında bir ilk satış rakamı buluyoruz.Bu yılki konut arzı da 800 bin düzeyinde gerçekleşse, ki daha fazla olması da şaşırtmaz, konut stoku yine en iyi olasılıkla 100 bin, belki de 100 binden de fazla artacak demektir." (Alaattin Aktaş, Dünya Gazetesi)  (Ev alamayan milyonların sayısıyla birlikte satılamayan konutların sayısı da artıyor.  her yıl 100 bin konut satılamayan konutlar stoğuna ekleniyor. Sonuç: bir tarafta milyonlarca evsiz, diğer tarafta bomboş duran yüz binlerce ev.)


6.3.2017 - Kiralar 2016’da yüzde 9.3, son 5 yılda yüzde 42 arttı  http://htdokun.haberturk.com/ana-gazete/haber/1416222-abdurrahman-yildirim

 1.3.2017 - Protesto edilen senetlerdeki artış çok şey söylüyor "2015'in ocak ayında protesto edilen senetlerin tutarı 795 milyondu, geçen yılki tutar 942 milyonu buldu, bu yıl ise 1.3 milyara ulaşıldı.Protesto edilen senetlerin tutarı son bir yılda yüzde 36 artmış. Bu son bir yılda enflasyonu yüzde 10 kabul etsek bile yüzde 25'e yakın reel bir artış var." (http://www.dunya.com/kose-yazisi/protesto-edilen-senetlerdeki-artis-cok-sey-soyluyor/351499)  (Protesto edilen senetlerin sayısında ciddi bir artış eğilimi var. Yani "piyasa diliyle" söylersek "para dönmüyor". Bu neye yer açacak? Pek çok şeye. Ama en önemli sonuç işçilere ücretlerinin ödenmesinde gecikmelerin artması olacak. "Ne yapayım, ödeme alamıyorum!" bahanesini çok duyar olacağız.)


8.3.2017 - Kredi kıtlığı büyümeyi yavaşlatacak “Son aylarda kamu bankalarının kredi arzı özel bankaların kredi arzına kıyasla çok daha yüksek bir oranda artıyor. 2016’nın son çeyreğinden itibaren kamu bankalarının kredi artış hızı özel bankaların kredi artış hızının iki katını aştı.Bugün, 2007’nin başı ile Şubat 2017 sonu arasındaki dönemde gerçekleşen mevduat artışı ile kredi artışını karşılaştırıyorum. ele aldığım on yıllık dönemde, sadece 2009’da kredi atış oranı mevduat artış oranının altında kalıyor. Türkiye’ye yoğun dış kaynak (dış borç) aktığı dönemlerde (2007 ve 2010-2013 döneminin büyük kısmı) kredi artışı mevduat artışının çok üzerinde. Büyük gelişmiş ülkelerin küresel krizden ekonomilerini çıkarabilmek için bol kepçe bastıkları paranın bizim gibi ülkelere “dış kaynak” (ama Türkiye için genellikle çok kısa vadeli dış kaynak) olarak aktığı bu dönemde kredi-mevduat oranı hızla artıyor ve 2013 sonlarında doğru yüzde 107’ye ulaşıyor. 2009 sonbaharındaki yüzde 75 oranı ile kıyaslandığında çok yüksek bir artış bu. 2014’ün ortalarından itibaren kredi artışı ile mevduat artışı arasındaki fark çok azalıyor ve 2015’in başları gibi her iki değişken de yaklaşık aynı oranda artış gösteriyor. Bunun ayna yansıması kredi- mevduat oranında gözleniyor: Bu oran yüzde 114 civarında sabitleniyor. Dikkat: Bu dönem “dış kaynak” girişinin cari işlemler açığından doğan dış finansman ihtiyacının altında kaldığı dönem. Özellikle 2015 ve 2016’da durum böyle. Birinci soru şu: Dışarıdan borçlanma olanaklarımız 2015-2016 dönemine kıyasla daha az mı yoksa daha fazla mı olacak? İkincisi: İlk soruya verilen yanıt çerçevesinde bankaların kredi açma davranışları nasıl şekillenebilir? Üçüncü soru: Bu gelişmelerin büyüme ve işsizlik oranına etkileri neler olabilir? Ayrıntısını (araya başka bir gelişme girmezse) gelecek yazımda ele alırım. Şimdilik kısaca yanıtlarımı vereyim: 1) Daha az. 2) Frene basılmasa bile ayağın gaz pedalından önemli ölçüde çekilmesi olasılığı çok fazla. 3) Olumsuz.” (Fatih Özatay)


10.3.2017 - İflas eden şirket sayısı artarken, yeni açılan şirket sayısı azalıyor Doğum oranı kriz döneminin altına düştü: İşveren girişimlerinin doğum oranı, yani yeni doğanların mevcutlara oranı, 2015’te yüzde 13.1’e geriledi. Bir önceki yıla göre 2.6 puanlık bir düşüş var. 2015’deki doğum oranı, 2012’deki yüzde 26.4 düzeyinin ancak yarısı kadar. Asıl önemlisi, doğum oranının kriz yılı olan 2009’daki yüzde 15.9 oranının bile altına inmiş olması. 2015 yılı işveren girişimi doğum oranı, 2010 yılındaki en düşük düzey olan yüzde 12.2’nin biraz üzerinde. • Hayatta kalma oranında hızlı bir düşüş var: Yeni doğan işveren girişimlerinin ertesi yıl hayatta kalma oranı yüzde 68.8’e indi. Yani 2014’te yeni doğan işveren girişimlerinin yaklaşık üçte biri bir yıl bile hayatta kalamadı. 2013’te doğanların hayatta kalma oranı yüzde 81.9 idi. Hayatta kalma oranında bir yıl içinde 13.1 puanlık bir düşüş yaşanması, ciddi bir olumsuz gelişme. Hayatta kalma oranı, yaşanan derin krizin etkisi ile 2008-10 yılları arasında yüzde 27-40 arasına düşmüştü. Sonraki yıllarda ise hayatta kalma oranı yüzde 80 dolayında seyretti. 2014- 15 dönemi performansındaki sert düşüş, bu açıdan önemli bir kırılmaya işaret ediyor.• Ölüm oranı göreli olarak yüksek: Referans yılında en az bir ücretli çalışanı bulunan bir işveren girişimi eğer sonraki iki yılda da kapanır veya faaliyete devam etmekle birlikte hiç ücretli çalışanı kalmazsa “ölü” kabul ediliyor. TÜİK verilerine göre 2013’te faali olan işveren girişimlerinin yüzde 11.2’si 2015 itibarıyla ölü sınıfına dahil oldu. Yani üst üste iki yıl işveren girişimi niteliğini taşıyamadılar. 2013’te faal olan işveren girişimleri için yüzde 11.2 olan ölüm oranı, 2012’de faal olanların ölüm oranı olan yüzde 11.3’ün çok az altında. Ancak 2011 yılında faal olan işletmeler için ölüm oranının yüzde 7.1 olduğu dikkate alınırsa, ölüm oranı göreli olarak yüksek seyrediyor. (İsmet Özkul)

 27.03.2017 - Asgari ücret zorunlu harcamalara 9 gün yetiyor - Türk-İş tarafından yapılan açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre 2017 yılı mart ayında açlık sınırı bin 480 lira 76 kuruş, yoksulluk sınırı 4 bin 823 lira 31 kuruş oldu.  Araştırmaya göre, asgari ücretin, dört kişilik bir ailenin gıda harcamasını ucu ucuna ancak 28 gün karşılayabildiği, zorunlu harcamalara ise ancak 9 gün yettiği belirtildi.  TÜRK-İŞ Araştırmasının 2017 Mart ayı sonucuna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı bin 480.76 TL oldu. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut kirası, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarını ifade eden yoksulluk sınırı ise 4 bin 823.31 TL oldu. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise bin 853.89 TL olarak gerçekleşti. (Evrensel)


6.3.2017 - Enflasyon artıyor, ücretler eriyor "...şubat ayında yıllık tüketici fiyat artışı geçen yıl %8.78 iken, bu yıl %10.13 oldu. 2017 yılının ilk 2 ayında, gıda fiyatları %7.27 oranında arttı. (Dünya gazetesi) ("Nominal ücret, para olarak ifade edilen çalışma ücretidir; bu, işçinin, kapitaliste sattığı işgücü karşılığında aldığı para miktarıdır. Nominal ücret, tek başına, işçinin gerçek ücret düzeyi hakkında bir bilgi vermez. Aynı dönemde temel ihtiyaç mallarının fiyatları ve vergiler artarken, örneğin, nominal ücret değişmeksizin kalırsa, bu durumda işçinin ücreti gerçekte azalır. Çalışma ücreti, nominal ücretin artması durumunda bile, aynı dönem içinde geçim masrafları nominal ücretten daha hızlı artıyorsa, düşme gösterebilir. Gerçek ücret, işçinin geçim araçlarında ifade edilen ücrettir; bu, işçinin parasal ücreti karşılığında ne kadar ve hangi kullanım mallarını ve hizmetleri satın alabileceğini gösterir. - Politik Ekonomi Ders Kitabı)


15.3.2017 - İşsizlik rekor düzeyde “TÜİK, 2016 Aralık ayı işgücü istatistiklerini yayımladı. 2.5 ay öncesi yansısa da bu sayede istihdam gelişmelerini öğrenebiliyoruz. Aralıkta, bir önceki aralık ayına göre iş bulduklarında çalışmak isteyen sayısındaki artış 888 bin. Bunların 222 binine iş bulunabildi. 666 bini işsizler ordusuna eklendi. - Bir önceki yıl, aynı dönemde iş arayanların sayısı 866 bindi. Bunların 806 binine iş bulunmuştu. Sadece 60 bini işsizler ordusuna katılmıştı. - 2015-2016 Aralık aylarında sanayi sektörü istihdam rakamları arasında 46 bin gerileme var. İstihdam, Aralık 2015’e göre % 8.6 azaldı. Ya işten çıkarmalar var ya da çıkanların yerine yeni işçi alınmıyor. - Halbuki 2015 Aralık ayından geriye, sanayi sektöründe yıllık istihdam artışı 45 bin idi. - 2015 Aralık ayında işsiz sayısı 3.2 milyondu. 2016 Aralık ayında 3.8 milyona yükseldi. Aralık 2015’te % 10.8 olan işsizlik oranı % 12.7 oldu. - Tarım dışı işsizlik % 12.7’den % 14.9’a çıktı. - Genç nüfusta işsizlik oranı % 24. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı % 24.8. Bu iş bulamayan her 100 gencin 25’inin sokaklarda dolaştığını gösteriyor.” (Güngör Uras) “Açıklanan aralık ayı yüzde 12.7’lik genel işsizlik rakamları 2010’dan bu yana en yükseği. Yaratmamız gereken yeni istihdamın yaklaşık yarısı kadar iş yaratabildik. Tarım dışında son bir yılda 307 bin istihdam yarattık. Normalde ortalama bazda 750 bin kişilik istihdam yarattığımızda işsizlik oranı stabil hale geliyor. “(Abdurrahman Yıldırım) “Tarım kesimi halen toplam istihdamın yüzde 20’sini oluşturuyor. Bu çok yüksek bir oran. Türkiye tarımının yüzde 90’ınından fazlasını aile işletmeleri oluşturduğundan tarımda işsiz yok sayılacak kadar az. Bu nedenle işisizlik oranı yapay şekilde düşük kalıyor. Özellikle tarım istihdamının payının yüzde 3-5 civarına düştüğü Avrupa ülkeleri ile işşizlik oranımızı karşılaştırılırken tarım dışı oranı dikkate almak daha gerçekçi. Mevsim etkilerinden arındırılmış tarım dışı işsiz sayısı Nisan döneminde 3 milyona yakındı. Aralık döneminde 3 milyon 700 bine dayandı. Neredeyse her ay işsizler ordusuna ortalama 90 bin kişi eklendi. Tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 11,8’den yüzde 14,3’e yükseldi. (mevsim etkilerinden arındırılmamış oran yüzde 14,9). Türkiye Yunanistan ve İspanya’nın ardından Avrupa’da en yüksek işsizlik oranına sahip üalke durumuna geldi.” (Seyfettin Gürsel) “Aralık ayları kıyaslamasına göre geçen yıl işgücü 888 bin kişi arttı. Ancak bu kişilerin ancak dörtte bir oranında 221 bini iş bulabildi, 667 bini ise işsiz kaldı. Erkeklerde işgücüne katılan her 100 kişiden 72'si, kadınlarda ise her 100 kişiden 79'u iş bulamadı.” (Alaattin Aktaş)

