Sermaye Devleti

 

14.01.2017 - Sosyal medyada cadı avı  18 bin dosya gözaltı talimatı bekliyor Sermaye devletinin sosyal medya üzerinden yürüttüğü cadı avı artarak devam ediyor. Neredeyse her gün sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklananlar olduğu bilgileri yansırken, aynı gerekçeyle halihazırda gözaltı talimatı bekleyen 17 bin 862 dosyanın olduğu belirtildi. Devlet kurumları eliyle ihbarcılık çağrısının yapıldığı son dönemde Facebook ve Twitter paylaşımları nedeniyle 68 bin 774 hesap hakkında ihbar yapıldı. Bu hesaplardan 21 bin 723’ünün kullanıcıları tespit edilirken, 47 bin 24’ünün tespiti için çalışmaların sürdüğü kaydedildi. (Kızıl Bayrak)


14.01.2017 - Sermaye devletinden “siber güvenlik” hamleleri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), devletin güdümünde “hackerler” yetiştirmek için hazırlıklarını sürdürüyor. Hacker yetiştirmek ve devlet kurumlarında görevlendirmek için başvuruları almaya başlayan BTK, sayının 25 bine ulaştığını açıkladı. Bu alanda birikimi ve yeteneği olanları “pozitif katkıya dönüştüreceklerini” iddia eden BTK Başkanı Fatih Sayan, sermaye devletinin kirli işlerini yaptıracakları gerçeğinin üzerini örttü. Yaptıkları hazırlıklara dair konuşan Sayan, “beyaz hackerlar” yetiştireceklerini, eğitimler vereceklerini ve yetenekli bulduklarını 528 devlet kurumunda bulunan “siber olaylara müdahale” ekiplerine dahil edeceklerini dile getirdi. BTK’ya “beyaz hackerlık” için şu ana kadarki başvuruların yüzde 15’ini 13-18 yaş arasındaki gençlerin oluşturması dikkat çekerken, başvuruların ardından yapılacak testte katılımcıların belirlenen yerleri hacklemeleri ve ele geçirmeleri istenecek. (Kızıl Bayrak)


06.01.2017 - Türkiye İnternet sansüründe zirvede yer alıyor Access Now grubu yürüttüğü kampanya ile hükümetlerin, ülkelerinde internet kısıtlamalarını, erişim engellemelerini kaydediyor. Grubun 2016 raporuna göre, Hindistan ve Türkiye zirvede yer alırken, Irak üçüncü sırada yer alıyor. Rapora göre, 2015 yılı için 15 kapatmayı belgelenirken, 2016 yılı içindeyse 23 Aralık tarihine kadar 53 kapatma kaydetti. (gazeteduvar.com.tr)


18.01.2017 - İhbarcılık rekor kırdı; ödenek yetmedi 2016 yılı, bütçeden aldıkları ödül ve ikramiyelerle muhbir ve ajanların yılı oldu. Tayyip Erdoğan’dan, Başbakan Binali Yıldırım’a, onlardan bakanlara kadar tüm kabine tarafından özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası teşvik edilen muhbirlik ve ihbarcılık rekor seviyeye ulaştı. BirGün gazetesinden Nurcan Gökdemir’in haberine göre, 2016’da bütçenin bu kaleminden yapılan harcamalar tarihinin en yüksek düzeyine çıktı. Maliye Bakanlığı’nın 2016 yılı bütçe gerçekleşme rakamlarına göre, geçtiğimiz yıl kamu personeli olmayanlara yapılan ödül ikramiye ve benzeri ödemeler 2015 yılında ödenenlerin 2,5 milyon TL üzerine çıktı. Ocak ayında harcaması “sıfır” olan bu kalemden, Şubat ayında 50 bin, Mart’ta 56 bin, Nisan’da 242 bin, Mayıs’ta 285 bin, Haziran’da 166 bin, Temmuz’da 96 bin lira ödül ve ikramiye ödemesi yapıldı. Ağustos ayında ise bu ödemeler 905 bin liraya fırladı, Eylül’de 189 bin liraya gerilerken Kasım ayındaki ödeme tutarı 402 bin lira oldu. Yılın son ayında ise 1 milyon 275 bin TL ile yaklaşık olarak geçmişte tüm yılda yapılan kadar ödül ve ikramiye dağıtıldı. Böylelikle, en fazla ödenen yıl olan 2015’deki 1,4 milyon TL’nin de üzerine çıkan bu ödeme, 2016’da 3 milyon 688 bin TL oldu. (Kızıl Bayrak) (Aralık 2016’da, Tayyip Erdoğan’ın muhtarlara muhbirlik talimatının ardından İçişleri Bakanlığı harekete geçmiş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu doğrudan il valilerine, muhtarlarla her ay düzenli olarak toplanması talimatı vermişti. Talimata göre önce kaymakamlar, her ay ayrı bir ilçede emniyet müdürü, jandarma komutanı, STK temsilcileri ve muhtarlarla güvenlik toplantıları düzenleyecek, ardından valiler, sadece muhtarlarla bir araya gelecek, hazırlanacak değerlendirme raporları her ay Ankara’ya, İçişleri Bakanlığı’na gönderilecekti.)


21.01.2017 - Hapishanelerden alarm sesi gelmeye başladı Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi üyeleri, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için bu hafta da Yüksek Caddesi'nde bir araya geldi. 129 haftadır eylemlerini sürdüren inisiyatif adına açıklama yapan Mahmut Konuk, cezaevi koşullarında tedavisi olanaksız hasta tutsakların sayısı İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre 926 olduğunun bilgisini paylaştı. Konuk, "bunun yüzde 31'i ağır hasta ve bizim 'Hasta tutsaklar serbest bırakılsın, hapishanelerden kefenle, tabutla tahliye olmasın' diye yaptığımız basın açıklamalarının 128'inci haftasında saldırı tehdidiyle sesimiz kısılırken hapishanelerden alarm sesi gelmeye başladı" dedi. Cezaevlerinin fazlasıyla dolu olduğunu ve bunun üzerine iktidarın 170 yeni cezaevi yapmak istediğini açıkladığını belirten Konuk, sevklerin, sürgünlerin, işkencelerin, çıplak aramaların 12 Eylül darbe koşullarını arattığını söyledi. (dihaber.net) (2016 yılı Aralık ayında  2017 yılı sonuna kadar 175 adet yeni ceza infaz kurumu inşa edilerek ‘hizmete açılmasının’ planlandığını belirtmiş olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın bu açıklaması sorunun daha fazla cezaevi inşası ile “çözülmek” istendiğini göstermektedir.)


22.01.2017 - Akademisyenden nefret söylemi Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğrencileri, öğretim üyesi Bekir Kürşat Doruk’un derslerinde Alevilere yönelik nefret söylemleri kullandığını belirtti. Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Teknolojileri Eğitim Anabilim Dalı Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Doruk’un derste Alevilerle ilgili “Aleviler dine dair her şeyi yanlış anlamış, Aleviler içki içip sapıtıyorlar” ifadelerini kullandığı iddia edildi. (siyasihaber3.org) (2016 yılı Aralık ayında Muş Alparslan Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan ve Marmara Üniversitesi’nde doktora yapan Abdulkadir Şen, Twitter hesabından Türkiye'deki Alevilere dönük tehditlerde bulunmuştu.)


03.01.2017 - IŞİD'in övüldüğü kanalda Alevi kurumlarına tehdit Erdoğan'ın verdiği iftarları kaçırmayan ve BBP'ye yaptığı ziyaretle gündeme gelen Türkmen Alevi-Bektaşi Derneği'nin başkanı Özdemir Özdemir, Kanal A'daki konuşmasında "Zaman gelir ortalık karışırsa, o yalıda oturan Alevi vakıf başkanlarına sesleniyorum. O yalıları başınıza yıkarlar, orada oturamazsınız. O paralarınızı elinizden alırlar, sizi bu Türkiye'de öldürürler" dedi. (haber.sol.org.tr)


03.01.2017 - Türkiye'de IŞİD'leşme eğilimi çok yüksek İstanbul Ortaköy'de Reina adlı gece kulübüne yönelik saldırıyı değerlendiren MAZLUMDER eski Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye’de DAİŞ’leşme eğiliminin çok yoğun olduğunu söyledi. Diyanet fetvalarının ayırımcılığı körüklediğini ve her katliam sonrası yapılan “lanet” çağrılarının çözüm olmadığını belirten Gergerlioğlu, “Bunlar, zaten izin verilen politikalar” dedi. (demokrathaber.org)


Türkiye Gündemi

 

8.1.2016 - Kılıçdaroğlu, darbe olmadığını Yenikapı’dan 5 ay sonra “fark etti” 15 Temmuz için "kontrollü darbe girişimi" diyen Kılıçdaroğlu, sonrasında "gerçek darbenin" yapıldığını öne sürdü. Kılıçdaroğlu, "15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra, 20 Temmuz'da gerçek darbe yapıldı. 20 Temmuz’da hiç kimsenin unutmaması lazım. Parlamentodan OHAL yetkisinin alındığı tarih" şeklinde konuştu. (sol.org.tr) (Kılıçdaroğlu, 18 Kasım’da Yenikapı’da yaptığı konuşmada şunları söylemişti: “Cumhuriyet tarihimizin en kanlı darbe girişimidir bu. 240 şehidimiz var, 240 aslanımızı toprağa verdik, 240 demokrasi şehidimize Allah'tan gani gani rahmet diliyorum. Onlar bizim demokrasi tarihimizdeki altın sayfalarda yerlerini aldılar. Onları unutmayacağız ve unutturmayacağız, demokrasinin kahramanlarıdır onlar.”)


06.01.2017 - HDP Milletvekili Mithat Sancar: Erdoğan "darbeyi" biliyordu “Cumhurbaşkanının darbe girişiminden haberi vardı. Önlemek yerine, darbecilere yol verdi” dedi.  (Evrensel.net) (HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 15 Temmuz’dan üç gün sonra yaptığı açıklamada “darbeye karşı demokratik hakkını kullanarak sokağa çıkmak meşru bir haktır” demişti.  https://www.youtube.com/watch?v=Fsg5hdv1CbU )


17.01.2017 - AB'nin istihbarat örgütünden '15 Temmuz' raporu: İddialar çelişiyor! İngiliz The Times gazetesi, dünya haberleri sayfasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ordudaki görevden almaları 15 Temmuz'daki darbe öncesi planladığına dair bir istihbarat raporunu yazdı. Bruno Waterfield'ın Brüksel'den yazdığı habere göre Avrupa Birliği istihbarat merkezi INTCEN'in raporunda Erdoğan'ın ordudaki tasfiyeyi 15 Temmuz darbe girişimi öncesi planladığı öne sürülüyor. BBC Türkçe'nin aktardığı haberde şu ifadelere yer veriliyor: "Bu rapor Türk hükümetinin öne sürdüğü, Fethullah Gülen'in darbe girişiminin arkasında olduğu iddialarıyla çelişiyor." 24 Ağustos 2016 tarihli raporda şu ifadelerin yer aldığı aktarılıyor: "Bir darbe yapma kararı, yaklaşmakta olan tasfiyenin korkusuyla alındı. Gülenciler, Kemalistler (sekülerler), AKP muhalifleri ve fırsatçılardan oluşan bir grup askerin darbe girişiminin arkasında olması olası. Gülen'in girişimde doğrudan rol almış olması ise düşük ihtimal. Darbe girişimi, önceden planlanan görevden almalar için hızlandırıcı bir etki yarattı." Times'ta yayınlanan rapora göre, Fethullah Gülen'in müritlerinin onlarca yıldır devlet içinde gizlice örgütlenerek, "Erdoğan'ın hareketlerini kontrol edebilen ve ülkedeki durumu etkileyebilen" bir güce ulaştığı, fakat ordu içindeki FETÖ'cülerin darbe yapacak güçte olmadığı ve bunun Türk hükümetinin iddialarıyla çeliştiği belirtiliyor. (Cumhuriyet)

 

Halk İçin Ekonomi


16.01.2017 - 8 kişinin serveti, 3.6 milyar insanın toplam gelirinden daha fazla İngiltere merkezli Oxfam isimli kuruluşun yayınladığı verilere göre dünya üzerindeki en zengin 8 kişinin serveti, 3.6 milyar insanın toplam gelirinden daha fazla. Raporun “Yüzde 99 için ekonomi” olan başlığı bile bu gerçeğe işaret ederken verilere göre en zengin 8 kişinin serveti 426 milyar, dünyadaki 3,6 milyar insanın toplam geliri ise 409 milyar dolar. (Kızıl Bayrak)


02.02.2017 - Özel sektörün dış borcu 224 milyar doları aştı Merkez Bankası verilerinden yapılan hesaplamalara göre, Türk özel sektörünün toplam borcu 2016 Ekim ayı itibarıyla 224 milyar doları aşarken, bunun 207 milyar doları uzun, 17 milyar doları ise kısa dönemli borç olarak kayıtlara geçti. (dunya.com) (2016 Aralık ayında The Economist dergisi şöyle yazıyordu: “Geçen yıl bu dolar borcu neredeyse 10 trilyon dolara ulaştı. Bunun üçte biri gelişmekte olan piyasalara ait. Dolar yükseldiğinde, bu borçlar da otomatik olarak yükseliyor. Son zamanlarda dolar karşısında en çok kaybeden ülkeler Brezilya, Şili ve Türkiye gibi yüksek miktarda dolar borcu olan ülkeler oldu.” Merrill Lynch adlı banka ise Türkiye ekonomisinin gelişmekte olan ülkeler içinde en “kırılgan” ekonomilerden biri olduğunu belirttiği raporunda şunları belirtmişti: “Türkiye, dış açığı ve net uluslararası yatırım pozisyonu/ GSYH rasyosunda (başka deyişle, dış ticaret açığının ülke ekonomisinin büyüklüğüne oranı) 56. piyasa arasında 55. sırada olmasıyla en zayıf ikinci.”

