Sermaye Devleti



13.02.2017  Mehmet Ağar İçişleri Bakanlığı yönetiminde etkin Sözcü yazarı Can Ataklı, Mehmet Ağar'ın İçişleri Bakanlığı yönetiminde 'etkili' olduğunu öne sürdü. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mehmet Ağar ile birlikte Demokrat Parti'nin yönetiminde etkin isimlerden biriydi. 2007 seçimlerinde DP'nin başarısız olması üzerine genel başkanlıktan istifa eden Mehmet Ağar'ın yerine Süleyman Soylu gelmişti. Ağar'a en yakın isimlerden biri olan Soylu, 2012 yılında Tayyip Erdoğan'ın davetiyle AKP'ye katıldı. (ilerihaber.org)


17.02.2017 Eski özel timciler zabıta yapılıp silahlandırılıyor AKP’li Esenyurt Belediyesi’nde kirli savaşta yer almış eski özel timcilerin ve askeri personelin zabıta olarak istihdam edildiği ve silahlandırılacağı öğrenildi. BirGün gazetesinden Erk Acarer’in haberine göre, Esenyurt Belediyesi, 6 Şubat’ta yaptığı meclis toplantısında, zabıtaların silahlandırılması kararı aldı. Bütçe Komisyon raporunda belediyeye alınması planlanan silahların niteliği ve sayısı da belli oldu. (2016 yılının Haziran ayında, Özgür Gündem gazetesinde, hükümetin Kürdistan kentlerindeki özel harekatçıların sayısını 40 bine çıkaracağına dair bir haber yayınlanmıştı. Aynı ayda, hükümete yakın Sadat A.Ş'nin sitesinde 'eğitim paketi” olarak "Gayri nizami harp kursu" verilmesi dikkat çekmişti. Temmuz ayında, polise ağır silahlar verilmesi kararlaştırılmıştı. Ekim ayında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, parti yöneticilerini silahlandıracaklarını açıklamış, sosyal medya üzerinden "Ak silahlanma" ve "Ak milisler" etiketleriyle yapılan silahlanma ve şiddet çağrıları yapılmıştı. Kasım ayında ise, Polis Akademisi'nin resmi internet sitesinden yapılan duyuruyla özel harekat polisi yetiştirmek üzere 10 bin erkek öğrenci adayı alınacağı ifade edilmişti. Aralık ayında, Özel Harekât Daire Başkanlığı'nca polis olmak isteyen kişilere ayda 300 liraya "özel harekât" kursları açıldı.)


19.02.2017 - İstanbul’da polise bağlı “bekçilik” dönemi  Kent merkezleri ve geçiş yerleri polis tarafından ablukaya alınarak “kontrol” adı altında keyfi dayatmalar giderek yaygınlaştırılırken bu uygulamaları pekiştirmeyi amaçlayan “bekçilik” uygulaması için İstanbul’da başvuruların başladığı açıklandı. İstanbul ilçelerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde “Çarşı ve Mahalle Bekçisi” olarak 700 kişinin görevlendirileceği duyuruldu. Bu görev için başvuruların başladığı, adayların yazılı ve sözlü sınavla belirleneceği açıklandı. Adaylık için de çeşitli şartlar duyurulurken başvuru sürecinin 24 Şubat’a kadar olduğu kaydedildi. (Kızıl Bayrak)


20.02.2017 - Paramiliter çeteler kuruluyor Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, 15 Temmuz darbe girişimini eniştesi Ziya İlgen’den öğrenen Tayyip Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner, “benzer bir darbe girişimi ya da kalkışma anında” halkı çok kısa sürede sokağa dökebilmek için geniş bir iletişim ağı kuruyor. “Kardeş Kal Türkiye” adını taşıyan grup Uzuner liderliğinde, anlık iletişim için WhatsApp grupları oluşturuyor, her ilçede telsiz sistemleri kuruyor, radyo yayını yapabilmek için şirket kuruyor. Grup, Sağlık Bakanlığı sertifikalı ilkyardım, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü sertifikalı insansız hava aracı – drone kullanım eğitimleri alıyor. “Kardeş Kal Türkiye” grubu, 15 Temmuz darbe girişimin ardından Tayyip Erdoğan’ın dünürü, Bilal Erdoğan’ın kayınpederi Orhan Uzuner’in liderliğinde kuruldu. Katılımcılar, fikir babaları Orhan Uzuner’i görüyor.(Kızıl Bayrak)

15.02.2017 - AKP’li Ozan Erdem’den referandum mesajı: “Başarısız olursak iç savaşa hazırlanın” Referandumda hayır diyenler terörist ilan edilirken tehditkar bir referandum mesajı da AKP Manisa Teşkilatı Başkan Yardımcısı Ozan Erdem’den geldi. Erdem 16 Nisan’daki referandumla ilgili “Başarısız olursak iç savaşa hazırlanın” dedi.(sendika.org)


04.02.2017 - Kadıköy’de polis saldırısı Bahariye’de başkanlık anayasasına ilişkin referandumda “hayır” çağrısı yapanlara polis silah çekerek saldırdı. Saldırıda 3 kişi gözaltına alındı. (siyasihaber3.org)


07.02.2017 - 10 Ekim davasından: Ambulans gelmedi, atılan gaz bombaları ölü sayısını yükseltti 10 Ekim 2015 tarihinde 101 kişinin öldüğü Ankara Katliamı Davası'nın ikinci duruşmasına Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.  Evrensel'in haberine göre, şikayetçilerden Ali Karaçay, saldırı sonrası polisin gaz bombalı saldırısını hatırlatarak yaşananları şöyle anlattı: “Patlama alanı çevresinde bir sürü hastane var. Atılan gazlar nedeniyle uzun süre ambulanslar gelmedi. Biz ilk patlama sonrası yaralılara yardım ediyorduk. Gaz bombaları nedeniyle biz de yardım edemedik. Bu sırada katliamda yaralananlara kenardaki çevik kuvvet polisleri müdahalede bulundu. Taksiciler, araçlarının başında değildi. Yaralıları hastanelere götüremedik. Ambulansların gelmemesi ve atılan gaz bombaları ölenlerin sayısını yükseltti. (t24.com.tr)


8.2.2017 - Polisin belini kırdığı avukata üç yıla kadar hapis istemi Çağlayan Adliyesi’nde polisin tekmeleriyle beli kırılan ve aylardır tedavi gören avukat Zeycan Balcı Şimşek’e ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan üç yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Şimşek’i tekmeleyen polislere ise henüz bir işlem yapılmadı. (diken.com.tr)


03.02.2017 - 'Saray tarihçisi' Alevilere kin kustu Kadir Mısıroğlu, Alevilere yönelik “Türksen Türklüğünü bil, Müslümansan Müslümanlığını bil. Seni hangi kategoriye koyayım? Namaz yok, oruç yok” ifadelerini kullandı. Kadir Mısıroğlu, sosyal medya hesaplarından yayımlanan videosunda “Bugünkü Alevilerin başkaldırmaları, işte bu hareketlerin içinde, ‘Sen Yavuz Sultan Selim nasıl dersin?’ nasıl demem ulan! Benim milli tarihimin en büyük şahsiyeti, çatlasan da patlasan da. Sen kimsin ulan?” diyerek Alevilere yüklendi.(gazetemanifesto.com) (Geçen ay Erdoğan'ın verdiği iftarları kaçırmayan ve BBP'ye yaptığı ziyaretle gündeme gelen Türkmen Alevi-Bektaşi Derneği'nin başkanı Özdemir Özdemir, Kanal A'daki konuşmasında "Zaman gelir ortalık karışırsa, o yalıda oturan Alevi vakıf başkanlarına sesleniyorum. O yalıları başınıza yıkarlar, orada oturamazsınız. O paralarınızı elinizden alırlar, sizi bu Türkiye'de öldürürler" demişti. Ayrıca, Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Teknolojileri Eğitim Anabilim Dalı Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Doruk’un derste Alevilerle ilgili “Aleviler dine dair her şeyi yanlış anlamış, Aleviler içki içip sapıtıyorlar” ifadelerini kullanmıştı. 2016 yılı Aralık ayında Muş Alparslan Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan ve Marmara Üniversitesi’nde doktora yapan Abdulkadir Şen, Twitter hesabından Türkiye'deki Alevilere dönük tehditlerde bulunmuştu.)

02.02.2017 - Cezaevlerinde can kayıplarının olma ihtimali var 2016 yıllında Marmara Bölgesi'ndeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken Zindanlar ile Dayanışma İnisiyatifi üyesi Avukat Şule Recepoğlu, “Cezaevlerinde çok ciddi yönelimlerin ya da can kayıplarının olma ihtimaliyle karşı karşıyayız” dedi. Recepoğlu, çıkarılan KHK’ler ile birlikte hak ihlallerinin arttığını söyledi. Özellikle hasta tutukluların yaşanan hak ihlallerinden kaynaklı her geçen gün durumlarının ağırlaştığını belirten Recepoğlu, “Bir yıl boyunca artan hak ihlallerini göz önünde bulundurduğumuzda en çok hasta tutsakların sağlık durumu ile ilgili bir artış söz konusu. Onun nedeni de son süreçte, özellikle hastaneye sevklerin zorlaştırılması, doktorların politik kimliklerinden kaynaklı tutsaklara yönelik hastalık durumunu önemsememesi gibi yaklaşımlar ile karşılaştıklarını bize ifade ettiler” dedi. (dihaber.net) (Geçen ay, cezaevi koşullarında tedavisi olanaksız hasta tutsakların sayısı İnsan Hakları Derneği verilerine göre 926 olduğu, bu hastaların yüzde 31'i ağır hasta olduğu açıklanmıştı.)   

08.02.2017 - ‘Hapishanede ‘terörist’ yazılı kartları takmayan tutuklulara işkence’ İzmir’in Aliağa ilçesinde bulunan Şakran T Tipi Cezaevinde bulunan siyasi tutuklular üzerindeki baskılar arttı. Şakran 4 Nolu Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutuklulara, “terörist” yazılı yaka kartı takma zorunluluğu dayatıldığı ileri sürüldü. Yaka kartı uygulamasını kabul etmeyen tutuklulara ise cezaevi yetkilileri tarafından disiplin cezası verilerek, görüş yasağı konulduğu belirtildi. (gazeteyolculuk.net)


08.02.2017 - Cezaevi doktorundan baskı ve hakaret Hak ihlallerine karşı kadın tutukluların görüşe çıkmama kararı aldığı Tarsus C Tipi Kadın Cezaevi’nden hastaneye sevk edilen bir kadının, doktor tarafından askerlerin yanında soyunmaya zorlandığı, karşı çıkınca doktorun sözlü tacizi ve hareketine maruz kaldığı ileri sürüldü. (dihaber.net)


10.2.2017 - Kamu emekçilerine polis saldırısı! Malatya’da emekçilerin Emeksiz Meydanı’nda, ihraçlara karşı direnişinin 26. gününde (4 Şubat) KESK de desteğe geldi. Emekçilerin bir araya gelerek ihraçlara karşı direnişi ve dayanışmayı yükseltmesine tahammül edemeyen polis “izinsiz eylem” bahanesiyle her gün sürdürdüğü gözaltı saldırısını yine hayata geçirdi. Bu sefer alana konuşlandırdığı çevik kuvvetle emekçilere saldıran polis onlarca emekçiyi gözaltına aldı. Ankara Sakarya Caddesi’nde KESK’in atılan kamu emekçileri ile ilgili 4 Şubat’ta düzenleyeceği etkinlik polisin saldırısıyla karşılaştı. Etkinliğe katılmak için sloganlarla alana giden ihraç olan emekçilere polis azgınca saldırdı. Mahmut Konuk ve Eğitim Sen Ankara 4 No’lu Şube yöneticisi Gülhan Şimşek’in de aralarında bulunduğu kamu emekçileri yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı. Akademisyen Nuriye Gülmen’in Ankara Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde başlattığı direniş de 3 ayı geride bıraktı. Acun Karadağ, Semih Özakça, Veli Saçılık ve Cemal Yıldırım da Gülmen ile birlikte direnişi sürdürüyor. Alev Şahin’in Düzce’de başlattığı direniş ise ikinci haftasında devam ediyor. İstanbul Kalkınma Ajansı’ndaki işinden ihraç edilen Betül Celep’in Kadıköy’deki Khalkedon Meydanı’nda 23 Ocak’ta başlattığı direniş de dayanışma ve desteklerle devam ediyor. KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda başlattığı Cumartesi eylemi de devam ediyor. (Kızıl Bayrak)


5.2.2017 - Gözaltının ardından öğretmenlere uzaklaştırma! Sermaye devletinin eğitim emekçilerine yönelik saldırılarının ardı arkası kesilmiyor. OHAL’in il ve ilçe amirlerine verdiği yetki keyfi bir şekilde kullanılarak ilerici eğitim emekçileri ihraçlara, görevden uzaklaştırmalara, gözaltı ve tutuklama terörüne maruz kalıyor. Son olarak da Hatay’ın Samandağ ilçesinde gözaltına alınan iki öğretmen kaymakamlığın talimatıyla “sakıncalı” görülerek görevden uzaklaştırıldı. Hatay’da gözaltına alınan ve 12 gün sonra serbest bırakılan 38 kişinin içinde bulunan Eğitim Sen üyeleri Gülizar Işık Çay ve İlhan Kılıç, Samandağ Kaymakamlığı’nın talimatıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “sakıncalı” oldukları iddiasıyla görevlerinden uzaklaştırıldı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, uzaklaştırma kararına bahane olarak, savcılık tarafından mahkemeye sevk edilmeden serbest bırakılan Çay ve Kılıç’ın gözaltına alınmalarını gösterdi.


Türkiye Gündemi


12.02.2017 - TÜSİAD Başkanı'ndan başkanlık sistemine onay TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik Dünyada başkanlık sisteminin son derece başarılı uygulandığı ülkeler olduğunun altını çizdi ve ekledi: “Ekonomide yapısal reformlara öncelik verdiğimiz bir gündeme dönebilmeyi arzu ediyoruz. Dünya çok önemli değişimlerden geçiyor.” (cumhuriyet.com.tr)


21.2.2017 Kılıçdaroğlu: “Biliyorum ama söylemiyorum” “Kemal Kılıçdaroğlu’nun 21 Şubat’taki CHP grup toplantısında yaptığı konuşmada “Berat Albayrak'ın Irak'ta ne yaptığını biliyoruz. Türkiye'nin gündemi olmadığı için şimdilik susuyoruz.” ifadelerini kullandı. CHP, başkanlık sistemine ilişkin bir yandan “rejim değişikliği” itirazları yükseltirken, Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı ve Enerji Bakanı olan Berat Albayrak hakkında “zamanı geldiğinde açıklayacağını” söylediği bu bilgi için uygun zamanın ne zaman olduğu merak ediliyor. Kılıçdaroğlu, daha önce de Gülencilerin haberleşme uygulaması olan Bylock’u kullanan bakanlar olduğu konusunda bilgisi olduğunu ama bunların kim olduğunu açıklamayacağını ilan etmişti. Benzer şekilde, darbe girişiminin kilit isimlerinden olduğu iddia edilen ancak bir türlü yakalanamayan Adil Öksüz konusunda da “Adil Öksüz’ün kim olduğunu ben de biliyorum, onlar da biliyorlar” diyen ama bu konudaki bilgisini de toplumla paylaşmayan yine Kılıçdaroğlu’ydu.” (CHP’nin sonuçta siyasal sahnede hükümet kurma şansı olan sadece iki partinin kalmasına yol açacak olan "a la turka başkanlık" sistemine gerçekten karşı olmadığı, bu konuda TÜSİAD çizgisinin bir milim dışına çıkmadığı ortadadır. CHP, daha dün Erdoğan'ın "darbe girişimi"nden önceden haberi olduğunu, asıl darbeyi 16 Temmuz'da AKP'nin ve Saray'ın yaptığını söylerken bugün CHP dışındaki bütün kurumlara ve yurttaşlara hayır kampanyası yapmanın fiilen yasak olduğu, OHAL ve "iç savaş" tehdidi altında yapılan bir referandumdan "evet de çıksa sonucun kutsal olduğunu" söylemektedir. Bugüne kadar her önemli anayasal değişiklikte anayasa mahkemesine gitme yolunu seçen CHP, bu referandumda anayasa mahkemesine başvurmayacağını açıklamıştır.)