 

14.3.2017 Merkez Bankası’nın döviz rezervleri erimeye devam ediyor Geçen yıl ocakta doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve diğer yatırımlar kalemlerinden oluşan brüt finans hesabında 3.2 milyar dolarlık bir döviz girişi olmuştu. Bu yıl ise söz konusu kalemlerden sağlanan giriş 1.4 milyar dolarda kaldı. Yüzde 50’yi aşan bir azalma söz konusu. Bu azalmada en büyük etken, diğer yatırımlar kalemindeki hareket. Bu kalemde geçen yıl ocakta 3.6 milyar dolarlık giriş varken, bu yıl 534 milyon dolarlık çıkış yaşandı.Brüt finans hesabı 1.4 milyar dolarda kaldı ama bizim bu rakamı cari açığı finanse edecek düzeye çıkarmamız gerekiyordu. Bunun yolu da açıktı. Döviz rezervimize başvurmak zorundaydık ve nitekim öyle yaptık. Aralık ayında tam 6 milyar 966 milyon dolarlık rezerv kullanımı söz konusu olmuştu. Merkez Bankası rezervlerine başvurma zorunluluğu hız kesmiş olmakla birlikte ocak ayında da sürdü. Ocak ayında 2 milyar 55 milyon dolarlık rezerv kullanıldı. Böylece son iki ayda Merkez Bankası rezervinden 9 milyar dolarlık kullanım gerçekleştirilmiş oldu. Son iki ay bazında söylersek aylık ortalaması 4.5 milyar dolar olan kullanıma rezerv dayanmaz. (Alaattin Aktaş)

 

24.3.2017 'Baba beni okula gönder' için babalara ödenen para Dünya Bankası kredisi 14 yılı ödemesiz borç.“Okullarda bedelsiz kitap” için gerekli para Dünya Bankası kredisi 14 yılı ödemesiz, borç. Bunları o çocuklar ödeyecek. Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü, Üçüncü Boğaz Köprüsü’nden geçmeyecek araçların, üçüncü havalimanına inmeyecek uçakların inşaat şirketlerine ödenecek ücretleri 16 yıl, 15 yıl, 18 yıl borç; bunları da çalışanlar ödeyecek. Biri çaktırmadan insanlarımız üzerine yüklenen bu borçları denese ve her işsiz gencin boynundaki aylık borcu hesaplasa? Kısaca zaten işsiz olan bir gencin, iş bulduğunda alacağı, büyük olasılık asgari ücret veya azıcık üstündeki maaştan ne kadarı bunlara gidecek, geleceği nasıl “ipotek altına” alındı (satıldı) açıklasa." (Cumhuriyet, 24/03/2017)


19.3.2017 Yanlış projelendirme 112 milyon euroya mal oldu Üsküdar-Çekmeköy metrosunda yanlış projelendirmenin faturası 112 milyon euro oldu. İBB'nin Hollandalı ING bankasından yüksek faizli kredi çekeceği belirtildi. http://ilerihaber.org/icerik/yanlis-projelendirme-112-milyon-euroya-mal-oldu-ibb-hollandali-bankadan-yuksek-faizli-kredi-cekecek-69488.html

 


Kürdistan’da Sömürgecilik ve Direniş  


22.03.2017 - Diyarbakır Valiliği’nin “canlı bomba” yalanı ortaya çıktı  - Diyarbakır Valiliği'nin "'Çantamda bomba var hepinizi öldüreceğim' diyerek elindeki bıçakla alana koştuğu için canlı bomba olma ihtimali değerlendirildiğinden müdahale edilmiştir" dediği gencin yarı çıplak vaziyette elinde bıçakla vurulduğu anın fotoğrafları ortaya çıktı. (Kızıl Bayrak)


26.03.2017 - Neredeyse tutuklanmayan HDP yöneticisi kalmadı! HDP Sözcüsü Osman Baydemir tutuklu HDP'lilerle ilgili verileri paylaştı: “Temmuz 2016’dan bugüne değin 37 HDP il eş başkanı, 97 HDP ilçe eş başkanı tutuklandı. Şu anda yönetimde olan 27 il ve 84 ilçe eş başkanımız tutuklu bulunmaktadır. 13 milletvekilimiz, 2 MYK, 5 PM üyemiz ve 750’yi aşkın il ve ilçe yöneticimiz tutuklu. 85 belediye başkanımız tutuklu, 70’i aşkın belediyemize de kayyım atandı” şeklinde bilgiler paylaştı. (Evrensel)


21.03.2017 - 12 günde 960 gözaltı - Kürt halkına yönelik baskın ve gözaltı saldırılarını aralıksız sürdüren sermaye devleti 9-20 Mart tarihleri arasında 960 kişiyi gözaltına aldı.“PKK'nın şehir yapılanması” bahanesiyle aralıksız sürdürülen ev baskınları ve gözaltı furyası Newroz öncesine denk gelen son 12 günde iyice tırmandırıldı.Ülke genelinde estirilen devlet terörü neticesinde İçişleri Bakanlığı tarafından 18 Mart’ta yapılan açıklamada gözaltı sayısının 740 olduğu açıklanmıştı.Devam eden gözaltı furyasında 220 kişinin daha alındığı açıklanırken bu süreçte toplam 960 kişi gözaltına alınmış oldu. (Kızıl Bayrak)


03.03.2017 - Şengal’de peşmergeden saldırganlık - Türk sermaye devletiyle işbirliği içerisinde bulunan KDP’nin şefi Mesut Barzani’nin Türkiye ziyaretinin ardından Şengal’de saldırılarını yoğunlaştırdı. KDP’ye bağlı “Rojava peşmerge” adlı grup, Êzidîlerin olduğu bölgede saldırıya geçerek Şengal'in Xanesor beldesinde sivillerin bulunduğu yerleşim yerlerini hedef aldı. IŞİD’in geçtiğimiz yıllarda ele geçirip Êzidîlere yönelik barbarlığı tırmandırdığı bölgede, Êzidîlerin kurmuş olduğu askeri Şengal Direniş Birlikleri ise “Rojava peşmerge”nin saldırılarına karşılık verdi. “Rojava peşmerge”nin son günlerde Suriye sınırına yöneldiği, Şengal’deki hakimiyeti için bölgede etkin olan direniş güçlerine karşı konuşlandığı gündeme gelmişti. Şengal’de Xanesor ve Sinune bölgesinde KDP’ye bağlı güçlerin ağır silahlarla saldırılarının ve bölgeyi kuşatmaya dönük sevkiyatın sürdüğü bildirildi. (Kızıl Bayrak)


09.03.2017 - Kirli savaşta referandum: Sandıklar korucu köylerinde birleştiriliyor - AKP iktidarı, Kürt illerinde seçim sandıklarını korucuların hakim olduğu köylere toplamak için harekete geçti. Tatvan İlçe Seçim Kurulunun emniyetin ve jandarmanın bu yönlü taleplerini reddetmesine rağmen Bitlis İl Seçim Kurul Başkanlığı Tatvan Emniyet ve Jandarma Müdürlükleri'nden gelen sandık birleştirme talebini kabul etti. Sandıkların birleştirildiği köylerin korucu köyü olması ise dikkati çekti. (Kızıl Bayrak)


18.03.2017 - DBP’li bir belediyenin daha yönetimi gasp edildi - Şırnak’ta DBP’li Balveren Belediyesi’ne de kayyım atanırken yönetiminin gasp edildiği DBP’li belediye sayısı 87’ye ulaştı. (Kızıl Bayrak)


23.3.2017 - Kürdistan'daki yıkımın resmi rakamlarla bilançosu "Şırnak, Cizre, Silopi, İdil en fazla hasar gören yerleşim yerleri. Cizre’de 2.709 bina ağır hasarlı.13.821 bina hasarlı. Şırnak’ta 8 bin bina yıkılmış durumda. İdil’de 715 konut ve işyeri az hasarlı, 4.125 konut hasarlı. Nuseybin’de 6.181 bina hasarlı veya yıkık. 3.512 konut onarım bekliyor." (Güngör Uras)


29.3.2017 - En yüksek işsizlik oranı Kürdistan'da görülüyor "2016 itibariyle ülke genelinde yüzde 13 olan tarım dışı işsizlik oranının en az yüzde 30 üzerinde olan, bir başka deyişle işsizlikten kırılan 4 bölge var: Şampiyon yüzde 30,1 işsizlik oranı ile Mardin-Batman-Şırnak-Siirt. Üstelik Türkiye’nin en düşük istihdam oranına sahip bu bölgede istihdam oranı bir yıl içinde yüzde 28,7’den 28’e gerilemiş. Yani çalışabilir yaştaki her 100 kişiden sadece 28’i çalışıyor. Çok yüksek işsizlik oranlarına sahip diğer 3 bölge sırasıyla Şanlıurfa-Diyarbakır (yüzde 23,2), Kırıkkale-Aksaray-Niğde-Nevşehir-Kırşehir (yüzde 18) ve Hatay- Kahramanmaraş-Osmaniye (yüzde 16,9)." (Seyfettin Gürsel)

 Emperyalizm ve Halklar

29.3.2017 - Fransa'da cumhurbaşkanı adayları patronlar kulübünde görücüye çıktı - Euronews'in haberine göre "Fransa seçimlere giderken cumhurbaşkanı adayları iş dünyasının çatı örgütü MEDEF’in toplantısında izleyecekleri ekonomi politikaları üzerinde durarak patronların desteğini almaya çalıştı." MEDEF, TÜSİAD'ın Fransa'daki karşılığı niteliğindeki Fransa'nın en büyük patron örgütüdür. Önde gelen burjuva adaylar bu örgütün düzenlediği toplantıda işçi sınıfının kazanımlarına saldırı tasarılarını açıklayarak tekelci sermayenin gözüne girmeye çalıştı. "Sağın adayı Cumhuriyetçi François Fillon beyin göçünü engellemenin girişimciliğin önünü açmaktan geçtiğine inanıyor. Fillon ayrıca şirketlerden alınan vergileri azaltmayı, esnek istihdam politikaları ve kamu sektörünü azaltmayı vaat ediyor. Bu sayede ekonomiyi canlandırıp yüzde 10 düzeyindeki işsizliği düşürmeyi hedefliyor. Aşırı sağcı aday Marine Le Pen’in ise ekonomi konusunda daha radikal hedefleri bulunuyor. Euroyu terk edeceklerini belirten Le Pen iş dünyasını ikna etmek için yeni Fransız Frank’ının değer kaybı yaşamayacağını savundu. ... Bağımsız sosyal liberal aday Emmanuel Macron ise istihdam piyasasında reforma giderek şirketlere çalışma saatleri ve ücretler konusunda daha fazla pazarlık yapma imkanı tanıyacağını vurguladı. Teknolojideki gelişimle iş kayıplarının normal olduğunu savunan Macron, inovasyonun engellenmemesi, şirketlerdeki eski pozisyonların değil yeni eğitimlerle insanların korunması gerektiğini savunuyor." "Sol" iddialı reformist adaylar ise mevcut Hollande hükümetinin politikalarından büyük hoşnutsuzluk içindeki işçi ve emekçilerin desteğini kazanabilmek için çeşitli vaatlerde bulunuyor. Sosyalist Parti'den Benoit Hamon herkese temel gelir sağlanacağını ve kemer sıkma politikalarından da vazgeçileceği belirtirken, bağımsız aday Jean-Luc Melonchon asgari ücreti 1300 euroya çıkarmayı ve 33 bin eurodan fazla geliri olanlara yüzde 100’lük gelir vergisi uygulamayı vaad etti.