 

16.01.2017 - İşsizlik artmaya devam ediyor Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamasına göre, 2016 Ekim ayı işsizlik oranı, önceki yıla kıyasla artarak yüzde 11,8’e ulaştı. Genç işsizlik yüzde 1,9 puanlık artışla yüzde 21,2’ye çıkarken, tarım dışı işsizlik de artarak yüzde 14,1 oldu. TÜİK’in istatistiklerine göre işgücüne katılma oranı yüzde 52,4 olurken, işgücü ise 30 milyon 914 bin kişi olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 72,1, kadınlarda ise yüzde 33,1’e çıktı. (TÜİK rakamlarına göre yalnızca işi arayanların dahil olduğu işsizlik 3,6 milyon kişiye erişmiş oldu. Çalışma çağındaki nüfus içerisinde bulunan fakat “işsiz” kategorisine dahil edilmeyen; iş aramayanlar, geçici işlerde çalışanlar, kayıt dışı çalışanlar da göz önünde bulundurulduğunda ise bu sayı yaklaşık ikiye katlanıyor. Nitekim iş gücüne katılma oranının yalnızca yüzde 50 seviyelerinde olması, çalışabilir nüfusun önemli bir kesiminin TÜİK’in açıkladığı resmi işsizlik oranına dahil edilmediğine işaret ediyor.) (Kızıl Bayrak)


02.01.2017 - Bir ayda 246 bin 242 kişi işsiz kaldı Türkiye'de sadece bir ayda 246 bin 242 kişi işsiz kaldı. İşten çıkarılmaların en çok olduğu sektör de turizm oldu. Cumhuriyet'in haberine göre, Ağustos 2016 ile Eylül 2016 arasındaki bir aylık sürede 246 bin 242 çalışan sigortalı işini kaybetti.


24.1.2016 - Bir yılda 500 bin işsiz artışı Bir yılda 500 bin işsiz artışı İşgücü geçen yılın ekiminde 2015 ekimine göre 910 bin kişi arttı. Bu 910 bin kişinin 410 binine iş yaratabildik, 500 bin kişi ise işsizler ordusuna eklendi. Bir yılda 500 bin işsiz artışı! Her yıl bu kadar artış olduğu düşünülebilir; hayır, gerçek öyle değil. Hemen bir yıl önceye gidelim.İşsiz sayısı ekim 2015'ten ekim 2016'ya kadar 500 bin kişi artmıştı ya, ekim 2014'ten ekim 2015'e kadar olan bir yıldaki artış yalnızca 105 bin kişi.Artış, 105 bin kişiden 500 bin kişiye çıkmış durumda. (Dünya Gazetesi)


11.01.2017 - İşsizlik fonunda patlama yaşanıyor! Doç. Dr. Metin Altıok, resmi işsizlik hesaplarında yer verilmeyen 666 bin civarında iş aramaktan ümidini kesmiş emekçi kitlesinin bulunduğunu belirterek, işsizlik sigortası başvurularında patlama yaşandığını kaydetti. (dihaber.net)


19.01.2017 - Toplumun yüzde 71,7'si Türkiye'de ekonomik kriz yaşandığını düşünüyor Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi tarafından her yıl Aralık ayında gerçekleştirilen, “Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması” 2016 yılı araştırmasına göre, toplumun yüzde 71,7’si Türkiye’de ekonomik kriz olduğunu düşünüyor. (paraanaliz.com)

 

22.01.2017 - Enflasyon sepetinde gıda ağırlığının yüzde 20'ye indirilmesi ne anlama geliyor? TÜİK, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) 2017 sepetinin metodolojisinde değişikliğe gitti. Enflasyon sepetinde gıdanın ağırlığının yüzde 20’ye indirildi.  Bu rakam daha önce yüzde 23.68 seviyesindeydi. Sepette en yüksek ağırlık gıda ve alkolsüz içeceklere ait. TÜFE sepeti hanehalkı anketiyle belirleniyor. (m.t24.com.tr) (“Alt ve orta gelir grubundakiler bizim nüfusumuzun büyük bölümünü oluşturuyorlar. Onlar için tüketim harcamalarında gıda ve alkolsüz içkiye giden para en az yüzde 50 oranında. Hatta daha da fazla. Halkımız her ay ev eşyası satın almıyor. Her ay derin dondurucu, mazotlu binek otomobili veya benzinli binek otomobil satın almıyor. Her ay umre veya hac seyahati yapmıyor. Bu tür mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişim tabii ki önemlidir ama, ülke genelinde halkın tüketim harcamalarındaki değişimin ağırlığını oluşturmuyor.” (Tevfik Güngör)


25.1.2017 - Doların artışı pahalılığı artıracak “Eylül sonrası dönemde kur artışının yüzde 30’a yaklaştığı tabloda, bunun enflasyona yansımanın 4-4.5 puanı bulacak” (Hürriyet) (“Son üç ayda dolar dünyada % 2 yükselirken, Türkiye’de % 25 değer kazandı. Bir yılda (52 haftada) doların fiyatı Türkiye’de yüzde 30.48 oranında arttı.” Güngör Uras)


25.1.2017 - Merkez Bankası “çaktırmadan” faizi artırıyor Merkez Bankası, “uluslararası ve ulusal para piyasası oyuncuları”nın, sözlerine kanarak dün faiz koridorunun üst bandını 0.75 puan yükselterek %8.5’tan %9.25’e çıkardı. Geç likidite borç verme faizini %10’dan %11’e yükseltti. (Dünya Gazetesi) (“Merkez Bankası gecelik vadede gitmeye, bu vadede önlem almaya, kısaca kriz yönetimi yapmaya devam dedi.” (Abdurrahman Yıldırım) “Merkez Bankası’nın hükümete karşı çıkmadan, küstürmeden durumu idare etmeye çalıştığı bir kere daha görülüyor. Ancak belli ki piyasalar için artık bu idare etme anlayışı yetersiz kalıyor.” (Erdal Sağlam) (“ciddi bir açmaz ile karşı karşıya olduğumuzu dikkate almamız gerekiyor. Döviz kurlarındaki yükselişi durduramayan faiz yükselişleri kalıcı olabilecek ve ekonominin nefes almasını zorlaştıracak gibi görünüyor. Tam aksine ekonominin üzerindeki olumsuz baskılar biraz olsun azalsın diye faizleri düşürmeye kalksak, döviz kurlarının iyice kontrolden çıkacağı biliniyor. Başka bir deyişle boşa koysak dolmuyor ve doluya koysak almıyor!” (Uğur Civelek)


25.1.2016 - Konut satışlarındaki “rekor” aldatıcı, satılmayan konut stoku büyüyor Dünya Gazetesi Alaattin Aktaş, konut satış rakamlarıyla ilgili şu yorumu yaptı: “Konut satışı aralık ayında bir önceki yılın aynı ayıyla hemen hemen aynı düzeyde gerçekleşti. Yıllık satış ise 1 milyon 341 bini aşarak, 2015 yılında 1 milyon 289 bin adede göre yüzde 4 oranında artış gösterdi.2016'nın tümünde ulaşılan satış, şimdiye kadar bir yılda gerçekleştirilen en yüksek satışa işaret ediyor. Dolayısıyla konut satışında 2016'da bir rekor kırılmış durumda.Şimdi bu duruma bakarak konut satışların tüm hızıyla artmakta olduğunu ve yılın çok iyi bir performansla tamamlandığını söyleyebilir miyiz? Hayır!Önce şu gerçeği görelim. Konut satışları geçen yıl eylülde 2015'e göre yüzde 18, ekim ve kasımda yüzde 25 arttıktan sonra aralıktaki artış yalnızca yüzde 0.1 oldu. Yani çok hızlı bir yavaşlama söz konusu. Bu gerçeği gözden ırak tutamayız. Geçmişte aralık aylarında önceki yılların aynı ayına göre hızlı artışlar yaşanırken, geçen yıl çok belirgin bir duraklama ortaya çıktı.Kaldı ki, kullanıma arz edilen konut sayısı ile yani yapı kullanma izni verilen konut sayısı ile satışı gerçekleşen ilk el konut sayısı arasında hala arz lehine bir fark var. Geçen yılın ilk dokuz ayı itibariyle yapı kullanma izni verilen konut sayısı 505 bin, ilk satışlar ise 435 bin düzeyinde gerçekleşti. Yani konut stokuna 70 binlik bir ek daha geldi. Yapı kullanma iznine ilişkin son çeyrek rakamlarının henüz belli olmadığını belirtelim.”


30.1.2017 Esnaf kepenk indiriyor Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun verilerine göre 2016’nın tamamında 101 bin 614 esnaf işyerinin kapısına kilit vurdu. Bu sayı 2015’te 97 bin 715 civarındaydı. Yılın son çeyreğinde her ay 10 bin esnaf kepenk kapattı. Cumhuriyet'in haberine göre, 2016’da 2015’e göre kapanan esnaf sayısı 4 bin civarında artış gösterdi. Kepenk indirmeler yılın son çeyreğinde artış gösterdi. En fazla kepenk indiren meslek 10 bin 537 ile bakkalar ve büfeciler oldu. (gercekgundem.com)


29.1.2017 - “Fitch” Türkiye’nin kredi notunu düşürdü Fitch, Türkiye’nin uluslararası uzun vadeli döviz cinsinden kredi notunu, yatırım yapılabilir (BBB-) düzeyinin bir basamak altına (BB+) çekti. Not görünümünü ‘durağan’ olarak açıkladı. Türk Lirası cinsinden riskini ‘BBB-’de korudu. Geçtiğimiz Cuma günü sürpriz bir şekilde S&P, Türkiye’nin kredi notu görünümünü ‘durağan’dan ‘negatif’e düşürdü. Fitch’in bu kararından sonra “doğal olarak” bankaların notları düşecek. Bu da bankaların fonlama maliyetlerini; sadece yeni alacakları sendikasyon kredilerinde değil, yakın geçmişte aldıklarının da maliyetlerini artıracaktır. Orta-uzun vadede bankaların sermaye ihtiyaçları ortaya çıkabilecek ancak kısa vadede fonlama maliyetlerindeki artış, ister istemez kredi maliyetlerine de yansıyacaktır. (Sözcü) (Ayrıca, Fitch'in 11 Ocak’ta yayınladığı Makro-İhtiyati Risk Monitörü raporuna göre, 2016 yılında reel kredi büyümesi 2009 yılındaki global finansal krizden bu yana görüylen en düşük seviyede gerçekleşti. Fitch'in tahminlerine göre global medyan reel kredi büyümesi 2016'da 2015 yılındaki yüzde 5,5'ten yüzde 2,9'a geriledi. Kredi notları düştükçe, kredi maliyeti artacak, kredi alımları azalacak, bunun sonucunda ise yatırım ve tüketim düşecek ve büyüme hızı yavaşlayacaktır.)


02.02.2017 - Muayene ücretlerine zam, acil servislere yönlendiriyor Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Raşit Tükel, muayene katılım paylarına zam yapılmasına tepki gösterdi. “Hastane hizmetleri finansmanı için ek kaynak olarak vatandaşın cebine yönelmiş oluyor” diyen Tükel, katılım paylarında yüzde 60’a varan ciddi zamlarla da bu finansmanın karşılanmaya çalışıldığına dikkat çekti. Bunun da sağlıkta eşitsizliklerin arttığı bir durumda tıbbi hizmetlere erişimin yurttaşların büyük çoğunluğu için giderek daha da zorlaşacağı anlamına geldiğini ifade eden Tükel, “Acillere başvuru sayısı 1 yılda 100 milyonu geçmiş durumda. Nüfusun çok üstüne çıkmış bir sayı bu. Bu, ücretsiz sağlık hizmeti almak için buradaki katkı payları arttıkça acile bir yönelim anlamına geliyor. Tabi bu da çok sağlıksız bir durum ortaya çıkarıyor.” dedi. (evrensel.net)


28.01.2017 - İlaca zam TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı yeni zamlara yol açmaya devam ediyor. Muayene ücretlerinin ardından ilaca da zam yolda. 20 Şubat’tan itibaren gelecek yüzde 10.6 zam kararının ardından hastalar, eczanelerde ilaç sıkıntısı yaşamaya başladı. (evrensel.net)


05.01.2017 - Kesintilerin sebebi arıza değil, gaz yokluğu Doğal gaz çevrim santrallerine verilen gazın hane kullanımı gerekçesiyle azaltılması, kış saati uygulamasının elektrik tüketimini arttırması, dolardaki yükseliş ve elektrik iletim altyapısındaki yetersizliklerin kesintilere neden olabileceği uyarısını günler öncesinden yapan EMO dün de TEİAŞ ve Bakanlığın aralık ayı verilerini değerlendirdi. EMO’nun değerlendirmesine göre, havaların soğuması nedeniyle doğal gaz tüketimi 1 Aralık itibariyle günlük 197.7 milyon metreküpe kadar yükseldi. Doğal gaz dış alımında yaşanan sıkıntı ise 25 Aralık verilerinde 156.7 milyon metreküpe düşüşle kendisini gösterdi. Yani Türkiye’nin dışa bağımlı olarak temin ettiği doğal gaz kaynağı 1 Aralık 2016 tarihine göre 25 Aralık’ta yüzde 20.7 azaldı. Elektrik üretimi için 1 Aralık 2016’da doğal gazın yüzde 19’una denk gelecek şekilde 38.4 milyon metreküpü kullanıldı. (evrensel.net)


2.1.2017 - Elektrik krizinin bilançosu ağırlaşıyor BOTAŞ’ın çevrim santrallerine ayırdığı doğalgaz arzını yüzde 90 kısmasıyla başlayan elektrik kesintilerinin otomotiv yan sanayinde 120’ye yakın fabrikanın üretim durdurmasına neden olduğu konuşuluyor. Günlük zararın ise 20 milyon doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. (paraanaliz.com)

 


Son İki Ayda Patronlara Verilen Başkanlık Rüşvetleri


İhracatçılara Faizsiz Kredi Binali Yıldırım tarafından açıklanan Ekonomi Koordinasyon kararlarına göre ihracat yapan işletmelerin tümüne devlet destekli faizsiz kredi imkanı sağlandı.


Devlet Patronlara Kefil  Merkez Bankası’nın yayınladığı raporda gerçekleştirilen büyük altyapı projeleri için 46 milyar dolar dış borç kullanıldığı, bunun da 31 milyarlık bölümünün Hazine’nin koruması altında aldığı (yani devletin patronlara kefil olduğu) belirtildi.


Patronlar İçin Dolar 3.15 lira Binali Yıldırım kamunun özel sektörden tahsil edeceği 10 milyar doları döviz değil, TL olarak alacağını TÜSİAD’ın Ankara’daki Yüksek İstişare Konseyi’nde açıkladı.


KOBİ’lere "Nefes" Kredisi  KOBİ’lere yıllık yüzde 10’un altında faizle kredi kullandırılmasını amaçlayan “Nefes kredisi” uygulamaya girdi.


Sonu Gelmeyen Teşvikler. Sonuç: Sıfır Vergi Bir burjuva iktisatçı (İsmet Özkul) devletin patronlara verdiği teşviklerin ne dereceye vardığını şöyle özetliyor: “Şu anda öyle teşvikler var ki adeta girişimciler tüm yatırım maliyetlerini vergi ödemeyerek devletten geri tahsil edecek durumda.”


Geçmiş Vergi Borçları da Silindi Vergilerin pratikte ortadan kaldırılması bir yana, yurtdışından gelen “varlığa” yönelik “nereden buldun” sorusunun artık sorulmayacağının yetkili ağızlardan ifade edilmesiyle geçmişe ait vergi borçları da silinmiş oldu.