23.2.2017 Kılıçdaroğlu’ndan Cem Küçük’e “geçmiş olsun” telefonu TGRT’de yorumculuk olan Cem Küçük, kendisine ait olan ve kardeşinin kaldığı evin kurşunlanmasından sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun arayarak “Geçmiş olsun” dediğini söyledi. (t24.com.tr)


12.03.2017 - Financial Times Perinçek’i kadrosuna dahil ettiğini yazdı “Erdoğan geçtiğimiz günlerde, (2015 genel seçimlerinde oyların yüzde 0,25'ini alan) Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek'i kendi çevresine dahil etti. Türkiye'nin ultra milliyetçilerinden olan bu eski Maoistin, şimdi ABD'de ikamet eden ve isyancılıkla suçlanan Fethullah Gülen'in liderliğindeki İslamcı kültü hedef alan temizlik operasyonlarını yürüttüğü söyleniyor. General ve seküler bürokratların ağırlıkta olduğu Perinçek grubu Rusya yanlısı”. (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)

 

Halk İçin Ekonomi

 

4.2.2017 - Gıda fiyatlarında rekor artış! “Sadece bir ayda yüzde 6.8 gibi astronomik yüksek oranda bir gıda fiyat artışıyla karşı karşıya kalındı. Bu artış oranı, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2003’ten bu yana tuttuğu fiyat serilerinde gözlenmiş aylık bir artış değildi; Ocak 2017’ye kadar. İzleyen aylarda da dalgalar devam edecek. Çünkü hem ilave kur artışı oldu, hem de kur artışının geçmişe göre daha kalıcı olduğu inancı pekişiyor. Bu fiyat artışlarının burada kalmayacağının sinyalini de üretici fiyatlarındaki gelişmeden alıyoruz. Yurtiçi Üretici Fiyatları Endeksi’ndeki yıllık artış yüzde 13.7’ye vurmuş durumda. Bu da, neredeyse son 10 yılın rekoru. 2008 Ağustos ayındaki yüzde 14.6’lık artışın ardından bu yılın ocak ayı yeni bir rekor kırdı. 2008 Ağustos ayındaki o seviye de anlaşılabilirdi; dünyada emtia fiyatlarının patlama yaptığı bir dönemdi. Sanayide üretilen ara malların, yani hane halkı olarak bizlerin satın aldığı ya da ihracatta başka ülkelerle rekabet ettiğimiz nihai ürünlerin üretiminde kullanılan ara malların fiyat artışı yüzde 18’de. Bu artışların TÜFE’ye yansıması kaçınılmaz. Yani henüz ‘film’ bitmedi; fiyat artışları devam edecek. Hem son 4 aydaki kur artışından, hem de ilaveten ocak ayındaki kur artışından gelecek yansıma olacak. Yani fiyatlara kur artışından yansıma sürecek.” (Uğur Gürses)


1.2.2017 - Patronlar kendi dergilerinde yeni zam dalgasını anlatıyorlar “Yüksek döviz kurları, artan enerji maliyetleri ve ek vergiler, şirketlerin yola zamsız devam edemeyeceğini gösteriyor. Zaten sektör bağımsız çoğu şirketin 2017 fiyat politikasında, farklı oranlarda da olsa artış yapmak var. Kimi kategoriler fiyat artışını yüzde 7-8 bandında, yani öngörülen enflasyon oranında tutmaya çabalarken, bir kısmı da tüm yılda birkaç kez olmak üzere yüzde 15’i bulan düzeyde zam planlıyor. (...) Zam beklentisinin en yoğun olduğu alan ise perakende. Endeksteki sektörel dağılımda ilk sırayı 60,9 ile organize perakende alıyor. Onu 51,4 ile elektronik aletler, 50,6 ile de motorlu taşıtlar izliyor. Zaten şirketlerin fiyat stratejileri de bu öngörülere göre kurgulanmış durumda.” (Capital Dergisi)


2.2.2017 - Enflasyon hesaplamalarında hile yapılıyor “TÜFE sepeti içinde yer alan; alkollü içecekler, lokanta ve oteller, eğlence ve kültür ve diğer çeşitli mal ve hizmetler düşük gelir guruplarını, işçi ve memuru ilgilendirmiyor. TÜFE sepeti içinde bunların payı arttı. Buna karşılık düşük gelir gurubunun harcamalarının içinde gıda ve konut daha çok yer tutuyor. Bunların da sepetteki payı düşürüldü. Halkın yüzde 90'ı kazandığı parayla ancak geçiniyor. Kazandığı paranın çoğunu da gıdaya harcıyor. Söz gelimi 1400 liralık bir ücretin yüzde 21.77'si 305 lira eder. Üç kişilik bir ailenin bir ayda bu parayla karın doyurması mümkün mü? Elbette yüzde 10'luk zengin bir kesimin harcamaları içinde gıda daha da düşük bir pay da alabilir. Ancak Türkiye şartlarında halkın yüzde 90'ının harcamaları içinde gıdanın payı en az yüzde 50 dir. Bu şartlarda bulunan TÜFE oranı, mutfak enflasyonu dediğimiz, gıda ve konut enflasyonundan daha düşük çıkacaktır. Ücret ve maaş artışlarında yıllık TÜFE oranı esas alınıyor. Bu demektir ki, işçi ve memura onların fiilen yaşadığı enflasyondan daha düşük bir oranda yani ortalama TÜFE oranında zam yapılacaktır. İşçi ve memura gerçek enflasyonun altında zam vermek, onlardan gizli vergi almak demektir. Başka bir ifade ile maaş ve ücretlere ortalama enflasyona göre artış yapmak, işçi ve memurun göreceli refahını düşürüyor. Zenginin harcamaları içinde gıdanın payı düşük olduğu için işçi ve memura daha az zam yapılıyor. İşçi ve memurun hakkı yeniliyor. Devlet ve İşveren, memur ve işçiden gizli ve haksız gelir sağlamış oluyor.” (Esfender Korkmaz, Yeniçağ)


6.2.2017 - Hileli enflasyon oranları bile yüksek “Son iki ayda, yani aralık ve ocak aylarında TÜ- FE toplamda yüzde 4.14 artış göstermiş. Yİ-ÜFE'deki artış ise yüzde 7.08'i bulmuş. Dikkat; yalnızca iki ayda oluyor bu artışlar. Son dört aydaki durum ise şöyle: TÜFE'deki artış yüzde 6.19, Yİ-Ü- FE'deki artış yüzde 10.13 olmuş.” (Alaadin Aktaş)


7.2.2017 - IMF raporuna göre Türk firmaları borç batağında “Raporda özel sektörün döviz borcu riski, en acil ve kritik sorun olarak geniş yer alıyor. En büyük ilk 100 firma içinde ilk 20’nin kur ve faiz şokunu kaldırabilecek durumda olduğu, ancak ikinci gruptaki 80 dev firmanın ciddi hasar görebileceği bilgisine yer veriliyor. Bu gruptaki firmalara ilişkin önlemlerin çok acil ve önemli olduğu özellikle vurgulanıyor.” (İsmet Özkul)


15.02.2017 - DİSK-AR’dan işsizlik raporu: Son 10 yılın en yüksek işsiz sayısı DİSK-AR şubat ayı İşsizlik ve İstihdam Raporu’nu yayınladı. Rapora göre son 10 yılın en yüksek işsiz sayısı kaydedilirken bir yılda 590 bin kişi işsiz kaldı, resmi işsiz sayısı 3 milyon 715 bine yükseldi.Raporda dikkat çeken diğer veriler de şöyle: Genç kadın işsizlik oranı bir önceki yılın Kasım ayına göre 6,9 puan artarak 28,6’ya yükseldi. Kasım 2015’te 5 milyon 978 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı Kasım 2016’da 6 milyon 611 bine yükseldi. Geniş tanımlı işsiz sayısı 633 bin kişi artarak yüzde 20 olarak gerçekleşti. Tarım dışı kadın işsizliğindeki artış sürüyor. Tarım dışı kadın işsizliği 3,5 puan artarak 20,7’ye yükseldi Kasım 2016 döneminde genç (15-24 yaş arası) işsizliği bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,5 puan artarak yüzde 22,6’ya yükseldi. Tarım dışı genç işsizliği ise yüzde 25,4 seviyesine yükseldi. (sendika.org)


20.2.2017 - 65 yaş üstü iş başvuruları geçen seneye göre yüzde 13 arttı İŞKUR’a Aralık 2016’da 65 yaş üstü 331 kişi iş başvurusunda bulunmuştu. 2017 Ocak’ta bu sayı yüzde 13.6 artış göstererek 376’ya yükseldi. Aralık 2016’da Türkiye İş Kurumu’na 65 yaş üstü 331 kişi iş başvurusunda bulunurken, 2017 Ocak’ta bu sayı yüzde 13.6 artış göstererek 376’ya yükseldi. Bağımsız Sağlık-Sen’in Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ve Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden yaptığı hesaplamaya göre, yalnızca Ocak 2017’de İŞKUR’a 1010’u 60-64 yaş aralığında, 376’sı ise 65 yaş üstü olmak üzere toplam 1386 kişi iş başvurusunda bulundu. Başvuruda bulunanların büyük bir çoğunluğunu erkekler oluşturdu. (t24.com.tr)


11.02.2017 - 13 bin şirket iflas edecek Alacak sigortası alanında faaliyet gösteren Euler Hermes’in “İflaslar: Buzdağının Görünün Ucu” başlıklı son ekonomik görünüm raporuna göre, 2016’da yüzde 2 azaldığı tahmin edilen küresel iflaslar, 2017’de yedi yıldır ilk kez artış kaydederek yüzde 1 artacak. Bu yıl dünya genelinde 10 ülkeden 6’sında iflasların artması beklenirken, incelenen ülkelerin yarısından fazlasında kriz öncesi seviyenin üzerinde seyredecek. Rapora göre Türkiye de iflasların güçlü artış gösterdiği ülkeler arasında yer alıyor. Euler Hermes, Türkiye’de iflasların 2017’de yüzde 5 artacağını öngördü. Rapora göre 2016’da ise iflaslarda yüzde 10 azalma gerçekleşti. Buna göre 2015’te 13 bin 701 şirket iflas ederken, yüzde 10 azaldığı düşünülürse 2016 için bu rakam 12 bin 331 olarak hesaplanıyor. İflasların 2017 yılında ise 13 bine çıkması bekleniyor. 2003-2007 ortalamasına oranla geçen yıl Türkiye’deki iflaslar yüzde 37 arttı. (cumhuriyet.com.tr)


8.2.2017 - Sanayi üretimi düşüyor Sanayi üretim endeksi aralıkta, bir ay önceye göre artmadı. Yüzde 0.2 geriledi. Sanayi üretimi canlanamıyor. Aylık artış bir ay önce, kasımda sıfırdı, aralıkta yüzde 0.2 geriledi. Sanayi üretiminin lokomotifi imalat sanayii... İmalat sanayiinde aylık üretim artışı Kasım 2016’da yüzde 0.2 gerilemişti. Aralıkta kasımdaki gerilemenin üzerine çıkılamadı. Sanayi üretiminde aylık değişimler önemli ama yılın bütünü daha da önemli. Yıllık değişim ise yıllık ortalama sanayi üretim endeksinden izlenir. 2014’te sanayi üretimde yıllık artış yüzde 3.5 olmuştu. 2015’te yüzde 3.0 oldu. 2016 yılı sanayi üretim endeksinde ortalama artış yüzde 1.8 oranında. İmalat sanayiinde 2014’te ortalama üretim artışı yüzde 3.1 iken, 2015’te yüzde 3.4 oldu. 2016’da yüzde 1.4’e indi. (Milliyet)


13.2.2017 - Faizler yükseliyor! Tüm çağrılara, aba altından çıkarılıp açık açık gösterilen sopalara rağmen kredi faizleri usul usul artmış ve son olarak 3 Şubat itibariyle yüzde 15.1’e gelmiş. Hem biliyoruz ki bu çıplak faiz oranıdır. Bu faize bir takım yükler gelmekte ve toplam maliyet daha yüksek oranlara ulaşmaktadır. (Alaattin Aktaş) (Dolar yükseldikçe borçların artması, sanayi üretiminin düşüşe geçmesi ve faizlerin yükselişe geçmesi, tüm bunların aynı anda olması ciddi bir krizin habercisi olabilir.)