16.03.2017 - 4 ülkede 20 milyondan fazla kişi açlıktan ölmek üzere! Savaş, yoksulluk ve kuraklık yüzünden 20 milyondan fazla kişi açlık sınırında. Yardım aramak için kilometrelerce yürüyen insanlar, Afrika ve Orta Doğunun geniş topraklarında yetersiz besin kaynakları ile hayatta kalmaya çalışıyor.Yeşilist’te yer alan habere göre, Birleşmiş Milletler kurulduğundan beridir yaşanan en büyük insani kriz olarak tanımlanan bu durum bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Eğer yardım kaynakları sağlanmazsa milyonlarca insan hayatını kaybedebilir ama bu durumun önüne geçmek mümkün.Kriz 2 milyonu Nijerya’dan, 2 milyonu Somali’den, 5 milyonu Güney Sudan’dan 14 milyonu ise Yemen’de olmak üzere 4 ülkeden 20 milyondan fazla kişiyi etkilemekte. 1 milyondan fazla çocuk sebebiyet vermedikleri insan eli ile oluşturulmuş durumlar ve silahlı çatışmalar yüzünden ölüm riski altında.Savaş ve yoksulluk bu 4 ülkeye yıllardır musallat olmuş durumda ve hepsinin en büyük sıkıntısı finansal problemler. Birleşmiş Milletler bu krizin önüne geçmek için gerekli 5,6 milyar doların sadece %2’sine sahip olduğunu belirtiyor.Yetkililer genellikle resmi olarak bir “kıtlık durumu” ilan edildiğinde çok geç olduğunu ve çok sayıda insanın bu zamana kadar hayatını kaybettiğini belirtiyor. (t24) (Yüksek bir sömürü derecesiyle bağıntı  içindeki son derece büyük iktisadi gerilik yoluyla, sömürge halkları  açlığa,  sefalete ve  ölüme mahkum  edilmişlerdir. Sömürgelerde yaratılan maddi varlıkların dev bir bölümünü, emperyalist devletlerin büyük tekelleri hiçbir karşılık ödemeksizin gasp eder. Sömürgelerin sömürülmesi ve üretici güçlerinin gelişmesinin engellenmesi, sömürgelerde kişi başına düşen ulusal gelirin, metropollerde kişi başına düşen gelirin ancak on ile on beşte biri tutması  sonucuna yol açar. Nüfusun ezici çoğunluğunun yaşam  düzeyi son derece düşüktür. Ölüm oranı  son derece büyüktür; Kıtlık ve salgınlar koskoca bölgelerin nüfusunu yok eder. - Politik Ekonomi Ders Kitabı)


15.03.2017 - Mültecinin payına düşen; savaşta ya da işte ölüm - Yıllara göre “mülteci” işçi ölümleri şöyle sıralanıyor: 2013 yılında en az 22, 2014 yılında en az 53, 2015 yılında en az 67, 2016 yılında ise en az 96 mülteci işçi yaşamını yitirdi. Tabi bunlar kayıtlı olarak iş cinayetlerinde katledilen mülteci işçiler. Kayıtsız çalışan mülteci işçi, kayıtlı olarak çalışanın en az yüz katı. Yani kayıt altına alınmayan daha çok mülteci iş cinayetinin kurbanı oluyor.Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HÜGO) verilerine göre Türkiye'deki kayıtlı Suriyeli işçi sayısı 3 bin 686. Kayıt dışı ise 400 bin. Üstelik bunlar iki yıl öncesinin verileri. (Kızıl Bayrak)


29.3.2017 - Türkiye’de yaşayan Suriyelilerle ilgili internette yayılan 6 yanlış bilgi - Sosyal medya üzerinden yayılan şüpheli haberlerin doğruluğunu analiz eden teyit.org sitesi Türkiye'deki Suriyeli göçmenlerle ilgili olarak internette yayılan haberler arasından 6 yanlış haberi inceledi. Analizin tamamı için bkz. http://bit.ly/suriyelihaberleri

 

15.03.2017 - Suriye’deki savaşın bilançosu ağırlaşıyor - Suriye’de çatışmalarda 400 binden fazla kişi öldü, binlercesi topraklarını terk etmek zorunda kaldı.22 milyon nüfuslu ülkenin yarısı evlerinden ayrıldı. Yaklaşık 14 milyon insanın acil yardıma ihtiyacı var.2016 yılında en az 652 çocuk öldürüldü. En az 850 çocuk da savaşçı olmaları için kaçırıldı.Çocukların çoğu tıbbi malzeme eksikliğinden dolayı hayatını kaybediyor. Sadece geçtiğimiz yıl en az 340 hastane hedef alındı.Yaklaşık bir milyon kişi Suriye’de kuşatılmış bölgelerde sıkışıp kaldı. Hiçbir yardımın ulaştırılamadığı yerlerde açlık ve kıtlık en büyük sorun. (Artı Gerçek)

 
7.3.2017 - ABD, Suriye’ye 1500 asker gönderiyor  Amerika’nın Rakka operasyonunda görev almak üzere Suriye’ye 1500 asker daha göndereceği açıklandı. YDH- El Meyadin televizyonu, Amerika’nın Rakka operasyonuna katılmak üzere Suriye’ye 1500 asker göndereceğini belirtirken, el-Menar televizyonu ise Amerikalı bir üst düzey askeri yetkilinin Suriye’ye bin kadar asker göndermeyi planladıklarını açıkladığını duyurdu. ABD Savunma Bakanı James Mattis ve Başkan Donald Trump’ın onayına sunulan planın yürürlüğe girmesi halinde Amerika Suriye’ye şimdiye kadar gönderdiklerinden daha fazla asker göndermiş olacak. http://ydh.com.tr/mobil/haber.php?id=15120 

07.03.2017 - Macaristan’da göçmen düşmanı uygulamalar artıyor - Ülkelerindeki emperyalist savaşlar ve kapitalist yağmadan kaçarak Avrupa Birliği üyesi ülkelere girmeye çalışan göçmenlere yönelik saldırganlık tırmanıyor. AB üyesi ülkelerin ırkçı-faşist uygulamalarına Macaristan’da yenileri eklendi.Göçmenlerin çoğunlukla Sırbistan üzerinden geçtiği Macaristan’da iltica talebinde bulunanların doğrudan tutuklanmasına yönelik karar parlamento tarafından onaylandı. Karara göre, iltica talebinde bulunan göçmenler, ülkenin güney sınırlarında bulunan konteynerlerde tutuklu olarak kalacak. İltica talebinde bulunan göçmenlerin çocuklarını da kapsayan uygulama, sadece kararın alındığı tarihten sonra ülkeye giriş yapanlara değil, Macaristan’da olan ve iltica talebinde bulunan göçmenler için de geçerli olacak.Ayrıca, göçmenlerin AB üyesi ülkelere geçişini engelleme bahanesiyle, Macaristan-Sırbistan sınırına çekilen tellere elektrik verileceği açıklandı. 150 kilometrelik alanda inşa edilen tel örgünün 1 Mayıs'a kadar bitirilmesinin planlandığını, tel örgülerin termal kamera ve diğer teknolojik donanıma sahip olacağını belirtilirken, sistemin merkeze ve nöbetçilere göçmenlerin nereden sınırını geçmeye çalıştığı bilgisini göndereceği ifade edildi. (Kızıl Bayrak)


17.3.2017 - Tillerson uyardı: Kuzey Kore’ye askeri operasyon seçeneği masada ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Kuzey Kore’nin nükleer tehdidine karşı her türlü opsiyonun değerlendirildiğini söyledi. Tillerson, Kuzey Kore ile nükleer silah programının durdurulması için müzakere edilmesini bir kenara bırakarak, Kim Jong Un rejimine karşı geniş ittifak kurulması çağrısında bulundu. (sol.org.tr)

İşçi Yaşamından


15.03.2017 -AKP'nin iktidarı boyunca 20 bin işçi hayatını kaybetti: 'Yüzde 99'u önlenebilirdi' -  (TMMOB), ‘İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Raporu’ yayımladı. TMMOB Genel Merkezi’nde dün açıklanan rapora göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana özelleştirme ve taşeron uygulamalarıyla birlikte iş cinayetleri 6 kat arttı, 20 bine yakın işçi yaşamını yitirdi.TMMOB Yürütme Kurulu üyesi Mehmet Besleme şunları kaydetti: “Bugüne kadar yaşanan iş cinayetlerinin yüzde 99'u önlenebilirdi. TMMOB bu raporla bir kez daha iktidarın ‘Yeni Türkiye’sine’, emekçilerin alınterinin değeri azaltılırken ölümlerin artmasına, İSG yasalarının işçiden değil işverenden yana olmasına, güvencesiz ve esnek çalışmaya HAYIR demektedir.”Raporda yer alan tespitlerden bazıları şöyle:  » Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) rakamlarına göre, dünyada her 15 saniyede bir işçi, günde yaklaşık 5 bin 760 işçi iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor.  » Türkiye işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sırada yer alıyor. SGK istatistiklerine göre, 2012 yılında 744 işçi hayatını kaybederken, yasanın sonraki zamanlarda değişiklere uğramasıyla bu sayı 2013’te 1360, 2014’te 1626, 2015’te 1252’ye çıktı. Türkiye’de en çok işçi ölümü inşaat sektöründe yaşanıyor.  » 2003’te çıkarılan 4857 sayılı İş Kanunu ile esnek çalışma yasal zemine oturtularak işçilerin iş güvencesi kaldırıldı, taşeronun yaygınlaştırılmasının önü açıldı. Taşeron işçi sayısı 2002-2007 arasında yaklaşık 3 kat, 2007-2011 döneminde ise yüzde 50 oranında artış gösterdi.  » İşçiler Hollanda’da haftada 30, Almanya’da 35 saat çalışırken, Türkiye’de bu süre iş güvencesinin kalkması ve esnek çalışma saatleri ile birlikte haftada ortalama 48 saate ulaştı.  » OECD verilerine göre, Türkiye’de sendikasızlaştırma en fazla AKP döneminde yaşandı. Sendikalaşma oranı son 50 yılın en düşük seviyesine geriledi.(Birgün)


27.3.2017 - İşsizlik ve güvencesizlik, 2015 yılında 59, 2016 yılında ise en az 90 işçiyi intihara sürükledi.  http://www.artigercek.com/issizlik-isten-atmalar-intiharlari-arttiriyor/

06.03.2017 - İSİG Meclisi: 2017’nin iki ayında 287 işçi katledildi - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi Şubat Ayı İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı. Raporda, şubat ayı iş cinayetlerinin yıllara, istihdam biçimine, iş kollarına, nedenlerine, yaş gruplarına ve şehirlere göre dağılımı incelendi. 2017 yılının Şubat ayında 126 işçinin katledildiğine dikkat çekilirken bu yılın ilk iki ayında 287 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi. Nedenlerine göre iş cinayetlerinde intiharların arttığı ifade edilerek buna yol açan etkenlerin altı çizildi. Yaş gruplarına göre dağılımda ise emeklilerin çalıştırılması sorunu üzerinde durularak sermaye hükümetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu’nun emeklilik yaşını arttırma hedeflerine ilişkin ifadeleri hatırlatıldı. Raporun, iş cinayetlerinin farklı kategorilere göre dağılımının ele alındığı bölümünde şu bilgiler paylaşıldı:İş cinayetlerinin 6331 Sayılı İSG Yasası ile arttığına işaret edilen raporda, yıllara göre Şubat ayı iş cinayetleri şu şekilde sıralandı:

2013 yılının Şubat ayında en az 60 işçi,

2014 yılının Şubat ayında en az 84 işçi,

2015 yılının Şubat ayında en az 85 işçi,

2016 yılının Şubat ayında en az 144 işçi,

2017 yılının Şubat ayında ise en az 126 işçi yaşamını yitirdi.  (Kızıl Bayrak)

 

20.03.2017 - Bilirkişi kaçak inşaatta, ölen işçiyi suçladı - İki yıl önce Suriye’den Antep’e gelen 41 yaşındaki Ahmet Şeho, Osman Sığırlı’nın inşaatında işçi olarak çalışmaya başladı. Şeho, sigortasız şekilde çalıştığı binanın ikinci katına demir çekerken, malzemenin elektrik tellerine teması sonucunda akıma kapılarak can verdi.Hürriyet’ten İsmail Saymaz’ın haberine göre, hazırlanan bilirkişi raporunda, elektrik direğinin mevzuata aykırı şekilde binanın çok yakınından geçtiği, inşaatın ikinci katının kaçak yapıldığı, kaza yerinde uyarı levhasının bulunmadığı, Şeho’nun üzerinde koruyucu donanımların olmadığı belirlendi.Raporda şöyle devam edildi: “Şeho’nun Suriye vatandaşı olması nedeniyle sigortasız çalışması, çalışan ile bina sahibi arasında yazılı sözleşme olmaması, yüksekte çalışma eğitim esas ve usullerinin uygulanmaması gibi birçok kanun ve yönetmelik bu olayda yerinde getirilmemiştir. Bina inşaatı önünden geçen elektrik hattının kanunların belirtildiği yaklaşma sınırına uyulmadığı gibi birçok unsur yaşanan olayda etkin olmuştur.”Bu tespitlere rağmen raporda, Şeho’nun asli, inşaat sahibi Sığırlı ve elektrik idaresinin tali kusurlu olduğu ileri sürüldü.