Maaşları patronlar yerine devlet veriyor (tabii ki ezici kısmını kitlelerden aldığı vergilerle) Devlet patronların vermesi gereken maaşları da veriyor Resmi yetkililerin yaptıkları açıklamalara göre, 2016’nın ilk 10 ayında destekten 1.449.425 işyeri, 8.739.362 işçi için yararlanılmış ve ayda yararlanılan destek tutarı 715 milyon 642 bin TL olmuştur. 2016’nın ilk 10 aylık verileri dikkate alındığında da, 2016’nın tamamında parasal anlamda işverenlere sağlanan asgari ücret destek tutarı yaklaşık 8.5 milyar liraya ulaşacaktır. 2016’da sağlanan asgari ücret desteğinin 2017 yılında da devam etmesi amacıyla Hükümet tarafından hazırlanarak TBMM’ye 16.12.2016 tarihinde gönderilen “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” da asgari ücret desteği ile ilgili düzenleme öngörülmüştür. (Dünya Gazetesi)


Yandaşlara Servet Transferi  Financial Times'ın yayınladığı Türkiye yatırım raporunda ilginç bir detay var. İddiaya göre AKP, "darbe girişimi" sonrası el konan şirketleri 21 Kasım'da satışa çıkartmış ve yandaş patronlar bu şirketleri ucuza kapatmak için sıraya girmiş durumda. (sol.org.tr) (Kasım ayında Bloomberg’de “Erdoğan’ın kovuşturmaları yeni oligarklar için on milyar dolarlık pazar açacak” başlıklı bir haber yapılmış, Gülen cemaatine yakın şirketlere ait on milyar dolar değerinde hissenin yandaş firmalara verileceği belirtilmişti. Devlet burjuvaziye, yukarıdaki haberlerde gördüğümüz desteklerin yanı sıra, servet transferleri yoluyla da kaynak sağlıyor.)


Başbakan Yardımcısı’ndan yabancı şirketlere açık çek Türkiye'ye yapılan uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 75'inden fazlasını temsil eden şirketleri çatısı altında toplayan Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Başbakan Yardımcısı Şimşek ile uluslararası şirketlerin Türkiye’deki ve yurt dışındaki üst düzey yöneticileri arasında dün telekonferans organize etti. Şimşek, yaklaşık 200 uluslararası şirketin üst düzey yöneticisinin katıldığı görüşmede, Türkiye’deki yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik hükümet tarafından son dönemde uygulamaya konulan teşvikler ve yeni yasal düzenlemeler hakkında bilgi verdi. Şimşek, ekonomi ve politik mevcut gündeme ve beklentilere ilişkin soruları da yanıtladı. (Akşam) (Ekim ayında, Başbakan Binali Yıldırım otomotiv, enerji, bilişim, havacılık sektörlerinde ve yatırın fonu yönetiminde öne çıkmış uluslararası sermaye gruplarının temsilcileriyle bir araya geldiği Türkiye Yatırım Danışma Konseyi’nin Dokuzuncu Toplantısı’nda şu sözleri söylemişti: “”Bizim yönetim olarak görevimiz, sizlerin işini kolaylaştırmak iş yapma kararlılığınızı artırmak. İşi, üretimi, yatırımı siz yapacaksınız. Ürettiğiniz malı siz pazarlayacak, parayı siz kazanacaksınız; bize düşen görev de sizin önünüzü açmak, çözüm üretmek, engelleri kaldırmak.”)


Patronlara Kaynak: Bireysel emeklilik sistemi Bireysel emeklilik sistemine zorunlu katılım Ocak ayında başlıyor 15 Temmuz sonrası patronlara kaynak aktarma araçlarından biri olarak gündeme gelen Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) zorunlu katılım uygulaması 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren uygulamaya konulacak. Zorunlu katılım yaklaşık 17 milyon çalışanı kapsıyor. Mevcut BES’te halen yaklaşık 6,5 milyon kişi olduğu düşünülürse, zorunlu katılım ile patronlara 10 milyonun üzerinde sayıda ücretliden oluşan ek bir havuz kaynak yaratılmış oluyor. Hedefledikleri miktarın 100 milyar lira civarında olduğunu söylüyorlar. Patronlar için güzel olan kaynağın doğrudan işçinin ücretinden elde edilmesi.Her ay işçinin bürüt ücretinin yüzde 3’ü kadar kesinti ilgili bireysel emeklilik şirketine yatırılacak. En düşük ücret olan asgari ücretten kesilecek miktar 49 lirayı buluyor. Tabi sene başında asgari ücret arttığında bu tutar da artacak. Kesinti, daha yüksek ücretlerde 320 liraya kadar çıkıyor. Üstelik Bakanlar Kurulunun bu miktarı yükseltme yetkisi bulunuyor. BES’e zorunlu katılım, “ikinci emeklilik” olarak pazarlanıyor. Halbuki BES, hem emeklilik yaşının kademeli olarak yükseltildiği hem de emekli maaşı bağlama oranının kademeli olarak düşürüldüğü SGK emekliliğinin, yani “birinci emekliliğin” tamamen tasfiyesini hedefliyor. BES’e zorunlu katılımın ilk özeti budur: 33 yıl para öde, kalan ömründe asgari ücretin beşte biri kadar emekli maaşı al! Diğeri ise bir adım sonrasında emekliliğin kamusal vasfı ve güvencesinin tamamen tasfiyesidir. (sol.org.tr)


31.1.2016 - Vergi affının taksit ödemelerine af! “Maliye çıkardığı vergi ve prim afları yetmemiş gibi, artık affın taksit ödemeleri için de af çıkarmaya başladı. Son kararla 2016’da çıkan, bu yıl ocak sonuna kadar ödenecek taksitlere, mayıs ayı sonuna kadar süre tanındı, affın affı getirilmiş oldu. Bu kararla Maliye Bakanlığı’nın mükelleflere verdiği mesajlardan biri; “Kendinizi zorlamayın affın taksidini daha sonra ödersiniz” oldu, yani artık kimse mayıs sonuna kadar affın zamanı gelen taksitlerini ödemez.” (Hürriyet, Erdal Sağlam)


Özelleştirme İhalelerini Kazananlara Dolar Kıyağı Kamu kurumlarının döviz alacakları 2 Ocak kurundan sabitlendi. Kamuya borçlu olanlar, 2017 yılı sonuna kadar döviz borçlarını dolar 3.53 TL, euro 3.70TL sabit kur ile ödeyecekler. Kamu kurumlarının, yabancı para cinsinden yurtiçi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarına, borçlunun talebi üzerine 2 Ocak TCMB döviz alış kurundan, yıl sonuna kadar TL olarak tahsil edebilme hakkı getirildi. Bu uygulamadan, özelleştirme borçlarının taksitlerini ödeyenler, kamu ihaleleri nedeniyle borçları olanlar, değişik nedenlerle kamuya döviz borcu olanlar yararlanacak. Döviz borçlularının çoğunu, halka dövize endeksli hizmet satanlar. Örneğin köprü borçlusu borcunu sabit kur ile ödeyecek ama, halka hizmeti cari döviz kuru karşılığı TL ile satacak. döviz borçluları genelde borçlarını yurtdışından dövizle borçlanarak ödeme durumunda iken, TL ile ödeme imkanına kavuşunca, dışarıdan döviz getirme derdinden kurtulacaklar. (Dünya Gazetesi) (“Kamu kuruluşlarına olan döviz borcunun özelleştirme ihalelerinde kazanan döviz bazında ödemeleri olan özel sektör kuruluşlarına kıyak olduğu ortada. ...Özetle; hükümet kurları durduramadığı için, kur artışından zarar gören kesimleri rahatlatmaya başladı.” (Erdal Sağlam)


Sonuç: İhracatçılar Hükümete Müteşekkir Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi "Başbakanımıza, Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekci'ye diğer bakanlarımıza ihracata verdikleri destekler için teşekkür ediyoruz” dedi. (dunya.com)


Nasıl teşekkür etmesinler? Bunlara bir de asgari ücrete yapılan komik "zammı" ve yasaklanan grevleri ekleyin. Hangi patron böyle bir hükümeten şikayet edebilir?


*

 

Kürdistan’da Sömürgecilik ve Direniş


02.01.2017 - 58 cenaze 5 aydır ‘KİMSESİZ’ Mardin’in Nusaybin ilçesinde 14 Mart 2016 tarihinde valilik tarafından ilan edilen yasağın üzerinden 9 ay geçmesine rağmen ilçede yaşamını yitiren onlarca kişinin cenazesi henüz ailelerine teslim edilmedi. 25 Temmuz 2016’da ilçede kısmi olarak kaldırılan yasak sonrası yaşamını yitiren 83 kişinin ailesi cenazelerini almak için Mardin Adlı Tip Kurumuna başvurdu. Ancak 58 cenaze, ailelerin başvurularına rağmen henüz teşhis edilmedi. Ailelere teslim edilmeyen cenazelerden 23’ü Urfa’da, 21’i Mardin’de, 6’sı ise Diyarbakır’da bulunan kimsesizler mezarlığına defnedilirken, 8 kişinin de cenazesinin İstanbul Adlı Tip Kurumunda tutulduğu öğrenildi. (evrensel.net)


04.01.2017 - Üç siyasetçi kadının öldürülmesiyle ilgili araştırma önergesi verildi Geçtiğimiz yıl 4 Ocak’ta üç siyasetçi kadın Pakize Nayır, Seve Demir ve Fatma Uyar, Şırnak’ın Silopi ilçesinde öldürülmüştü. Cinayetin yıldönümünde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca tarafından verilen araştırma önergesinde, cinayetlerin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen herhangi bir soruşturmanın sonuçlanmadığı hatırlatılarak, meclis araştırması açılmasını istedi. (gazetekarinca.com)


05.01.2017 - Sokağa Çıkma Yasakları Devam Ediyor Diyarbakır Valiliği'nin açıklamasına göre, "operasyon bölgesinde halkın can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla ilgili yasa maddeleri gereğince Kayacık, Ortaç, Yalaza, Tepe, Arıklı, Serince, Çağdaş, Uçarı, Dibekköy ve Yolçatı mahallelerinde bugün saat 05.00'ten geçerli olmak üzere ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiği" belirtildi. (haber.sol.org.tr)


05.01.2017 - Kayyım, Kürtçe tiyatro yapan oyuncuların işine son verdi Kürtçe tiyatro yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncularının sözleşmeleri yenilenmedi. Oyuncu kadrosunda yer alan 31 kişinin sözleşmesi iptal edilerek işten çıkartıldı. Sözleşmesi yenilenmeyenler arasında Eş Genel Sanat Yönetmenleri ve 25 yıldır oyunculuk yapan sanatçılar da bulunuyor. (demokrathaber.org)


05.01.2017 - Kirli savaşı raporlayan kurumlara soruşturma Türk sermaye devletinin Kürt halkına yönelik kirli savaşı ve katliamlarına ilişkin raporlar hazırlayan İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi. Daha önce sermaye devleti şefi Erdoğan yaptığı açıklamalarda insan hakları örgütlerini hedef göstermiş, sermaye devletinin uyguladığı devlet terörünü ortaya koyan raporları karalamaya çalışmıştı. 7 Nisan 2016 tarihinde yaptığı konuşmada “Bu raporları yayımlayanların üzerine gidilmesi lazım. Neyin raporunu yayımlıyorsun” ifadelerini kullanmıştı. Söz konusu örgütler hakkında Genelkurmay Başkanlığı’nın şikayeti üzerine de Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesi’ne dayanılarak soruşturma başlatıldı. Soruşturulan 4 kurum hakkında, hazırladıkları raporlar gerekçe gösterilerek “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılamak” iddiası ortaya atıldı. (Kızıl Bayrak)


09.01.2017 -  İki belediyeye kayyım atandı! Edinilen bilgiye göre, Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinin DBP'li Belediye Başkanı Emrullah Cin ile Bozova ilçesinin DBP'li Belediye Başkanı Zeynel Taş'ın PKK/KCK operasyonları kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilmesinin ardından her iki ilçe belediyesine de kayyım atandı. Vali Vekili Cengizhan Yılmaz atamalarla ilgili verdiği bilgide, Şanlıurfa'nın Viranşehir Belediyesine kayyım olarak Kaymakam Ömer Çimşit'in, Bozova Belediyesine ise Zekeriya Göker'in atandığını belirtti. Atamalar sonrası belediyelerde yoğun güvenlik önlemleri alındı.