14.2.2017 - Cari açık artıyor Türkiye ekonomisinin "yumuşak karnı" olarak bilinen cari işlemler açığı, 2016 yılında, önceki yıla göre hafif artışla, 32.2 milyar dolardan, 32.6 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankası'nın verilerine göre, cari işlemler açığı, Aralık ayında 4 milyar 268 milyon dolar oldu ve bunun sonucunda, 2016 yılı cari işlemler açığı 32 milyar 605 milyon dolara çıktı. (Hürriyet)


4.2.2017 - The Economist dergisine göre Türkiye ekonomisi ciddi sorunlar yaşıyor - The Economist’in bu haftaki (4 Şubat tarihli) sayısında, “Yükselen Pazar” (YP) ülkeleriyle ilgili iki değerlendirme var. Derginin görüşünü yansıtan yorumların yer aldığı bölümdeki ilk değerlendirmede, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) aşırı gevşek para politikasını terk etme eğiliminin ve Başkan Trump’ın milliyetçi – korumacı bir dış ticaret politikası izlemeye kararlı görünmesinin YP ülkelerini olumsuz etkileyebileceği ileri sürülüyor. Daha sonra hangi YP ülkelerinin bu gelişmelerden daha fazla etkileneceği değerlendirilirken en olumsuz etkilenecek ülkeler sıralamasında Türkiye’nin başı çektiği belirtiliyor. Türkiye’nin kısa vadeli sıcak para girişleriyle finanse edilen büyük bir cari açığa ve yüklü miktarda dış borca sahip olduğu, ayrıca yüksek enflasyon sorunuyla karşı karşıya bulunduğu ifade ediliyor. Türkiye Merkez Bankası’nın da, yüksek faizin enflasyona yol açtığına inanan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından baskı altında tutulduğu için enflasyona karşı önlem almakta yavaş davrandığı ileri sürülüyor. İstanbul mahreçli ikinci yazıda da son dönemde YP ülkelerinin çoğunda bir toparlanma görülürken Türkiye’nin bu kervana katılamadığı ve çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya bulunduğu ifade ediliyor. Türk Lirası’nın hızla değer kaybetmesinden sorumlu tuttuğu “faiz lobisi”ne ateş püsküren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bu ülkeyi seviyorsanız dolarlarınızı bozdurun” çağrısıyla toplumun “vatanseverlik rezervlerini” harekete geçirmek istediğini belirten The Economist, bu yöntemlerle ekonominin sorunlarını çözmenin mümkün olmadığını vurguluyor. The Economist, cari açık sorunu yaşayan ve dış borcu büyüyen Türkiye bu nedenle yabancı sermaye kaçışı yaşayabileceğini ve 2007’nin de Türkiye için bir kayıp yol olabileceğini de vurguluyor. The Economist, Türkiye’nin aslında herkesin bildiği ama bugünkü koşullarda çözümlenmesi zor görünen sorunlarına değinmiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sürece katkısını vurgulamış. (Özetleyen: Deniz Gökçe)


16.02.2017 - Örtülü ödenek geçen yılın ocak ayına göre yüzde 58,4 arttı 2016’da rekor harcama yapılan “örtülü ödenek”ten yılın ilk ayında da büyük harcama yapıldı. Nereye gittiği, neye harcandığı kayıt dışı olan ödeneği kullanma hakkı cumhurbaşkanı ve başbakana ait. Harcaması cumhurbaşkanı ve başbakana ait olan ve kayıt dışı olarak bilinen “Örtülü ödenek” yılın ilk ayında rekor kırdı. Geçtiğimiz yılın ilk ayına göre yüzde 58,4 artan örtülü ödenek harcamaları bir ayda 163,8 milyon lira oldu. (Evrensel)


27.2.2017 Protesto edilen senetler sürekli artıyor 2015'in ocak ayında protesto edilen senetlerin tutarı 795 milyondu, geçen yılki tutar 942 milyonu buldu, bu yıl ise 1.3 milyara ulaşıldı.Protesto edilen senetlerin tutarı son bir yılda yüzde 36 artmış oldu. Bu son bir yılda enflasyonu yüzde 10 kabul etsek bile yüzde 25'e yakın reel bir artış var. (Dünya)

 

25.2.2017 Milletvekillerinden rekor harcamalar - Habertürk Gazetesi'nden Saliha Çolak'ın haberine göre, makam sahibi vekiller araçlarıyla 4 milyon km yol yaptı TBMM’de Başkanlık Divanı üyesi milletvekillerinin tartışmalara yol açan yüksek haberleşme harcamalarının ardından, makam araçlarında kullanılan akaryakıt faturaları da ortaya çıktı. Divan üyelerinin yanı sıra grup başkanvekilleri ve komisyon başkanlarına verilen makam araçlarıyla ağırlıklı olarak seçim çevrelerine yapılan seyahatlerin bilançosu belli oldu. Buna göre, son 1 yıl içinde Meclis’te 71 makam sahibi milletvekilinin yol gideri toplam 1 milyon 363 bin 791 TL olarak kayıtlara geçti. Bu araçlarla toplam 3 milyon 956 bin 286 km yol yapıldı. Bu miktar dünyanın etrafında 98 tura denk geliyor. Makam araçlarıyla toplam 352 bin 702 litre de yakıt harcandı. 71 vekilden 47’si ise dünyanın etrafını birden fazla dolaşacak kadar yol yaptı. (Hürriyet)

 

Son Üç Ayda Patronlara Verilen Başkanlık Rüşvetleri

200 Milyar Dolarlık Varlık Fonu’nun Kurulması “Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi, TBMM’nin 19 Ağustos’ta kabul ettiği 6741 Sayılı Kanunu’nun 26 Ağustos 2016’da Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla yürürlüğe girmişti. (Doç. Dr. Akçay)


Türkiye Varlık Fonu'na özelleştirme kapsamında bulunan bazı şirketler ile Hazine uhdesinde yer alan birçok önemli kamu sermayeli şirketlerin hisseleri devredildi.  Buna göre, ilk olarak Resmi Gazete'de 7 Ocak'ta yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkındaki 680 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile at yarışları ve şans oyunlarına ilişkin lisans haklarının 49 yıllığına Türkiye Varlık Fonuna devredilmesine karar verildi.  Bakanlar Kurulunun dünkü kararıyla da Ziraat Bankası AŞ, Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ), Türkiye Petrolleri AO (TPAO), Posta ve Telgraf Teşkilatı AŞ (PTT), Borsa İstanbul AŞ, Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme AŞ'nin (TÜRKSAT) sermayelerinde bulunan Hazineye ait hisselerin tamamı,Türk Telekomünikasyon AŞ'nin yüzde 6,68 oranındaki Hazineye ait hissesi ile Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Çaykur) fona aktarıldı.  Ayrıca mülkiyeti Hazineye ait Antalya, Aydın, İstanbul, Isparta, İzmir, Kayseri ve Muğla'da bulunan bazı taşınmazların tahsisleri kaldırılarak Fona devredildi.  Savunma Sanayii Destekleme Fonuna ait veya bu fonun tasarrufunda bulunan 3 milyar lira tutarındaki kaynağın en geç aktarım tarihini izleyen 3 ay içinde geri ödenmek kaydıyla Varlık Fonuna aktarılması kararlaştırıldı.  Özelleştirme Yüksek Kurulunca Türk Hava Yolları'nın (THY) yüzde 49,12 ve Halkbank'ın yüzde 51,11 oranındaki hisselerinin özelleştirme kapsam ve programından çıkarılarak Türkiye Varlık Fonu'na devrine karar verildi. (Dünya Gazetesi)


“Kamunun elindeki atıl fonlar ve gayrimenkullerle TVF'nin kısa sürede 200 milyar lira büyüklüğe ulaşabileceği öngörülüyor.” (Dünya Gazetesi)


“Altyapı yatırımlarında kredi mekanizmasının, dolayısıyla yüksek sayılabilecek faizlerin yerini alacak, faiz dışı enstrümanları uygulamaya sokacak bir mega fon ile karşılaşabiliriz.” (Abdurrahman Yıldırım)


“Ülkemizde bu tür projeler, Hazine garantili dış kaynak kullanımı, Yap-İşlet-Devret modelleriyle finanse ediliyordu. Şimdi bunlara, Varlık Fonu garantisiyle dış kaynak bulma arayışı eklendi.” (Osman Arolat) “Bugüne kadar dış borcu özel sektör ve bankalar bulmuştu. Şimdi fon borçlanacak.” (Güngör Uras) “Hükümetin yapmak istediği belli; büyük altyapı yatırımlarını önce bütçeden yaptı, kaynak kalmayınca yap-işlet-devret modeli dahil dış kaynak bulup yapmaya devam etti. Artık o yol da bitti şimdi büyük kamu varlıklarını bir fona koyup, bu fonu borçlandırıp, büyük altyapı yatırımlarını finanse edecek.” (Erdal Sağlam)


“Varlık Fonu’yla:


-Sermaye piyasalarında büyüme ve derinleşme hızlanacak.


-Arz güvenliğini sağlamak üzere, Türkiye için önem taşıyan petrol, doğalgaz gibi yurt dışındaki stratejik sektörlere bürokratik kısıtlamalara bağlı olmadan doğrudan yatırım yapılabilmesi gerçekleştirilecek.


-Bu fon, ekonominin yapısal sorunlarını aşmakta katkı sağlamanın yanı sıra dış politikanın önemli bir enstrümanı olarak Türkiye’nin uluslararası arenada daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.” (Mahfi Eğilmez).


“Açık ki, var olan, bu fona aktarılarak Türkiye'nin bu şirketlerde mevcut devasa sermayesi merkezileştirilmektedir. (...) Bu fon, kamunun elinde olan, tekil sermayeleri (şirketleri, tekelleri) bir bütün olarak birleştiriyor. Bu birleştirmede -merkezileştirmede- yeni bir değer yaratılmıyor; sadece ve sadece çok sayıda sermaye birimleri bir araya getirilerek daha büyük sermaye elde ediliyor.” (İbrahim Okçuoğlu)


“Başka yerlerde birçok kapitalistin elinden çıkan sermayeler, burada, tek bir kapitalistin elinde büyük bir kitle halinde toplanır. İşte bu, birikim ve yoğunlaşmadan farklı olarak, gerçek anlamda sermayenin merkezileşmesidir” (Marx, Kapital, C. I, s. 654).


“Fon...kamu kaynaklarının özel sektöre transferinden başka bir anlama gelmiyor.” (Doç. Dr. Akçay) “Vergi ödemeyeceği ve diğer kamu kaynaklarını da gelir olarak kullanacağı için, bir yanda kamusal gelir kaybına, diğer yanda, kamu zararına neden olabilecek.” (Güngör Uras)


Varlık Fonu’nda herhangi bir demokratik denetim mekanizması yok.” (Doç. Dr. Akçay) “Fon, serbest rekabete hiçbir biçimde açık olmayacak (tekel konumunda olacak), kamuya (diğer kamu kuruluşları benzeri şekilde) hesap vermeyecek (Bu nedenle de şeffaf olmayacak), doğrudan Başbakan’ın tasarrufu altında faaliyet gösterecek.” (Güngör Uras) “Varlık Fonu'yla ilgili olarak; Sayıştay denetimi dışında tutulması, fon yöneticilerinin uygulamalardan dolayı sorumlu tutulmayacak olmaları, ihalelerin istenilen şirkete, istenilen fiyattan verilmesinin mümkün bulunması, özel sektörde zor durumda olan şirketlerin fona devrinin mümkün kılınması gibi bir dizi eleştiri konusu var.” (Alaaddin Aktaş)


“Bir arkadaşım, kısa süre içinde “banka borçları nedeniyle zor durumda olan bazı şirketlerin kurtarılması işleminde kullanılabileceği”  tahmininde bulundu. Bunu duyunca bir süredir bankacılardan duyduğum “Bazı büyük şirketleri devletin el atıp kurtarmasını bekliyoruz” sözlerini hatırladım. Zor durumda olan bankalara yüklü borçları olan, bu nedenle bankaların bilanço yapmakta artık zorlandıkları şirketlerden söz ediyorum. Çünkü bir süredir Hükümet bu bankalara alacaklı oldukları şirketlere ilişkin kredileri bekletmeleri, kendilerinin bu işleri halledecekleri söyleniyor. Devlet niye özel sektörün bu tür işlerine giriyor derseniz; çünkü özel bankaların bu şirketlere ve kişilere yüklü miktarda krediler verilmesi istenmişti. Şimdi bu durumu düzeltmeleri gerekiyor, o nedenle bu şirketlere kaynak arıyorlar. (Erdal Sağlam)


*

İhracatçılara Faizsiz Kredi Binali Yıldırım tarafından açıklanan Ekonomi Koordinasyon kararlarına göre ihracat yapan işletmelerin tümüne devlet destekli faizsiz kredi imkanı sağlandı.

16.02.2017 - İşçinin parasıyla kaçak işçi çalıştıran patronlara teşvik! AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın imzasıyla 8 Şubat’ta Meclis’e sunulan ‘Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nden, işçileri sigortasız çalıştıran patronlara teşvik kıyağı çıktı. Mevcut yasaya göre, kaçak işçi çalıştırdığı belirlenen işyerlerinin istihdam teşvikleri 1 yıl süreyle kesiliyor. Yasa teklifinin 11’inci maddesinde ise bu sürenin 1 aya indirilmesi öngörülüyor. (birgun.net)


Devlet Patronlara Kefil  Merkez Bankası’nın yayınladığı raporda gerçekleştirilen büyük altyapı projeleri için 46 milyar dolar dış borç kullanıldığı, bunun da 31 milyarlık bölümünün Hazine’nin koruması altında aldığı (yani devletin patronlara kefil olduğu) belirtildi.


Patronlar İçin Dolar 3.15 lira Binali Yıldırım kamunun özel sektörden tahsil edeceği 10 milyar doları döviz değil, TL olarak alacağını TÜSİAD’ın Ankara’daki Yüksek İstişare Konseyi’nde açıkladı.


KOBİ’lere "Nefes" Kredisi  KOBİ’lere yıllık yüzde 10’un altında faizle kredi kullandırılmasını amaçlayan “Nefes kredisi” uygulamaya girdi.


Sonu Gelmeyen Teşvikler. Sonuç: Sıfır Vergi: Bir burjuva iktisatçı (İsmet Özkul) devletin patronlara verdiği teşviklerin ne dereceye vardığını şöyle özetliyor: “Şu anda öyle teşvikler var ki adeta girişimciler tüm yatırım maliyetlerini vergi ödemeyerek devletten geri tahsil edecek durumda.”


Geçmiş Vergi Borçları da Silindi Vergilerin pratikte ortadan kaldırılması bir yana, yurtdışından gelen “varlığa” yönelik “nereden buldun” sorusunun artık sorulmayacağının yetkili ağızlardan ifade edilmesiyle geçmişe ait vergi borçları da silinmiş oldu.


Maaşları patronlar yerine devlet veriyor (tabii ki ezici kısmını kitlelerden aldığı vergilerle) Devlet patronların vermesi gereken maaşları da veriyor Resmi yetkililerin yaptıkları açıklamalara göre, 2016’nın ilk 10 ayında destekten 1.449.425 işyeri, 8.739.362 işçi için yararlanılmış ve ayda yararlanılan destek tutarı 715 milyon 642 bin TL olmuştur. 2016’nın ilk 10 aylık verileri dikkate alındığında da, 2016’nın tamamında parasal anlamda işverenlere sağlanan asgari ücret destek tutarı yaklaşık 8.5 milyar liraya ulaşacaktır. 2016’da sağlanan asgari ücret desteğinin 2017 yılında da devam etmesi amacıyla Hükümet tarafından hazırlanarak TBMM’ye 16.12.2016 tarihinde gönderilen “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” da asgari ücret desteği ile ilgili düzenleme öngörülmüştür. (Dünya Gazetesi)


Yandaşlara Servet Transferi "Darbe girişimi" sonrası el konan şirketler gizlice yandaşlara mı satılıyor? Financial Times'ın Salı günü yayınladığı Türkiye yatırım raporunda ilginç bir detay var. İddiaya göre AKP, "darbe girişimi" sonrası el konan şirketleri 21 Kasım'da satışa çıkartmış ve yandaş patronlar bu şirketleri ucuza kapatmak için sıraya girmiş durumda. (sol.org.tr) (Kasım ayında Bloomberg’de “Erdoğan’ın kovuşturmaları yeni oligarklar için on milyar dolarlık pazar açacak” başlıklı bir haber yapılmış, Gülen cemaatine yakın şirketlere ait on milyar dolar değerinde hissenin yandaş firmalara verileceği belirtilmişti. Devlet burjuvaziye, yukarıdaki haberlerde gördüğümüz desteklerin yanı sıra, servet transferleri yoluyla da kaynak sağlıyor.)