16.03.2017 - Makinaya sıkışarak can veren çocuk işçi çıkarılamadan polis yığınak yaptı - Dihaber’de yer alan habere göre, İstanbul’un Avcılar ilçesine bağlı Yeşilkent Mahallesi’nde kurulu naylon fabrikasında çalışan Bekir Erdem makinaya sıkışarak can verdi.Makinaya sıkışan çocuk işçinin bedeni makinadan dahi kurtarılmadan bölgeye polis yığıldı. TOMA ve çevik kuvvetin sevk edildiği fabrika önüne, Erdem’in annesi de gelerek ağıtlar yaktı.Erdem’in 3-4 gün önce fabrikada çalışmaya başladığı kaydedildi.


12.03.2017 - Şeriatçı grup Cebeci'de rektörlük izinli, mehteranlı yürüyüş gerçekleştirecek - İhraçlar ve polisin ilerici öğrenciler üzerinde kurduğu baskılarla gündeme gelen Cebeci Kampüsü'nde kendilerine 'Fikir ve Aksiyon Grubu' diyen şeriatçı bir grup ortaya çıktı.  Şeriatçı grup ‘şehitleri anma’ bahanesiyle yarın Ankara Üniversitesi'nde rektörlükten alınan izinle bir etkinlik yapacak, ardından Cebeci’den Hamamönü semtinde bulunan Tacettin Sultan Dergahı’na mehtaranlı yürüyüş gerçekleştirecek.   Gericiler etkinliği sosyal medya hesaplarından "Ankara Üniversitesi ve Cemal Gürsel Caddesi mehteranı da görecek Allah'ın izniyle" notuyla paylaştı.Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü'nde 8 Mart Emekçi Kadınlar günü için stand açan kadın öğrencilere dönük polis saldırısının yanı sıra, üniversite yönetimi ilerici öğrencilerin hiçbir şekilde toplanma yürüyüş ve faaliyette bulunmasına izin vermezken,  islamcı grubun şimdiye kadar yaptıkları herhangi bir faaliyete engelleme getirilmedi.(ilerihaber)


27.03.2017 - İşsizlik büyürken çalışma saatleri artıyor - Sanayide geçen yılın son çeyreğinde çalışılan saat yükselirken, istihdam edilenler azaldı.Sanayide geçen yılın son çeyreğinde çalışılan saat yükselirken, istihdam edilenler azaldı.ÜİK’in açıkladığı son verilere göre, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi istihdam endeksi 2016 yılı IV. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.1 azaldı.Takvim etkisinden arındırılmış sanayi istihdam endeksi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1.9 azalırken, 2016 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1.2 azaldı.Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayide çalışılan saat endeksi 2016 yılı IV. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.3 arttı.Takvim etkisinden arındırılmış sanayide çalışılan saat endeksi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2 azalırken, 2016 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1.8 azaldı. (Alınteri)


18.3.2017 ORS işçileri: Sendikalar cüzamlı muamelesi yapıyor "... Bir önceki TİS’e göre daha çok şeyin farkındayız. Önceki sözleşmelerde biz kazanalım patron da kazansın diyorduk. Ama geçirdiğimiz süreçten hiç bir şey anlamadıysak iki tarafın aynı anda kazanamayacağını anladık. Ortada üretilen bir şey var bunun ne kadarı patronun olursa o kadar azı bizim oluyor, biz ne kadar hak koparırsak patron o kadar az kazanacak." https://www.evrensel.net/haber/312650/ors-iscileri-sendikalar-cuzamli-muamelesi-yapiyor 


İşçi Mücadeleleri


15.03.2017 - Migros’ta direniş sonuç verdi: Tacizci amir atıldı, örgütlenme 3 kat arttı, koşullar ve yönetim değişti - Sendikalı oldukları için 26 kişinin işine son verilen Migros’ta, atılan işçilerin mücadelesi sonuç verdi. İleri’ye konuşan Migros işçisi, “Atılan arkadaşlarımızın verdiği mücadele ve yarattıkları kamuoyu sayesinde Migros’ta bir şeyler değişti. Sendikalı işçilere karşı artık çok dikkatli ve saygılılar” dedi. DGD SEN Örgütlenme Uzmanı Aksu ise “Atılan 26 işçiden sonra örgütlenme 3 kat arttı, tacizci amir işten atıldı, Migros yönetim değişikliğine gidiyor” dedi.(ilerihaber)


24.03.2017 - Arçelik’te patron eliyle muhalif temizliği - Arçelik’in Beylikdüzü’ndeki fabrikasında iki işçi daha kapının önüne konuldu. İşten atılan işçilerden Gökmen Yıldız, işten çıkarmaların Türk Metal eliyle yapıldığını ve metal direnişi sonrası istifa eden tüm işçilerin topun ağzında olduğunu ifade etti.“İşten atma planının sendikayla birlikte yapıldığını düşünmüyorum, biliyorum” diyen Gökmen Yıldız, sendikacıların ve patronun MESS ile imzalanacak grup sözleşmesi öncesi “hazırlık” yaptığını söylüyor.


20.03.2017 - Akbank’ta grev kararı asıldı, hükümet grevi yasakladı - Akbank yönetimi ile Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası (BANKSİS) arasında yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamayınca grev kararı alındı. Grev kararı, bugün bazı Akbank şubelerine asıldı.Ancak sermaye hükümeti bir kez daha işçilerin karşısına grev yasağıyla çıktı. Akbank’ta alınan grev kararı, Bakanlar Kurulu tarafından yasaklandı.Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararında, “Grev kararının, ekonomik ve finansal istikrarı bozucu nitelikte görüldüğünden altmış gün süreyle ertelenmesi kararlaştırılmıştır” bahanesine yer verildi.(Kızıl Bayrak)


22.03.217 - Cengiz Holding devraldı madende işçi bırakmadı - Siirt’in Şirvan ilçesindeki Maden köyünde, Ciner Holding’e ait Park Elektrik şirketinin işlettiği ve 16 madencinin göçük altında kalarak yaşamını yitirdiği bakır madenini, 195 milyon TL karşılığında devralan Cengiz Holding, madende çalışan son işçileri de işine son verdi. En son 216 işçinin işten atıldığı işletmede kalan 69 işçinin 20 Nisan’da çıkışının verileceği Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirildi. Çıkışı verilen işçiler arasında Maden İş Sendikası işçi temsilcileri de yer alıyor. (Dihaber)


15.03.2017 - Düzce Standart Profil'de 108 işçi işten atıldı! Fabrikada yetkili Petrol-İş Sendikası'nın 3. dönem sözleşmesi için masada olduğu Düzce’deki Standart Profil işyerinde 108 işçi işten çıkarıldı. Konuralp’te otomotiv sanayisi için fitil üretimi yapan Standart Profil, Petrol-İş Sendikası'na üye 108 çalışanının iş akdine son verdi. İşten çıkartılan işçiler bir haftadır işten atılmalara karşı çeşitli eylemlikler yapıyor ve patronun kararına itiraz ediyor. Fabrika yönetiminin kararına tepki gösteren Petrol-İş Sendikası ise fabrika önünde basın açıklaması yaptı. Bir haftadır işe geri alınmaları için eylem yapan işçilere destek amacıyla yapılan basın açıklamasında konuşan Petrol-İş Sendikası Düzce Şubesi Başkanı Muzaffer, “İşverene de yardımcı olmak bakımından elimizi taşın altına koyarız dedik ama karşılığında 108 arkadaşımızın iş akdi feshedildi. Üstüne daha da küçülteceğim diyerek tehdit etti” diye konuştu.(Kızıl Bayrak)


22.03.2017 - Direnişin 5. gününde kazanım - Sera-TAV ve Alkman patronlarıyla yapılan son görüşmede karşılıklı uzlaşı sağlandı. Sendikamızdan ve işçi arkadaşlarımızdan temsilcilerinde yer aldığı görüşmede işten atılan arkadaşlarımızın ihbar, kıdem ve yıllık izin ücretleri gerçek ücretler üzerinden hesaplanarak yatırılacak. Direnişe destek veren 38 üyemiz işten ister kendileri çıksın, isterse de 40-45 gün kalan işin bitmesiyle çıksın ihbar, kıdem ve yıllık izin ücretlerini gerçek ücretler üzerinden alabilecek.Üç gündür direnişin düğüm noktası haline gelen ve Sera-TAV ve Alkman patronlarının pazarlık konusu haline getirdikleri geriye dönük çalışılan Pazar günü mesai ücretlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılması, resmi tatil ve dini bayramlarda çalışılan günlerin ek ücretleri gibi alacaklar, karşılıklı imzalanan protokol anlaşmasıyla mahkeme sürecine bırakılacak ve karar buradan çıkacak.Bu direniş bir kez daha göstermiştir ki, İnşaat işçileri örgütlü olmanın, örgütlü gücünü sendikamız İnşaat-İş’te somutlaştırmanın etkisiyle bir kez daha kazanmanın kendi eseri olduğunu diğer tüm işçi kardeşlerine göstermiştir. (Alınteri)


05.03.2017 - Yıldız Kalıp’ta patronun işçi düşmanlığı - İstanbul Hadımköy’de kurulu bulunan ve otomotiv fabrikalarına yedek parça üreten Yıldız Kalıp’ta Çelik-İş sendikasına üye olan 70’ten fazla işçi işten atıldı. Yıldız Kalıp fabrikasında geçtiğimiz yıllarda da işçilerin sendikaya üye olmalarına tahammül edemeyen patron işten atma saldırısını devreye sokmuştu.Bazı işçiler fabrikada silahlı kişilerin dolaştığını ve patronun işçileri odalara alarak sorguya çektiğini aktardı. İşçiler, sendikaya üye olup olmadıklarına dair sorguya çekildiklerini söyledi. Bu yöntemle istediğini alamayan patronun bu kez de e-devlet şifrelerini istediğine dikkat çeken işçiler, fabrikada baskıların her geçen gün daha da arttığını ifade ediyor. (Kızıl Bayrak)


01.03.2017 - Grevdeki Gemlik Gübre fabrikası kapatıldı! 7 aydır grevin sürdüğü Gemlik Gübre’de bugün patronun fabrikayı kapattığı haberi geldi. İşçilerin tazminatlarının kademeli olarak ödeneceği bildirildi. Zaten gübre yasağı nedeniyle işçileri greve zorlayan Gemlik Gübre patronunun, gübre üretiminden daha kârlı olduğuna inandığı başka sektörlere yöneleceği tahmin ediliyor. Zamanında Mehmet Yıldırım’a peşkeş çekilen ve arazileri son derece değerli olan fabrikanın böylelikle kapısına kilit vurmuş oldu.(Kızıl Bayrak)