12.01.2017 - Polis baskınında bir kişi öldürüldü! Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri dün saat 03.00’da Yenişehir ilçesi Seyrantepe semtindeki bir eve baskın düzenledi. DHA’nın haberine göre evde bulunan Ş.T. polisin ‘teslim ol’ çağrısına ateşle karşılık verince çatışma çıktı. Çatışmada, Ş.T.’nin öldürüldüğü belirtildi. (gazeteduvar.com.tr)


28.01.2017 -  Kürt aydın ve yazarlarına yönelik tutuklamalar devam ediyor Mardin’de 4 dilli belediye tabelasının fotoğrafını çeken İranlı Kürt yazar Jiyar Cihanferd ve yüksek lisans öğrencisi Hassan Baladah, “keşif yaptıkları” iddiasıyla tutuklandı. “Sırf kimlikleri nedeniyle suç bulunmaya çalışılmış” diyen avukat Necati Çıray, tutukluluğa itiraz edecek. (dihaber.net)

 

Emperyalizm ve Halklar


22.01.2017 - Trump başkan olduktan sonra ilk ziyaretini CIA merkezine gerçekleştirdi  ABD Başkanı Donald Trump, görevinin ilk gününde Merkezi Haber Alma Teşkilatının (CIA) Virginia’daki merkezini ziyaret ederek medyanın kendisi ile ABD istihbarat teşkilatları arasında bir kin varmış algısını yarattığını, CIA’in yanında olduğunu söyledi. CIA çalışanları ile bir araya gelen Trump, "Ben yüzde 1000 sizinleyim. İstihbarat toplumu ve CIA’ye yönelik Donald Trump’tan daha güçlü hisleri olan kimse yok. Arkanızdayım. Daha çok arkanızda olacağım.” dedi. Yaklaşık 400 CIA çalışanının katıldığı toplantıda Trump, “Sizi seviyorum, size saygı duyuyorum. Biz tekrar kazanmaya başlayacağız ve bunun da başını siz çekeceksiniz.” dedi. (t24.com.tr)


23.1.2017 - Trump Kabinesi kimlerden oluşuyor?  Eğitim Bakanı olarak atanmakta olan Bayan Betsy DeVos: Babası Edgar Prince dolar milyarderi bir sanayicidir. Betsy işletme okumuş ve çalışma hayatının başından beri de kamu eğitimi değil, özel paralı eğitim gerektiği konusunu savunmuş. Hep de kamu kaynağı ile öğrencilere eğitim veren özel okulları teşvik etmiş. Kocası Richard Mervin De Vos da dolar milyarderidir, çünkü onun babası da, AMWAY adlı büyük şirketin büyük kurucu ortağıdır ve bu şirket de beslenme, bakım, güzellik, ve ev bakımı gibi alanlardaki en büyük şirketlerden biridir. Ailenin servet büyüklüğü 5.1 milyar dolar civarındadır. Ticaret Bakanı makamına atanacak olan Willbur L.Ross: 62 yaşında, Rothchild’dan 450 milyon dolar borç alarak kendi şirketini kurmuş ve neticede dolar milyarderi olmuştur. Sonradan 2005'te sahibi olduğu International Steel Corporation adlı şirketi de satarak 4.5 milyarlık bir servete de ortak olmuştur.Otomotiv, kömür gibi sektörlerde de yatırım yapmıştır. Steven Mnuchin, Maliye Bakanlığı'na atanacak. 17 yıl Goldman Sachs'ta çalışmış. 2002'de ayrılmış ve hedge fund şirketlerinde çalışmış ve de hedge fund kurmuş. Bugün adı One West olan IndyMac adındaki finansal kurumu iflas durumunda iken satın alarak yapısını değiştirmiş ve banka yaptıktan sonra 2015 yılında satmış. Bu da onu da dolar milyarderi yapmış. Rex Tillerson,Dışişleri Bakanı. Tillerson, 245 milyon dolarlık Exxon hisse senedinin de şahsen sahibi. Nakit serveti ise daha da büyük! (Akşam gazetesi)

 02.01.2017 - ABD ordusu sivilleri katlettiğini kabul etmiyor ABD, 2014'de ABD hava saldırıları başladığından beri Suriye ve Irak'ta en az 188 sivilin saldırılar sebebiyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Gerçek sayının çok daha yüksek olduğu bilinirken, ABD'nin sıklıkla gerçekleşen ölümleri kabul etmediği biliniyor. (haber.sol.org.tr)


03.01.2017 - ABD Körfez ülkelerine 2 ayda 40 milyar dolarlık silah sattı ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) son 2 ayda 40.8 milyar dolarlık silah satışını onayladığı açıklandı. ABD Savunma ve Güvenlik İşbirliği Ajansı'nın verilerinden edinilen bilgilere göre, Katar 21 milyar 881 milyon dolarla kasım ve aralık aylarında ABD'den en fazla silah satın alan ülke oldu. Kasım ayında 10 milyar 100 milyon dolar değerinde 'Boeing F/A-18 Süper Hornet' tipi 28 uçak alım talebinden sonra Kuveyt’in aralık ayında da 1.7 milyar dolar değerinde 218 M1A2 Abrams tankını ilişkili ekipmanla satın alma talebinin ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından onaylandığı öğrenildi. Ajansın verilerinde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yaklaşık değerlerde nakliye ve saldırı helikopteri satın aldığı görüldü. Dışişleri Bakanlığı'nın onayladığı bütün silah satışları Kongre tarafından incelenip onaylandıktan sonra gerçekleşiyor. (haber.sol.org.tr) (ABD’nin Nobel Barış ödüllü Başkanı Barack Obama, göreve geldiği 2009 yılından bu yana toplamda 278 milyar dolarlık silah satış anlaşması imzaladı. Bu rakamın bir önceki Başkan George Bush’un 2001-2009 yılları arasındaki yönetimi süresince gerçekleştirilen 128.6 milyar dolarlık satışın iki katı.)


03.01.2017 - Afganistan Tezkeresi İki Yıl Daha Uzatıldı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait güçlerin, NATO’nun Afganistan’da icra ettiği Kararlı Destek Misyonu ve devamı kapsamında yurt dışına gönderilmesiyle ilgili kararın 6 Ocak’tan itibaren 2 yıl uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. TSK aynı zamanda NATO önderliğinde kurulmuş olan Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’nün (ISAF) komuta kademesinde ve Afgan Ordusu’nun eğitilmesinde de görev alıyor. Afganistan’da 1500 Türk askeri bulunuyor. (gazetemanifesto.com)


03.01.2017 - Amerika'da Polis 2016 Yılında 1080 Kişiyi Öldürdü Amerika’da 2016 yılı içerisinde polis, çeşitli olaylar sırasında silahlı çatışmaya girdiği ya da kendisini savunma gerekçesiyle ateş açtığı toplam 1080 kişiyi öldürdü. Önceki yıl da polisin silahla vurarak öldürdüğü kişi sayısı 1146 olmuştu. (amerikaninsesi.com)


06.01.2017 -  Mültecilere 'ölmesinler' diye yardım eden çiftçi yargılanıyor Fransa’nın güneyindeki Roya vadisinde çiftçilik yapan Cédric Herrou, Afrikalı mültecilerin İtalya’dan Fransa’ya geçişine ve konaklamalarına yardım ettiği gerekçesiyle Nice’de çarşamba günü hakim karşısına çıktı. Mültecileri kendi aracıyla sınırdaki dağ yollarından Fransa’ya getiren Herrou 5 yıl hapis ve 30 bin euro para cezası ile yargılanıyor. (gazeteduvar.com.tr)


07.01.2017 - WikiLeaks ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin ses kaydını sızdırdı ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin 22 Eylül'de New York'ta Suriyeli muhalifler ve bazı batılı diplomatlarla gerçekleştirdiği yaklaşık 40 dakikalık toplantının ses kaydı sızdırıldı. WikiLeaks tarafından sızdırılan kayıtta Kerry, IŞİD’in yükselişini fark ettiklerini ancak bunun Suriye'de Esad rejimi üzerinde baskı kuracağını düşündükleri için müdahale etmediklerini söyledi. (t24.com.tr)


14.01.2017 - Felluce Katliamcısı ‘’Kudurmuş Köpek’’, Pentagon’un Başına Geçiyor! ABD’de başkan seçilen Donald Trump’ın Savunma Bakanı adayı emekli Orgeneral James Mattis’in bakanlığının önünü açacak yasa tasarısı ABD Kongresi’nde onaylandı. Tasarının ABD Başkanı Barack Obama tarafından da imzalanması bekleniyor. Emekli Orgeneral Mattis’le ilgili yasa tasarısının, ABD Temsilciler Meclisinde 151 ret oyuna karşı 268 kabul oyuyla onaylandığı bildirildi. ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesinde dünkü oturumun ardından yapılan oylamada da hakkındaki yasa tasarısı kabul edilen Mattis, bakanlığı için Obama’nın atacağı imzayı bekliyor. James Mattis’in takma adının “Mad Dog” yani “Kudurmuş Köpek” olduğu biliniyor ve kendisinin Irak işgalinde savaş suçlarına karıştığına dair bilgiler mevcut. Ordudaki 44 yıllık görevi süresince ABD’nin Afganistan ve Irak işgallerinde önemli roller üstlenen ve Felluce’de 2004’de katliama imza atan Mattis, Kongre’de yaptığı bir konuşmada, ABD’nin Ortadoğu’daki sorunlara yeterince müdahil olmamasının buradaki aşırıcılığın yükselmesine katkı sağladığını savunmuştu. Mattis, 2005 yılında ise San Diego’da askerlere yaptığı konuşmada, “Bazı insanlara ateş etmek eğlenceli.” demişti. (gazetemanifesto.com)


19.01.2017 - ABD: Askeri müdahaleyi destekliyoruz! Senegal ordusu ve Afrika Birliği kuvvetleri Gambiya sınırına çekilmiş ve müdahalede bulunulacağı duyurulmuştu. Öte yandan ABD vatandaşlarına da Gambiya'yı terk edin çağrısı yapan ABD Dışişleri Bakanlığı, ülkedeki gerginliğin bir an önce normalleşmesi gerektiğine dikkat çekti. Senegal ordu birliklerinin, Gambiya'da devlet başkanlığının Adama Barrow'a geçişinin sağlanması için askeri müdahale başlattığı bildirildi. Senegal ordu sözcüsünden yapılan açıklamaya göre, Senegal'in de yer aldığı Batı Afrika Ekonomik Topluluğu Ülkeleri'ne (ECOWAS) ait ordu birliklerinin Gambiya topraklarına girdiğini belirtti. Askeri hareketliliğin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK), Gambiya'da devlet başkanlığının Adama Barrow'a geçişinin sağlanması için askeri müdahale hazırlığı yapan ECOWAS destek kararından sonra başladığı kaydedildi. (cnnturk.com)

23.1.2017 - Yunanistan’ın limanlarını Alman şirketi yönetecek Bir Alman liman işletme şirketi, sendikaların çok güçlü protesto gösterileri altında, Yunanistan'ın havaalanlarının 14'ünün operasyon ve yönetimini devralmaya hazırlanıyor. Şirkete verilen imtiyazlar, Alman şirketini Yunanistan'ın en kârlı havaalanların 40 yıl süreyle emanet edecek. (http://www.german-foreign-policy.com/en/fulltext/59000)

04.01.2017 - Avrupa yoksullaşıyor Siyasi belirsizliklerin arttığı Avrupa’da ekonomiyi canlandırma çabaları sürüyor ancak son araştırmalar ekonomik yavaşlamanın halkın cebine çoktan yansıdığını gösteriyor. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yaptığı bir araştırmaya göre Avrupa halkı yoksullaşıyor ve bölgede zengin ve fakir arasındaki uçurum artıyor. ECB, Hane Halkı Finans ve Tüketim Anketi’nin sonuçlarını yayınladı. 18 Euro ülkesi ile Polonya ile Macaristan’da 84 bin ailenin katılımıyla yapılan anket, Euro Bölgesi’nde refah düzeyinin değişimiyle ilgili çarpıcı bilgiler ortaya koydu. Sonuçlar, büyük finans krizinin birçok Avrupalıyı olumsuz yönde etkilemeye devam ettiğini ve hükümetlerin serveti halkın arasında daha çok yaymaya ya da refahı artırmaya yönelik çabalarının yetersiz kaldığına işaret ediyor. Anketteki bulgulara göre servet dağılımının tepesine bakıldığında; hane halkının en zengin yüzde 10’luk kesimi toplam servetin yüzde 51.2’sini elinde tutuyor. En dipte ise hane halkının yüzde 5’lik kesimde ‘negatif servet’ bulunuyor yani bu kesimin borcu elindeki paradan fazla. (dunya.com)

 

İşçi Yaşamından


11.01.2017 - En az otel çalışanları kazanıyor! Avrupa ve Türkiye’de çalışan sınıf içinde en az kazananlar turizm sektörlerinde bulunuyor. Turizmdatabank’ın SGK ve AB Kazanç Yapısı verilerinden derlediği bilgilere göre, Avrupa Bölgesi genelinde en düşük kazancı; konaklama (oteller) sektörü ile gıda, yiyecek hizmetleri faaliyetlerine çalışanlar elde ediyor. Diğer yandan Türkiye’de de durum farklı değil. SGK bulgularına göre 88 ana faaliyet kolunda en fazla kazancı elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme temininde çalışanlar elde ederken, oteller 63.sırada bulunuyor. Öte yandan yiyecek ve içecek hizmeti faaliyetlerinde çalışanlar ise elde ettikleri kazanç büyüklüğü bakımından göre 88 ana faaliyet kolunda 81. sırada yer alıyor. Avrupa’da en az kazanan sektörler sırasıyla;  Konaklama ve gıda, yiyecek hizmetleri faaliyetleri; İdari ve destek hizmetleri faaliyetleri; Sanat, eğlence ve rekreasyon faaliyetleri; Toptan ve perakende ticaret; Motorlu taşıt ve motosikletlerin onarımı;  İnşaat. (dunya.com)


12.01.2017 - OECD verilerine göre, Türkiye mesainin en uzun olduğu ülke! Türkiye'de haftalık yasal çalışma süresi 45 saat ancak her çalışan ortalama 4 saat fazla çalışıyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'nün (OECD) verilerine göre Türkiye, mesainin en uzun olduğu ülkeler sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Rapora göre haftalık 50 saat ve üzerinde çalışanların oranı yüzde 43'ün üzerinde. Türkiye'den sonra 'İş-yaşam' dengesinde Türkiye'den sonra en kötü performans gösteren ülkeler ise yüzde 28,8 ile Meksika, yüzde 27,1 ile Güney Kore. Yıllık olarak bakıldığında OECD, ortalama çalışma süresinin bin 765 saat olarak belirlenmesine rağmen Türkiye’de toplam çalışma süresi bin 855 saat. Türkiye'de haftalık yasal çalışma süresi 45 saat ancak her çalışan ortalama 4 saat fazla çalışıyor. Business HT2de yer alan habere göre işveren, çalışma süresini haftanın çalışılan günlerine farklı şekilde bölebiliyor. Sürelerin eşit olması gerekmiyor. Yani işveren, işçiden onay aldıysa pazartesi günü dokuz saat, salı günü yedi saat, çarşamba günü 10 saat işçiyi çalıştırabilir. Buradaki tek sınır, günlük çalışma süresinin 11 saati geçmemesi. Yemek ve çay molaları ise çalışma süresinden sayılmıyor. (t24.com)


01.01.2017 - İşçilerin 2016'ya dair hatırladıkları olumlu bir şey yok Aliağalı işçilerin geçen sene yaşadığı sorunların başında geçim sıkıntısı geliyor. İşçiler, asgari ücrete yapılan düşük zammı “İşçiye atılan son dakika golü” şeklinde yorumluyor. Yılın son günlerinde yapılan asgari ücret zammı işçilerde hayal kırıklığı yaratmış. 104 liralık zam 2016’da yaşanan tüm gelişmelerin önüne geçmiş durumda. Star Rafineri’de çalışan Burhan Çiçek, yılın son günlerinde yapılan zammı “İşçilere atılan son dakika golü” diye tarif ediyor. 104 liralık zammın Aliağa koşullarında pek bir anlam ifade etmediğini belirten Çiçek, “Aliağa’da iş çok ama işçiler emeğinin karşılığını alamıyor. Birçok arkadaşımız geçen yıl bankalardan kredi çekip icralık oldu. Yeni yılda da çalışmaya devam edeceğiz. Yapacak bir şey yok” diyor. (evrensel.net)