Başbakan Yardımcısı’ndan yabancı şirketlere açık çek Türkiye'ye yapılan uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 75'inden fazlasını temsil eden şirketleri çatısı altında toplayan Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Başbakan Yardımcısı Şimşek ile uluslararası şirketlerin Türkiye’deki ve yurt dışındaki üst düzey yöneticileri arasında dün telekonferans organize etti. Şimşek, yaklaşık 200 uluslararası şirketin üst düzey yöneticisinin katıldığı görüşmede, Türkiye’deki yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik hükümet tarafından son dönemde uygulamaya konulan teşvikler ve yeni yasal düzenlemeler hakkında bilgi verdi. Şimşek, ekonomi ve politik mevcut gündeme ve beklentilere ilişkin soruları da yanıtladı. (Akşam) (Ekim ayında, Başbakan Binali Yıldırım otomotiv, enerji, bilişim, havacılık sektörlerinde ve yatırın fonu yönetiminde öne çıkmış uluslararası sermaye gruplarının temsilcileriyle bir araya geldiği Türkiye Yatırım Danışma Konseyi’nin Dokuzuncu Toplantısı’nda şu sözleri söylemişti: “”Bizim yönetim olarak görevimiz, sizlerin işini kolaylaştırmak iş yapma kararlılığınızı artırmak. İşi, üretimi, yatırımı siz yapacaksınız. Ürettiğiniz malı siz pazarlayacak, parayı siz kazanacaksınız; bize düşen görev de sizin önünüzü açmak, çözüm üretmek, engelleri kaldırmak.”


Patronlara Kaynak: Bireysel emeklilik sistemi Bireysel emeklilik sistemine zorunlu katılım Ocak ayında başlıyor 15 Temmuz sonrası patronlara kaynak aktarma araçlarından biri olarak gündeme gelen Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) zorunlu katılım uygulaması 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren uygulamaya konulacak. Zorunlu katılım yaklaşık 17 milyon çalışanı kapsıyor. Mevcut BES’te halen yaklaşık 6,5 milyon kişi olduğu düşünülürse, zorunlu katılım ile patronlara 10 milyonun üzerinde sayıda ücretliden oluşan ek bir havuz kaynak yaratılmış oluyor. Hedefledikleri miktarın 100 milyar lira civarında olduğunu söylüyorlar. Patronlar için güzel olan kaynağın doğrudan işçinin ücretinden elde edilmesi.Her ay işçinin bürüt ücretinin yüzde 3’ü kadar kesinti ilgili bireysel emeklilik şirketine yatırılacak. En düşük ücret olan asgari ücretten kesilecek miktar 49 lirayı buluyor. Tabi sene başında asgari ücret arttığında bu tutar da artacak. Kesinti, daha yüksek ücretlerde 320 liraya kadar çıkıyor. Üstelik Bakanlar Kurulunun bu miktarı yükseltme yetkisi bulunuyor. BES’e zorunlu katılım, “ikinci emeklilik” olarak pazarlanıyor. Halbuki BES, hem emeklilik yaşının kademeli olarak yükseltildiği hem de emekli maaşı bağlama oranının kademeli olarak düşürüldüğü SGK emekliliğinin, yani “birinci emekliliğin” tamamen tasfiyesini hedefliyor. BES’e zorunlu katılımın ilk özeti budur: 33 yıl para öde, kalan ömründe asgari ücretin beşte biri kadar emekli maaşı al! Diğeri ise bir adım sonrasında emekliliğin kamusal vasfı ve güvencesinin tamamen tasfiyesidir. (sol.org.tr)


31.1.2016 - Vergi affının taksit ödemelerine af! “Maliye çıkardığı vergi ve prim afları yetmemiş gibi, artık affın taksit ödemeleri için de af çıkarmaya başladı. Son kararla 2016’da çıkan, bu yıl ocak sonuna kadar ödenecek taksitlere, mayıs ayı sonuna kadar süre tanındı, affın affı getirilmiş oldu. Bu kararla Maliye Bakanlığı’nın mükelleflere verdiği mesajlardan biri; “Kendinizi zorlamayın affın taksidini daha sonra ödersiniz” oldu, yani artık kimse mayıs sonuna kadar affın zamanı gelen taksitlerini ödemez.” (Hürriyet, Erdal Sağlam)


Özelleştirme İhalelerini Kazananlara Dolar Kıyağı Kamu kurumlarının döviz alacakları 2 Ocak kurundan sabitlendi. Kamuya borçlu olanlar, 2017 yılı sonuna kadar döviz borçlarını dolar 3.53 TL, euro 3.70TL sabit kur ile ödeyecekler. Kamu kurumlarının, yabancı para cinsinden yurtiçi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarına, borçlunun talebi üzerine 2 Ocak TCMB döviz alış kurundan, yıl sonuna kadar TL olarak tahsil edebilme hakkı getirildi. Bu uygulamadan, özelleştirme borçlarının taksitlerini ödeyenler, kamu ihaleleri nedeniyle borçları olanlar, değişik nedenlerle kamuya döviz borcu olanlar yararlanacak. Döviz borçlularının çoğunu, halka dövize endeksli hizmet satanlar. Örneğin köprü borçlusu borcunu sabit kur ile ödeyecek ama, halka hizmeti cari döviz kuru karşılığı TL ile satacak. döviz borçluları genelde borçlarını yurtdışından dövizle borçlanarak ödeme durumunda iken, TL ile ödeme imkanına kavuşunca, dışarıdan döviz getirme derdinden kurtulacaklar. (Dünya Gazetesi) (“Kamu kuruluşlarına olan döviz borcunun özelleştirme ihalelerinde kazanan döviz bazında ödemeleri olan özel sektör kuruluşlarına kıyak olduğu ortada. ...Özetle; hükümet kurları durduramadığı için, kur artışından zarar gören kesimleri rahatlatmaya başladı.” (Erdal Sağlam)


14.02.2017 -  Patronlara sigortasız çalıştırma “teşviki”: Sigortasız çalıştırma teşviki TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından hazırlanan torba yasa ile kaçak işçi çalıştırmanın önü açılıyor. AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş imzası taşıyan kanun teklifi ile sigortasız işçi çalıştırdığı ya da bildirilen kişilerin fiilen çalışmadığı tespit edilen işletmelere verilen 1 yıl süreyle teşviklerden yararlanamama cezası, 1 aya indirilecek. Düzenleme kaçak, sigortasız, asgari ücretin altında işçi çalıştırmanın önünü açacak, iş cinayetlerini artıracak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının şubat 2017 verilerine göre, Türkiye’de kayıt dışı istihdam oranı yüzde 33. (evrensel.net)


10.02.2017 - İstihdam teşvikleri işsizlik fonundan karşılanacak Maliye Bakanı Naci Ağbal, istihdam teşvikleri için ayrılan 12.3 milyar liralık kaynağın 11 milyar lirasını İşsizlik Fonu'nun üstlendiğini açıkladı. TRTHaber'in canlı yayınında soruları yanıtlayan Ağbal, verilen destekle birlikte asgari ücretle bir işçi çalıştıran işverenin maliyetinin 773 lira azalarak 1,404 liraya gerilemiş olacağını söyledi. (evrensel.net)


KHK’den İşsizlik Fonu yağması Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından başlatılan "istihdam seferberliğinin" altından İşsizlik Fonu’nun yağması çıktı. Sabah açıklanan yeni kanun hükmünde kararname (KHK) ile bu yıl sonuna kadar işe alınacak her kişi için, İşsizlik Fonu’ndan şirketlere günlük 22 lira 22 kuruş ödeme yapılması kararlaştırıldı. (evrensel.net, 09.02.2017)


Yeniden borç yapılandırmaları ve kolay kredi imkanları “Hükümet önce bankalar ve turizmcilerin talebiyle, turizm kredilerinde yeniden yapılandırma kararı adı. Daha sonrasında kararlar ardı ardına geldi; tüm krediler için yeniden yapılandırma getirildi. Bankaların sermaye yeterlilikleri düşmesin diye bazı kalemleri istisna saydılar. Ardından şirketlerin taşınır taşınmaz tüm mallarının teminat olarak gösterilmesi sağlandı. Yetmedi; eski görev zararı benzeri, sübvansiyonlu kredi verip Hazine’ye fatura etme imkanını getirdiler. Bu arada sicil affı getirerek, kredi alıp ödememeyi alışkanlık hale getirmiş, bu nedenle kara listeye girmiş şirketlere af getirip, yeni kredi alma imkanı tanıdılar. Son olarak da, başından beri bence yanlış olan, bankacıların zimmet maddesini yumuşattılar. Yeniden yapılandırma ve sicil affına girenlere yeniden kredi verebilmeleri için banka yöneticilerin ellerini rahatlattılar. Tüm bunlar ekonomide frenin kalmadığı son 2 yılda oldu. Kamu bankaları yöneticilerinin kredi için gelen siyasi taleplere direnme imkanı kalmadı. Benzer yöntemleri 2000 yılı öncesindeki hükümetler de denemiş, sonunda kamu bankalarını 23 katrilyon Hazine tahvili alacak kadar zor duruma sokmuşlardı.” (Erdal Sağlam, 13.2.2017)


Faizsiz KOSGEB kredileri “KOSGEB, 50 bin liralık faizsiz kredi uygulaması başlattı; başvuru 500 bine ulaştı herkese bu kredinin verileceği söyleniyor. Bunun gibi KGF’den yükü Hazine’yi binmek üzere, yeni sübvansiyonlu krediler oluşturuldu.” (Erdal Sağlam)


Reeskont kredileri dövizle değil, TL ile geri ödenecek TCMB ihracatçıya kullandırdığı reeskont kredilerinin geri ödemelerini döviz yerine TL ile yapabilecekleri kararını aldı. (Abdurrahman Yıldırım)


İhracatçıya “süper” destek Hazineden esnaf ve ihracatçıya kredi kolaylığında ikinci bir müjde geldi. Yapılacak yeni düzenleme ile Eximbank’ın yanı sıra diğer bankalar aracılığıyla da ihracatçılara yüzde 100’e kadar kefalet sağlanabilecek. Ayrıca, kefalet yararlanıcılarından alınan komisyon ücreti de sıfırlanacak. (Yeni Şafak)


Devletten sermayeye “maaş desteği” Türk-İş’ten onay  Meclisin Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülerek torba yasaya eklenen öneriyle, sendikalı ve toplu sözleşme yapılan, asgari ücretin üzerinde maaş verilen işletmelerde patronlara işçi başına aylık 100 TL civarı destek verilecek. Daha önce asgari ücret üzerinden verilen desteğin, asgari ücretin üzerinde maaş verilen işyerlerinde de verilebilmesi için, 2 bin 550 TL olan üst sınırın kaldırıldığı belirtiliyor.  (Kızıl Bayrak)


Bakanlar Kurulu imzaladı: Patronlara yeşil pasaport dağıtılıyor Bakanlar Kurulu, ihracat sektöründeki patronlara üst düzey kamu görevlilerine verilen ve bir dizi ayrıcalığı olan yeşil pasaport dağıtılmasını öngören kararı imzaladı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, "İhracatçıya yeşil pasaport kararı Bakanlar Kurulunda dün imzadan çıktı, yakında dağıtılmaya başlanır" dedi. (sol.org.tr)


Sonuç: İhracatçılar Hükümete Müteşekkir: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi "Başbakanımıza, Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekci'ye diğer bakanlarımıza ihracata verdikleri destekler için teşekkür ediyoruz” dedi. (dunya.com)


Nasıl teşekkür etmesinler? Hangi patron böyle bir hükümeten şikayet edebilir?


*

 

Kürdistan’da Sömürgecilik ve Direniş


20.02.2017 - Kirli savaş Xerabê Bava köyünde sürüyor Köyden yansıyan haberlere göre, sermaye devletinin katliam timleri eliyle terör estirilen köyde 3 kişi katledilirken, pek çok kişinin işkenceye maruz kaldığı, evlere “arama” bahanesiyle sürekli baskınlar yapıldığı belirtiliyor. Bu baskınlarda evlerde terör estiren kolluk güçleri, en ufak tepkiye zulümle yanıt veriyor. Evlerden dışarı çıkmanın yasaklandığı, çıkmak isteyenlere ateş açılarak ölüm tehditlerinde bulunulduğuna dikkat çekilirken yiyecek, içecek gibi temel ihtiyaçların karşılanamadığı, hasta ve yaşlıların bulunduğu ifade ediliyor. Bazı evlerin, ambarlarının içerisindeki hayvanlarla birlikte yakıldığı da yansıyan bilgiler arasında öne çıkıyor.(Kızıl Bayrak)


22.02.2017 - Ülkü Ocağı başkanından Kürt kadınlara tecavüz çağrısı Amsterdam Ülkü Ocakları Başkanı Erim Uğurlu’nun Twitter üzerinden Kürt kadınlarına dönük katliam ve tecavüz çağrısı yaptı. Kürt kadınlarına tecavüzün farz olduğunu ifade eden Erimli, gardiyanların Figen Yüksekdağ’a tecavüz etmesi çağrısında bulundu. Erimli Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda şunları söyledi: “Nusaybin’den ambulanslar çıkıyor, askerlerimiz gerekeni yaptı, Kürt kadınların içine iyi boşalmışlar, ambulans sayısına yetişemiyoruz. Kürt kadınlara tecavüz etmek farzdır, hiç kimse çekinmemeli. Sözlerimin arkasındayım, Kürt kadınlara tecavüz etmek farzdır, adıma başka hesap açıp bu sahte demeyin, yardımınıza gerek yok, sıkıntı yok. Türk yargısına güveniyoruz artık gardiyanlar Figen Yüksekdağ ile rahat eğlenebilir, belinize kuvvet. Kürtleri tek tek öldürüp yakacağız Nusaybin’deki gibi bekleyin.”(Kızıl Bayrak)


17.02.2017 - Savcı, Cizre bodrumlarındaki katliamı “hukuka uygun” buldu! Şırnak’ın Cizre ilçesinde geçtiğimiz yılki operasyonlar sırasında üç binanın bodrumunda 177 kişinin yakılarak katledilmesine ilişkin soruşturma Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapatıldı. Cumhuriyet’in haberine göre; savcılık toplamda 300’ü aşkın sivil insanın öldürüldüğü operasyonların “hukuka uygun” olduğunu, operasyona katılan özel harekat birimlerinin “meşru müdafaa” hakları çerçevesinde bodrumlardaki insanları yaktığını, sivillerin öldürülmesi sırasında meşru müdafaa sınırının aşıldığına dair “herhangi bir delil tespit edilemediğini” savundu. Savcılık, bu kararını güçlendirmek için birinci bodrumdan 18 yaşındaki Muharrem Erbek’in, ikinci bodrumdan 17 yaşındaki Yasemin Çıkmaz’ın ve üçüncü bodrumdan 22 yaşındaki Ramazan Biriman’ın “örgüt üyesi” olduklarını ileri sürdü.(sendika.org)