14.03.2017 - 200 inşaat işçisi işten atıldı - İnşaat-İş Balıkesir Adon’da yapımı devam eden 10 Burda AVM inşaatında çalışan yaklaşık 200 işçinin ücretleri ödenmediği için 1 günlük iş bırakma eylemi yaptıklarını, bu kadar meşru bir taleple iş görmeme haklarını kullandıkları için de işten atıldıklarını duyurdu. İşçilerin aynı zamanda Şubat-Mart aylarına ait ücretleri ve tazminatlarının da ödenmediğini belirten sendika, işçilerin kendileriyle ilişki kuruduğunu ve bu arada da ana firma konumundaki Esas Holding’le bir görüşme yaptıklarını, kendilerine “bir gün süre verin çözeceğiz” denildiğini anlatarak, verilen sürede çözüme gidilmezse direnişin başlayacağını ifade etti. (Alınteri)


Dünyadan Mücadeleler

17.3.2017 - Brezilya Ve Arjantin’de Genel Grevler  Brezilya’da, darbe hükümetinin emeklilik yaşını hem erkek hem de kadın için 70’a çıkartan işçi düşmanı reformuna karşı, ülke çapında en az 200 bin kişinin sokaklara aktığı tahmin ediliyor. 15 Mart’ta binlerce öğretmenin başını çektiği genel grev São Paulo, Porto Alegre, Belo Horizonte, Rio de Janeiro ve daha bir çok kentte hayatı felç etti. Genel greve toplu taşıma işçileri, kamu çalışanları, metal işçileri, öğrenciler, sendikalar ile Korkusuzlar Halk Cephesi, MST (Topraksız Kır İşçileri Hareketi) gibi halk hareketleri de destek verdi. Arjantin’de yine öğretmen grevi[1]ile başlayan ve enflasyon karşısında eriyen ücretlerin artırılması talebi ile tabandan yükselen genel grev dalgası Macri hükümetini sarsıyor. 15 Mart’ta Buenos Aires’te kamu bütçesinde kesinti yapılmasını içeren sosyal reform yasasına karşı sokağa çıkan göstericiler ana otobanlardan birini kesti. 15 Mart Çarşamba gecesi ise Buenos Aires, Santa Fe, Salta, Cordoba, Neuquén ve Tucumán’da sokaklara çıkan yüzlerce kişi krizin bütün yükünü halkın sırtına yıkan hükümetin elektrik, su ve doğalgaz zamlarını protesto etti. (isyandan.org)

 

01.03.2017 - Atina'da raylı sistem çalışanları greve gitti Yunanistan’ın başkenti Atina’da metro, tramvay ve demiryolu çalışanları greve gitti. Özelleştirme düzenlemelerine karşı çıkan raylı sistem çalışanlarının yaptığı 24 saatlik iş bırakma eylemi nedeniyle kent trafiğinde önemli ölçüde yoğunluk yaşandı. Ekonomik krizle boğuşan Yunanistan’ın kreditörleriyle kurtarma paketi anlaşmaları kapsamında kamuya bağlı birçok önemli şirket özelleştirme kapsamına alınmıştı. http://tr.euronews.com/2017/03/01/atina-da-rayli-sistem-calisanlari-greve-gitti


27.03.2017 - Şili’de emekçiler bireysel emekliliğe karşı ayakta - Latin Amerika ülkesi Şili’nin 40’tan fazla kentinde sokaklara çıkan yüz binlerce emekçi, Pinochet diktatörlüğü döneminden bu yana yürürlükte olan özel emeklilik sisteminin (AFP) değiştirilmesini istedi. İşçi ve kamu emekçileri sendikaları, üniversite ve lise öğrenci konfederasyonları ve kitle örgütlerinin çağrısını yaptığı yürüyüşlere ülke genelinde yaklaşık 2 milyon kişinin katıldığı açıklandı. Gazetecilere konuşan “No+AFP / AFP’ye Hayır” Kampanyası Sözcüsü Carolina Espinoza, “tarihin en büyük eylemlerinden biri”nin gerçekleştirildiğini söyledi. Sadece başkent Santiago’da 350 bin kişinin yürüyüşe katıldığı belirtildi. Santiago dışında Arica, Valparaíso, Talca, Valdivia, Concepción, Puerto Montt ve Punta Arenas gibi 40 farklı kente ve bölgede eylemler yapıldı. (Evrensel)


15.3.2017 - Şili’de Bakır Madencileri Kararlı: Sonuna Kadar Direniş  Şili’de bulunan ve dünyanın en büyük bakır madeni olan Escondida madeninde grev devam ediyor. Geçtiğimiz ay greve çıkan 2 bin 500 maden işçisi, talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdürmekte kararlı. Avusturyalı BHP Biliton şirketinin sahip olduğu madende, sendika ile şirket arasındaki görüşmelerin sonuç vermemesi üzerine sendika 9 Şubat’ta greve çıkılacağını ilan etmişti. Şirket en son geçtiğimiz Cumartesi günü pazarlık masasına geri dönme teklifinde bulunmuş, bu teklif sendika tarafından reddedilmişti. Sendika, şirketten uzlaşılamayan temel konulardaki tutumunu açıkça ortaya koymasını talep etti. (isyandan.org)


26.02.2017 -  Yemen'in başkenti Sana'da yüz binlerce kişi Suudi Arabistan'ın askeri müdahalesine karşı eylem yaptı  Kitlesel eylemde Suudi Arabistan'ın ikinci yılını dolduran askeri saldırıları protesto edildi.  Mart 2015'de Yemen'e saldırıyı başlatan Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon, Suudi yanlısı Mansur Hadi'yi iktidara getirmeyi başaramadı.  Ancak Suudi müdahalesiyle birlikte, Körfez'in en yoksul ülkelerinden olan Yemen'de insani kriz başladı.  Birleşmiş Milletler uyarılarına göre ülkede milyonlarca kişi kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya. (haber.sol.org)


12.03.2017 - İşçilerin işgal ve grevleri zaferi getirdi - Yangon'da (Myanmar) üç haftalık grevin ardından tekstil fabrikası 'Hangzhou Hundred-Tex Garment' yönetimi işçilerin taleplerini kabul etti. Günlük asgari ücret, anlaşma tarihiyle birlikte 3600 kyat (günde 2.70 ABD dolar) olarak kabul edilirken, fazla mesailerin ödenmesi ve işten atılan sendikalı işçilerin de yeniden işe alınması kabul edildi. H&M'e üretim yapan fabrikayı işgal eden ve Çinli yöneticileri eylem süresince içerde tutan işçilerin gözü pek grevi uluslararası alanda büyük yankı yaratarak destek buldu. Aynı iş için Çin'in Hangzhou eyaletinde üç kat daha fazla ücret ödemekten kurtulmak için, şirket Çinli kapitalistler tarafından üç yıl önce kurulmuştu. (Kızıl Bayrak)


12.03.2017 - Mısır'da halk ekmek için sokağa çıktı - 7 Mart günü, Mısır hükümetinin ekmeğe verilen devlet desteğinin büyük oranda sınırlandırılacak olmasını ve ekmeğe zam geleceği açıklamasını protesto etmek için Mısır'ın çeşitli şehirlerinde protesto eylemleri yapıldı. Çok sayıda kentte eş zamanlı ve yaygın olarak yapılan eylemlerde yollar bloke edildi. Eylemciler “Bir şeyler yemek istiyoruz, ekmek istiyoruz!” diye haykırdılar. Mısır'da, milyonlarca insan devletin ekmek programına bağımlı olarak yaşamını sürdürüyor. Bunun devlete aylık maliyeti ise ayda 28 milyon dolar civarında. (Kızıl Bayrak)


12.03.2017 - Sendikasızlaştırma ve işten atmaya karşı grev Rangoon'daki (Myanmar) Good Morning ekmek fabrikasında çalışan 400'den fazla işçi 9 Mart Perşembe günü greve başladılar. Myanmar Mayson Co. şirketi Good Morning ekmek fabrikasında, çoğu sendika üyesi olmak üzere 184 işçiyi işten çıkarmaya çalışıyor. Grevciler, Myanmar Mayson Co. şirket yönetiminin, sendikalı işçilerden kurtulmak için işleri kurduğu iki yeni fabrikaya aktardığını söylüyorlar. Kurulan iki yeni fabrikada sendika bulunmuyor. (Kızıl Bayrak)


23.03.2017 - Myanmar’da işçiler grevle haklarını arıyor -Myanmar’ın Yangon bölgesindeki Hlaing Tharyar şehrinde 15 yıl önce kurulan Ever Sunny Foods fabrikasında kadınların ağırlığını oluşturduğu bini aşkın işçi, yönetimin Birmanya Yeni Yıl kutlaması için sadece beş gün izin verme kararını protesto etmek için 20 Mart’ta grev yaptı.Geçen ay tüm hafta sonu fazla mesai ücretleri ödenmeden çalışan işçilere yeni yıl kutlamaları için 15 gün izin verileceği sözü verilmişti. Fakat önce 8 gün diyen patronlar ardından 5 gün izin verecekleri dayatmasında bulundu.İşçiler ise gasp edilen izin haklarını almak için greve gittiler. Buna ek olarak yetersiz tuvalet, çok küçük kantin ve cep telefonlarını kullanma yasağı gibi başka sorunların da çözülmesini istiyor. Sendikal hakkın da gasp edildiği fabrikada işçiler fabrikada örgütlenme haklarının da tanınmasını talep ediyor.Çin şirketi Running Tex’e bağlı, kadın işçilerin ağırlıkta olduğu, 500 kişilik fabrikada da yeni yılda on günlük izin hakkı için 15 Mart’ta greve çıkılmıştı. (Kızıl Bayrak)


23.03.2017 - İşçiler grevle uzay roketini durdurdu! Latin Amerika ülkesi ve Fransa’nın deniz aşırı sömürgesi olan Fransız Guyanası’nda emekçiler greve çıkınca, uzaya gönderilmesi planlanan roket gönderilemedi. Arianespace şirketine ait Ariane 5 isimli roket, uzaya, Brezilya ve Güney Kore’ye ait iki ayrı telekomünikasyon uydusu götürecekti. (Evrensel)


23.3.2017 - Bulgaristan: Ülkedeki En Büyük Perakende Zincirlerinden Picadilly’de Grev  Ülkedeki en büyük perakende zincirlerinden biri olan Picadilly’de işçiler, aylardır ödenmeyen maaşları için Otonom İşçi Sendikası’ndan anarkosendikalistlerle birlikte greve çıktı. Aylardır maaşlarını alamayan işçiler maaşlarının ve tüm haklarının derhal ödenmesini talep ediyor. İşçiler şirketin Sofya’daki merkez ofis girişini işgal etti ancak içeride saklanan şirket yöneticilerince üzerlerine salınan özel güvenlik tarafından engellendiler. Varna’da ise öfkeli işçiler önce şirketin ülkedeki en büyük mağazasını kapadılar, ardından şirketin parasının bulunduğu Investbank’a doğru yürüyüşe geçtiler ve derhal paralarının ödenmesini talep ettiler. (isyandan.org)

 17.3.2017 - Yemen ordusu ve Halk Komiteleri, Suudi Arabistan’ın Asir bölgesindeki iki silah deposunu imha etti Yemen’in Saba haber ajansının bildirdiğine göre, Rabua bölgesinin doğusundaki Yemen ordusu ve Halk Komiteleri birlikleri el-Hacir üssüne saldırarak buradaki Suudi ordusuna ait iki silah deposunu imha etti. Haberde, Yemenlilerin operasyonunun Suudi Arabistan’ın ardından bölgeye çok sayıda itfaiye aracı ve ambulans sevk ettiği bildirildi. Pakistan genelkurmay başkanının Suudi Arabistan ziyareti sırasında varılan bir anlaşma ile Pakistan’ın Suudi Arabistan’a askeri birlikler gönderdiği ve Pakistan askerlerinin Suudi Arabistan’ın Yemen sınırını korumakla görevlendirildiği açıklanmıştı. http://ydh.com.tr/mobil/haber.php?id=15123