02.02.2017 - Koç grubu 2017’ye kıyımla başladı: 650 işçiyi kapı önüne koydu Koç Holding’e bağlı şirketlerden Arçelik’in Çerkezköy Kurutma ve Motor fabrikasında çalışan 500’ü sözleşmeli olmak üzere toplam 650 işçiyi işten attığı öğrenildi. Evrensel‘de yer alan habere göre, her gün 4 bin kurutma makinesinin üretildiği fabrikada, işçilerin işten atılmasıyla ilgili ‘günlük üretimin 2 bin olarak planlandığı’ gerekçesi öne sürüldü. Bu gerekçe işçiler tarafından çok gerçekçi bulunmuyor. Bütün sözleşmeli işçilerin işten atıldığı kurutma makinesi bölümünde 2016 yılı hedefi olan 900 bin adedin aşılıp, üretim sayısının bir milyona ulaşarak üretim rekorları kırıldığını belirten işçiler, “Kırılan üretim rekorundan işçinin payına düşen ise işsizlik oldu” dedi. Bu rekorların işçilerin daha fazla ve hızlı çalışması ile sağlandığını belirten Arçelik işçileri, robotlar ile yarıştıklarını söylüyor. Neredeyse her banda ve bölüme robotlar konularak çalışma hızını robotların belirlediğini dile getiren işçiler, “İşimiz bitince de paçavra gibi kışın ortasında işten atılıyoruz” diye tepki gösterdi. Ağırlıklı olarak kadrolu işçilerin çalıştığı elektrik motorlarının üretiminin yapıldığı bölümün kapatılacağı ve ocak ayında atılmaların devam edeceği söylentilerinin olduğu fabrikada işçiler Türk Metal Sendikasına da tepkili. İşçiler, “Sürekli ortalıkta dolanan Türk Metal temsilcileri, işçinin ihtiyacı olduğunda ise ortalıktan kayboluyor” dedi. (gazetemanifesto.com)


03.01.2017 - Türk Telekom fiberliyor, taşeron işçi kölelik koşullarında hayatta kalmaya çalışıyor "Fiberliyoruz" sloganıyla Avea ve TTNET'i aynı marka altında birleştiren, yüzde 55'i Oger Telekom'a, yüzde 30'u Hazine Müsteşarlığına ait Türk Telekom'un altyapı, bakım, arıza ıslah, hat tesis ve nakil işlerini gerçekleştiren taşeron işçiler, kölelik koşullarında çalışıyorlar. Türk Telekom'a taşeron hizmeti veren Akçadağ firmasına bağlı çalışan işçilere yemek parası olarak ayda 20 lira veriliyor, asgari ücretle çalışan işçiler kendilerine zimmetlenen arabaların mazotu bitince ceplerinden ödemek zorunda kalıyor. (haber.sol.org.tr)


03.01.2017 - Sağlıklı beslenme işçiler için imkansız Halk sağlığı uzmanı Akif Akalın'la gerçekleştirilen  sağlıklı beslenme ve emekçiler konulu röportajda Akalın, "Kapitalist toplumlarda sağlıklı beslenmenin yalnızca toplumun elitleri için bir ayrıcalık olabileceğini söyleyebiliriz. Bunu bir ölçüde emeğin daha yüksek gelirli kesimlerine de genişletebilirsiniz fakat asla bütününe yayamazsınız" dedi. (haber.sol.org.tr)


10.01.2017 - DESA Deri’de Onlarca İşçi İşten Atıldı! Emine Arslan’ın 2008 yılında sendikalaşma nedeniyle işten atılmasının ardından tek başına sürdürdüğü direnişle hatırlanan Desa Deri, bugünlerde yine toplu işten atmalarla gündemde. Sefaköy’deki fabrikasında 60 işçinin işine son verildiği iddia edilirken işten atmaların da devam edeceği söyleniyor. 500’ün üzerinde işçinin çalıştığı fabrikada patronun işten atma gerekçesi olarak ülkenin içinde bulunduğu istikrarsızlığı göstermesini inandırıcı bulmayan işçiler, Desa Deri’nin her geçen gün daha da büyüdüğünü söyleyerek patronun krizi fırsata çevirdiğini düşünüyor. Kendisine fesih bildiriminde bulunulan işçilerden biri 15 yıllık işçi Yıldırım Talay. Talay şunları söyledi: “Yılbaşından 4-5 gün önce bize tebliğ edilen bir yazı oldu. O yazıda üretim kapasitesinin ciddi bir kayıp yaşadığı söyleniyordu. Sözlü olarak da ülkedeki kaosun istikrarsızlığa döndüğünü, bu kaostan da işyerinin mağdur olduğunu bu nedenle de ekonomik daralmaya gidildiğini söylendi. Gruplar halinde işten atmaların da devam edeceği söyleniyor.” İşten atmalara tepki gösteren Talay, “15 yılda alışılmış bir düzen var. Kısa bir süre değil. 3-5 yıl bile kısa bir süre değil. Bu 15 yılda bir ton fedakarlık bulundum. İşyeri ülkedeki ekonomik daralmaları, krizleri bahane ederek bizim istediğimiz zammı yapmadığı gibi hiç zam da yapamadığı dönemler de oldu. Böyle durumlarda fazla tepki göstermedik. Yeri geldiğinde hastalanıp işe gidecek durumda olmadığımız halde işin aksamaması için işe gittiğimiz oldu. Mesaiye kalacak durumunuz olmadığı halde yine de mesai kaldığımız oldu. Ailemize ya da sosyal yaşamımıza harcayacağımız zamanı fazla mesai kalarak işyerimiz için harcadık. Ancak tüm fedakarlıklar karşısında işveren günü geldiğinde bir şeyleri bahane ederek üstünüzü çizip sizi önemsizleştirmesi zorunuza gidiyor. Bu sektörde bu saatten sonra iş bulmam zor. Şu an 43 yaşındayım. İşveren sizin geleceğinizi düşünmüyor” diye konuştu. (Evrensel.net)


10.01.2017 - Safran Boya İşçileri 9 Yıldır Mağdur! 2007’de iflas kararı alınan Safran Boya’da İstanbul 1. İflas Müdürlüğü tasfiyeyi 9 yıldır hâlâ gerçekleştiremedi. Alacaklarını isteyen işçiler, müdürlük çalışanlarını Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet etti. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 3 Eylül 2004’te iflası istenerek aleyhinde dava açılan ve 18 Mayıs 2007 tarihli duruşmada işverenin itirazına karşın iflasına karar verilen Safran Boya ve Kimya Sanayi AŞ’nin eski çalışanlarının mağduriyeti sürüyor. Merkezi İstanbul’da, fabrikası Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde yer alan fabrikanın üretimi durdurmasının üzerinden 13, fabrikaya ilişkin iflas kararının ardından 9 yılı aşkın süre geçti ama yaklaşık 200 kişinin kıdem ve ihbar tazminatları ile kimi işçilerin birkaç aylık maaşları dahi içeride kaldı. Çok sayıda işçinin haklarını aldığını görmeye ömrü dahi yetmedi. Safran Boya mağdurları iflas dairesinden umudu kesince şikayetçi olmayı kararlaştırdı. Mağduriyetlerine sebep olduğu gerekçesiyle iflas dairesi memurlarının işlemleri hakkında İstanbul Çağlayan’daki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayetçi oldu. Safran Boya firması çalışanlarından, Dilovası’da oturan Naim Sonay tarafından yapılan suç duyurusunda, “İflas dairesi tarafından firmaya dair birçok kez tasfiye kararı alınmasına rağmen bir türlü firmanın tasfiyesi yapılmamıştır, hep askıda bırakılmıştır. Aradan geçen zamana rağmen da tasfiye hala gerçekleşmemiştir” denildi.  (Evrensel.net)

18.01.2017 - 3 günde dört intihar işçilerden üçü ‘borçları nedeniyle yaşamına son verdi.’ 3 gün içerisinde 4 işçi yaşamına son verdi. 3 kişinin var olan borçları nedeniyle intihar ettiği iddia ediliyor. Ahmet Çelik, Deniz Turpçu ve Alpay Satır… Üç isim de son 3 gün içerisinde intihar etti. Çelik, Turpçu ve Satır’ı intihara sürükleyen nedenin borçlar olduğu iddia ediliyor.


İşçi Mücadeleleri


18.01.2017 - Asil Çelik grevi ertelendi! Bakanlar Kurulu, Asil Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ’ye bağlı işyerlerindeki grevi erteledi. Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararında, Asil Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ’ye bağlı işyerlerinde Birleşik Metal İşçileri Sendikası tarafından uygulanan grevin milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğü için 60 gün süreyle ertelendiği hükmü yer aldı. (dunya.com)


20.01.2017 - Metal işçilerinin grevi Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandı Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi 2200 işçinin başlattığı grev, Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandı. Elektromekanik Metal İşverenleri Sendikası (EMİS) üyesi patronlara ait 13'ü fabrika olmak üzere 26 iş yerinde çalışan DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi 2200 işçinin bu sabah başlattığı grev Bakanlar Kurulu kararıyla 60 gün süreyle ertelenerek fiili olarak yasaklandı. (evrensel.net)


22.01.2017 - Metal işçisinden ‘yasağa’ tepki: 15 Temmuz’da kahramandık grev yapınca ‘terörist’ olduk Birleşik Metal İş Sendikası üyesi 2 bin 200 işçi 20 Ocak Cuma günü toplu iş sözleşmesi taleplerinin yerine getirilmesi için 13 fabrikada greve başlamıştı. Ancak Bakanlar Kurulu grevi “milli güvenliği” bozucu olarak nitelendirerek aynı gün 2 ay süresiyle ertelendiğini açıklamıştı. Schneider Elektrik’te çalışan işçilerden biri “Fabrikada çalışıp 15 Temmuz gecesi sokağa inen arkadaşlarımız o gün ve sonrasında kahraman ilan edilirken, bugün terörist ilan ediliyor” diyerek tepkisini dile getirdi. (gazetekarinca.com)


24.01.2017 - Metal işçisi grev yasağını tanımadı Gebze’de EMİS kapsamında olmayan fabrikalarda çalışan 6 bine yakın işçi de dayanışma eylemi yaptı Grevleri yasaklanan Birleşik Metal-İş üyesi işçiler üretimi fiili olarak durdurdu. Sendikanın örgütlü olduğu diğer fabrikalardan işçiler de destekledi. Evrensel'de yer alan habere göre, grevleri yasaklanan EMİS kapsamındaki fabrikaların işçileri, dün fabrikalarına geri döndü ancak üretim yapmadı. Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu diğer fabrikalarda da bildiri okunarak ve 1 saate varan iş bırakma eylemleriyle grev yasaklarına tepki gösterildi. Yapılan açıklamalarda grev hakkı olmadan toplu sözleşmenin anlamsız olduğu belirtilerek, grev ve toplu sözleşme hakkı için tüm işçilere dayanışma ve birlikte mücadele çağrısı yapıldı. (t24.com.tr)


19.01.2017 - Şirvan'da 16 işçinin hayatını kaybettiği madende işçiler üretimi durdurdu! Ciner Grubu’na ait bakır madenindeki işten çıkarmalar üzerine madenciler işi bıraktı Siirt’in Şirvan ilçesinde Ciner Grubu’na ait bakır madeninde çalışan madenciler, işten çıkarılmalara karşı süresiz oturma eylemi başlattı. 17 Kasım’da meydana gelen göçükte 16 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Maden Köyü’ndeki ocakta ilk önce 4 taşeron firmada çalışan 200'e yakın madenci işten çıkarılırken, ana firmaya bağlı çalışan 142 işçinin de 31 Ocak itibariyle çıkışlarının verileceğinin bildirilmesi üzerine madenciler bugün üretimi durdurdu. Firmanın açık işletmede çalışan 449 işçiyi de stoktaki mevcut cevherin bitirilmesinden sonra çıkaracağı yönündeki kararıyla mağdur edilen işçilerin eylemine Maden-İş Sendikası da destek veriyor. Dihaber'de yer alan habere göre, madendeki tüm işçilerin yanı sıra Maden-İş Sendikası yöneticilerinin katıldığı eylem öncesi işletmeye gelen askerler, eylemle ilgili bilgi aldı. Maden-İş Şube Başkanı Cevher Anık, madenciler işe iade edilene kadar süresiz oturma eyleminde olacaklarını duyurdu. Anık, şimdiye kadar Çin’den 9 işçinin getirildiğini, 200 işçinin getirileceği yönünde duyumları olduğunu da belirtti. Şu ana kadar maden işletmesi yetkililerine ulaşılamadığı öğrenilirken, eylem alkışlar eşliğinde sürüyor. (t24.com)


28.01.2017 - Renault ve TOFAŞ’ta işçileri: baskılar arttı, birleşmek gerek  Fabrika yönetiminin ve Türk Metal’in son günlerde baskıyı iyice artırdığını söyleyen Renault işçisi, “Şefler tek tek insanları çekip baskı yapıyor. Fabrika da huzur bozucu hareketlerde bulunuyorlar. İnsanları kışkırtarak karmaşa yaratma amaçları var. Bu baskıların bu kadar arttığı bir dönemde Pevrul Kavlak’ın fabrikaya gelmesi tesadüf olamaz. Her şey danışıklı dövüş gibi. Bugünden sonra içeride baskılar daha da artacak öyle gözüküyor. Pevrul Kavlak fabrikada beklediği ilgiyi de göremeyince iyice baskılar artacak” diye konuştu. İşçi şöyle devam etti: “Pevrul Kavlak katıldığı TV programında kıdeme göre zam isteneceğini söyledi. Daha önceleri Bosch’un taban alınacağını dillendiriyorlardı şimdi ondan vazgeçtiler kıdeme göre demeye başladılar. Böyle yaparak yeniyle 10 yıllık işçi arasında ki farkı açıp tepkiyi dindirme planları var...” Kavlak’ın patronun desteğiyle fabrikaya girdiğini anlatan bir başka işçi ise, şöyle devam etti: “Fabrikaya girdi ama beklediği ilgiyi göremedi fakat bir algıyı da kırdığını kabullenmek gerek. … Bizim de yapmamız gerek tekrar eski birliği kurarak buradan kaldığımız yoldan devam etmeliyiz.” (evrensel.net) 