01.02.2017 - Şırnak'ta 'evet' oyu santajı Şırnak'ta aylar süren sokağa çıkma yasağı sırasında kent merkezindeki evlerin yüzde 70'i kullanılamaz hale gelmişti. AKP tarafından riskli alan ilanı sonrası konut inşaatlarına başlanacakken, Vali tarafından yurttaşlara ev verilmesi için başkanlık referandumunda "evet" şantajı yapıldığı belirtiliyor. (haber.sol.org.tr)

02.02.2017 - Batman'a yerleştirilen Ezidi aileler eksi 15 derece soğukta çadırda kalıyor Batman ve ilçelerinde 4 gün etkili olan kar yağışı nedeniyle İkiköprü beldesine bağlı Uğurca köyünde kar kalınlığı 40 santimetreyi geçti. Ağustos 2016’da Uğurca köyünde kurulan çadırlara yerleştirilen 25 Ezidi aile de eksi 15 derecenin altına düşen bu havada çadırlarda odunsuz ve elektriksiz kaldı. Yetkililere seslenen köy muhtarı acil yardım çağrısı yaptı. (siyasihaber3.org)


05.02.2017 - Ağrı Doğubeyazıt Belediye Eş Başkanları tutuklandı “örgüt propagandası yapmak” ve “örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla mahkemeye sevk edilen belediye eş başkanları Murat Rohat Özbay ve Delal Tekdemir, belediye eş başkan yardımcısı Bülent Erişik, belediye meclis üyeleri Mustafa Ergül, Z. Abidin Kızılay, Halime Keskin ve Bora Çoktin aynı gerekçeyle tutuklandı. (siyasihaber3.org)


05.02.2017 - Rojeva Medya ve Özgürlükçü Demokrasi okuyucularına tehdit Rojeva Medya ve Özgürlükçü Demokrasi  emniyete çağrılan gazete abonelerine, “Bizi zorla abone yaptırdı diye ifade verin” dayatmasında bulunulduğu ileri sürüldü. Dihaber’in haberine göre gazetelere abone olan esnaf ve yurttaşların, TEM Şubesi’ne ifadeye çağrılarak, dağıtımcıların aleyhine ifade vermeye zorlandıkları kaydedildi. İfadeye giden abonelerin, “‘Bizi zorla abone yaptırdı’ diye ifade verin” dayatmasına maruz kaldığı ileri sürüldü. (siyasihaber3.org)

08.02.2017 - İsviçre Adli Tıp Kurumu Cizre raporunu açıkladı Adli Tıp alanında dünyaca tanınmış İsviçre Adli Tıp Kurumu (CHUV), Cizre’de bir grup insanla beraber sığındığı bir binanın bodrumda yakılarak öldürülen Berjin Demirkaya’nın ölümüyle ilgili raporunu tamamladı. Mart 2016 tarihinde Demirkaya’dan arta kalan 3 küçük parçadan birisi üzerinde yapılan analizler, Demirkaya’nın içinde bulunduğu bodrum katı ile diğer iki bodrum katında bulunan insanların ölüm biçimlerine ilişkin tanık anlatımlarını doğruluyor. 36 sayfalık raporda, Demirkaya’dan kalan parça üzerinde söz konusu parçanın vücudun hangi kısmına ait olduğunun tespiti için Antropoloji, Genetik Analiz, Toksikoloji ve Adli Kimya ünitelerinin araştırmaları sonucu ortaya çıkan bulgular analiz ediliyor. Parçada tespit edilen ve mermi olduğu ifade edilen metal parçası, vücutta meydana gelen su kaybı ve yanma biçimi buradaki insanların önce öldürüldüğü ve ardından yakıldığı yönündeki iddiaları güçlendiriyor. (siyasihaber3.org)

09.02.2017 - Zırhlı araç 7 yaşında çocuğun ölümüne neden oldu Mardin’in Dargeçit ilçesinde bulunan Bahçebaşı Mahallesi’nde Emniyet Amirliği yakınında bulunan okulundan eve dönen 7 yaşındaki kız çocuğu zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Okul çıkış saatinde karşıdan karşıya geçen çocuk, zırhlı aracın hareket etmesi sonucu aracın altında kalarak yaşamını yitirdi. (siyasihaber3.org)

 

14.02.2017 - Emniyet Müdürlüğü açıkladı: 37 ilde 834 kişi gözaltına alındı! Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), son günlerde HDP, DBP, HDK ve TJA üyelerine yönelik operasyon ve gözaltılara ilişkin açıklama yaptı. 37 ilde yapılan operasyonda 834 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. (siyasihaber3.org)


20.2.2017 Öğretmen Kürtçe müzik dinleyen 6 öğrencisini savcıya şikayet etti Aydın Anadolu İmam Hatip Lisesi birinci sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Y.B. ve 5 sınıf arkadaşı hakkında, Kürtçe müzik dinleyip halay çektikleri gerekçesiyle okul yönetimi tarafından suç duyurusunda bulunuldu. Y.B. ve arkadaşları sevk edildikleri adliyede adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Aydın Anadolu İmam Hatip Lisesi birinci sınıf öğrencisi Y.B. ve 5 arkadaşı, ders arasında Kürtçe müzik dinleyip eğlenirken, okulun rehber öğretmeni tarafından görüldü. İddiaya göre öğretmenleri, müzik dinledikleri bellek kartını alarak öğrencilerin dinlediği parçaları başka bir yere kopyaladı. Daha sonra durumu okul yönetimine anlatan rehberlik öğretmeni, okul idaresi ile birlikte öğrenciler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine 6 öğrenci, savcılığın talimatı üzerine polis tarafından geçen 14 Şubat'ta ifadeye çağrıldı. Babası A.B. (36) ile birlikte Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi'ne giden Y.B. ve arkadaşları, 'Terör propagandası yapmak' suçundan adliyeye sevk edildi. Mahkemede yetersiz delil sebebi ile adli kontrol şartıyla serbest kalan öğrencilerin, bu yaşadıklarının ardından psikolojik sorunlar sebebi ile okula gitmedikleri, okula giden öğrencilerin ise arkadaşları tarafından dışlandıkları belirtildi. (siyasihaber3.org)

 

Emperyalizm ve Halklar


08.02.2017 - Yeni CIA başkanı ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştiriyor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmenin ardından CIA'in yeni Başkanı Mike Pompeo'nun yarın Türkiye'ye geleceği açıklandı. Görüşmenin ardından açıklanan ziyaret, CIA'in yeni başkanının ilk yurt dışı ziyareti olacak. (cumhuriyet.com.tr)


07.02.2017 - Afganistan’da 2016’da 11 bini aşkın kişi katledildi - Afganistan’da süren gerici savaşta katledilenlerin sayısı 2016 yılında en yüksek noktaya ulaştı. Bir yanda emperyalist işgal güçleri ve onların paravan Kabil devleti diğer tarafta dinci Taliban güçleri arasında süren gerici çatışma ülkeyi yıkıma sürüklerken, çocuklar başta olmak üzere kitlesel olarak katliamlara yol açıyor. Birleşmiş Milletler’in açıkladığı rapora göre Afganistan’da 2016 yılında gerici savaştan dolayı hayatını kaybedenlerin sayısı 11 bin 418 oldu. Gerici savaşlarda her zaman olduğu gibi yine en çok çocuklar etkilendiler. 2016 yılında çocuk ölümleri yüzde 24 artarak 3 bin 512 ulaştı.(Kızıl Bayrak)


21.2.2017 Rusya ile Suudi Arabistan arasında silah pazarlığı Rusya Sanayi ve Ticaret Bakanı Denis Manturov, Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki silah ticaretine dair bilgi verdi. Sputnik'in haberine göre Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen Ortadoğu'nun en büyük savunma sanayii fuarı IDEX-2017'de konuşan Manturov, "Suudi Arabistan ile hem uçaklar, hem de kara taşıtları konusunda görüşmeler yapıldı. Detayları açıklayamam, ancak görüşmeler sürüyor" diye konuştu. Öte yandan Manturov, Ortadoğu ülkelerinden bir tanesiyle T-90MS tanklarının satışına ilişkin büyük bir anlaşmanın imzalandığını açıkladı. Rus yetkili, T-90MS'lerin satış anlaşmasının, yapılan birçok testten sonra Aralık ayında imzalanmış olduğunu sözlerine ekledi. (sol.org.tr)


24.02.2017 - Bolluk içerisindeki dünyada insanlar açlıktan ölüyorlar - BM ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) yaptıkları açıklamada 1,4 milyon çocuk ve 100.000 yetişkinin açlıktan dolayı ölümle yüz yüze olduğunu açıkladı.Birleşmiş Milletler'e göre Kuzey Sudan'da yıkıcı bir açlık hakim. Ülkenin diğer bölgelerinde de bir milyondan fazla insan açlık tehdidi altında bulunuyor. Nijerya, Somali, Güney Sudan ve Yemen 'de 1,4 milyon çocuk ise yetersiz beslenmeden dolayı ölüm tehdidi altında bulunuyor. Yemen'de 2014 yılından beri, bölgenin İran ve Suudi Arabistan’ın sürdürdükleri rekabet savaşından dolayı çocukların içerisinde bulunduğu durum daha da kötüleşti. Savaştan dolayı yetersiz beslenen çocukların sayısı yüzde 200 artarak 462 bini buldu. Nijerya'da 450 bin Somali'de 185 bin ve Güney Sudan’da, 270 binden fazla çocuk şiddetli yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.Yaşanan insanlık dramının nedenlerini açıklamaktan özenle kaçınan BM, bu durumun sorumlusu olan asalaklar sürüsünü yardıma(!) çağırmakla yetiniyor. BM’nin açıkladığı başka veriler, kapitalist pazarda alıcı bulamadığı için üretilen gıda ürünlerinin üçte birinin çöpe atıldığını söylüyor. (Kızıl Bayrak)

 

İşçi Yaşamından


27.2.2017 OHAL’le geçen yedi ayda en az 1180 işçi yaşamını yitirdi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verdiği rapora göre OHAL’le geçen yedi ayda en az 1180 işçi yaşamını yitirdi. OHAL ile birlikte 2016 yılında evvelki aylara göre iş cinayetlerinde yüzde 9 artış görülüyor, OHAL’le geçen yedi ayda bir yıl evveline göre iş cinayetlerinde ise yüzde 14 artış görülmektedir. (İSİG Raporu)


01.02.2017 - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2016 yılına ait Türkiye'nin iş cinayetleri haritasını çıkardı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, bin 970 işçinin hayatını kaybettiği 2016 yılının şehirlere göre iş cinayeti haritasını çıkardı.  2016 yılında 81 şehirde en fazla iş cinayeti yaşanan ilk 10 şehir İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara, Antalya, Konya, Manisa, Aydın, Denizli oldu.(haber.sol.org.tr)


10.12.2017 - “Yargı iş cinayetlerinin sorumlularını cezalandırmıyor!’’ Adalet Arayan İşçi Aileleri, her ayın ilk Pazar günü yapılan Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin 58.’sini 5 Şubat’ta gerçekleştirdi. Eylemde iş cinayetlerinin üzerinin “kader, fıtrat” denerek kapatılmasına tepki gösterildi. Yalnızca iş cinayetlerinde değil, sokaklarda gerçekleşen patlamalarda da insanların katledildiğine dikkat çekildi. Galatasaray Lisesi önündeki eylemde 2008’deki Davutpaşa patlamasında eşini kaybeden Arzu Cesur basın açıklamasını okudu. 2015’te en az 1703, 2016’da en az 1924, 2017 Ocak ayında ise en az 161 iş cinayeti yaşandığına dikkat çekilen açıklamada 3 Şubat 2011’de OSTİM ve İvedik’te gerçekleşen patlamalarda yaşamını yitiren işçiler anıldı. Basın açıklaması 28 Nisan’ın İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü ilan edilmesi istenerek sona erdi. Açıklamanın ardından, 2013 yılında Esenyurt’taki Özel Doğa Hastanesi’ndeki iş cinayetinde oğlunu kaybeden Erdinç Eroğlu söz alarak geçen 3 yıla rağmen davada bir mesafe alınamamasını teşhir etti. 2008’deki Davutpaşa patlamasında eşini kaybeden İdris Çabuk da dava sürecine dair bilgi vererek ancak 2 yıl sonra dava açıldığına dikkat çekti. CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu da iş kazalarının kader olmadığını söyleyerek yasama, yürütme ve yargının iş cinayetlerinin sorumlularını gerekli şekilde cezalandırmadığına dikkat çekti. Avukat Berrin Demir ise Soma, BEDAŞ ve Gemlik Gübre’de yaşanan iş cinayetine ilişkin davaları hakkında bilgi verdi. Konuşmaların ardından 2016 İş Cinayetleri Almanağı tanıtılarak eylem sonlandırıldı. (Kızıl Bayrak)

09.02.2017 - 2016'da en az 90 işçi intihar etti, 217 işçi kalp krizi ve beyin kanaması geçirdi - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi raporuna göre 2016'da en az 90 işçi mobbing, borç, işsizlik gibi nedenlerle intihar etti. 2016 yılı, bu gibi nedenlerle intihar eden işçi sayısının en yüksek rakama ulaştığı yıl oldu.2016'da en az 217 işçi, iş yerlerinde fazla ve yoğun çalışma, aşırı yıpranma gibi nedenlerle kalp krizi ve beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti.(haber.sol.org)


26.2.2017 İşçi alacakları için zamanaşımı davalarında süre kısalıyor İŞÇİ alacaklarında dava açma için verilen “zamanaşımı” süreleri yeniden düzenleniyor. İşçiler mevcut durumda isterlerse geçen yıl ödenmeyen ücret veya mesailere ayrıca işten atıldıklarında ise tazminat hakları için işveren dava açabiliyorlar. Bunun için halen ücretlerde 5 yıl, tazminatlarda 10 yıla kadar zamanaşımı süresi bulunuyor ve bu süre içinde istenirse çalışan tarafından işverene dava açılabiliyor. Ancak iş dünyasından gelen itirazlar üzerine konu gündeme alındı. İş dünyası, 10 yıla kadar uzayan sürelerin suistimallere neden olduğu ve çalışma hayatında barışı bozduğunu savunuyor. Yapılacak yeni düzenlemede, zamanaşımının 2 ila 5 yıl arasına çekilebileceği belirtiliyor. Konu geçtiğimiz günlerde işadamlarıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun bir araya geldiği toplantıda da tartışıldı. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun ev sahipliğindeki toplantıda, zamanaşımı davalarında sürenin çok uzun olmasının sıkıntılara neden olduğunu belirten işadamlarına yanıt veren Müezzinoğlu, Adalet Bakanlığı’yla birlikte yeni bir çalışma yürüttüklerini ve süreleri gözden geçireceklerini söyledi. Zamanaşımları konusunda yapılacak çalışma hem Borçlar Kanunu, hem de İş Kanunu’nda değişiklik yapılmasını içeriyor. (Hürriyet)


26.02.2017 - Şirvan’da katliam madeninde işçi kıyımı sürüyor Siirt’in Şirvan ilçesinde 16 işçinin katledildiği madende işçi kıyımı sürüyor. Ciner Grubu’nun Park Elektrik AŞ şirketinin işlettiği bakır maden ocağında son olarak 216 işçi daha işten atıldı. Böylece katliamın meydana geldiği madende toplamda işten atılanların sayısı 573’e ulaştı.(Kızıl Bayrak)