28.3.2017 - Edinburgh Ve Philadelphia’da Faşistlere Geçit Yok  İskoçya, Edinburgh’ta aşırı sağcı İskoç Savunma Ligi ile Ulusal Cephe ‘Beyaz Onur’ yürüyüşü için 25 Mart Cumartesi’ye çağrı yapmıştı. Faşistlerin boy gösterme girişimine cevaben UAF İskoçya (Faşizme Karşı Birleş) de anti-faşist yürüyüş örgütledi. Polis bariyerlerinin ardına sığınan ve sayıları sadece 29’u bulan faşistlere karşılık toplanan 400 civarında anti-faşist “Nazi’leri şehrimizde istemiyoruz… Naziler defolun, mülteciler hoşgeldiniz…Bir daha asla” sloganları attılar. (isyandan.org)

 

Emperyalist Rekabet


16.03.2017 - Trump'tan savaş bütçesi: 'Savunma' harcamalarını artırmak için bütçede tarihi kesintiye gidiyor -ABD Başkanı Donald Trump, 'savunma ve güvenlik' harcamalarını artırmak amacıyla, neredeyse tüm federal kurumları ve programları kapsayan tarihi büyüklükte bütçe kesintisine gitmeye karar verdi. Bugün Kongre'ye iletilmesi beklenen 2018 mali bütçesi, Pentago ve ABD İç Güvenlik Bakanlığı'na ilave kaynak aktarmak amacıyla, Cumhuriyetçilerin on yıllardır sürdürdüğü pek çok programda kesinti yapmayı öngörüyor.En çok kesintiye gidilen kurum ve programların ise Trump'ın sık sık alay ettiği kurumlar olduğu belirtiliyor. Uluslararası yardım ve kalkınma desteği faaliyetlerinde bulunan Dışişleri Bakanlığı, 2016 yılı bütçesine kıyasla yüzde 28 kesintiye karşı karşıya kalırken, Çevresel Koruma Ajansı'nın bütçe kesintisinin ise yüzde 30 olduğu öğrenildi. Ayrıca tarım programları, temiz enerji projeleri ve federal araştırma fonları da söz konusu kesintilerden nasibini alacak. Trump'ın bütçedeki bu tarihi kesintilerinin aktarılacağı yer ise ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) olacak. Pentagon'un bütçesinde 52.3 milyar dolarlık bir artış planlanıyor.Bloomberg'in aktardığına göre, söz konusu artışla birlikte ABD Savunma Bakanlığı'nın bütçesi 574 milyar dolara ulaşacak. (BBC) (Kapitalizmin çürümüşlüğünün ve asalaklığının  ilerlemesi,  kendisini kapitalist ülkelerin iktisadının askerileştirilmesinde,  İkinci Dünya Savaşı  sonrası  dönemdeki azgın silahlanmada tüm açıklığıyla göstermektedir.  İktisadın askerileştirilmesiyle tekellerin kârları  muazzam bir  şekilde artmaktadır. Devlet bütçesi içinde, silahlanma  için doğrudan ve dolaylı  harcamaların payı  kesintisiz olarak artmaktadır. Ulusal gelirin giderek  artan bir bölümünü kapsayan devlet bütçesinin büyümesine, sürekli artan  bir açık, devlet borçlarının büyümesi, kapitalist ülkelerin maliye ve para sisteminin sarsılması, para dolaşımı  kanallarının satın alma  gücü sürekli düşen  kağıt  parayla  tıkanması  eşlik etmektedir. Politik Ekonomi Ders Kitabı C.1 s.400)

 

17.03.2017 - Merkel ve Alman patronlardan Trump’ı ikna ziyareti - Seçim meydanlarında Alman otomobil tekellerinin ABD pazarını elinde tutmasına ve Alman tekellerinin Meksika’da ürettiği otomobillerin gümrüksüz ABD’de satılmasına karşı çıkan Doland Trump, ilk kez Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bir araya geliyor.  Merkel, yanına Almanya’nın önemli tekelleri Siemens ve BMW’nin başkanlarını da alarak Trump’la görüşmeye gitti.Ancak görüşmenin asıl konusu Almanya ile ABD arasındaki ticaret. Trump göreve başladıktan sonra ilk iş olarak ABD ile Avrupa arasında yürürlüğe girmesi planlanan Transatlantik Serbest Ticaret ve Yatırım Anlaşmasını (TTIP) iptal etmişti.İhracata dayalı Alman sermayesi, ABD’nin yeni sınırlamalar getirmesinden en çok etkileneceklerin başında geliyor.  Dış ticarette Çin ile yarışan Almanya, ABD’ye geçen yıl 107 milyar avroluk mal sattı. Buna karşılık 57 milyar avroluk mal satın aldı.  ABD’nin Almanya’ya karşı verdiği 50 milyar avroluk açığı kapatmak isteyen Trump, bunun için öncelikli olarak Alman otomobil tekellerine sınırlama getirme niyetinde. Almanya’nın ürettiği her üç otomobilden ikisi dış pazarlarda satılıyor. Alman otomobil tekellerinin ABD’de üretip sattığı araba sayısı da, Almanya’da üretilip ABD’de satılandan fazla. (Kızıl Bayrak)


16.3.2017 -  Çin ve Suudi Arabistan arasında 65 milyar dolarlık anlaşma Çin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Zhang Ming, Çin ve Suudi Arabistan arasında yapılan anlaşmalara dair açıklama yaptı. Suudi Kralı Selman'ın ziyareti sırasında yapılan anlaşmalara dair açıklama yapan Zhang, ticari değeri 65 milyar doları bulan anlaşmaların yanı sıra, kimi niyet mektuplarının da imzalandığını söyledi. 


14.4.2017 - Çin emperyalizimini zor günler bekliyor OECD bu hafta yayınladığı ülke raporunda Çin ekonomisinin riskli olduğunu yazdı. Çin’i riskli yapan borcu. Çin’in kamu ve özel sektör borç stokunun GSYH’ya oranı kriz öncesi yüzde 150 iken, 2016 yılında bu oran yüzde 250’ye çıktı. Çin’de özellikle de reel sektörün borç stoku yüksek, Borç/GSYH oranı 2008 yılında yüzde 100 iken, oran 2016’da yüzde 170’e dayandı. Bu oran, Çin dışarıda bırakıldığında diğer yükselen ekonomilerde yüzde 65 dolayında. Çin’deki bir başka riskli kredi grubu da hanehalkı. Hanehalkının borç stokunun GSYH oranı 2014 yılında yüzde 30 iken, oran 2016 yılının ortalarında yüzde 40’a yükseldi. (Ömer Faruk Çolak, Dünya Gazetesi)


21.3.2017 - ABD ekonomisi krize mi yaklaşıyor? "2009’un ikinci çeyreğinden başlayan ABD ekonomisindeki büyüme dönemi kesintisiz 93 aydır devam ediyor.  NBER’in 1854’ten bu yana izlediği ABD ekonomisinin en uzun süreli üçüncüsü gerçekleşmiş oluyor. - İkinci en uzun büyüme dönemi 1961-70 arası ve 106 ay sürmüş. Bunu yakalamaya 15 ay kalmış. Tam olarak gelecek yılın ortasına kadar krize girmezse 2009 sonrasındaki büyüme ile ABD ekonomisi ikinci en uzun süreli büyümesini yakalayacak. Birincisini yakalamaya ise 2 yıl 3 aylık bir zaman var. 1991- 2001 arasında 10 yılı kapsayan ve tam olarak 120 ay devam eden birinci saykılı yakalamak için ABD ekonomisinin 2019 ortasına kadar büyümesini sürdürmesi gerekecek. Bunun ihtimali yok değil. Ama olursa da 165 yıllık rekorunu kırmış olacak. - Buradan hareketle ABD ekonomisinin önünde gerçekleşmesi en yakın olasılığın resesyon olduğu görülür.” (Abdurrahman Yıldırım, Habertürk)

Türk Sermayesinin Emperyalist Açılımları

12.3.2017 - Türk tekelleri kapitalist Küba'ya çıkarma yapıyor "TİM ve DEİK Küba’ya çıkarma yapacak Ekonomik ambargonun gevşetilmesinin ardından, yabancı yatırımcıların ilgi odağı olan Küba’da Türk girişimciler de fırsat arayacak. TİM ve DEİK heyetleri, 24-25 Nisan’da Havana’da yatırım imkânlarını araştıracak. Küba hızlı ama kontrollü biçimde özel sektörünü geliştiriyor. Girişimcilere kapılar açılırken yabancı yatırımcılar da projeleriyle Küba’da artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2015’teki ziyaretiyle, Küba, Türk yatırımcıları için yeniden gündeme geldi. İşletmesinin yabancı yatırımcıya verilmesine karar verilen havaalanları için TAV, cruise limanı için de Global Yatırım talip. İyi niyet anlaşmaları tamam gibi... Şimdi sonuç bekleniyor. İşte hem bu gelişmeleri hızlandırmak hem de yeni yatırım imkânlarını araştırmak için Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Ömer Cihad Vardan ile Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin de aralarında bulunduğu bir heyet Havana’ya gitmeye hazırlanıyor. Türk-Küba İş Konseyi Başkanlığı’na seçilen Global Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kutman’ın bir anlamda ev sahipliğinde 24-25 Nisan’da gelecek heyet için şimdiden programlar hazırlanıyor. Küba 11 milyon nüfuslu küçük bir ülke. Ancak dünyanın en gelişmiş ülkeleri buradaki yatırımlardan pay almak için yarışta. Doğru bir strateji ile Türkiye’nin şansı neden olmasın!" (Jale Özgentürk, Hürriyet)


25.3.2017 - En büyük Türk tekelinin sermaye ihracı "Arçelik, Romanya’da 70 hektara fabrika kuruyor Koç Holding’in beyaz eşyadaki şirketi Arçelik’in küreselleşme atağı yeni yatırımlarla devam ediyor. 2011’de Güney Afrikalı Defy’yi 324 milyon dolara, 2016’da da Pakistanlı Dawlance’ı 243 milyon dolara bünyesine katan, Tayland’da da dev üretim tesisini geçtiğimiz dönemde devreye sokan Arçelik, Romanya’daki yatırımlarını da artırma kararı aldı. Arçelik, Romanya’daki Dambotiva kentinde yer alan Ulmi bölgesinde çamaşır makinesi üretimine yönelik tesis kurmaya karar verdi."  (Dünya gazetesi)


14.03.2017 - TOMA'da kârı büyüten Katmerciler'den yeni şirket - AKP’li eski milletvekillerinden ve TOMA üreticisi İsmail Katmerci, “Fırsat” olarak değerlendirdiği savaş sürecine yeni bir fabrika ile giriş yaptı. Katmerciler, yine AKP’ye yakınlığı bilinen Limak Holding ile ortak “savunma şirketi” kurdu.   Toplumsal olaylara müdahale aracı (TOMA) üreticisi Katmerciler, 30 yıl önceki kuruluşundan bu yana en yüksek gelir ve kârını 2015 yılında elde etmesinin ardından “Fırsat” olarak değerlendirdikleri sürece yeni bir fabrika ile giriş yaptı. AKP eski milletvekili İsmail Katmerci’nin sahibi olduğu Katmerciler şirketi ile yine hükümete yakınlığı ile bilinen Limak Holding ile ortaklaşa “savunma şirketi” kurdu. Katmerciler ile Limak Holding arasında imzalanan gizlilik protokolü çerçevesinde savunma sanayii alanında faaliyet gösterecek şirket kurmak için işlemlere başladı. Katmerciler Araç Üstü Ekipman Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından KAP’a yapılan açıklamada, "Şirketimiz ile Limak Holding A.Ş. arasında imzalanan gizlilik protokolü çerçevesinde savunma sanayii alanında faaliyet göstermek üzere LİKA SAVUNMA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. ünvanlı ve Ankara merkezli şirket kurulması işlemlerine başlanmıştır" ifadelerine yer verildi. (Evrensel)