Dünyadan Mücadeleler


30.1.2017 Bangladeş: Kömür Santraline Direniş Barikatlarla Sürüyor Bangladeş’in başkenti Dakka’da dünyanın en büyük mangrov ormanını yok edecek kömür santraline karşı Perşembe günü düzenlenen protesto gösterisinde polisle eylemciler arasında çatışma çıktı. Hükümetin Sundarbans ormanı yakınlarına kömürle çalışan elektrik santrali inşaa etme planlarına karşı, Petrol, Doğalgaz, Mineral Kaynakları, Enerji ve Limanları Koruma Komitesi başkentte 8 saatlik genel grev çağrısı yaptı. Rampal Upazila’da yapımı devam eden ve Hindistan-Bangladeş ortak yapımı olacak 1320 MW’lık kömür santraline karşı Dakka’nın Shahbagh Meydanı’nda biraraya gelen yüzlerce çevre eylemcisi, polisin gaz bombalı, plastik mermili saldırısına karşı polise taş atarak kendini savundu. Protestocular, kömür santralinin Unesco’nun Dünya Mirası listesinde yer alan Sundarbans ormanı için bir tehdit oluşturacağını söylüyorlar. Ulusal Komite’nin öncülük ettiği eylemlere Dakka Üniversitesi öğrencileri de destek verdiler. Güzel Sanatlar fakültesi önünde lastik yakarak barikat kuran öğrenciler ile polis arasında çıkan çatışmalarda 10 öğrenci yaralanırken bir polis aracı da tahrip edildi. (isyandan.org)


18.01.2017 - İngiltere grevlerle çalkalanıyor Yeni yılda hükümetin kamu sektörlerinde çalışanların haklarına saldırı hazırlığında olduğu İngiltere grevlerle çalkalanıyor. Özellikle ulaşım alanında grevler yaygın bir şekilde hayata geçirilirken, işçi ve emekçiler; sermayenin ve işbirlikçi sendika bürokratlarının saldırılarına karşı mücadeleyi yükseltiyor. Demiryolu, Denizcilik ve Taşımacılık İşçileri (RMT) Ulusal Birliği ve Ulaştırma Derneği (TSSA) üyeleri bilet ofislerinin kapatılması sonucunda işyerlerinin yok edilmesini ve bunun neden olduğu güvencesiz istihdam durumunu protesto etmek için 8 Ocak Pazar günü 24 saatliğine iş bıraktı. Salı günü, Govia Thameslink Demiryolu'na ait Southern Rail demiryolu işletmesinde çalışan makinistler 48 saatliğine iş bıraktı. Makinistler 13 Ocak Cuma günü de 24 saatliğine yeniden greve gidiyor. Makinistler patronların tren görevlilerini kaldırma kararına karşı direniyorlar. Patronlar, trenlerin kapısının açılış ve kapanışında nöbet tutan ve bilet satışı yapan çalışanlardan feragat etmeyi hedefliyor. Bunun sonucunda yüzlerce kişinin işten atılması, farklı çalışma alanlarına sürgün edilmesi gibi sorunlara karşı emekçiler tepkili. Salı günü de British Airways (BA) kabin mürettebatı çalışanı 2 bin 900 emekçi, iki katmanlı ücret sistemini ve sefalet ücretlerini protesto ederek 48 saatliğine greve çıktı. Uçuş görevlilerin ücretleri yıllık 12 bin pound ve her uçuş saati için de 3 pound alıyorlar. Greve çıkan emekçilerin bağlı olduğu Unite sendikasının araştırmasına göre, uçuş görevlileri geçinebilmek için ikinci bir iş yapmak zorunda bırakılıyor. İşe yeni başlayanların iki mesai arasındaki zamanda arabalarında uyumak durumunda kaldığı belirtilirken çalışanların üçte ikisinin de rapor almayı göze alamadıkları için, hasta olmalarına ve uçmak için kendilerini iyi hissetmemelerine rağmen işe gittikleri ifade edildi. (kızılbayrak)


25.1.2017 Arjantin’in en büyük medya grubu Clarín’de toplu işten çıkarmaya karşı direniş Geçtiğimiz Pazartesi (16 Ocak) Buenos Aires’te, Arjantin’in medya devi Clarín’e ait matbaada (AGR-Clarín) çalışan işçiler işbaşı yapmak için tesise gittiklerinde polis barikatlarıyla karşılaştılar. Sendikalı 380 işçi Macri döneminde süregelen taşeronlaşmanın bir parçası olarak işten çıkarıldı. Bünyesinde gazete, radyo ve TV istasyonları, kablolu yayın, internet hizmet sağlayıcıları ve matbaaları barındıran Grupo Clarín Arjantin’deki en büyük medya grubu ve 2015’te seçilen sağcı Mauricio Macri’nin kampanyasının destekçilerinden. İşçiler 16 Ocak Pazartesi günü işten çıkarıldıklarını öğrenmelerinin hemen ardından işe geri alınma talebi ile tesisi işgal etmeye karar verdiler. Sendika, Grupo Clarín’in finansal bir zorluk içinde bulunmadığının, toplu işten çıkarma için yasada tarif edilen şartların oluşmadığının ve şirketin en basit anlamıyla ucuz, esnek işgücü istediğinin altını çiziyor. (isyandan.org)

03.01.2017 -  Kore’de kaos var, işler yolunda: Yarımadada ‘Mum Işığı Devrimi’ mi? Kore Yarımadası tarihe “Mum Işığı Devrimi” olarak geçecek siyasi bir kargaşaya ev sahipliği yapıyor. Sendikaların, çiftçilerin ve gençlik gruplarının başını çektiği muhalefet “Mum Işığı Nöbeti” adıyla düzenlenen oturma eylemleriyle Cumhurbaşkanı Park’ı protesto ediyor. 68 yaşındaki çiftçi önderi Baek Nam-gi’nin Eylül 2016’da hükümetin tarım politikalarının protesto edildiği bir yürüyüş sırasında TOMA’dan sıkılan su nedeniyle hayatını kaybetmesi, ülke genelinde protestolara neden olmuştu. Güney Kore siyasi krizle eşzamanlı olarak ekonomik bir kriz yaşıyor. Hükümet işçilere ve yoksullar için koruyucu programlar yerine sermaye gruplarını destekleyen adımlar atıyor. İşçi hakları gasp edilirken sendikaların faaliyetleri engelleniyor. Çok sayıda sendikacı cezaevinde tutuluyor. Kore Sendikalar Konfederasyonu (KCTU) özelleştirme, taşeronlaşma ve baskılara karşı çatışmalarla dolu genel grevler ve işgaller düzenliyor. (gazetekarınca.com)


06.01.2017 - Meksika’da benzin isyanı büyüyor Meksika’da benzine yapılan yüzde 20 zammın ardından tepkiler giderek büyüyor. Eylemler 22 kente yayılmış durumda. Polisle çıkan çatışmalarda biri polis en az 2 kişinin öldüğü belirtilirken onlarca mağazada yağmalama eylemleri olduğu belirtildi. Jornada gazetesinin haberine göre en az 800 kişi gözaltına alındı. Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto ise, zammı geri alırlarsa sosyal kesintiye gitmek zorunda kalacaklarını ileri sürdü. (evrensel.net)


Emperyalist Rekabet


12.01.2017 - ABD'den Soğuk Savaş sonrası Avrupa'ya en büyük askeri sevkiyat! Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana ABD’nin Avrupa’ya en büyük askeri sevkiyatı Almanya’nın kuzeyinde gerçekleşiyor. Sevkiyatın ilk parçası olarak 87 tank ve 144 askeri araç Almanya’nın kuzeyinde bulunan Bremerhaven Limanı’na getirildi. Ekipmanlar ve 3500 Amerikan askeri, NATO'nun doğu sınırında konuşlandırılacak.  Sevkiyat, Doğu Avrupa’da potansiyel Rus askeri gücüne ilişkin endişeleri ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Fakat kimi yorumlara göre büyük bir askeri gücün varlığı Moskova’yla ilişkileri daha da gerebilir. (ntv.com.tr)


30.1.2017 - Çinli yetkili: ABD’yle savaş bir slogan değil, pratik bir gerçeklik Çin, Trump yönetimindeki ABD'yle savaşın artık bir olasılık haline geldiğini belirtti. Açıklamalar, ABD'nin yeni yönetiminin Çin'e yönelik agresif söylemlerine yanıt olarak “Çin Halk Kurtuluş Ordusu”nun internet sitesinde yayımlandı. South China Morning Post gazetesinde yer alan, Savunma Seferberliği Komisyonu’ndan bir üst düzey yetkilinin açıklamalarına göre, ’Trump’ın başkanlık döneminde çıkabilecek bir savaş” gibi sözler artık bir slogan değil, gerçeklik haline geldi. Yetkili ayrıca, gergin günler geçiren Güney ve Doğu Çin Denizi’nde askeri konuşlandırmalar yapılması ve bir diğer bölgesel sıcak nokta olan Kore Yarımadası’nı korumak için bir füze savunma sistemi geliştirilmesi çağrısında bulundu. (Hürriyet)


03.01.2017 - Trump'tan KDHC'ye tehdit Twitter hesabından bir mesaj yayımlayan Trump, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin (KDHC) nükleer silah geliştirmesine izin vermeyeceğini açıkladı. Trump, KDHC'nin ABD'ye kadar ulaşabilecek nükleer silah üretiminde son aşamada olduğunu söyleyerek, "Bu gerçekleşmeyecek!" dedi. (haber.sol.org.tr)


03.01.2017 - Rusya Hava Kuvvetleri’nin 2016 yılında 340 bin saatten fazla uçuş yaptığı bildirildi Rusya Savunma Bakanlığı’nın resmi internet sayfasında yayımlanan açıklamada, Hava Kuvvetleri birliklerinin hazırlanmasında toplam olarak 340 bin saatten fazla uçuş, 30 bin bombardıman ve 650 sorti yapıldığı belirtildi.  Açıklamaya göre, geçtiğimiz yıl içerisinde ağırlıklı bölümü uzak mesafeli ve askeri nakliye uçakla yapılan uçuşlar olmak üzere 50’den fazla eğitim de düzenlendi. (rudaw.net)


03.01.2017 - Rus savaş gemileri, ABD askerlerini kovan Filipinler'e demirledi Rus savaş gemileri, ABD ile arası bozularak ülkesindeki üsten askerlerini çekmesini isteyen Filipin'e demirledi. Başkent Manila'ya demirlemeleriyle ilgili konuşan Rusya'nın Pasifik Komutan Yardımcısı Tümamiral Eduard Mikhailov, Filipinler'e destek vermeye hazır olduklarını söyledi. Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 9 Mayıs'taki seçimleri kazanmasının ardından "Manila'nın Washington yönetimine bel bağlamayacağını, bağımsız bir dış politika yürüteceğini" açıklamış, hatta Mindanao'daki ABD özel kuvvetlerinin geri çekilmesi çağrısında bulunmuştu. (cnnturk.com)


01.01.2017 - İran, Suriye mutabakatından memnun değil Lübnan’da yayın yapan El Nashra adlı internet haber sitesi İran’ın, Türkiye ve Rusya arasında varılan mutabakattan memnun olmadığını ve Türkiye’nin daha önce muhalefete verdiği destekten dolayı cezalandırılmasını istediğini yazdı: “İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Türkiye ve Rusya arasında Suriye’de ilan edilen ateşkesi ‘büyük başarı’ olarak nitelendirse de, bütün işaretler ülkesinin bu anlaşmadan memnun olmadığını gösteriyor. Nitekim bu uzlaşı, Türkiye’yi muzaffer olan taraf konumuna taşıyor. İran ise, Türkiye’nin bunu hak etmediğini, yıllardır silahlı Suriye muhalefetine destek verdiğini ve bundan dolayı Türkiye’nin cezalandırılması gerektiğini düşünüyor. (siyasihaber3.org/)

18.01.2017 - ABD’den Rusya’yı kuşatmaya dönük Baltık’ta hamleler Rusya ile ilişkileri tartışma konusu edilen ABD emperyalizminin yeni yüzü Trump’ın başkanlık görevini devralmasına günler kala ABD ile Baltık ülkeleri arasında askeri ilişkileri geliştirme yönünde anlaşma imzalandı. Estonya ve Litvanya ile ABD savunma bakanlıkları arasında yapılan anlaşma, Amerikan askerlerinin her iki ülkeye konuşlandırılmasına yasal zemin oluşturmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz günlerde Letonya ile anlaşma imzalayan ABD’nin Estonya ve Litvanya ile yaptığı anlaşma, parlamentoların onayı sonrasında yürürlüğe girecek. Yapılan anlaşmayla birlikte Amerikan askerlerinin her iki ülkede de konuşlandırılması, ortak tatbikatlar yapılması, eğitim ve destek birimleri oluşturulmasının önü açılacak. Rusya’yı askeri olarak kuşatma politikasını güden ABD, geçtiğimiz günlerde Polonya’ya gönderdiği askerlerini ve savaş aygıtlarını ülkede konuşlandırmaya başlamıştı. Ayrıca geçtiğimiz aylarda Norveç ile yapılan anlaşma doğrultusunda bu ülkeye de 300 deniz piyadesi sevk edildi. (Kızıl Bayrak)


20.01.2017 - Çin Sermaye İhracında AB'yi geçti Çinli yatırımcılar geçen yıl AB'de Avrupa'daki şirketlerin Çin'de yaptığından dört kat fazla satın alım yaptılar. Çin'in AB'deki doğrudan yatırımı 2016'da yüzde 76'lık bir artışla 35.1 milyar euro'ya yükseldi. Buna karşılık, Çin'deki AB satınalmaları, son iki yılda 7.7 milyar dolara geriledi. Çin'de faiz, yabancı yatırımcılarla sınırlı kalmış olan sektörlerde hızla büyüyor ve bu da eşitsiz pazar erişiminin siyasi önemini daha da güçlendiriyor. Çin'in yaptığı satın alımlar 2015 yılında 1.2 milyar avrodan 11 milyar € 'ya yükseldi. Çin'deki Alman satın alımları € 3.5 milyar düzeyinde bulunuyor ve 2016 yılı, Almanya'daki Çinli şirket satın alımlarının Çin'deki Alman Birleşme ve Satın Alma Faaliyetlerini aştığı ilk yıl haline geldi. Çinli şirketler tarafından yapılan toplam doğrudan yatırım, 2016'da 200 milyar doları aşmış ve bu miktar 2015 yılının iki katına çıkmış olacak. Geçen yıl, Çin ve AB arasındaki yatırım dengesizliği aslında çok daha fazla Çin'in lehine olacaktı ama kritik sektörlerde pek çok Çin yatırımı AB tarafından iptal edildi ve Pekin son aylarda Çin'den sermaye ihracına ket vurmak istiyor. Geçen yıl Alman yetkililer, Fujian Grand Chip Investment'ın yarıiletken ekipman üreticisi Aixtron ihalesine verdikleri ilk onayı geri çekme kararı aldılar. ABD istihbarat servisleri, Aixtron'un ekipmanlarının Çin'in nükleer programı için çip yapabileceği tavsiyesinde bulundu. Bilgi, Berlin'deki ABD büyükelçiliğinde üst düzey Alman yetkililerin katıldığı brifinglerde sunuldu. "Almanya'daki Çin yatırımını sınırlama konusundaki konuşmalar sadece popülist retorikten ibaret." Almanya, Çin ekonomisine çok fazla katılım sağladığı için, kaybı, Çin yatırımına yönelik bir darboğazdan çok daha fazlası olacak. (Financial Times, Çeviri: Sınıf Gündemi)