18.02.2017 - Migros’ta kadın işçilere tehdit, taciz, mobbing - Sendikal örgütlenme hakkını kullandıkları için işten atılan DGD SEN üyesi depo işçilerinin direnişi bugün 6. gününde sürerken, süper market zinciri Migros’ta kadın işçilerin sistematik olarak taciz ve tehdit edildiği, mobbinge maruz kaldığı ortaya çıktı.- İşçilerin 07.45-08.00 gibi iş başı yaptığı ve gece saat 23.30’a kadar insanlık dışı koşullarda çalıştırıldığı, gün içerisinde yalnızca bir defa yemek çıktığı onun da kötü olduğu, akşam 17.00’den sonra gece mesaisi dayatıldığı, kabul etmeyen işçiler hakkında tutanak tutulduğu ve önüne beyaz kağıt konarak “mesaiye kalmıyorsan istifa et ve çık git” dendiği, gece mesaisine kalan işçilere yemek verilmediği, işçilerin bisküvi gibi hazır gıdalarla beslenmek zorunda kaldığı, kurumda çalışan amirlerin işçilere yönelik tehdit ve hakaretlerin, özellikle de kadın işçilere yönelik aşağılanma ve tacizlerin olağanlaştığı da işçilerin aktardığı bilgiler arasında. (Kızıl Bayrak)  


16.02.2017 - İşçiler BES'ten çıkma telaşına düştü İşçilerin bugünlerdeki en büyük gündemi AKP Hükümeti tarafından 2017’nin başında devreye sokulan zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES). Hemen herkes ücretlerinden kesinti yapılmasına neden olan BES’ten çıkmaya çalışıyor. Kendilerine sorulmadan sisteme alındıklarını anlatan işçiler, sistemden çıkma haklarını kullanmak için ise bağlandıkları sigorta şirketlerine telefon üstüne telefon açıyor. Ancak sonuç almakta zorluk yaşayan işçiler, hükümete tepkili. (evrensel.net)

 

İşçi Mücadeleleri


5.2.2017 - Skyland şantiyesinde 2 bin işçi iş bıraktı! İstanbul Seyrantepe’de Eroğlu İnşaat’a ait Skyland İstanbul şantiyesinde çalışan 2 bine yakın işçi, kendilerine dayatılan çalışma ve şantiyede kaldıkları koğuşlardaki yaşam koşullarına tepki göstererek 5 Şubat gecesi iş bıraktı. Kaldıkları koğuşlara günlerdir elektrik verilmemesine tepki gösteren işçiler, bunun bardağı taşıran son damla olduğunu belirtti. Kendilerine verilen yemeklerin yenilebilir olmadığına, kaldıkları koğuşların düzensiz ve sağlıksız olduğuna dikkat çeken işçiler, bu nedenle iş bıraktıklarını ifade etti. Taleplerinin karşılanacağı sözü alan işçiler aynı gece eylemlerini sonlandırsa da işten atılma kaygısı taşıdıklarını ifade ettiler. (Kızıl Bayrak)

21.02.2017 - Şirvan’da maden işçileri direnişte “Biz işimize tekrar dönmek istiyoruz” Siirt Şirvan’da Ciner Grubu’na ait Türkiye’nin en büyük bakır madeninde çalışan 400’e yakın madencinin gerekçesiz bir şekilde işten çıkarılmasına karşı oturma eylemi başlatıldı. (sendika.org)

 02.03.2017 - Zonguldak'ta maden işçisinin hukuk zaferi Zonguldak Ereğli'de Borcam Madencilikte çalışma koşullarının kötüleşmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin uygulanmaması ve iş yerindeki keyfi uygulamalara karşı Dev.Maden-Sen'de örgütlenen işçilerden 11 işçinin iş akdinin feshedilmesine karşı dava açıldı. Mahkeme 12 maaş sendikal tazminat ve haksız yere işten atıldıkları için de işe iade kararı vererek 4 maaş da işe iade tazminatına hükmetti. (siyasihaber3.org)

 21.2.2017 - Kağıt fabrikalarında grev kararları! Selüloz-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu kağıt fabrikalarındaki TİS görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine grev kararları alındı. Manisa’da kurulu Selkasan Kağıt ve Paketleme Malzemeleri İmalatı San. ve Tic. A.Ş.’de, ilk dönem toplu sözleşmesinde uzlaşma sağlanamaması üzerine 21 Şubat’ta grev kararı alındı. Kocaeli’deki Kartonsa fabrikasında Eylül 2016’dan itibaren süren TİS görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine 25 Ocak’ta grev kararı alındı. Bu doğrultuda 7 Mart günü greve gidilecek. Yalova ve Manisa’da üretim tesisleri bulunan İpek Kağıt işletmelerinde de 2016 Eylül ayından itibaren yürütülen TİS görüşmeleri sonucunda 23 Ocak’ta grev kararı alındı.


14.2.2017 - Jandarma zoruyla şantiyeden çıkarıldılar! Mersin’in Tarsus ilçesinde TCDD’ye bağlı demiryolu inşaatında çalışan işçilerin 4 aylık ücretlerinin gasp edilmesine karşı başlattıkları direniş 7. gününde (14 Şubat) jandarma saldırısına uğradı. Yenice Mahallesi’nde Dalgıçlar, Nuhoğlu ve Ulaşım İnşaat isimli şirketlerin üstlendiği 4. hat projesinde çalışan işçiler maaşlarını alabilmek için şantiyede direnişlerini sürdürüyorlardı. Maaşları gerçek ücretleri üzerinden değil de asgari ücret üzerinden yatan işçilere jandarma zoruyla asgari ücret aldıklarına dair kağıtlar imzalatıldı. Ardından ise yine jandarma zoruyla işçiler şantiyeden dışarı atıldı. İşçilerin ücretlerini alamadan memleketlerine döneceği ve mahkemenin vereceği sonucu bekleyecekleri öğrenildi. (Kızıl Bayrak)

 
Dünyadan Mücadeleler


16.02.2017 - Brezilya’da suyun özelleştirilmesine karşı kitlesel protesto Brezilya'da ekonomik kriz içerisinde olan hükümet, kamu su şirketi Cedae'nin özelleştirilmesiyle sermaye düzenine nefes aldırmaya çalışıyor. Suyun özeleştirilmesine karşı kitlesel protesto eylemler yapılırken sermaye devleti polisiyle de kitlelere saldırdı. Su kaynaklarının özelleştirilmesi görüşmelerinin başlamasına karşı Rio de Janeiro'da kitlesel protesto eylemleri yapıldı. Protestolar şehir merkezinde trafiği sekteye uğratırken polis göz yaşartıcı gaz ve TOMA'larla saldırarak eylemleri kırmaya çalıştı. Polisin saldırısı sonucunda yaralananlar ve gözaltına alınanlar oldu.(Kızıl Bayrak)


19.2.2017 250 dolarlık vergi Belarus halkını sokaklara döktü Belarus halkı hükumetin işsizlik maaşı alan vatandaşlara yönelik çıkarmak istediği yeni vergi yasa tasarısını protesto etti. Meydanları dolduran binlerce Belaruslu, Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko aleyhinde tezahüratlar yaptı.Yeni yasa tasarısına göre yılda 183 günden az çalışan işçiler devlete yaklaşık 250 Dolar vergi ödeyecek. (tr.euronews.com/)


5.2.2017 - İsrail’de belediye işçileri grev yaptı 29 Ocak - 5 Şubat tarihleri arasında Kudüs Belediyesi işçileri grev yaptı. Grevin nedeni işçilerin maaşlarını alamamasıydı. Sonuçta, Belediye yetkilileri maaşları ödemek zorunda kaldılar. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


9.2.2017 - Londra metrosunda grev Londra metrosunda çalışan işçiler, 953 arkadaşlarının işten çıkarılmasını protesto etmek amacıyla iki gün grev yaptı. İşçilerin çıkarılmasının nedeni, satış elemanlarının yerini otomatik satış makinelerinin getirilmesiydi. Grev yapan işçiler arkdaşlarının başka işlerde çalıştırılmak üzere işe geri alınmalarını talep ettiler. Grevin Londra metrosunu tamamen durdurması üzerine metro yönetimi hemen taviz vererek işçilerin %60’ını işe geri alacağını açıkladı. Buna göre, işten çıkarılan 953 işçiden 533’ü geri alınacaktı. Eğer sendika yönetiminin işçileri anlaşmaya zorlayan haince tutumu olmasaydı, işçiler çok daha büyük bir kazanım elde edecekti. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


6.2.2017 - Polonya’da demir fabrikasında grev  Polonya’da Odlewnia fabrikası işçileri maaşlarında %20’lik bir artış talebiyle greve gitti. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)   


20.2.2017 - Finlandiya havaalanlarında grev hazırlığı  Finlaniya’da bulunan havayolu ve havaalanı çalışanları yönetimlerinden iş koşullarında iyileştirme ve daha yüksek ücret talep ettiler. Talepleri karşılanmadığı takdirde greve gideceklerini açıkladılar. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


7.2.2017 - Tayland’da havaalanı güvenliği çalışanları grev yaptı  Tayland’ın başkenti Bangok’taki havalanında güvenlik hizmeti veren özel bir şirketin çalışanları taleplerini on maddede listeyerek greve başladılar. On gün sonunda şirketin on talebin sekizini kabul etmesiyle grev sonlandırıldı. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


6.2.2017 - Brezilya’da polis grevi  Brezilya’nın Espiritu Santo eyaletinde çalışan polisler maaşlarının artırılması talebiyle grev başlattı. Eyalet valiliği ise yaptığı açıklamada bütçelerinin kısıtlı olduğunu, bu yüzden, polisler görev başına dönene kadar kendileriyle pazarlık yapmayacaklarını belirtti. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


8.2.2016 - Almanya’da havalanında grev  Almanya’nın iki havalanında iki bin işçi altı saatlik greve gitti. Grevi Verdi Sendikası yönetiyor. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)

9.2.2017 - Almanya’da uyarı grevi Almanya’da devlet memurları, doktorlar, avukatlar, yargı mensupları, polis ücretlerinin %6 oranında artırılması için bir günlük uyarı grevi yaptılar. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


8.2.2017 - Yunanistan’da polisler, itfaiye işçileri ve sahil güvenlik görevlileri eylem yaptı  Yunanistan’da sayıları toplamda dört bini bulan polisler, itfaiye işçileri ve sahil güvenlik görevlileri iş sözleşmelerinin süresinin uzatılması için eylem yaptı. Yetkililerden bir yanıt alamayan eylemciler, Yunanistan Maliye Bakanlığı yönetim ofislerini işgal etti ve muhattap alınana kadar ofisleri terk etmeyeceklerini açıkladı. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


13.02.2017 - Dünyanın en büyük bakır madeni Escondida’da grev! Şili’deki dünyanın en büyük bakır madeni olan Escondida Madeni’nde çalışan 2 bin 500 maden işçisi greve çıktı. İşçiler ücretlerine yüzde 7 zam ve ikramiye talep ediyorlar.El Ciudadano gazetesinin haberine göre işçiler, ülkenin kuzeyindeki Antofagasta kentine 130 kilometre uzaklıkta ve deniz seviyesinden 3 bin metre yükseklikte bulunan maden bölgesinde grev için kamp kurdular. Geçtiğimiz perşembe greve çıkan maden işçileri talepleri karşılanmazsa grevi sürdüreceklerini açıkladılar. Reuters’a konuşan bir Maden İşçisi Jose Alcaino, “Eğer biri birden mutfağına girer ve buzdolabını götürmeye kalkarsa kolların bağlı öylece durur musun? Burada olan da budur. İkramiyelerimizi, paramızı alıp daha fazla çalışmamızı istiyorlar” dedi. (umutgazetesi2.org)


7.2.2017 - ABD Ordusu’nda grev ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan askeri üste gerçekleştirilmesi planlanan kıtalararası balistik füze testi üste bulunan taşeron şirketin işçileri çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla grev yapınca gerçekleştirilemedi. ABD Ordusu’na yükümlülüğünü gerçeklştirememe tahlikesi yaşayan şirket ertesi gün işçilerin tüm taleplerini kabul etti. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


8.2.2017 - Gürcistan’da kimya fabrikasında çalışan işçiler gösteri yaptı Rustav kimya fabrikasında, 350 arkadaşlarının işlerinden çıkarılmasını protesto eden binlerce işçiye polis saldırdı. Saldırının ardından maden işçileri, metal işçileri ve öğrenciler Rustav fabrikası işçilerine desteğe geldi. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


1.2.2017 Belarus’ta demiryolu işçileri gösteri yaptı Belarus Demiryolları işçileri maaşlarında %10 düşüş, ikramiyelerin ve kıdem tazminatlarının kaldırılması gibi uygulamaları protesto etti. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


1.2.2017 Kazakistan’da elektrik fabrikasında grev Tengiz bölgesinde elektrik fabrikasında çalışan 120 işçi ücretlerinde %50’lik bir artış talebiyle greve gitti. Fabrika yönetimi işçilere %12’lik bir artış önerdi ve bu teklif işçiler tarafından reddedildi. Grev sürüyor. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


3.2.2017 Rusya’da şoförler iş bıraktı Çuvaşya’da faaliyet gösteren ulaştırma şirketlerinde çalışan 300 şoför dört aydır maaşlarını alamadıkları için iş bıraktı. Bu eylem sonucunda şirketler birikmiş ücretleri ödeyeceklerine söz verdiler. (work-way.com, çeviri: Sınıf Gündemi)


24.02.2017 Theo için intikam: Yüzlerce liseli okul önlerine barikatlar kurdu Fransa’da OHAL ile yetkileri artırılan polisin Paris gettosunda siyah bir gence işkence ve tecavüz etmesinin ardından başlayan anti-faşist isyan sürüyor. Paris’in çeşitli bölgelerindeki liselerde okuyan öğrenciler sabahın erken saatlerinde okul önlerinde buluşup kapılara çöp bidonlarıyla barikatlar kurdular. Sonrasında Place de la Nation’da toplanan yüzlerce liseli polis şiddetini protesto etti, “Theo için intikam” pankartı taşıdı. Polisin eyleme biber gazıyla saldırmasına liseliler direnişle cevap verdi. Eylemlerde 26 kişi gözaltına alındı. Yetkililer Paris’te birçok lisede eğitime ara vermek durumunda kalındığını ifade etti. (sendika15.org)


02.02.2017 Romanya’da halkın direnişi yolsuzluk yasasını geri çektirtti Romanya’da düzenlenen ve yarım milyon insanın katıldığı eylemler sonrası hükümet geri adım attı. Hükümet, çarşamba günü yürürlüğe giren ve yolsuzlukla mücadelede görevini kötüye kullanan siyasetçilerin soruşturulmasını zorlaştıran düzenlemeyi feshetti. (sendika.org)