6.3.2017 - Askeri Sanayi Büyüyor "Türkiye, savunma sanayiinde birinci lig oyuncusu artık. 2016’da 1.7 milyar $’lık ihracat yapan sektör; bu yıl 6 milyar $’lık iş bağlama potansiyeline kavuştu. Savunma Sanayi Müsteşarlığı; 400’den fazla projeden oluşan 35 milyar $’lık portföyün sahibi...Sektörün toplam cirosu şu anda 5 ilâ 5.5 milyar $civarında. Aslında 400'den fazla projeden oluşan 35milyar dolarlık portföyümüz var. Bir kısmı yürüyor, bazıları imzalandı, bir bölümü imzalanmak üzere." (Şeref Oğuz, Sabah)


Kapitalizm ve Kadın


28.3.2017 - İzmir’de kadınlara yönelik gözaltı operasyonu İzmir’de sabahın erken saatlerinde ‘8 Mart’ eylemi gerekçesiyle evlerin kapıları kırılarak başlayan operasyonlarda çok sayıda kadın gözaltına alındı. http://www.artigercek.com/izmirde-kadinlara-yonelik-gozalti-operasyonu/

08.03.2017 - Türkiye’de Kadın Olmak -Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 8 Mart dolayısıyla 2016 yılı sonu itibariyle ülkedeki kadın nüfusa ilişkin verileri paylaştı. Bu verilere göre; 39 milyon 771 bin 221 kadın, Türkiye nüfusunun yüzde 49.8’ini oluşturuyor. Okuma-yazma bilgisine sahip kadın nüfus oranı ise, erkeklere kıyasla 5 kat fazla. Ülkede 25 yaş ve üstü okur-yazar olmayan kadın nüfus oranı yüzde 9 olarak açıklanıyor. Lise ve dengi okul mezuniyeti açısından bakıldığında; bu oran, erkeklerde yüzde 23.5 iken kadınlarda yüzde 15.6. Yükseköğretim eğitimi açısından oranlara bakıldığında ise; erkeklerde yüzde 17.9 oranına karşılık kadınlarda yüzde 13.1. Dolayısıyla eğitim açısından kadınlar, erkeklerden geri planda kalmış görünüyor.Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkelerde ortalama kadın istihdam oranı yüzde 60.4 iken; Türkiye’de 15 yaş ve üstü nüfusta kadın istihdamı yüzde 27.5 oranıyla sınırlı kalıyor. Ülkede ev işlerini paylaşım açısından da örneğinde evde yemek yapan erkek oranı sadece yüzde 8.8.Kadınlar ayrıca yaşadıkları çevrede veya gece yalnız yürüdüklerinde yüzde 63 kendilerini güvende hissetmediklerini açıklıyor. Yüzde 52.5’i ise yaşadıkları çevrede güvenli hissetmediğini ifade ediyor.Siyasete katılıma ilişkin verilere göre ise; kadın muhtar oranı son yapılan 2014 Yerel Seçimleri itibariyle sadece yüzde 2 olarak tespit edildi. Bu oran, önceki yıllara kıyasla azaldı. Türkiye siyasetinde yıllardır olduğu gibi Hükümet’te sadece aileden sorumlu bakanın kadın olması geleneği sürerken; TBMM’de 550 vekil arasında kadın milletvekili sayısı 1 Kasım 2015 seçimleriyle 81 rakamına ulaştı. Ancak o vekillerden HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliği düşürülmesiyle birlikte bir kişi Meclis’ten eksildi.(Amerika nın Sesi)

08.03.2017 - Kadının işgücüne katılımı OECD ortalamasının yarısı - CHP’nin “AKP İktidarında Kadın Olmak” başlıklı raporuna göre Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı OECD ülkelerinin yarısı kadar. Kadın istihdamında ise Türkiye, Yunanistan ve Güney Afrika’nın bile gerisinde. 2016’da eş ve aileleri eliyle 328 kadın katledildi. İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin yüzde 6’sını kadınlar oluşturuyor. Geçen yıl 368 kız çocuğu cinsel istismara uğradı. Son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu zorla evlendirildi.  CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz’ın hazırladığı raporda, Türkiye’de kadınların, neoliberal politikaların yarattığı esnek ve güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle iş hayatının dışına itildi. “Annelik” vurgusuyla kadınların eve hapsedildiği, çalışan kadınlar için ise yarı zamanlı ve esnek çalışma koşullarının meşrulaştırıldığı vurgulandı. Kadınların işgücü katılma ve istihdam oranlarının OECD ülkeleriyle karşılaştırıldığı rapora göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı dünyanın çok gerisinde. Fransa’da yüzde 51.6, İsveç’te yüzde 69.5, Almanya’da yüzde 54.7 olan kadınların işgücüne katılım oranı, Türkiye’de sadece yüzde 31.5 düzeyinde. (Evrensel)


20.03.2017 - Kadınlar işsizlik ve kayıtdışı pençesinde - İşsiz kadınları öğrenim durumlarına göre de değerlendiren Toksöz yüksek öğretim mezunu kadınların yüzde 19’unun, lise mezunu kadınların yüzde 23.3’ünün işsiz olduğunu kaydetti. Toksöz, üniversiteyi bitiren her 5 bekar kadından birinin işsiz olduğunu söyledi. Kayıtdışılığın güvencesiz çalışmanın göstergesi olduğunu kaydeden Toksöz, kadınların istihdamda artıyor görünmesinin en büyük sebebinin kayıtdışılığın artması olduğunu söyledi. Her 6 kadından birinin istihdama kayıtdışı olarak girdiğini kaydeden Toksöz, imalatta kendi hesabına çalışan kadın sayısının yüzde 94, hizmet sektöründe ise yüzde 71.7 olduğunu söyledi. (Evrensel)


15.03.2017 - Sermaye devletinin “koruması” altında kadınlar katlediliyor - İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre son üç yılda “Çağrı Üzerine Koruma” uygulamasına başvuran 20 kadın katledildi.BirGün’de yer alan habere göre, şiddet gördükleri gerekçesiyle, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında “geçici koruma tedbiri” verilen kadınların, “Çağrı Üzerine Koruma” usulüyle korunduklarını öne süren İçişleri Bakanlığı, 2015 ile 2017 yılları arasında, 20 kadının ani gelişen olaylar sebebiyle polise çağrıda bulunamadan erkek şiddeti nedeniyle öldürüldüğünü açıkladı.İçişleri Bakanlığı’nın, CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin Bilgi Edinme Hakkı kapsamında yaptığı başvuruya verdiği yanıtlara göre, 2016’da günde 358 kadın, şiddet gördüğü gerekçesiyle, kolluk kuvvetlerine başvurdu ve toplamda 41 bin 955 kadın hakkında “geçici koruma altına alma” kararı verildi. Bu rakamlar Türkiye’de, günde 115, her bir saatte ise 5 kadının ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösterdi.. 2016 yılında yerel ve ulusal medyaya yansıyan haberlere göre, 328 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 2017’nin ilk iki ayındaki verilere göre de, Ocak ayında 37, şubat ayında ise 30 kadın yine erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti.


08.03.2017 - Her dört kadından üçü işsiz - DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’nın hazırladığı ‘Kadın Emeği Raporu’ kadın emeğinin hem ne kadar korumasız ve güvencesiz olduğunu hem de erkek emeğiyle aralarında neredeyse yarı yarıya bir eşitsizliğin söz konusu olduğunu gösteriyor.Raporun tespit ettiği belli başlı konular şunlar:* Ev ve aile bakımına kadınlar erkeklerden 5 kat daha fazla zaman harcıyor. 11 milyon 45 bin kadın, ev işleri nedeni ile çalışma hayatına katılamıyor.* Türkiye’de günde her 4 kadından 3’ünün ücretsiz çalıştığı görülüyor. Yani ev içi emeğin hem toplumsal hem de ekonomik açıdan hiçbir değeri yok.* Küresel ölçekte yapılan toplumsal cinsiyet araştırmalarında ücret eşitsizliği sıralamasında Türkiye 145 ülke arasında 98. sırada yer alıyor.* Türkiye’de bir kadın günlük ortalama 1 dolar kazanırken, bir erkek günlük ortalama 2.27 dolar kazanıyor.  Erkeklerin sendikalaşma oranı, kadınlardan yüksek. Kadınların sendikalaşma oranı yüzde 7.6 iken, erkeklerin sendikalaşma oranı yüzde 13. (Alınteri)


8.3.2017 - “Aile reisi” kadın olan hanelerde yoksuluk oranı daha fazla 2014 yılında aile reisi kadın olan hanelerde yoksuluk oranı yüzde 31 iken 2015 yılında oran yüzde 37,9’a fırlıyor. Aile reisi erkek olan hanelerde artış oldukça sınırlı: Yüzde 26,2’den yüzde 27.7'ye. 2014 yılında toplamda 5 milyon 780 bin hane şiddetli maddi yoksunluk içinde yaşarken bir yıl içinde buna 660 bin hane daha eklenmiş. Bu ilave hanelerin 340 bini kadın aile reislerinin haneleri. (Seyfettin Gürsel)

Kapitalizm ve Çocuk

22.03.2017 - UNICEF: 600 milyon çocuk susuzluktan ölebilir - UNICEF’in Dünya Su Günü’nde yayımladığı raporunda iklim değişikliği, giderek artan kuraklıklar ve dünyanın birçok yerinde yaşanan çatışmalar nedeniyle güvenli su kaynaklarının hızla tükenmesinin çocuklar üzerindeki etkisine işaret edildi.  Her geçen yıl suya olan talebin arttığı ancak güvenli su kaynaklarının azaldığı dünyada 36 ülkenin su sıkıntısı yaşadığı belirtilen raporda şu tespitlere yer veriliyor:  * Dünyada her gün 5 yaş altı 800’den fazla çocuk temiz su ve hijyene erişimi olmadığı için ishalden hayatını kaybediyor.  * Su kaynaklarının hızla azalması dolayısıyla 2040 yılına kadar dünya genelinde her 4 çocuktan biri yani 600 milyon çocuk ölüm ya da hastalık riski yaşayacak.  * Raporda ayrıca kuraklığın vurduğu bölgelerdeki birçok çocuğun her gün saatlerce temiz içme suyu bulmaya çalışırken okula gidememesi ve kız çocuklarının bazen saldırılara maruz kalmasına dikkat çekiliyor.  * Kuraklığa bağlı kıtlığın yaşandığı Somali, Güney Sudan ile Nijerya ve çatışmaların yaşandığı Yemen’de 1,4 milyon çocuğun aşırı derecede yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riski bulunuyor.  * Etiyopya’da 9 milyondan fazla kişinin bu yıl temiz içme suyuna erişimde sıkıntı yaşayabileceği belirtiliyor.  * Rapora göre, dünya nüfusunun yarısı ise 2050’de su kaynaklarına yeterli derecede ulaşamayacak. (Dihaber)


08.03.2017 - AFAD kampında iki yılda 40 çocuk istismarı Kapitalizm ve Eğitim - Nizip’te AFAD’ın göçmenler için kurduğu kampta çocuklara yönelik cinsel suçlar ürpertici boyuta ulaştı. Bir temizlik görevlisinin sekiz çocuğu istismar ettiği için ceza aldığı kampta 2014 ve 2016 yılları arasında 23 adet reşit olmayanla cinsel ilişki, üç adet cinsel taciz ve 14 adet çocuğa yönelik cinsel istismar suçu yaşandı. İki görevlinin çocuğa yönelik istismar suçundan yargılandığı anlaşıldı. Buna rağmen AFAD yetkilileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. (Kızıl Bayrak)