20.01.2017 -  Çin'in "çip" üretimi ABD'li tekelleri korkutuyor Bay Trump’ın ticaret bakanlığını yapacak ve ticaret politikasında öncü rol oynayacak olan Wilbur Ross, "Çin, yarı iletkenlerin dünyadaki en büyük tüketicisidir, şu ana kadar çoğunlukla ABD’den ithalat yapmaktadır " dedi. Fakat Çin'in büyüyen yarı iletken sektörü hakkında "çok çok endişeliydi". Eski ticaret bakanı Bruce Andrews, Financial Times gazetesine verdiği röportajda, Çin'in yarı iletken endüstrisine yaptığı yatırımın, agresif çelik ve güneş sübvansiyonları nedeniyle ABD ekonomisine büyük bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. Çin, sektörü desteklemek için 150 milyar dolarlık bir fon oluşturdu ve bunu ABD'li şirketler üzerindeki baskıyı artırarak stratejik bir sanayi olarak tanımladı. Bu hamle, çelik üretimini ve ihracatını agresif bir şekilde artırdığında olduğu gibi, Çin'in küresel piyasaları bozmaya başlaması ihtimalini de artırdı. Üyeleri arasında Intel ve Qualcomm gibi çip üreticilerinin eski ve yeni CEO'larını içeren bir komisyon, ABD'yi yarı iletken şirketleri için destekleyici bir ortam yaratmak ve yeteneklerini korumak için daha fazla şey yapmaya çağırdı. Ayrıca, ABD hassas yarı iletken teknolojiler üzerindeki küresel ihracat denetimlerini güçlendirmesi ve ABD'nin yabancı yatırım komitesi tarafından sektördeki Çin yatırımlarının incelenmesine devam edilmesi için AB ve diğer müttefikleriyle birlikte çalışmaya çağırıldı. (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)

 

21.01.2017 - Çin ve ABD birbirlerini "korumacılıkla" suçluyor! ABD Ticaret Bakanı Ross, Çarşamba günü Senato ticaret komitesine "Serbest ticaret hakkında konuşulanlar, aslında yapılanlardan çok daha fazla," dedi. "Çin, çok büyük ülkelerin en korumacı ülkesidir." Bay Ross'un sözleri, Bay Xi’nin bu yılki Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda, küresel ekonomideki uluslararası liderlik rolünü Washington'tan alma çabası olarak algılanan, yükselen korumacılıkla mücadele etme gösterisinden bir gün sonra geldi. (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)


22.01.2017 - ABD - Çin ticaret savaşı Perşembe günü, ABD, sözde Çin alüminyum endüstrisini hedefleyen yeni bir dava açtı. ABD ve diğer ülkeler, Çin'i son yıllarda düşük fiyatlı alüminyum, çelik ve diğer ürünlerle dünya pazarlarına sızdırmakla suçladı. "Çin, düşük fiyatlı krediler ve diğer yasadışı devlet sübvansiyonları yoluyla alüminyum sektörüne haksız bir avantaj sağlıyor. Bu tür politikalar Amerikalı üreticileri dezavantajlı hale getirmekte ve alüminyum, çelik ve diğer sektörlerde küresel fazla üretime katkıda bulunmaktadır." (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)


23.01.2017 - Financial Times'a göre Rus emperyalizmi nüfuzunu artırıyor Önümüzdeki hafta Kazakistan'da Suriye hükümeti ve isyancılar bir araya gelecek. Savaşan tarafların altı yıla yakın bir çatışmayı sona erdirmek için siyasi bir çözüm üzerinde anlaşma şansı pek yok. Ancak barış görüşmelerinin ana sponsoru olan Moskova için önemli bir gelişme oldu: Rusya'nın Ortadoğu'da yeniden bir oyuncu olduğuna dair mesaj gönderildi. Suriye'de 15 ay süren bir bombalı saldırı ve kurnaz bir siyasi manevra ile Moskova, Başkan Beşar Esad'ı yenilgiden kurtardı, askeri dengeyi onun lehine çevirerek ülke çapında bir ateşkesin yolunu açtı. Rusya yetkilileri bu siyasi zaferle yetinmiyorlar. ABD'nin Astana görüşmelerine Moskova'nın misafiri olarak davet edilmesi bile Rusya'nın bölgedeki etkisinin ne kadar arttığını, ABD'nin etkisinin ise ne kadar azaldığını gösteriyor. Ama Moskova'nın emelleri daha da derin. Eski bir Rus büyükelçisi "Obama yönetiminin Orta Doğu'daki politikası başarısız oldu. Biz de gaza bastık" dedi. "Suriye, artık [bölgesel nüfuzun arttırılması için] kendi başına bir hedef olmaktan ziyade bir çeşit araç olarak görülüyor." Putin, petrol ve doğalgaz bakımından zengin bölgelerdeki Rus şirketleri için yatırım olanakları da gözlemliyor. Rusya aynı zamanda İsrail-Filistin ihtilafında rolünü genişletmeye çalışıyor. Bu hafta, Filistin hiziplerinden Mahmud Abbas'ın hareketi olan Fetih ve Gazze merkezli militan grup Hamas arasındaki on yıllar süren iç bölünmeleri sona erdirmeyi amaçlayan görüşmelere ev sahipliği yaptı. Rusya, Libya'da da siper aldı Moskova, kritik petrol tesisleri de dahil olmak üzere ülkenin doğu yarısını kontrol eden general Halife Haftar ile olan ilişkilerini derinleştirdi. BM desteğindeki hükümetin Trablus'daki yetkisine boyun eğmeyi reddeden Haftar, geçen yıl iki kez İslamcı gruplara karşı yürüttüğü kampanyada yardım istemek amacıyla Rusya'yı ziyaret etti. Geçtiğimiz hafta, Rusya'nın hava aracı, Akdeniz'deki Amiral Kuznetsov'da, Rusya savunma bakanı Sergei Shoigu ile bir video konferansa davet edildi. "Rus diplomasisi burada yeni bir düzeye çıkıyor. Artık sadece savunmada değiller. Yeni durumun mimarları olmaya çalışıyorlar "dedi. (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)


24.1.2017 Avustralya ABD’yi bekleme niyetinde değil Avustralya, Başkan Donald Trump'ın 12 ülkelik serbest ticaret anlaşmasından geri çekilmesinin Asya başkentlerini on yıllardır sürmekte olan uluslararası ekonomi politikasını yeniden düşünmeye zorlamasından sonra TPP'yi (Transpasifik Ortaklığı Anlaşması’nı) ABD olmadan ilerlemeye çağırdı. Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull TPP'yi canlı tutma sözü verdi ve ABD yerine Çin'in paktına katılmaya açık olduğunu söyledi – bu da geri çekilmenin bölgedeki Amerikan çıkarlarına, hatta en yakın müttefiklerine bile nasıl zarar verebileceğinin bir işaretidir. Bay Turnbull "ABD'yi TPP'den kaybetmek büyük bir kayıptır, buna hiç şüphe yok," dedi.  "Fakat Avustralya’nın işleri konusunda verdiğimiz sözden uzaklaşacak değiliz." (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)


24.1.2017 Çin Bankası Yeni Pazarlara Açılıyor Bu yıl Çin'in liderliğindeki Asya Altyapı Yatırım Bankasına yaklaşık 25 Afrika, Avrupa ve Güney Amerika ülkesi katılacak. ABD başkanı Donald Trump korumacılığa doğru ilerlerken, Çin ters yönde ilerliyor (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)


25.1.2017 Financial Times yorumu: “Çin küreselleşmeyi, ABD korumacılığı savunur oldu”  “Çin'in başkanı Xi Jinping, geçtiğimiz hafta ABD Ekonomi Forumu'nda küreselleşmeyle ilgili olarak ancak bir ABD başkanından duyulabilecek türden bir konuşma yaptı. Donald Trump ise açılış konuşmasında, bir ABD başkanından  beklenmeyecek bir açıklama yaptı. Aralarındaki zıtlık şaşırtıcı. Bay Trump, daha selefi altındayken görüşülmekte olan Trans-Pasifik Ortaklığına ABD katılımını iptal etmişti. Dahası, Meksika'ya (yüzde 35'lik bir tarife dayatarak) ve Çin'e (yüzde 45'lik bir tarife ile) son derece ağır cezalandırma tehditleri gerçekleştirdi. ‘Önce Amerika’ söylemi, bir ekonomik savaş bildirgesi gibi okunuyor. ABD son derece güçlüdür. Ancak kendi tutturduğu yoldan bile emin olamıyor.” (Financial Times, çeviri: Sınıf Gündemi)

 

Türk Sermayesinin Emperyalist Açılımları


05.01.2017 - Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın: Başika'daki asker sayısı artırılabilir Irak'ta son 10 yıldır büyük bir kaos ortamı var. Özellikle PKK'ya karşı Kandil ve civarında hava harekatını anlamında operasyonlarımız devam ediyor. PKK'nın Sincar'dan çıkması gerekiyor. İbadi'nin açıklamaları dışında sahada sonuç istiyoruz. Başika'daki asker sayısı ihtiyaca göre artırılabilir. İncirlik Üssü'nün pozisyonu her zaman değerlendirilir. "İncirlik'i kapatıyoruz" deme hakkımız var. (gazetevatan.com)


05.01.2017 - 8 bin asker Suriye'ye girecek El Bab operasyonunda IŞİD'in son saldırısının ardından yeni bir planlamaya gidildiği ileri sürüldü. İddiaya göre, yakın dönemde başlayacak operasyonda Türk askeri bölgeye tek başına girecek, ÖSO operasyonda destek güç olarak görev yapacak. AKP'ye yakınlığıyla bilinen Haber7 adlı sitede yer alan habere göre, 16 askerin hayatını kaybettiği saldırının ardından kısmen ertelenen operasyon için silah ve cephane takviyesi yapan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) hazırlıklarını tamamladı. Asker sayısı 8 bine çıkarılan bölgede 3 farklı üs inşa edildi. (haber.sol.org.tr)


06.01.2017 - Foreign Policy’nin 2017’nin ’10 çatışma alanı’ arasında Türkiye ikinci sırada ABD’nin önde gelen dergilerinden Foreign Policy, Türkiye’yi 2017’de öne çıkan çatışma alanlarından biri olarak gösterdi. Dergide yer alan haberde dünyanın son yıllarda en tehlikeli dönemine girdiği ve savaşın keskinliğinin arttığı yorumu yapılırken, “Türkiye’den Meksika’ya kadar dünyanın en istikrarsız parlama noktaları bu sene daha da öngörülemez bir hal aldı” dendi. Çatışma alanı olarak 10 ülkenin yer aldığı bir liste oluşturan dergi sıralamayı şöyle yaptı: Suriye/Irak, Türkiye, Yemen, Büyük Sahra ve Çad Nehri Havzası, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Güney Sudan, Afganistan, Myanmar, Ukrayna ve Meksika’ya yer verdi. (diken.com.tr)


05.01.2017 - Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak: Suriye ve Irak’ta olacağız İzmir'deki bombalı saldırının ardından yaptığı açıklamada "Bunlar bizim Suriye ve Irak'ta, mikrop yuvası gibi terör üreten yerlerde olmamızı engelleyemeyecektir" dedi. (siyasihaber3.org


11.01.2017 - Bakan Işık: Fırat Kalkanı’na Kamu Çalışanları ve İşçilerde Katılacak! Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, TSK’nın cihatçı ÖSO’ya bağlı gruplarla birlikte Suriye topraklarında sürdürdüğü Fırat Kalkanı harekatına Türkiye’de kamu çalışanları ve işçilerin de katılabileceğini söyledi. 680 sayılı KHK ile, Türk ordusunun gönderilmesine karar verilen ülkelerde kamu çalışanları ve işçilerin geçici olarak görevlendirilebilmesine imkan tanıdığını belirten Işık, operasyonların ardından IŞİD’den alınıp ÖSO kontrolüne verilen bölgeler için “Orada hayatı tekrar canlandıracak, normalleştirecek adımlar atılacağını’ diye konuştu. Işık’ın açıklamaları şöyle: “El-Bab’tan bugün yarın çekiliriz diyemeyiz. Biz orada işgal amaçlı bulunmuyoruz. Suriye’nin istikrar kazanması Türkiye için önemli. Kendi güvenliğimizi sınırlarımız içerisinde sağlamamız imkanı olmadığını artık herkes gördü. 680 sayılı KHK, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların (işçiler dahil), Türk ordusunun gönderilmesine karar verilen ülkelerde geçici olarak görevlendirilebilmesine imkan tanıyor. Kamu çalışanları, normalde yurtdışına uluslararası anlaşmalarla çıkıyor.”