14.2.2017 Panama: Yolsuzluğa Karşı Sokağa Çıkan İnşaat İşçileri Yol Kesti Panamalı hukuk firması Mossack Fonseca’nın ortağı Alfredo Fonseca Mora, Perşembe günü Başkan Juan Carlos Varela’yı, 2014 yılındaki başkanlık seçim kampanyasını desteklemek için Brezilyalı inşaat tekeli Odebrecht firmasından bağış almakla suçladı. İnşaat şirketi Odebrecht’ten kampanyası için bağış alan Başkan Juan Carlos Varela hakkındaki iddialar üzerine sokağa çıkan inşaat işçileri yolsuzlukları protesto ettiler. Panama’nın en güçlü sendikalarından biri olan Suntracs İnşaat İşçileri Sendikası üyeleri başkent ve diğer şehirlerde ana arterleri keserek bloke ettiler. (isyandan.org)


14.2.2017 Brezilya: Kamuya Ait Su ve Kanalizasyon İşletmesinin Özelleştirilmesine Karşı Protestolar Geçtiğimiz Perşembe günü (9 Şubat) eyaletin, su ve kanalizasyon şirketinin özelleştirilmesini de içeren neoliberal kemer sıkma önergelerinin oylandığı ALERJ (Rio de Janeiro Eyalet Meclisi) önünde protesto vardı. Maaşlarını alamayan kamu çalışanları, öğretmenler, öğrenciler eyaletin içine battığı borç krizinin özelleştirmeler, kamu varlıklarının peşkeş çekilmesi ve kemer sıkma politikaları ile savuşturulamayacağını ve kamuya ait su şirketi Cedae’nin satışına karşı çıktılarını açıkladılar. (isyandan.org)


16.02.2017 - Bangladeş’te çay üreticileri aylardır direniyor - Bangladeş'in Chandpur kentinde 15 bin ailenin geçimini sağladığı toprakları “özel ekonomik bölge” kılıfıyla gasp etmek isteyen hükümet, bölge halkını da yaşadığı ve geçimin sağladığı topraklardan sürmek istiyor. Bölge halkı 150 yıldır yaşadıkları topraklardan mahrum edilerek yoksulluğun pençesine atılmalarına karşı bir yılı aşkın süredir direniyor. Son olarak da binlerce çay toplayıcısı, topraklarının hükümet tarafından Özel Ekonomik Bölge olarak ilan edilmesine karşı protesto eylemi yaptı. (Kızıl Bayrak)


Emperyalist Rekabet


3.2.20117 - Trump'ın baş stratejisti: Çin ile hiç şüphesiz savaşacağız İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre, Trump'ın baş stratejisti Stephen Bannon'ın 9 ay önce bir radyo programında "Hiç şüphesiz Çin ile savaşacağız" dediği öğrenildi. Söz konusu radyo programında ABD ile Çin arasındaki gerginliğin Güney Çin Denizi'ndeki yapay adalar nedeniyle her gün tırmandığını ifade eden Bannon, savaşın '5-10 yıl içerisinde' çıkacağını tahmin ettiğini kaydetti. (Geçen ay, ABD, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana Avrupa’ya en büyük askeri sevkiyatı Almanya’nın kuzeyinde gerçekleştirmişti. Birkaç gün sonra “Çin Halk Kurtuluş Ordusu”nun internet sitesinde ‘Trump’ın başkanlık döneminde çıkabilecek bir savaş’ gibi sözler artık bir slogan değil, gerçeklik haline geldi” açıklaması yapılmıştı. “Savaşların kaçınılmazlığını ortadan kaldırmak için emperyalizmin ortadan kaldırılması gerekir” - Stalin)


02.02.2017 - ABD askerleri Baltık ülkelerinde konuşlanmaya başladı ABD Avrupa Birimleri kaynakları, İsveç televizyon kanalı SVT'ye açıklama yaparak, Polonya'da konuşlu ABD tank taburundan 600 askerin, eski Sovyet Cumhuriyetleri olan Baltık ülkeleri Litvanya, Estonya ve Letonya'ya kaydırılmasına başlandığını doğruladı. ABD'nin Avrupa Birimleri Komutanı General Ben Hodges, salı günü Polonya'daki bir tank taburunun birkaç gün içinde Baltık ülkeleri Litvanya, Estonya ve Letonya'ya gönderileceğini açıklamıştı.Rusya ise başta ABD askeri gücü olmak üzere NATO askeri varlığının son zamanda Rusya sınırlarında konuşlandırılmasını sert bir dille eleştirip bunun Rusya'nın güvenliğine yönelik bir tehdit olduğunu ifade etmişti. (evrensel.net)


20.02.2017 - Kriz derinleştikçe küresel silah ticareti artıyor Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü SIPRI'nin yayınladığı rapora göre silah ticareti 2016 yılında Soğuk Savaş sonrasının en yüksek hacmine ulaştı. En büyük silah ihracatçıları ise ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya gibi emperyalist devletlerden oluşuyor. Silah satışlarının yüzde 74'ü bu beş ülke tarafından yapılıyor. En fazla silah satın alanların başında ise Asya ve Ortadoğu ülkeleri geliyor. ABD emperyalizminin küresel silah ticaretindeki payı yüzde 33'ü buluyor. ABD'nin silah satışları 2012-2016 yılları arasında bir önceki beş yıllık döneme göre yüzde 21 oranında arttı. Dünyanın en az 100 ülkesine Amerikan malı silah satılıyor. SIPRI uzmanlarından Aude Fleurant başka hiçbir ülkenin müşteri yelpazesinin bu kadar geniş olmadığını, ABD'nin ürettiği silahların yaklaşık yarısının Ortadoğu ülkelerine satıldığını söyledi. Raporda Rusya’nın silah satışlarındaki payının yüzde 23 olduğu yer aldı. Çin’in son beş yılda silah satışlarını yüzde 74 oranında arttırdığı belirtilen raporda Fransa'nın silah ticaretindeki payının yüzde 6, Almanya'nın ise yüzde 5,6 olduğuna yer verildi. (Kızıl Bayrak)


02.02.2017  - Trump'tan İran'a 'askeri müdahale' mesajı - ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili önemli bir açıklamada bulundu. Trump, basın mensuplarının “İran'a askeri müdahaleyi düşünüyor musunuz?” şeklindeki sorusuna “Masadaki her seçeneği değerlendiriyoruz” cevabını verdi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn de, İran'ın balistik füze denemesi hakkında dün yaptığı açıklamada, "Bugün itibariyle İran'ı resmen uyarıyoruz" ifadelerini kullanmıştı.(dihaber.net)

04.02.2017 - ABD İran'la gerilimi yükseltiyor "Japonya, bölgesel güvenlik ve ABD-Japonya ortaklığına kayda değer katkılarda bulunmuştur. ABD, Japonya'nın katkılarını derinden takdir ediyor" diyen Mattis, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki yapay adaları silahlandırmasını da eleştirdi, ancak ABD'nin bu konuda askeri bir eyleme girişmesinin uygun olmayacağını ifade etti. Mattis, İran ile ilgili olarak da "İran, Ortadoğu'da terörü en fazla destekleyen ülke. İran'a, eylemlerinin birçok insanın dikkatini çektiğinin anlatılması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. (ilerihaber.org)


04.04.2017 - İran Ordusu savaş provalarına başladı İran Devrim Muhafızları Ordusu, çeşitli tür ve menzile sahip füze ve radar sistemlerini deneyeceği hava savunma tatbikatını başlattı. Tatbikatın, Tahran- Washington ilişkilerinin gerildiği döneme denk gelmesi dikkat çekti. 5 gün sürecek tatbikat öncesinde İran Hava Kuvvetleri'nden sert bir açıklama geldi. Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, "Düşmanlarımızın en ufak yanlış adımını görürsek, başlarına füzeler yağar" dedi. ABD yönetimi dün İran’ın son günlerde yaptığı füze denemesini gerekçe göstererek bazı İranlı şirket ve kişiler hakkında yaptırım kararı almıştı. Tahran da olaya misilleme olarak teröre destek veren bazı ABD’li şirket ve kişilere ambargo uygulayacağını açıkladı. (ntv.com.tr)


10.02.2017 - Çin'in Sermaye İhracı Önlenemiyor Düzenleyici önlemler ve döviz kısıtlamaları nedeniyle Avrupa ve ABD'li gruplarla yapılan 30 alımın sona ermesiyle birlikte geçen yıl 75 milyar dolardan fazla Çin deniz aşırı ticareti iptal edildi. 2015 yılında yaklaşık 10 milyar dolar hacminde olan iptal edilmiş işlerin değerinde 7 kat artış olduğunu gösteren rakamlar, dünyanın ikinci büyük ekonomisiyle küresel anlaşma için azalmakta olan bir iştahı vurguluyor. Ancak iş iptalleri artarken, hukuk firması Baker McKenzie ve araştırmacı Rhodium tarafından yapılan analiz, Çin'in ABD ve Avrupa'ya yaptığı, 2016'da 94.2 milyar dolar olan doğrudan yatırımın iki katına çıktığını gösteriyor. (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)


26.2.2017 ABD'den Rusya'ya son dakika çağrısı: Anlaşmaya uyun ABD Dışişleri Bakanlığından, Ukrayna'nın doğusunda Cuma günü Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Özel Gözlem Misyonu (SMM) gözlemcilerini hedef alan saldırılar ve birleşik Rus-ayrılıkçı kuvvetlerin SMM'ye ait insansız hava aracına el koymasının kınandığı bildirildi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD’nin, Ukrayna'nın doğusunda tırmanmakta olan şiddeti yakından takip ettiği belirtilerek, Rusya ile Moskova’nın desteklediği ayrılıkçı grupların Belarus'un başkenti Minsk'te varılan anlaşmalara bağlı kalmadıkları savunuldu. (Hürriyet)


20.2.2017  Baltık ülkeleri Rusya’ya karşı birleşiyor İsveç dışişleri bakanına göre, İskandinav ülkeleri, Rusya tarafından algıladıkları bir tehdide karşı ve ABD ile İngiltere’nin güvenlik taahhütleri sorununa ilişkin olarak ekonomik ve savunma alanında işbirliğini derinleştirecekler. Margot Wallstrom, Financial Times'a verdiği demeçte, Baltık ülkelerinin Rusya'dan "endişe" duyduklarını, Kuzey Avrupa komşularıyla daha yakın temas kurmaya çalıştıklarını, Baltık Denizi'ndeki işbirliğinin Donald Trump'in ABD başkanlık zaferinden sonra "iyice derinleştiğini" söyledi. Beş İskandinav ülkesi, doğu komşularından gelen bir dizi hava saldırısı ve sularında birkaç şüpheli denizaltı manevrasını takiben Rusya'nın niyetlerinden endişe duyarak savunma işbirliklerini artırdılar. Bu ülkeler, bazıları AB'ye dahil olmasalar da uzun süredir ekonomik ve sosyal bağlara sahipler. Bu ülkelerin toplam 25 milyonluk bir nüfusu oluşturmaktadır. (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)


19.02.2017 - Çeteler eliyle emekçi halklar katlediliyor! Emperyalistlerin ve işbirlikçi devletlerin beslediği çeteler eliyle Ortadoğu’da ve Afrika’da yürütülen savaşlar emekçi halkları katletmeye devam ediyor.

Somali’de bombalı saldırı

19 Şubat’ta Somali’nin başkenti Mogadişu’daki halk pazarı yakınlarında bombalı araçla düzenlenen saldırıda en az 20 kişi katledildi. Bomba yüklü bir kamyon patlatılarak gerçekleştirilen saldırıda onlarca kişinin yaralandığı ve çevredeki hastanelere kaldırıldığı bildirildi. Saldırıyı üstlenen örgüt olmazken Eş-Şebab çetesi ülke devlet başkanının seçimi ardından saldırılarını sürdüreceği tehdidinde bulunmuştu.

Bağdat’ta bombalı saldırı: Onlarca ölü ve yaralı var


14 Şubat’ta IŞİD’in bombalı saldırı gerçekleştirdiği mahallede 16 Şubat’ta da ikinci el araba pazarında patlama yaşandı. Bomba yüklü araçla yapılan saldırıda en az 48 kişinin yaşamını yitirdiği onlarca kişinin de yaralandığı duyuruldu. Saldırıda can kaybının artabileceği kaydedildi.

Saldırıyı henüz üstlenen olmadı. 14 Şubat’ta aynı mahallede yapılan, daha sonra IŞİD’in üstlendiği saldırıda 11 kişi katledilmişti. 

 

Türk Sermayesinin Emperyalist Açılımları


20.02.2017 - Koç Holding Birleşik Arap Emirliklerine 661 milyon dolarlık zırhlı araç satacak Grubu bünyesindeki Otokar, Birleşik Arap Emirlikleri için zırhlı araç üretecek. Siparişin toplam büyüklüğü 661 milyon dolar olarak belirtildi. Abu Dhabi’de gerçekleşen Ortadoğu’nun en büyük savunma fuarı IDEX'te konuşan Ali Koç, Birleşik Arap Emirlikleri Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları kapsamında geliştirilen 8x8 amfibik zırhlı aracın OTOKAR tarafından BAE'de üretileceğini açıkladı. Otokar’ın BAE’deki kurulu Otokar Land Systems şirketi ile Tawazun’un Heavy Vehicles Industry şirketinin ortak girişim şirketi olan Al Jasoor, BAE Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları kapsamında geliştirilen 8x8 amfibik zırhlı aracı, BAE’nin halihazırda sahip olduğu üretim tesislerini kullanarak üretecek. Milliyet'in haberine göre, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Otokar Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç, bu sözleşme ile Otokar’ın teknoloji ihracatına ve ortak girişim şirketi aracılığıyla yurt dışında üretime başladığına dikkat çekti. 661 milyon dolarlık anlaşma, Türkiye savunma sanayisinde tek kalemde imzalanan en büyük savunma ihracatı olma özelliğini taşıyor.