23.03.2017 - 'Ev içi fason işçiliği' raporu: Çocuk işçi sayısının 8 milyonu geçtiği tahmin ediliyor! Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nca 'Bir çocuk hakkı ihlali: Ev içi çocuk işçiliği' başlıklı bir rapor hazırlandı. Buna göre, ev içi işçilik son 5 yılda 2 kat, son 10 yılda ise 6 kat arttı. Ev içinde yapılan fason işlerde çalıştırılan çocuk sayısının 8 milyonun üstünde olduğu tahmin ediliyor. DİSK’in 'Çocuk İşçiliği Gerçeği Raporu'na göre, 2012 yılında çocuk işçi sayısı 7 milyon 503 bine yükseldi. 2012 yılından sonra bu alanda yapılan sayısal bir çalışma bulunmuyor. Bu çocuklar daha çok 8-12 yaş aralığında yoğunlaşsa da az sayıda ailede 7 yaşın altındaki çocuklar da çalıştırılıyor. Cumhuriyet gazetesinden Figen Atalay'ın haberine göre, Sosyolog Ayşe Tepe Doğan koodinatörlüğünde yapılan çalışma için Şişli ve Üsküdar’da ev içinde fason işçilik yapan ve bu işlerde çocuklarını da kısmen ya da sürekli çalıştıran ailelerle görüşüldü. Görüşülen 193 aileden 109’unda ev içi işçilik yapan 127 kız çocuğu bulunuyor. Bu çocukların yaş ortalaması yüzde 43 ile 8-12 yaş aralığında yoğunlaşıyor. Yüzde 30 oranında 13-15 yaş, yüzde 25 oranında ise 15 yaş üstü çocuklar çalıştırılıyor. Ailelerin yüzde 2.4’ü 7 yaş altı çocuk çalıştırdığını belirtmiş. Erkek çocuklarda da en yüksek oran 8-12 yaş aralığında görülüyor. 7 yaş altı erkek çocuk çalıştıran aile oranı ise yüzde 4.1.Görüşülen katılımcıların yüzde 76’sı ev içinde kız çocuklarının 0-2 saat aralığında çalıştığını belirtmiş. Çocukların yüzde 19.5’i 3-5 saat aralığında, yüzde 4.5’i ise 5 saat ve üstü sürelerde çalışıyor. Görüşülenlerin yüzde 80’i çocuklarına ev içi işlerdeki kazançlarından harçlık veriyor, yüzde 5’i ise vermiyor.Çocukların yoğun emekleri karşılığında elde ettikleri kazanç, Aralık 2016 “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Raporu”ndaki açlık sınırı olan 1432 TL’nin neredeyse beşte biri olan “300 TL ve altı” Ailelerin ev içi işçilik ve çocuk işçiliğine dair en temel gerekçeleri yoksulluk. En yoğun çalışılan alan, yüzde 48 ile “hafif tekstil”. Bunu, yüzde 13 ile “boncuk ve boncuk işleme”, yüzde 9 ile “süs eşyası”, yüzde 8 ile “oya, dantel, örgü, yazma, piko vb el işleri”, yüzde 6 ile “çiçekçilik” izliyor.


28.03.2017 - Çalışma yaşı 5'e indi: Tuttukları iğne parmaklarından büyük -Ülkelerindeki savaştan kaçıp Antep’e gelen Suriyeli çocuklarda çalışma yaşı 5’e kadar indi. Tekstil atölyelerinde yaşları 5 ile 10 arasında değişen çocuklar günlüğü 5 liraya çalıştırılıyor.Türkiye’ye sığınan 3 milyon Suriyeli göçmenin 325 bin 140’ı Antep’te yaşarken, bunların yarısından fazlası 18 yaş altındaki çocuklardan oluşuyor. (Dihaber)


01.03.2017 - Kuran kursunda 6 kız çocuğa cinsel istismar - BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, 10 yaşındaki M. G. K, 11 yaşındaki S. N. K, 6 yaşındaki Y. C. K, 8 yaşındaki A. N. K, 9 yaşındaki E. Ç. ve 8 yaşındaki H. İ. S. Kuran kursuna geldikleri sırada caminin tuvaletinde Süleyman Ş’nin istismarına uğradığını ailelerine anlattı. Ailelerin şikayetçi olması üzerine cami avlusunda yakalanan Süleyman Ş, tutuklanarak cezaevine gönderildi. 10 Kasım’da davanın ilk duruşması görülürken mahkeme skandal bir karara imza atarak 31 Ocak’ta yapılan ikinci duruma sonrası sanığın tahliyesine karar verdi. Antep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, Süleyman Ş, çocukları tuvalette istismar etti. Süleyman Ş. korkan ve tepki gösteren çocukları, “Bu olaydan birilerine bahsederseniz sizi öldürüp çöp kutusuna atarım, aileniz bulamaz” diye tehdit etti. (Kızıl Bayrak)


28.03.2017 - Sakarya’daki yangında üç çocuk hayatını kaybetti Kapıyı üzerilerine kilitleyip gitmişler. Sakarya’nın Adapazarı ilçesindeki yangında Afganistan uyruklu üç çocuk hayatını kaybetti. Göktepe mahallesindeki bir evde, bugün bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangın kısa sürede tüm evi sararken, boş ahırı da sardı. Olay yerine gelen Sakarya büyükşehir belediyesi itfaiye ekipleri yangını söndürdükten sonra eve girildi. Evde küçük yaşlardaki üç çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Ailenin, çocukların üzerine kapıyı kilitleyerek gitmesinden iki saat sonra yangının çıktığı belirtildi. (Diken.com.tr)


27.3.2017 - Çocuğuna bakamayan aile sayısı yüzde 71 arttı Ekonomik yoksunluk nedeniyle koruma ve bakım tedbiri talep edilen çocuk sayısı son 2 yılda yüzde 71 arttı. Binlerce aile, yoksulluk ve işsizlik nedeniyle çocuklarının yaşamlarım en düşük düzeyde dahi sürdürmediklerinden çaresizlik içinde çocukları hakkında koruma ve bakım tedbiri talep ediyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre, korunma, yardım ve bakıma muhtaç çocukların sayısı 2014’te 80.375 iken 2016'da bu sayı 137.415'e yükseldi. Son yıllardaki bu artışın en önemli nedenleri arasında işsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizliğinin bulunduğu görülüyor. Yoksulluktan dolayı temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarım en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken ve Aile ve Sosyal Politikalar müdürlüklerine başvuran kişilere ve ailelerine ekonomik yardım ile destek sağlanıyor. Bu şekilde ailenin parçalanmadan bir arada yaşamasına çalışılıyor. Korunmaya muhtaç çocuklar, çocuk yuvası, çocuk evleri ve çocuk destek merkezlerinde koruma altına almıyor. Türkiye'de yaşayan yurttaşların giderek daha fazla yoksullaştığı gözleniyor. Zira binlerce ailenin çocuklarının en temel ihtiyaçlarım karşılayamadığı yani kamım duyuramadığı, üzerini giydiremediği, altını değiştiremediği için devletten çocuklarının koruma altına alınarak bakılmasını talep ettiği görülüyor. (Cumhuriyet)

 Kapitalizm ve Eğitim

03.03.2017 - MEB raporu yayımlandı: Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bütçeyi en çok aşan kurumlar arasında - MEB'in yayımladığı 2016 yılı faaliyet raporunda Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'nün 3 milyar 885 milyon liralık bütçesini aşarak 4 milyar 979 milyon lira harcama yaptığı ortaya çıktı. İmam hatip liselerinde okul terki ve devamsızlık hakkında tedbirler alınacağı açıklanan raporda, ilgisizliğe rağmen pansiyonlu imam hatip liseleri açılacağı belirtildi.(İlerihaber)


01.03.2017 - Akademisyenlerden MEB'e 'evrim' raporu: Okutulmadığı tek ülke Suudi Arabistan -  Dayanışma Dernekleri’ndeki akademisyenler, ‘evrim’ konusuyla ilgili rapor hazırladı.MEB Bakan Yardımcısı Orhan Erdem’e sunulan raporda, evrimin müfredatta yer almadığı tek ülkenin Suudi Arabistan olduğu vurgulanırken, “Canlıların ortak kökeni ve evrim konusu ilköğretimin ilk aşamalarından itibaren müfredata girmeli. İlköğretimde Fen ve Teknoloji dersi konuları öğrencilere evrimsel bir  - Milli Eğitim Bakanlığı’nın ( MEB) 13 Ocak’ta görüş ve öneriye sunduğu taslak öğretim programlarında lise son sınıf biyoloji dersinde yer alan, “Hayatın başlangıcı ve evrim” ünitesi çıkarılmıştı.  Evrim ünitesinin “Canlılar ve çevre” olarak değiştirilmesi büyük tepki toplamıştı. ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent, Hacettepe ve Ankara üniversiteleri öğretim üyeleri ile Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji, Moleküler Biyoloji, Biyolobakış açısını sağlayacak ve ileride görecekleri konuları bütünleştirecek bir perspektifle sunulmalı. 5. sınıftan itibaren evrimsel biyoloji konuları müfredata girmeli” önerisine yer verildi. (İlerihaber)


28.03.2017 - AKP'li Gaziosmanpaşa Belediyesi ortaokula cihat bayrağı astı - AKP’li Gaziosmanpaşa Belediyesi, Mustafa Yeşil İmam Hatip Ortaokulu’nun bir katı ‘Şehitler Katı’ olarak düzenlendi. 15 Temmuz’da hayatını kaybeden Ömer Halis Demir’in fotoğrafının yanına Türk bayrağı ve cihat bayrağı asıldı.Katın açılışı Kuran tilavetiyle yapılırken, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta,  İstanbul Vali Yardımcısı Gaziosmanpaşa Kaymakam Vekili Yusuf Ziya Karacaev, İlçe Milli Eğitim Müdürü Bekir Servet Bakırcı ve İlçe Müftüsü İsa Gürler de açılışa katıldı.(İlerihaber)


10.03.2017 - Bilgi Üniversitesinde tekbirlerle kadın öğrencilere saldıranlar serbest - Bilgi Üniversitesinin Santralistanbul Kampüsü’nde 8 Mart günü stant açan Bilgi Kadın Kulübü üyesi öğrenciler, turnikelerden atlayarak bahçeye giren yaklaşık 30 kişilik yüzü maskeli ve eli bıçaklı bir grubun saldırısına uğramıştı. Gruptan 6 kişi güvenlik görevlileri ve öğrenciler tarafından yakalanmış, olay yerine gelen polislere teslim edilmişti. Saldırganlar İrem Esmer isimli kadın öğrenciyi darp etmiş, yaralanmasına neden olmuştu.Saldırı sonrasında görgü tanıkları saldırgan erkekler arasında Milliyetçi Düşünce Kulübü üyesi olan okul öğrencilerinin de yer aldığını söylemişti.  Saldırıyla ilgili gözaltına alınan ve haklarında “darp” suçundan işlem yapılan 6 saldırgan ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.(ilerihber)


29.03.2017 - YGS'den düşük puan alan genç intihar etti -Kayseri'de 18 yaşındaki bir genç, polis babasının silahıyla intihar etti.  Olay, dün gece merkez Melikgazi İlçesi'ne bağlı Yeniköy Mahallesi, Selçukbey Sokak'ta meydana geldi.  Ömer Faruk D., iddiaya göre dün açıklanan YGS'den düşük puan aldı.  Bunun üzüntüsünü yaşayan genç, havaalanında görevli polis memuru babasının tabancasıyla başına ateş etti.(Dünya Gazetesi)

 

Kapitalizm ve Doğa

28.03.2017 - İtalya'nın güneyinde Trans Adriyatik Projesi protesto edildi - İtalya’nın güneyindeki Puglia bölgesi sakinleri, Trans Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı (TAP) Projesi’ni protesto etmek için sokağa indi. Boru hattının geçeceği yerlerde bulunan zeytin ağaçlarının kesilmemesini isteyen bölge sakinleri projenin inşaat alanına girmeye çalışınca, protestoculara polis müdahale etti. Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP) ile Azerbaycan gazı, Gürcistan’dan geçerek Türkiye üzerinden TAP’a bağlanacak. Yani Hazar denizinden başlayacak olan boru hattı, Türkiye, Batı Trakya ve kuzey Yunanistan üzerinden Arnavutluk’a oradan da denizaltı boru hattı ile İtalya’ya ulaşacak. Polis ile bölge sakinleri arasında çıkan arbedede bazı kişilerin yaralandığı söylendi. Ayrıca Olaylar sonrasında zeytin ağaçlarının sökülmesi işlemi askıya alındı. (Euronews) http://tr.euronews.com/2017/03/28/italya-nin-guneyinde-tap-protestosu