08.01.2017 - ASELSAN’ın savaş sözleşmeleri 2016’da katlandı İşçi ve emekçilerden Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) adına kesilen vergilerle ayakta duran ASELSAN’ın 2016 yılında yaptığı sözleşmelere ilişkin rakamlar basına yansıdı. Buna göre ... ASELSAN’ın imzaladığı sözleşmelerde 2015’ten 2016’ya yüzde 122 oranında artış yaşandı. 2015 yılında 3 milyar 879 milyon lira tutarında sözleşme imzalayan ASELSAN 2016 yılında 8 milyar 619 milyon 425 bin lira tutarında sözleşme imzaladı. 2016 yılında toplamda 37 sözleşme imzalayan ASELSAN, bunların 29’unu yurt içinde başta TSK olmak üzere sermaye devletinin çeşitli savaş aygıtlarıyla gerçekleştirdi. (Kızıl Bayrak)


20.01.2017 - El Bab'da asker kayıpları artıyor Fırat Kalkanı Harekatı’nın 150’nci gününde IŞİD, Suriye’nin El Bab bölgesinde TSK'nin bulunduğu alana bombalı araçla saldırdı. IŞİD’ın saldırısında uzman çavuşlar Saim Topal, Bahattin Bakır, Emre Doruk, Ramazan Taşkın ve Mete Can yaşamını yitirdi. Yaralanan 9 asker de tedavi altına alındı. Bugünkü askerlerle birlikte Fırat Kalkanı’nda hayatını kaybeden askerlerin sayısı 54’e çıktı. (siyasihaber3.org)


22.01.2017 - Hatay’da bulunan Tekel Kampı’na silahlı gruplar yerleştirileceği iddia ediliyor Hatay-Yayladağı’nda boşaltılmaya başlanan Tekel Kampı’ndan Arap mültecilerin yerine Lazkiye kırsalında savaşan silahlı grupların yerleştirileceği iddia edildi. Hatay’ın Yayladağı ilçesinde bulunan Yayladağı Tekel Kampı’nın boşaltılarak, burada bulunan mültecilerin Altınözü ilçesinde bulunan Bohşin Tekel Kampı’na taşınmasına karar verildi. İlk gün 150 kadar mültecinin taşımasının gerçekleştirildiği kampta, Yayladağı esnafının itiraz etmesi ve yaşanan arbedenin ardından ara verildi. Yayladağı sakinleri kampta daha önce yerleştirilen Türkmenlerin zaten Lazkiye kırsalında savaşan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içindeki silahlı grupların aileleri olduğunu kaydediyor. Türkiye’nin Rusya ve İran ile anlaşmasının ardından bölgedeki silahlı grupların Halep’te olduğu gibi tahliye edileceği yönünde anlaşma yapıldığını belirten Yayladağı sakinleri, kampın silahlı gruplara açılmasının kendileri açısından bir felaket anlamına geleceğini aktarıyor. Yayladağı sakinleri, kampın daha önce Suriye ordusundan kaçan ve ÖSO içinde yer alan silahlı grupların barındırıldığı ve Türkiye’nin gündemine oturan Apaydın Kampı’na benzeyeceğini ifade ediyor. (dihaber.net)


Kapitalizm ve Kadın


11.01.2017 - Kadın cinayetleri, şiddet, tecavüz Aralık’ta da hız kesmedi Bianet’in raporuna göre 2016 yılında 328 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Sadece 2016 aralık ayında ise erkekler 19 kadını öldürdü.Bianet’ten Çiçek Tahaoğlu’nun hazırladığı rapora göre aralık ayında erkekler 19 kadını ve yanındaki iki erkeği öldürdü. 3 kadın tecavüze uğradı, 9 kadın cinsel tacize, 30 kız çocuğu cinsel istismar uğradı, 25 kadın ise yaralandı. Biri trans üç kadın cinayetinin failleri belirlenemezken, tecavüze uğrayan ve hastane önüne bırakılan bir kadın hayatını kaybetti. Çocukluğundan beri cinsel istismara maruz kalan bir kadın ise intihar etti. Kadınların yüzde 47’si ayrılmak/boşanmak istedikleri ya da barışmayı reddettikleri için öldürüldü. Cinayetlerin yüzde 26’sı sokak, hastane, otel, işyeri gibi alanlarda gerçekleşti. Öldürülen kadınlardan biri erken yaşta, zorla evlendirilmişti. Kadınların yüzde 16’sı koruma kararlarına rağmen öldürüldü; yüzde 26’sı uzun süredir sistematik şiddet görüyordu. Kadınların yüzde 68’ini sevgilileri veya eski sevgilileri öldürdü. Öldürülen kadınların yaşları 20 ila 86 arasında değişti.(evrensel.net)


08.01.2017 - Yemen’de kadın özgürlüğü için çalışan Ashabi katledildi Yemen’in Taiz kentinde kadın okur yazarlık becerilerini geliştirmek adına çalışma yürüten Aleem el-Asbahi adlı kadın 25 Aralık’ta sokakta yürürken iki motosiklet sürücüsü tarafından öldürüldü. Din adamı Abdullah el-Odaini tarafından Eylül ayında yayınlanan ve kadın aktivistlerin erkeklerle çalışmasını yasaklayan fetvanın ardından, Asbahi ve diğer yardım topluluklarının aktiviteleri, Suudi Arabistan’ın şiddetli hava saldırılarına maruz kalan ülkedeki faaliyeti büyük oranda engellemişti. Ashabi’nin bu çalışmaları sebebiyle öldürülmüş olduğu tahmin ediliyor. Baskılar nedeniyle yardım kuruluşlarındaki işini bırakmak zorunda kalan Satha Nageeb; “Asbahi’nin öldürülmesi aşırılıkçıların kadınların özgürlüğü için çalışan kadınların öldürülerek cezalandırılacağının açık göstergesi” ifadelerini kullandı. Yemen kadın cinayetlerinin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. (siyasihaber3.org)

 

 

Kapitalizm ve Çocuk


02.01.2017 - Eski Ensarcı Kızılay şube başkanına cinsel istismardan 24 yıl hapis Rize'de, 2 çocuğa cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla 7 Ocak 2016'da tutuklanan dönemin İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı ve Kızılay Şube Başkanı Mehmet Nuri Gezmiş, 24 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. (haber.sol.org.tr)


03.01.2017 - Antalya'da 4 hastaneden geri çevrilen Suriyeli çocuk öldü Antalya'da, Suriyeli 30 yaşındaki İzzettin Ahmed'in yüksek ateş şikayetiyle hastaneye götürdüğü oğlu 7 yaşındaki Ali İzzettin Ahmed, iddiaya göre nüfus cüzdanı olmadığı gerekçesiyle 4 hastaneden geri çevrildi. Ali İzzettin Ahmed getirildiği evinde yaşamını yitirdi. Oğlunun, götürdüğü 4 hastanenin de kabul etmediği için öldüğünü söyleyen ve şikayetçi olan İzzettin Ahmed, "Oğlum Ali İzzettin'in yüksek ateşi vardı. Çaresiz bir şekilde hastane hastane dolaştık, ancak nüfus cüzdanımız olmadığı gerekçesiyle hiçbir hastane kabul etmedi. Çaresiz eve döndük. Şimdi geride iki oğlum daha var. Onlar da aynı kaderi yaşarsa biz ne yapacağız. Çocuğumuzu okula gönderemiyoruz. Bunu sorun etmiyoruz da en azından tedavileri yapılsın" dedi. (evrensel.net)

08.01.2017 - Tutuklu Kobani'li çocuklara 'Türkçe konuş' baskısı İsmi daha önce de tutuklulara darp, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle bilinen İzmir Şakran Çocuk Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve yaşları 15 ila 17 arasında değişen M.A, İ.A, A.H, M.H.T, M.B ve N.M isimli çocuklara ters kelepçe ile darp edildiği öne sürüldü. 30 Aralık 2016’da Şakran Çocuk Kapalı Cezaevi’nde bulunan çocuklarla görüşen Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) avukatlarından Yunus Emre Güneş, cezaevlerindeki baskı uygulamalarının sistematik bir hale getirildiğini söyledi. Geçtiğimiz hafta gardiyanlar tarafından 6 tutuklu çocuğun darp edildiğini belirten Güneş, yaşanan olayı şöyle anlattı: “Rutin arama esnasında Kobanê’li 2 çocuk tutsak Türkçe bilmedikleri için kendi aralarında Kürtçe konuşuyor. Kürtçe konuşan çocukları gören gardiyanlar ‘Burası Türkiye Cumhuriyeti devletidir, buranın resmi dili Türkçedir, burada Kürtçe konuşmak yasak’ diyerek çocuklara ırkçı ve cinsiyetçi söylemlerle hakaretlerde bulunmuşlar. Çocukların Kobanê’li olduğu için Türkçe bilmediklerini diğer tutuklu çocukların belirtmesi üzerine gardiyanlar tatmin olmamış ve çocukları tahrik ederek iteleyip durmuşlar.” (siyasihaber3.org)


19.01.2017 - Türkiye’deki Suriyeli çocukların en az yüzde 40’ı okula gidemiyor Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Türkiye’deki okul çağındaki Suriyeli çocukların yüzde 40’ından fazlasının okula gitmediğini açıkladı. UNICEF’in verilerine göre 1.2 milyon çocuk mültecinin bulunduğu Türkiye’de geçen haziran ayından bu yana okula kayıt yaptıranların oranı yüzde 50 artmasına karşın yaklaşık 380 bin çocuk mülteci eğitim fırsatı bulamıyor. UNICEF ayrıca Türkiye’nin de dahil olduğu Suriye ve çevresindeki ülkelerde toplam 2.7 milyon Suriyeli çocuğun okula gitmediğini ve bunun ülkede altı yıldır süren iç savaşın bir sonucu olduğunu belirtti. Açıklamada yaklaşık 300 bin çocuğun Suriye’deki çatışma bölgelerinde sıkışıp kaldığını, 2 milyonunun ise temel insani yardımdan mahrum kaldığı ifade edilirken, bu rakama IŞİD kontrolündeki alanlarda bulunan 700 bin çocuğun dahil olduğu bilgisine de yer verildi. (diken.com.tr)


20.01.2017 - Tarım işçisi çocuklar okula gitmiyor, günde 9 saat çalışıyor! Adana'da Çukurova Kalkınma Ajansı'nın (ÇKA), İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Bernard Van Leer Vakfı işbirliği ile mevsimlik tarım işçileri üzerinde yaptığı araştırma sonucu hazırlanan rapor, çocukların kötü yaşam koşullarını bir kez daha ortaya çıkardı. Karataş İlçesi'ne bağlı Tuzla ve Karagöçer ile Yüreğir İlçesi'ne bağlı Kadıköy bölgelerindeki 3 çadır alanında, Doç. Dr. Pınar Uyan Semerci ve Doç. Dr. Emre Erdoğan yönetimindeki araştırma ekibi, Türkiye'de mevsimlik gezici tarım işçisi alan diğer bölgelere de uygulanabilir bir yöntem oluşturması için rapor hazırladı. Yaklaşık 4 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya katılanların, yaşadıkları sorunlarda bir iyileşmenin olamayacağına dair umutsuzluk içinde olduğu belirtildi. Anketlere katılanların yaş ortalamasının 21 olduğu, 5 yaş ve altındaki nüfusun toplam içerisindeki oranın ise yüzde 14 olduğu vurgulandı. Rapora göre, 6-10 yaş grubu da eklendiğinde çadır alanlarında yaşayan her 3 kişiden biri 10 yaş altında, her hanede yaklaşık 4 çocuk bulunuyor. Bazı hanelerde ise çocuk sayısı 13'e kadar ulaşıyor. Anket yapılan aileler içinde 20-25 yıldır evine hiç dönmeden sacdan ve naylon çadırlarda yaşayan aileler bulunuyor. Günlük ortalama 40 lira yevmiye ile çalışan tarım işçileri, günde 9 saat mesai yapıyor. Rapora göre çadırda yaşayan çocukların yüzde 80'i okul öncesi eğitim alamıyor. Yüzde 29'u çalıştığı için okula gidemiyor. Çadırlardaki her 3 haneden 2'sinde okula devam edemeyen 1 çocuk bulunuyor. Çadırlardaki çocukların yüzde 64'ü herhangi bir eğitim alamıyor, 6-10 yaş arası çocukların yüzde 7'si tarlada çalışıyor. Bu oran 10-14 yaş diliminde erkek çocuklarda yüzde 52'i, kız çocuklarında yüzde ise yüzde 60'a yükseliyor. 15-18 yaş diliminde ise tarlada çalışanların oranı yüzde 91'dir. Tarlada çalışan çocuklar yetişkinlerle bir tutularak aynı performansı göstermesi bekleniyor. Kadınların ilk çocuklarını ortalama 21 yaşında doğurduğu, yaklaşık yüzde 8'lik bir kesimin ise ilk doğumunu 15 yaşından daha küçükken yaptığı saptandı. Görüşülen ailelerin yüzde 29'unun kaybetmiş olduğu bir çocuğu bulunuyor. Hayatını kaybeden çocukların üçte ikisi bir yaşından küçük. Mevsimlik tarım işçileri banyo ve tuvalet ihtiyaçlarını da çadırlarının yanına kurdukları derme çatma alanlarda görmeye çalışıyor. İşçilerin yüzde 87'sinin yeşil kartı bulunuyor. Tarım işçileri içme suyunu ise çadır alanına getirilen tankerden karşılıyor. (siyasihaber3.org)


21.01.2017 -  Hapishanelerde çocuklar için bir çorba bile yapılamıyor Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneğinden Avukat Ezgi Duma’n anlatımları ve kadınların cezaevlerindeki kötü koşulları anlatmak için yazdığı mektuplara göre cezaevlerinde çocuklar için bir çorba bile yapılamıyor. Mahkum kadınlar, hapishanelerdeki hijyen sıkıntısından dolayı çocuklarını sürekli kucaklarında taşıyorlar. Gebze’de annesiyle cezaevinde kalan 3 yaşındaki böbrek hastası çocuk koğuş ortamında sık sık hastalanıyor. Bazı hapishanelerde çocuklar annesinden alınarak tek başına hastaneye götürülüyor. Çocuklar babalarıyla hapishanede kapalı görüş yapmak zorunda bırakılıyor. Bazı hapishanelerde güvenlik bahanesiyle çocuklara tek bir oyuncak bile verilmiyor. Çocukların ayrı yatak hakkı yok, dar bir yatakta anneleriyle beraber yatıyorlar. Annesi gözlerinin önünde çırılçıplak soyularak aranan kız çocuğu da yaşananlardan etkilenip kıyafetlerini çıkarmaya başlıyor.


Kapitalizm ve Eğitim


14.01.2017 -  Dindar nesil” projesi işlemeye devam ediyor Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni müfredatta Darwin’in evrim teorisinin ders kitaplarından çıkarıldığı söyleniyor. Yeni düzenlemeye göre lise son sınıf biyoloji dersinin müfredatında yer alan “Hayatın başlangıcı ve evrim” ünitesi tamamen eğitim programından çıkarıldı. Evrim konusu bir önceki müfredata göre 12. sınıfta 6 saat süreyle işleniyordu. Bu kapsamda Lamarck ve Darwin’in çalışmalarının araştırması, evrime ilişkin görüşlerin irdelenmesi ve öğrencinin evrime ilişkin görüşlerini özetlemesi isteniyordu. Evrim ünitesi “Canlılar ve çevre” başlıklı bir ünite ile değiştirildi. Eğitimin bilimsel içeriğini tamamen boşaltmak için kolları sıvamış bulunan bakanlık, evrim teorisini ders kitaplarından çıkartırken 15 Temmuz darbe girişimine genişçe yer vermiş bulunuyor. Yeni müfredata göre okullarda 1. sınıftan itibaren 15 Temmuz "Demokrasi ve Milli Birlik Günü” olarak çocuklara anlatılacak. Ayrıca 6. sınıftan itibaren Sosyal Bilgiler dersinde, “toplumsal hayatta demokrasinin önemi” başlıklı konu da 15 Temmuz üzerinden işlenecek.Yeni müfredatın gerici içeriğini oluşturan bir diğer başlık ise, öğrencileri dini bayramlara yönlendiriyor olması oluşturuyor. Eski eğitim programında birinci sınıfta dini bayramlar sadece tanıtılırken, yeni taslak ile çocukların dini gün ve bayramlara katılmaya istekli olmasını sağlamak amaçlanıyor. Derslerde dini günlerde yapılan hazırlıklar, bayramlaşma gibi konuların işleneceği belirtiliyor. (Kızıl Bayrak)