15.02.2017 - TSK’nin hava saldırısı sonucu El Bab’da 24 sivil hayatını kaybetti Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin yaptığı açıklamada 15 Şubat tarihinde TSK’nın gerçekleştirdiği hava saldırıları sonucu El Bab’da 11’i çocuk 24 sivil hayatını kaybettiği belirtti. Gözlemevi açıklamasında TSK’nin yalnızca IŞİD militanlarının öldürüldüğünü söylemesine tepki gösterdi.(sendika.org)

 

Kapitalizm ve Kadın

2.2.2017 Ocak ayında 38 kadın öldürüldü Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Ocak ayına ilişkin rapor yayınladı. Rapora göre Ocak ayında 38 kadın öldürüldü. Geçen yıla oranla en fazla kadın cinayeti Ocak ayında yaşandı. Ocak ayında 38 kadın öldürüldü. Kadın cinayetinin en çok yaşandığı iller: İzmir’de 6; İstanbul, Balıkesir, Trabzon ve Şanlıurfa’da 3; Antalya, Giresun ve Kocaeli’de 2 kadın olarak belirlendi. (direnisteyiz3.org)


04.02.2017 - LCW'da çalışan bir kadın işçi çalıştığı fabrikada yaşadıklarını anlattı  Biz fabrikada üç vardiya çalışıyoruz. Bu benim için bir avantaj. Çünkü önceki işyerlerinde en az on buçuk saat çalışıyordum. Ben bir anneyim. Vardiyalı çalıştığım için çocuğum hastalandığında uykumda da olsam izin almadan hastaneye götürebiliyorum. Gece vardiyasında çalıştığım da gündüz işlerimi halledebiliyorum. Çocuğumla vakit geçirebiliyorum. Geçen günlerde şefimiz “12 saatlik çalışma sistemine geçebiliriz” dedi. Bu bizim için çok kötü. Böyle bir durumda orada çalışamam. Evet benim için vardiyalı çalışmak iyi. Ama aldığımız ücret yaşamımızı sürdürmeye yetmiyor. Aralık ayının sonuna doğru asgari ücretin 1404 TL olduğunu açıkladılar. Ocak ayından itibaren 100 TL’sini bireysel emeklilik için kesecekler. Verdikleri 100 TL’yi de geri alıyorlar. Bir de faturalarımıza gelen zamlar var. Harcadığımızın iki katı fatura ödüyoruz. Neymiş dağıtım bedeli, KDV’si, matrahı vb. başlık altında bir sürü vergi ödüyoruz. Ama ücretlerimiz yerinde sayıyor. Yaşayamıyoruz. Çalıştığım işyerinde bölümlere göre koşullar değişiyor. Takım şeflerinin tutumu belirliyor koşulları. İş saatinde tuvalete gitmek, sigara içmek bölüm şefinin insafına kalmış. Geçenlerde başka bölümden bir kadın arkadaşla konuşuyoruz. Regli olmuş pantolonuna kadar geçmiş. Bölüm şefine “tuvalete gitmem gerekiyor” demiş. Israr etmesine rağmen izin vermemiş. Pantolonundaki lekeyi göstermiş, ondan sonra izin vermiş. Bu durum bir kadın için çok aşağılayıcı bir durum. (evrensel.net)


08.02.2017 - Kayyımların kadınlara bilançosu ağır Bölge illerine atanan kayyımların ilk hedefi kadın çalışmaları ve kadın kurumları olurken, bazı belediyelerde neredeyse kadın çalışan bırakılmadı. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile şu ana kadar DBP’li 3’ü büyükşehir 9 il, 55 ilçe ve 7 belde olmak üzere toplam 71 belediyeye İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atandı. Kayyımlar koltuğa oturur oturmaz yaptıkları ilk işlerden biri kadın kurumları ve kuruluşlarının kapatılması oldu. Bunun yanısıra belediyelerdeki kadın danışmanlık merkezlerinin kapatılması, kadın daire başkanlıklarının yerine erkeklerin atanması öne çıkan diğer icraatlar.
08.02.2017 - Kayyımların kadınlara bilançosu ağır Diyarbakır’da kadınlara sosyal, kültürel ve ekonomik olarak destek veren Ceren Kadın Derneği, Selis Kadın Derneği’nin yanı sıra Sur, Silvan Ergani ve Çınar belediyelerine ait Jinwar, Amida, Selis ve Meya kadın danışmanlık merkezleri kayyımlar tarafından kapatıldı. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi hariç tüm belediyelerin kadın politikaları müdürlükleri de kültür müdürlüğüne bağlandı. (evrensel.net)

17.02.2017 - Muş Cezaevi’nden kadın mahpuslara saldırı 17 Şubat günü koğuşlarını maskeli JÖH ekiplerinin bastığını ve “oyun başlasın” şeklinde tehditler savurduklarını söyledi. Gazete Sujin’in haberine göre hapishanede ayda bir yapılan aramalarda hakaret edildiği, tahriklerle provokasyon yaratıldığı belirtilen mektupta şun bilgilere ver verildi: “Son olarak 17 Şubat’ta yapılan aramada gardiyan ve askerin gazetelerden kestiğimiz resimlerin bulunduğu panoya el koymaya çalışmaları sonucu karşı çıkan arkadaşlarımıza önce gardiyanlar tarafından şiddet uygulandı. Bulunduğumuz odaya bir anda onlarca maskeli silahlı JÖH girdi. Silahlarını ve coplarını kalkanlarına vurarak ‘oyun başlasın’ diyerek üzerimize yürüdüler. Direnmeye çalışan arkadaşlarımıza vurdular, bu esnada bir gardiyan yumruk atarak arkadaşımızın burnunu kırdı.” (gazeteyolculuk)


23.02.2017 - Tutuklu kadın sayısı üçe katlandı: Çıplak arama artık rutin! Türkiye’de kadın ve çocuk mahpuslarla ilgili olarak Avukat Ezgi Duman şunları söyledi: “Kadın mahpuslarla ilgili çalışmalar ne yazık ki yetersiz. Hapishanelere odaklanan örgütler, meselenin kadın yüzünü ön plana çıkarmakta eksik kalabiliyor ya da kadın örgütleri konunun hapishane kısmını görmekte yetersiz. Hâlbuki duvarların arkasında da kadınlar var ve hepimizin yaşadığı sorunları yaşıyorlar. Adalet Bakanlığı’nın Kasım 2016 tarihli verilerine göre, şu an 7 bin 894 kadın mahpus bulunuyor. Bu mahpuslardan 3 bin 235’i tutuklu. Tutuklu kadın sayısı martta bin 157 iken, 11 ay gibi kısa bir sürede bu sayı üç katı kadar arttı. Mahpus nüfusunun artışı elbette tüm mahpuslar için ciddi hak ihlâlleri yarattı. Kalabalıktan dolayı doktora, suya vs. erişim sorunu yaşanıyor. Kimi mahpuslar doluluk nedeniyle yerde yatmak zorunda kalıyor. Üç kişilik hücrelerde altı kişi kalınması gibi örnekler söz konusu. Kadınların bu durumdan, daha fazla etkilendiği açık. Çünkü sağlık ihtiyaçları farklılaşıyor. Doğurganlıkla ilgili ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklar bakımından risk daha fazla. Şu anda aşırı kalabalık dışında da hak ihlâllerinin arttığını gözlemlemek mümkün. Bunu hem bize gelen başvurulardan, hem diğer sivil toplum örgütlerinin raporlarından, hem de medyaya yansıyan haberlerden anlayabiliyoruz. Örneğin, yakın zamanda kamera iddiaları gündeme geldi. Elazığ Hapishanesi’nde kadınlar, banyo dâhil olmak üzere yaşam alanlarını görebilecek şekilde kameralar takıldığını belirttiler. Buna benzer olaylar Alanya Hapishanesi’nde de gündeme geldi ve kadın mahpuslar bize de başvurdu.” (journo.com.tr)


Kapitalizm ve Çocuk


20.02.2017 - 2015’te 57, 2016’da 53 çocuk işçi hayatını kaybetti Adalet Arayana Destek Grubu’nun bu yıl beşincisini çıkardığı ‘2016 İş Cinayetleri Almanağı’na göre, 2016’da basında yer bulduğu kadarıyla en az 53 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden çocukların 8 kız, 45’i erkek, 7’si göçmen-mülteci çocuk oldu. Hayatını kaybeden çocukların 18’i 14 yaş ve altında. İş Cinayeti Almanağı verilerine göre 2013’te en az 55, 2014 en az 54, 2015’te ise en az 57 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. (evrensel)


05.02.2017 - Kız çocukları kaçırılıyor İzmir’deki Sırımlı ve Olgunlar köylerinde, kız çocukların kaçırıldıktan sonra ailelerine para verilerek zorla evlendirilmesinin ‘gelenek’ halini aldığı ortaya çıktı.Hürriyet’ten Gülden Aydın’ın haberine göre iki köyde her yıl 12-21 yaş aralığında ortalama 20 kız çocuğu kaçırılıyor.Kaçıranlar, çocukların ailelerine ‘sus payı’ olarak para verip olayın üstünü kapatmak isterken, köylerde‘tarife’ belirlendiği anlatıldı. Buna göre 12 yaşındaki çocukların ailelerine 40 bin TL, 13 yaşında olanların ailelerine 25 bin, 12 yaşındakilere 25 bin, 15 yaşındakilere ise 20 bin TL veriliyor. (diken.com.tr)


09.02.2017 - İHD: Bombalı saldırılarda 41, çatışmalı ortamda 22 çocuk hayatını kaybetti Derneğin Diyarbarkır şubesinin hazırladığı ‘Çocuk Haklarına Yönelik İhlaller’ raporuna göre ‘güvenlik güçlerinin silah kullanma yetkisinin ihlali’ ve dur ihtarı nedeniyle beş çocuk yaşamını yitirdi, altı çocuk yaralandı; 12 çocuk silahlı çatışmalarda, üç çocuksa bombalı saldırılarda yaralandı.Rapora göre geçen yıl 150 çocuk gözaltına alındı, 40 çocuk tutuklandı; en az altı çocuk işkenceye maruz kaldı.Çocuk Komisyonu yöneticisi avukat Ercan Yılmaz, “Çatışmalı ortamdan etkilenme, resmi hata ve ihmal, faili meçhul saldırı, mayın ve sahipsiz bırakılan patlayıcılar, sınır altlarında vurulanlar, kuşkulu çocuk ölümleri, intiharları gibi konularda yapmış olduğumuz izleme çalışmalarında ise 2016 yılında bölgede 40 çocuk yaşamını yitirmiş, 49 çocuk ise yaralanmıştır” diye konuştu. (siyasihaber3.org)


15.02.2017 - İsveç’te çocuklardan “toplu intihar” çağrısı İsveç’e yalnız gelen sığınmacı çocuklar, sınırdışı edileceklerine dair söylentiler üzerine ‘toplu intihar’ çağrıları yaptı. İsveç Göçmen Dairesi’nin ‘ebeveynleri olmayan sığınmacı çocukları sınırdışı edeceği’ iddiası üzerine, İsveç’e yalnız gelen 18 yaş altı sığınmacıların, kapalı Facebook gruplarında ‘toplu intihar’ çağrıları yaptığı ortaya çıktı. (diken.com.tr)


Kapitalizm ve Eğitim


13.02.2017 - İstismarcı müdür serbest bırakıldı Ankara Haymana Nuri Bektaş Anadolu Lisesi’ne 2014 yılında atanan okul müdürü S.K. hakkında, erkek öğrencilere okulun pansiyonunda cinsel taciz ve cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla soruşturma açıldı. MEB tarafından görevlendirilen müfettişler aracılığıyla yürütülen soruşturmada iddiaya göre BİMER’e başvuran öğrenci sayısı 100 civarında idi. Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, dosyayı yeni devralan Cumhuriyet Savcısı Rıdvan Özkan, soruşturmayı derinleştirdi. Savcı Özkan, mağdur sıfatıyla 2 öğrenci ve bilgi sahibi olarak da 3 öğrencinin ifadelerini pedagog eşliğinde aldı. Öğrencilerin ifadelerinde taciz iddialarını yinelemesi üzerine savcı, açığa alınan okul müdürü S.K hakkında dün gözaltı talimatı verdi. S.K.’nın savcılık sorgusunun ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı duyuruldu. (Kızıl Bayrak)


02.02.2017 - MEB’in bütçesi imam hatiplere ve özel okullara MEB’in eğitimdeki sorunların çözülmesi için hedeflerinin yer aldığı 2017 Performans Programı’nda, eğitim bütçesinin büyük kısmı imam hatiplere ve özel okullara ayrıldı. Diğer okullar bir kenara bırakılarak imam hatiplere özel projeler çıkarıldı2017 yılında okullaşma oranını artırmak için toplam 637 milyon TL ayıran MEB, bunun 500 milyon lirasını, 50 kız anadolu imam hatip açmak için harcayacak. Diğer bütün okullardaki fiziki kapasite artırma çalışmaları için 100 milyon TL ayrılırken, mesleki eğitimde sektör destekli örnek okul modeli için de 17 milyon harcayacak. MEB, engeli olan çocuklar için kapsayıcı erken çocukluk eğitimi projesi için ise sadece 1 milyon lira ayırdı.Bakanlık bütçesinin aslan payı ise özel okullara ayrıldı. Eğitimde özel öğretimin payını artırmak için MEB, bu yıl 1 milyar 251 milyon TL’yi “destek” adı altında özel okulların kasasına aktaracak.(sendika.org)


07.02.2017 - Atama yapılmıyor Geçen hafta 1 milyon atama yapılmasını bekleyen olmasına rağmen, sadece 100 bin öğretmenin atanacağının ortaya çıkmasının ardından, 2023’e kadar ihtiyaç olmayan 20 öğretmenlik alanında atama yapılmayacağı belirlendi. Hürriyet'ten Nuran Çakmakçı'nın haberine göre, en çok ‘fazlalık’ felsefede. Metal ile giyim üretim teknolojisi, Japonca, Çince gibi alanlarda da ihtiyaç fazlası var. Felsefede 1594 öğretmen şimdiden ihtiyaç fazlası duruma düşmüş bile. Bunu Giyim Üretim Teknoloji öğretmenleri takip ediyor. Bu alanda da 717 öğretmen fazlası var. Yine Metal Teknolojisi’nde 525, Konaklama ve Seyahat Hizmetleri alanında ise 199 ihtiyaç dışında çalışan öğretmen olduğu görülüyor. (evrensel.net)


07.02.2017 Bir yılda 368 kız çocuğu cinsel istismara uğradı, çoğunluğu okullarda Milli Eğitim Bakanlığı’nın kayıt tutmadığı istismar olaylarını inceleyen Eğitim-Sen, “Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu”nu yayımladı. Kadın örgütlerinin istatistiklerinden ve mahkemelere taşınan olaylardan derlenen rapora göre son bir yılda yüzde 3’ü engelli olmak üzere 368 kız çocuğu cinsel istismara uğradı. Cinsel istismar olaylarının yüzde 59’u okullarda yaşandı. Çocuklar sokakta, zorla götürüldükleri yerlerde, okul servislerinde, kurslarda, otobüslerde ve parklarda cinsel istismara uğradı. Rapordan çıkan diğer çarpıcı detaylar şöyle: 600 bin kız çocuğu okula gidemiyor. 2014 – 2015 öğretim yılında 676 bin 219 kız çocuğu okula gidebiliyordu. Bu sayı 2015 – 2016 öğretim yılındaysa 533 bin 357’ye düştü. 4+4+4 yasası ile zorunlu ilköğretim yaşının 6-13 yaş aralığına çekilmesiyle çocuk işçi sayısı arttı. Çocuk işçileri iş cinayetlerinde hayatını kaybetti, buna göre, 2013’te 59, 2014’te 54, 2015 yılında ise 63 çocuk olmak üzere son üç yılda en az 176 çocuk iş cinayeti kurbanı oldu. 2015 yılında Türkiye’de silahlı çatışmalarda, iş cinayetlerinde, cezaevlerinde ya da savaştan kaçarken ölen mültecilerle birlikte 617 çocuk yaşamını yitirdi. 16 Ağustos 2015- 20 Nisan 2016 arasında sekiz şehirde 65 kez ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında eğitim durdu. İntihar eden kişilerin yüzde 34,3’ünü 15 -19 yaş grubu oluşturuyor. Çocuk istismarı ve erken yaşta evlilikler, çocuk intiharlarını artıyor.(sendika.org)